Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (TCK-109)

kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu

İçindekiler

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakma fiili olup Türk Ceza Kanunu’nun 109. maddesinde düzenlenmiştir ve temel şekli 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirirken, cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi halinde ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapse çıkmakta, silahla, birden fazla kişiyle, kamu görevi nedeniyle veya aile bireylerine karşı işlenmesi halinde bu cezalar bir kat artırılmakta, cinsel amaçla işlenmesi halinde ise yarı oranında artış uygulanmaktadır. Mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kayba uğraması durumunda TCK 109/4 uyarınca ayrıca 1.000 güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

Bu rehberde suçun kanuni unsurları, nitelikli halleri, benzer suçlarla (çocuğun kaçırılması, tehdit, eziyet, yağma) karşılaştırılması, teşebbüs ve iştirak halleri, etkin pişmanlık indirimi, zamanaşımı, görevli mahkeme ve tazminat hakkı; güncel Yargıtay içtihatları ışığında ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, Hürriyete Karşı Suçlar (TCK 106-124) kategorisinde yer alan ve kovuşturması şikâyete bağlı olmayan ağır bir suç tipidir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu Nedir? (TCK 109)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, TCK 109. maddede düzenlenen ve korunan hukuki değerin kişinin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme özgürlüğü olduğu bir suç tipidir. Madde metni şu şekildedir:

Madde 109- (1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Bu suçun;

a) Silahla,

b) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı,

f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Madde, Türk Ceza Kanunu‘nun “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alır ve failin, mağduru zorla veya hile ile bulunduğu yerden alıkoyması ya da bir yere gitmesini engellemesi ile tamamlanır. Suçun hazırlık kısmında kullanılan araç önem taşımaz; kilit, kapı, tehdit sözü, ilaç veya psikolojik baskı gibi her türlü yöntemle işlenebilir.

Suçun Unsurları

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşması için failin mağduru bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden hukuka aykırı biçimde yoksun bırakması ve bunu kasten gerçekleştirmesi gerekir.

Fail ve Mağdur

Suçun temel şekli bakımından fail herkes olabilir; suç özgü suç niteliği taşımaz. Ancak TCK 109/3-c ve d bentlerinde düzenlenen kamu görevlisi tarafından veya kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi hallerinde fail sıfatı kamu görevlisiyle sınırlanır. Mağdur da herkes olabilir; ancak çocuğa veya beden/ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi TCK 109/3-f bendi gereği nitelikli hal oluşturur.

Maddi Unsur: Hareket Özgürlüğünün Engellenmesi

Maddi unsur, mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma iradesinin hukuka aykırı biçimde ortadan kaldırılmasıdır. Serbest hareketli bir suç olduğundan kapıyı kilitlemek, aracın kapılarını kilitlemek, tehditle bir yerde tutmak, hileyle bir yere götürmek gibi sayısız hareket tarzıyla işlenebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/35 E., 2016/49 K. sayılı kararında, sanığın mağdureyi araç içerisinde iken kapıları kilitlemek suretiyle hareket özgürlüğünü kısıtlamasının TCK 109/1 kapsamında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğuna hükmetmiştir.

Manevi Unsur

Suçun manevi unsuru genel kasttır; failin mağduru özgürlüğünden yoksun bırakmayı istemesi ve bilmesi yeterlidir, suçun temel şeklinde özel kast (saik) aranmaz. Ancak TCK 109/5’te düzenlenen cinsel amaçla işlenme hali, artırım nedeni olarak özel bir saiki (cinsel amacı) şart koşar.

Hukuka Aykırılık ve Hukuka Uygunluk Nedenleri

Fiilin suç oluşturması için hukuka aykırı olması gerekir. Veli veya vasinin kanuni yetkisi çerçevesinde küçüğün bulunduğu yeri değiştirmesi, kolluk görevlilerinin yakalama yetkisini kullanması, hukuka uygunluk nedenleri kapsamında meşru savunma veya kanunun hükmünü icra gibi haller hukuka aykırılığı ortadan kaldırır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/2258 E., 2024/5646 K. sayılı kararında, mağduru kaçırmaya kalkan bir kişinin jandarma gelene kadar arabasının önünde beklenerek olay yerinden ayrılmasına engel olunmasının, kolluğa haber verme ve yakalama amacıyla sınırlı bir müdahale niteliğinde bulunduğunu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurlarının bu şekilde oluşmadığını belirtmiştir.

Mağdurun Rızası ve Çocuklar

Mağdurun geçerli rızası suçun oluşumunu engeller; ancak rızanın hukuken geçerli sayılabilmesi için mağdurun rıza ehliyetine sahip olması ve rızanın fiilden önce ya da fiil sırasında açık biçimde ortaya konulması gerekir. On beş yaşından küçük çocukların rızası hukuken geçerli kabul edilmez, bu nedenle küçük bir çocuğun “isteyerek” bir yere götürülmesi dahi suçun oluşumuna engel değildir. On beş yaşını doldurmuş ve algılama yeteneği yerinde olan mağdurların olay yerine kendi rızasıyla gelmesi ise, somut olayın koşullarına göre suçun oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinde belirleyici bir unsurdur.

Süre Şartı

TCK’da hürriyetten yoksun bırakma süresine ilişkin açık bir alt sınır bulunmamaktadır; ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/937 E., 2017/484 K. sayılı kararında, hürriyetten yoksun bırakma kavramının anlık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerdiğini, fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir zaman müddetince sürmesi gerektiğini, sürenin suç oluşturacak ağırlıkta olup olmadığının hâkim tarafından hareketin ağırlığı, önemi ve ciddiyeti birlikte değerlendirilerek belirleneceğini vurgulamıştır.

Aynı kararda, mağdurenin eve bırakma hilesiyle araca bindirilmesinden itibaren hareket özgürlüğünün sınırlandığının ve bu sınırlamanın cinsel saldırı eylemi sonucu araçtan indirilmesiyle sona erdiğinin kabul edildiği; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşumu için gereken sürenin, cinsel saldırı fiiline başlanmadan önce dahi geçmiş bulunduğu belirtilmiştir.

Temel Ceza ve Cebir, Tehdit veya Hile ile İşlenmesi

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli TCK 109/1 uyarınca 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; failin fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanması halinde ise TCK 109/2 uyarınca ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapis olarak belirlenir. Cebir, kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle iradesi üzerinde zorlayıcı etki yaratılmasıdır; tehdit, bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir; hile ise söz, hareket veya davranışlarla mağdurun bilerek aldatılıp yanıltılmasıdır. Reşit kişilere karşı işlenen bu suçta cebir, tehdit veya hilenin varlığı suçun unsuru olup bunlardan herhangi birinin kullanılması nitelikli halin oluşumu için yeterlidir.

Nitelikli Halleri (TCK 109/3-6)

Silahla, Birden Fazla Kişiyle veya Kamu Göreviyle İşlenmesi

TCK 109/3-a bendinde silahla işlenmesi, b bendinde birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, c ve d bentlerinde ise kamu görevi nedeniyle veya kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak işlenmesi nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Bu hallerin varlığı halinde temel veya nitelikli (cebir/tehdit/hile ile işlenen) cezanın üzerine bir kat artırım uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/533 E., 2024/124 K. sayılı kararında, birden fazla kişi tarafından birlikte işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda TCK 109/3-b bendinin uygulanması gerektiğine dikkat çekilmiştir.

Aile Bireylerine ve Çocuğa Karşı İşlenmesi

TCK 109/3-e bendi üstsoy, altsoy, eş veya boşanılan eşe karşı işlenmesini; f bendi ise çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesini nitelikli hal saymıştır. Bu düzenleme, aile içi şiddet ve savunmasız mağdurlara yönelik fiillerde caydırıcılığı artırmayı amaçlar.

Ekonomik Kayba Neden Olması (TCK 109/4)

Suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, hapis cezasının yanında ayrıca 1.000 güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Buradaki ekonomik kayıp; mağdurun alıkonulduğu süre içinde işini kaybetmesi, ticari faaliyetinin durması veya alıkoyma nedeniyle doğrudan mal varlığında meydana gelen azalma gibi somut ve nesnel olarak ispatlanabilir zararları kapsar; adli para cezası miktarı, kaybın ağırlığına göre hâkimin takdirine bırakılmıştır.

Cinsel Amaçla İşlenmesi (TCK 109/5)

Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, TCK 109/5 uyarınca yukarıdaki fıkralara göre belirlenecek cezalar yarı oranında artırılır. Bu artırımın uygulanabilmesi için failin özel kastının, yani cinsel amacının somut delillerle ispatlanması gerekir; salt cinsel saldırı veya istismar suçuyla birlikte işlenmiş olması tek başına yeterli değildir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2024/1683 E., 2024/6643 K. sayılı kararında, sanıklar hakkında TCK 109/2, 109/3-a maddeleri gereğince belirlenen cezaların, artırım koşulları oluşmadığı halde TCK 109/5 ile artırılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesini hukuka aykırı bularak bozma kararı vermiştir. Alıkoyma süresinin cinsel saldırı veya istismar eyleminin gerçekleştirildiği süreyi de aşacak şekilde devam etmesi halinde ise hem cinsel suç hem de TCK 109/5 uyarınca artırılmış kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı ceza verilir.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/19733 E., 2022/5662 K. sayılı kararında, mağdurenin aracın kapıları kilitlenerek alıkonulduğu ve bu alıkoyma süresinin cinsel istismar eyleminin gerçekleştirildiği süreyi aştığı olayda, hem cinsel istismar suçundan hem de TCK 109/2, 109/3-f, 109/5 maddeleri uyarınca artırılmış kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı mahkûmiyet kurulması gerektiği vurgulanmıştır.

Yaralama ile Birlikte İşlenmesi (TCK 109/6)

Suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler de uygulanır. Bu düzenleme, basit yaralamanın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu içinde eridiğini, ancak neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamanın (örneğin kemik kırığı, sürekli hastalık) ayrıca cezalandırılacağını öngörür.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Benzer Suçlarla Karşılaştırılması

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, uygulamada sıklıkla başka suç tipleriyle karıştırılmakta veya birlikte işlenmektedir. Bu nedenle suçun sınırlarının doğru çizilmesi, doğru suç vasfının belirlenmesi bakımından kritik önem taşır.

Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu (TCK 234) ile Karşılaştırma: TCK 109 kişinin hareket özgürlüğünü korurken, Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması Suçu (TCK-234) velayet veya vesayet hakkını korumaktadır; TCK 234’ün mağduru çocuğun kendisi değil, velayet/vesayet hakkı sahibi kişidir ve çocuğun rızası bu suçun oluşumuna kural olarak engel değildir. On beş yaşından küçük bir çocuğun rızasıyla dahi götürülmesi TCK 234 kapsamında değerlendirilirken, veli veya vasi olmayan bir kişinin çocuğu alıkoyması durumunda fiil TCK 109 kapsamında incelenir; zira TCK 234/1 özgü suç niteliğinde olup kan bağı bulunmayan kişiler bu maddenin faili olamaz.

Tehdit Suçu (TCK 106) ile İçtima İlişkisi: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi sırasında kullanılan cebir, tehdit veya hile, TCK 109/2’nin unsuru haline geldiğinden ayrıca cezalandırılmaz; bu durum, bir suçun unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturan diğer bir fiilin ayrı suç sayılmayıp bileşik suç kapsamında değerlendirilmesinin sonucudur. Ancak alıkoyma süresinin başlangıcından önce veya sona ermesinden sonra gerçekleştirilen tehdit ya da yaralama eylemleri, temel suçun kapsamı dışında kaldığından bağımsız tehdit veya kasten yaralama suçunu oluşturur.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/5283 E., 2021/22341 K. sayılı kararında, hürriyetten yoksun bırakma süresi içinde gerçekleştirilen yaralama ve tehdit eylemlerinin, bu süreyle sınırlı kaldığı sürece TCK 109/2’nin unsuru sayılacağı ve fikri içtima hükümleri uygulanmayacağı belirtilmiştir.

Eziyet Suçu (TCK 96) ile Ayrımı: Mağdurun korkutularak kısa süreli kontrol altında tutulması kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru sayılırken, sistematik, süreklilik arz eden ve insan onurunu zedeleyecek yoğunlukta fiziksel veya psikolojik baskı eziyet suçunu oluşturur; bu iki suç birlikte de işlenebilir ve gerçek içtima hükümleri uygulanabilir.

Yağma Suçu (TCK 148-149) ile İlişkisi: Yağma suçunun icrası sırasında mağdurun kısa süreli olarak zorla tutulması, yağma fiilinin doğal bir parçası sayıldığından ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaz.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/17732 E., 2025/2287 K. sayılı kararında, yağma suçunun gerçekleştirilmesi amacıyla mağdurun yalnızca fiilin icrasına yetecek kısa bir süre boyunca alıkonulmasının, TCK 109 kapsamında ayrı bir kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşturmayacağı, zira bu durumda alıkoymanın yağma suçunun araç fiili niteliğinde kaldığı vurgulanmıştır. Buna karşın alıkoyma süresi yağma fiilinin icrasını gerektiren süreyi aşarsa, iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmesi gerekir.

Yargıtay Kararları Işığında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

Yargıtay içtihatları incelendiğinde, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşması için birlikte gerçekleşmesi gereken şartları maddeler halinde saymak gerekirse:

  1. Failin, mağduru bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden fiilen yoksun bırakan bir hareketi bulunmalıdır (kapı/araç kilitlemek, tehditle tutmak, hileyle götürmek).
  2. Bu hareket hukuka aykırı olmalı; veli/vasi yetkisi, yakalama yetkisi veya meşru savunma gibi bir hukuka uygunluk nedeni bulunmamalıdır.
  3. Alıkoyma, anlık olmayan, hukuken kabul edilebilir bir süre boyunca devam etmelidir; kısa süreli ve önemsiz müdahaleler suçu oluşturmaz.
  4. Fail, mağduru özgürlüğünden yoksun bırakma bilinç ve iradesiyle (genel kastla) hareket etmelidir.
  5. Mağdurun rızası, rıza ehliyetine sahip ve fiilden önce veya sırasında açıkça ortaya konulmuş olmalıdır; on beş yaşından küçüklerin rızası geçerli sayılmaz.
  6. TCK 109/5 artırımının uygulanabilmesi için failin cinsel amaçla hareket ettiği ayrıca ve somut delillerle ispatlanmalıdır; salt başka bir cinsel suçla birlikte işlenmiş olması yeterli değildir.
  7. Suçun cebir, tehdit veya hile kullanılan unsuru, alıkoyma süresiyle sınırlı kalmalı; bu süre dışındaki tehdit veya yaralama eylemleri ayrıca değerlendirilmelidir.
  8. Birden fazla failin sorumlu tutulabilmesi için, iştirak iradesi ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet unsurlarının birlikte gerçekleşmiş olması gerekir.

Teşebbüs

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna suça teşebbüs mümkündür; zira icra hareketleri bölünebilir niteliktedir ve fail elverişli hareketlere başladığı halde elinde olmayan nedenlerle sonucu (mağdurun fiilen özgürlüğünden yoksun kalması) gerçekleştiremeyebilir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/2258 E., 2024/5646 K. sayılı kararında, sanığın mağdureyi kolundan tutup çekiştirerek “haydi gidelim, seni götüreceğim” demesi ve mağdurenin sanığın elinden kurtulması şeklindeki olayda, cinsel içerikli bir söz veya davranış bulunmaması karşısında bu eylemin cinsel saldırı suçunu değil, cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçunu oluşturduğuna hükmedilmiştir.

İştirak (Suça İştirak) Halleri

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna şeriklik (iştirak) hükümleri tam olarak uygulanır; müşterek faillik için failler arasında birlikte suç işleme kararının bulunması ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulmuş olması şarttır. Salt olay yerinde bulunmak veya pasif kalmak, iştirak iradesinin varlığını tek başına göstermez; ancak fiilin gerçekleşmesine zımni katkı sağlamak, gözcülük yapmak veya faile cesaret vermek müşterek faillik kapsamında değerlendirilebilir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/937 E., 2017/484 K. sayılı kararında, sanıklardan birinin mağdureyi eve bırakma hilesiyle araca bindirip aracın kapılarını kilitlemesi, diğer sanığın ise bu süreçte aracın içinde bulunup fiili engellemeye yönelik hiçbir söz veya davranışta bulunmaması olayında, ikinci sanığın da suçun icrasına ilişkin etkin ve fonksiyonel katkısı bulunduğundan TCK 37/1 uyarınca müşterek fail sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiğine karar verilmiştir.

Failin veya failin ortağının fiili gerçekleştirdiğine ilişkin iddianın somut delillerle desteklenmesi gerektiği; salt olay yerinde bulunmanın veya çelişkili tanık beyanlarının mahkûmiyete yeterli sayılamayacağı da Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2025/2573 E., 2025/7936 K. sayılı kararında, HTS kayıtları ve diğer teknik delillerin iftira iddiasını çürütmeye elverişli olup olmadığının titizlikle araştırılması gerektiği vurgulanarak ortaya konulmuştur. Bu suçla ilgili olarak hakkınızda ceza süreci yürütülüyorsa hürriyeti tahdit suçunda uzman bir avukattan hukuki destek alınması önerilir.

Etkin Pişmanlık (TCK 110)

Etkin pişmanlık hükmü TCK 110. maddede düzenlenmiş olup, suçu işleyen kişinin bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakması halinde cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Bu indirimden yararlanabilmek için üç şart birlikte gerçekleşmelidir: serbest bırakmanın soruşturma başlamadan önce olması, mağdura herhangi bir zarar verilmemiş olması ve serbest bırakmanın failin kendi iradesiyle, güvenli bir yerde yapılmış olması.

Mağdurun tehlikeli veya ıssız bir yerde bırakılması, ya da yakalanma korkusuyla serbest bırakılması etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına engel teşkil eder.

Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbiri (TCK 111)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ve tüzel kişinin bu fiilden haksız menfaat sağlaması halinde, TCK 111. madde ve TCK’nın tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerine ilişkin genel hükümleri (TCK 60) uyarınca tüzel kişi hakkında ayrıca güvenlik tedbirine hükmedilebilir. Bu düzenleme özellikle kişileri zorla çalıştırma, borç karşılığı alıkoyma gibi organizasyonlu fiillerde uygulama alanı bulur.

Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu şikâyete tabi değildir; Cumhuriyet savcılığı fiili öğrendiği andan itibaren resen soruşturma başlatır. Suç, uzlaştırma kapsamında bulunan suçlar arasında yer almadığından uzlaştırma prosedürü uygulanmaz. Dava zamanaşımı süresi, TCK 66 uyarınca temel şeklinde (1-5 yıl hapis) 8 yıl, nitelikli hallerinde (öngörülen cezanın üst sınırına göre) 15 yıla kadar çıkabilmektedir.

Görevli mahkeme kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi’dir; ancak fiilin nitelikli cinsel saldırı, nitelikli yağma gibi Ağır Ceza Mahkemesinin görevine giren bir başka suçla birlikte işlenmesi halinde, davalar birleştirilerek Ağır Ceza Mahkemesinde görülür. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen mahkûmiyet hükümlerinde şartları oluştuğu takdirde cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumları da uygulanabilir; cezanın belirlenmesinde Cezanın Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi (TCK 61-63) hükümleri esas alınır.

Tazminat Hakkı (Maddi ve Manevi Tazminat)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağduru, ceza yargılamasından bağımsız olarak fail aleyhine haksız fiil hükümlerine (Türk Borçlar Kanunu m.49 ve devamı) dayanarak maddi ve manevi tazminat davası açabilir. Mağdur, ceza davasında Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237. maddesi uyarınca katılan sıfatıyla yer alarak kişisel haklarını da talep edebilir; ancak kişisel hak talebinin miktarının belirlenmesi genellikle ayrı bir hukuk davasında yapılır.

Maddi tazminat, alıkoyma süresince oluşan iş/gelir kaybı, tedavi masrafları gibi ölçülebilir zararları; manevi tazminat ise mağdurun yaşadığı korku, panik, kişilik haklarına yönelik ihlalin ağırlığı gözetilerek hâkim tarafından hakkaniyete uygun şekilde belirlenir. TCK 109/4’te düzenlenen ekonomik kayba dayalı adli para cezası, ceza yargılamasının bir sonucu olup mağdurun ayrıca hukuk mahkemesinde açacağı tazminat davasının önüne geçmez.

Sık Sorulan Sorular

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cezası nedir?

Temel hâlde 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülür. Suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi hâlinde ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapse çıkar; silahla, birden fazla kişiyle, kamu göreviyle veya aile bireyi/çocuğa karşı işlenmesi hâlinde bu ceza bir kat, cinsel amaçla işlenmesi hâlinde ise yarı oranında artırılır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu şikâyete tabi midir?

Hayır, şikâyete bağlı değildir; savcılık suçu öğrendiğinde resen soruşturma başlatır, altı aylık şikâyet süresi aranmaz.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?

Dava zamanaşımı süresi, suçun temel hâlinde kural olarak sekiz yıl, nitelikli hâllerinde ise on beş yıldır.

Etkin pişmanlık hükmünden nasıl yararlanılır?

TCK m.110 uyarınca fail, soruşturmaya başlanmadan önce, mağdurun şahsına bir zarar vermeksizin onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakırsa, cezanın üçte ikisine kadarı indirilebilir. Bu indirim için serbest bırakmanın soruşturma başlamadan önce, mağdura zarar verilmeden ve failin kendi iradesiyle gerçekleşmesi gerekir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs mümkün müdür?

Evet. Suçun icra hareketleri bölünebildiğinden teşebbüs mümkündür; örneğin failin mağduru zorla bir yere çekmeye çalışması ancak mağdurun kurtulması üzerine eylem teşebbüs aşamasında kalır ve ceza buna göre indirilir.

On beş yaşından küçük bir çocuğun rızası bu suçu ortadan kaldırır mı?

Hayır. Mağdurun rızası ancak ehliyetli ve özgür bir iradeye dayanıyorsa hukuki değer taşır; Yargıtay uygulamasına göre on beş yaşını doldurmamış çocukların ve kendini savunamayacak durumda olan kişilerin rızası geçerli sayılmaz.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda görevli mahkeme hangisidir?

Kural olarak Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir. Cezanın iki yıl veya altında belirlendiği hâllerde, koşulları varsa cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gündeme gelebilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda uzlaştırma uygulanır mı?

Hayır. Bu suç kişi özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale niteliğinde olduğundan uzlaştırma kapsamında değildir; taraflar anlaşsa dahi dosya bu yolla kapanmaz.

Mağdurun ekonomik kaybı cezayı nasıl etkiler?

Suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına yol açması hâlinde, TCK m.109/4 uyarınca ayrıca bin güne kadar adli para cezasına hükmedilir. Yargıtay, bu fıkranın uygulanabilmesi için ekonomik kaybın ‘önemli’ olduğunun somut delillerle araştırılmasını şart koşmaktadır.

Bir tüzel kişi bu suçtan haksız menfaat sağlarsa ne olur?

TCK m.111 uyarınca, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi sonucunda yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında, gerçek kişi failin cezalandırılmasının yanında ayrıca güvenlik tedbirlerine hükmedilebilir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

3 Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir