Tutuklu, Hükümlü veya Suç Delillerini Bildirmeme Suçu ve Cezası (TCK-284)

tutuklu hükümlü veya suç delillerini bildirmeme

İçindekiler

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu, hakkında tutuklama kararı verilmiş olan veya hükümlü bir kişinin bulunduğu yeri ya da işlenmiş bir suçun delil ve eserlerinin başkaları tarafından saklandığı yeri bildiği hâlde yetkili makamlara bildirmemekle oluşan suçtur ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 284’üncü maddesi uyarınca 1 aydan 1 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Suç kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenirse ceza yarı oranında artırılır ve 1 ay 15 günden 1 yıl 6 aya kadar hapis olur. Fail, aranan kişinin veya asıl suçun failinin üstsoyu, altsoyu, eşi ya da kardeşiyse cezaya hükmolunmaz.

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alır ve uygulamada “firari hükümlünün yerini bildirmeme” veya “aranan kişiyi ihbar etmeme” olarak da anılır. Suç şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma, önödeme ve seri muhakeme kapsamında değildir; basit yargılama usulü uygulanabilir. Dava zamanaşımı 8 yıldır, görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir ve bölge adliye mahkemesinin kararı temyiz edilemez.

Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr

Yargıtay Kararları Işığında Tutuklu, Hükümlü veya Suç Delillerini Bildirmeme Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3373 E., 2013/8699 K. sayılı ve 06.06.2013 tarihli kararı, Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/3571 E., 2019/5618 K. sayılı ve 18.12.2019 tarihli kararı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/15494 E., 2023/1217 K. sayılı ve 13.03.2023 tarihli kararı esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse TCK m.284/1’deki suçun oluşması için:

  1. Aranan kişi hakkında suç tarihinde tutuklama kararı verilmiş olması veya kişinin hükümlü olması,
  2. Failin bu kişi hakkında tutuklama kararı ya da infaz edilecek bir ceza bulunduğunu bilmesi,
  3. Failin kişinin bulunduğu yeri gerçekten bilmesi,
  4. Bu bilginin Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa bildirilmemesi,
  5. Failin aranan kişiye kaçma veya saklanma imkânı sağlamaması (imkân sağlanırsa suçluyu kayırma suçu oluşur),
  6. Failin aranan kişinin üstsoyu, altsoyu, eşi veya kardeşi olmaması,
  7. Bildirmemenin bilerek ve isteyerek gerçekleşmesi

gerekmektedir. TCK m.284/2’deki suç delillerini bildirmeme hâlinde ise ilk üç şartın yerini, işlenmiş bir suça ait delil ve eserlerin başkaları tarafından saklandığı yerin bilinmesi alır. Bu şartlardan biri eksikse eylem TCK m.284’teki suçu oluşturmaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3373 E., 2013/8699 K. sayılı kararında, suç tarihinde hakkında tutuklama kararı bulunmayan kişiyi yetkili mercilere bildirmeyen sanıklar hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü, beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

A- TCK 284 Madde Metninin İncelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 284’üncü maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme

Madde 284- (1) Hakkında tutuklama kararı verilmiş olan veya hükümlü bir kişinin bulunduğu yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmeyen kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İşlenmiş olan bir suça ilişkin delil ve eserlerin başkaları tarafından saklandığı yeri bildiği halde yetkili makamlara bildirmeyen kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Bu suçların kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Bu suçların üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.

TCK m.284 dört fıkradan oluşur. Birinci fıkra aranan tutuklu veya hükümlünün yerini, ikinci fıkra saklanan suç delillerinin yerini bildirmemeyi cezalandırır. Üçüncü fıkra kamu görevlisi için cezayı artırır, dördüncü fıkra ise yakın akrabalar için şahsi cezasızlık sebebi öngörür. Madde 01.06.2005’te yürürlüğe girdiğinden bu yana değişmemiştir.

Maddenin başlığı kanunda “Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme” şeklindedir. Uygulamada ve bazı mahkeme kararlarında “hükümlünün bulunduğu yeri bildirmeme”, “suçluyu veya suç delillerini bildirmeme” gibi farklı adlandırmalar kullanılsa da hepsi aynı maddeyi ifade eder. Madde gerekçesine göre bildirim yükümlülüğünün doğması için kişinin, hakkında tutuklama kararı verildiğini veya kesinleşmiş bir cezanın infazı için arandığını ve nerede bulunduğunu tereddütsüz bilmesi gerekir.

B- Tutuklu, Hükümlü veya Suç Delillerini Bildirmeme Suçunun Unsurları

1- Korunan Hukuki Değer

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçuyla korunan hukuki değer adliyenin, yani ceza adaletinin etkin işleyişidir. Hakkında tutuklama kararı verilen kişinin yakalanamaması yargılamayı, hükümlünün yakalanamaması ise mahkûmiyet kararının infazını engeller. Saklanan suç delillerine ulaşılamaması da gerçeğin ortaya çıkmasını zorlaştırır. Bu nedenle suçun bireysel bir mağduru yoktur; mağdur toplumdur ve asıl suçun mağduru bu davaya katılamaz (aşağıda I-2 başlığına bakınız).

2- Fail: Herkes

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçunun faili herkes olabilir; suçu bildirmeme suçunda (TCK 278) olduğu gibi burada da özel bir sıfat aranmaz. Aranan kişinin arkadaşı, komşusu, iş vereni, ev sahibi veya aynı köyde yaşayan biri fail olabilir. Fail kamu görevlisiyse ve suçu göreviyle bağlantılı işlerse ceza artırılır (TCK m.284/3). Failin aranan kişinin üstsoyu, altsoyu, eşi veya kardeşi olması ise cezaya hükmolunmamasını gerektirir (TCK m.284/4).

Aranan tutuklu veya hükümlünün kendisi bu suçun faili olamaz. Kişinin kendi yerini bildirmemesi bu maddeye girmez; ceza infaz kurumundan kaçan hükümlünün sorumluluğu hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu (TCK 292) kapsamında değerlendirilir.

3- Hakkında Tutuklama Kararı Verilmiş Olan veya Hükümlü Kişi

TCK m.284/1, her aranan kişinin yerini bildirmemeyi cezalandırmaz. Madde yalnızca iki gruptaki kişileri kapsar:

  • Hakkında tutuklama kararı verilmiş kişi: Soruşturma veya kovuşturma sırasında hâkim ya da mahkemece hakkında tutuklama kararı verilen ancak yakalanamayan veya tutukluyken kaçan şüpheli ya da sanık.
  • Hükümlü: Hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunan ve cezasının infazı için aranan kişi. Ceza infaz kurumundan firar eden, açık cezaevinden izinli çıkıp dönmeyen veya kesinleşen cezasını çekmemek için saklanan kişiler bu kapsamdadır.

Suç tarihinde tutuklama kararı veya kesinleşmiş hüküm yoksa suç oluşmaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3373 E., 2013/8699 K. sayılı ve 06.06.2013 tarihli kararında, suç tarihi itibarıyla hakkında tutuklama kararı bulunmayan kişiyi yetkili mercilere bildirmeme eyleminin TCK m.284/1’deki suçu oluşturmayacağını belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Bu nedenle yalnızca ifadesi alınmak üzere aranan şüphelinin, hakkında henüz hüküm kesinleşmemiş sanığın veya sadece bir suç işlediği bilinen kişinin yerini bildirmemek bu fıkraya girmez; şartları varsa başka suçlar gündeme gelir.

Uygulamada aranan kişiler hakkında çoğu zaman “yakalama kararı” bulunur. Kesinleşmiş bir cezanın infazı için çıkarılan yakalama kararı kişinin hükümlü olduğunu gösterir. Soruşturma aşamasında çıkarılan yakalama emrinde ise kişi hakkında ayrıca tutuklama kararı bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir; kanun “tutuklama kararı” ifadesini kullandığından bu ayrım savunmada önemlidir.

4- Aranan Kişinin Bulunduğu Yeri Bilmek

Failin aranan kişinin bulunduğu yeri gerçekten bilmesi gerekir. Kişinin “şehirde bir yerlerde olduğunu duymak” veya yerini tahmin etmek yeterli değildir. Fail ayrıca aranan kişi hakkında tutuklama kararı ya da infaz edilecek bir ceza bulunduğunu da bilmelidir.

Bu bilginin varlığı her türlü şüpheden uzak delillerle ispat edilmelidir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/3571 E., 2019/5618 K. sayılı ve 18.12.2019 tarihli kararında, hakkında yakalama kararı bulunan kişinin yerini bildirmediği iddia edilen sanığın bu kişi hakkında yakalama kararı bulunduğunu bildiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığını, ayrıca sanık hakkındaki iletişimin tespiti kararının bu suçu kapsamadığını ve telefon görüşmelerinin bu suçun delili olamayacağını belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. TCK m.284, CMK m.135’teki katalog suçlar arasında yer almadığından başka bir suç için verilen dinleme kararıyla elde edilen kayıtlar bu suçun ispatında kullanılamaz.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/6145 E., 2015/4872 K. sayılı ve 10.12.2015 tarihli kararında da TCK m.284/2’den mahkûm edilen sanık hakkında, tanık tarafından doğrulanmayan kolluk tutanağı dışında kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

5- Suç Delil ve Eserlerinin Başkaları Tarafından Saklandığı Yeri Bilmek (TCK 284/2)

TCK m.284/2, işlenmiş bir suça ait delil ve eserlerin saklandığı yeri bildiği hâlde bildirmeyen kişiyi cezalandırır. Suçta kullanılan silah, çalınan eşya, suçtan elde edilen para, suçla ilgili belgeler veya bir öldürme olayında saklanan ceset bu kapsamda değerlendirilebilir. Fıkranın uygulanması için üç şart birlikte aranır:

  • Ortada işlenmiş bir suç bulunmalıdır.
  • Delil ve eserler başkaları tarafından saklanmış olmalıdır. Failin kendi sakladığı delilin yerini bildirmemesi bu fıkraya girmez; kişi kendi suçunun delillerini bildirmeye zorlanamaz.
  • Fail saklanan yeri bilmelidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/209 E., 2023/23 K. sayılı ve 18.01.2023 tarihli kararına konu olayda, kasten öldürme suçunun failinin maktulü öldürdükten yaklaşık iki ay sonra başka bir kişiyi boş otel binasına götürüp cesedi gösterdiği, bu kişinin korkudan durumu kimseye bildirmediği anlaşılmış ve bu kişi hakkında suç delillerini bildirmeme suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek karar itiraz üzerine kesinleşmiştir.

TCK m.284/2 yalnızca susmayı cezalandırır. Delili kendisi gizleyen, yok eden veya değiştiren kişi ise daha ağır cezalı suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan (TCK 281) sorumlu olur (aşağıda G-3 başlığına bakınız).

6- Hareket: Yetkili Makamlara Bildirmemek

Suçun hareketi, bilinen yerin yetkili makamlara bildirilmemesidir. Bu bir ihmal suçudur; fail aktif bir davranışta bulunmaz, yalnızca bildirim yükümlülüğünü yerine getirmez. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 158’inci maddesi uyarınca ihbar Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına (polis, jandarma) yapılabilir. Hükümlüler bakımından infaz işlemlerini yürüten Cumhuriyet başsavcılığına yapılan bildirim de yeterlidir. Bildirim yazılı olabileceği gibi sözlü veya telefonla da yapılabilir.

Kanun bildirim için bir süre belirlememiştir. Yerin öğrenilmesinden sonra makul süre içinde bildirim yapılmamışsa ve aranan kişi bu arada yer değiştirmişse suç oluşmuş sayılır. Aranan kişi zaten yakalanmışsa veya yetkili makamlar yerini başka yoldan öğrenmişse bildirilecek bir bilgi kalmadığından sorumluluk tartışmalı hâle gelir.

7- Manevi Unsur: Kast

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu yalnızca kasten işlenebilir. Madde gerekçesinde suçun doğrudan kastla işlenebileceği belirtilmiştir. Fail aranan kişi hakkında tutuklama kararı veya kesinleşmiş ceza bulunduğunu ve bulunduğu yeri bilmeli, buna rağmen bilerek ve isteyerek bildirimde bulunmamalıdır. Kişinin aranan biri olduğunu bilmeyen, örneğin evine misafir olarak gelen akrabasının firari olduğundan habersiz olan kişinin kastı yoktur. Kişinin hakkında karar bulunmadığı yönündeki yanılgısı da ceza hukukunda hata kuralları çerçevesinde değerlendirilir.

C- Hukuka Uygunluk: Avukatın Müvekkilinin Yerini Bildirmemesi

Avukat, hakkında yakalama veya tutuklama kararı bulunan müvekkilinin yerini bildiği hâlde yetkili makamlara bildirmezse TCK m.284’teki suç oluşmaz. Avukatın meslek sırrını saklama yükümlülüğü, hukuka uygunluk nedenlerinden “kanunun hükmünü yerine getirme” (TCK m.24/1) kapsamındadır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2009/19013 E., 2011/21017 K. sayılı ve 14.11.2011 tarihli kararına konu olayda, kesinleşmiş 2 yıl 6 ay hapis cezasının infazı için hakkında yakalama kararı bulunan müvekkil avukatının bürosuna gelip teslim olmak istediğini söylemiş, avukat ise yeni infaz düzenlemesine göre cezanın evde çektirilebileceğini söyleyerek teslim olmamasını öğütlemiş ve iki kez yaş düzeltme davası açmıştır. Yerel mahkeme avukatı TCK m.284/1 ve 3 uyarınca mahkûm etmiştir. Daire; AİHS m.6/3-c, Anayasa m.36 ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 34 ve 36’ncı maddelerine dayanarak, müvekkilin bulunduğu yer ve adresinin de avukatlık meslek sırrı kapsamında olduğunu, avukatın bu yeri bildirmemesinin TCK m.24/1 uyarınca hukuka uygun olduğunu ve TCK m.284’teki suçun oluşmadığını kabul etmiştir. Daire, ancak avukatın gerçeğe aykırı iddialarla dava açmasının görevi kötüye kullanma suçu yönünden tartışılması gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.

Bu karardan çıkan sonuç şudur: Avukatın sustuğu sürece sır saklama yükümlülüğü onu korur; ancak müvekkilinin kaçmasına aktif olarak yardım eden, onu saklayan veya gerçeğe aykırı işlemler yapan avukat bu korumadan yararlanamaz.

D- Kamu Görevlisi Tarafından İşlenmesi (TCK 284/3)

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenirse TCK m.284/3 uyarınca ceza yarı oranında artırılır. Bu durumda ceza 1 ay 15 günden 1 yıl 6 aya kadar hapistir. Örneğin görevi sırasında firari bir hükümlünün yerini öğrenen polis veya jandarma personeli, muhtar ya da infaz kurumu görevlisi bu bilgiyi bildirmezse artırım uygulanır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2014/3535 E., 2014/5643 K. sayılı ve 06.05.2014 tarihli kararı, TCK m.284/1 ve 3 uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünü onamıştır.

Artırım için kamu görevlisi sıfatı tek başına yetmez; bilginin görevle bağlantılı olarak öğrenilmesi gerekir. Kamu görevlisi aranan kişinin yerini özel hayatında öğrenmişse temel ceza uygulanır. Kamu görevlisinin işlenen bir suçu bildirmemesi ise ayrı bir suç tipidir ve kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçu (TCK 279) kapsamında değerlendirilir.

E- Yakınlar Bakımından Cezasızlık (TCK 284/4)

TCK m.284/4’e göre tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenirse cezaya hükmolunmaz. Madde gerekçesine göre failin, önceden işlenmiş asıl suçun faili veya şeriki ile belirli akrabalık ilişkisi içinde bulunması bu suç bakımından bir şahsi cezasızlık sebebidir. Fiil suç olmaya devam eder, ancak bu kişilere ceza verilmez.

Cezasızlıktan yararlanan kişiler:

  • Üstsoy: anne, baba, büyükanne, büyükbaba
  • Altsoy: çocuk, torun
  • Eş: suç tarihinde resmi nikâhlı eş
  • Kardeş: öz veya üvey kardeş

Kanun bu sayımı dar tutmuştur. Nişanlı, resmi nikâhsız birlikte yaşanan kişi, kuzen, amca, dayı, yeğen ve kayın hısımları (kayınpeder, kayınvalide, gelin, damat, kayınbirader) TCK m.284/4’ün kapsamında değildir. Oysa suçluyu kayırma suçundaki (TCK 283) cezasızlık hükmü “diğer suç ortağı”nı da sayar; suçu bildirmeme suçundaki (TCK m.278/4) cezasızlık ise tanıklıktan çekinebilecek bütün kişileri, yani nişanlıyı ve kayın hısımlarını da kapsar. TCK m.284/4 bu iki düzenlemeden daha dardır.

Akrabalık ilişkisi suç tarihinde mevcut olmalıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/12526 E., 2019/2731 K. sayılı ve 26.02.2019 tarihli kararında, TCK m.167’deki akrabalık nedeniyle cezasızlık için ilişkinin suç tarihinde bulunması gerektiğini ve suç tarihinde resmi nikâhlı olunmayan kişi bakımından bu hükmün uygulanamayacağını belirtmiştir; aynı ilke TCK m.284/4 bakımından da yol göstericidir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2012/5765 E., 2013/2777 K. sayılı ve 02.04.2013 tarihli kararına konu dosyada, bir öldürme olayına ilişkin suç delillerini bildirmeme iddiasıyla yargılanan ve nüfus kaydına göre ilgilinin kardeşi olan sanık hakkında TCK m.284/4 uyarınca ceza tertibine yer olmadığına karar verilmiştir.

Cezasızlık yalnızca bildirmeme eylemini kapsar. Aranan yakınını evinde saklayan, ona yiyecek veya para veren anne, baba, eş veya kardeş TCK m.283/3 uyarınca suçluyu kayırmadan da cezalandırılmaz; ancak delilleri yok eden yakın TCK m.281’den sorumlu olabilir, çünkü bu suçta aynı kapsamda bir akrabalık istisnası bulunmaz.

F- Tutuklu, Hükümlü veya Suç Delillerini Bildirmeme Suçunun Cezası

HâlMaddeCeza
Tutuklu veya hükümlünün yerini bildirmemek284/11 aydan 1 yıla kadar hapis
Saklanan suç delillerinin yerini bildirmemek284/21 aydan 1 yıla kadar hapis
Kamu görevlisi tarafından görevle bağlantılı işlenmesi284/31 ay 15 günden 1 yıl 6 aya kadar hapis
Üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenmesi284/4Cezaya hükmolunmaz
Önödeme, uzlaştırma, seri muhakemeTCK m.75, CMK m.250, 253Uygulanmaz
Basit yargılamaCMK m.251Uygulanabilir, sonuç cezadan 1/4 indirim

TCK m.284’te yalnızca hapis cezası öngörülmüştür; ancak kanunda alt sınır yazılmadığı için TCK m.49/1 gereği en az ceza 1 aydır. Hükmedilen ceza 1 yılı aşmadığında TCK m.50/1-a uyarınca kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar uygulanabilir ve ceza adli para cezasına çevrilebilir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2022/116 E., 2022/3057 K. sayılı ve 20.04.2022 tarihli kararı, TCK m.284/1, 62 ve 52 uyarınca 500 TL adli para cezasına hükmedilen mahkûmiyeti onamıştır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2021/6951 E., 2021/14352 K. sayılı ve 24.11.2021 tarihli kararı da aynı maddeler uyarınca verilen 1.500 TL adli para cezasını onamıştır.

Ceza Hesaplaması Örnekleri

Aşağıdaki örnekler genel fikir vermek amacıyla hazırlanmıştır; somut olayda mahkemenin TCK m.61’e göre yapacağı değerlendirme farklı sonuç doğurabilir.

  1. Alt sınıra yakın ceza: Temel ceza 3 ay belirlenir ve TCK m.62 uyarınca 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 2 ay 15 gündür. Bu ceza günlüğü 20 TL’den adli para cezasına çevrilirse 75 gün karşılığı 1.500 TL olur.
  2. Orta düzey ceza: Temel ceza 6 ay belirlenip TCK m.62 ile 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 5 aydır; adli para cezasına çevrilirse 150 gün karşılığı en az 3.000 TL olur.
  3. Kamu görevlisi: Temel ceza 6 ay belirlenip TCK m.284/3 ile yarı oranında artırılırsa 9 ay olur; TCK m.62 ile 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 7 ay 15 gündür.
  4. Basit yargılama: 5 aylık ceza basit yargılama usulüyle verilirse CMK m.251/3 uyarınca dörtte bir indirilir ve sonuç ceza 3 ay 22 gün olur.

G- Tutuklu, Hükümlü veya Suç Delillerini Bildirmeme ile Benzer Suçlar Arasındaki Farklar

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu; suçluyu kayırma, suçu bildirmeme, suç delillerini yok etme ve kaçmaya imkân sağlama suçlarıyla sık karıştırılır. Temel farklar şöyledir:

SuçFiilAkraba cezasızlığıCeza
Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme (TCK m.284)Tutuklu, hükümlü veya saklanan delilin yerini bilip susmakÜstsoy, altsoy, eş, kardeş1 yıla kadar hapis
Suçluyu kayırma (TCK m.283)Suç işleyene kaçma, saklanma, yakalanmama imkânı sağlamakÜstsoy, altsoy, eş, kardeş, diğer suç ortağı6 ay – 5 yıl hapis
Suçu bildirmeme (TCK m.278)İşlenmekte olan veya neticesi sınırlandırılabilir suçu bildirmemekTanıklıktan çekinebilecek herkes1 yıla kadar hapis
Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK m.281)Delili bizzat yok etmek, gizlemek, değiştirmekYok (kendi suçu hariç)6 ay – 5 yıl hapis
Kaçmaya imkân sağlama (TCK m.294)Gözaltındaki, tutuklu veya hükümlü kişinin kaçmasını sağlamakYok, yakınlar için ceza 1/3 indirilir1 – 3 yıl (tutuklu), 2 – 5 yıl (hükümlü) hapis

1- TCK 284 ile Suçluyu Kayırma (TCK 283)

Uygulamadaki en önemli ayrım budur. Suçluyu kayırma suçu, suç işleyen kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkân sağlamakla oluşur ve 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçunda ise fail hiçbir yardımda bulunmaz, yalnızca bildiği yeri söylemez.

Yargıtay bu ayrımı aranan kişiye yapılan katkıya göre yapmaktadır:

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/15494 E., 2023/1217 K. sayılı ve 13.03.2023 tarihli kararında, açık ceza infaz kurumundan firar eden hükümlüye yiyecek, para ve tedavi yardımında bulunan sanıkların suçluyu kayırma suçundan mahkûmiyetini onamış; firari olduğunu bildiği hâlde yetkili makamlara haber vermediğini kabul eden ancak herhangi bir yardımda bulunmadığını savunan sanık hakkında ise eylemin TCK m.284/1 kapsamında kaldığını, suçluyu kayırmadan hüküm kurulmasının suç vasfında yanılgı olduğunu belirterek hükmü bozmuştur.
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/1098 E., 2015/1794 K. sayılı ve 15.06.2015 tarihli kararında, kasten öldürme suçundan hakkında yakalama kararı bulunan kişinin içinde olduğu ve yolda kalan aracı kendi aracıyla çekerek kurtaran sanığın eyleminin, suç işleyen kişiye araştırmadan kurtulması için imkân sağlama niteliğinde olduğunu ve TCK m.283/1’deki suçluyu kayırma suçunu oluşturacağını belirterek TCK m.284’ten kurulan hükmü bozmuştur.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/16040 E., 2021/3051 K. sayılı ve 25.02.2021 tarihli kararında, hakkında yakalama kararı bulunan yeğeninin üç gecedir sanığın evinde onun haberi olmadan kaldığı savunmasını hayatın olağan akışına aykırı bulmuş, yeğenine evinde gizlenip saklanma imkânı sağlayan sanığın suçluyu kayırma suçunu işlediğini belirterek beraat hükmünü bozmuştur.

Kısacası aranan kişiyi evinde barındırmak, yemek veya para vermek, aracıyla taşımak, kolluğa yanlış yer söylemek suçluyu kayırmadır; yalnızca yerini bilip susmak ise TCK m.284’tür.

2- TCK 284 ile Suçu Bildirmeme (TCK 278)

Suçu bildirmeme suçunda bildirilmeyen şey bir suçun kendisidir: işlenmekte olan bir suç veya işlenmiş olmakla birlikte neticeleri hâlâ sınırlandırılabilecek bir suç. TCK m.284’te ise bildirilmeyen şey bir kişinin veya delilin yeridir. TCK m.278’in birinci ve ikinci fıkraları TCK m.75/6 uyarınca önödemeye tabidir; TCK m.284 ise bu listede yer almaz.

Bu ayrım usul bakımından da önemlidir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/7525 E., 2014/211 K. sayılı ve 13.01.2014 tarihli kararına konu Bakırköy 8. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında, sanık hakkında hırsızlık yapan kişiyi bildirmediği iddiasıyla suçu bildirmeme suçundan dava açılmışken, dava konusu edilmeyen hükümlünün bulunduğu yeri bildirmeme suçundan hüküm kurulması CMK m.225/1’e aykırı bulunarak bozulmuştur.

3- TCK 284/2 ile Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme (TCK 281)

TCK m.284/2’de fail başkalarının sakladığı delilin yerini bilir ve susar; TCK m.281’de ise fail gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek amacıyla delili bizzat yok eder, gizler veya değiştirir. Aynı kişi hem delilleri gizlemiş hem de bildirmemişse yalnızca daha ağır olan suçtan cezalandırılır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2012/5765 E., 2013/2777 K. sayılı ve 02.04.2013 tarihli kararında, öldürme suçunun delillerini bildirmeyen ve aynı zamanda gizleyip yok eden sanıkların aynı fiille her iki suçu işlediğini, TCK m.44’teki fikri içtima kuralı uyarınca yalnızca en ağır cezayı gerektiren suç delillerini gizleme ve yok etme suçundan cezalandırılmaları gerektiğini belirterek TCK m.284/2’den ayrıca kurulan mahkûmiyeti bozmuştur.

Delil kavramı da dar yorumlanır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/4972 E., 2013/9798 K. sayılı ve 24.06.2013 tarihli kararında, trafik kazası sırasında yanında bulunan ve olayı gören tanığı ilk kolluk ifadesinde bildirmeyerek gizleyen sanığın eyleminin TCK m.281/1 kapsamında kalacağını, TCK m.284/1-2’nin uygulama yeri bulunmadığını belirtmiştir.

4- TCK 284 ile Hükümlü veya Tutuklunun Kaçması ve Kaçmaya İmkân Sağlama (TCK 292, 294)

Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu, kaçan kişinin kendisini cezalandırır. Kaçmaya imkân sağlama suçu ise gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü kişinin kaçışını sağlayan kişiyi cezalandırır; bu suçta yakınlar cezasız kalmaz, TCK m.294/6 uyarınca yalnızca cezaları üçte bir oranında indirilir. TCK m.284 ise kaçış gerçekleştikten sonra kişinin yerini bilip susan kişiye uygulanır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/13564 E., 2017/10567 K. sayılı ve 28.09.2017 tarihli kararına konu olayda, ekip otosundan kaçmaya çalışan kişinin kaçmasına yardım eden sanık hakkında hem hükümlünün yerini bildirmeme hem de kaçmaya imkân sağlama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri onanmıştır.

H- Suçun Özel Görünüş Biçimleri

1- Teşebbüs

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme sırf ihmali bir suç olduğundan genel kabul gören görüşe göre suça teşebbüse elverişli değildir. Fail ya bildirir ya da bildirmez; bildirim yükümlülüğü ihlal edildiği anda suç tamamlanır.

2- İştirak

Aranan kişinin yerini bilen birden fazla kişinin her biri kendi bildirim yükümlülüğü bakımından ayrı ayrı sorumludur. Başkasını bildirim yapmaması için ikna eden kişi azmettirme kuralları çerçevesinde sorumlu tutulabilir. Aranan kişinin asıl suçtaki suç ortağının, ortağının yerini bildirmemesi hâlinde TCK m.284/4’te “diğer suç ortağı” sayılmadığından bu konu öğretide tartışmalıdır; Anayasa’nın 38/5’inci maddesindeki kimsenin kendini suçlamaya zorlanamayacağı ilkesi savunmada mutlaka ileri sürülmelidir.

3- İçtima

Aynı kişinin aynı aranan kişiye ilişkin bildirmemesi tek suç oluşturur. Bildirmemenin yanında aranan kişiye yardım da edilmişse eylem bir bütün olarak suçluyu kayırma kapsamında değerlendirilir; aynı eylem nedeniyle iki ayrı dava açılmışsa CMK m.223/7 uyarınca davanın reddi gündeme gelir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/15494 E., 2023/1217 K. sayılı kararında, aynı eylemler nedeniyle sanık hakkında başka bir mahkemede tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçundan dava açıldığı anlaşıldığından mükerrer yargılamanın önlenmesi için o dosyanın getirtilmesi gerektiği belirtilmiştir. Suçların birlikte işlenmesi hâlinde uygulanacak genel kurallar için suçların içtimaı yazımıza bakılabilir.

I- Soruşturma ve Yargılama Usulü

1- Şikâyet, Uzlaştırma, Önödeme ve Seri Muhakeme

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu re’sen soruşturulur; şikâyete bağlı değildir. Suç CMK m.253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında değildir ve bireysel bir mağduru da yoktur.

TCK m.75/1’deki genel önödeme şartı, hapis cezasının üst sınırının 6 ayı aşmamasıdır; TCK m.284’ün üst sınırı 1 yıl olduğundan bu şart sağlanmaz. TCK m.75/6’daki özel listede suçu bildirmeme (278/1 ve 278/2) sayılmış, TCK m.284 sayılmamıştır. Suç CMK m.250’deki seri muhakeme listesinde de yer almaz.

2- Katılma Hakkı: Asıl Suçun Mağduru Davaya Katılamaz

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçunda korunan değer adliyenin işleyişi olduğundan, asıl suçun mağduru, maktulün yakınları veya kamu kurumları bu suçtan doğrudan zarar görmüş sayılmaz ve davaya katılan olamaz.

  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2021/6951 E., 2021/14352 K. sayılı ve 24.11.2021 tarihli kararında, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçundan açılan davaya katılmaya ve hükmü temyize hak ve yetkisi olmadığı belirtilerek temyiz istemi reddedilmiştir.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2016/1872 E., 2016/2910 K. sayılı ve 06.06.2016 tarihli kararında, hem Bakanlığın hem de maktul yakını katılanların suç delillerini bildirmeme suçundan kurulan hükümleri temyize yetkisi bulunmadığı kabul edilmiştir.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/3571 E., 2019/5618 K. sayılı kararında da Maliye Bakanlığının hükümlüyü bildirmeme dahil bir dizi suçtan doğrudan zarar görmediği ve katılma hakkı bulunmadığı belirtilmiştir.

Mağdurun hakları asıl suç bakımından korunur; örneğin öldürme veya yaralama davasında maktulün yakınları katılan olabilir.

3- Görevli Mahkeme ve Kanun Yolu

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçuna asliye ceza mahkemesi bakar. Suç, ağır ceza mahkemesinin görevine giren bir suçla (örneğin kasten öldürme) birlikte yargılanıyorsa bağlantı nedeniyle ağır ceza mahkemesinde görülebilir. İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. CMK m.286/2-d uyarınca kanunda üst sınırı 2 yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. TCK m.284’ün üst sınırı kamu görevlisi hâlinde bile 1 yıl 6 ay olduğundan, tek başına yargılanan dosyalar kural olarak istinaf aşamasında kesinleşir.

4- Dava Zamanaşımı

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçunda dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır ve TCK m.67/4 uyarınca kesme işlemleriyle en fazla 12 yıla uzar. Suç tarihinde 12-15 yaş arasındaki çocuklar için TCK m.66/2 uyarınca bu süreler yarıya iner.

HâlOlağan zamanaşımıKesintiyle en fazla
TCK 284/1, 284/2 ve 284/38 yıl12 yıl
12-15 yaş grubundaki çocuk4 yıl6 yıl

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/23481 E., 2021/428 K. sayılı ve 12.01.2021 tarihli kararında, TCK m.284/2 kapsamındaki suç delillerini bildirmeme suçu için 12 yıllık olağanüstü zamanaşımının, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin denetim süresindeki durma süresi de eklenerek dolduğunu belirterek davanın düşmesine karar vermiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2019/1485 E., 2019/7068 K. sayılı ve 11.04.2019 tarihli kararında ise suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında TCK m.284/2-1 ve 31/2 uyarınca 6 yıllık olağanüstü zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle dava düşürülmüştür.

5- Basit Yargılama, HAGB ve Erteleme

Basit yargılama usulü CMK m.251 uyarınca üst sınırı 2 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanabildiğinden TCK m.284’ün her fıkrası bakımından mümkündür; mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/17724 E., 2022/19459 K. sayılı ve 21.12.2022 tarihli kararında, Anayasa Mahkemesinin 2020/81 E., 2021/4 K. sayılı iptal kararı sonrasında basit yargılama usulünün lehe olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçundan kurulan hükümler bozulmuştur.

Sonuç ceza her durumda 2 yılın altında kaldığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi her dosyada değerlendirilmelidir. Bu suçta somut bir maddi zarar bulunmadığından zararın giderilmesi şartı HAGB’ye engel oluşturmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/1895 E., 2012/20629 K. sayılı ve 03.10.2012 tarihli kararına konu taksirle öldürme dosyasında, iki sanık hakkında TCK m.284/1 ve 62 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş; Daire bu kararın temyize değil itiraza tabi olduğunu belirtmiştir.

Tutuklu, Hükümlü veya Suç Delillerini Bildirmeme Suçlamasında Savunma Noktaları

Firari bir yakını, arkadaşı veya tanıdığı nedeniyle bu suçlamayla karşılaşan kişi yönünden savunmada şu hususlar öncelikle incelenmelidir:

  1. Tutuklama kararı veya hükümlülük: Aranan kişi hakkında suç tarihinde tutuklama kararı veya kesinleşmiş bir hüküm var mıdır? Yalnızca şüpheli veya sanık olmak yetmez.
  2. Kararın bilinmesi: Sanık, aranan kişi hakkında karar bulunduğunu biliyor muydu? Bu bilgi kesin delille ispatlanmış mıdır?
  3. Yerin bilinmesi: Sanık kişinin bulunduğu yeri gerçekten biliyor muydu, yoksa yalnızca tahmin mi ediyordu?
  4. Delillerin hukuka uygunluğu: İletişim tespiti kayıtları başka bir suç için verilen karara mı dayanıyor? TCK m.284 katalog suç olmadığından bu kayıtlar kullanılamaz.
  5. Akrabalık: Sanık aranan kişinin veya asıl suçun failinin üstsoyu, altsoyu, eşi veya kardeşi midir? Nüfus kaydı dosyaya getirtilmiş midir?
  6. Suç vasfı: Eylem yalnızca susmaktan mı ibarettir (TCK m.284), yoksa yardım iddiası mı vardır (TCK m.283)? Yardım iddiası somut delile dayanmıyorsa daha hafif olan TCK m.284 tartışılmalıdır.
  7. Delilin kim tarafından saklandığı: TCK m.284/2 suçlamasında delil sanığın kendisi tarafından mı saklanmıştır? Bu durumda bu fıkra uygulanmaz.
  8. Meslek sırrı: Sanık aranan kişinin avukatı mıdır? Sır saklama yükümlülüğü TCK m.24/1 kapsamında hukuka uygunluk nedenidir.
  9. Kamu görevlisi artırımı: Bilgi gerçekten görevle bağlantılı olarak mı öğrenilmiştir?
  10. İddianameye bağlılık: Sanık hakkında dava hangi suçtan açılmıştır? Başka suçtan açılan davada TCK m.284’ten hüküm kurulamaz (CMK m.225).
  11. Mükerrer yargılama: Aynı eylem nedeniyle başka bir mahkemede dava açılmış mıdır?
  12. Usul: Basit yargılama, adli para cezasına çevirme, erteleme ve HAGB şartları değerlendirilmiş midir? Usulsüz katılma kararı verilmiş midir?
  13. Zamanaşımı: Suç tarihi ile kesme işlemleri arasında 8 yıllık, toplamda 12 yıllık süre dolmuş mudur?

Sonuç

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu, hakkında tutuklama kararı verilmiş olan veya hükümlü bir kişinin bulunduğu yeri ya da başkalarınca saklanan suç delillerinin yerini bildiği hâlde yetkili makamlara bildirmeyen kişiyi TCK m.284 uyarınca 1 aydan 1 yıla kadar hapisle cezalandırır; kamu görevlisi için ceza yarı oranında artarak 1 yıl 6 aya kadar çıkar. Yargıtay uygulamasına göre suç tarihinde tutuklama kararı veya kesinleşmiş hüküm bulunmalı, fail hem bu kararı hem de kişinin yerini kesin olarak bilmelidir. Aranan kişiye barınak, yiyecek, para veya ulaşım sağlamak suçluyu kayırma suçunu oluşturur; yalnızca susmak ise TCK m.284’tür. Avukatın müvekkilinin yerini bildirmemesi sır saklama yükümlülüğü nedeniyle hukuka uygundur. Üstsoy, altsoy, eş ve kardeşe ceza verilmez; nişanlı ve kayın hısımları bu istisnanın dışındadır. Suç önödeme, uzlaştırma ve seri muhakeme kapsamında değildir; basit yargılama, adli para cezasına çevirme, erteleme ve HAGB uygulanabilir. Dava zamanaşımı 8 yıldır, asıl suçun mağduru bu davaya katılamaz ve bölge adliye mahkemesi kararı temyiz edilemez.

Sık Sorulan Sorular

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçunun cezası nedir?

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçunun cezası TCK m.284/1 uyarınca 1 yıla kadar hapistir; kanunda alt sınır yazılmadığından TCK m.49/1 gereği en az ceza 1 aydır. Suç kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı işlenirse ceza yarı oranında artırılır. Hükmedilen ceza adli para cezasına çevrilebilir, ertelenebilir veya hükmün açıklanması geri bırakılabilir.

Firari hükümlünün yerini bilip polise söylememek suç mudur?

Evet. Hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet bulunan ve cezasının infazı için aranan firari hükümlünün yerini bildiği hâlde yetkili makamlara bildirmeyen kişi TCK m.284/1 uyarınca 1 yıla kadar hapisle cezalandırılır. Ancak kişinin hükümlü olduğunu ve bulunduğu yeri kesin olarak bilmesi gerekir. Fail hükümlünün üstsoyu, altsoyu, eşi veya kardeşiyse cezaya hükmolunmaz.

Hakkında yakalama kararı olan birinin yerini bildirmemek suç mudur?

Her zaman değil. TCK m.284/1 yalnızca hakkında tutuklama kararı verilmiş kişileri ve hükümlüleri kapsar. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3373 E., 2013/8699 K. sayılı kararında, suç tarihinde hakkında tutuklama kararı bulunmayan kişiyi bildirmemenin bu suçu oluşturmadığı kabul edilmiştir. Yakalama kararının cezanın infazı için mi, yoksa yalnızca ifade almak için mi verildiği ayrıca incelenmelidir.

Aranan bir yakınını evinde saklayan kişi ceza alır mı?

Aranan kişiyi evinde saklamak, yalnızca yerini bildirmemek değil, saklanmasına imkân sağlamak olduğundan TCK m.283’teki suçluyu kayırma suçunu oluşturur ve cezası 6 aydan 5 yıla kadar hapistir. Ancak saklayan kişi aranan kişinin üstsoyu, altsoyu, eşi veya kardeşiyse TCK m.283/3 uyarınca cezaya hükmolunmaz. Amca, dayı, kuzen, nişanlı veya kayın hısımları bu istisnadan yararlanamaz.

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme ile suçluyu kayırma arasındaki fark nedir?

TCK m.284’te fail aranan kişinin yerini bilir ve yalnızca susar; ceza 1 yıla kadar hapistir. TCK m.283’teki suçluyu kayırmada ise fail aranan kişiye barınak, yiyecek, para, ulaşım veya yanlış yönlendirme gibi bir imkân sağlar; ceza 6 aydan 5 yıla kadar hapistir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/15494 E., 2023/1217 K. sayılı kararında, firari hükümlüye yardım etmeyen ancak yerini bildirmeyen sanığın TCK m.284/1’den cezalandırılması gerektiğine hükmetmiştir.

Annesi, babası veya eşi firari kişinin yerini bildirmek zorunda mıdır?

Hayır. TCK m.284/4 uyarınca suçun üstsoy, altsoy, eş veya kardeş tarafından işlenmesi hâlinde cezaya hükmolunmaz. Bu nedenle firari kişinin annesi, babası, büyükanne ve büyükbabası, çocukları, torunları, resmi nikâhlı eşi ve kardeşleri yerini bildirmediği için cezalandırılmaz. Nişanlı, resmi nikâhsız birlikte yaşanan kişi, amca, dayı, kuzen ve kayın hısımları ise bu istisnanın kapsamında değildir.

Avukat, hakkında yakalama kararı bulunan müvekkilinin yerini bildirmek zorunda mıdır?

Hayır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2009/19013 E., 2011/21017 K. sayılı kararında, müvekkilin bulunduğu yerin avukatlık meslek sırrı kapsamında olduğu ve avukatın bu yeri bildirmemesinin TCK m.24/1 uyarınca kanunun hükmünü yerine getirme niteliğinde hukuka uygun olduğu kabul edilmiştir. Ancak müvekkilinin kaçmasına aktif olarak yardım eden avukat bu korumadan yararlanamaz.

Suç delillerinin saklandığı yeri bilen kişi cezalandırılır mı?

İşlenmiş bir suça ait delil ve eserlerin başkaları tarafından saklandığı yeri bildiği hâlde yetkili makamlara bildirmeyen kişi TCK m.284/2 uyarınca 1 yıla kadar hapisle cezalandırılır. Delili kişinin kendisi saklamışsa bu fıkra uygulanmaz. Delili bizzat yok eden, gizleyen veya değiştiren kişi ise TCK m.281 uyarınca 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Polis memuru aranan hükümlünün yerini bildirmezse cezası ne olur?

Kamu görevlisi, aranan tutuklu veya hükümlünün yerini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip bildirmezse TCK m.284/3 uyarınca ceza yarı oranında artırılır ve 1 ay 15 günden 1 yıl 6 aya kadar hapis olur. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2014/3535 E., 2014/5643 K. sayılı kararı, TCK m.284/1 ve 3 uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünü onamıştır. Bilgi özel hayatta öğrenilmişse temel ceza uygulanır.

TCK 284 suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçunda dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır ve kesme işlemleriyle en fazla 12 yıla uzar. Suç tarihinde 12-15 yaş arasındaki çocuklar için bu süreler 4 ve 6 yıldır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2020/23481 E., 2021/428 K. sayılı kararında, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı dolduğu için TCK m.284/2’den açılan dava düşürülmüştür.

TCK 284 suçunda önödeme veya uzlaştırma uygulanır mı?

Hayır. TCK m.75/1’deki önödeme için hapis cezasının üst sınırının 6 ayı aşmaması gerekir; TCK m.284’ün üst sınırı 1 yıldır ve suç TCK m.75/6’daki özel listede de yer almaz. Suç CMK m.253’teki uzlaştırma ve CMK m.250’deki seri muhakeme kapsamında da değildir. Buna karşılık CMK m.251’deki basit yargılama usulü uygulanabilir ve sonuç ceza dörtte bir indirilir.

Telefon dinlemesi bu suçun delili olarak kullanılabilir mi?

Kural olarak hayır. TCK m.284, CMK m.135’te iletişimin dinlenmesine izin verilen katalog suçlar arasında değildir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2018/3571 E., 2019/5618 K. sayılı kararında, sanık hakkındaki iletişimin tespiti kararının bu suçu kapsamadığı ve telefon görüşmelerinin tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçunun delili olamayacağı belirtilerek mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.

TCK 284 suçunda verilen karar Yargıtay’a taşınabilir mi?

Kural olarak hayır. CMK m.286/2-d uyarınca kanunda üst sınırı 2 yıla kadar hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları temyiz edilemez. TCK m.284’ün üst sınırı kamu görevlisi hâlinde bile 1 yıl 6 ay olduğundan, tek başına yargılanan dosya istinaf aşamasında kesinleşir; bu nedenle savunmanın ilk derece mahkemesinde ve istinafta eksiksiz yapılması gerekir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Aranan bir yakınınız veya tanıdığınız nedeniyle tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçlamasıyla karşılaştıysanız, süreç hakkında bilgi almak için bildirmeme suçlamalarında İstanbul ceza avukatı desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir