Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması Suçu ve Cezası (TCK-258)

göreve ilişkin sırrın açıklanması

İçindekiler

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu, bir kamu görevlisinin görevi nedeniyle kendisine verilen veya görevi sırasında öğrendiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları, emirleri ve diğer tebligatı açıklaması, yayınlaması ya da herhangi bir yolla başkalarının bunları öğrenmesini kolaylaştırmasıdır ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 258’inci maddesinde düzenlenmiştir. Suçun cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır; kanunda adli para cezası seçeneği öngörülmemiştir. Kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra, örneğin emeklilik, istifa veya görevden çıkarma sonrasında aynı fiili işleyen kişiye de aynı ceza verilir. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma kapsamında değildir, davaya asliye ceza mahkemesi bakar ve dava zamanaşımı 8 yıldır. Görevi sebebiyle işlenen bir suç olduğundan 4483 sayılı Kanun kapsamındaki kamu görevlileri hakkında soruşturma için kural olarak yetkili merciin izni gerekir.

Göreve ilişkin sırrın açıklanması, Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Uygulamada en sık karşılaşılan örnekler; bir polis memurunun Genel Bilgi Toplama (GBT) sisteminden öğrendiği yakalama kararını aranan kişiye haber vermesi, bir operasyonun tarihini veya hedefini önceden sızdırması, sınav sorularının sınavdan önce paylaşılması, ihale sürecindeki gizli bilgilerin bir istekliye aktarılması ve gizli tanık kimliğinin deşifre edilmesidir. Bu dosyalarda temel tartışma, açıklanan bilginin gerçekten “gizli kalması gereken” bir bilgi olup olmadığı ve eylemin göreve ilişkin sırrın açıklanması mı, yoksa gizliliğin ihlali, kişisel verileri hukuka aykırı verme veya görevi kötüye kullanma mı olduğudur.

Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr

Yargıtay Kararları Işığında Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/466 E., 2022/842 K. sayılı ve 27.12.2022 tarihli kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024/536 E., 2025/34 K. sayılı ve 22.01.2025 tarihli kararı ile Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/10023 E., 2018/90 K. sayılı ve 10.01.2018 tarihli kararı esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunun oluşması için:

  1. Failin kamu görevlisi olması veya fiil anında kamu görevlisi sıfatının sona ermiş bulunması (TCK m.258/2),
  2. Bilginin faile görevi nedeniyle verilmiş ya da görevi nedeniyle öğrenilmiş olması,
  3. Bilginin kamu idaresinin yürütülmesine ve işleyişine ilişkin bir belge, karar, emir veya tebligat niteliğinde olması,
  4. Bilginin hukuka uygun bir yasaklama veya niteliği gereği gizli kalması gereken bir bilgi olması ve ilgilisinin zaten serbestçe erişebileceği bir bilgi olmaması,
  5. Failin bu bilgiyi açıklaması, yayınlaması veya herhangi bir yolla başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştırması,
  6. Bilginin, öğrenmeye yetkili olmayan kişilerin bilgisine ulaşması,
  7. Failin bilginin gizli olduğunu bilerek ve isteyerek, yani kasten hareket etmesi

gerekmektedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/10023 E., 2018/90 K. sayılı kararında, ilgili kişinin bizzat veya avukatı aracılığıyla emniyete başvurarak öğrenebileceği bir bilginin “gizli kalması gereken” nitelikte sayılamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024/536 E., 2025/34 K. sayılı kararında ise yalnızca dikkat ve özen eksikliği nedeniyle bilginin ortaya çıkmasının bu suçu oluşturmayacağı vurgulanmıştır. Bu şartlardan biri eksikse eylem, somut olaya göre görevi kötüye kullanma, gizliliğin ihlali, kişisel verileri hukuka aykırı verme veya devlet sırlarına karşı suçlardan biri olarak nitelendirilir ya da hiç suç oluşturmaz.

A- TCK 258 Madde Metninin İncelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 258’inci maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:

Göreve ilişkin sırrın açıklanması

Madde 258- (1) Görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştıran kamu görevlisine, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra, birinci fıkrada yazılı fiilleri işleyen kimseye de aynı ceza verilir.

1- Madde Gerekçesi ve Korunan Hukuki Değer

Madde 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girdiğinden bu yana değişmemiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/6587 E., 2022/3726 K. sayılı ve 13.04.2022 tarihli kararında aktarılan madde gerekçesine göre maddede kamu görevine ilişkin sırrın ifşası cezalandırılmaktadır; suçun konusu, ifa edilen kamu göreviyle ilgili olan ve gizli tutulması, yani sır olarak saklanması gereken bilgilerdir.

Suçla korunan hukuki değer, kamu idaresinin düzenli ve güvenilir işleyişi ile halkın kamu görevlilerine duyduğu güvendir. Gizli tutulması gereken bir yakalama kararının, operasyon planının veya sınav sorularının sızdırılması, idarenin yürüttüğü işlemi sonuçsuz bırakır ve aynı işleme tabi diğer vatandaşlar arasında eşitliği bozar. Suçun mağduru kamu idaresidir; sızan bilgi nedeniyle zarar gören kişiler ise suçtan zarar gören sıfatıyla davaya katılma talebinde bulunabilir.

2- Bir Genel Hüküm Olarak TCK 258

TCK m.258, kamu görevine ilişkin sırların korunmasında genel hükümdür. Bazı özel kanunlar belirli bilgiler için ayrı ifşa suçları öngörür veya doğrudan bu maddeye gönderme yapar. Bunun en önemli örneği 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu’nun 20’nci maddesidir: Bu Kanunun uygulanması nedeniyle öğrenilen bilgi ve belgeleri açıklayan, yayınlayan veya başkalarının bunlara erişimini kolaylaştıranlar, fiil başka bir suç oluştursa bile ayrıca TCK m.258’e göre cezalandırılır. Aynı maddeye göre bu fiiller için 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz; yani soruşturma izni aranmaz. İstihbarat teşkilatı mensuplarının kimliklerinin ifşası gibi özel kanunlarda daha ağır cezayla düzenlenen hâllerde ise özel hüküm uygulanır.

B- Suçun Unsurları

1- Fail: Kamu Görevlisi ve Görevi Sona Ermiş Kişi

Göreve ilişkin sırrın açıklanması bir özgü suçtur. Birinci fıkradaki suçun faili yalnızca kamu görevlisi olabilir. TCK m.6/1-c’ye göre kamu görevlisi, kamusal bir faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir. Bu tanım memurlarla sınırlı değildir; sözleşmeli personel, işçi statüsünde olup kamusal faaliyet yürüten kişiler, geçici görevle sınav gözetmenliği yapanlar ve özel kanunlarla kamu görevlisi sayılan kişiler de fail olabilir.

İkinci fıkra, kamu görevi sona erdikten sonra sırrı açıklayan kişiyi de cezalandırır. Emekli olan, istifa eden, ihraç edilen veya sözleşmesi sona eren bir görevlinin, görevi sırasında öğrendiği gizli bilgileri sonradan açıklaması da bu suçu oluşturur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 31’inci maddesi de memurların kamu hizmetleriyle ilgili gizli bilgileri, görevlerinden ayrılmış olsalar bile, yetkili bakanın izni olmadıkça açıklamalarını yasaklar. Kamu görevlisi sıfatını hiç taşımamış bir kişi ise bu suçun faili olamaz; bu kişi sırrı öğrenip yaysa bile ancak kamu görevlisinin fiiline iştirak ettiği ölçüde sorumlu olur.

2- Bilginin Görev Nedeniyle Öğrenilmesi

Bilgi faile ya görevi nedeniyle verilmiş ya da görevi nedeniyle öğrenilmiş olmalıdır. Görevin bir parçası olarak erişilen sistem kayıtları (GBT, UYAP, MERNİS, ihale ve sınav sistemleri), dağıtım listesindeki gizli yazılar, toplantılarda öğrenilen kararlar ve görev gereği muhafaza edilen dosyalar bu kapsamdadır. Görevle ilgisi olmayan bir yoldan, örneğin özel bir sohbet sırasında öğrenilen bilginin açıklanması bu suçu oluşturmaz; somut olaya göre başka bir suç gündeme gelebilir.

3- Suçun Konusu: Gizli Kalması Gereken Belge, Karar, Emir ve Tebligat

Suçun konusu “gizli kalması gereken belgeler, kararlar, emirler ve diğer tebligat”tır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/466 E., 2022/842 K. sayılı ve 27.12.2022 tarihli kararı, devletin sırlarını üç gruba ayırır:

  1. Özünde devlet sırrı olan bilgi ve belgeler: Devletin güvenliğine, milli savunmasına ve dış ilişkilerine ilişkin bilgilerdir; TCK m.326-330 arasındaki suçlarla korunur.
  2. Yetkili makamların açıklanmasını yasakladığı bilgi ve belgeler: Özünde devlet sırrı olmayan, ancak kanun veya düzenleyici işlemlerle açıklanması yasaklanan bilgilerdir; TCK m.334-337 arasındaki suçlarla korunur.
  3. Devletin idari kurumlarının gizli tuttuğu bilgi ve belgeler: Devlet güvenliğini ilgilendirmeyen, ancak kamu idaresinin menfaatlerini korumak, güvenilirliğini ve düzenli işleyişini sağlamak için gizli tutulan bilgilerdir.

Aynı karara göre TCK m.258’deki göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu bu üçüncü tür sırların korunmasını sağlar. Karar, gizlilik sınıflandırmasının (“çok gizli”, “gizli”, “özel”, “hizmete özel”) tüm yasaklanan bilgiler için ön koşul olmadığını, ancak yasaklamanın hukuka uygun yapılması gerektiğini belirtir. Bir bilginin sır sayılması için hem idarenin o bilgiyi gizli tutma iradesi hem de bilginin başkalarınca bilinmiyor olması gerekir; kamuya açıklanmış, herkesin bildiği bir bilgi sır olmaktan çıkar.

Yargıtay uygulamasında sır sayılmayan bilgilere dair öne çıkan örnekler şunlardır:

  • Hakkında arama kaydı bulunmadığı bilgisi: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/10023 E., 2018/90 K. sayılı ve 10.01.2018 tarihli kararında, emniyet şube müdürünün GBT sorgusu yaptırarak bir kişi hakkında arama kaydı olmadığını üçüncü kişiye bildirmesi olayında, ilgili kişinin bu bilgiyi kendisi veya avukatı aracılığıyla emniyete başvurarak öğrenebileceği, bu nedenle bilginin gizli kalması gereken nitelikte olmadığı kabul edilmiştir.
  • Kişinin kendi nüfus kaydı: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/6587 E., 2022/3726 K. sayılı ve 13.04.2022 tarihli kararında, nüfus müdürlüğü memurunun kayıt sahibine kendi nüfus kütük kayıtlarını göstermesinin sır ifşası olmadığı, çünkü kayıt sahibinin bu kayıtları her zaman almaya yetkili olduğu belirtilerek beraat kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
  • Toplum ve çevre sağlığına ilişkin bilimsel araştırma sonuçları: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2025/7450 E., 2026/6175 K. sayılı ve 28.04.2026 tarihli kararında, bir üniversite ile bakanlık arasındaki protokol kapsamında yürütülen araştırmanın toplum ve çevre sağlığına ilişkin sonuçlarının, mevzuatla yasaklanmış ve gizlilik derecesi verilmiş bir sır olamayacağı, ayrıca yayın yasağının projede çalışan görevlilere tebliğ edildiğine dair bir belge bulunmadığı belirtilerek beraat kararı onanmıştır.
  • Suç oluşturan bir fiile ilişkin bilgi: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/6781 E., 2016/8476 K. sayılı ve 20.10.2016 tarihli kararında, suç sayılan bir fiile ilişkin açıklamanın bu suçu oluşturmayacağı, kamu görevlisinin görevi nedeniyle öğrendiği suçları bildirmekle de yükümlü olduğu ifade edilmiştir. Bu bildirim yükümlülüğünün ihlali ayrıca kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçunu oluşturur.

Buna karşılık yakalama kararının varlığı farklı değerlendirilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/4752 E., 2024/2 K. sayılı ve 08.01.2024 tarihli kararına konu dosyada, hakkında yakalama kararı bulunan sanığın bir aracı vasıtasıyla polis memuruna GBT sorgusu yaptırıp yakalama kararını öğrendiği kabul edilmiş ve ilk derece mahkemesi sanık hakkında TCK m.258/1 ve 62 uyarınca 10 ay hapis cezası vermiştir. Yargıtay hükmü, delil yasağı ve aleyhe bozma yasağı nedenleriyle bozmuştur. “Arama kaydı yok” bilgisi ile “yakalama kararı var” bilgisi arasındaki fark, ikincisinin infazı amaçlanan ve ilgilisine karşı gizli tutulan bir adli kararı içermesidir.

4- Hareket: Açıklama, Yayınlama, Bilgi Edinmeyi Kolaylaştırma

Madde üç seçimlik hareket öngörür:

  • Açıklama: Gizli bilginin yetkisiz bir veya birden fazla kişiye sözlü, yazılı veya elektronik yolla aktarılmasıdır. Tek bir kişiye söylemek yeterlidir.
  • Yayınlama: Bilginin basın, internet, sosyal medya veya benzeri araçlarla belirsiz sayıda kişinin erişimine sunulmasıdır.
  • Başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştırma: Failin bilgiyi bizzat aktarmadan, örneğin dosyayı erişime açık bırakarak, sistem şifresini vererek, belgenin fotoğrafını çekmesine izin vererek bilgiye ulaşılmasını sağlamasıdır.

Bu hareketlerden birinin gerçekleşmesi suçun tamamlanması için yeterlidir. Bilginin öğrenilmesi sonucunda idarenin işleminin gerçekten sonuçsuz kalması, örneğin aranan kişinin kaçması veya sınavın iptal edilmesi aranmaz; bu durumlar cezanın belirlenmesinde gözetilir.

5- Manevi Unsur: Kast ve Özen Eksikliği Ayrımı

Suç ancak kasten işlenebilir. TCK m.258’de taksirli hâl düzenlenmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024/536 E., 2025/34 K. sayılı ve 22.01.2025 tarihli kararına konu dosyada, gizli tanığın dinlenmesi sırasında kimliğinin deşifre olmasına neden olan Cumhuriyet savcısı hakkında, failin gizli bilgiyi açıklama, yayınlama veya bilgi edinmeyi kolaylaştırma bilinç ve iradesiyle hareket etmesi gerektiği; bilgi edinmeyi kolaylaştırma hâlinde de failin bu durumun farkında olup buna kayıtsız kalması gerektiği kabul edilmiştir. Yalnızca yeterli özen ve dikkatin gösterilmemesi TCK m.258’i oluşturmamış; Ceza Genel Kurulu, kül hâlindeki ihmali eylemlerin görevi kötüye kullanma suçunun ihmali hâli olan TCK m.257/2 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.

Failin bilginin gizli olduğunu bilmemesi de kastı ortadan kaldırır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/7806 E., 2024/10213 K. sayılı ve 08.10.2024 tarihli kararına konu dosyada ilk derece mahkemesinin verdiği 1 yıl 3 ay hapis cezası, bölge adliye mahkemesince sanığın kastının bulunmadığı gerekçesiyle kaldırılmış ve beraat kararı verilmiştir. Kast ve taksir ayrımı bu nedenle savunmanın merkezinde yer alır.

6- Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Açıklama veya yayınlama hareketi parçalara bölünebiliyorsa suça teşebbüs mümkündür; örneğin gizli belgeyi yayınlanmak üzere gönderen ancak belge yayınlanmadan ele geçirilen görevlinin durumu bu kapsamda değerlendirilebilir.

İştirak bakımından TCK m.40/2 uygulanır: Özgü suçlarda faillik niteliğini taşımayan kişiler azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. Kamu görevlisini gizli bilgiyi vermeye ikna eden kişi azmettiren, bilgiyi aktarmasına aracılık eden kişi yardım eden olabilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2020/4671 E., 2021/2598 K. sayılı ve 26.05.2021 tarihli kararında, polis memurunu GBT sorgusu yapmaya azmettirdiği kabul edilen sanığın eyleminin TCK m.258 kapsamında kalıp kalmadığının tartışılması gerektiği belirtilmiştir. Şeriklik kurallarına ilişkin genel açıklamalar bu dosyalarda da geçerlidir.

Aynı fiil birden fazla suç tanımını ihlal ediyorsa TCK m.44 uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir. Farklı zamanlarda aynı suç işleme kararıyla birden fazla açıklama yapılmışsa TCK m.43’teki zincirleme suç hükümleri değerlendirilir. Bu kurallar suçların içtimaı yazısında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

C- Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması Suçunun Cezası

TCK m.258’deki ceza, hem görevdeki hem de görevi sona ermiş fail için aynıdır:

HâlKanun maddesiCeza
Görevdeki kamu görevlisinin sırrı açıklaması, yayınlaması veya bilgi edinmeyi kolaylaştırmasıTCK m.258/11 yıldan 4 yıla kadar hapis
Kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra aynı fiillerTCK m.258/21 yıldan 4 yıla kadar hapis
Tanık koruma bilgilerinin açıklanması5726 s.K. m.20 yollamasıyla TCK m.2581 yıldan 4 yıla kadar hapis, fiil başka suç oluştursa bile ayrıca
Teşebbüs hâlindeTCK m.258 + m.35Cezadan dörtte birden dörtte üçe kadar indirim

1- Adli Para Cezası Seçeneği Yoktur

Maddede yalnızca hapis cezası öngörülmüştür. Bu nedenle hâkim doğrudan adli para cezası veremez. Ancak hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya daha az ise TCK m.50 uyarınca seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Alt sınırdan belirlenen 1 yıllık ceza TCK m.62 uyarınca indirildiğinde 10 aya iner ve bu sınırın altında kalır.

2- Hak Yoksunluğu ve TCK 53/5

Suç, kamu görevinin verdiği yetkinin kötüye kullanılmasıyla işlendiğinden mahkûmiyette TCK m.53/5 uygulanır ve hükmedilen cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/10023 E., 2018/90 K. sayılı kararı ile Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/6587 E., 2022/3726 K. sayılı kararında, adli para cezasına çevrilen hükümlerde dahi TCK m.53/5’in uygulanmamasının bozma nedeni olduğu belirtilmiştir. Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma yaptırımı hapis cezasının infazıyla birlikte ayrıca uygulanır.

3- Etkin Pişmanlık ve Şahsi Cezasızlık Yoktur

Zimmet ve rüşvetten farklı olarak göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunda etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. Failin bilgiyi açıkladıktan sonra pişmanlık göstermesi, zararın önlenmesine yardım etmesi veya idareye durumu bildirmesi yalnızca TCK m.61 ve 62 kapsamında cezanın belirlenmesinde gözetilebilir.

4- Ceza Hesaplama Örnekleri

  • Alt sınırdan ceza, takdiri indirim: 1 yıl hapis → TCK m.62 ile 10 ay. HAGB, erteleme veya seçenek yaptırıma çevirme değerlendirilir.
  • Bilginin önemi nedeniyle alt sınırdan uzaklaşma: Yakalama kararının bildirilmesi sonucu kişinin firar etmesi gibi ağır bir sonuç doğmuşsa temel ceza örneğin 2 yıl belirlenebilir → TCK m.62 ile 1 yıl 8 ay. HAGB ve erteleme mümkündür, seçenek yaptırıma çevirme mümkün değildir.
  • Zincirleme suç: Aynı suç işleme kararıyla farklı tarihlerde üç ayrı gizli bilginin aynı kişiye aktarılması hâlinde 1 yıl temel ceza TCK m.43 ile dörtte bir artırılarak 1 yıl 3 ay, TCK m.62 ile 1 yıl 15 gün olur.
  • Teşebbüs: Alt sınırdan 1 yıl temel ceza, TCK m.35 ile örneğin yarı oranında indirilerek 6 ay, TCK m.62 ile 5 ay olur.

D- Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması ile Benzer Suçlar Arasındaki Farklar

Bir kamu görevlisinin bilgi sızdırması birden fazla suç tanımına uyabilir. Doğru nitelendirme hem cezayı hem de usulü belirler:

SuçKorunan bilgiFailCeza
Göreve ilişkin sırrın açıklanması (TCK m.258)İdarenin işleyişine ilişkin gizli belge, karar, emir ve tebligatKamu görevlisi veya görevi sona ermiş kişi1-4 yıl hapis
Gizliliğin ihlali (TCK m.285)Soruşturma evresindeki işlemler, tarafa karşı gizli kararlar, kapalı duruşmaHerkes; kamu görevlisi failde ceza yarısına kadar artar1-3 yıl hapis veya adli para cezası
Verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme (TCK m.136)Belirli bir kişiye ait kişisel verilerHerkes; kamu görevlisi failde TCK m.137 ile yarı oranında artırım2-4 yıl hapis
Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri açıklama (TCK m.329)Özünde devlet sırrı olan bilgilerHerkes5-10 yıl hapis
Yasaklanan bilgileri açıklama (TCK m.336)Yetkili makamlarca açıklanması yasaklanan bilgilerHerkes3-5 yıl hapis; taksirle 6 ay-2 yıl
Görevi kötüye kullanma (TCK m.257)Görevin gereklerine aykırılık (torba suç)Kamu görevlisi6 ay-2 yıl (icrai), 3 ay-1 yıl (ihmali)

1- Gizliliğin İhlali (TCK 285) ile Farkı

Soruşturma evresinde yapılan işlemlerin içeriği, şüpheliye karşı gizli tutulması gereken kararlar ve kapalı duruşmadaki açıklamalar söz konusu olduğunda gizliliğin ihlali suçu gündeme gelir. TCK m.285/4’e göre bu suçun kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi hâlinde ceza yarısına kadar artırılır.

Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2018/797 E., 2018/3590 K. sayılı ve 28.03.2018 tarihli kararına konu olayda, ilçe jandarma komutanının içkili bir lokantada bazı kişilere, haklarında soruşturma yürütülen şüphelilerle ilgili iletişimin tespiti kararlarının içeriğinden bahsettiği iddia edilmiştir. Daire, iddianamede TCK m.258 olarak nitelendirilen eylemin anlatıma göre TCK m.285’teki gizliliğin ihlali suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiş, ancak beraat kararı verildiğinden bu hususu bozma nedeni yapmamıştır. Uygulamada, soruşturma işleminin içeriğine ilişkin açıklamalarda TCK m.285, idarenin soruşturma dışındaki gizli işlem ve kararlarında ise TCK m.258 öne çıkar.

2- Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Verme (TCK 136) ile Farkı

Kamu görevlisinin MERNİS, Kimlik Paylaşım Sistemi veya UYAP üzerinden eriştiği bir kişinin adresini, telefon numarasını, nüfus veya adli sicil bilgisini üçüncü kişiye vermesi, idarenin işleyişine ilişkin bir sırdan çok o kişiye ait kişisel veriyi ilgilendirir. Bu durumda öncelikle verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu değerlendirilir ve TCK m.137/1-a uyarınca ceza yarı oranında artırılır. Bu suçun ceza aralığı TCK m.258’den daha ağırdır.

Bilgiyi kimseyle paylaşmadan yalnızca sistemden bakmak ise farklı değerlendirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2021/384 E., 2023/367 K. sayılı ve 21.06.2023 tarihli kararında, kurumu tarafından verilen şifreyle Kimlik Paylaşım Sistemi’ne girerek dönemin İçişleri Bakanının kimlik ve adres bilgilerine merak saikiyle bakan ve bu bilgileri kimseyle paylaşmayan memurun eyleminin suç oluşturmadığı, disiplin soruşturması gerektiren bir eylem olduğu kabul edilmiştir. Sistem sorgusuyla elde edilen bilginin üçüncü kişiye aktarılması ise hem kişisel veri suçlarını hem de bilginin niteliğine göre TCK m.258’i gündeme getirir. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu da bilginin niteliğine göre değerlendirilmesi gereken bir diğer ihtimaldir.

3- Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ile Farkı

Açıklanan bilgi devletin güvenliğine, milli savunmasına veya dış ilişkilerine ilişkin ise TCK m.258 değil, TCK m.326-339 arasındaki devlet sırlarına karşı suçlar uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/466 E., 2022/842 K. sayılı kararına konu dosyada, terörle mücadelede kullanılan haber elemanlarının kimlik bilgilerini içeren listelerin iddianame ekinde bırakılması nedeniyle yargılanan iki savcı hakkında ilk derece sıfatıyla yargılama yapan Daire, eylemi TCK m.336/3’teki yasaklanan bilgilerin taksirle açıklanması olarak nitelendirmiştir. Ceza Genel Kurulu ise usule ilişkin bir nedenle, yani 2802 sayılı Kanun’un 97/1-c maddesine aykırı olarak yeni delil gösterilmeden kovuşturma izni verilmesi nedeniyle durma kararı verilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur. Bu ayrım ceza aralığı kadar soruşturma usulü bakımından da önemlidir; aşağıda açıklandığı gibi devlet sırlarının açıklanması suçlarında 4483 sayılı Kanun uygulanmaz.

4- Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257) ile Farkı

TCK m.257, “kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında” uygulanan tali bir suçtur. Eylem TCK m.258’in unsurlarını taşıyorsa görevi kötüye kullanmadan ceza verilmez. Buna karşılık açıklanan bilgi sır niteliğinde değilse veya fail kasten hareket etmemişse eylem görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilebilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/10023 E., 2018/90 K. sayılı kararında arama kaydı olmadığı bilgisinin sır sayılamayacağı belirtilmiş, ancak bu bilgiyi kişinin kendisi veya avukatı dışındaki üçüncü bir kişiye veren şube müdürünün eyleminin TCK m.257/1 kapsamında kalıp kalmadığının tartışılması gerektiği vurgulanmıştır. Bilginin bir menfaat karşılığında verilmesi hâlinde ise rüşvet suçu da ayrıca değerlendirilir.

5- Suçluyu Kayırma (TCK 283) ile İlişkisi

Hakkında yakalama kararı bulunan bir kişiye bu kararın bildirilmesi veya yapılacak bir operasyonun önceden haber verilmesi, kişinin yakalanmaktan kurtulmasına imkân sağlıyorsa suçluyu kayırma suçu da gündeme gelir. TCK m.283/1’deki ceza 6 aydan 5 yıla kadar hapistir ve TCK m.283/2’ye göre suçun kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Aynı fiil hem TCK m.258’i hem de TCK m.283’ü ihlal ediyorsa TCK m.44 uyarınca daha ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulur.

6- Ticari Sır ve Bankacılık Sırrı ile Farkı

Kamu görevlisinin görevi nedeniyle öğrendiği bir işletmeye ait ticari sırrı veya bir müşterinin banka bilgilerini açıklaması, idarenin işleyişinden çok o kişinin ekonomik çıkarlarını ilgilendirir. Bu durumda ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrının açıklanması suçu ve ilgili özel kanun hükümleri değerlendirilir.

E- Soruşturma ve Yargılama Usulü

1- Şikâyet, Uzlaştırma, Kamu Davasının Ertelenmesi ve Basit Yargılama

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcısı suçu öğrendiği anda soruşturma başlatır; zarar gören kişinin şikâyetinden vazgeçmesi soruşturmayı veya davayı düşürmez.

Suç, CMK m.253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz. Cezanın üst sınırı 3 yılı aştığından kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez; üst sınır 2 yılı aştığından basit yargılama usulü de uygulanmaz.

2- Soruşturma İzni: 4483 Sayılı Kanun

Göreve ilişkin sırrın açıklanması, görevi sebebiyle işlenen bir suçtur. Bu nedenle 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamındaki kamu görevlileri hakkında soruşturma için kural olarak yetkili merciin izni gerekir. 3628 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi irtikap, rüşvet, zimmet, ihaleye fesat karıştırma ve “Devlet sırlarının açıklanması” gibi suçlarda 4483 sayılı Kanun’un uygulanmayacağını öngörür; ancak buradaki devlet sırları kavramı TCK m.326-339 arasındaki suçları karşılar, TCK m.258’i kapsamaz.

Yargıtay uygulamasında izin meselesi, failin 4483 sayılı Kanun kapsamında olup olmamasına göre çözülür:

  • 4483 kapsamındaki görevli: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/6781 E., 2016/8476 K. sayılı ve 20.10.2016 tarihli kararına konu dosyada uzman jandarma hakkında soruşturma izni alınmadan dava açıldığı tespit edilmiş, Daire soruşturma izninin sanık lehine konulmuş bir usul hükmü olduğunu belirtmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/6207 E., 2022/3257 K. sayılı ve 21.03.2022 tarihli kararında da zamanaşımı hesabında soruşturma ve kovuşturma izni nedeniyle oluşan durma süresi dikkate alınmıştır.
  • Kamu görevlisi sayılan ancak 4483 kapsamında olmayan kişi: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2016/1899 E., 2016/5004 K. sayılı ve 12.05.2016 tarihli kararında, ticaret sicili personelinin Türk Ticaret Kanunu uyarınca kamu görevlisi sayılmakla birlikte 4483 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığı ve soruşturma yönünden genel hükümlere tabi olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2015/8967 E., 2015/17008 K. sayılı ve 04.12.2015 tarihli kanun yararına bozma kararında da göreve ilişkin sırrın açıklanması suçuna ilişkin somut soruşturmanın genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Bu karar, her TCK m.258 dosyasında izin aranmayacağı şeklinde genellenmemelidir.
  • Tanık koruma bilgileri: 5726 sayılı Kanun’un 20’nci maddesi uyarınca müsteşar, vali ve kaymakamlar dışında 4483 sayılı Kanun uygulanmaz.
  • Özel soruşturma usulüne tabi görevliler: Hâkim ve Cumhuriyet savcıları hakkında 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’ndaki özel usul uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/466 E., 2022/842 K. sayılı kararında bu usule aykırılığın durma kararını gerektirdiği kabul edilmiştir.

3- Deliller ve İletişimin Denetlenmesi

Bu dosyalarda en önemli deliller; sistem erişim kayıtları (log kayıtları), sorgu ekran çıktıları, yazışma ve dağıtım kayıtları, belgeye kimlerin eriştiğini gösteren tutanaklar ve tanık beyanlarıdır. Göreve ilişkin sırrın açıklanması, CMK m.135’te sayılan ve iletişimin denetlenmesine imkân veren katalog suçlar arasında yer almaz.

Bu durumun önemli bir sonucu vardır: Başka bir suçtan yürütülen soruşturmada yapılan telefon dinlemesinde ortaya çıkan konuşmalar, TCK m.258’in ispatında delil olarak kullanılamaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/4752 E., 2024/2 K. sayılı ve 08.01.2024 tarihli kararında, uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen dinleme kararıyla elde edilen kayıtların katalog dışı olan görevi kötüye kullanma ve göreve ilişkin sırrın açıklanması suçlarının ispatında kullanılamayacağı, bu kayıtların hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/10023 E., 2018/90 K. sayılı kararında da dinleme kayıtları dışlanmış, ancak tanık beyanı, ikrar ve GBT sorgu kayıtları birlikte değerlendirilmiştir.

4- Görevli Mahkeme, Kanun Yolu ve Dava Zamanaşımı

Cezanın üst sınırı 10 yılı geçmediğinden ve suç 5235 sayılı Kanun’un 12’nci maddesindeki ağır ceza listesinde yer almadığından görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Görevleri veya sıfatları nedeniyle özel yargılama usulüne tabi kişiler hakkında ilgili kanunlardaki görev kuralları uygulanır.

Asliye ceza mahkemesinin kararına karşı bölge adliye mahkemesine istinaf, ardından şartları varsa Yargıtay’a temyiz yoluna başvurulabilir.

Cezanın üst sınırı 4 yıl olduğundan dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır; kesen işlemler varsa TCK m.67/4 uyarınca en fazla 12 yıla çıkar. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/6207 E., 2022/3257 K. sayılı kararında, suç tarihi 16.12.2008 olan dosyada izin nedeniyle oluşan durma süresi eklense dahi 12 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin dolduğu belirtilerek davanın düşmesine karar verilmiştir.

5- HAGB, Erteleme ve Seçenek Yaptırımlar

Hükmedilen ceza 2 yıl veya daha az ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi mümkündür. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/10023 E., 2018/90 K. sayılı kararında, HAGB’nin seçenek yaptırıma çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce değerlendirilmesi gerektiği, “cezanın ertelenmiş olması” gerekçesiyle HAGB’nin reddedilemeyeceği belirtilmiştir. 1 yıl veya daha az hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir.

6- Memuriyete ve Disipline Etkisi

Göreve ilişkin sırrın açıklanması, 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde süresine bakılmaksızın memuriyete engel sayılan suçlar arasında yer almaz. Ancak kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet memuriyete engel olduğundan, bu süreye ulaşan kesinleşmiş mahkûmiyet memuriyeti sona erdirir. HAGB kararı ise mahkûmiyet doğurmadığından bu sonucu doğurmaz.

Ceza yargılamasından bağımsız olarak disiplin soruşturması da yürütülür. Ceza yargılamasında beraat kararı verilmesi, eylemin disiplin suçu oluşturmasına engel değildir; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2021/384 E., 2023/367 K. sayılı kararında da sistem kayıtlarına görev dışı bakılmasının suç oluşturmasa bile disiplin soruşturması gerektirdiği vurgulanmıştır.

Göreve İlişkin Sırrın Açıklanması Suçlamasında Savunma Noktaları

Bu suçlamayla karşılaşan bir kamu görevlisinin savunmasında şu sorular ayrı ayrı incelenmelidir:

  1. Bilgi gerçekten gizli miydi? Bilgi kamuya açıklanmış, herkesçe bilinen veya ilgilisinin kendisinin de öğrenebileceği bir bilgi ise sır niteliği yoktur.
  2. Gizlilik hukuka uygun biçimde konulmuş ve faile bildirilmiş miydi? Yayın yasağının veya gizlilik kararının görevliye tebliğ edildiğine dair belge yoksa kast tartışmalı hâle gelir.
  3. Bilgi görev nedeniyle mi öğrenildi? Görev dışı bir yoldan öğrenilen bilginin açıklanması bu suçu oluşturmaz.
  4. Kast var mı, yoksa yalnızca özen eksikliği mi? Dikkatsizlik sonucu bilginin sızması TCK m.258’i değil, en fazla TCK m.257/2’yi gündeme getirir.
  5. Doğru suç tipi hangisi? Soruşturma işleminin içeriği için TCK m.285, kişisel veri için TCK m.136, devlet sırrı için TCK m.329-336 değerlendirilmelidir.
  6. Soruşturma izni alınmış mı? 4483 kapsamındaki görevli hakkında izin alınmadan açılan dava için durma kararı istenmelidir.
  7. Dinleme kayıtları hukuka uygun mu? Başka bir suçtan alınan dinleme kararıyla elde edilen konuşmalar bu suçun ispatında kullanılamaz.
  8. Açıklama suç bildirimine mi ilişkin? Görevlinin öğrendiği bir suçu yetkili mercilere bildirmesi bu suçu oluşturmaz.
  9. Zamanaşımı dolmuş mu? 8 yıllık asli ve 12 yıllık uzamış süre suç tarihinden itibaren hesaplanmalıdır.
  10. Bireyselleştirme: Alt sınırdan ceza, TCK m.62, HAGB ve seçenek yaptırım talepleri gerekçeleriyle ileri sürülmelidir.

Sonuç

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçu, kamu görevlisinin görevi nedeniyle öğrendiği ve idarenin gizli tutması gereken bilgileri yetkisiz kişilere ulaştırmasını 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla yaptırıma bağlar ve bu yükümlülük görev sona erdikten sonra da devam eder. Yargıtay kararlarına göre suçun kaderini belirleyen soru, açıklanan bilginin gerçekten sır niteliği taşıyıp taşımadığıdır: İlgilisinin kendisinin de öğrenebileceği bilgiler, kamuya açık bilgiler, bilimsel araştırma sonuçları ve suç bildirimleri sır sayılmaz; yalnızca özen eksikliğiyle bilginin ortaya çıkması da bu suçu oluşturmaz. Soruşturma işleminin içeriğinin açıklanması gizliliğin ihlali, kişisel verilerin paylaşılması ise kişisel veri suçları kapsamında değerlendirilebilir. Usul bakımından 4483 sayılı Kanun kapsamındaki görevliler için soruşturma izni, katalog dışı olması nedeniyle dinleme kayıtlarının kullanılamaması ve 8 yıllık zamanaşımı bu dosyalarda sıklıkla belirleyici olur.

Sık Sorulan Sorular

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunun cezası nedir?

TCK m.258/1 uyarınca ceza 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir. Kanunda adli para cezası seçeneği yoktur; ancak hükmedilen ceza 1 yıl veya daha az ise seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Mahkûmiyette TCK m.53/5 uyarınca cezanın yarısından bir katına kadar süreyle kamu görevi yapma hakkından yoksunluk da verilir.

Emekli olan veya görevden ayrılan kişi bu suçu işleyebilir mi?

Evet. TCK m.258/2’ye göre kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra, görevi sırasında öğrendiği gizli bilgileri açıklayan veya yayınlayan kişiye de aynı ceza verilir. Emeklilik, istifa, ihraç veya sözleşmenin sona ermesi sır saklama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Polisin yakalama kararını aranan kişiye söylemesi hangi suçu oluşturur?

Yakalama kararının varlığı, infazı amaçlanan ve ilgilisine karşı gizli tutulan bir adli karardır; bu bilginin aranan kişiye verilmesi TCK m.258 kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/4752 E., 2024/2 K. sayılı kararına konu dosyada, polis memuruna aracı vasıtasıyla GBT sorgusu yaptırarak yakalama kararını öğrenen sanık hakkında ilk derece mahkemesi TCK m.258/1 uyarınca ceza vermiş, hüküm delil yasağı nedeniyle bozulmuştur. Bilgi kişinin yakalanmaktan kurtulmasına imkân sağlıyorsa kamu görevlisi için yarı oranında artırımlı suçluyu kayırma suçu da gündeme gelir ve daha ağır olan suçtan ceza verilir.

Birinin hakkında arama kaydı olmadığını söylemek suç mu?

Yargıtay’a göre bu bilgi göreve ilişkin sır değildir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/10023 E., 2018/90 K. sayılı kararında, ilgili kişinin bu bilgiyi kendisi veya avukatı aracılığıyla emniyete başvurarak öğrenebileceği, bu nedenle TCK m.258’in oluşmayacağı belirtilmiştir. Ancak bilginin üçüncü bir kişiye verilmesi görevi kötüye kullanma yönünden ayrıca tartışılmalıdır.

Göreve ilişkin sırrın açıklanması ile gizliliğin ihlali arasındaki fark nedir?

Gizliliğin ihlali (TCK m.285) soruşturma evresindeki işlemlerin, tarafa karşı gizli tutulması gereken soruşturma kararlarının ve kapalı duruşmaların gizliliğini korur ve herkes tarafından işlenebilir. Göreve ilişkin sırrın açıklanması ise idarenin işleyişine ilişkin gizli bilgileri korur ve yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2018/797 E., 2018/3590 K. sayılı kararında iletişimin tespiti kararlarının içeriğinin anlatılması TCK m.285 kapsamında görülmüştür.

Memurun MERNİS’ten baktığı adres bilgisini başkasına vermesi hangi suçtur?

Belirli bir kişiye ait adres, telefon, nüfus veya adli sicil bilgisinin üçüncü kişiye verilmesi öncelikle TCK m.136’daki verileri hukuka aykırı olarak verme suçunu oluşturur ve kamu görevlisi failde TCK m.137 uyarınca ceza yarı oranında artırılır. Bu suçun cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapis olup artırımla TCK m.258’den daha ağırdır. Bilgiyi kimseyle paylaşmadan merak saikiyle bakmak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2021/384 E., 2023/367 K. sayılı kararına göre suç değil, disiplin konusu olabilir.

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunda soruşturma izni gerekir mi?

4483 sayılı Kanun kapsamındaki kamu görevlileri için kural olarak gerekir. 3628 sayılı Kanun’un 17’nci maddesindeki izin istisnası devlet sırlarının açıklanmasına ilişkindir ve TCK m.258’i kapsamaz. Ticaret sicili personeli gibi kamu görevlisi sayılan ancak 4483 kapsamında olmayan kişiler hakkında ise genel hükümler uygulanır. Tanık koruma bilgilerinin açıklanmasında 5726 sayılı Kanun’un 20’nci maddesi uyarınca izin aranmaz.

Bu suç uzlaştırmaya tabi mi, şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?

Hayır. Suç CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz ve şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcısı resen soruşturma yürütür, zarar görenin şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez. Cezanın üst sınırı 3 yılı aştığından kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı da verilemez.

Göreve ilişkin sırrın açıklanması davasına hangi mahkeme bakar?

Asliye ceza mahkemesi bakar. Cezanın üst sınırı 10 yılı geçmez ve suç ağır ceza mahkemesinin görev listesinde yer almaz. Hâkim ve savcılar gibi özel yargılama usulüne tabi kişiler hakkında ise ilgili kanunlardaki görev ve usul kuralları uygulanır.

Bu suçta zamanaşımı kaç yıldır?

Cezanın üst sınırı 4 yıl olduğundan dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır. Zamanaşımını kesen işlemler varsa süre TCK m.67/4 uyarınca en fazla 12 yıla uzar. Soruşturma izni beklenen süre ise zamanaşımını durdurur.

Telefon dinlemesiyle elde edilen konuşmalar bu suçta delil olur mu?

Başka bir suçtan verilen dinleme kararıyla elde edilen konuşmalar bu suçun ispatında kullanılamaz. Göreve ilişkin sırrın açıklanması CMK m.135’teki katalog suçlar arasında yer almaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/4752 E., 2024/2 K. sayılı kararında, uyuşturucu soruşturmasında elde edilen dinleme kayıtlarının bu suç için hukuka aykırı delil olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.

Dikkatsizlik sonucu gizli bilgi ortaya çıkarsa bu suç oluşur mu?

Hayır. TCK m.258 yalnızca kasten işlenebilir ve taksirli hâli düzenlenmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2024/536 E., 2025/34 K. sayılı kararında, gizli tanığın kimliğinin yeterli özen gösterilmemesi sonucu deşifre olmasının bu suçu oluşturmadığı, eylemin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunda HAGB verilebilir mi?

Evet. Hükmedilen ceza 2 yıl veya daha az ise ve CMK m.231’deki diğer şartlar varsa HAGB kararı verilebilir. Alt sınırdan belirlenen ceza TCK m.62 indirimiyle 10 ay olduğundan bu sınırın altında kalır. HAGB’nin erteleme ve seçenek yaptırımlardan önce değerlendirilmesi zorunludur.

Göreve ilişkin sırrın açıklanması memuriyete engel mi?

Bu suç 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde süresine bakılmaksızın memuriyete engel sayılan suçlar arasında yer almaz. Ancak kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet memuriyete engel olduğundan, bu süreye ulaşan kesinleşmiş mahkûmiyet memuriyeti sona erdirir. Ayrıca ceza yargılamasından bağımsız olarak disiplin soruşturması da yürütülebilir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Kamu görevlisi olarak göreve ilişkin sırrın açıklanması, gizliliğin ihlali veya görevi kötüye kullanma iddiasıyla bir soruşturma ya da kovuşturmayla karşı karşıyaysanız veya gizli bir bilginin sızdırılması nedeniyle zarar gördüyseniz, süreç hakkında bilgi almak için kamu görevlilerinin görev suçlarında ceza avukatı desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir