İçindekiler
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçu, gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü bir kişinin muhafaza ya da nakli ile görevli olan kişinin görevinin gereklerine aykırı davranmasıyla oluşan suçtur ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 295’inci maddesinde düzenlenmiştir. Muhafız, gözetimindeki kişinin bulunduğu yerden geçici bir süreyle uzaklaşmasına izin verirse TCK m.295/2 uyarınca 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilir. Görevin gereklerine aykırı diğer davranışlarda TCK m.295/1 yollamasıyla görevi kötüye kullanma hükümleri uygulanır ve ceza 6 aydan 2 yıla (ihmal veya gecikmede 3 aydan 1 yıla) kadar hapistir. Kişi bu fırsattan yararlanıp kaçarsa TCK m.295/3 uyarınca kaçmaya kasten imkân sağlama hükümleri uygulanır; bu durumda ceza tutuklu için 1 yıldan 3 yıla, hükümlü için 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir ve muhafız tarafından işlendiği için üçte bir artırılır.
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alır ve yalnızca gözaltı, tutukluluk veya hükümlülük ilişkisinde muhafaza ya da nakil görevi bulunan kişiler tarafından işlenebilen bir özgü suçtur. Uygulamada polis memurlarını, jandarma personelini ve infaz koruma memurlarını ilgilendirir; en sık hastane nöbeti, adliye ve cezaevi nakilleri ile nezarethanedeki gözetim sırasında gündeme gelir. Suç şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma, önödeme ve seri muhakeme kapsamında değildir. TCK m.295/1 ve 295/2 için dava zamanaşımı 8 yıldır, görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir ve basit yargılama, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile erteleme uygulanabilir.
Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr
Yargıtay Kararları Işığında Muhafızın Görevini Kötüye Kullanması Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2014/986 E., 2016/2985 K. sayılı ve 23.03.2016 tarihli kararı, Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/13515 E., 2022/729 K. sayılı ve 17.01.2022 tarihli kararı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/12276 E., 2019/7741 K. sayılı ve 29.05.2019 tarihli kararı esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse TCK m.295/2’deki suçun oluşması için:
- Failin, gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü bir kişinin muhafazası ya da nakli ile görevlendirilmiş olması,
- Kişinin usulüne uygun bir gözaltı, tutuklama veya kesinleşmiş mahkûmiyet nedeniyle failin gözetiminde bulunması,
- Failin bu kişinin bulunması gereken yerden, yani nezarethane, cezaevi, nakil aracı, hastane odası veya adliye koridoru gibi gözetim alanından geçici bir süreyle uzaklaşmasına izin vermesi,
- Kişinin gerçekten kolluğun veya infaz görevlisinin etkin denetimi dışına çıkmış olması; aynı bina içinde gözetim altında başka bir odaya alınmanın yeterli olmaması,
- İznin görevin gereklerine aykırı, yani mevzuatta veya yetkili makam kararında dayanağı olmayan bir izin olması,
- Failin bilerek ve isteyerek hareket etmesi
gerekmektedir. Kişinin kaçması bu suçun şartı değildir; uzaklaşmaya izin verilmesiyle suç tamamlanır. Kişi bu fırsattan yararlanıp kaçarsa TCK m.295/3 uyarınca daha ağır olan kaçmaya imkân sağlama hükümleri uygulanır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/13515 E., 2022/729 K. sayılı kararında, şüphelileri nezarethaneden karakolun üst katına çıkarıp çay ve sigara içmelerine izin veren polis memuru hakkında, şüphelilerin kolluğun etkin olduğu alanda kaldığı ve bulundukları yerden uzaklaşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.
A- TCK 295 Madde Metninin İncelenmesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 295’inci maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:
Muhafızın görevini kötüye kullanması
Madde 295- (1) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün muhafaza veya nakli ile görevli kişilerin, görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmeleri halinde, görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
(2) Muhafaza veya nakli ile görevli olan kimse, görevinin gereklerine aykırı olarak gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün bulunduğu yerden geçici bir süreyle uzaklaşmasına izin verirse; altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlünün bu fırsattan yararlanarak kaçması halinde, kaçmaya kasten imkan sağlama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
TCK m.295 üç fıkradan oluşur. Birinci fıkra muhafızın görevin gereklerine aykırı bütün davranışlarını genel görevi kötüye kullanma suçuna (TCK m.257) bağlar. İkinci fıkra, en tipik ihlal olan “geçici uzaklaşmaya izin verme” fiilini bağımsız bir suç olarak tanımlar. Üçüncü fıkra ise bu izin sırasında kişinin kaçması hâlinde cezayı kaçmaya imkân sağlama suçuna (TCK m.294) taşır. Madde 01.06.2005’te yürürlüğe girdiğinden bu yana değişmemiştir.
Madde gerekçesine göre suçun faili, gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü kişinin muhafazası ya da nakli konusunda görevli olan kimsedir. Kişinin bulunması gereken yer ceza infaz kurumu, tutukevi, hastane veya karakol olabilir. Gerekçe, suçun tamamlanması için kişinin kaçmasının gerekmediğini; kaçış gerçekleşirse cezanın ağırlaşacağını açıkça belirtir. Adalet Komisyonu raporunda da birinci fıkra bakımından, muhafızın davranışı ayrı bir suç oluşturmuyorsa görevi kötüye kullanma hükümlerinin uygulanacağı ve bu suçun diğer şartlarının da somut olayda aranacağı ifade edilmiştir.
Bu suç, isim benzerliği nedeniyle TCK m.289’daki “muhafaza görevini kötüye kullanma” suçuyla sık karıştırılır. TCK m.289, haciz veya el koyma altındaki bir malın yeddiemin olarak muhafazasıyla ilgilidir; TCK m.295 ise bir insanın, yani gözaltındaki, tutuklu veya hükümlü kişinin muhafazasıyla ilgilidir (aşağıda F-4 başlığına bakınız).
B- Muhafızın Görevini Kötüye Kullanması Suçunun Unsurları
1- Korunan Hukuki Değer
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçuyla korunan hukuki değer adliyenin, yani ceza adaletinin işleyişidir. Gözaltı ve tutuklama yargılamanın güvenliğini, hükümlülük ise mahkûmiyet kararının infazını sağlar. Muhafızın gözetimindeki kişiye keyfi izin vermesi bu tedbirlerin amacını ortadan kaldırır ve kaçış tehlikesi yaratır. Kamu görevinin dürüst ve kanuna uygun yürütülmesi de suçun ikinci koruma alanıdır.
2- Fail: Muhafaza veya Nakil ile Görevli Kişi (Özgü Suç)
Muhafızın görevini kötüye kullanması bir özgü suçtur; yalnızca gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü kişinin muhafazası ya da nakli ile görevlendirilmiş kişi fail olabilir. Uygulamada bu kişiler şunlardır:
- Nezarethanede şüpheliye nezaret eden veya şüpheliyi adliyeye götüren polis memuru,
- Tutuklu ve hükümlüleri hastaneye, duruşmaya veya başka bir cezaevine götüren jandarma personeli,
- Ceza infaz kurumunda veya nakil sırasında görev yapan infaz koruma memuru,
- Hastanede yatan tutuklu veya hükümlünün başında nöbet tutan kolluk görevlisi.
Belirleyici olan unvan değil, somut olayda muhafaza veya nakil görevinin bulunmasıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/17090 E., 2020/18351 K. sayılı ve 11.11.2020 tarihli kararında, cezaevinde iş atölyelerindeki eşyalardan sorumlu olan ve 18 hükümlünün tünel kazarak kaçmasında kullanılan aletlerin takibini yapmayan infaz koruma memurunun eyleminin, muhafız sıfatıyla işlenen bir suç değil, TCK m.257/1’deki görevi kötüye kullanma suçu olduğuna hükmetmiştir.
Görevlendirilmeyen bir kamu görevlisi veya bir yakın bu suçun faili olamaz. Bu kişiler kaçışı sağlarsa kaçmaya imkân sağlama suçundan (TCK 294) sorumlu olur. Muhafızla birlikte hareket eden kişilerin sorumluluğu ise şeriklik kurallarına göre belirlenir; özgü suçlarda sıfatı taşımayan kişi azmettiren veya yardım eden olabilir, müşterek fail olamaz.
3- Gözetim Altındaki Kişi: Gözaltına Alınan, Tutuklu veya Hükümlü
TCK m.295 üç gruptaki kişileri kapsar:
- Gözaltına alınan: CMK m.91 uyarınca Cumhuriyet savcısının talimatıyla gözaltına alınan şüpheli. İfadesi alınmak üzere adliyeye getirilen ve yakalama emri bulunan kişiler de bu kapsamda değerlendirilebilir.
- Tutuklu: Hakkında hâkim veya mahkemece tutuklama kararı verilmiş şüpheli veya sanık.
- Hükümlü: Kesinleşmiş hapis cezasının infazı için yakalanan veya ceza infaz kurumunda bulunan kişi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/739 E., 2020/307 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, kesinleşen cezanın infazı amacıyla yakalanan kişi yakalama anından itibaren hükümlü sıfatını kazanır.
Kişinin gözetim altında bulunması usulüne uygun bir karara dayanmalıdır. Hakkında gözaltı talimatı veya tutuklama kararı bulunmayan, yalnızca bilgisine başvurulmak üzere çağrılan kişi bu suçun konusu olamaz.
4- Hareket: Görevin Gereklerine Aykırı Davranmak (TCK 295/1)
TCK m.295/1, muhafızın görevin gereklerine aykırı her türlü davranışını kapsar ve bu davranışlar için görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin TCK m.257 hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Örneğin tutukluya yasak olduğu hâlde cep telefonu kullandırmak, yakınlarıyla izinsiz görüştürmek, hastane nöbetinde görev yerini terk etmek veya nöbet sırasında uyumak bu kapsamda değerlendirilir.
Fıkranın yaptığı yollama, TCK m.257’nin bütün şartlarını da beraberinde getirir. TCK m.257’ye göre suçun oluşması için görevin gereklerine aykırı davranışın; kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına veya kişilere haksız bir menfaat sağlanmasına neden olması gerekir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/11251 E., 2014/1730 K. sayılı ve 17.02.2014 tarihli kararında, TCK m.295/1 delaletiyle TCK m.257/1 uyarınca yargılanan sanık hakkında mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat gerçekleşmediğinden suçun unsurlarının oluşmadığını, ilk derece mahkemesinin “haksızlık içeriğinin azlığı” gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı yerine beraat kararı vermesi gerektiğini belirterek hükmü düzelterek onamıştır.
Görevin gereklerine aykırılık icrai bir davranışla (TCK m.257/1) veya ihmal ve gecikme yoluyla (TCK m.257/2) gerçekleşebilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2024/1660 E., 2024/2399 K. sayılı ve 29.02.2024 tarihli kararına konu dosyada, yakalama emriyle adliyeye getirilen kişiye nezaret ederken bu kişinin adliyeden kaçmasına engel olamayan polis memurları hakkında TCK m.295/1 delaletiyle TCK m.257/2 uyarınca dava açılmıştır.
5- Geçici Uzaklaşmaya İzin Vermek (TCK 295/2)
TCK m.295/2’nin hareketi, gözetim altındaki kişinin bulunduğu yerden geçici bir süreyle uzaklaşmasına izin vermektir. Muhafız kişiyi kendi gözetiminden çıkarır; ancak kişinin geri döneceği beklenmektedir. Kişinin evine, ailesinin yanına, bir kahvehaneye, alışverişe veya bir yakınının düğününe gitmesine izin vermek tipik örneklerdir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2014/986 E., 2016/2985 K. sayılı ve 23.03.2016 tarihli kararında, kapalı ceza infaz kurumundan açık ceza infaz kurumuna nakletmek üzere teslim aldığı hükümlünün hafta sonunu ailesiyle geçirmesine izin verip üç gün sonra kuruma teslim eden infaz koruma memurunun eyleminin TCK m.295/2’deki suçu oluşturduğunu kabul etmiştir. Daire, TCK m.257’nin genel, tali ve tamamlayıcı bir hüküm olduğunu, bu nedenle ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulamayacağını belirterek kararı bozmuştur.
“Bulunduğu yerden uzaklaşma” kavramı Yargıtay tarafından dar yorumlanmaktadır. Kişi aynı bina içinde, kolluğun veya infaz personelinin etkin denetimi altında başka bir bölüme götürülmüşse uzaklaşma yoktur:
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/13515 E., 2022/729 K. sayılı ve 17.01.2022 tarihli kararında, ilaç ihtiyacı olan şüpheli ile diğer şüphelileri nezarethaneden karakolun üst katına çıkarıp çay ve sigara içmelerine izin veren polis memuru hakkında, şüphelilere serbest iradeleriyle hareket edebilecekleri bir ortam yaratılmadığı ve kolluğun etkin olduğu alanda kaldıkları gerekçesiyle kanun yararına bozma yoluyla beraat kararı verilmiştir.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/741 E., 2024/7130 K. sayılı ve 25.09.2024 tarihli kararında, aynı olayda hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen diğer polis memuru yönünden de suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle hükmolunan ceza kanun yararına bozma yoluyla kaldırılmıştır.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/12276 E., 2019/7741 K. sayılı ve 29.05.2019 tarihli kararında, çöp dökme gerekçesiyle koğuştan çıkan hükümlünün cezaevinden ayrılmaksızın infaz koruma memurunun ihmali sonucu ilaçların bulunduğu odaya girmesinin TCK m.295/2’deki suçu oluşturmayacağı, eylemin disiplin suçu kapsamında kalacağı belirtilmiştir.
Bu kararlardan çıkan ölçüt şudur: Kişi muhafazanın yapıldığı alan içinde kalıyorsa ve görevli onu her an kontrol edebiliyorsa TCK m.295/2 uygulanmaz; ihlal disiplin hukukunun veya şartları varsa TCK m.295/1’in konusu olur.
İznin “görevin gereklerine aykırı” olması da şarttır. Hükümlünün mevzuata uygun olarak verilen izin, sevk veya hastane muayenesi için kurum dışına çıkarılması suç değildir. Suç, muhafızın kendi başına ve dayanağı olmayan bir izin vermesiyle oluşur.
6- Kaçış: Bu Fırsattan Yararlanarak Kaçma (TCK 295/3)
Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü kişi muhafızın verdiği geçici izinden yararlanarak kaçarsa TCK m.295/3 uyarınca kaçmaya kasten imkân sağlama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Bu durumda muhafız artık TCK m.295/2’den değil, TCK m.294’ten cezalandırılır. Fail muhafaza veya nakil görevlisi olduğundan TCK m.294/5’teki üçte bir oranındaki artırım da gündeme gelir.
Kaçan kişinin kendi sorumluluğu ayrıca değerlendirilir. Tutuklu veya hükümlünün gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçması hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunu (TCK 292) oluşturur. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/16263 E., 2013/14801 K. sayılı ve 03.12.2013 tarihli kararında belirtildiği üzere, yalnızca gözaltında olan kişinin kaçması ise ne TCK m.292’yi ne de TCK m.294’ü oluşturur; bu durumda yalnızca muhafızın sorumluluğu tartışılır.
7- Manevi Unsur: Kast
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçunun TCK m.295/1 ve 295/2’deki hâlleri yalnızca kasten işlenebilir. Muhafız, gözetimindeki kişinin bulunduğu yerden uzaklaştığını bilmeli ve buna bilerek izin vermelidir. Dikkatsizlik sonucu kişinin kendiliğinden uzaklaşması TCK m.295/2’yi oluşturmaz; kişi bu sırada kaçarsa muhafızın sorumluluğu taksirli kaçmaya imkân sağlama hükmü olan TCK m.294/8 çerçevesinde değerlendirilir. TCK m.295/3’te ise kanun açıkça “kasten” imkân sağlamaya yollama yapar; bu nedenle kaçış hâlinde muhafızın kastının kapsamı, yani kaçışı isteyip istemediği belirleyici hâle gelir (aşağıda C başlığına bakınız).
C- Kaçış Hâlinde Kasten ve Taksirle Kaçmaya İmkân Sağlama Sınırı (TCK 295/3 ve 294/8)
Muhafızın gözetimindeki kişi kaçtığında üç farklı sonuç doğabilir:
| Muhafızın davranışı | Uygulanacak hüküm | Ceza |
|---|---|---|
| Kaçmayı isteyerek imkân sağlamak | TCK m.294/1-2 ve 294/5 | Tutuklu için 1-3 yıl, hükümlü için 2-5 yıl; üçte bir artırımlı |
| Geçici uzaklaşmaya izin vermek, kişinin bu fırsatla kaçması | TCK m.295/3 yollamasıyla TCK m.294 | Kasten kaçmaya imkân sağlama cezası |
| Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık, kişinin bundan yararlanıp kaçması | TCK m.294/8 | 6 aydan 3 yıla kadar hapis |
| Öngörülen ama istenmeyen kaçış | TCK m.294/8 ve 22/3 (bilinçli taksir) | 6 ay – 3 yıl, üçte birden yarıya kadar artırılır |
Bu ayrımda en önemli karar Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/739 E., 2020/307 K. sayılı ve 18.06.2020 tarihli kararıdır. Olayda, kapalı cezaevinden açık cezaevine nakli için görevlendirilen infaz koruma memuru hükümlüyü Diyarbakır’da babasının evine bırakmış, bir süre sonra döndüğünde hükümlünün kaçtığını görmüş ve durumu derhâl cezaevi müdürlüğüne bildirmiştir. İlk derece mahkemesi memuru TCK m.294/2-5 uyarınca kasten kaçmaya imkân sağlamaktan 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına mahkûm etmiş, Özel Daire bu kararı onamıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise memurun hükümlünün kaçmasını istediğinin kesin olarak belirlenemediğini, kaçışı hemen bildirdiğini ve “şüpheden sanık yararlanır” ilkesini gözeterek eylemin TCK m.294/8 ve 22/3 kapsamında bilinçli taksirle kaçmaya imkân sağlama suçunu oluşturduğuna oy çokluğuyla hükmetmiştir. Kararda sekiz üye, hükümlüyü bizzat serbest bırakan memurun doğrudan kastla hareket ettiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/739 E., 2020/307 K. sayılı kararında TCK m.295/2 ve 295/3 tartışılmamıştır. Oysa olay, “nakil görevlisinin hükümlünün geçici süreyle uzaklaşmasına izin vermesi ve hükümlünün bu fırsattan yararlanarak kaçması” şeklindeki TCK m.295/3 tipine de benzemektedir. Bu nedenle uygulamada benzer bir olayla karşılaşan muhafız yönünden iddianamedeki nitelendirme, muhafızın kaçışı isteyip istemediği ve kaçışı ne kadar sürede bildirdiği savunmada ayrıntılı olarak tartışılmalıdır. Kaçış istenmemiş ve muhafız kaçışı derhâl bildirmişse, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/739 E., 2020/307 K. sayılı kararında benimsenen taksir çözümü sanık lehine güçlü bir dayanak oluşturur.
Taksir hükmünün sınırları da önemlidir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/1282 E., 2016/3477 K. sayılı ve 31.05.2016 tarihli kararında TCK m.294/8’in muhafaza veya nakil görevlilerinin taksirli eylemlerine ilişkin bir düzenleme olduğu belirtilmiş; başındaki polis memurunun tuvalete gitmesini fırsat bilen gözaltındaki kişinin bir arkadaşını arayıp kendisini hastaneden almasını istemesinin ise TCK m.294/1’deki suça azmettirme olduğu kabul edilmiştir.
D- Muhafızın Görevini Kötüye Kullanması Suçunun Cezası
| Hâl | Madde | Ceza |
|---|---|---|
| Görevin gereklerine aykırı icrai davranış | 295/1 ve 257/1 | 6 aydan 2 yıla kadar hapis |
| Görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme | 295/1 ve 257/2 | 3 aydan 1 yıla kadar hapis |
| Geçici uzaklaşmaya izin verme | 295/2 | 6 aydan 2 yıla kadar hapis |
| İzin sırasında gözaltındaki veya tutuklunun kaçması | 295/3, 294/1 ve 294/5 | 1-3 yıl hapis, üçte bir artırımla 1 yıl 4 ay – 4 yıl |
| İzin sırasında hükümlünün kaçması | 295/3, 294/2 ve 294/5 | 2-5 yıl hapis (müebbette 5-8, ağırlaştırılmış müebbette 8-12 yıl), üçte bir artırımlı |
| Dikkatsizlik sonucu kaçış | 294/8 | 6 aydan 3 yıla kadar hapis |
| Önödeme, uzlaştırma, seri muhakeme | TCK m.75, CMK m.250, 253 | Uygulanmaz |
| Basit yargılama | CMK m.251 | 295/1 ve 295/2’de uygulanabilir, sonuç cezadan 1/4 indirim |
TCK m.295/1 ve 295/2’de yalnızca hapis cezası öngörülmüştür. Hükmedilen ceza 1 yılı aşmadığında TCK m.50/1-a uyarınca kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar uygulanabilir ve ceza adli para cezasına çevrilebilir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/878 E., 2015/1782 K. sayılı ve 10.06.2015 tarihli kararı, TCK m.295/2, 62, 50 ve 52 uyarınca adli para cezasına çevrilen mahkûmiyeti onamıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/13515 E., 2022/729 K. sayılı kararına konu ilk derece hükmünde de TCK m.295/2, 62, 50/1-a ve 52/2 uyarınca 3.000 TL adli para cezasına hükmedilmiştir.
Görevi kötüye kullanma suçunun cezası 19.12.2010’da yürürlüğe giren 6086 sayılı Kanun ile indirilmiş ve “kazanç” ifadesi “menfaat” olarak değiştirilmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/4312 E., 2015/2868 K. sayılı ve 07.10.2015 tarihli kararında, TCK m.295/1 delaletiyle TCK m.257/1’den kurulan hükmün bu değişiklik karşısında TCK m.7/2’deki lehe kanun ilkesine göre yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. 2010 öncesi olaylarda bu karşılaştırma mutlaka yapılmalıdır.
Ceza Hesaplaması Örnekleri
Aşağıdaki örnekler genel fikir vermek amacıyla hazırlanmıştır; somut olayda mahkemenin cezanın belirlenmesi kurallarına göre yapacağı değerlendirme farklı sonuç doğurabilir.
- Geçici uzaklaşmaya izin (TCK 295/2): Temel ceza 6 ay belirlenir ve TCK m.62 uyarınca 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 5 aydır. Ceza günlüğü 20 TL’den adli para cezasına çevrilirse 150 gün karşılığı 3.000 TL olur.
- İhmal yoluyla görevi kötüye kullanma (TCK 295/1 ve 257/2): Temel ceza 3 ay belirlenip TCK m.62 ile 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 2 ay 15 gündür.
- Hükümlünün kaçması (TCK 295/3, 294/2 ve 294/5): Temel ceza 2 yıl belirlenip TCK m.294/5 ile üçte bir artırılırsa 2 yıl 8 ay olur; TCK m.62 ile 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 2 yıl 2 ay 20 gündür.
- Bilinçli taksirle kaçış (TCK 294/8 ve 22/3): Temel ceza 6 ay belirlenip TCK m.22/3 ile üçte bir artırılırsa 8 ay olur; TCK m.62 ile 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 6 ay 20 gündür.
- Basit yargılama: TCK m.295/2’den verilen 5 aylık ceza basit yargılama usulüyle verilirse CMK m.251/3 uyarınca dörtte bir indirilir ve sonuç ceza 3 ay 22 gün olur.
E- Hak Yoksunluğu ve Memuriyete Etkisi
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçu, kamu görevinin sağladığı yetki kötüye kullanılarak işlenen bir suçtur. Bu nedenle mahkûmiyet hâlinde belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma bakımından TCK m.53/1’deki genel sonuçların yanında TCK m.53/5 uyarınca, hükmolunan cezanın infazından sonra cezanın yarısından bir katına kadar sürede bu görevin yasaklanmasına da karar verilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2014/986 E., 2016/2985 K. sayılı kararında, TCK m.53/1-a’daki hak ve yetkiyi kötüye kullanarak suç işleyen sanık hakkında TCK m.53/5’in uygulanmamasını ayrı bir bozma nedeni yapmıştır.
Memuriyet bakımından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesi, kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmayı memuriyete engel sayar. TCK m.295/1 ve 295/2’den verilen ceza 1 yıl veya daha fazla olursa bu sonuç gündeme gelebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ise mahkûmiyet niteliği taşımadığından bu sonucu doğurmaz. Ceza yargılamasından bağımsız olarak kurum tarafından disiplin soruşturması da yürütülür; ceza davasında verilen beraat kararı disiplin sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
F- Muhafızın Görevini Kötüye Kullanması ile Benzer Suçlar Arasındaki Farklar
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçu; görevi kötüye kullanma, kaçmaya imkân sağlama, rüşvet ve muhafaza görevini kötüye kullanma suçlarıyla sık karıştırılır. Temel farklar şöyledir:
| Suç | Fail | Fiil | Ceza |
|---|---|---|---|
| Muhafızın görevini kötüye kullanması (TCK m.295) | Muhafaza veya nakil görevlisi | Görevin gereklerine aykırılık, geçici uzaklaşmaya izin | 6 ay – 2 yıl hapis (295/2) |
| Görevi kötüye kullanma (TCK m.257) | Her kamu görevlisi | Görevin gereklerine aykırılıkla mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat | 6 ay – 2 yıl; ihmalde 3 ay – 1 yıl |
| Kaçmaya imkân sağlama (TCK m.294) | Herkes; muhafızda üçte bir artırım | Gözaltındaki, tutuklu veya hükümlünün kaçmasını sağlamak | 1-3 yıl (tutuklu), 2-5 yıl (hükümlü) |
| Rüşvet (TCK m.252) | Kamu görevlisi ve rüşvet veren | Görevle ilgili işi yapmak veya yapmamak için yarar sağlamak | 4-12 yıl hapis |
| Muhafaza görevini kötüye kullanma (TCK m.289) | Yediemin | Haciz veya el koyma altındaki malı kullanmak, satmak, bozmak | 3 ay – 2 yıl hapis ve 3.000 güne kadar adli para |
1- TCK 295 ile Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257)
TCK m.257, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmayan hâllerde uygulanan genel ve tali bir hükümdür. Gözetim altındaki kişinin geçici uzaklaşmasına izin verilmesi TCK m.295/2’de özel olarak tanımlandığından bu eylemde TCK m.257 uygulanmaz. Muhafızın diğer görev ihlallerinde ise TCK m.295/1, TCK m.257’yi bütün şartlarıyla birlikte uygular. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/17090 E., 2020/18351 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, muhafaza veya nakil görevi olmayan cezaevi personelinin ihmali doğrudan TCK m.257 kapsamında kalır.
2- TCK 295 ile Kaçmaya İmkân Sağlama (TCK 294)
TCK m.295/2’de kişi kaçmaz, yalnızca geçici olarak uzaklaşır ve geri döner. Kaçış gerçekleşirse TCK m.295/3 ve TCK m.294 devreye girer. Muhafızın kaçışı baştan planlaması, kişiye yol göstermesi, kelepçesini çözmesi veya kapıyı açık bırakması ise doğrudan TCK m.294 ve 294/5 kapsamında kasten kaçmaya imkân sağlamadır. Muhafızın yalnızca dikkatsiz davranması ve kişinin bundan yararlanarak kaçması TCK m.294/8’in konusudur.
3- TCK 295 ile Rüşvet (TCK 252)
Muhafız, gözetimindeki kişiye izin, telefon veya başka bir ayrıcalık tanımak için para ya da başka bir yarar alırsa eylem rüşvet suçunu oluşturur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/265 E., 2025/6734 K. sayılı ve 28.05.2025 tarihli kararına konu olayda, tapu müdürlüğünde çalıştırılan açık ceza infaz kurumu hükümlülerine nezaret eden infaz koruma memurunun, para karşılığında hükümlülerin cep telefonu kullanmasına ve çalışma saatlerinde kurum dışına çıkmasına göz yumduğu anlaşılmıştır. Daire, eylemin zincirleme rüşvet alma suçunu oluşturduğunu, rüşvetin konusunu oluşturan muhafızın görevini kötüye kullanması ve kamu görevlisinin suçu bildirmemesi (TCK 279) suçları yönünden de ayrıca değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. Bu durumda suçların birlikte uygulanması suçların içtimaı kurallarına göre belirlenir.
4- TCK 295 ile Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma (TCK 289)
İki suçun adı birbirine çok benzese de konuları tamamen farklıdır. TCK m.289, haczedilen veya el konulan bir malın yediemin sıfatıyla muhafazasına ilişkindir ve fail malı teslim alan kişidir. TCK m.295 ise bir insanın, yani gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü kişinin muhafazasıyla ilgilidir ve fail kolluk veya infaz görevlisidir.
5- TCK 295 ile İnfaz Kurumuna Yasak Eşya Sokma (TCK 297)
Muhafız gözetimindeki tutukluya cezaevine veya nezarethaneye yasak bir eşya, örneğin cep telefonu, uyuşturucu veya silah verirse infaz kurumuna yasak eşya sokma suçu (TCK 297) gündeme gelir. Bu suç hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişi tarafından işlenirse TCK m.297/3 uyarınca ceza bir kat artırılır. Yalnızca eşyanın kullanılmasına göz yumulması ise TCK m.295/1 çerçevesinde değerlendirilir.
G- Suçun Özel Görünüş Biçimleri
1- Teşebbüs
TCK m.295/2’deki suç, uzaklaşmaya izin verilmesi ve kişinin gözetim alanından çıkmasıyla tamamlanır. Muhafızın izin vermesine rağmen kişinin gözetim alanından henüz çıkmadan durdurulması hâlinde suça teşebbüs tartışılabilir. TCK m.295/3’te kaçış teşebbüs aşamasında kalırsa TCK m.294’e ilişkin teşebbüs hükümleri uygulanır.
2- İştirak ve Amirin Emri
Birden fazla muhafız birlikte izin vermişse her biri fail olur. Muhafızı izin vermeye ikna eden tutuklu veya hükümlünün yakını ise özgü suçun faili olamaz; azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.
Muhafızın izni bir amirin talimatına dayanıyorsa hukuka uygunluk nedenlerinden “yetkili merciin emrini yerine getirme” (TCK m.24) değerlendirilir. TCK m.24/3 uyarınca konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez; yerine getirilirse emri veren ile yerine getiren birlikte sorumlu olur. Bu nedenle “komutanım izin verdi” savunması muhafızı tek başına kurtarmaz; ancak emrin hukuka aykırılığını bilmediği ve emri denetleme imkânı bulunmadığı ölçüde kastın varlığı ayrıca tartışılır.
3- İçtima
Aynı nakil veya nöbet sırasında birden fazla kişinin uzaklaşmasına izin verilmesi, tek görev sırasında ve tek bir izinle gerçekleştiğinde tek suç olarak değerlendirilebilir; bu durumda kişi sayısı temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınır. Farklı tarihlerde tekrarlanan izinler ise TCK m.43’teki zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirilebilir.
H- Soruşturma ve Yargılama Usulü
1- Soruşturma İzni Gerekir mi?
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçu görev sırasında işlenen bir suç olsa da, soruşturma için 4483 sayılı Kanun uyarınca izin alınması gerekmez. CMK m.161/5 uyarınca kanun tarafından verilen adliye ile ilgili görevlerde kötüye kullanma veya ihmali görülen kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet başsavcılığı doğrudan soruşturma yapar.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2024/1660 E., 2024/2399 K. sayılı ve 29.02.2024 tarihli kararında, yakalama emri gereğince adliyeye getirilen kişiye nezaret eden polis memurlarının görevinin “adliye ile ilgili görev” olduğunu, bu nedenle 4483 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinin son fıkrası ve CMK m.161/5 uyarınca soruşturma izni aranmayacağını belirtmiş; izin yokluğu gerekçesiyle verilen durma kararını kanun yararına bozmuştur.
2- Şikâyet, Uzlaştırma, Önödeme ve Seri Muhakeme
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçu re’sen soruşturulur; şikâyete bağlı değildir. Suç CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamında değildir. TCK m.75/1’deki önödeme şartı olan 6 aylık üst sınır aşıldığından önödeme de uygulanmaz. Suç CMK m.250’deki seri muhakeme listesinde yer almaz.
3- Görevli Mahkeme ve İddianameye Bağlılık
TCK m.295/1 ve 295/2 kapsamındaki davalara asliye ceza mahkemesi bakar. TCK m.295/3 yollamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bir hükümlünün kaçması nedeniyle TCK m.294/2-b uygulanacaksa dava ağır ceza mahkemesinde görülür.
Mahkeme, iddianamede gösterilen fıkradan farklı bir fıkra uygulayacaksa sanığa ek savunma hakkı tanımalıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/12276 E., 2019/7741 K. sayılı kararında, TCK m.295/1 yollamasıyla TCK m.257/1 uyarınca açılan davada sanığa ek savunma hakkı verilmeden TCK m.295/2 uyarınca hüküm kurulması ayrı bir bozma nedeni sayılmıştır.
4- Dava Zamanaşımı
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçunda dava zamanaşımı uygulanacak fıkraya göre değişir:
| Hâl | Olağan zamanaşımı | Kesintiyle en fazla |
|---|---|---|
| TCK 295/1 (257/1 veya 257/2) | 8 yıl | 12 yıl |
| TCK 295/2 | 8 yıl | 12 yıl |
| TCK 295/3, gözaltındaki veya tutuklunun kaçması (294/1 ve 294/5) | 8 yıl | 12 yıl |
| TCK 295/3, hükümlünün kaçması (294/2 ve 294/5) | 15 yıl | 22 yıl 6 ay |
| TCK 294/8 (taksirle kaçış) | 8 yıl | 12 yıl |
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/6551 E., 2025/4972 K. sayılı ve 27.03.2025 tarihli kararında, TCK m.295/1 yollamasıyla TCK m.257/2 kapsamında kalan suçun 8 yıllık asli dava zamanaşımına tabi olduğunu, son kesme işlemi olan 07.10.2015 tarihli mahkûmiyet hükmünden inceleme tarihine kadar bu sürenin dolduğunu belirterek davanın düşmesine karar vermiştir. Aynı kararda, diğer sanık hakkında soruşturma izni verilmediği gerekçesiyle kurulan düşme hükmü de onanmıştır.
5- Basit Yargılama, HAGB ve Erteleme
Basit yargılama usulü CMK m.251 uyarınca üst sınırı 2 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanabildiğinden TCK m.295/1 ve 295/2 bakımından mümkündür. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/6442 E., 2023/407 K. sayılı ve 24.01.2023 tarihli kararına konu olayda, hastanenin yoğun bakım servisinde yatan tutuklunun başında görevli sanık nöbet sırasında uyumuş ve tutuklu firar etmiştir. Sanık TCK m.295/1 delaletiyle TCK m.257/1 uyarınca 5 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş, Daire hükmü Anayasa Mahkemesinin 2020/81 E., 2021/4 K. sayılı kararı sonrası basit yargılama usulünün değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur. Bu dosyada suç vasfı ayrıca tartışılmamıştır; dikkatsizlik sonucu gerçekleşen kaçışlarda TCK m.294/8’in de gündeme gelebileceği unutulmamalıdır.
Sonuç ceza 2 yılı aşmadığında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi her dosyada değerlendirilmelidir. HAGB kararına karşı temyiz değil itiraz yoluna başvurulur; Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/5430 E., 2011/3441 K. sayılı ve 17.03.2011 tarihli kararında, muhafızın görevini kötüye kullanması suçundan verilen HAGB kararına yönelik temyiz isteği hakkında bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. HAGB kararı kesinleşmiş olsa bile hukuka aykırılık varsa kanun yararına bozma yoluyla düzeltilebilir; Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/741 E., 2024/7130 K. sayılı kararında bu yolla ceza kaldırılmıştır.
Muhafızın Görevini Kötüye Kullanması Suçlamasında Savunma Noktaları
Görev sırasında gözetimindeki kişi nedeniyle bu suçlamayla karşılaşan polis memuru, jandarma personeli veya infaz koruma memuru yönünden savunmada şu hususlar öncelikle incelenmelidir:
- Görevlendirme: Sanık olay anında gerçekten muhafaza veya nakil ile görevlendirilmiş midir? Görev belgesi, nöbet çizelgesi ve teslim-tesellüm tutanağı dosyada var mıdır?
- Kişinin statüsü: Gözetim altındaki kişi hakkında usulüne uygun gözaltı talimatı, tutuklama kararı veya kesinleşmiş hüküm bulunmakta mıdır?
- Uzaklaşma: Kişi gerçekten gözetim alanından çıkmış mıdır, yoksa aynı bina içinde kolluğun etkin denetimi altında mı kalmıştır?
- İznin dayanağı: Verilen izin mevzuata, sevk belgesine veya hastane doktorunun talimatına mı dayanmaktadır?
- Amirin emri: İzin bir amirin talimatıyla mı verilmiştir? Talimatın içeriği ve sanığın bunu denetleme imkânı nedir?
- TCK 257 şartları: TCK m.295/1 suçlamasında mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat somut olarak gerçekleşmiş midir?
- Kast ve taksir: Kaçış hâlinde sanık kaçışı istemiş midir, yoksa yalnızca dikkatsiz mi davranmıştır? Kaçışı ne kadar sürede bildirmiştir?
- Suç vasfı: Eylem TCK m.295/2, 295/3, 294/8 veya 257’den hangisine uymaktadır? Ek savunma hakkı tanınmış mıdır?
- Diğer sanıklar: Aynı olay nedeniyle diğer görevliler hakkında beraat kararı verilmiş midir? Bu durum kanun yararına bozma yolunu açabilir.
- Soruşturma usulü: Soruşturma izni gerekmediği hâlde dava durdurulmuş mudur, ya da izin gerektiren bir eylemde izinsiz dava mı açılmıştır?
- Lehe kanun: Olay 19.12.2010 öncesine mi aittir? 6086 sayılı Kanun karşılaştırması yapılmış mıdır?
- Usul: Basit yargılama, adli para cezasına çevirme, erteleme ve HAGB şartları değerlendirilmiş midir? TCK m.53/5 doğru uygulanmış mıdır?
- Zamanaşımı: 8 yıllık, kesintiyle 12 yıllık süre dolmuş mudur?
Sonuç
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçu, gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü kişinin muhafazası ya da nakli ile görevli kişinin görevinin gereklerine aykırı davranmasıyla oluşur ve TCK m.295’te üç ayrı hâlde cezalandırılır. Gözetimdeki kişinin bulunduğu yerden geçici bir süreyle uzaklaşmasına izin vermek TCK m.295/2 uyarınca 6 aydan 2 yıla kadar hapsi gerektirir; diğer görev ihlallerinde TCK m.295/1 yollamasıyla görevi kötüye kullanma hükümleri ve onun mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat şartları uygulanır. Kişi izinden yararlanıp kaçarsa TCK m.295/3 uyarınca kaçmaya kasten imkân sağlama hükümleri uygulanır; ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/739 E., 2020/307 K. sayılı kararında, kaçışı istemeyen ve derhâl bildiren nakil görevlisi hakkında bilinçli taksirle kaçmaya imkân sağlama (TCK m.294/8 ve 22/3) uygulanmıştır. Yargıtay, kişinin karakolun başka bir katına veya cezaevi içinde başka bir odaya götürülmesini “uzaklaşma” saymamaktadır. Suç şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma, önödeme ve seri muhakeme uygulanmaz, soruşturma için 4483 sayılı Kanun’a göre izin gerekmez. TCK m.295/1 ve 295/2’de dava zamanaşımı 8 yıldır; basit yargılama, adli para cezasına çevirme, erteleme ve HAGB uygulanabilir.
Sık Sorulan Sorular
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçunun cezası nedir?
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçunun cezası fiile göre değişir. Gözetimdeki kişinin geçici uzaklaşmasına izin vermek TCK m.295/2 uyarınca 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Diğer görev ihlallerinde TCK m.295/1 yollamasıyla TCK m.257 uygulanır ve ceza 6 aydan 2 yıla, ihmal veya gecikmede 3 aydan 1 yıla kadar hapistir. Kişi kaçarsa TCK m.294 uyarınca daha ağır ceza verilir.
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçunu kimler işleyebilir?
Muhafızın görevini kötüye kullanması bir özgü suçtur ve yalnızca gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü kişinin muhafaza ya da nakli ile görevlendirilen kişiler tarafından işlenebilir. Uygulamada bu kişiler nezarethanede veya adliyede görevli polis memurları, cezaevi nakillerini yapan jandarma personeli ve infaz koruma memurlarıdır. Muhafaza görevi bulunmayan cezaevi personelinin ihmali TCK m.257 kapsamında değerlendirilir.
Hükümlünün nakil sırasında ailesini ziyaret etmesine izin vermek suç mudur?
Evet. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2014/986 E., 2016/2985 K. sayılı kararında, açık cezaevine nakletmek üzere teslim aldığı hükümlünün hafta sonunu ailesiyle geçirmesine izin veren infaz koruma memurunun eyleminin TCK m.295/2’deki suçu oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu suçun cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Hükümlü bu fırsatla kaçarsa kaçmaya imkân sağlama hükümleri uygulanır.
Şüpheliyi nezarethaneden çıkarıp karakolda başka odaya almak suç mudur?
Kural olarak hayır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/13515 E., 2022/729 K. sayılı kararında, şüphelileri nezarethaneden karakolun üst katına çıkarıp çay ve sigara içmelerine izin veren polis memuru hakkında, şüphelilerin kolluğun etkin olduğu alanda kaldığı ve bulundukları yerden uzaklaşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. Kişi gözetim alanından çıkmadıkça TCK m.295/2 oluşmaz.
Muhafızın izin verdiği tutuklu kaçarsa muhafız hangi suçtan cezalandırılır?
Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü kişi muhafızın verdiği geçici izinden yararlanarak kaçarsa TCK m.295/3 uyarınca kaçmaya kasten imkân sağlama hükümleri uygulanır. Bu durumda ceza tutuklu için 1 yıldan 3 yıla, hükümlü için 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir ve fail muhafız olduğu için TCK m.294/5 uyarınca üçte bir artırılır. Muhafız kaçışı istememişse taksir hükmü tartışılır.
Muhafızın dikkatsizliği yüzünden hükümlü kaçarsa ceza nedir?
Gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü kişi muhafızın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından yararlanarak kaçarsa TCK m.294/8 uyarınca muhafaza veya nakil görevlisine 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/739 E., 2020/307 K. sayılı kararında, hükümlüyü babasının evine bırakan ve kaçışı derhâl bildiren nakil görevlisi hakkında bilinçli taksir nedeniyle TCK m.294/8 ve 22/3 uygulanmıştır.
Muhafızın görevini kötüye kullanması ile muhafaza görevini kötüye kullanma aynı suç mudur?
Hayır. TCK m.295’teki muhafızın görevini kötüye kullanması, gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü kişinin muhafazasıyla görevli kolluk veya infaz personelinin işlediği suçtur. TCK m.289’daki muhafaza görevini kötüye kullanma ise haciz veya el koyma altındaki bir malı yediemin olarak teslim alan kişinin bu malı kullanması, satması veya bozmasıyla oluşur ve cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis ile adli para cezasıdır.
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçunda soruşturma izni gerekir mi?
Hayır. CMK m.161/5 uyarınca adliye ile ilgili görevlerde kötüye kullanma veya ihmali görülen kamu görevlileri hakkında Cumhuriyet savcısı doğrudan soruşturma yapar. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2024/1660 E., 2024/2399 K. sayılı kararında, adliyeye getirilen kişiye nezaret eden polis memurlarının görevinin adliye ile ilgili olduğu ve 4483 sayılı Kanun uyarınca izin aranmayacağı kabul edilmiştir.
TCK 295 suçunda zamanaşımı kaç yıldır?
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçunda TCK m.295/1 ve 295/2 için dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır ve kesme işlemleriyle en fazla 12 yıla uzar. Hükümlünün kaçması nedeniyle TCK m.295/3 yollamasıyla TCK m.294/2 uygulanırsa süre 15 yıldır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2021/6551 E., 2025/4972 K. sayılı kararında 8 yıllık süre dolduğu için dava düşürülmüştür.
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçundan ceza alan memur görevinden olur mu?
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesine göre kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmak memuriyete engeldir. Muhafızın görevini kötüye kullanması suçundan verilen ceza 1 yıl veya daha fazla olursa bu sonuç gündeme gelebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması mahkûmiyet sayılmaz. Ayrıca TCK m.53/5 uyarınca görevin yasaklanmasına karar verilir ve disiplin soruşturması ayrıca yürütülür.
Amirinin talimatıyla tutukluya izin veren muhafız ceza alır mı?
Alabilir. TCK m.24/3 uyarınca konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez; yerine getirilirse emri veren ile yerine getiren birlikte sorumlu olur. Bu nedenle amirin talimatıyla tutuklunun veya hükümlünün geçici uzaklaşmasına izin veren muhafız TCK m.295/2’den sorumlu tutulabilir. Ancak muhafızın emrin hukuka aykırılığını bilip bilmediği kastın değerlendirilmesinde dikkate alınır.
TCK 295 suçunda HAGB veya adli para cezası verilebilir mi?
Evet. TCK m.295/1 ve 295/2’nin üst sınırı 2 yıl olduğundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve basit yargılama uygulanabilir. Hükmedilen ceza 1 yılı aşmazsa TCK m.50/1-a uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/878 E., 2015/1782 K. sayılı kararı, TCK m.295/2’den adli para cezasına çevrilen mahkûmiyeti onamıştır. HAGB kararına karşı itiraz yoluna başvurulur.
Muhafızın görevini kötüye kullanması suçunda rüşvet alınırsa ne olur?
Muhafız, gözetimindeki kişiye izin, telefon veya başka bir ayrıcalık tanımak karşılığında para ya da başka bir yarar alırsa eylem TCK m.252’deki rüşvet suçunu oluşturur ve cezası 4 yıldan 12 yıla kadar hapistir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/265 E., 2025/6734 K. sayılı kararında, hükümlülerden para alarak telefon kullanmalarına ve kurum dışına çıkmalarına göz yuman infaz koruma memurunun eyleminin zincirleme rüşvet alma suçunu oluşturduğu belirtilmiştir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Görev sırasında gözetiminizdeki bir tutuklu veya hükümlü nedeniyle muhafızın görevini kötüye kullanması suçlamasıyla karşılaştıysanız, süreç hakkında bilgi almak için kolluk ve infaz personeli hakkındaki ceza davalarında avukat desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

