İçindekiler
Kamu görevlisinin ticareti suçu, kamu görevlisinin yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışmasıdır ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 259’uncu maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçu işleyen kamu görevlisi TCK m.259 uyarınca 6 aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır; hâkim bu iki cezadan yalnızca birini seçer. Adli para cezası 5 günden 730 güne kadar, bir günü 100 TL ile 500 TL arasında belirlenir. Suçun tamamlanması için satışın gerçekleşmesi gerekmez; satmaya çalışmak yeterlidir. Suç şikâyete bağlı değildir, önödeme kapsamındadır, uzlaştırma ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi uygulanmaz. 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni gerekir, davaya asliye ceza mahkemesi bakar ve dava zamanaşımı 8 yıldır.
Kamu görevlisinin ticareti, Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Uygulamada en sık; bir müdürün kurumda işi olan vatandaşlara ürün satması, bir amirin emrindeki personele mal satması, gişe görevlisinin hizmet verdiği kişilere kendi temin ettiği malı pazarlaması veya bir uzmanın görevi gereği tanıdığı mükellefleri özel bir büroya yönlendirmesi gibi olaylarda gündeme gelir. Dosyalardaki asıl tartışma, ticari faaliyetin görevin sağladığı nüfuzla bağlantılı olup olmadığıdır: nüfuz kullanılmadan yapılan ticaret suç değil, disiplin konusudur.
Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr
Yargıtay Kararları Işığında Kamu Görevlisinin Ticareti Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar
Kamu görevlisinin ticareti suçunun oluşması için Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/8054 E., 2014/8673 K. sayılı ve 17.09.2014 tarihli kararında, TCK m.259’daki suçun oluşması için sanığın görevinin sağladığı nüfuzdan yararlanarak başkasına mal veya hizmet satması gerektiği; bu düzenlemenin, bir kamu hizmetinden yararlanan kişilerin kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı işlem yapmasından endişelenerek gerçekte almak istemedikleri mal veya hizmeti almak zorunda kalmalarını önlemek amacıyla yapıldığı belirtilmiştir. Maddeler hâlinde saymak gerekirse kamu görevlisinin ticareti suçunun oluşması için:
- Failin kamu görevlisi olması,
- Failin bir mal veya hizmeti bir başkasına satmaya çalışması,
- Satış girişiminin, failin yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanılarak yapılması; yani alıcının, failin görevi nedeniyle muhatap olduğu veya failin görevi sebebiyle etkileyebileceği bir kişi olması,
- Failin, görevinin sağladığı konumu satış için kullandığını bilerek ve isteyerek hareket etmesi
gerekmektedir. Satışın gerçekleşmesi, bedelin ödenmesi veya alıcının bir zarara uğraması aranmaz. Bu şartlardan özellikle nüfuz unsuru eksikse, kamu görevlisinin ticari faaliyeti ceza hukukunun değil disiplin hukukunun konusu olur. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/8054 E., 2014/8673 K. sayılı kararında, üniversitede idari personel olarak çalışan sanığın internet üzerinden kozmetik ürün satmasında kamusal nüfuzun kullanılması unsurunun gerçekleşmediği, koşulları varsa yalnızca disiplin suçunun oluşabileceği belirtilerek verilen mahkûmiyet kanun yararına bozulmuş ve sanığın beraatine karar verilmiştir.
A- TCK 259 Madde Metninin İncelenmesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 259’uncu maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:
Kamu görevlisinin ticareti
Madde 259- (1) Yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak, bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışan kamu görevlisi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
1- Maddenin Yapısı ve Korunan Hukuki Değer
TCK m.259, 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girdiğinden bu yana değiştirilmemiştir ve tek fıkradan oluşur. Maddede nitelikli hâl, etkin pişmanlık veya şahsi cezasızlık sebebi bulunmaz. Korunan hukuki değer, kamu idaresinin güvenilirliği ve kamu hizmetinin tarafsız yürütülmesidir. Kamu hizmetinden yararlanan kişi, işinin görevin gereklerine uygun yapılacağına güvenmelidir; görevlinin bu kişiye mal veya hizmet satmaya çalışması, kişide “almazsam işim aksar” kaygısı yaratır ve idareye duyulan güveni zedeler.
Maddenin gerekçesinde de suçun tamamlanması için mal veya hizmetin satılmış olmasının gerekmediği, amacın kamu hizmetinden yararlananların işlemlerinin görevin gereklerine aykırı yapılacağı endişesiyle istemedikleri mal veya hizmeti satın almak zorunda kalmalarını önlemek olduğu vurgulanmıştır. Tasarı aşamasında daha geniş bir “ticaret yasağı” suçu öngörülmüş, ancak kabul edilen metin nüfuzun kullanılmasına odaklanan tek fıkralık bir hükme dönüştürülmüştür.
2- Mülga 765 Sayılı TCK’daki Karşılığı ve Lehe Kanun
Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu, Devlet alım satımlarında memurun menfaat sağlamasını daha ağır yaptırımlarla cezalandırıyordu. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2011/6773 E., 2011/9395 K. sayılı ve 07.07.2011 tarihli kararında, 765 sayılı TCK’nın 208/1’inci maddesinin 5237 sayılı Kanun’daki karşılığının TCK m.259’daki kamu görevlisinin ticareti suçu olduğu, lehe kanun karşılaştırmasının irtikabı düzenleyen TCK m.250 ile değil TCK m.259 ile yapılması gerektiği belirtilerek uyarlama talebinin reddi bozulmuştur. 1 Haziran 2005’ten önce işlenen eylemlerde bu karşılaştırma bugün de önem taşır; çünkü TCK m.259’un cezası daha hafiftir.
B- Suçun Unsurları
1- Fail: Kamu Görevlisi
Kamu görevlisinin ticareti, yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilen bir özgü suçtur. TCK m.6/1-c’ye göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama, seçilme veya herhangi bir surette sürekli, süreli ya da geçici olarak katılan kişidir. Memurlar, sözleşmeli personel, işçi statüsünde kamusal faaliyete katılanlar ve seçilmiş görevliler bu kapsama girer. Yargıtay kararlarına konu olan failler arasında il müdürlüğü şube müdürü, emniyet amiri, PTT gişe memuru, vergi dairesi gelir uzmanı, ilçe tarım müdürlüğünde çalışan veteriner hekim ve trafik tescil bürosunda görevli polis memuru bulunmaktadır.
Kamu görevlisi olmayan kişi bu suçun faili olamaz; ancak TCK m.40/2 uyarınca azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Kamu görevlisinin eşi veya yakını adına iş yeri açılmış olması, satış girişiminin fiilen kamu görevlisi tarafından ve görevin nüfuzu kullanılarak yapılması hâlinde sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2019/5984 E., 2020/1487 K. sayılı ve 05.02.2020 tarihli kararına konu dosyada, trafik tescil bürosunda görevli polis memurunun bir sigortacıyla ticaret yapmak üzere anlaşıp eşi adına iş yeri açtığı iddia edilmiş ve sanık hakkında TCK m.259/1 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2- Hareket: Mal veya Hizmet Satmaya Çalışmak
TCK m.259’daki hareket, bir başkasına mal veya hizmet “satmaya çalışmak”tır. Kanun koyucu bilinçli olarak “satan” değil “satmaya çalışan” ifadesini kullanmıştır. Bu nedenle satış teklifinde bulunmak, ürünü tanıtmak, sipariş toplamak, fiyat pazarlığı yapmak veya alıcıyı belirli bir satıcıya yönlendirmek suçu tamamlar. Satışın gerçekleşmesi, malın teslimi veya bedelin ödenmesi suçun unsuru değildir; bunlar yalnızca TCK m.61’deki cezanın belirlenmesi ölçütleri bakımından önem taşır.
Suç, ticaretin meslek hâline getirilmesini veya sürekliliği aramaz. Tek bir kişiye tek bir satış girişimi de TCK m.259’u oluşturur. Bu yönüyle suç, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28’inci maddesindeki ticaret yasağından ayrılır; o yasak, kazanç amaçlı ve süreklilik gösteren ticari faaliyetleri hedefler.
3- Suçun Konusu: Mal veya Hizmet
Suçun konusu mal veya hizmettir. Malın kamu görevlisine ait olması gerekmez; başkasının malını onun adına satmaya çalışmak da suçu oluşturur. Hizmet kavramı ise muhasebe, danışmanlık, özel ders, tamir, sigorta veya özel klinik hizmeti gibi bedel karşılığı sunulan her türlü edimi kapsar. Yargıtay kararlarına konu olan mallar arasında kolonya, patates, posta pulu ve kozmetik ürünler; hizmetler arasında muhasebe ofisine müşteri temini ve özel veteriner kliniğine yönlendirme bulunmaktadır.
Satılmaya çalışılan şey kamuya ait bir mal ise, örneğin kurumun envanterindeki eşya veya kurum adına tahsil edilmesi gereken bir hizmet bedeliyse, eylem TCK m.259’u aşarak zimmet suçunu oluşturabilir. TCK m.259, kamu görevlisinin özel hesabına yaptığı satışlarla ilgilidir.
4- Görevin Sağladığı Nüfuzdan Yararlanmak
TCK m.259’un ayırt edici unsuru nüfuzdur. Nüfuz, kamu görevlisinin yürüttüğü görev nedeniyle karşısındaki kişi üzerinde sahip olduğu fiili etki ve üstünlüktür. Bu etki, görevlinin vereceği bir karar, yapacağı bir denetim, kuracağı bir işlem veya hiyerarşik konumu nedeniyle doğar. Alıcı, satış teklifini reddettiğinde işinin aksayacağından, denetimin sertleşeceğinden ya da amirinin kendisine farklı davranacağından çekiniyorsa nüfuz kullanılmış demektir.
Yargıtay uygulamasında nüfuzun kullanıldığı kabul edilen olaylar şunlardır:
- Kurumda işi olan kişilere satış: Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2020/7616 E., 2021/1436 K. sayılı ve 17.03.2021 tarihli kararında, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde şube müdürü olarak çalışan sanığın kurumda işi olanlara kolonya satıp çay fişi aldırarak menfaat temin etmesinin TCK m.259’daki suçu oluşturduğu, eylemin görevi kötüye kullanma olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir.
- Amirin emrindeki personele satış: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2017/5860 E., 2017/5144 K. sayılı ve 04.12.2017 tarihli kararında, emniyet amiri sıfatını kullanarak ilçe emniyet müdürlüğünde çalışan memurlara patates sattığı tanıklarca doğrulanan şüpheli hakkında kamu davası açılmasını gerektirir delil bulunduğu belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığı kararına yapılan itirazın reddi kanun yararına bozulmuştur.
- Hizmet verilen kişilere satış: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2012/11157 E., 2013/12324 K. sayılı ve 17.12.2013 tarihli kararında, PTT merkez müdürlüğünde gişe memuru olarak çalışan sanığın okullardan düşük bedelle temin ettiği posta pullarını toplu gönderilerde satarak menfaat temin etmesinin TCK m.259’daki suçu oluşturduğu belirtilmiştir.
- Görev ilişkisiyle tanınan kişilere hizmet satışı: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/6722 E., 2019/4784 K. sayılı ve 30.04.2019 tarihli kararına konu dosyada, vergi dairesinde gelir uzmanı olarak çalışan sanığın görevinin sağladığı nüfuzdan yararlanarak bir muhasebe ofisine müşteri temin ettiği iddia edilmiş; Vergi Denetim Kurulu tespitleri araştırılmadan verilen beraat hükmü eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur.
Buna karşılık görevle bağlantısı olmayan ticaret TCK m.259’u oluşturmaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/8054 E., 2014/8673 K. sayılı kararındaki kozmetik satışı olayında sanığın alıcılar üzerinde görevinden kaynaklanan bir etkisi bulunmadığından beraat kararı verilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2012/3738 E., 2013/1638 K. sayılı ve 07.03.2013 tarihli kararında ise memuriyetinin özelliklerinden faydalanarak çok sayıda gayrimenkul alım satımı yaptığı iddia edilen sanık hakkında, alım satım sözleşmelerinin muhatapları tanık olarak dinlenerek sanığın bu işlemlerde görevinin sağladığı nüfuzdan yararlanıp yararlanmadığının araştırılması ve eylemin TCK m.259 kapsamında tartışılması gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, nüfuz unsurunun soyut bir varsayımla değil, alıcıların beyanıyla ispat edilmesi gerektiğini gösterir.
Nüfuzun varlığını gösteren tipik olgular şunlardır:
- Satış teklifinin görev yerinde veya görev sırasında yapılması,
- Alıcının, failin denetimine, kararına veya işlemine tabi bir kişi olması,
- Alıcının, failin hiyerarşik olarak emrinde çalışan bir personel olması,
- Teklifin, alıcının kurumdaki işiyle aynı zamanda veya o işe bağlanarak yapılması,
- Fiyatın piyasa değerinin üzerinde olması veya alıcının ürüne gerçekte ihtiyaç duymaması.
5- Mağdur
Suçun mağduru toplum ve kamu idaresidir. Mal veya hizmet satılmaya çalışılan kişi suçtan etkilenen kişidir; ancak Yargıtay, kamu kurumlarının bu suçtan doğrudan zarar görmediğini kabul etmektedir. Bu ayrımın katılma hakkına etkisi aşağıda usul bölümünde açıklanmıştır.
6- Manevi Unsur: Kast
Kamu görevlisinin ticareti yalnızca kasten işlenebilir; taksirli hâli yoktur. Fail, kamu görevlisi olduğunu, satış girişiminde bulunduğu kişinin görevi nedeniyle kendisinden etkilenebilecek bir kişi olduğunu ve görevinin sağladığı bu konumu satış için kullandığını bilerek ve isteyerek hareket etmelidir. Kazanç amacı veya alıcıyı zarara uğratma kastı aranmaz.
Failin, alıcının görevle hiçbir ilişkisi bulunmadığını düşünerek satış yapması, örneğin alıcının kurumda işi olduğunu bilmemesi, kastı ortadan kaldırabilir. Bu tür savunmalar uygulamada tanık beyanları ve satışın yapıldığı yer ve zamanla birlikte değerlendirilir.
7- Hukuka Uygunluk Nedenleri
TCK m.259 bakımından hukuka uygunluk nedenleri uygulamada nadiren gündeme gelir. Alıcının satışa rıza göstermesi suçu hukuka uygun hâle getirmez; çünkü korunan değer alıcının malvarlığı değil kamu idaresinin güvenilirliğidir ve kişi bu değer üzerinde tasarruf edemez. Kurumun kendi mevzuatıyla izin verdiği satışlar ise, örneğin döner sermaye kapsamında kurum adına yapılan bir hizmet satışı veya bir kamu kurumunun yetkili olduğu yayınların satışı, kanunun hükmünü icra kapsamında değerlendirilir ve kamu görevlisinin kendi hesabına yaptığı bir ticaret sayılmaz.
C- Memurun Ticaret Yasağı ile TCK 259 Arasındaki Fark
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28’inci maddesi, memurların ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmasını kural olarak yasaklar. Bu yasağın ihlali kendiliğinden suç değildir; disiplin hukukunun konusudur ve 657 sayılı Kanun’un 125’inci maddesindeki disiplin cezalarıyla yaptırıma bağlanır. TCK m.259 ise ancak ticari faaliyet görevin sağladığı nüfuzla birleştiğinde devreye girer.
| Ölçüt | 657 s.K. m.28 ticaret yasağı | TCK m.259 kamu görevlisinin ticareti |
|---|---|---|
| Niteliği | Disiplin yükümlülüğü | Suç |
| Aranan davranış | Kazanç amaçlı, süreklilik gösteren ticari faaliyet | Tek bir satış girişimi yeter |
| Nüfuz şartı | Aranmaz | Zorunlu |
| Yaptırım | Disiplin cezası | 6 aya kadar hapis veya adli para cezası |
| Kapsam | Devlet memurları | Bütün kamu görevlileri |
İki süreç birbirinden bağımsızdır. Ceza davasında beraat kararı verilmesi, aynı eylem nedeniyle disiplin cezası verilmesine engel değildir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/8054 E., 2014/8673 K. sayılı kararında da nüfuz unsuru bulunmayan kozmetik satışı için koşulların varlığı hâlinde disiplin suçunun oluşabileceği belirtilmiştir.
D- Kamu Görevlisinin Ticareti Suçunun Cezası
TCK m.259’daki yaptırımlar şöyledir:
| Hâl | Kanun maddesi | Ceza |
|---|---|---|
| Hapis cezası seçilirse | TCK m.259 ve 49/1 | 1 aydan 6 aya kadar hapis |
| Adli para cezası seçilirse | TCK m.259 ve 52 | 5 günden 730 güne kadar, günlüğü 100-500 TL |
| Zincirleme suç | TCK m.43 | Ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır |
| Hak yoksunluğu | TCK m.53/1 ve 53/5 | Yalnız hapis cezasında; görevin kötüye kullanılmasında infazdan sonra ayrıca görev yasağı |
1- Seçimlik Ceza ve Adli Para Cezasına Çevirme
TCK m.259, hapis ve adli para cezasını seçimlik olarak öngörür. Hâkim, TCK m.61’deki ölçütlere göre hangi cezayı seçtiğini gerekçelendirmek zorundadır. Uygulamada bu suçta çoğunlukla doğrudan adli para cezası tercih edilir; Yargıtay 21. Ceza Dairesinin 2015/2536 E., 2015/3470 K. sayılı ve 05.10.2015 tarihli kararına konu dosyada sanık hakkında doğrudan 600 TL adli para cezasına hükmedilmiştir.
Hâkim hapis cezasını seçerse, TCK m.50/2 uyarınca bu hapis cezası artık adli para cezasına çevrilemez. Ancak TCK m.50/1’deki diğer seçenek yaptırımlar, örneğin kamuya yararlı bir işte çalıştırma veya belirli yerlere gitmekten yasaklanma, uygulanabilir.
2- Erteleme ve HAGB
Hükmedilen hapis cezası 2 yıldan az olacağından, koşulları varsa cezanın ertelenmesi mümkündür. Adli para cezası ise ertelenemez.
Hapis veya adli para cezası bakımından koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilebilir. 7589 sayılı Kanun’la 31.07.2026’dan itibaren değiştirilen CMK m.231 uyarınca HAGB kararında denetim süresi 5 yıldır, açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olsa da seçenek yaptırımlara çevrilemez. HAGB kararına karşı CMK m.231/12 uyarınca istinaf yoluna başvurulabilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2015/2316 E., 2019/2352 K. sayılı ve 21.02.2019 tarihli kararında, TCK m.259’dan hapis cezası verilen sanık hakkında HAGB koşullarının yasal ve yeterli gerekçeyle tartışılmamasının bozma nedeni olduğu belirtilmiştir.
3- Hak Yoksunluğu
Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, yalnızca kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin sonucudur. Hâkim adli para cezasını seçerse TCK m.53 uygulanmaz. Hapis cezası seçilir ve ertelenmezse TCK m.53/1’deki yoksunluklar yanında, suç kamu görevinin sağladığı yetkinin kötüye kullanılmasıyla işlendiğinden TCK m.53/5 uyarınca cezanın infazından sonra başlamak üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar görev yapma yasağı da verilir. Kısa süreli hapis cezası ertelenirse TCK m.53/4 uyarınca hak yoksunluğu uygulanmaz.
4- Etkin Pişmanlık Yoktur
TCK m.259’da etkin pişmanlık hükmü bulunmaz. Satış girişiminden vazgeçilmesi, satılan malın geri alınması veya bedelin iade edilmesi tamamlanmış suçu ortadan kaldırmaz; bu durumlar cezanın belirlenmesinde ve TCK m.62’deki takdiri indirimde gözetilebilir.
5- Ceza Hesaplama Örnekleri
- Doğrudan adli para cezası: Alt sınır 5 gün × 100 TL = 500 TL. TCK m.62 ile 4 gün × 100 TL = 400 TL’ye indirilebilir. 15.000 TL’ye kadar doğrudan hükmedilen adli para cezası CMK m.272/3-a uyarınca kesindir.
- Hapis cezası: Alt sınır 1 ay hapis; TCK m.62 ile 25 gün. Bu ceza ertelenebilir veya kamuya yararlı işte çalıştırma gibi bir seçenek yaptırıma çevrilebilir; adli para cezasına çevrilemez.
- Zincirleme suç: Aynı kişiye farklı zamanlarda birden fazla satış girişiminde TCK m.43 uygulanır. Üst sınırdan 6 ay hapis cezası dörtte üç oranında artırılırsa ceza 10 ay 15 gün olur; yani zincirleme suçta bile ceza 1 yılın altında kalır.
E- Kamu Görevlisinin Ticareti ile Benzer Suçlar Arasındaki Farklar
Kamu görevlisinin vatandaştan menfaat sağladığı olaylarda birden fazla suç tipi gündeme gelir. Doğru nitelendirme hem cezayı hem görevli mahkemeyi belirler:
| Suç | Belirleyici eylem | Ceza | Görevli mahkeme |
|---|---|---|---|
| Kamu görevlisinin ticareti (TCK m.259) | Görevin nüfuzuyla mal veya hizmet satmaya çalışmak | 6 aya kadar hapis veya adli para cezası | Asliye ceza |
| Görevi kötüye kullanma (TCK m.257/1) | Görevin gereklerine aykırı davranarak haksız menfaat sağlamak | 6 ay-2 yıl hapis | Asliye ceza |
| Rüşvet (TCK m.252) | Görevin gereklerine aykırı iş için anlaşmayla yarar sağlamak | 4-12 yıl hapis | Ağır ceza |
| İcbar suretiyle irtikap (TCK m.250/1) | Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kişiyi yarar sağlamaya zorlamak | 5-10 yıl hapis | Ağır ceza |
| Nüfuz ticareti (TCK m.255) | Kamu görevlisi üzerindeki nüfuzla haksız iş gördürme vaadiyle menfaat temin etmek | 2-5 yıl hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezası | Asliye ceza |
1- Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257) ile Farkı
TCK m.259, görevin nüfuzuyla yapılan satış girişimlerine ilişkin özel bir normdur; görevi kötüye kullanma suçu ise genel ve tali normdur. Görevli satış girişiminde bulunmuşsa TCK m.259, satış dışında görevin gereklerine aykırı bir işlem yapmışsa TCK m.257 uygulanır. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2020/7616 E., 2021/1436 K. sayılı kararında kurumda işi olanlara kolonya satan şube müdürünün eyleminin TCK m.257/1 değil TCK m.259 olduğu kabul edilmiştir.
Ters yönde, görevlinin yasak olduğu hâlde bir işlemi yapıp ücret alması satış değil görevin gereklerine aykırılıktır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2015/2316 E., 2019/2352 K. sayılı kararında, ilçe tarım müdürlüğünde görevli veteriner hekimin hayvan sahiplerini özel bir veteriner kliniğine yönlendirdiği iddiası tanıklarca doğrulanmadığından beraat kararı verilmesi gerektiği; kabule göre de yasak olmasına rağmen suni tohumlama yapıp ücret alması eyleminin TCK m.259 değil TCK m.257’deki görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı belirtilmiştir.
2- İrtikap (TCK 250) ile Farkı
İrtikap suçunda da görevin sağladığı nüfuz kötüye kullanılır; ancak irtikapta fail karşılıksız bir yarar ister ve kişiyi bu yararı sağlamaya icbar veya ikna eder. TCK m.259’da ise bir mal veya hizmet karşılığında bedel istenir; görünüşte bir alım satım vardır. Satış görüntüsü, gerçekte değeri olmayan bir mal karşılığında açıkça baskıyla para almak için kullanılmışsa, örneğin işlemi yapmamakla tehdit ederek değersiz bir ürün zorla satılmışsa, eylem icbar suretiyle irtikaba dönüşebilir. Bu ayrımda belirleyici olan, alıcının iradesini baskı altına alan bir zorlamanın bulunup bulunmadığıdır.
3- Rüşvet (TCK 252) ile Farkı
Rüşvet suçu, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı bir iş yapması veya yapmaması için kişiyle anlaşmasını gerektirir. Satış, görevli tarafından yapılacak hukuka aykırı bir işlemin karşılığı olarak kararlaştırılmışsa, örneğin bir denetim tutanağının düzenlenmemesi karşılığında piyasa değerinin çok üzerinde bir ürün satılmışsa, eylem rüşvettir. TCK m.259’da ise görevli herhangi bir işlem vaat etmez; yalnızca konumunun yarattığı etkiden yararlanarak satış yapmaya çalışır.
4- Nüfuz Ticareti (TCK 255) ile Farkı
Nüfuz ticareti suçunda fail, başka bir kamu görevlisi üzerindeki nüfuzuna dayanarak haksız bir işin gördürüleceği vaadiyle menfaat temin eder ve suçu herkes işleyebilir. TCK m.259’da ise kamu görevlisi kendi görevinin nüfuzunu kullanır ve bir iş gördürme vaadi yoktur; satılan şey bir mal veya hizmettir. Görevli, mal satışını başka bir kamu görevlisi nezdinde iş halletme vaadiyle birleştirirse eylem TCK m.255 kapsamında değerlendirilir.
5- Dolandırıcılık ile Farkı
Kamu görevlisi, sahip olmadığı bir yetkiyi veya gerçekte yapılmayacak bir işlemi vaat ederek alıcıyı aldatıp mal veya hizmet satarsa eylem dolandırıcılık suçunu oluşturabilir. TCK m.259’da alıcı aldatılmaz; satılan mal gerçektir ve alıcı ne satın aldığını bilir. Satıcının kamu görevlisi olmasının yarattığı çekince, iradeyi sakatlayan bir hile değil, bu suçun konusu olan nüfuzdur.
F- Teşebbüs, İştirak ve İçtima
1- Teşebbüs
TCK m.259, kanunun “satmaya çalışmak” ifadesiyle teşebbüs aşamasındaki davranışı tamamlanmış suç olarak tanımladığı bir suç tipidir. Satış teklifi yapıldığı anda suç tamamlanır. Bu nedenle suça teşebbüs kural olarak mümkün değildir. Teklifin muhatabına ulaşmadığı, örneğin yazılı bir teklifin alıcıya ulaşmadan ele geçirildiği istisnai durumlarda teşebbüs tartışılabilir.
2- İştirak
Suç özgü suç olduğundan kamu görevlisi olmayan kişi fail olamaz; TCK m.40/2 uyarınca yalnızca azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. Kamu görevlisinin malını satmaya çalıştığı özel işletmenin sahibi, görevlinin nüfuzunu kullanmasını bilerek bu satışa katkıda bulunmuşsa şeriklik hükümlerine göre sorumlu olabilir. Birden fazla kamu görevlisi aynı satış girişimini birlikte yürütürse her biri müşterek fail olur.
3- İçtima
Suçların içtimaı bakımından aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda aynı kişiye birden fazla satış girişiminde bulunulması TCK m.43’teki zincirleme suçu oluşturur. Aynı anda birden fazla kişiye yapılan tek bir teklif, örneğin bir toplantıda bütün personele yapılan satış duyurusu, kural olarak tek suçtur. Farklı kişilere farklı zamanlarda yapılan girişimlerde ise mağdurun kamu olması nedeniyle bunlar da zincirleme tek suç olarak değerlendirilir.
TCK m.259 ile TCK m.257 arasında görünüşte içtima vardır ve özel norm olan TCK m.259 uygulanır. Satış girişimi sırasında ayrıca sahte belge düzenlenmesi, kamu malının kullanılması veya bilişim sistemine hukuka aykırı girilmesi gibi eylemler varsa bunlar ayrı suçlar olarak değerlendirilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2019/5984 E., 2020/1487 K. sayılı kararına konu dosyada TCK m.259 isnadı, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık isnatlarıyla birlikte yargılanmıştır.
G- Soruşturma ve Yargılama Usulü
1- Şikâyet ve Önödeme
Kamu görevlisinin ticareti şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcısı, ihbar, müfettiş raporu veya disiplin soruşturması yoluyla suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır; şikâyetten vazgeçme soruşturmayı sona erdirmez.
TCK m.259’daki hapis cezasının üst sınırı 6 ayı aşmadığından suç TCK m.75/1 uyarınca önödeme kapsamındadır. TCK m.75/4’e göre hapis ve adli para cezasından yalnız birinin uygulanabileceği suçlarda önödeme miktarı adli para cezası esas alınarak belirlenir. Adli para cezasının aşağı sınırı 5 gün ve bir gün karşılığı en az 100 TL olduğundan önödeme miktarı kural olarak 500 TL ile soruşturma giderlerinden oluşur. Şüpheli, Cumhuriyet savcılığının tebliğinden itibaren 10 gün içinde bu miktarı öderse hakkında kamu davası açılmaz; 10 gün içinde talep ederse ödeme birer ay arayla üç eşit taksitle yapılabilir. Önödeme yapılmadan dava açılmışsa TCK m.75/3 uyarınca önödeme mahkemece de uygulanır.
2- Uzlaştırma ve Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi
Suç, CMK m.253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında değildir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi de iki ayrı nedenle uygulanmaz: CMK m.171/2 önödeme kapsamındaki suçları bu kurumun dışında bırakır, CMK m.171/6-b ise kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle işlenen suçlarda kamu davasının açılmasının ertelenmesini yasaklar.
3- Basit Yargılama ve Seri Muhakeme
Cezanın üst sınırı 2 yılı aşmadığından CMK m.251’deki basit yargılama usulü uygulanabilir. Basit yargılamada sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. Suç, CMK m.250’de sayılan seri muhakeme usulü kapsamındaki suçlar arasında yer almaz.
4- Soruşturma İzni (4483 Sayılı Kanun)
3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 17’nci maddesi, rüşvet, irtikap ve zimmet gibi belirli suçlarda 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un uygulanmayacağını düzenler. Kamu görevlisinin ticareti bu listede yer almaz. Bu nedenle suç görevi sebebiyle işlendiğinde soruşturma izni gerekir; izin verilmeden açılan dava kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşer. Valiler, kaymakamlar, hâkimler ve savcılar gibi özel soruşturma usulüne tabi görevliler bakımından kendi özel hükümleri uygulanır.
5- Katılma
Mal veya hizmet satılmaya çalışılan kişi ile görevlinin çalıştığı kurum, bu suçtan doğrudan zarar görmüş sayılmaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2016/1187 E., 2020/11607 K. sayılı ve 23.06.2020 tarihli kararında, kamu görevlisinin ticareti suçundan açılan davada şikâyetçi ilçe belediye başkanlığının suçtan doğrudan zarar görmediği ve hükmü temyiz hakkının bulunmadığı belirtilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2019/8911 E., 2023/343 K. sayılı ve 23.01.2023 tarihli kararında da Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2015/5-95 E., 2017/71 K. sayılı kararına atıfla, dolaylı veya muhtemel zararların katılma hakkı vermeyeceği ve Hazinenin görevi kötüye kullanma ile kamu görevlisinin ticareti suçlarından doğrudan zarar görmediği kabul edilmiştir. 3628 sayılı Kanun m.18’deki katılma hakkı da yalnız aynı Kanun’un 17’nci maddesinde sayılan suçlarla sınırlıdır.
6- Görevli Mahkeme ve Tutuklama
Kamu görevlisinin ticareti suçuna asliye ceza mahkemesi bakar. 6545 sayılı Kanun’la sulh ceza mahkemeleri 2014’te kaldırılmadan önce bu davalara sulh ceza mahkemeleri bakıyordu. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2015/10434 E., 2015/15860 K. sayılı ve 04.11.2015 tarihli kararında, kamu görevlisinin ticareti suçundan asliye ceza mahkemesinin verdiği görevsizlik kararı kaldırılmıştır. TCK m.259 isnadı rüşvet gibi ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarla aynı iddianamede yer alırsa bağlantı nedeniyle ağır ceza mahkemesinde birlikte görülür; ihaleye fesat karıştırma ise üst sınırı yedi yıl olduğundan asliye ceza mahkemesinin görevindedir.
Hapis cezasının üst sınırı 2 yılı aşmadığından CMK m.100/4 uyarınca bu suçtan tutuklama kararı verilemez.
7- Kanun Yolu ve Kesinlik
Doğrudan hükmedilen ve sonuç olarak 15.000 TL’yi aşmayan adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümleri CMK m.272/3-a uyarınca kesindir ve istinaf yoluna başvurulamaz. Bu nedenle TCK m.259’dan verilen hükümlerin önemli bir kısmı ilk derece mahkemesinde kesinleşir ve Yargıtay’ın önüne yalnızca kanun yararına bozma yoluyla gelir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/8054 E., 2014/8673 K. sayılı ve 2017/5860 E., 2017/5144 K. sayılı kararları bu yolla verilmiştir. Hapis cezasına ilişkin hükümler ile beraat hükümleri ise istinaf yoluna açıktır; çünkü suçun adli para cezası üst sınırı 730 gündür ve CMK m.272/3-b’deki 500 günlük sınırı aşar.
8- Dava Zamanaşımı ve Ceza Zamanaşımı
TCK m.259’daki cezanın üst sınırı 6 ay hapis olduğundan dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır. Zamanaşımını kesen işlemler varsa süre TCK m.67/4 uyarınca en fazla 12 yıla uzar. Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2018/2779 E., 2018/6006 K. sayılı ve 21.05.2018 tarihli kararında, zamanaşımını kesen son işlem olan 12.11.2009 tarihli savunmadan itibaren 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin dolduğu belirtilerek kamu davasının düşmesine karar verilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2019/8911 E., 2023/343 K. sayılı kararında da 23.11.2011 tarihli sorgudan itibaren 8 yıllık süre dolduğundan dava düşürülmüştür.
Soruşturma izni beklenirken geçen süre zamanaşımını durdurur. Kesinleşen hapis veya adli para cezası bakımından ceza zamanaşımı TCK m.68/1-e uyarınca 10 yıldır.
9- Memuriyete Etkisi
Kamu görevlisinin ticareti, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesinde sayılan ve cezanın süresine bakılmaksızın memuriyete engel olan suçlar arasında yer almaz. Bu maddedeki diğer engel, kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyettir. TCK m.259’daki cezanın üst sınırı 6 ay olduğundan, zincirleme suç artırımıyla bile 1 yıla ulaşmaz. Bu nedenle bu suçtan verilen mahkûmiyet tek başına memuriyetin sona ermesine yol açmaz; HAGB kararı ise zaten mahkûmiyet sayılmaz.
Ceza yargılamasından bağımsız olarak, aynı eylem nedeniyle 657 sayılı Kanun’a göre disiplin soruşturması yürütülebilir. Ceza davasında beraat edilmesi disiplin cezasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak disiplin kararı da sübut bakımından ceza mahkemesinin tespitlerinden etkilenebilir. Hapis cezası seçilip ertelenmezse TCK m.53/5’teki görev yapma yasağı da ayrıca gündeme gelir.
Kamu Görevlisinin Ticareti Suçlamasında Savunma Noktaları
Bu suçlamayla karşılaşan kamu görevlileri bakımından şu noktalar öne çıkar:
- Nüfuz unsuru: Alıcının sanığın görevi nedeniyle kendisinden etkilenebilecek bir kişi olup olmadığı; satışın görev yeri ve görev ilişkisi dışında, sıradan bir ticari ilişki olarak yapılıp yapılmadığı.
- Alıcı beyanları: Satış yapılan kişilerin tanık olarak dinlenip dinlenmediği ve satın alma kararlarını görevlinin konumundan etkilenerek verip vermedikleri.
- Suç vasfı: Eylemin satış değil başka bir görev aykırılığı olup olmadığı; varsa TCK m.257’ye, ağır bir baskı varsa irtikaba kayıp kaymadığı.
- Önödeme: Soruşturma aşamasında önödeme teklifinin yapılıp yapılmadığı; yapılmadan dava açıldıysa mahkemece önödeme uygulanması gerektiği.
- Soruşturma izni: 4483 sayılı Kanun’a göre izin alınıp alınmadığı; izin yoksa davanın düşmesi gerektiği.
- Ceza türü: Adli para cezası yerine hapis cezası seçilmişse bunun gerekçelendirilip gerekçelendirilmediği; HAGB koşullarının tartışılıp tartışılmadığı.
- Kanun yolu: Doğrudan adli para cezasına hükmedilecekse kararın kesin olacağı; kesinleşen hukuka aykırı hükümlerde kanun yararına bozma yolunun açık olduğu.
- Zamanaşımı: Son satış girişiminden itibaren 8 yıllık, kesilmişse 12 yıllık sürenin dolup dolmadığı.
Sonuç
Kamu görevlisinin ticareti suçu (TCK m.259), kamu görevlisinin yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışmasıyla oluşur ve 6 aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Suçun tamamlanması için satışın gerçekleşmesi gerekmez; satış teklifi yeterlidir. Yargıtay’a göre suçun ayırt edici unsuru nüfuzdur: kurumda işi olanlara veya emrindeki personele yapılan satışlar suç oluşturur, görevle bağlantısı olmayan ticaret ise yalnızca disiplin konusudur. Suç şikâyete bağlı değildir ve önödeme kapsamındadır; uzlaştırma ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi uygulanmaz, basit yargılama uygulanabilir, 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni gerekir, kamu kurumları davaya katılamaz, davaya asliye ceza mahkemesi bakar, tutuklama yapılamaz ve dava zamanaşımı 8 yıldır.
Sık Sorulan Sorular
Kamu görevlisinin ticareti suçunun cezası nedir?
TCK m.259 uyarınca görevinin sağladığı nüfuzdan yararlanarak bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışan kamu görevlisi 6 aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Hâkim bu iki cezadan birini seçer. Adli para cezası 5 günden 730 güne kadar belirlenir ve bir günü 100 TL ile 500 TL arasında hesaplanır.
Memurun ticaret yapması suç mu?
Memurun ticaret yapması tek başına suç değildir; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 28’inci maddesindeki ticaret yasağının ihlali disiplin hukukunun konusudur. Suç, ancak kamu görevlisi görevinin sağladığı nüfuzdan yararlanarak satış yapmaya çalıştığında oluşur. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/8054 E., 2014/8673 K. sayılı kararında internet üzerinden kozmetik satan üniversite personelinin nüfuz kullanmadığı için beraatine karar verilmiştir.
Kamu görevlisinin ticareti suçu için satışın gerçekleşmesi gerekir mi?
Hayır. TCK m.259 “satmaya çalışan” kamu görevlisini cezalandırır. Satış teklifinde bulunmak, ürünü tanıtmak veya sipariş toplamak suçu tamamlar; malın teslimi veya bedelin ödenmesi aranmaz. Bu nedenle suçun teşebbüs aşaması kural olarak bulunmaz.
Bir müdürün kurumda işi olanlara ürün satması suç mudur?
Evet, kurumda işi olan kişilere yapılan satış girişimi TCK m.259’daki suçu oluşturur. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2020/7616 E., 2021/1436 K. sayılı kararında, il müdürlüğünde şube müdürü olan sanığın kurumda işi olanlara kolonya satıp çay fişi aldırmasının görevi kötüye kullanma değil kamu görevlisinin ticareti suçu olduğu kabul edilmiştir.
Amirin emrindeki personele mal satması suç mudur?
Amirin, hiyerarşik konumundan yararlanarak emrindeki personele mal satmaya çalışması TCK m.259 kapsamında değerlendirilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2017/5860 E., 2017/5144 K. sayılı kararında, emniyet amiri sıfatını kullanarak ilçe emniyet müdürlüğündeki memurlara patates sattığı tanıklarca doğrulanan şüpheli hakkında kamu davası açılması gerektiği belirtilmiştir.
Kamu görevlisinin ticareti ile rüşvet arasındaki fark nedir?
Rüşvette kamu görevlisi, görevinin gereklerine aykırı bir iş yapması veya yapmaması için kişiyle anlaşarak yarar sağlar ve cezası 4 yıldan 12 yıla kadar hapistir. TCK m.259’da ise görevli herhangi bir işlem vaat etmez; yalnızca konumunun yarattığı etkiden yararlanarak mal veya hizmet satmaya çalışır ve cezası 6 aya kadar hapis veya adli para cezasıdır. Satış, hukuka aykırı bir işlemin karşılığıysa eylem rüşvettir.
Kamu görevlisinin ticareti suçunda önödeme var mı?
Evet. Hapis cezasının üst sınırı 6 ayı aşmadığından suç TCK m.75 uyarınca önödeme kapsamındadır. TCK m.75/4’e göre önödeme miktarı adli para cezası esas alınarak belirlenir; adli para cezasının aşağı sınırı 5 gün ve günlüğü en az 100 TL olduğundan miktar kural olarak 500 TL ile soruşturma giderleridir. Bu miktar 10 gün içinde ödenirse kamu davası açılmaz.
Kamu görevlisinin ticareti suçunda uzlaştırma veya kamu davasının ertelenmesi var mı?
Hayır. Suç CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamında değildir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi de uygulanmaz; çünkü CMK m.171/2 önödeme kapsamındaki suçları, CMK m.171/6-b ise kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği suçları bu kurumun dışında bırakır. Basit yargılama usulü ise uygulanabilir.
Kamu görevlisinin ticareti suçunda soruşturma izni gerekir mi?
Evet. 3628 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi rüşvet, irtikap ve zimmet gibi suçlarda soruşturma izni aranmayacağını düzenler; kamu görevlisinin ticareti bu listede yoktur. Bu nedenle suç görevi sebebiyle işlendiğinde 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni alınması gerekir.
Kamu görevlisinin ticareti davasına kurum katılabilir mi?
Hayır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2016/1187 E., 2020/11607 K. sayılı kararında şikâyetçi ilçe belediye başkanlığının bu suçtan doğrudan zarar görmediği ve temyiz hakkının bulunmadığı belirtilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2019/8911 E., 2023/343 K. sayılı kararında da Hazinenin kamu görevlisinin ticareti suçundan doğrudan zarar görmediği kabul edilmiştir.
Kamu görevlisinin ticareti suçunda HAGB verilebilir mi?
Evet. Hükmolunan hapis veya adli para cezası bakımından koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2015/2316 E., 2019/2352 K. sayılı kararında TCK m.259’dan hapis cezası verilen sanık hakkında HAGB koşullarının tartışılmaması bozma nedeni sayılmıştır. 31.07.2026’dan itibaren HAGB’de denetim süresi 5 yıldır.
Kamu görevlisinin ticareti suçunda zamanaşımı kaç yıldır?
TCK m.259’daki cezanın üst sınırı 6 ay hapis olduğundan dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır ve kesilirse en fazla 12 yıla uzar. Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 2018/2779 E., 2018/6006 K. sayılı kararında 8 yıllık olağan süre dolduğu için kamu davası düşürülmüştür. Ceza zamanaşımı 10 yıldır.
Kamu görevlisinin ticareti memuriyete engel mi?
Hayır. Suç, 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde süresine bakılmaksızın memuriyete engel sayılan suçlar arasında yer almaz. Cezanın üst sınırı 6 ay olduğundan, 1 yıl veya daha fazla hapis cezası şartı da gerçekleşmez. Ancak aynı eylem nedeniyle ceza davasından bağımsız olarak disiplin soruşturması yürütülebilir.
Kamu görevlisinin ticareti suçundan verilen karar temyiz edilebilir mi?
Doğrudan hükmedilen ve 15.000 TL’yi aşmayan adli para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümleri CMK m.272/3-a uyarınca kesindir ve istinaf yoluna başvurulamaz; bu kararlara ancak kanun yararına bozma yoluyla müdahale edilebilir. Hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükümleri ve beraat hükümleri ise istinaf yoluna açıktır.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Kamu görevlisinin ticareti, görevi kötüye kullanma veya rüşvet isnadıyla soruşturma ya da kovuşturmayla karşı karşıyaysanız, süreç hakkında bilgi almak için memurlar hakkındaki ceza soruşturmalarında avukat desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

