Kamu Görevinin Terki veya Yapılmaması Suçu ve Cezası (TCK-260)

kamu görevinin terki veya yapılmaması

İçindekiler

Kamu görevinin terki veya yapılmaması suçu, kamu görevlilerinin hukuka aykırı olarak ve toplu biçimde görevlerini terk etmesi, görevlerine gelmemesi, görevlerini geçici de olsa kısmen veya tamamen yapmaması ya da yavaşlatmasıdır ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 260’ıncı maddesinde düzenlenmiştir. Suçun cezası, eyleme katılan her bir kamu görevlisi için 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Eyleme katılan kamu görevlisi sayısı üçten fazla değilse, yani en az 4 kişi yoksa cezaya hükmolunmaz. Mesleki ve sosyal haklarla ilgili, hizmeti aksatmayan, geçici ve kısa süreli iş bırakma veya yavaşlatmalarda TCK m.260/2 uyarınca cezada indirim yapılabilir ya da hiç ceza verilmeyebilir. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma kapsamında değildir, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez, davaya asliye ceza mahkemesi bakar ve dava zamanaşımı 8 yıldır.

Kamu görevinin terki veya yapılmaması, Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Uygulamada bu suç en çok sendika veya konfederasyon kararıyla yapılan iş bırakma eylemlerinde, öğretmenlerin, sağlık çalışanlarının, belediye ve demiryolu personelinin toplu olarak göreve gelmemesinde veya iş yavaşlatmasında gündeme gelir. Dosyalardaki asıl tartışma, eylemin Anayasa’nın 51. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesiyle korunan sendika hakkı kapsamında kalıp kalmadığı, yani “hukuka aykırı” olup olmadığıdır.

Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr

Yargıtay ve Yüksek Mahkeme Kararları Işığında Kamu Görevinin Terki Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

Kamu görevinin terki veya yapılmaması suçunun oluşması için kanun metni, madde gerekçesi ve yüksek mahkeme kararlarıyla bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2015/7995 E., 2016/2433 K. sayılı ve 10.02.2016 tarihli kararında sendika özgürlüğüne ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yaklaşımının ceza soruşturma ve kovuşturmalarına da yansıtılması gerektiği vurgulanmış, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2020/1 E., 2020/35 K. sayılı ve 24.02.2020 tarihli kararında ise yalnızca mesleki ve sosyal amaç taşıyan iş bırakma eylemlerinin sendikal faaliyet olarak korunacağı belirtilmiştir. Bu kararlar ve madde gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, maddeler hâlinde saymak gerekirse kamu görevinin terki veya yapılmaması suçunun oluşması için:

  1. Faillerin kamu görevlisi olması,
  2. Eylemin toplu biçimde, yani kamu görevlilerinin önceden anlaşarak birlikte hareket etmesiyle gerçekleşmesi,
  3. Eyleme katılan kamu görevlisi sayısının üçten fazla, yani en az 4 olması,
  4. Görevin terk edilmesi, göreve gelinmemesi, görevin geçici de olsa kısmen veya tamamen yapılmaması ya da yavaşlatılması,
  5. Eylemin hukuka aykırı olması; sendika hakkı, yasal izin veya başka bir hukuka uygunluk nedeniyle korunan bir eylem olmaması,
  6. Failin toplu bir eyleme katıldığını bilerek ve isteyerek, yani kasten hareket etmesi

gerekmektedir. Bu şartlardan biri eksikse eylem TCK m.260 kapsamında cezalandırılamaz. Tek bir kamu görevlisinin göreve gelmemesi bu suçu oluşturmaz; koşulları varsa görevi kötüye kullanma suçu veya yalnızca disiplin sorumluluğu söz konusu olur. Mesleki ve sosyal amaçlı, hizmeti aksatmayan kısa süreli bir iş bırakmada ise suç oluşsa bile TCK m.260/2 uyarınca ceza verilmeyebilir.

A- TCK 260 Madde Metninin İncelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 260’ıncı maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:

Kamu görevinin terki veya yapılmaması

Madde 260- (1) Hukuka aykırı olarak ve toplu biçimde, görevlerini terk eden, görevlerine gelmeyen, görevlerini geçici de olsa kısmen veya tamamen yapmayan veya yavaşlatan kamu görevlilerinin her biri hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. Kamu görevlisi sayısının üçten fazla olmaması halinde cezaya hükmolunmaz.

(2) Kamu görevlilerinin mesleki ve sosyal hakları ile ilgili olarak, hizmeti aksatmayacak biçimde, geçici ve kısa süreli iş bırakmaları veya yavaşlatmaları halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza da verilmeyebilir.

1- Madde Gerekçesi ve Korunan Hukuki Değer

TCK m.260, 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girdiğinden bu yana değiştirilmemiştir. Maddenin karşılığı, 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu’nun 236’ncı maddesindeki memurların toplu olarak görevi terk etmesi suçudur. Yeni düzenlemede cezanın alt sınırı 4 aydan 3 aya indirilmiş, eski kanundaki para cezası kaldırılmıştır. Bu nedenle 1 Haziran 2005’ten önce işlenen eylemlerde lehe kanun karşılaştırması yapılır.

Madde gerekçesine göre suçun ön koşulu, kamu görevlilerinin bu hususta önceden anlaşmış olmalarıdır. Gerekçe, toplu hareketin kabulü için en az dört kişinin birlikte hareket etmesini arar ve ikinci fıkradaki takdir yetkisinin, iş bırakmanın hizmeti aksatmaması ve münhasıran kamu görevlilerinin mesleki ve sosyal hakları ile ilgili taleplerini ifade amacıyla yapılması hâlinde kullanılabileceğini açıklar.

Korunan hukuki değer, kamu hizmetlerinin sürekli ve düzenli biçimde yürütülmesi ve bu sayede kamu idaresinin işleyişine duyulan güvendir. Kamu hizmetinin kesintisiz sürmesi idare hukukunun temel ilkelerinden biridir; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 26’ncı maddesi de memurların kamu hizmetlerini aksatacak şekilde birlikte çekilmelerini, görevlerine gelmemelerini veya işleri yavaşlatmalarını yasaklar.

2- Toplu Biçim ve “Üçten Fazla” Eşiği

TCK m.260 çok failli bir suçtur. Kanun, eyleme katılan kamu görevlisi sayısı üçten fazla değilse cezaya hükmolunmayacağını açıkça belirtir. Bu nedenle 2 veya 3 kamu görevlisinin birlikte göreve gelmemesi bu maddeye göre cezalandırılamaz; en az 4 kamu görevlisinin aynı kararla ve birlikte hareket etmesi gerekir. Sayının belirlenmesinde aynı eyleme katılan bütün kamu görevlileri dikkate alınır; hakkında dava açılan kişi sayısının 4’ün altında kalması tek başına eylemin toplu olmadığı anlamına gelmez.

“Toplu biçimde” kavramı yalnızca aynı anda göreve gelmemeyi değil, ortak bir iradeyle hareket etmeyi de ifade eder. Birbirinden habersiz dört memurun aynı gün farklı sebeplerle izinsiz olarak göreve gelmemesi toplu eylem değildir; her biri yalnızca disiplin sorumluluğuyla karşılaşır.

B- Suçun Unsurları

1- Fail: Kamu Görevlisi

Kamu görevinin terki veya yapılmaması, yalnızca kamu görevlileri tarafından işlenebilen bir özgü suçtur. Kamu görevlisi kavramı TCK m.6/1-c’deki geniş tanıma göre belirlenir: kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi kamu görevlisidir. Kadrolu memurlar, sözleşmeli personel, öğretmenler, kamu hastanelerindeki hekim ve sağlık çalışanları, belediye personeli ve kamu kurumlarında kamusal faaliyete katılan diğer çalışanlar bu kapsamdadır.

İşçi statüsünde çalışan kamu personeli bakımından ayrım yapmak gerekir. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na uygun olarak yapılan kanuni grev hukuka uygun bir eylemdir ve TCK m.260’ı oluşturmaz. Kanuni grev dışındaki toplu iş bırakmalarda ise kişinin TCK m.6/1-c anlamında kamusal faaliyete katılıp katılmadığı somut olayda ayrıca değerlendirilir.

4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 15’inci maddesine göre hâkim ve savcılar, Silahlı Kuvvetler mensupları, Emniyet hizmetleri sınıfı mensupları, Millî İstihbarat Teşkilatı mensupları, ceza infaz kurumlarında çalışan kamu görevlileri, mülki idare amirleri ve Jandarma ile Sahil Güvenlik personeli sendikaya üye olamaz ve sendika kuramaz. Bu kişilerin toplu olarak göreve gelmemesi sendika hakkıyla savunulamayacağından, hukuka aykırılık tartışması diğer kamu görevlilerinden farklı sonuçlanır.

Kamu görevlisi olmayan bir kişi bu suçun faili olamaz. Ancak TCK m.40/2 uyarınca özgü suçlarda kamu görevlisi niteliği taşımayan kişi azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Eyleme çağrı yapan sendika yöneticisinin sorumluluğu da bu kurala ve eylemin hukuka uygun olup olmadığına göre belirlenir.

2- Hareket: Terk, Gelmeme, Yapmama ve Yavaşlatma

TCK m.260/1 seçimlik hareketli bir suçtur. Dört hareketten birinin toplu biçimde gerçekleştirilmesi yeterlidir:

  • Görevi terk etmek: Göreve gelip çalışma saati içinde görev yerinden toplu olarak ayrılmak. Örneğin bir hastanenin bir servisindeki sağlık çalışanlarının mesai ortasında birlikte çalışmayı bırakıp ayrılması.
  • Göreve gelmemek: Belirlenen gün veya saatlerde toplu olarak görev yerine hiç gelmemek. Sendika kararıyla yapılan bir veya iki günlük iş bırakma eylemleri bu kapsamdadır.
  • Görevi kısmen veya tamamen yapmamak: Görev yerinde bulunup görevin tamamını ya da belirli bir bölümünü yerine getirmemek. Öğretmenlerin toplu olarak nöbet görevini yapmaması veya belirli bir işlemin hiç yapılmaması bu türdendir. Kanun “geçici de olsa” ifadesiyle kısa süreli yapmamayı da kapsama almıştır.
  • Görevi yavaşlatmak: Görevi yapıyor gibi görünüp işleri kasıtlı olarak ağırdan almak. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Dilek ve diğerleri/Türkiye kararına konu olayda gişe görevlilerinin 3 saat süreyle iş yavaşlatması bu harekete örnektir.

Görevi terk sonucunun kamu görevlilerinin kendi iradesine bağlı olması gerekir. Yolların kapanması, görev yerine girişin engellenmesi veya bir afet nedeniyle görevin yapılamaması bu suçu oluşturmaz.

3- Hukuka Aykırılık Unsuru ve Sendika Hakkı

TCK m.260’ın en önemli unsuru “hukuka aykırı olarak” ifadesidir. Kanun koyucu bu ifadeyi madde metnine açıkça yazarak, hukuk düzeninin izin verdiği toplu eylemlerin suç oluşturmayacağını vurgulamıştır. Bu unsur özellikle hukuka uygunluk nedenlerinden hakkın kullanılması (TCK m.26/1) bakımından önem taşır.

Türkiye’de memurlara tanınmış bir grev hakkı yoktur. Buna karşılık Anayasa’nın 51’inci maddesi kamu görevlilerine sendika hakkı tanır ve Anayasa’nın 90/5 maddesi uyarınca temel haklara ilişkin milletlerarası antlaşmalar kanunlarla çatıştığında esas alınır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, sendika çağrısıyla yapılan kısa süreli iş bırakmaları Sözleşme’nin 11’inci maddesi kapsamında değerlendiren bir dizi karar vermiştir:

  • Urcan ve diğerleri/Türkiye, B. No: 23018/04, 17.07.2008: Eğitim çalışanlarının koşullarının iyileştirilmesi için yapılan bir günlük ulusal greve katılan öğretmenler hakkında verilen ve sonradan para cezasına çevrilen ceza mahkûmiyeti ile geçici görevden uzaklaştırma, sendika üyelerini caydırdığı gerekçesiyle Sözleşme’nin 11’inci maddesine aykırı bulunmuştur. Bu karar, doğrudan ceza mahkûmiyetine ilişkin olduğu için TCK m.260 bakımından özellikle önemlidir.
  • Enerji Yapı-Yol Sen/Türkiye, B. No: 68959/01, 21.04.2009: Bütün kamu görevlilerini kapsayan genel bir grev yasağının Sözleşme ile bağdaşmadığı, grev hakkına getirilen kısıtlamaların açık ve sınırlı biçimde tanımlanması gerektiği belirtilmiştir.
  • Karaçay/Türkiye, B. No: 6615/03, 27.03.2007 ve Kaya ve Seyhan/Türkiye, B. No: 30946/04, 15.09.2009: Maaş artışını veya kamu yönetimi kanun tasarısını protesto için yapılan bir günlük eyleme katılanlara verilen uyarma cezası bile caydırıcı bulunmuş ve ihlal kararı verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi de Tayfun Cengiz başvurusunda, B. No: 2013/8463, 18.09.2014 tarihli kararıyla, bir kanun teklifine karşı sendika kararıyla yapılan iş bırakmaya katılan öğretmene uyarma cezası verilmesini sendika hakkının ihlali saymıştır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2009/63 E., 2013/1998 K. sayılı kararında da sendikal faaliyet kapsamında bir gün göreve gelmemenin “özürsüz olarak göreve gelmemek” sayılamayacağı ve mazeret olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2015/7995 E., 2016/2433 K. sayılı kararında, sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçu bakımından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin sendika özgürlüğüne ilişkin özgürlükçü yaklaşımının ceza soruşturma ve kovuşturmalarına da yansıtılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu yaklaşım, TCK m.260’taki hukuka aykırılık unsurunun yorumlanmasında da yol göstericidir: Mesleki ve sosyal amaçlı, sendika kararına dayanan, barışçıl ve kısa süreli bir iş bırakma kural olarak hukuka aykırı sayılmamalıdır.

4- Mesleki Amaç ile Siyasi Amaç Ayrımı

Sendika hakkının koruması sınırsız değildir. Yüksek mahkemeler, iş bırakmanın amacına bakarak ayrım yapmaktadır:

  1. Mesleki ve sosyal amaçlı eylem: Maaş, özlük hakları, çalışma koşulları, toplu sözleşme veya kamu personelini ilgilendiren kanun tasarılarına karşı yapılan iş bırakma sendika hakkı kapsamında korunur.
  2. Siyasi amacı ağır basan eylem: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2020/1 E., 2020/35 K. sayılı kararında, sokağa çıkma yasaklarını protesto amacıyla yapılan bir günlük işe gitmeme eyleminin kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal ve mesleki haklarıyla ilgisi bulunmadığı, politik yönü ağır basan bir amaçla işe gidilmemesinin sendikal faaliyet sayılamayacağı kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu da Ahmet Parmaksız başvurusunda, B. No: 2017/29263, 22.05.2019 tarihli kararıyla, mesleki amaç taşımayan bir eylem için iki gün göreve gelmeyen öğretmene verilen aylıktan kesme cezasında ihlal bulunmadığına karar vermiştir.
  3. Hizmetin niteliği: Anayasa Mahkemesi Osman Bayat ve diğerleri başvurusunda, B. No: 2016/11319, 05.09.2024 tarihli kararıyla, nöbet ücreti talebiyle nöbet görevlerini yerine getirmeyen öğretmenlere verilen disiplin cezasında da ihlal bulunmadığına karar vermiş, çocukların eğitim hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Humpert ve diğerleri/Almanya kararını gözetmiştir. Kararın karşıoy gerekçelerinde, bu yaklaşımın memurların iş bırakma eylemlerine ilişkin içtihadı değiştirdiği belirtilmiştir.

Bu kararların tamamı disiplin cezalarına ilişkindir. Bir eylemin disiplin bakımından bile korunduğu kabul ediliyorsa, aynı eylem için hapis cezası öngören TCK m.260’ın uygulanması evleviyetle mümkün değildir. Buna karşılık siyasi amaçlı veya sendika kararına dayanmayan toplu iş bırakmalarda hukuka aykırılık unsuru gerçekleşebilir; bu durumda TCK m.260/2’nin uygulanma imkânı da kalmaz, çünkü ikinci fıkra yalnızca mesleki ve sosyal haklarla ilgili eylemleri kapsar.

5- Diğer Hukuka Uygunluk Durumları

Sendika hakkı dışında da toplu olarak görevin yapılmaması hukuka uygun olabilir:

  • İzin ve görevlendirme: Kamu görevlilerinin yetkili amirden izin alarak veya idarenin uygun görmesiyle görev yerinden ayrılması hukuka aykırı değildir.
  • Ciddi ve yakın tehlike: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13’üncü maddesi çalışanlara ciddi ve yakın tehlike hâlinde çalışmaktan kaçınma hakkı tanır. Koşulları varsa bu hakkın kullanılması TCK m.260’ı oluşturmaz.
  • Hukuka aykırı emir: Kamu görevlilerinin konusu suç oluşturan bir emri toplu olarak yerine getirmemesi görevi yapmamak sayılmaz; Anayasa’nın 137’nci maddesi uyarınca konusu suç teşkil eden emir yerine getirilmez.

6- Manevi Unsur: Kast

Kamu görevinin terki veya yapılmaması yalnızca kasten işlenebilir; taksirli hâli düzenlenmemiştir. Failin, diğer kamu görevlileriyle birlikte toplu bir eyleme katıldığını ve bunun sonucunda görevin terk edileceğini, yapılmayacağını veya yavaşlayacağını bilmesi ve istemesi gerekir. Madde gerekçesinde aranan önceden anlaşma, kastın da en önemli göstergesidir.

Failin amacı veya saiki suçun oluşmasını etkilemez; ancak eylemin mesleki ve sosyal bir talebe dayanması hem hukuka aykırılık değerlendirmesinde hem de TCK m.260/2’nin uygulanmasında belirleyicidir. Sendika kararının hukuka uygun olduğuna içtenlikle inanan kamu görevlisi bakımından ceza hukukunda hata hükümleri, özellikle TCK m.30/3’teki haksızlık yanılgısı da tartışılabilir.

7- Mağdur ve Katılan Sıfatı

Suçun mağduru toplumdur. Bununla birlikte toplu iş bırakma nedeniyle hizmeti aksayan kamu kurumu suçtan zarar gören sıfatıyla davaya katılabilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2012/15333 E., 2014/2409 K. sayılı ve 06.03.2014 tarihli kararında, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının bu suçun zarar göreni olduğu, CMK m.233 ve 234 uyarınca duruşmadan haberdar edilmeden ve davaya katılma imkânı tanınmadan hüküm kurulmasının bozma nedeni olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/3129 E., 2016/6249 K. sayılı kararına konu dosyada da Hazine katılan sıfatıyla hükmü temyiz etmiştir.

C- Kamu Görevinin Terki veya Yapılmaması Suçunun Cezası

TCK m.260’taki ceza, eyleme katılan her kamu görevlisi için ayrı ayrı belirlenir:

HâlKanun maddesiCeza
Hukuka aykırı ve toplu biçimde görevi terk, göreve gelmeme, yapmama veya yavaşlatmaTCK m.260/1Her biri için 3 aydan 1 yıla kadar hapis
Eyleme katılan kamu görevlisi sayısı 3 veya daha azTCK m.260/1, son cümleCezaya hükmolunmaz
Mesleki ve sosyal haklarla ilgili, hizmeti aksatmayan, geçici ve kısa süreli iş bırakma veya yavaşlatmaTCK m.260/2Cezada indirim yapılabilir veya ceza verilmeyebilir
765 sayılı eski TCK m.236 (01.06.2005 öncesi eylemler)Lehe kanun karşılaştırmasıEski kanunda alt sınır 4 ay ve ayrıca para cezası

1- TCK 260/2: İndirim veya Ceza Verilmemesi

İkinci fıkra, toplu iş bırakmanın suç oluşturduğu durumlarda dahi hâkime geniş bir takdir yetkisi tanır. Bu yetkinin kullanılabilmesi için dört koşul birlikte aranır:

  1. İş bırakma veya yavaşlatmanın kamu görevlilerinin mesleki ve sosyal hakları ile ilgili olması,
  2. Hizmeti aksatmayacak biçimde yapılması, örneğin acil servis, nöbet veya zorunlu hizmetlerin sürdürülmesi,
  3. Geçici olması,
  4. Kısa süreli olması.

Kanun indirim oranını belirlememiştir; hâkim indirimin miktarını somut olaya göre takdir eder ya da ceza verilmesine yer olmadığına karar verir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2013/13726 E., 2015/16415 K. sayılı ve 18.11.2015 tarihli kararında, kamu görevinin terki veya yapılmaması suçundan gerekçe gösterilerek verilen ceza verilmesine yer olmadığı kararları onanmıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/3129 E., 2016/6249 K. sayılı ve 13.06.2016 tarihli kararında da görevi kötüye kullanma iddiasıyla açılan davada değişen nitelendirmeyle TCK m.260’tan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm onanmıştır.

2- Seçenek Yaptırım, Erteleme ve HAGB

Cezanın üst sınırı 1 yıl olduğundan, bu suçtan hükmedilen her hapis cezası kısa süreli hapis cezasıdır ve TCK m.50 uyarınca adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Koşulları varsa cezanın ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) da mümkündür. HAGB’nin erteleme ve seçenek yaptırımlardan önce değerlendirilmesi gerekir.

Kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyette TCK m.53/1’deki hak yoksunlukları cezanın infazı tamamlanana kadar uygulanır. Ancak kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya seçenek yaptırıma çevrilmişse TCK m.53/4 uyarınca bu hak yoksunlukları uygulanmaz.

3- Etkin Pişmanlık Yoktur

TCK m.260’ta etkin pişmanlık hükmü yer almaz. Eylemden kısa süre sonra göreve dönülmesi veya iş yavaşlatmaya son verilmesi cezayı kaldırmaz; ancak hizmetin aksamaması ve sürenin kısalığı TCK m.260/2 kapsamında ve TCK m.61’deki ceza belirleme ölçütlerinde gözetilir.

4- Ceza Hesaplama Örnekleri

  • Alt sınırdan ceza, takdiri indirim: 3 ay hapis → TCK m.62 ile 2 ay 15 gün. Seçenek yaptırıma çevirme, erteleme veya HAGB değerlendirilir.
  • Hizmetin ciddi biçimde aksaması: Bir acil serviste çalışan sağlık personelinin uzun süre toplu olarak görev yapmaması gibi ağır bir sonuç doğmuşsa temel ceza örneğin 9 ay belirlenebilir → TCK m.62 ile 7 ay 15 gün. TCK m.260/2 uygulanmaz, çünkü hizmet aksamıştır.
  • TCK 260/2 ile indirim: Mesleki talepli, bir saatlik ve hizmeti aksatmayan iş bırakmada 3 ay temel ceza, hâkimin takdiriyle örneğin yarı oranında indirilerek 1 ay 15 gün olur; hâkim isterse hiç ceza vermeyebilir.

D- Kamu Görevinin Terki ile Benzer Suçlar ve Disiplin Sorumluluğu Arasındaki Farklar

Kamu görevlilerinin görevlerini yapmaması birden fazla hukuki sonuç doğurabilir. Doğru nitelendirme hem cezayı hem de usulü belirler:

DüzenlemeFailEylemYaptırım
Kamu görevinin terki veya yapılmaması (TCK m.260)En az 4 kamu görevlisi, topluToplu terk, gelmeme, yapmama, yavaşlatmaHer biri için 3 ay-1 yıl hapis
Görevi kötüye kullanma (TCK m.257)Kamu görevlisi, tek başına daGörevin gereklerine aykırı hareket veya görevi ihmal; mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaatİcrai 6 ay-2 yıl, ihmali 3 ay-1 yıl hapis
Görevi yaptırmamak için direnme (TCK m.265)HerkesCebir veya tehditle başka bir kamu görevlisinin görevini engelleme6 ay-3 yıl hapis
Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi (TCK m.118)Herkes, çoğunlukla amir veya işverenCebir, tehdit veya hukuka aykırı davranışla sendikal faaliyeti engelleme6 ay-2 yıl veya 1-3 yıl hapis
Disiplin sorumluluğu (657 s.K. m.125)Devlet memuruÖzürsüz göreve gelmeme, toplu eylemUyarmadan memurluktan çıkarmaya kadar

1- Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257) ile Farkı

TCK m.257, “kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında” uygulanan tali bir suçtur. Toplu biçimde, en az 4 kamu görevlisiyle gerçekleştirilen görev terki TCK m.260’ın özel alanına girer ve görevi kötüye kullanmadan ceza verilmez. Buna karşılık tek bir kamu görevlisinin görevini yapmaması ve bunun sonucunda bir kişinin mağdur olması veya kamu zararı doğması görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilebilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/3129 E., 2016/6249 K. sayılı kararına konu dosyada, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan açılan dava değişen nitelendirmeyle TCK m.260 kapsamında sonuçlandırılmıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/8570 E., 2025/5063 K. sayılı ve 07.04.2025 tarihli kararına konu dosyada ise aynı olayda bir kısım sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma, bir sanık hakkında kamu görevinin terki veya yapılmaması suçundan dava açılmıştır.

2- Görevi Yaptırmamak İçin Direnme (TCK 265) ile Farkı

TCK m.260’ta kamu görevlileri kendi görevlerini yapmaz. Görevi yaptırmamak için direnme suçunda ise fail, cebir veya tehdit kullanarak başka bir kamu görevlisinin görevini yapmasını engeller. İş bırakma sırasında eyleme katılmayan çalışanların cebir veya tehditle görev yerine girmesinin engellenmesi hâlinde, bu fiili işleyenler hakkında TCK m.260’tan ayrı olarak TCK m.265 de uygulanabilir.

3- Sendikal Hakların Engellenmesi (TCK 118) ve İş ve Çalışma Hürriyeti (TCK 117) ile İlişkisi

Toplu iş bırakmaya katılmamaları için kamu görevlilerine cebir veya tehdit uygulanması ya da sendikadan istifaya zorlanmaları sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçunu oluşturabilir. Tersine, eyleme katılmak istemeyen çalışanların cebir veya tehditle çalışmaktan alıkonulması iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçu kapsamında değerlendirilir. Bu iki suç herkes tarafından işlenebilir ve kamu görevlisi olma şartı aramaz.

4- Eğitim ve Kamu Hizmetlerinin Engellenmesi ile Farkı

Eğitim ve öğretim hakkının engellenmesi (TCK m.112) ile kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi (TCK m.113), cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla başkalarının bu haklardan yararlanmasını engelleyen herkes tarafından işlenebilir. Kamu görevlilerinin kendi görevlerini toplu olarak yapmaması ise özel olarak TCK m.260’ta düzenlenmiştir; öğretmenlerin toplu iş bırakması gibi durumlarda öncelikle bu özel hüküm değerlendirilir.

5- Disiplin Cezası ile İlişkisi

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, toplu eylemleri ayrıca disiplin suçu olarak düzenler:

  • m.125/C-b: Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek aylıktan kesme cezası gerektirir.
  • m.125/D-b: Özürsüz ve kesintisiz 3 ila 9 gün göreve gelmemek kademe ilerlemesinin durdurulması cezası gerektirir.
  • m.125/E-a: İdeolojik veya siyasi amaçlarla boykot, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek Devlet memurluğundan çıkarma cezası gerektirir.

657 sayılı Kanun’un 125’inci maddesinin son fıkrası, disiplin kovuşturmasının yapılmış olmasının ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel olmadığını belirtir. Bu nedenle aynı eylem için hem disiplin soruşturması hem de TCK m.260 kapsamında ceza soruşturması yürütülebilir. Disiplin cezasının idare mahkemesince iptal edilmesi ceza mahkemesini bağlamaz; ancak iptal kararındaki “eylem sendikal faaliyettir” tespiti ceza dosyasında hukuka aykırılık unsuru bakımından güçlü bir savunma dayanağıdır. Danıştay 2. Dairesinin 2025/4658 E., 2025/5957 K. sayılı ve 15.12.2025 tarihli kararında, iş saatleri içindeki sendikal faaliyetin kullanım şekli ve sonuçlarına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle sendika kararına dayanan sendikal faaliyete katılan kişiye yapılan müdahalenin dayanaksız kalacağı belirtilmiştir.

E- Teşebbüs, İştirak ve İçtima

1- Teşebbüs

Kamu görevinin terki veya yapılmaması, görevin toplu olarak terk edildiği, göreve gelinmediği veya yavaşlatıldığı anda tamamlanır. İş bırakma kararının alınması, duyurulması veya eyleme hazırlanılması tek başına hazırlık hareketidir. Eyleme başlanmış ancak kamu görevlilerinin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamışsa suça teşebbüs hükümleri tartışılabilir; uygulamada bu ihtimal oldukça sınırlıdır.

2- İştirak

TCK m.260 yapısı gereği birden fazla failin katılımını gerektiren bir suçtur. Eyleme katılan her kamu görevlisi kendi fiilinden dolayı fail olarak sorumludur ve ceza her biri için ayrı ayrı belirlenir. Kamu görevlisi olmayan kişiler ise TCK m.40/2 uyarınca ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Suça iştirak bakımından eyleme çağrı yapmak tek başına azmettirme sayılmaz; çağrının hukuka aykırı bir eyleme yönelik olması ve kamu görevlilerinde suç işleme kararı uyandırması gerekir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2020/5418 E., 2021/1633 K. sayılı ve 06.04.2021 tarihli kararında, iştirak hâlinde işlendiği iddia edilen bu suçta sanıklardan birinin sorgusunun dava zamanaşımını kestiği kabul edilmiştir.

3- İçtima

Aynı suç işleme kararıyla farklı günlerde birden fazla iş bırakma eylemine katılım, mağdurun kamu olması nedeniyle zincirleme suç (TCK m.43) bakımından değerlendirilebilir. İş bırakma sırasında başka suçlar da işlenmişse, örneğin görev yerinin işgal edilmesi, kamu malına zarar verilmesi veya başka bir kamu görevlisine direnilmesi, bu suçlardan ayrıca ceza verilir. Aynı fiil hem TCK m.260’ı hem de görevi kötüye kullanmayı ihlal ediyorsa, TCK m.257’nin tali niteliği nedeniyle yalnızca TCK m.260 uygulanır.

F- Soruşturma ve Yargılama Usulü

1- Şikâyet, Uzlaştırma, Kamu Davasının Ertelenmesi ve Basit Yargılama

Kamu görevinin terki veya yapılmaması suçu şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcısı suçu öğrendiği anda soruşturma başlatır; idarenin şikâyetten vazgeçmesi soruşturmayı veya davayı düşürmez.

Suç, CMK m.253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz. Cezanın üst sınırı 6 ayı aştığından TCK m.75’teki önödeme de uygulanmaz.

Cezanın üst sınırı 3 yılın altında olmasına rağmen bu suçta kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez. CMK m.171/6-b, kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle işlenen suçları bu kurumun dışında tutar. Kamu görevinin terki veya yapılmaması, niteliği gereği görevle ilgili bir suç olduğundan bu istisnaya girer.

Cezanın üst sınırı 2 yılı aşmadığından asliye ceza mahkemesi basit yargılama usulünü uygulayabilir. Basit yargılamada hükmedilen cezadan dörtte bir oranında indirim yapılır. Suç CMK m.250’de sayılan seri muhakeme usulü kapsamındaki suçlar arasında yer almaz.

2- Soruşturma İzni: 4483 Sayılı Kanun

Kamu görevinin terki veya yapılmaması, görevi sebebiyle işlenen bir suçtur. Bu nedenle 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamındaki kamu görevlileri hakkında soruşturma yapılabilmesi için kural olarak yetkili merciin izni gerekir. Bu suç, 3628 sayılı Kanun’un 17’nci maddesinde 4483 sayılı Kanun’un uygulanmayacağı belirtilen suçlar arasında yer almaz. İzin verilmemesine ilişkin kararlara karşı ilgili kanunda öngörülen itiraz yoluna başvurulabilir. Soruşturma izni beklenen süre zamanaşımını durdurur.

Hâkim ve savcılar, askerî personel veya özel soruşturma usulüne tabi diğer kamu görevlileri bakımından ise ilgili özel kanunlardaki usul kuralları uygulanır.

3- Görevli Mahkeme, Kanun Yolu ve Dava Zamanaşımı

Davaya asliye ceza mahkemesi bakar. Eski tarihli kararlarda sulh ceza mahkemelerinin hüküm kurduğu görülür; sulh ceza mahkemeleri 2014 yılında kaldırıldığından bugün görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği, yani görevin terk edildiği yer mahkemesidir. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulabilir; cezanın miktarı nedeniyle bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolu kural olarak kapalıdır (CMK m.286/2).

Cezanın üst sınırı 1 yıl olduğundan dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır. Zamanaşımını kesen işlemler varsa süre TCK m.67/4 uyarınca en fazla 12 yıla uzar. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/5200 E., 2022/3326 K. sayılı ve 22.03.2022 tarihli kararında, TCK m.260/1’deki suçun 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilerek, 25.11.2009 tarihli eylem nedeniyle açılan davalar zamanaşımı nedeniyle düşürülmüştür. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/8570 E., 2025/5063 K. sayılı kararında da zamanaşımını kesen son işlem olan sorgu tarihinden itibaren 8 yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle dava düşürülmüştür.

4- Aynı Fiil Nedeniyle İkinci Dava

Aynı iş bırakma eylemi nedeniyle bir kamu görevlisi hakkında daha önce dava açılmış ve hüküm verilmişse, aynı fiil için ikinci kez yargılama yapılamaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2013/11232 E., 2015/15811 K. sayılı ve 02.11.2015 tarihli kararında, iddianameye konu fiil nedeniyle daha önce başka bir mahkemede beraat eden sanık hakkında sonradan açılan ikinci davanın CMK m.223/7 uyarınca reddedilmesi gerektiği belirtilmiş, diğer sanıklar hakkında ise suçun yasal unsurları oluşmadığından verilen beraat hükümleri onanmıştır.

5- Memuriyete Etkisi

Kamu görevinin terki veya yapılmaması, 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde süresine bakılmaksızın memuriyete engel sayılan suçlar arasında yer almaz. Bu suçtan verilebilecek en yüksek ceza 1 yıldır; kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet memuriyete engel olduğundan, ancak üst sınırdan ve indirimsiz verilen bir ceza bu sonucu doğurabilir. 657 sayılı Kanun bakımından HAGB kararı mahkûmiyet sayılmadığından memuriyete engel sonuç doğurmaz; bazı özel kanunlarda farklı düzenlemeler bulunabilir. Ceza yargılamasından bağımsız olarak 657 sayılı Kanun’un 125’inci maddesi uyarınca disiplin cezası verilebileceği unutulmamalıdır.

Kamu Görevinin Terki Suçlamasında Savunma Noktaları

Toplu iş bırakma nedeniyle soruşturma veya kovuşturmayla karşılaşan kamu görevlileri bakımından şu noktalar öne çıkar:

  1. Sayı ve toplu hareket: Eyleme katılan kamu görevlisi sayısının 4’ün altında olup olmadığı ve gerçekten önceden anlaşmaya dayanan toplu bir hareket bulunup bulunmadığı.
  2. Sendika kararı: Eylemin bir sendika veya konfederasyonun yetkili kurullarınca alınmış bir karara dayanıp dayanmadığı; kararın ve tebliğinin dosyaya getirilmesi.
  3. Eylemin amacı: Talebin maaş, özlük hakları, çalışma koşulları gibi mesleki ve sosyal bir konuya ilişkin olup olmadığı.
  4. Hizmetin aksayıp aksamadığı: Acil ve zorunlu hizmetlerin sürdürülüp sürdürülmediği, eylemin süresi ve idarenin somut bir zarar ortaya koyup koyamadığı; bunlar TCK m.260/2 bakımından belirleyicidir.
  5. Disiplin dosyasının sonucu: Aynı eylem için verilen disiplin cezasının idare mahkemesince sendikal faaliyet gerekçesiyle iptal edilip edilmediği.
  6. Soruşturma izni: 4483 sayılı Kanun kapsamındaki görevliler için izin alınıp alınmadığı.
  7. Zamanaşımı: Eylem tarihinden itibaren 8 yıllık, kesilmişse 12 yıllık sürenin dolup dolmadığı.

Sonuç

Kamu görevinin terki veya yapılmaması suçu (TCK m.260), en az 4 kamu görevlisinin hukuka aykırı olarak ve toplu biçimde görevlerini terk etmesi, göreve gelmemesi, görevi yapmaması veya yavaşlatmasıyla oluşur ve her biri için 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Kanun, mesleki ve sosyal haklarla ilgili, hizmeti aksatmayan, geçici ve kısa süreli iş bırakmalarda hâkime cezayı indirme veya hiç ceza vermeme yetkisi tanır. Suçun belirleyici unsuru hukuka aykırılıktır: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarına göre sendika kararına dayanan mesleki amaçlı kısa süreli iş bırakmalar sendika hakkı kapsamında korunurken, siyasi amacı ağır basan eylemler bu korumadan yararlanmaz. Suçta kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez, basit yargılama usulü uygulanabilir, dava asliye ceza mahkemesinde görülür ve dava zamanaşımı 8 yıldır.

Sık Sorulan Sorular

Kamu görevinin terki veya yapılmaması suçunun cezası nedir?

TCK m.260/1 uyarınca toplu eyleme katılan her kamu görevlisi için 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilir. Hükmedilen ceza her durumda kısa süreli hapis cezası olduğundan adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir, ertelenebilir ya da hakkında HAGB kararı verilebilir.

Kaç kişi iş bırakırsa TCK 260 suçu oluşur?

En az 4 kamu görevlisi gerekir. TCK m.260/1’in son cümlesine göre eyleme katılan kamu görevlisi sayısı üçten fazla değilse cezaya hükmolunmaz. 2 veya 3 kişinin birlikte göreve gelmemesi bu suçtan cezalandırılamaz; ancak disiplin sorumluluğu doğabilir.

Tek başına göreve gelmeyen memur hangi suçu işler?

Tek bir kamu görevlisinin göreve gelmemesi TCK m.260’ı oluşturmaz, çünkü suç toplu biçimde işlenebilir. Bu durumda kural olarak 657 sayılı Kanun’un 125’inci maddesine göre disiplin cezası söz konusu olur. Göreve gelmeme nedeniyle bir kişi mağdur olmuş veya kamu zararı doğmuşsa TCK m.257’deki görevi kötüye kullanma suçu da değerlendirilebilir.

Sendikanın iş bırakma kararına katılmak suç mu?

Sendika kararına dayanan, maaş, özlük hakları veya çalışma koşulları gibi mesleki ve sosyal bir amaçla yapılan barışçıl ve kısa süreli iş bırakma kural olarak sendika hakkı kapsamında korunur ve hukuka aykırı sayılmaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Urcan ve diğerleri/Türkiye kararında bu tür bir greve katılan öğretmenlerin ceza mahkûmiyetini Sözleşme’nin 11’inci maddesine aykırı bulmuştur. Siyasi amacı ağır basan eylemler ise bu korumadan yararlanmaz.

Memurların grev hakkı var mı?

Türk hukukunda memurlara tanınmış bir grev hakkı yoktur; 657 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesi toplu eylemleri yasaklar. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi Tayfun Cengiz kararında, B. No: 2013/8463, sendika kararıyla yapılan bir günlük iş bırakmaya katılan öğretmene ceza verilmesini sendika hakkının ihlali saymıştır. Kamu kurumlarında işçi statüsünde çalışanlar ise 6356 sayılı Kanun’a uygun kanuni grev hakkına sahiptir.

Siyasi amaçlı iş bırakmaya katılan memura ne olur?

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2020/1 E., 2020/35 K. sayılı kararına göre politik yönü ağır basan bir amaçla işe gidilmemesi sendikal faaliyet sayılmaz ve disiplin cezası verilebilir. 657 sayılı Kanun’un 125/E-a maddesi, ideolojik veya siyasi amaçlarla toplu olarak göreve gelmemeyi Devlet memurluğundan çıkarma cezası gerektiren fiiller arasında sayar. Koşulları varsa ayrıca TCK m.260 kapsamında ceza soruşturması da yürütülebilir.

TCK 260/2 ne zaman uygulanır?

TCK m.260/2, iş bırakma veya yavaşlatmanın kamu görevlilerinin mesleki ve sosyal hakları ile ilgili olması, hizmeti aksatmaması, geçici ve kısa süreli olması hâlinde uygulanır. Bu koşullar varsa hâkim cezada indirim yapabilir veya hiç ceza vermeyebilir. Acil servis gibi zorunlu hizmetlerin aksadığı uzun süreli eylemlerde bu fıkra uygulanmaz.

Toplu iş bırakma nedeniyle disiplin cezası ve ceza davası birlikte yürüyebilir mi?

Evet. 657 sayılı Kanun’un 125’inci maddesinin son fıkrasına göre disiplin kovuşturması ceza kovuşturması açılmasına engel değildir. Aynı eylem için hem aylıktan kesme veya daha ağır bir disiplin cezası hem de TCK m.260 kapsamında ceza davası gündeme gelebilir. İdare mahkemesinin eylemi sendikal faaliyet sayarak disiplin cezasını iptal etmesi, ceza dosyasında önemli bir savunma dayanağıdır.

Kamu görevinin terki suçunda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilir mi?

Hayır. Cezanın üst sınırı 1 yıl olsa da CMK m.171/6-b, kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle işlenen suçlarda kamu davasının açılmasının ertelenmesini yasaklar. Kamu görevinin terki veya yapılmaması bu kapsamdadır. Buna karşılık kovuşturma aşamasında basit yargılama usulü ve hüküm aşamasında HAGB uygulanabilir.

Kamu görevinin terki suçunda soruşturma izni gerekir mi?

Evet, kural olarak gerekir. Suç görevi sebebiyle işlendiğinden 4483 sayılı Kanun kapsamındaki kamu görevlileri hakkında soruşturma için yetkili merciin izni aranır. Bu suç, 3628 sayılı Kanun’un 17’nci maddesinde izin aranmayacağı belirtilen suçlar arasında yer almaz.

Kamu görevinin terki davasına hangi mahkeme bakar?

Asliye ceza mahkemesi bakar. Eski kararlarda sulh ceza mahkemelerinin hüküm kurduğu görülür; ancak sulh ceza mahkemeleri 2014’te kaldırılmıştır. Hizmeti aksayan kamu kurumu, örneğin Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları veya Hazine, suçtan zarar gören sıfatıyla davaya katılabilir.

Kamu görevinin terki suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

Cezanın üst sınırı 1 yıl olduğundan dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır. Zamanaşımını kesen işlemler varsa süre TCK m.67/4 uyarınca en fazla 12 yıla uzar. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/5200 E., 2022/3326 K. sayılı kararında bu süreler uygulanarak 2009 tarihli eylem nedeniyle açılan davalar düşürülmüştür.

Kamu görevinin terki suçundan mahkûmiyet memuriyete engel mi?

Bu suç 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde süresine bakılmaksızın memuriyete engel sayılan suçlar arasında yer almaz. Kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet memuriyete engel olduğundan, ancak 1 yıllık üst sınırdan ve indirimsiz verilen bir ceza bu sonucu doğurabilir. HAGB kararı ise 657 sayılı Kanun bakımından memuriyete engel değildir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Kamu görevlisi olarak toplu iş bırakma, görevi kötüye kullanma veya benzeri bir görev suçu iddiasıyla soruşturma ya da kovuşturmayla karşı karşıyaysanız, süreç hakkında bilgi almak için kamu görevlilerinin görev suçlarında ceza avukatı desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir