|

Kamu Barışına Karşı Suçlar (TCK 213-222)

Kamu Barışına Karşı Suçlar

Kamu barışına karşı suçlar, Türk Ceza Kanunu’nun 213 ile 222. maddeleri arasında düzenlenen ve ortak paydası toplumun huzur ve güven içinde bir arada yaşama düzenini korumak olan bir suç grubudur. Bu bölüm; halk arasında korku ve panik yaratan tehditleri, suç işlemeye yönelik açık çağrıları, halkın bir kesimini hedef alan kin ve düşmanlık tahriklerini, gerçeğe aykırı bilgilerin yayılmasını ve suç işlemek amacıyla örgüt kurulmasını cezalandırır.

Bölümün ayırt edici özelliği, buradaki fiillerin çoğunlukla ifade veya örgütlenme yoluyla işlenmesidir. Bu nedenle söz konusu maddeler, ifade özgürlüğünün sınırlarına ilişkin tartışmaların merkezinde yer alır; kanun koyucu da bu maddelerin birçoğunda cezalandırma için yalnızca sözün söylenmiş olmasını yeterli görmemiş, ayrıca bir tehlikenin doğması veya fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması gibi ek şartlar aramıştır.

Kamu Barışına Karşı Suçlar Nedir?

Kamu barışı, toplumu oluşturan bireylerin birbirine ve hukuk düzenine duyduğu güven ile bu güvene dayanan huzurlu birlikte yaşama halini ifade eder. Bu suçlarda korunan hukuki değer, belirli bir bireyin hayatı, malı veya şerefi değil, toplumun genelinin huzur ve güvenlik duygusudur. Bir kişiye yöneltilen tehdit kişilere karşı suçlar bölümünde ele alınırken, aynı fiilin halkın tamamına yönelmesi ve toplumda panik yaratması halinde kamu barışına karşı suçlar devreye girer.

Bu yapı, bölümdeki suçların büyük çoğunluğunun tehlike suçu olarak düzenlenmesini de açıklar. Somut bir zararın doğması aranmaz; kanunun cezalandırdığı şey, fiilin toplumsal huzuru bozma potansiyelidir. Ancak bu potansiyelin ne kadar somutlaşması gerektiği maddeden maddeye değişir: bazı maddelerde salt aleni bir fiil yeterliyken (md. 214/1), bazılarında fiilin kamu barışını bozmaya “elverişli” olması (md. 217, 217/A), bazılarında ise gerçekten “açık ve yakın bir tehlikenin” doğmuş olması (md. 215, 216/1) aranır. Bu kademeli yapı, bölümü ceza hukuku öğretisinde soyut ve somut tehlike suçu ayrımının klasik örneği haline getirir.

Bölümdeki maddelerin neredeyse tamamında ortak olan bir diğer unsur aleniyettir. Fiilin belirsiz sayıda kişinin duyabileceği, görebileceği ya da öğrenebileceği bir ortamda gerçekleşmesi gerekir; kapalı bir ortamda, yalnızca belirli kişilere yönelik olarak söylenen sözler kural olarak bu maddelere girmez. Birçok maddede ayrıca özel kast (amaç veya saik) aranır: fail yalnızca fiilini bilerek ve isteyerek işlemekle kalmamalı, kanunda gösterilen belirli amacı da taşımalıdır. Kast kavramının genel çerçevesi için kast ve taksir yazımızı inceleyebilirsiniz.

Aşağıdaki tablo, bölümde yer alan sekiz bağımsız suç tipini ve ceza aralıklarını topluca göstermektedir.

MaddeSuçTemel Ceza
TCK 213Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit2-4 yıl hapis
TCK 214Suç işlemeye tahrik6 ay-5 yıl hapis (f.2: 15-24 yıl)
TCK 215Suçu ve suçluyu övme2 yıla kadar hapis
TCK 216Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama1-3 yıl / 6 ay-1 yıl hapis
TCK 217Kanunlara uymamaya tahrik6 ay-2 yıl hapis veya adli para cezası
TCK 217/AHalkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma1-3 yıl hapis
TCK 219Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma1 ay-1 yıl / 3 ay-2 yıl hapis ve adli para cezası
TCK 220Suç işlemek amacıyla örgüt kurma5-10 yıl (kurucu/yönetici) / 2-5 yıl (üye) hapis

Bu sekiz suç tipinin yanı sıra bölümde, kendi başına bir suç tanımlamayan tamamlayıcı hükümler de bulunur: basın ve yayın yoluyla işlenme haline ilişkin ortak hüküm (md. 218), yalnızca örgüt suçlarına özgü etkin pişmanlık düzenlemesi (md. 221) ve yürürlükten kaldırılmış olan md. 222. Bu hükümleri aşağıda ayrı bir başlıkta ele alıyoruz.

Halkta Korku ve Panik Yaratma ile Yanıltıcı Bilgi Yayma Suçları (TCK 213, 217/A)

Bu iki madde, aynı manevi unsur ekseninde buluşur: her ikisi de failin halk arasında endişe, korku veya panik yaratma amacıyla (saikiyle) hareket etmesini arar. Aradaki fark, fiilin niteliğindedir; md. 213’te bir tehdit, md. 217/A’da ise gerçeğe aykırı bir bilginin yayılması söz konusudur.

Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit (TCK 213)

Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla; hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunmayı cezalandırır (f.1: iki yıldan dört yıla kadar hapis). Suçun silahla işlenmesi halinde ceza, kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir (f.2); bu, sabit değil hâkimin takdirine bırakılmış bir artırımdır. Maddenin en kritik farkı, TCK 106’daki tehdit suçundan mağdur yapısı bakımından ayrılmasıdır: 106’da mağdur belirli bir bireyken, 213’te mağdur belirsiz sayıda kişiden oluşan halkın kendisidir. Ayrıntılar için halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (TCK 213) yazımızı inceleyebilirsiniz.

Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma (TCK 217/A)

Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle; ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yaymayı cezalandırır (f.1: bir yıldan üç yıla kadar hapis). Failin gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde hareket etmesi halinde ceza yarı oranında artırılır (f.2). Madde, 13/10/2022 tarihli ve 7418 sayılı Kanunla Türk Ceza Kanunu’na eklenmiştir; Anayasa Mahkemesi, hükmün iptali istemini 2023 yılında esastan inceleyerek oyçokluğuyla reddetmiş, böylece madde yürürlükte kalmıştır. Ayrıntılar için halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (TCK 217/A) yazımızı inceleyebilirsiniz.

Tahrik, Övgü ve Aşağılama Suçları (TCK 214, 215, 216, 217)

Bu dört madde, aleni bir söz veya davranışın toplum üzerindeki etkisini konu alır. Aralarındaki ayrım, sözün neye yöneldiğinde ve hangi zaman yönünü taşıdığındadır: md. 214 henüz işlenmemiş bir suça yönelik ileriye dönük çağrıyı, md. 215 zaten işlenmiş bir suça yönelik geriye dönük övgüyü, md. 216 halkın bir kesimine yönelen kin ve düşmanlık tahrikini veya aşağılamayı, md. 217 ise suç teşkil etmeyen kanuni yükümlülüklere uymama çağrısını cezalandırır.

Suç İşlemeye Tahrik (TCK 214)

Suç işlemek için alenen tahrikte bulunmayı cezalandırır (f.1: altı aydan beş yıla kadar hapis). İkinci fıkra, halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik etmeyi bambaşka bir ağırlıkta ele alır: onbeş yıldan yirmidört yıla kadar hapis. Tahrik konusu suçların gerçekten işlenmesi halinde ise tahrik eden kişi, bu suçlara azmettiren sıfatıyla cezalandırılır (f.3). Md. 214’ün genel ve belirsiz nitelikteki tahriki ile belirli bir kişiyi belirli bir suça yönelten azmettirme arasındaki sınır, bu maddenin en tartışmalı noktasıdır; iştirak kurumunun genel çerçevesi için şeriklik yazımıza bakabilirsiniz. Ayrıntılar için suç işlemeye tahrik (TCK 214) yazımızı inceleyebilirsiniz.

Suçu ve Suçluyu Övme (TCK 215)

İşlenmiş olan bir suçu veya işlediği suçtan dolayı bir kişiyi alenen övmeyi cezalandırır; ancak yalnızca bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde (iki yıla kadar hapis). Bu ek şart, maddenin uygulama alanını belirgin biçimde daraltır: aleni bir övgünün varlığı tek başına yeterli değildir. Öğretide bu şartın suçun bir netice unsuru mu, yoksa ayrı bir objektif cezalandırılabilirlik koşulu mu olduğu tartışılır. Ayrıntılar için suçu ve suçluyu övme (TCK 215) yazımızı inceleyebilirsiniz.

Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama (TCK 216)

Üç ayrı fıkrada, birbirinden farklı yapıda üç fiil düzenlenir. Birinci fıkra, halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmeyi, kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin doğması şartıyla cezalandırır (bir yıldan üç yıla kadar hapis). İkinci fıkra, halkın bir kesimini sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılamayı cezalandırır (altı aydan bir yıla kadar hapis); burada tehlike şartı aranmaz ve birinci fıkrada bulunmayan “cinsiyet” ölçütü eklenmiştir. Üçüncü fıkra ise halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamayı, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması şartıyla cezalandırır. Ayrıntılar için halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (TCK 216) yazımızı inceleyebilirsiniz.

Kanunlara Uymamaya Tahrik (TCK 217)

Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik etmeyi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde cezalandırır (altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası). Md. 214’ten farkı, tahrikin konusudur: burada çağrı doğrudan bir suça değil, suç teşkil etmeyen kanuni veya idari yükümlülüklere uymamaya yöneliktir. Seçimlik olarak adli para cezası öngörülmüş olması, uygulamada cezanın türü ve miktarı bakımından önemli bir esneklik sağlar. Ayrıntılar için kanunlara uymamaya tahrik (TCK 217) yazımızı inceleyebilirsiniz.

Din Hizmetlerinin Kötüye Kullanılması (TCK 219)

TCK 219, bölümün fail bakımından en dar kapsamlı maddesidir. Yalnızca imam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dini görevi bulunan kişiler bu suçun faili olabilir; bu yönüyle madde, özgü suç kavramının tipik örneklerinden biridir. Birinci fıkra, bu kişilerin görevlerini yerine getirirken alenen hükümet idaresini, Devlet kanunlarını ve hükümet icraatını “takbih ve tezyif” etmesini, yani kınamasını ve küçük düşürmesini cezalandırır (bir aydan bir seneye kadar hapis ve adli para cezası; hâkim bunlardan yalnızca birine de hükmedebilir).

İkinci fıkra çok daha ağırdır: aynı kişilerin bu sıfatlarından yararlanarak halkı kanunlara ya da hükümet emirlerini yerine getirmeye karşı itaatsizliğe tahrik ve teşvik etmesi halinde ceza üç aydan iki seneye kadar hapse yükselir; ayrıca ilgili görevi yapmaktan sürekli veya geçici olarak yasaklanmaya da hükmolunur. Madde metni 1926 tarihli mülga kanundan büyük ölçüde değişmeden aktarıldığı için dili ağırdır; bu ifadelerin günümüz Türkçesindeki karşılıklarını ve fıkralar arasındaki farkları görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma (TCK 219) yazımızda ayrıntılı olarak açıklıyoruz.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma (TCK 220)

TCK 220, bölümün hem ceza ağırlığı hem de uygulama yoğunluğu bakımından en önemli maddesidir. Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuran veya yönetenler, örgütün yapısı, üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması şartıyla beş yıldan on yıla kadar hapisle cezalandırılır; örgütün varlığı için en az üç kişi gerekir (f.1). Örgüte üye olanların cezası iki yıldan beş yıla kadar hapistir (f.2). Örgütün silahlı olması halinde bu cezalar yarısı oranında artırılır (f.3) ve örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlardan ayrıca ceza verilir (f.4).

Madde, 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunla değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklikle üyelik cezasının üst sınırı yükseltilmiş ve maddeye yeni bir beşinci fıkra eklenmiştir: örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması halinde örgüt yöneticilerine verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır ve yöneticiler, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak sorumlu tutulur.

Maddenin en güncel yönü ise altıncı fıkraya ilişkindir. “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi”yi ayrıca cezalandıran bu fıkra, Anayasa Mahkemesi tarafından suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı bulunarak iki kez iptal edilmiştir: önce 26/10/2023 tarihli ve E.2023/132, K.2023/183 sayılı kararla; ardından 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen metin, 5/11/2024 tarihli ve E.2024/81, K.2024/189 sayılı kararla aynı gerekçeyle tekrar iptal edilmiştir. Bu ikinci iptal 9/7/2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla yerine yeni bir düzenleme yapılmamıştır; dolayısıyla fıkra yürürlükte değildir.

Ayrıca hiyerarşik yapıya dahil olmaksızın örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır, ancak cezası yardımın niteliğine göre üçte birine kadar indirilebilir (f.7); örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek ya da övecek biçimde propagandasını yapmak da ayrıca cezalandırılır (f.8). Md. 220’nin genel (adi) suç örgütünü düzenlediğini, silahlı terör örgütünün ise TCK 314 ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamında ayrı bir düzenlemeye tabi olduğunu belirtmek gerekir. Yalnızca bu maddeye özgü etkin pişmanlık rejimiyle (md. 221) birlikte tüm ayrıntılar için suç işlemek amacıyla örgüt kurma (TCK 220) yazımızı inceleyebilirsiniz.

Bağımsız Suç Tanımlamayan Hükümler: TCK 218, 221 ve 222

TCK 218 (ortak hüküm), kendisinden önceki maddelerde tanımlanan suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın yarı oranına kadar artırılmasını öngörür. Maddenin ikinci cümlesi ise uygulamada en az artırım kadar önemlidir: haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz. Bu hüküm yalnızca md. 213 ila 217/A arasındaki suçlar bakımından geçerlidir; md. 219, 220 ve 221’i kapsamaz. Md. 220/8’in kendi içinde ayrı bir basın-yayın artırımı taşıması da bu nedenle tutarlıdır.

TCK 221 (etkin pişmanlık), yalnızca örgüt suçlarına özgü, dört senaryolu ayrıntılı bir düzenlemedir. Örgütü dağıtan kurucu veya yöneticiler, herhangi bir suça iştirak etmeksizin gönüllü olarak örgütten ayrıldığını bildiren üyeler, yakalandıktan sonra örgütün dağılmasını sağlayacak bilgi veren üyeler ve gönüllü olarak teslim olup bilgi verenler bakımından farklı sonuçlar öngörülür. Yakalanmadan önce mi sonra mı bilgi verildiği, cezasızlık ile indirim arasındaki sınırı belirler. Bu rejimi md. 220 yazımızda kapsamlı biçimde ele alıyoruz.

TCK 222 (“Şapka ve Türk harfleri”) ise 2/3/2014 tarihli ve 6529 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır; bugün uygulanabilir bir hükmü bulunmamaktadır.

Kamu Barışına Karşı Suçların Ortak Özellikleri

Tamamı resen soruşturulur. Bu bölümdeki suçların hiçbiri şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiği anda soruşturma başlatır. Şikâyetten vazgeçme, soruşturmayı veya davayı sona erdirmez. Aynı şekilde bu suçlar uzlaştırma kapsamında da değildir.

Kural olarak kasten işlenir. Taksirle işlenmeleri mümkün değildir. Üstelik maddelerin çoğunda genel kast yetmez; md. 213 ve 217/A’da halkta korku ve panik yaratma amacı, md. 214’te tahrik iradesi gibi özel unsurlar aranır. Failin bu amacı taşımadığı hallerde fiil, koşulları varsa başka bir suça girebilir ancak bu maddelere girmez.

Tehlike suçu yapısı, teşebbüsü tartışmalı kılar. Neticenin arandığı bir yapı bulunmadığı için md. 213, 215, 216, 217 ve 217/A gibi maddelerde suça teşebbüs hükümlerinin uygulanabilirliği öğretide tartışmalıdır. Buna karşılık örgüt suçlarında iştirak ve içtima ilişkileri kendine özgü ve karmaşık bir görünüm arz eder; md. 220/4 uyarınca örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen her suç için ayrıca ceza verilir.

Ceza aralıkları çok geniştir. Md. 219/1’in bir aydan bir seneye kadar uzanan cezası ile md. 214/2’nin onbeş yıldan yirmidört yıla kadar varan cezası aynı bölümde yer alır. Bu fark yalnızca yaptırımı değil, dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı sürelerini, görevli mahkemeyi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile cezanın ertelenmesi gibi kurumların uygulanabilirliğini de doğrudan etkiler. Nispeten hafif cezalı md. 213, 215, 217 ve 219 bakımından bu kurumlar sıklıkla gündeme gelirken, md. 220 kapsamındaki mahkûmiyetlerde durum farklıdır.

Kamu Barışına Karşı Suçlarda Görevli Mahkeme ve Yargılama

Görevli mahkeme, suç için öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. Halkın bir kısmını diğerine karşı silahlandırarak öldürmeye tahrik (TCK 214/2) gibi cezasının üst sınırı on yılı aşan suçlar ağır ceza mahkemesinde; md. 213, 215, 216, 217, 217/A ve 219 kapsamındaki suçlar ile md. 220’nin daha hafif cezalı fıkraları ise kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür. Md. 220 kapsamındaki isnatlarda, somut olayda uygulanan fıkraya ve artırım hükümlerine göre görevli mahkeme değişebilir.

Soruşturmalar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür. Özellikle örgüt isnatlarında soruşturma evresi uzun sürebilir ve koruma tedbirlerinin yoğun biçimde uygulandığı bir aşamadır; bu nedenle savunmanın ilk ifadeden itibaren planlanması büyük önem taşır. Ceza yargılamasının genel işleyişi için ceza mahkemeleri sayfamızı, İstanbul’da yürüttüğümüz çalışmalar hakkında bilgi için ise ceza hukuku alanındaki hizmetlerimizi inceleyebilirsiniz.

Türk Ceza Kanunu’nda bu bölümü doğrudan izleyen düzenleme kümesi kamu idaresine karşı suçlardır; kendisinden hemen önce gelen bölüm ise kamu güvenine karşı suçlardır (TCK 197-212). İki bölüm ceza hukuku öğretisinde sıklıkla birlikte ele alınır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kamu barışına karşı suçlar nelerdir?

TCK 213-222 arasında düzenlenen bu bölümde sekiz bağımsız suç tipi yer alır: halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (213), suç işlemeye tahrik (214), suçu ve suçluyu övme (215), halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (216), kanunlara uymamaya tahrik (217), halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (217/A), görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma (219) ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma (220). Md. 218 ve 221 bağımsız suç tanımlamayan tamamlayıcı hükümler, md. 222 ise yürürlükten kaldırılmıştır.

Bu suçlarda şikâyet gerekir mi?

Hayır. Bu bölümdeki suçların tamamı şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır. Şikâyetten vazgeçme davayı sona erdirmez ve bu suçlar uzlaştırma kapsamında da değildir.

Sosyal medya paylaşımı bu suçlardan birini oluşturabilir mi?

Kanun, fiilin hangi araçla işlendiğine göre değil, unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine göre değerlendirme yapar. Sosyal medya paylaşımları aleniyet unsurunu kural olarak karşılar; ancak suçun oluşması için ilgili maddede aranan diğer unsurların da (örneğin özel amaç, elverişlilik veya açık ve yakın tehlike) bulunması gerekir. Ayrıca TCK 218 uyarınca haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları md. 213-217/A kapsamında suç oluşturmaz. Her paylaşım kendi somut içeriği ve bağlamı içinde değerlendirilir.

TCK 220/6 hâlâ yürürlükte mi?

Hayır. Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişiyi ayrıca cezalandıran TCK 220/6, Anayasa Mahkemesi tarafından kanunilik ilkesine aykırı bulunarak iki kez iptal edilmiştir (E.2023/132, K.2023/183 ve E.2024/81, K.2024/189). İkinci iptal kararı 9/7/2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir ve bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla yerine yeni bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Kendi dosyanız bakımından sonuçlarını mutlaka avukatınızla değerlendirmenizi öneririz.

Bu suçlara hangi mahkeme bakar?

Görevli mahkeme cezanın üst sınırına göre belirlenir. Cezasının üst sınırı on yılı aşan TCK 214/2 gibi suçlara ağır ceza mahkemesi; md. 213, 215, 216, 217, 217/A ve 219 kapsamındaki suçlara ise kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. TCK 220 kapsamındaki isnatlarda uygulanan fıkraya ve artırım hükümlerine göre görevli mahkeme değişebilir.

Kamu Barışına Karşı Suçlar Bakımından Değerlendirme

Kamu barışına karşı suçlar (TCK 213-222), toplumun huzur ve güven içinde bir arada yaşama düzenini koruyan; bir aydan başlayan hapisten yirmidört yıla varan hapse kadar birbirinden çok farklı ağırlıkta fiilleri kapsayan bir suç grubudur. Bu maddelerin büyük bölümü ifade ve örgütlenme yoluyla işlendiğinden, unsurların somut olayda gerçekten bulunup bulunmadığının titizlikle değerlendirilmesi gerekir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Benzer Yazılar

8 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir