Suçu Bildirmeme Suçu ve Cezası (TCK-278)

Suçu Bildirmeme Suçu

İçindekiler

Suçu bildirmeme suçu, işlenmekte olan bir suçu veya işlenmiş olmakla birlikte neticelerinin sınırlandırılması hâlâ mümkün olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişinin cezalandırıldığı suç tipidir ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 278’inci maddesi uyarınca 1 aydan 1 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Mağdurun 15 yaşını bitirmemiş çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumdaki kimse olması hâlinde ceza yarı oranında artırılır ve 1 ay 15 günden 1 yıl 6 aya kadar hapis olur. Suçu bildirmeyen kişi tanıklıktan çekinebilecek yakınlardan biriyse, yani eş, üstsoy, altsoy, kardeş gibi CMK m.45’te sayılan kişilerden biriyse, hakkında hiç ceza verilmez; ancak suçun neticesini önleme yükümlülüğü varsa genel ceza sorumluluğu hükümleri saklıdır.

Suçu bildirmeme suçu Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında değildir; buna karşılık 278’inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları TCK m.75 uyarınca önödeme kapsamındadır ve temel hâllerde dava zamanaşımı 8 yıldır. Bu yazıda madde metni, Anayasa Mahkemesinin 2011 tarihli iptal kararı ve 278/4’ün doğuş nedeni, suçun unsurları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025 tarihli kararında suç ortağının bildirim yükümlülüğü bulunmadığına ilişkin tespiti, çocuk mağdurlarda ceza, tanıklıktan çekinme, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi ile suçluyu kayırma arasındaki farklar, önödeme ve yargılama usulü güncel Yargıtay kararları ışığında incelenmektedir. Somut olayınızın değerlendirilmesi için bir avukata danışmanız önerilir.

Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr

Yargıtay Kararları Işığında Suçu Bildirmeme Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

Suçu bildirmeme suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/341 E., 2025/112 K. sayılı ve 05.03.2025 tarihli kararı, Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/2891 E., 2020/13398 K. sayılı ve 16.06.2020 tarihli kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2012/10175 E., 2013/5107 K. sayılı ve 03.04.2013 tarihli kararı esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse suçu bildirmeme suçunun oluşması için:

  1. Bildirilmesi gereken fiilin hukuken suç niteliğinde olması,
  2. Bu suçun halen işlenmekte olması veya işlenmiş olmakla birlikte sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılmasının halen mümkün bulunması,
  3. Failin, bildirime konu suçun işlendiğini bilmesi,
  4. Failin, bildirime konu suçun faili veya şeriki olmaması,
  5. Failin, bildirime konu suçun neticesini önleme konusunda ayrıca hukuki bir yükümlülük altında bulunmaması (böyle bir yükümlülük varsa sorumluluk suçu bildirmemeden değil ihmali davranışla ilgili suçtan doğar),
  6. Bilgiyi Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa gecikmeden ulaştırmaması,
  7. Failin tanıklıktan çekinebilecek kişilerden olmaması ve bildirmemenin bilerek ve isteyerek gerçekleşmesi

gerekmektedir. Bu şartlardan biri eksikse eylem suçu bildirmeme değildir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/2891 E., 2020/13398 K. sayılı kararında, hırsızlık suçunun işlenmiş olduğu ve sınırlandırılabilecek bir neticesinin kalmadığı olayda atılı suçun unsurlarının oluşmadığını belirtmiş, ceza verilmesine yer olmadığı kararını düzelterek beraate çevirmiştir.

A- TCK 278 Madde Metninin İncelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 278’inci maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:

Suçu bildirmeme

Madde 278- (1) İşlenmekte olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) İşlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün bulunan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) Mağdurun onbeşyaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır.

(4) Tanıklıktan çekinebilecek olan kişiler bakımından cezaya hükmolunmaz. Ancak, suçu önleme yükümlülüğünün varlığı dolayısıyla ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır.

TCK m.278’in ilk iki fıkrası suçun temel hâlini, üçüncü fıkrası mağdurun kişisel durumuna bağlı ağırlaştırıcı nedeni, dördüncü fıkrası ise tanıklıktan çekinebilecek kişiler için cezasızlık sebebini düzenler. Maddede Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve 6352 sayılı Kanun’la yapılan yeniden düzenleme izi taşıdığından önce bu geçmişin bilinmesi gerekir.

1- Anayasa Mahkemesinin 2011 Tarihli İptal Kararı ve 278/4’ün Doğuşu

TCK m.278’in ilk hâlinde bugünkü dördüncü fıkra yoktu. Maddenin tamamı, Anayasa Mahkemesinin 2010/52 E., 2011/113 K. sayılı ve 30.06.2011 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Karar 15.10.2011 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve altı ay sonra, 15.04.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İptale yol açan itiraz başvurusu, mağdur çocuğun cinsel istismarı nedeniyle yargılanan kardeş sanıklarla birlikte, mağdurun annesi hakkında da suçu bildirmeme suçundan dava açılması üzerine Genç Asliye Ceza Mahkemesince yapılmıştır.

Anayasa Mahkemesi iptal gerekçesinde Anayasa’nın 38’inci maddesinin beşinci fıkrasını esas almıştır. Bu fıkraya göre hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz. Mahkeme, suçu bildirmeme suçunun gerek maddede gerekse başka bir kanun hükmünde, failin bildirmeyen kişiyle yakın akrabalık ilişkisini cezasızlık bakımından ayrık tutmadığını ve bu nedenle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğunu belirtmiştir.

Kanun koyucu 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 91’inci maddesiyle 278’i yeniden düzenlemiş ve bugünkü dördüncü fıkrayı eklemiştir. Böylece tanıklıktan çekinebilecek kişiler bakımından cezasızlık getirilmiş, iptal gerekçesi giderilmiştir. İptal ile yeni düzenleme arasında kalan dönemin sonuçları ise uygulamada tartışma yaratmıştır:

  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2014/1846 E., 2014/5388 K. sayılı ve 29.04.2014 tarihli kararında, iptal kararının yürürlüğe girdiği 15.04.2012 tarihine kadar işlenen suçu bildirmeme eyleminin yaptırımsız kaldığını ve 6352 sayılı Kanun’la yapılan yeni düzenlemenin sanığın durumunu etkilemediğini belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/8353 E., 2016/2202 K. sayılı ve 08.04.2016 tarihli kararında, 05.07.2012 tarihine kadar işlenen suçların yaptırımsız kaldığını, suç tarihi itibarıyla suça sürüklenen çocuğun eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmadığını belirterek beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.

Bu dönemde işlenen ve henüz kesinleşmemiş bir dosyada lehe kanun ve zaman bakımından uygulama kuralları mutlaka gözetilmelidir. Bugün için pratik sonuç şudur: 278’in 2012 sonrasındaki hâli yürürlüktedir ve dördüncü fıkra, Anayasa Mahkemesinin aradığı yakınlık istisnasını karşılamaktadır.

B- Suçu Bildirmeme Suçunun Unsurları

1- Korunan Hukuki Değer

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/341 E., 2025/112 K. sayılı kararına göre suçla korunmak istenen hukuksal yarar öncelikle bildirim yükümlülüğüne bağlı suçlarla korunan hukuki yarar ile aynıdır; ayrıca adliyeye yönelik güven duygusunun sağlanması da amaçlanmıştır.

2- Fail: Herkes, Ancak Bildirime Konu Suçun Faili veya Şeriki Değil

Suçu bildirmeme suçu özgü suç değildir; fail herhangi bir kişi olabilir. Kamu görevlisi veya sağlık mesleği mensubu olmak gerekmez, çünkü bu kişiler için TCK m.279 ve m.280’de ayrı düzenlemeler vardır.

Bununla birlikte suçun faili sınırlıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/341 E., 2025/112 K. sayılı ve 05.03.2025 tarihli kararında, işlenmekte olan veya işlenmekle birlikte neticesinin sınırlandırılması halen mümkün olan suçun faili veya şerikinin bu suçun faili olamayacağını belirtmiştir. Aynı kararda kimsenin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamayacağı (nemo tenetur se ipsum accusare) vurgulanmış ve kasten öldürme olayından sonra cesedin saklanmasına asli fail olarak katılan sanığın bildirim yükümlülüğü altında olduğunu söylemenin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/6672 E., 2016/372 K. sayılı ve 21.01.2016 tarihli kararında da, uyuşturucu ticareti nedeniyle yapılan soruşturmada birlikte suç işlediği kişinin gerçek kimliğini bildiği hâlde soruşturma makamlarına bildirmeyen sanığın eyleminin savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve suçu bildirmeme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir.

3- Konu: Hukuka Aykırı ve Suç Oluşturan Bir Fiil

Bildirilmeyen fiilin gerçekten suç olması gerekir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/11844 E., 2017/12492 K. sayılı ve 08.11.2017 tarihli kararında, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi bakımından ihbara konu eylemin suç vasfında olmasının zorunlu olduğu, suç oluşturduğu kesin olarak saptanamayan başkasına ait mezarlığın kazılması olayında hem suçu bildirmeme hem de suç delillerini yok etme suçunun unsurlarının oluşmadığı belirtilerek mahkûmiyetler bozulmuştur. Aynı mantık TCK m.278 için de geçerlidir. Kişinin bildirmediği olayın suç olduğunu bilmesi de gerekir; olayın suç olmadığı kanaatinde bulunan kişi hakkında kast tartışılır.

4- Hareket: Yetkili Makama Bildirmemek

Suçun hareketi bir ihmal davranışıdır; kişinin bildirimde bulunmayarak kayıtsız kalmasıyla gerçekleşir. Bildirimin muhatabı “yetkili makamlar”dır. 5271 sayılı CMK m.158’e göre suça ilişkin ihbar veya şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir; valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan ihbar ise ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. İhbar yazılı olabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü de yapılabilir. Dolayısıyla bildirim için ayrı bir şekil şartı yoktur; polise, jandarmaya veya savcılığa yapılan sözlü başvuru yeterlidir.

5- Zaman Unsuru: İşlenmekte Olan Suç ve Neticelerin Sınırlandırılması (278/1 ve 278/2)

Suçu bildirmeme suçu iki farklı zaman durumunda oluşur:

  • 278/1: Bildirilecek suç halen işlenmektedir. Süren bir istismar, devam eden şiddet veya kapatılan bir kişinin alıkonulması bu kapsama girer.
  • 278/2: Suç işlenmiş, tamamlanmış, ancak sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkündür. Örneğin yaralanan kişinin tıbbi yardıma erişimi veya çalınan malın bulunabilir durumda olması bu hâle örnek gösterilebilir.

İkinci hâlin sınırı çok önemlidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/2891 E., 2020/13398 K. sayılı ve 16.06.2020 tarihli kararında, suçu bildirmeme suçunun oluşabilmesi için bildirilmeyen suçun halen işlenmekte olmasının veya işlenmiş olmakla birlikte sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılmasının halen mümkün olmasının gerektiği, somut olayda hırsızlık suçunun tamamlanmış ve sınırlandırılabilecek bir neticesinin kalmadığı belirtilmiştir. Mahkeme sanıklar için bir şahsi cezasızlık hâlinin varlığının da kabul edilemeyeceğini, çünkü ortada suçun unsurlarının oluşmadığını vurgulayarak ceza verilmesine yer olmadığı hükmünü düzeltip beraate çevirmiştir. Bu karar, uygulamada sık yapılan bir hatayı gösterir: geçmişte işlenmiş ve bitmiş bir suçu bildirmemek, neticeleri sınırlandırılamıyorsa suçu bildirmeme oluşturmaz.

6- Manevi Unsur: Kast

Suçu bildirmeme suçu yalnızca kasten işlenebilir; taksirle bildirmeme suçu oluşturmaz. Failin suçun işlendiğini veya işlenmekte olduğunu bilmesi ve buna rağmen bilerek ve isteyerek bildirimde bulunmaması gerekir. Duyuma dayanan, kesin olmayan, şüpheden öteye geçmeyen bilgi yeterli olmayabilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2012/10175 E., 2013/5107 K. sayılı ve 03.04.2013 tarihli kararında ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/8011 E., 2016/3264 K. sayılı ve 23.05.2016 tarihli kararında, sanığın kastının bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararları onanmıştır.

Failin kendisine veya yakınlarına yönelen karşı konulamaz cebir veya ağır ve muhakkak tehdit nedeniyle bildirimde bulunamaması hâlinde kusur yeteneğini ve sorumluluğu etkileyen nedenler arasında yer alan TCK m.28 uygulanabilir. Tehdit eden kişi ise ayrıca tehdit suçundan sorumlu olur.

7- Neticeyi Önleme Yükümlülüğü: Suçu Bildirmeme mi, İhmali Davranışla İşleme mi?

278’in en kritik ayrımı, bildirme yükümlülüğü ile neticeyi önleme yükümlülüğü arasındadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/341 E., 2025/112 K. sayılı kararında, failin bildirim yükümlülüğüne konu suçun neticesini önleme hususunda hukuki bir yükümlülük altında olması ve bunu önlememesi hâlinde suçu bildirmeme değil, işlenmesine engel olmadığı suçun ihmali davranışla işlenmesi nedeniyle sorumlu tutulacağı belirtilmiştir. Karar, doktrinden alıntıyla şu örneği de vermiştir: babanın çocuğuna karşı cinsel istismarda bulunduğu, annenin durumdan haberdar olduğu ancak çocuğun kurtarılması için hiçbir girişimde bulunmadığı bir olayda anne, istismar suçuna ihmali davranışla iştirak etmiştir.

Bu ayrım pratik sonuç doğurur. Yalnızca “bildirme” yükümlülüğü olan kişi 1 yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşırken, çocuğu koruma yükümlülüğü olan bir yakının ihmali davranışla çocuğun istismarına iştirak ettiği kabul edilirse ceza çok daha ağır olur. İhmali davranışla suç işleme kuralları ve çocuğun cinsel istismarı suçu bu bakımdan birlikte değerlendirilmelidir. 278/4’ün ikinci cümlesi de bu nedenle “suçu önleme yükümlülüğünün varlığı dolayısıyla ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır” demektedir.

C- Suçu Bildirmeme Suçunun Cezası

HâlMaddeCeza
İşlenmekte olan suçu bildirmeme278/11 aydan 1 yıla kadar hapis
Neticeleri sınırlandırılabilir işlenmiş suçu bildirmeme278/21 aydan 1 yıla kadar hapis
Mağdur 15 yaşını bitirmemiş çocuk, engelli veya hamile kadın278/3Yukarıdaki ceza yarı oranında artırılır (üst sınır 1 yıl 6 ay)
Tanıklıktan çekinebilecek kişi278/4Ceza verilmez

Madde ceza alt sınırını göstermez, yalnızca “bir yıla kadar” der. TCK m.49’a göre süreli hapis cezası kanunda aksi belirtilmedikçe bir aydan az olamayacağından alt sınır 1 aydır. Suçun cezası yalnızca hapistir; seçenek olarak adli para cezası öngörülmemiştir. Ancak hükmedilen hapis cezası kısa süreli hapis cezası sınırı olan 1 yıl veya daha azsa TCK m.50 uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/4273 E., 2024/204 K. sayılı kararına konu olayda mahkemenin 278/1 ve 278/3 ile TCK m.62, m.50/1-a ve m.52/2 uyarınca adli para cezası verdiği görülmektedir.

1- Mağdurun Çocuk, Engelli veya Hamile Olması (TCK m.278/3)

Bildirilmeyen suçun mağduru 15 yaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse ise ceza yarı oranında artırılır. Bu hâl uygulamada en çok çocuk istismarı olaylarında karşımıza çıkar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/19360 E., 2021/15257 K. sayılı ve 02.06.2021 tarihli kararında, 7 yaşındaki kızının üvey babası ve mahalledeki bir kişi tarafından cinsel istismara uğradığını kızından öğrenen annenin soruşturma makamlarına bildirmemesi eylemini TCK m.278/1-3’te düzenlenen suçu bildirmeme suçu olarak değerlendirmiş ve beraat kararını bozmuştur.

Aynı olayda bozma sonrası yerel mahkeme anneyi, istismarın iki ayrı faili bakımından iki kez 6.000 TL adli para cezasıyla cezalandırmıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/4273 E., 2024/204 K. sayılı ve 11.01.2024 tarihli kararında, annenin kızının iki kişi tarafından cinsel istismara maruz kaldığını öğrenip yetkili makamlara bildirmemesi şeklindeki eyleminin tek bir suçu bildirmeme suçunu oluşturduğunu, her bir failin eylemi nedeniyle eylemin ikiye bölünerek iki kez cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla birden fazla faili bildirmemek, bildirim yükümlülüğü tek olduğu için tek suçtur.

2- Ceza Hesaplaması Örnekleri

Aşağıdaki örnekler genel fikir vermek amacıyla hazırlanmıştır; somut olayda mahkemenin TCK m.61’e göre yapacağı değerlendirme farklı sonuç doğurabilir.

  1. 278/1, yetişkin mağdur: Temel ceza 6 ay belirlenirse ve TCK m.62 uyarınca 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 5 aydır. Bu ceza 1 yılı aşmadığından adli para cezasına çevrilebilir, ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme değerlendirilebilir.
  2. 278/3, çocuk mağdur: Temel ceza üst sınırdan 1 yıl belirlenirse yarı oranında artırımla 1 yıl 6 ay olur; TCK m.62 uyarınca 1/6 indirimle sonuç ceza 1 yıl 3 aydır. Bu ceza 1 yılı aştığı için adli para cezasına çevrilemez ancak 2 yılı aşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme mümkündür.

D- Tanıklıktan Çekinebilecek Kişiler İçin Cezasızlık (TCK m.278/4)

TCK m.278/4, tanıklıktan çekinebilecek kişiler bakımından cezaya hükmolunmayacağını düzenler. Hükmün dayanağı Anayasa’nın 38/5. maddesidir: kişi kendisini ve yakınlarını suçlamaya zorlanamaz. CMK m.45’e göre aşağıdaki kişiler şüpheli veya sanık bakımından tanıklıktan çekinebilir:

  1. Şüpheli veya sanığın nişanlısı,
  2. Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi,
  3. Kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy ve altsoyu,
  4. Üçüncü derece dahil kan hısımları ile ikinci derece dahil kayın hısımları,
  5. Şüpheli veya sanıkla aralarında evlatlık bağı bulunanlar.

Bu liste, kimin suçu bildirmemekten ceza almayacağını belirler. Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2019/1907 E., 2019/3170 K. sayılı ve 05.03.2019 tarihli kararında, suça sürüklenen çocukların kardeş olması nedeniyle CMK m.45/1-d ve m.223/4-a uyarınca haklarında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.

Dikkat edilmesi gereken iki sınır vardır. Birincisi, cezasızlık failin şüpheli veya sanıkla CMK m.45’teki ilişkisine bağlıdır. Mağdurun annesi olmak tek başına cezasızlık sağlamaz: bildirilmeyen suçun faili anne için tanıklıktan çekinebilecek bir yakın değilse 278/4 uygulanmaz. İkincisi, “suçu önleme yükümlülüğünün varlığı dolayısıyla ceza sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır.” Yani eşinin veya kardeşinin işlediği suçu bildirmemekten ceza almayan kişi, aynı zamanda mağduru koruma ve gözetme yükümlülüğü altındaysa, ihmali davranışla suça iştirak etmiş sayılabilir.

E- Suçu Bildirmeme ile Benzer Suçlar Arasındaki Farklar

Suçu bildirmeme, adliyeye karşı suçlar bölümündeki diğer bildirim ve kayırma suçlarıyla karıştırılır. Aradaki temel fark, failin sıfatı, bildirilmeyen şeyin niteliği ve ceza miktarıdır:

SuçFailHareketCeza
Suçu bildirmeme (TCK m.278)Herkesİşlenmekte olan veya neticesi sınırlandırılabilir suçu bildirmemek1 ay – 1 yıl hapis
Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi (TCK m.279)Kamu görevlisiGörevi nedeniyle öğrendiği suçu bildirmeyi ihmal etmek veya geciktirmek6 ay – 2 yıl hapis
Sağlık mesleği mensubunun suçu bildirmemesi (TCK m.280)Sağlık mesleği mensubuGörevini yaparken karşılaştığı suç belirtisini bildirmemek veya geciktirmek1 yıla kadar hapis
Suçluyu kayırma (TCK m.283)HerkesSuç işleyene araştırma, yakalanma, tutuklanma veya infazdan kurtulması için imkân sağlamak6 ay – 5 yıl hapis
Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme (TCK m.284)HerkesTutuklu veya hükümlünün ya da saklanan delillerin yerini bildiği hâlde bildirmemek1 yıla kadar hapis
Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi (TCK m.98)HerkesKendini idare edemeyecek durumdaki kişiye yardım etmemek veya durumu derhal bildirmemek1 yıla kadar hapis veya adli para cezası

Bildirmeme suçlarının dışında, adliyeyi yanlış bilgiyle yanıltan suçlar da vardır. Kişinin işlemediği bir suçu belirli bir kişiye yüklemesi iftira, kimseyi hedef göstermeden işlenmemiş bir suçu ihbar etmesi suç uydurma, tanık olarak yetkili makam önünde gerçeğe aykırı beyanda bulunması ise yalan tanıklık suçunu oluşturur. Suçu bildirmemede ise fail yanlış bir şey söylemez, yalnızca sessiz kalır.

1- Suçu Bildirmeme ile Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi (TCK m.279)

TCK m.279, kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenip de yetkili makamlara bildirimde bulunmayı ihmal eden veya gecikme gösteren kamu görevlisini 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırır; suçun adli kolluk görevini yapan kişi tarafından işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Bu suç, 278’in aksine önödeme kapsamında değildir ve işlenmiş suçun bildirilmemesi de yeterlidir; neticelerin sınırlandırılabilir olması aranmaz.

Yargıtay uygulaması 279 bakımından da dikkatlidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/8184 E., 2017/11858 K. sayılı ve 25.10.2017 tarihli kararında, öğretmen olan sanıkların mağdura karşı işlenen suçu öğrenince okul müdürüne bildirmesi nedeniyle suçun unsurlarının oluşmadığına hükmetmiş ve mahkûmiyeti bozmuştur. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2014/3849 E., 2014/11036 K. sayılı ve 05.11.2014 tarihli kararında ise polis kamerasıyla tespit edilen ve görevle bağlantılı olarak öğrenilmeyen bir suçun bildirilmemesinin TCK m.279’u oluşturmayacağı belirtilmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/3346 E., 2016/1743 K. sayılı ve 18.03.2016 tarihli kararında da belediye başkanı olan sanığın olayı öğrendiği kabul edilse bile bildirimin sanık adına yetkili kurul veya vekil tarafından yapılması gerektiği gözetilmiş, mahkûmiyet bozulmuştur.

2- Suçu Bildirmeme ile Suçluyu Kayırma ve Delilleri Yok Etme Arasındaki Fark

Suçu bildirmeme bir ihmal suçudur; fail bildirimde bulunmayarak sessiz kalır. Suçluyu kayırma (TCK m.283) ve suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK m.281) ise aktif davranış gerektirir: kişiye kaçma ve saklanma imkânı sağlamak, delilleri ortadan kaldırmak gibi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/325 E., 2021/590 K. sayılı ve 25.11.2021 tarihli kararında, delilleri yok etme suçundaki “kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suç” istisnasının yalnızca o suçla sınırlı bir şahsi cezasızlık sebebi olduğunu, eylemin ayrıca başka bir suç oluşturması hâlinde failin o suçtan sorumluluğunun sürdüğünü ve eylemin isabetli nitelendirilmesi için suçluyu kayırma suçunun da gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/341 E., 2025/112 K. sayılı kararı bu üç suçun iç içe geçtiği bir olayı çözmüştür. Olayda iki sanık, arkadaşlarının hamile kız arkadaşını bıçaklayarak öldürmesinden sonra cesedin taşınmasına ve gömülmesine katılmış, birkaç gün sonra polis merkezine gelerek durumu bildirmişti. Genel Kurul, incelediği sanık yönünden öldürme fiiline yardım ettiğinin yasal delillerle ortaya konulamadığını, cesedi saklama eyleminin suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçuna temas ettiğini ve bu suça asli fail olarak katılan sanığın suçu bildirme yükümlülüğü altında olmadığını belirtmiştir. Suçu bildirmeme mahkûmiyeti ise ayrıca iddianamede bu suç için usulüne uygun dava açılmadığı için hukuki değerden yoksun bulunmuştur.

3- Suçu Bildirmeme ile Yardım veya Bildirim Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi (TCK m.98)

TCK m.98 yaşı, hastalığı veya yaralanması nedeniyle kendini idare edemeyecek durumda olan kişiye yardım etmeyen veya durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişiyi cezalandırır. Burada bildirilen şey bir suç değil, yardıma muhtaç bir kişinin durumudur. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçu 1 yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır ve kişinin ölmesi hâlinde ceza 1-3 yıldır. Aynı olayda hem yardıma muhtaç kişinin durumunu hem de işlenen suçu bildirmeyen kişi bakımından iki suçun varlığı ayrı ayrı değerlendirilir.

F- Suçu Bildirmeme Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

1- Teşebbüs

Suçu bildirmeme sırf ihmal suçu olduğundan genel kabul gören görüşe göre teşebbüse elverişli değildir. Kişi ya bildirimde bulunur ya da bulunmaz; bildirim imkânı sürdüğü sürece suç tamamlanmaz, imkân ortadan kalktığında ise suç tamamlanmış olur.

2- İştirak

Bildirmeme suçuna azmettirme veya yardım gibi iştirak biçimleriyle katılmak teorik olarak mümkündür. Daha önemli olan, ana suça iştirak sorusudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/341 E., 2025/112 K. sayılı kararına göre suçun işlenmesinden sonra yapılan davranışların yardım sayılabilmesi için failin bunu suçun işlenmesinden önce vaat etmiş olması gerekir; aksi hâlde davranış bağımsız bir suç olan delilleri yok etme, gizleme veya değiştirmeye (TCK m.281) temas eder. Suçu bildirmeyeceğini önceden vaat ederek failin suç işleme kararını kuvvetlendiren kişi ise TCK m.39/2-a uyarınca yardım eden olarak sorumlu tutulabilir.

3- İçtima

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/4273 E., 2024/204 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, kişinin tek bir bildirim yükümlülüğünün ihlali, bildirilmeyen suçun faili birden fazla olsa bile tek suç sayılır. Bildirilmeyen suçlar birbirinden bağımsız ve farklı zamanlarda işlenmişse zincirleme suç ve içtima kuralları gündeme gelir.

G- Soruşturma ve Yargılama Usulü

1- Şikâyet, Uzlaştırma ve Önödeme

Suçu bildirmeme suçu re’sen soruşturulur ve şikâyete bağlı değildir. TCK m.278, CMK m.253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz.

Buna karşılık TCK m.75/6, suçu bildirmeme suçunun (278’inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları) önödeme hükümlerine tabi olduğunu belirtir. Bu düzenleme 02.12.2016 tarihli 6763 sayılı Kanun’la getirilmiştir. Önödeme uygulanabiliyorsa fail, Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğden itibaren 10 gün içinde hapis cezasının aşağı sınırı karşılığı olarak gün başına 100 TL üzerinden hesaplanan tutarı ve soruşturma giderlerini öderse kamu davası açılmaz. Alt sınır 1 ay (30 gün) olduğundan hesap yaklaşık 3.000 TL’dir; kesin tutar savcılığın tebliğinde yazar. Failin 10 gün içinde talep etmesi hâlinde ödeme birer ay arayla 3 eşit taksitte yapılabilir. Önödeme kapsamındaki suç 5 yıl içinde tekrar işlenirse aynı suçtan dolayı önödeme hükümleri bir daha uygulanmaz. Önödeme kapsamındaki bir suçta bu imkân verilmeden hüküm kurulması bozma nedenidir: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/14537 E., 2020/9108 K. sayılı ve 05.02.2020 tarihli kararında, hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’la 278’in önödeme kapsamına alınması nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesini zorunlu görerek hükmü bozmuştur.

Önödeme metninde yalnızca 278’in birinci ve ikinci fıkraları sayıldığından, çocuk, engelli veya hamile mağdura ilişkin ağırlaştırılmış 278/3 hâlinde önödeme uygulanmaz.

2- İddianame ve Davasız Yargılama Olmaz İlkesi

Suçu bildirmeme çoğu zaman başka bir suçun yargılaması içinde ortaya çıkar. Bu durumda mahkemenin elde ettiği bilgiyle sanığa suçu bildirmeme isnadı yöneltmesi hâlinde dikkat edilmesi gereken usul kuralı vardır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/341 E., 2025/112 K. sayılı kararına göre ceza kovuşturmasının başlaması ancak usulüne uygun düzenlenmiş bir iddianame ile mümkündür; “davasız yargılama olmaz.” Bir olayın anlatılması sırasında başka bir olaydan dolaylı olarak söz edilmesi o olay hakkında dava açıldığını göstermez. Genel Kurul, iddianamede suçu bildirmeme için talepte bulunulmadığı hâlde ek savunma verilerek verilen mahkûmiyet hükmünü hukuki değerden yoksun saymıştır. Mahkeme böyle bir durumda kamu davasının açılıp açılmayacağının takdiri için Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunmalıdır.

3- Görevli Mahkeme

Suçu bildirmeme suçuna görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Fail suça sürüklenen çocuksa görevli mahkeme çocuk mahkemesidir.

4- Dava Zamanaşımı

Suçu bildirmeme suçunda dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca cezanın üst sınırına göre belirlenir. Üst sınırı 5 yılı geçmeyen suçlarda süre 8 yıldır:

HâlÜst sınırOlağan zamanaşımıKesintiyle en fazla
278/1 ve 278/21 yıl8 yıl12 yıl
278/3 (nitelikli hâl)1 yıl 6 ay8 yıl12 yıl
15-18 yaş arası suça sürüklenen çocuk1 yıl5 yıl 4 ay (8 yılın üçte ikisi)–
12-15 yaş arası suça sürüklenen çocuk1 yıl4 yıl (8 yılın yarısı)–

Çocuklar bakımından süre TCK m.66/2’ye göre kısalır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/8100 E., 2025/15479 K. sayılı ve 16.09.2025 tarihli kararında, suç tarihinde 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış çocuğun eyleminin TCK m.278/1 ve m.31/3’te tanımlanan suçu bildirmeme suçunu oluşturduğunu, TCK m.66/1-e ve m.66/2 uyarınca hesaplanan 5 yıl 4 ay olağan zamanaşımı süresinin ilk karar tarihi ile ikinci karar tarihi arasında dolduğunu belirterek mahkûmiyeti bozmuş ve kamu davasını zamanaşımı nedeniyle düşürmüştür.

5- Basit Yargılama, HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası

Üst sınırı 2 yılı aşmayan suçlar için CMK m.251’deki basit yargılama usulü uygulanabilir; bu usulde duruşma yapılmaksızın hüküm verilir ve mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. 278/3’ün 1 yıl 6 ay olan üst sınırı da bu sınırın altında kaldığından usul tüm hâller için mümkündür. Sonuç ceza 2 yılı aşmıyorsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi ve 1 yıl veya daha az ise adli para cezasına çevirme değerlendirilir.

H- Suça Sürüklenen Çocuklar Bakımından Suçu Bildirmeme

Yaş küçüklüğü hâlinde TCK m.31 uygulanır. 12 yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur. 15-18 yaş arasındaki çocuklara verilecek ceza TCK m.31/3 uyarınca üçte bir oranında indirilir. 12-15 yaş arasındaki çocuklar bakımından ise işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği aranır.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/8100 E., 2025/15479 K. sayılı kararı, 15 yaşını doldurmuş çocuğun suçu bildirmeme eyleminin TCK m.278/1 ve m.31/3 kapsamında değerlendirildiğini göstermektedir. Çocuk failler bakımından üç noktaya dikkat edilmelidir. Birincisi, çocuklar için dava zamanaşımı kısalır (yukarıdaki tablo). İkincisi, CMK m.251/7 uyarınca yaş küçüklüğü hâllerinde basit yargılama usulü uygulanmaz. Üçüncüsü, çocuklar bakımından da 278/4’teki cezasızlık geçerlidir: Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2019/1907 E., 2019/3170 K. sayılı kararında kardeş olan suça sürüklenen çocuklar hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Suçu Bildirmeme Suçlamasıyla Karşılaşan Kişinin Savunma Noktaları

Suçu bildirmeme suçlamasıyla karşılaşan kişi yönünden savunmada şu hususlar öncelikle incelenmelidir:

  1. Bildirilmeyen fiilin suç olup olmadığı: Bildirilmediği ileri sürülen olay hukuken suç oluşturuyor mu?
  2. Zaman unsuru: Olay bildirim zamanında halen işleniyor muydu veya neticeleri sınırlandırılabilir durumda mıydı, yoksa tamamlanmış ve sonuçları sınırlandırılamaz bir suç mu söz konusu?
  3. Failin ana suçla ilişkisi: Sanık bildirilmeyen suçun faili veya şeriki mi? Öyleyse kendini suçlamaya zorlanamaz.
  4. Tanıklıktan çekinme hakkı: Sanık, ana suçun şüphelisi veya sanığıyla CMK m.45’teki bir yakınlık ilişkisi içinde mi?
  5. Bilgi ve kast: Sanık suçun işlendiğini kesin olarak biliyor muydu, yoksa yalnızca duyuma, şüpheye veya yanlış izlenime mi dayanıyordu?
  6. Bildirimin yapılıp yapılmadığı: Olay polise, jandarmaya veya savcılığa sözlü ya da yazılı olarak iletilmiş midir? CMK m.158 uyarınca mahkemeye, valiliğe veya kaymakamlığa yapılan ihbar da başsavcılığa iletilir.
  7. Korku ve baskı: Bildirimde bulunmamak karşı konulamaz bir cebir veya ağır ve muhakkak bir tehdit sonucu mu gerçekleşti? TCK m.28 uygulanabilir mi?
  8. Neticeyi önleme yükümlülüğü: Sanığın mağduru koruma ve gözetme yükümlülüğü var mıydı? Varsa sorumluluğun hangi suçtan doğacağı yeniden değerlendirilmelidir.
  9. İddianame ve usul: Suçu bildirmeme suçundan usulüne uygun açılmış bir kamu davası var mı? Önödeme imkânı sunulmuş muydu?
  10. Tek suç: Birden fazla failin eylemi bakımından sanığa birden fazla ceza verilmişse eylemin bölünemeyeceği gözetilmiş midir?
  11. Zamanaşımı ve yaş: Suç tarihi ile kesme işlemleri arasında 8 yıllık, çocuk failler bakımından 4 veya 5 yıl 4 aylık süre dolmuş mu?

Sonuç

Suçu bildirmeme suçu, işlenmekte olan veya neticeleri sınırlandırılabilir bir suçu yetkili makamlara bilerek bildirmeyen kişiyi 1 aydan 1 yıla kadar hapisle, mağdurun çocuk, engelli veya hamile olması hâlinde 1 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırır. Bitmiş ve neticesi sınırlandırılamayan suçun bildirilmemesi, bildirilen suçun faili veya şeriki olmak, neticeyi önleme yükümlülüğü bulunan kişinin ihmali, bu suçun unsurlarını dışarıda bırakır ya da başka bir suçun konusu yapar. Anayasa Mahkemesinin 2011 tarihli kararı nedeniyle madde 2012’de yeniden düzenlenmiş, eş, üstsoy, altsoy, kardeş gibi tanıklıktan çekinebilecek kişiler cezasız bırakılmıştır. TCK m.75/6 uyarınca 278’in birinci ve ikinci fıkraları önödeme kapsamındadır; dava zamanaşımı 8 yıldır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2025 tarihli kararı, suç ortağının bildirim yükümlülüğü bulunmadığını ve iddianamede dava açılmayan suçtan ek savunmayla mahkûmiyet kurulamayacağını açıkça ortaya koymuştur.

Sık Sorulan Sorular

Suçu bildirmeme suçunun cezası nedir?

Suçu bildirmeme suçunun cezası TCK m.278 uyarınca 1 aydan 1 yıla kadar hapistir. Mağdur 15 yaşını bitirmemiş çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumdaysa ceza yarı oranında artırılır ve üst sınır 1 yıl 6 ay olur. Suç için adli para cezası seçenek yaptırım olarak öngörülmemiştir; ancak kısa süreli hapis cezası koşulları varsa adli para cezasına çevrilebilir.

Hangi suçu bildirmemek suçu bildirmeme suçunu oluşturur?

TCK m.278 yalnızca işlenmekte olan bir suçun veya işlenmiş olmakla birlikte sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün olan bir suçun bildirilmemesini cezalandırır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/2891 E., 2020/13398 K. sayılı kararına göre tamamlanmış ve sınırlandırılabilecek neticesi kalmamış bir hırsızlığın bildirilmemesi suçu bildirmeme suçunu oluşturmaz.

Yakınımın suçunu bildirmezsem ceza alır mıyım?

Hayır. TCK m.278/4 uyarınca tanıklıktan çekinebilecek kişiler bakımından cezaya hükmolunmaz. CMK m.45’e göre nişanlı, evlilik bağı kalmasa bile eş, üstsoy, altsoy, üçüncü derece dahil kan hısımları, ikinci derece dahil kayın hısımları ve evlatlık bağı bulunanlar tanıklıktan çekinebilir. Ancak suçu önleme yükümlülüğü varsa genel ceza sorumluluğu hükümleri saklıdır.

Çocuğun istismarını bildirmeyen anne veya baba hangi suçtan ceza alır?

Çocuğun cinsel istismarını öğrenen anne veya baba, bildirmediği takdirde TCK m.278/1 ve m.278/3 uyarınca 1 yıl 6 aya kadar hapisle karşılaşabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/19360 E., 2021/15257 K. sayılı kararında bu eylem suçu bildirmeme olarak değerlendirilmiştir. Çocuğu koruma yükümlülüğü bulunan kişi hiçbir girişimde bulunmamışsa Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/341 E., 2025/112 K. sayılı kararına göre istismara ihmali davranışla iştirak etmiş sayılabilir.

Suçu hangi makama bildirmek gerekir?

CMK m.158’e göre suça ilişkin ihbar Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılır. Valilik, kaymakamlık veya mahkemeye yapılan ihbar ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. İhbar yazılı olabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü de yapılabilir. Bu nedenle polise, jandarmaya veya savcılığa yapılan bir başvuru bildirim yükümlülüğünü yerine getirir.

Suçu bildirmeme suçunda önödeme uygulanır mı?

Evet. TCK m.75/6 uyarınca 278’inci maddenin birinci ve ikinci fıkralarındaki suçu bildirmeme suçu önödeme kapsamındadır. Fail, savcılığın tebliğinden itibaren 10 gün içinde hapis cezasının aşağı sınırı karşılığı tutarı (yaklaşık 3.000 TL) ve soruşturma giderlerini öderse kamu davası açılmaz. Çocuk, engelli veya hamile mağdura ilişkin 278/3 hâli ise madde metninde sayılmadığından önödeme kapsamında değildir.

Suçu bildirmeme suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

Suçu bildirmeme suçunun üst sınırı 5 yılı geçmediğinden TCK m.66/1-e uyarınca dava zamanaşımı 8 yıldır ve kesme işlemleriyle en fazla 12 yıla uzar. 15-18 yaş arasındaki suça sürüklenen çocuklar için süre TCK m.66/2 gereği 5 yıl 4 aya, 12-15 yaş arasındakiler için 4 yıla iner. Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2025/8100 E., 2025/15479 K. sayılı kararı bu hesabı uygulamıştır.

Suçu bildirmeme suçu şikâyete bağlı mıdır, uzlaştırma uygulanır mı?

Hayır. Suçu bildirmeme suçu re’sen soruşturulur ve şikâyete bağlı değildir. TCK m.278, CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almadığından uzlaştırma uygulanmaz. Bunun yerine 278/1 ve 278/2 için TCK m.75 uyarınca önödeme imkânı vardır.

Suçu işleyen kişi veya suç ortağı da suçu bildirmek zorunda mıdır?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/341 E., 2025/112 K. sayılı ve 05.03.2025 tarihli kararına göre işlenmekte olan veya neticesi sınırlandırılabilir suçun faili veya şeriki suçu bildirmeme suçunun faili olamaz. Kimsenin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamayacağı ilkesi Anayasa m.38/5’te de güvence altındadır.

Suçu bildirmeme ile kamu görevlisinin suçu bildirmemesi arasındaki fark nedir?

Suçu bildirmeme (TCK m.278) herkes tarafından işlenebilir ve 1 yıla kadar hapis gerektirir; yalnızca işlenmekte olan veya neticesi sınırlandırılabilir suçları kapsar. Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi (TCK m.279) ise görevi nedeniyle öğrendiği suçu bildirmeyen veya geciktiren kamu görevlisi için 6 aydan 2 yıla kadar hapis öngörür ve işlenmiş suçun bildirilmemesi de yeterlidir.

Suçu bildirmeme ile suçluyu kayırma arasındaki fark nedir?

Suçu bildirmeme bir ihmal suçudur ve 1 yıla kadar hapis gerektirir; fail bildirimde bulunmayarak sessiz kalır. Suçluyu kayırma (TCK m.283) ise suç işleyen kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya infazdan kurtulması için imkân sağlamayı cezalandırır ve 6 aydan 5 yıla kadar hapis öngörür. Üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya suç ortağı tarafından işlenmesi hâlinde 283’te de ceza verilmez.

Suçu bildirmeme suçuna hangi mahkeme bakar?

Suçu bildirmeme suçuna asliye ceza mahkemesi bakar. Fail 18 yaşını doldurmamış suça sürüklenen çocuksa çocuk mahkemesi görevlidir. Soruşturmayı Cumhuriyet başsavcılığı yürütür; önödeme şartları varsa savcılık kamu davası açmadan önce faile önödeme teklif eder.

Suçu bildirmeme suçunda HAGB veya erteleme verilebilir mi?

Evet. Sonuç ceza 2 yılı aşmıyorsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme değerlendirilir. Suçu bildirmeme cezası en fazla 1 yıl 6 ay olabileceğinden bu seçenekler genellikle mümkündür. Hapis cezası 1 yıl veya daha azsa TCK m.50 uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Üst sınırı 2 yılı aşmadığı için CMK m.251 uyarınca basit yargılama usulü de uygulanabilir ve bu durumda sonuç ceza dörtte bir indirilir.

Korku nedeniyle suçu bildiremezsem ceza alır mıyım?

Karşı koyamayacağınız veya kurtulamayacağınız bir cebir, şiddet ya da muhakkak ve ağır bir tehdit nedeniyle bildirimde bulunamadıysanız TCK m.28 uygulanabilir ve ceza verilmez; bu durumda cezayı tehdit eden kişi alır. Yargıtay bu hükmün uygulanmasında yüksek bir eşik aradığından korkunun somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Anayasa Mahkemesi suçu bildirmeme suçunu iptal etti mi?

Evet. Anayasa Mahkemesi 2010/52 E., 2011/113 K. sayılı ve 30.06.2011 tarihli kararıyla TCK m.278’in tamamını, fail ile bildirmeyen kişi arasındaki yakın akrabalık durumunun cezasızlık bakımından ayrık tutulmaması nedeniyle Anayasa’nın 38. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir. İptal 15.04.2012’de yürürlüğe girmiş, 05.07.2012 tarihli 6352 sayılı Kanun’la madde yeniden düzenlenmiş ve tanıklıktan çekinebilecek kişiler için cezasızlık hükmü (278/4) eklenmiştir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Suçu bildirmeme suçlamasıyla karşılaştıysanız veya bir suçu nasıl bildireceğinizden emin değilseniz, süreç hakkında bilgi almak için ceza soruşturmasında ve kovuşturmada hukuki yardım sayfasını inceleyebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir