İçindekiler
Yalan yere yemin suçu, bir hukuk davasında davacı veya davalı sıfatıyla kendisine usulüne uygun olarak teklif edilen yemini bilerek gerçeğe aykırı biçimde eda eden kişinin işlediği suçtur ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 275’inci maddesi uyarınca 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Yalan yere yemin eden kişi, dava hakkında hüküm verilmeden önce gerçeği söylerse cezaya hükmolunmaz; hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce gerçeği söylerse verilecek ceza yarı oranında indirilir. Suçun cezasında adli para cezası seçeneği bulunmaz, ancak somut olayda verilen kısa süreli hapis cezası koşulları varsa adli para cezasına çevrilebilir.
Yalan yere yemin suçu Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Re’sen soruşturulur, şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma, önödeme, seri muhakeme ve basit yargılama usulü uygulanmaz. Davaya asliye ceza mahkemesi bakar ve dava zamanaşımı 8 yıldır. Yargıtay’ın 1941 tarihli içtihadı birleştirme kararı gereği, yazılı delille ispatı gereken konularda edilen yeminin yalan olduğu da kural olarak yazılı delille ispat edilmelidir. Bu yazıda madde metni, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki yemin kuralları, suçun unsurları, usule aykırı yeminin sonuçları, ispat kuralları, TCK m.275/2 ve 275/3’teki etkin pişmanlık, yalan tanıklık ve benzer suçlardan farklar, yargılama usulü ve yalan yeminin hukuk davasına etkisi güncel Yargıtay kararları ışığında incelenmektedir.
Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr
Yargıtay Kararları Işığında Yalan Yere Yemin Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar
Yalan yere yemin suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/1064 E., 2012/20250 K. sayılı kararı, Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/497 E., 2023/4279 K. sayılı kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/424 E., 2013/10624 K. sayılı kararı ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/602 E., 2013/7821 K. sayılı kararı esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse yalan yere yemin suçunun oluşması için:
- Failin bir hukuk davasında tanık veya bilirkişi olarak değil, davacı ya da davalı yani taraf sıfatıyla yemin etmesi,
- Yeminin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun öngördüğü şekil ve koşullara uygun olarak teklif edilmesi ve mahkeme huzurunda eda edilmesi,
- Yemine konu vakıanın kanunen yemine elverişli olması; yazılı delille ispatı gereken bir konuda veya ispat yüküne aykırı biçimde yemin teklif edilmemiş olması,
- Yeminli beyanın gerçeğe aykırı olması ve bunun aksinin kesin, şüpheden uzak delillerle, gerektiğinde yazılı delille ispatlanması,
- Failin bilerek ve isteyerek gerçekten ayrılması (kast),
- Failin beyanı tutanağa geçirilip kendisine okunduktan sonra yemininde sebat etmesi
gerekmektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/1064 E., 2012/20250 K. sayılı ve 10.10.2012 tarihli kararında, yalan yere yemin suçunun oluşmasının teklifin kanuni şekil ve koşullara uygun olmasına ve yemin önerilmesinin kanunen olanaksız bir konuya ilişkin bulunmamasına bağlı olduğunu, ispat edilecek konuda hüküm verilecek derecede delil bulunması durumunda yemin teklif edilemeyeceğini belirterek mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
A- TCK 275 Madde Metninin İncelenmesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 275’inci maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:
Yalan yere yemin
Madde 275- (1) Hukuk davalarında yalan yere yemin eden davacı veya davalıya bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Dava hakkında hüküm verilmeden önce gerçeğin söylenmesi halinde, cezaya hükmolunmaz.
(3) Hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce gerçeğin söylenmesi halinde, verilecek cezanın yarısı indirilir.
TCK m.275’in birinci fıkrası suçun tanımını ve cezasını, ikinci ve üçüncü fıkraları ise gerçeğin sonradan söylenmesine bağlanan etkin pişmanlık sonuçlarını düzenler. Madde 01.06.2005’te yürürlüğe girdiğinden bu yana değişikliğe uğramamıştır ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş bir bölümü bulunmamaktadır. Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu döneminde aynı fiil 287’nci maddede düzenlenmişti; Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/2606 E., 2011/22901 K. sayılı kararında, o döneme ait içtihatların 5237 sayılı Kanun döneminde de geçerliliğini sürdürmemesi için yasal bir neden bulunmadığını açıkça belirtmiştir.
TCK m.275’te nitelikli hâl bulunmaz. Yalan yeminin konusu olan alacağın miktarı, davanın türü veya yalan yemin sonucunda karşı tarafın uğradığı zararın büyüklüğü cezayı artırmaz; bu hususlar ancak TCK m.61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasında dikkate alınabilir.
B- Hukuk Davasında Yemin Delili: Suçun Ön Koşulu
Yalan yere yemin suçu, hukuk yargılamasındaki yemin deliline bağlı bir suçtur. Bu nedenle suçun oluşup oluşmadığı, önce hukuk davasında yeminin kanuna uygun biçimde teklif edilip edilmediğine bakılarak belirlenir. Yemin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 225 ila 239’uncu maddelerinde düzenlenen kesin bir delildir: Usulüne uygun edilen yemin hâkimi bağlar ve yemin eden taraf davayı kazanır.
1- Yeminin Konusu ve Yemine Konu Olamayacak Vakıalar
HMK m.225’e göre yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır; bir kimsenin bir hususu bilmesi de onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır. HMK m.226 ise aşağıdaki hususların yemine konu olamayacağını düzenler:
- Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, örneğin boşanma sebepleri veya soybağı,
- Bir işlemin geçerliliği için kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller, örneğin resmî şekle bağlı taşınmaz satışı,
- Yemin edecek kişinin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturmasıyla karşı karşıya bırakacak vakıalar.
Ayrıca HMK m.200 uyarınca, belirli bir değeri aşan hukuki işlemler senetle ispat edilmek zorundadır. Bu sınır her yıl yeniden değerleme oranında güncellenir. Senetle ispatı gereken bir konuda yemin teklif edilmesi, yalan yere yemin suçunun oluşumu bakımından aşağıda açıklanan özel sonuçlar doğurur.
2- Yemin Teklifi, Yemine Davet ve Yeminin Edası
Yemin, ispat yükü kendisinde olan tarafça karşı tarafa teklif edilir. HMK m.228 uyarınca duruşmada hazır olmayan kişiye yemin davetiyesi gönderilir; davetiyede sorulacak sorular ve mazeretsiz gelmeme ya da yemin etmekten kaçınma hâlinde yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır. HMK m.229’a göre yemine davet edilen kişi gelmez, yemini iade etmez veya yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.
HMK m.233 uyarınca yemin mahkeme huzurunda eda edilir. Hâkim, yeminden önce yemin edecek kişiye hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin eden kişi “Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.” der. HMK m.238’e göre hâkim beyanı tutanağa geçirir, yüksek sesle okur ve yemin edenin beyanında ısrar edip etmediğini sorar.
Bu merasimin uygulanması ceza davası bakımından da önemlidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/11117 E., 2017/18164 K. sayılı kararında, yemin davetiyesinde HMK m.228/2’deki ihtarın bulunmadığı, davetiyenin asil yerine vekil adına çıkarıldığı ve hâkimin yalan yemin hâlinde cezalandırılacağı uyarısını yapmadığı durumda yeminin usulüne uygun eda edilmediğini kabul etmiştir. Usulüne uygun olmayan bir yemin, aşağıda açıklandığı gibi yalan yere yemin suçuna da dayanak oluşturmaz.
C- Yalan Yere Yemin Suçunun Unsurları
1- Korunan Hukuki Değer ve Suçun Mağduru
Yalan yere yemin suçuyla korunan hukuki değer, yargılamanın gerçeğe aykırı beyanlarla yanıltılmasının önlenmesi, yani adliyenin doğru işleyişidir. Yemin kesin delil olduğundan yalan yemin, hâkimin takdir yetkisini fiilen ortadan kaldırarak davayı doğrudan sonuca bağlar. Bu nedenle suçun birincil mağduru toplum olmakla birlikte, yalan yemin sonucunda davayı kaybeden karşı taraf da suçtan doğrudan zarar gören kişidir ve ceza davasına katılabilir.
2- Fail: Hukuk Davasının Davacısı veya Davalısı
Yalan yere yemin bir özgü suçtur; yalnızca hukuk davasının tarafı olan davacı veya davalı tarafından işlenebilir. “Hukuk davası” ifadesi asliye hukuk ve sulh hukuk mahkemelerinin yanında iş, aile, ticaret ve tüketici mahkemelerinde görülen davaları da kapsar. Alacak, itirazın iptali, menfi tespit, işçilik alacakları ve nişan bozulmasından doğan davalar uygulamada en sık rastlanan örneklerdir. Yargıtay bu konuda şu ayrımları yapmaktadır:
- Tanık olarak edilen yemin: Hukuk veya ceza davasında tanık olarak yemin edip yalan söyleyen kişi yalan yere yemin değil, yalan tanıklık suçundan sorumlu olur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/21065 E., 2011/22870 K. sayılı kararında, ceza davasında yeminli tanık olarak doğruyu söyleyen ancak kendisine karşı açılan hukuk davasında taraf olarak verdiği yeminli ifadede yalan söyleyen sanığın eyleminin yalan tanıklık değil yalan yere yemin suçunu oluşturabileceğini belirterek yalan tanıklıktan kurulan mahkûmiyeti bozmuştur.
- Hukuk davasının davalısı “şüpheli” değildir: Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2014/6245 E., 2014/12573 K. sayılı kararına konu olayda Cumhuriyet başsavcılığı, şüphelinin yalan söyleme hakkı bulunduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş ve bu karara itiraz reddedilmiştir. Yargıtay, kişinin itirazın iptali davasında şüpheli değil davalı sıfatıyla yemin ettiğini ve TCK m.275/1’in açık hükmünü gözeterek itirazın reddine ilişkin kararı kanun yararına bozmuştur. Ceza yargılamasındaki susma ve kendini suçlamama hakkı, hukuk davasında kendisine yemin teklif edilen tarafa yalan söyleme hakkı vermez.
- Tüzel kişinin temsilcisi: HMK m.232/2 uyarınca taraflardan biri tüzel kişi ise yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ tarafından eda edilir. Ceza sorumluluğu şahsi olduğundan bu durumda yemini eda eden şirket yetkilisi fail olur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/23371 E., 2025/1477 K. sayılı kararına konu olayda, ticaret mahkemesindeki davada tıbbi cihazların teslim edilmediği konusunda yemin eden şirket yetkilisi yargılanmış ve delil yetersizliğinden beraat kararı onanmıştır.
- Vekil yemin edemez: HMK m.232/1’e göre yemin tarafa teklif olunur ve tarafça eda edilir. Avukat, HMK m.74 uyarınca özel yetkiyle yemin teklif edebilir, kabul edebilir veya iade edebilir; ancak yemini müvekkili yerine eda edemez. Bu nedenle davanın vekili kural olarak yalan yere yemin suçunun faili olamaz; vekilin müvekkilini yalan yemine yönlendirmesi ise azmettirme olarak ayrıca değerlendirilir.
Ceza yargılamasında sanık, şüpheli, müşteki veya katılan yemin etmez. Ceza davasında bu kişilerin gerçeğe aykırı beyanları yalan yere yemin suçunu oluşturmaz; içeriğine göre iftira veya suç uydurma gibi suçlar gündeme gelebilir.
3- Hareket: Usulüne Uygun Edilen Yeminde Gerçeğe Aykırı Beyan
Suçun hareket unsuru, hukuk davasında teklif edilen yemini gerçeğe aykırı içerikle eda etmektir. Gerçeğe aykırılık; yaşanan bir olayı inkâr etmek, yaşanmamış bir olayı varmış gibi göstermek veya bilinen bir hususu bilmiyormuş gibi beyan etmek şeklinde ortaya çıkabilir. Uygulamada en sık görülen örnekler şunlardır:
- Borcun ödendiğine veya hiç doğmadığına dair yemin edilmesi, oysa borcun ikrar edildiği bir belgenin bulunması,
- Senet üzerindeki yazının kendisine ait olmadığına dair yemin edilmesi,
- İşçilik alacağı davasında ücretin alınmadığına veya ödendiğine dair gerçeğe aykırı yemin edilmesi,
- Ortak edinilen bir malın bedelinin tamamen kendisi tarafından ödendiğine dair yemin edilmesi.
Yalan yere yemin bir sırf hareket suçudur. Kanun, yalan yeminin hukuk davasında hükme esas alınmasını veya karşı tarafın zarara uğramasını aramaz. Suç, yemin eda edilip beyan tutanağa geçirildikten ve yemin eden kişi beyanında sebat ettikten sonra tamamlanır. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/17309 E., 2018/24971 K. sayılı ve 21.11.2018 tarihli kararında, HMK m.238 uyarınca beyan okunduktan sonra yemin edenin sebat edip etmediğinin sorulduğunu, sebat etmediğini bildirmesi hâlinde yalan yere yemin suçunun oluşmayacağını belirtmiştir.
4- Usule Aykırı veya Kanunen Mümkün Olmayan Yemin: Suç Oluşmaz
Yalan yere yemin suçunun en önemli savunma alanı, yeminin hukuk davasında hiç teklif edilmemesi gereken bir konuda veya usule aykırı biçimde teklif edilmiş olmasıdır. Kanunen yemin teklif edilemeyecek bir konuda edilen yemin, hukuk yargılamasında delil değeri taşımadığından adliyeyi yanıltma tehlikesi de doğurmaz. Yargıtay bu konuda şu ölçütleri uygulamaktadır:
- Yazılı delille ispatı gereken konuda yemin: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/497 E., 2023/4279 K. sayılı ve 07.06.2023 tarihli kararında, şirket ortaklarının açtığı menfi tespit davasında senette cirosu bulunan davalının teklif edilen yemin üzerine eski ortağa borç verdiğine dair yemin ettiği olayda, yazılı belgeyle ispatlanması gereken işlerde yemin teklif edilemeyeceğini ve hukuk mahkemesinin kararını şirket belgelerine dayandırdığını belirterek, unsurları oluşmayan suçtan mahkûmiyeti bozmuştur. Aynı dosyada Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/4253 E., 2024/93 K. sayılı kararıyla bozma üzerine verilen beraat kararı onanmıştır.
- İspat yüküne aykırı yemin: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/5965 E., 2023/10747 K. sayılı ve 26.12.2023 tarihli kararında, itirazın iptali davasında daha önce devir ilişkisini kabul etmiş olan davalıya yemin teklif edilemeyeceği, ispat yükünün karşı tarafa geçtiği ve bu yemine dayanılarak karar verilemeyeceği gerekçesiyle, sanığın beraatine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.
- Hüküm verecek derecede delil varken yemin: Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/1064 E., 2012/20250 K. sayılı kararına göre ispat edilecek konuda hüküm verilecek derecede delil bulunması hâlinde yemin teklif edilemez; ceza mahkemesi hukuk dosyasının sonucunu ve ispat külfetinin kimde olduğunu araştırmadan mahkûmiyet kuramaz.
Bu nedenle yalan yere yemin suçlamasıyla karşılaşan kişinin savunmasında ilk incelenmesi gereken husus, hukuk davasında yeminin kanunen teklif edilip edilemeyeceği, teklifin kim tarafından yapıldığı ve HMK m.228 ile 233’teki şekil kurallarına uyulup uyulmadığıdır.
5- Manevi Unsur: Kast
Yalan yere yemin suçu yalnızca kasten işlenebilir; taksirle yalan yere yemin yoktur. Failin yemin ettiği hususun gerçeğe aykırı olduğunu bilmesi ve buna rağmen yemin etmesi gerekir. Unutma, yanılma veya olayı farklı algılama hâllerinde suç oluşmaz.
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/602 E., 2013/7821 K. sayılı kararında, protokol başlıklı belgenin düzenlenmesi ile yeminin edildiği duruşma arasında yaklaşık 20 yıl geçtiğini, sanığın belgeyi hatırlamadığını savunduğunu ve hukuk mahkemesinin kararının Yargıtay tarafından onandığını dikkate alarak, yalan yere yemin kastıyla hareket edildiğine dair kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle mahkûmiyeti bozmuştur.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1500 E., 2023/2131 K. sayılı kararında, sanıkların bir davada fındık bahçesini borca karşılık kullanmadıklarına dair yemin edip başka bir davada bahçeyi kullandıklarını beyan etmelerinin, bahçeyi satın alarak kullandıkları anlaşıldığından çelişki oluşturmadığını ve suçun işlenmediğini kabul etmiştir.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/15382 E., 2023/535 K. sayılı kararına konu olayda, iş mahkemesindeki tazminat davasında bir ödemenin babası tarafından yapıldığına dair yemin eden sanık yönünden ilk derece mahkemesi TCK m.275/2 uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiş, bölge adliye mahkemesi ise kastın ispatlanamadığı gerekçesiyle bu kararı beraate çevirmiş ve Yargıtay bu kararı onamıştır.
Kastın bulunmadığı durumda verilecek karar beraattir; etkin pişmanlık nedeniyle verilen “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı ise suçun işlendiğini kabul eden bir karar olduğundan sanık açısından daha az lehe sonuç doğurur. Ceza hukukunda hata hükümleri de, yemine konu vakıa hakkında esaslı bir yanılgı bulunduğu durumlarda kastı ortadan kaldırabilir.
D- Yalan Yere Yemin Suçunda İspat: Yazılı Delil Kuralı
Yalan yere yemin davalarındaki en kritik ispat kuralı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 02.04.1941 tarihli, 1940/19 E., 1941/12 K. sayılı kararıdır. Bu karara göre yazılı belgeyle ispatlanması gereken işlerde, hukuk mahkemesinde yalan yere yemin etmekle suçlanan kişinin ceza yargılamasında da ceza hâkimi yazılı delil arayıp ona göre hüküm vermelidir. Kuralın amacı, hukuk davasında tanıkla ispat edilemeyen bir hususun ceza davası yoluyla tanıkla ispat edilmesini önlemektir.
Yargıtay bu kuralı istikrarlı biçimde uygulamaktadır:
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/424 E., 2013/10624 K. sayılı ve 09.07.2013 tarihli kararında, atılı suçun yazılı belge ile ispat edilebileceği gözetilmeden tanık anlatımına dayanılarak kurulan mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/761 E., 2015/414 K. sayılı kararında, sanığın savcılık ifadesindeki açıklamaların doğruluğunun araştırılması ve 1941 tarihli içtihadı birleştirme kararı gözetilerek hukuki durumun belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/2606 E., 2011/22901 K. sayılı ve 30.11.2011 tarihli kararında, menfi tespit davasında talimat mahkemesinde borcu olmadığına dair yemin eden şüphelinin daha önce borcu kabul ettiğini gösteren cep telefonu mesajının, tanıkla ispat yasağı bulunan bu olayda kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturmadığını kabul etmiştir.
Buna karşılık yazılı nitelikte bir delil varsa mahkûmiyet mümkündür ve Yargıtay beraat kararlarını bu durumda bozmaktadır:
- Sanığın kendi yazılı beyanı: Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/9970 E., 2014/9946 K. sayılı kararında, sanığın temyiz dilekçesinde katılandan motosiklet aldığını kabul etmesinin yazılı belge niteliğinde olduğunu belirterek mahkûmiyeti onamıştır.
- Senet üzerindeki el yazısı: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/18993 E., 2022/18071 K. sayılı ve 30.11.2022 tarihli kararında, iş mahkemesindeki alacak davasında senetteki alacağı almadığına dair yemin eden sanığın, senedin arkasındaki “1400 TL aldım” yazısının bilirkişi raporuyla kendi el ürünü olduğunun belirlenmesi karşısında beraatine karar verilmesini bozmuştur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/10914 E., 2020/15891 K. sayılı kararında da senedin el yazılı metnini yazmadığına dair yemin edilen olayda uzman bilirkişi raporu alınmadan hüküm kurulmasını eksik araştırma saymıştır.
- Resmî kayıt ve banka havaleleri: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/2914 E., 2023/1329 K. sayılı ve 14.03.2023 tarihli kararında, nişan bozulduktan sonra açılan alacak davasında konutun bedelinin tamamını kendisinin ödediğine dair yemin eden sanığın, müteahhit şirketin müzekkere cevabında 73.500 TL’lik ödemenin karşı tarafça havale edildiğinin bildirilmesi karşısında suçu işlediğini kabul ederek beraat kararını bozmuştur.
Ceza mahkemesi hukuk ve icra dosyalarını getirtmeden karar veremez. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/1549 E., 2013/9061 K. sayılı kararında, yemine konu alacağın tahsil edilip edilmediğinin tespiti için icra ve hukuk dosyalarının aslı veya onaylı örneklerinin getirtilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/777 E., 2013/6951 K. sayılı kararında ise iş mahkemesinde davacı işçi olarak yemin eden sanığın, önceki dilekçesini işverenin baskısıyla verdiğini savunması karşısında, işveren hakkındaki bağlantılı ağır ceza dosyasının sonucunun beklenmesi gerektiğini belirtmiştir.
E- Yalan Yere Yemin Suçunun Cezası
Yalan yere yemin suçunun cezası, gerçeğin söylendiği zamana göre değişir:
| Fıkra | Durum | Ceza |
|---|---|---|
| 275/1 | Hukuk davasında davacı veya davalının yalan yere yemin etmesi | 1 – 5 yıl hapis |
| 275/2 | Dava hakkında hüküm verilmeden önce gerçeğin söylenmesi | Cezaya hükmolunmaz |
| 275/3 | Hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce gerçeğin söylenmesi | Ceza yarı oranında indirilir |
| — | Hüküm icraya konulduktan ve kesinleştikten sonra gerçeğin söylenmesi | İndirim yok, 275/1 cezası |
TCK m.275/1’de yalnızca hapis cezası öngörülmüştür; hâkim seçimlik olarak adli para cezasına hükmedemez. Ancak cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi aşamasında sonuç ceza 1 yıl veya daha az olursa TCK m.50 uyarınca adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/30371 E., 2012/18334 K. sayılı kararında, suç tarihinde 65 yaşını bitirmiş ve daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının TCK m.50/3 uyarınca seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir.
Örnek Ceza Hesaplaması
Aşağıdaki örnekler yalnızca genel bir fikir vermek amacıyla hazırlanmıştır; somut olayda mahkemenin TCK m.61’e göre yapacağı değerlendirme farklı sonuç doğurabilir.
- Gerçeğe dönülmeyen olay: Temel ceza alt sınırdan 1 yıl belirlenir ve TCK m.62 uyarınca 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 10 ay hapis olur. Bu ceza 1 yılı aşmadığından adli para cezasına çevrilebilir; 2 yılı aşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme de değerlendirilebilir. Uygulamada Yargıtay’ın onadığı kararların önemli bir bölümünde 10 ay hapis cezasına hükmedildiği görülmektedir.
- Hukuk mahkemesinin hükmü kesinleşmeden ve icraya konulmadan gerçeğin söylendiği olay: 1 yıllık temel ceza TCK m.275/3 uyarınca yarı oranında indirilerek 6 ay, TCK m.62 indirimiyle 5 ay hapis olur.
- Hukuk mahkemesinin hükmünden önce gerçeğin söylendiği olay: TCK m.275/2 uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilir.
F- Yalan Yere Yemin Suçunda Etkin Pişmanlık (TCK m.275/2 ve 275/3)
Yalan yere yemin suçunda etkin pişmanlık, suçu tamamlayan failin yemininin gerçeğe aykırı olduğunu kabul ederek gerçeği açıklamasıdır. Etkin pişmanlık kurumunun genel esasları çerçevesinde TCK m.275, gerçeğin söylendiği zamana göre iki kademe öngörür:
| Gerçeğin söylendiği an | Sonuç | Hâkimin takdiri |
|---|---|---|
| Hukuk davasında hüküm verilmeden önce | Cezaya hükmolunmaz (275/2) | Yok, zorunlu |
| Hüküm verildikten sonra, ancak hüküm icraya konulmadan veya kesinleşmeden önce | Ceza yarı oranında indirilir (275/3) | Yok, oran sabit ve zorunlu |
1- Etkin Pişmanlığın Uygulanma Koşulları
TCK m.275/2’deki “dava hakkında hüküm” ifadesi, yalan yeminin edildiği hukuk davasında verilecek hükmü ifade eder; yalan yere yemin ceza davasındaki hüküm kastedilmez. TCK m.275/3’te ise iki ayrı an öngörülmüştür: hükmün icraya konulması ve hükmün kesinleşmesi. Hukuk mahkemesi kararlarının önemli bir kısmı kesinleşmeden de icra takibine konu edilebildiğinden, bu iki andan hangisi önce gerçekleşirse indirim imkânı o anda sona erer. Örneğin yalan yemine dayanan alacak hükmü için karşı taraf ilamlı icra takibi başlatmışsa, bu tarihten sonra gerçeğin söylenmesi TCK m.275/3’teki indirimi kural olarak sağlamaz.
Gerçeğin nerede söylendiği kanunda sınırlandırılmamıştır. Gerçek, hukuk mahkemesine verilen bir dilekçeyle, yalan yere yemin soruşturmasında Cumhuriyet savcısına verilen ifadede veya ceza mahkemesindeki savunmada açıklanabilir; önemli olan, açıklamanın kanunda belirtilen zaman sınırından önce yapılması ve yeminin konusu olan vakıa hakkında gerçeği tam olarak ortaya koymasıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/14550 E., 2017/13464 K. sayılı ve 29.11.2017 tarihli kararında, sanık hakkında TCK m.275/3’ün uygulanmaması gerektiğine ilişkin katılan vekilinin temyiz itirazını yerinde görmeyerek indirim uygulanan mahkûmiyet hükmünü onamıştır.
2- TCK 275’teki Etkin Pişmanlığın TCK 274’ten Farkı
Yalan tanıklıkta etkin pişmanlığı düzenleyen TCK m.274 ile TCK m.275/2-3 arasında önemli farklar vardır:
- Lehe ve aleyhe ayrımı yoktur: TCK m.274 “aleyhine tanıklık yapılan kişi” ifadesiyle başladığından lehe yalan tanıklıkta uygulanıp uygulanmayacağı uzun süre tartışılmıştır. TCK m.275’te böyle bir sınırlama bulunmaz; her yalan yemin hâlinde etkin pişmanlık uygulanır.
- İndirim oranı sabittir: TCK m.274/2-3’te indirim aralıkları hâkimin takdirine bırakılmışken, TCK m.275/3 “verilecek cezanın yarısı indirilir” diyerek sabit ve zorunlu bir oran öngörür.
- Kademe sayısı farklıdır: TCK m.274 üç kademe düzenlerken TCK m.275 iki kademe düzenler; hukuk hükmü kesinleştikten ve icraya konulduktan sonra gerçeğin söylenmesi hiçbir indirim sağlamaz.
G- Yalan Yere Yeminin Benzer Suçlardan Farkı
Yalan yere yemin, adliyeyi yanıltmaya yönelik diğer suçlarla sıkça karıştırılır. Aradaki temel fark beyanı verenin sıfatı ve beyanın verildiği yargılamanın türüdür:
| Suç | Beyanı veren | Yargılama | Ceza |
|---|---|---|---|
| Yalan yere yemin (TCK m.275) | Hukuk davasının davacısı veya davalısı | Hukuk davası | 1 – 5 yıl hapis |
| Yalan tanıklık (TCK m.272) | Tanık | Ceza, hukuk, idari veya disiplin soruşturması | 4 ay – 4 yıl, ağır neticelerde 30 yıla kadar |
| Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık (TCK m.276) | Bilirkişi veya tercüman | Her türlü yargılama | 3 – 7 yıl hapis |
| Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (TCK m.206) | Herkes | Resmî belge düzenleyen kamu görevlisine beyan | 3 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezası |
| İftira (TCK m.267) | Herkes | Yetkili makama ihbar veya şikâyet | 1 – 4 yıl hapis |
1- Yalan Yere Yemin ile Yalan Tanıklık Arasındaki Fark
Yalan tanıklık suçu, davanın tarafı olmayan ve olay hakkındaki bilgisini anlatan kişinin gerçeğe aykırı beyanıdır. Yalan yere yemin ise davanın tarafının, kendi davasındaki çekişmeli vakıa hakkında kesin delil niteliğindeki yemini gerçeğe aykırı eda etmesidir. Hukuk davasında tanığa da yemin ettirilir; ancak tanık yemini tanıklığın türünü değiştirmez ve tanığın yalanı yalan tanıklık suçunu oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/303 E., 2023/151 K. sayılı kararında, zincirleme suç bakımından aynı bölümde düzenlenmiş olsalar bile farklı suç tiplerinin aynı suç sayılamayacağını açıklarken yalan tanıklık ile yalan yere yeminin aynı suç olmadığını örnek olarak göstermiştir. Bu nedenle aynı kişinin bir davada tanık olarak, başka bir davada taraf olarak yalan söylemesi hâlinde iki ayrı suç söz konusu olur.
2- Yalan Yere Yemin ile Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Arasındaki Fark
Duruşma tutanağı resmî bir belge olduğundan yalan yeminin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu da oluşturup oluşturmadığı sorulabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/45 E., 2018/224 K. sayılı ve 22.05.2018 tarihli kararında, suç uydurma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin gibi yalan beyana dayalı özel suç düzenlemeleri bulunan hâllerde faillerin bu özel suçlar yerine TCK m.206’dan sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Dolayısıyla hukuk davasında yalan yere yemin eden kişi yalnızca TCK m.275’ten sorumlu olur.
3- Yalan Yere Yemin ile Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik Arasındaki Fark
Bilirkişi ve tercüman da HMK m.271 uyarınca yemin eder. Ancak bilirkişinin veya tercümanın gerçeğe aykırı mütalaası ya da tercümesi yalan yere yemin değil, daha ağır cezalandırılan gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçunu (TCK m.276) oluşturur.
H- Yalan Yere Yemin Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
1- Teşebbüs
Yalan yere yemin suçu, yemin eda edilip beyanın tutanağa geçirilmesi ve yemin edenin beyanında sebat etmesiyle tamamlanır. Yemin eden kişi beyanı okunduktan sonra sebat etmediğini bildirirse suç oluşmaz. Yemin eda edildikten sonra yapılan düzeltme ise teşebbüs değil, TCK m.275/2 veya 275/3 kapsamında etkin pişmanlık olarak değerlendirilir. Bu nedenle yalan yere yeminde suça teşebbüs uygulamada çok sınırlı bir alana sahiptir.
2- İştirak
Yalan yere yemin bizzat davanın tarafı tarafından işlenebilen bir suç olduğundan, taraf olmayan kişiler müşterek fail olamaz; ancak azmettirme ve yardım etme gibi iştirak biçimleri mümkündür. Taraf sıfatı bulunmayan bir kişinin, örneğin yakınının veya iş ortağının, davanın tarafını yalan yemine ikna etmesi TCK m.38 uyarınca azmettirme olarak değerlendirilir ve azmettiren, yalan yemin edenin cezasıyla cezalandırılır.
3- İçtima
Yalan yere yeminde zincirleme suç ve fikri içtima kuralları genel esaslara göre uygulanır. Tek bir yemin edimi sırasında birden fazla soruya verilen cevaplar tek bir yemin işlemine dayandığından kural olarak tek bir suç oluşturur; bu durum temel cezanın belirlenmesinde gözetilebilir. Farklı davalarda ve farklı zamanlarda edilen yalan yeminler ise aynı suç işleme kararı ve aynı mağdur koşulları varsa zincirleme suç olarak değerlendirilebilir. Yalan yere yemin ile yalan tanıklık aynı suç sayılmadığından bu iki suç arasında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.
I- Soruşturma ve Yargılama Usulü
1- Şikâyet, Uzlaştırma, Önödeme ve Özel Muhakeme Usulleri
Yalan yere yemin suçu re’sen soruşturulur ve şikâyete bağlı değildir; bu nedenle şikâyet süresi de yoktur ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Uygulamada soruşturma çoğunlukla davayı kaybeden tarafın Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusuyla başlar. Yalan yere yemin suçunda:
- CMK m.253’te sayılmadığından uzlaştırma uygulanmaz.
- TCK m.75 yalnızca üst sınırı 6 ayı aşmayan hapis cezalarını kapsadığından ve TCK m.75/6’daki listede yer almadığından önödeme uygulanmaz.
- CMK m.250’deki listede yer almadığından seri muhakeme usulü uygulanmaz.
- CMK m.251 yalnızca üst sınırı 2 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçları kapsadığından basit yargılama usulü de uygulanmaz.
2- Katılma Hakkı
Yalan yemin sonucunda hukuk davasını kaybeden karşı taraf suçtan doğrudan zarar görür ve ceza davasına katılan sıfatıyla katılabilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/1966 E., 2012/2529 K. sayılı kararında, yakınanın kamu davasına katılma isteğine rağmen CMK m.238 uyarınca bu istek hakkında karar verilmemesini bozma nedeni saymıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/2914 E., 2023/1329 K. sayılı kararında da, kendisine katılmak isteyip istemediği sorulmayan şikâyetçinin temyiz dilekçesinden katılma iradesi anlaşıldığından davaya katılmasına karar verilerek temyiz incelemesi yapılmıştır.
3- Görevli ve Yetkili Mahkeme
Yalan yere yemin suçunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak yeminin eda edildiği yer mahkemesidir; yemin istinabe yoluyla talimat mahkemesinde edilmişse suç o yerde işlenmiş olur.
4- Yalan Yere Yemin Suçunda Dava Zamanaşımı
Yalan yere yemin suçunda dava zamanaşımı, TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır ve süre yeminin eda edildiği tarihten başlar:
| Hâl | Üst sınır | Olağan zamanaşımı | Kesintiyle en fazla |
|---|---|---|---|
| TCK m.275/1 | 5 yıl | 8 yıl | 12 yıl |
Zamanaşımını kesen işlemler varsa TCK m.67/4 uyarınca süre en fazla yarısı kadar uzar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/15472 E., 2022/19445 K. sayılı kararında, sulh hukuk mahkemesinde teklif edilen yemini kabul edip yemin eden sanık hakkında, zamanaşımını kesen son işlem olan sorgu tarihinden itibaren 8 yıllık sürenin dolduğunu belirterek davanın düşmesine karar vermiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/3441 E., 2015/2932 K. sayılı kararında da aynı gerekçeyle düşme kararı verilmiştir. Yalan yere yemin davaları çoğu zaman hukuk davasının sonuçlanması beklendikten sonra açıldığından zamanaşımı hesabı uygulamada önem taşır.
5- HAGB, Erteleme, Adli Para Cezası ve Diğer Sonuçlar
Sonuç ceza 2 yıl veya daha az ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi, 1 yıl veya daha az ise hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Yargıtay bu konuda şu ilkeleri benimsemiştir:
- HAGB’de zarar giderme şartı aranmaz: Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/17858 E., 2012/18874 K. sayılı kararında, yalan yere yemin suçu nedeniyle giderilmesi gereken ölçülebilir bir maddi zarar bulunmadığından “zararın karşılanmadığı” gerekçesiyle HAGB’nin reddedilemeyeceğini belirtmiştir.
- 7589 sayılı Kanunla gelen değişiklik: CMK m.231, 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiştir. Güncel metne göre HAGB, kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder; HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir ve önceki metinde yer alan, sanığın kabul etmemesi hâlinde HAGB kararı verilemeyeceğine ilişkin cümle yürürlükteki metinde bulunmamaktadır. Bu nedenle beraat beklentisi bulunan sanık açısından HAGB kararına karşı kanun yoluna başvurma imkânı ayrıca değerlendirilmelidir.
- Denetim süresinde yeni suç: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/11278 E., 2018/846 K. sayılı kararında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işleyen sanık hakkında geri bırakılan hükmün açıklanması gerektiğini belirtmiştir. Güncel CMK m.231/11 uyarınca mahkeme bu durumda hükmü açıklar; ancak yükümlülüklerini yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesine, hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir hüküm kurabilir.
- Tekerrür: Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2017/2180 E., 2017/1531 K. sayılı kararında, yalan yere yemin suçundan verilen ve kesinleşen 1 yıl 1 gün hapis cezasının sonraki yağma suçunda suçta tekerrüre esas alınması gerektiğine hükmetmiştir.
Yalan yere yeminden hapis cezasıyla mahkûmiyet hâlinde TCK m.53’teki belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma sonuçları da doğar. Kasten işlenen bir suç olduğundan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasıyla sonuçlanan mahkûmiyet, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/1-A-5 uyarınca memuriyete engel teşkil eder; TCK m.62 indirimiyle 10 aya inen bir ceza ise bu sonucu doğurmaz.
J- Yalan Yere Yeminin Hukuk Davasına Etkisi
Yalan yere yemin davasının asıl önemi çoğu zaman ceza yaptırımından çok, yalan yemine dayanan hukuk kararının ortadan kaldırılabilmesidir.
1- Ceza Davası Hukuk Davası İçin Bekletici Mesele Yapılmaz
HMK m.239 uyarınca yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz. Yani karşı taraf yeminin yalan olduğunu ileri sürüp suç duyurusunda bulunsa bile hukuk mahkemesi yemine göre karar verir. Yalan yemine karşı başvurulabilecek yol, ceza davası sonuçlandıktan sonra yargılamanın iadesidir.
2- Yargılamanın İadesi (HMK m.375/1-g)
HMK m.375/1-g uyarınca lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin ikrar veya yazılı delille sabit olması yargılamanın iadesi sebebidir. HMK m.375/2’ye göre bu sebebe dayanabilmek için yalan yeminin kural olarak kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararıyla belirlenmiş olması gerekir. Ancak delil yokluğundan başka bir sebeple, örneğin zamanaşımı veya failin ölümü nedeniyle mahkûmiyet kararı verilememişse ceza mahkemesi kararı aranmaz ve yalan yemin iade davasında ispat edilir.
HMK m.377/1-ç uyarınca yargılamanın iadesi süresi, ceza mahkûmiyetine ilişkin hükmün kesinleştiği veya ceza kovuşturmasına başlanamadığı ya da soruşturmanın sonuçsuz kaldığı tarihten itibaren 3 ay ve her hâlde iadesi istenen hükmün kesinleşmesinden itibaren 10 yıldır. Bu nedenle yalan yemin nedeniyle davayı kaybeden tarafın ceza davasının sonucunu yakından izlemesi ve kesinleşmeden sonraki 3 aylık süreyi kaçırmaması gerekir.
3- Tazminat Talebi
Yalan yere yemin aynı zamanda bir haksız fiildir. Yalan yemin nedeniyle zarara uğrayan taraf, Türk Borçlar Kanunu m.49 uyarınca yemin edenden maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Ancak yemin kesin delil olduğundan, tazminat davasında yeminin yalan olduğunun ve zararın bu yalan yeminden kaynaklandığının ayrıca ispatı gerekir; bu ispat için de çoğunlukla ceza mahkûmiyeti veya yargılamanın iadesi kararı belirleyici olur.
Yalan Yere Yemin Suçlamasıyla Karşılaşan Kişinin Savunma Noktaları
Yalan yere yemin suçlamasıyla karşılaşan kişi yönünden savunmada şu hususlar öncelikle incelenmelidir:
- Sıfat: Yemin, hukuk davasının tarafı olarak mı, yoksa tanık sıfatıyla mı edilmiştir?
- Yeminin kanunen mümkün olup olmadığı: Yemine konu husus yazılı delille ispatı gereken bir hukuki işlem midir; ispat yükü yemin teklif eden tarafta mıydı; dosyada hüküm verecek derecede başka delil var mıydı?
- Usul: Yemin davetiyesi HMK m.228’e uygun mu, hâkim HMK m.233’teki cezai ihtarı yapmış mı, beyan HMK m.238’e göre okunup sebat sorulmuş mu?
- Gerçeğe aykırılığın ispatı: Yeminin yalan olduğu yazılı delille mi, yoksa yalnızca tanık anlatımıyla mı ileri sürülmektedir?
- Kast: Aradan geçen süre, unutma veya vakıanın farklı algılanması gibi kastı ortadan kaldıran bir durum var mıdır?
- Etkin pişmanlık: Gerçek, hukuk davasında hüküm verilmeden veya hüküm icraya konulmadan ya da kesinleşmeden önce söylenmiş midir?
- Zamanaşımı: Yeminin eda edildiği tarih ile kesme işlemleri arasında 8 veya 12 yıllık süre dolmuş mudur?
- HAGB ve kanun yolu: Beraat ihtimali yüksekse, 7589 sayılı Kanunla açılan istinaf yolu dahil HAGB kararına karşı başvuru imkânı değerlendirilmiş midir?
Sonuç
Yalan yere yemin suçu, hukuk davasında davacı veya davalı sıfatıyla usulüne uygun teklif edilen yemini bilerek gerçeğe aykırı biçimde eda eden kişinin işlediği suçtur ve TCK m.275 uyarınca 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Gerçek, hukuk davasında hüküm verilmeden önce söylenirse cezaya hükmolunmaz; hüküm icraya konulmadan veya kesinleşmeden önce söylenirse ceza yarı oranında indirilir. Yargıtay, yazılı delille ispatı gereken veya ispat yüküne aykırı biçimde teklif edilen yeminlerde suçun oluşmayacağını, yeminin yalan olduğunun da 1941 tarihli içtihadı birleştirme kararı gereği yazılı delille ispatlanması gerektiğini kabul etmektedir. Suç şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma, önödeme ve basit yargılama uygulanmaz, dava zamanaşımı 8 yıldır. Yalan yeminden verilen kesinleşmiş mahkûmiyet, HMK m.375/1-g uyarınca hukuk davasında yargılamanın iadesi için temel oluşturur.
Sık Sorulan Sorular
Yalan yere yemin suçunun cezası nedir?
Yalan yere yemin suçunun cezası TCK m.275/1 uyarınca 1 yıldan 5 yıla kadar hapistir ve kanunda seçimlik adli para cezası öngörülmemiştir. Temel ceza alt sınırdan belirlenip TCK m.62 uyarınca indirim yapılırsa sonuç ceza 10 ay hapis olur; bu ceza koşulları varsa adli para cezasına çevrilebilir, ertelenebilir veya hükmün açıklanması geri bırakılabilir.
Yalan yere yemin suçu ile yalan tanıklık arasındaki fark nedir?
Yalan yere yemin suçu (TCK m.275) yalnızca hukuk davasının davacısı veya davalısı tarafından, taraf yemini gerçeğe aykırı eda edilerek işlenir ve cezası 1-5 yıl hapistir. Yalan tanıklık (TCK m.272) ise davanın tarafı olmayan tanığın yetkili makam önünde gerçeğe aykırı beyanıdır. Hukuk davasında tanığa ettirilen yemin, tanığın yalanını yalan yere yemine dönüştürmez; tanık yalan tanıklıktan sorumlu olur.
Yalan yere yemin ettikten sonra gerçeği söylersem ceza alır mıyım?
Gerçeği yemin ettiğiniz hukuk davasında hüküm verilmeden önce söylerseniz TCK m.275/2 uyarınca cezaya hükmolunmaz. Hüküm verildikten sonra, ancak hüküm icraya konulmadan veya kesinleşmeden önce söylerseniz TCK m.275/3 uyarınca ceza yarı oranında indirilir. Hüküm hem icraya konulmuş hem kesinleşmişse gerçeği söylemek indirim sağlamaz.
Hukuk davasında edilen yeminin yalan olduğu tanıkla ispat edilebilir mi?
Yazılı delille ispatı gereken konularda edilen yeminin yalan olduğu kural olarak tanıkla ispat edilemez. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1940/19 E., 1941/12 K. sayılı kararı gereği ceza hâkimi bu durumda yazılı delil arar. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/424 E., 2013/10624 K. sayılı kararında tanık anlatımına dayanılarak kurulan mahkûmiyeti bu nedenle bozmuştur.
Yazılı delille ispatı gereken konuda yemin teklif edilirse yalan yere yemin suçu oluşur mu?
Hayır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/497 E., 2023/4279 K. sayılı kararında, yazılı belgeyle ispatlanması gereken işlerde yemin teklif edilemeyeceğini ve hukuk mahkemesinin kararını belgelere dayandırdığı olayda yalan yere yemin suçunun unsurlarının oluşmadığını kabul etmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/5965 E., 2023/10747 K. sayılı kararında da ispat yüküne aykırı biçimde teklif edilen yemin nedeniyle suçun oluşmayacağına karar verilmiştir.
Avukat müvekkili yerine yemin edebilir mi?
Hayır. HMK m.232/1 uyarınca yemin tarafa teklif olunur ve bizzat tarafça eda edilir. Avukat HMK m.74 uyarınca özel yetkiyle yemin teklif edebilir, kabul edebilir veya iade edebilir, ancak yemini müvekkili yerine eda edemez. Bu nedenle davanın vekili kural olarak yalan yere yemin suçunun faili olamaz. Tüzel kişilerde ise yemini temsile yetkili kişi eda eder ve yalan yeminden o kişi sorumlu olur.
Yalan yere yemin suçu şikâyete bağlı mıdır, uzlaştırma uygulanır mı?
Hayır. Yalan yere yemin suçu re’sen soruşturulur ve şikâyete bağlı değildir; şikâyet süresi yoktur ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. TCK m.275, CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz. Önödeme, seri muhakeme ve üst sınırı 5 yıl olduğu için basit yargılama usulü de uygulanmaz.
Yalan yere yemin suçunda zamanaşımı kaç yıldır?
Yalan yere yemin suçunda dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır ve zamanaşımını kesen işlemler varsa TCK m.67/4 uyarınca en fazla 12 yıla uzar. Süre yeminin eda edildiği tarihten başlar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/15472 E., 2022/19445 K. sayılı kararında son kesme işleminden itibaren 8 yıl dolduğu için davanın düşmesine karar vermiştir.
Yalan yere yemin davasına hangi mahkeme bakar?
Yalan yere yemin suçunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yetkili mahkeme kural olarak yeminin eda edildiği yer mahkemesidir; yemin istinabe yoluyla başka bir yerdeki talimat mahkemesinde edilmişse o yer mahkemesi yetkilidir.
Aleyhime yalan yere yemin edildi, ne yapabilirim?
Aleyhinize yalan yere yemin edildiğini düşünüyorsanız Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunabilir ve açılan davaya katılan olarak katılabilirsiniz. HMK m.239 uyarınca ceza davası hukuk davası için bekletici sorun yapılmaz; ancak yalan yemin kesinleşmiş ceza mahkûmiyetiyle belirlenirse HMK m.375/1-g uyarınca yargılamanın iadesini, kesinleşmeden itibaren 3 ay ve her hâlde hukuk hükmünün kesinleşmesinden itibaren 10 yıl içinde isteyebilirsiniz. TBK m.49 uyarınca tazminat talebi de mümkündür.
Yalan yere yemin suçunda HAGB verilebilir mi?
Evet. Sonuç ceza 2 yıl veya daha az ise CMK m.231 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/17858 E., 2012/18874 K. sayılı kararına göre yalan yere yeminde giderilmesi gereken ölçülebilir maddi zarar bulunmadığından “zarar giderilmedi” gerekçesiyle HAGB reddedilemez. 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilmektedir.
Hatırlamadığım bir konuda yemin etmek yalan yere yemin suçu oluşturur mu?
Yalan yere yemin suçu yalnızca kasten işlenebilir; gerçeğe aykırılığı bilerek yemin etmek gerekir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/602 E., 2013/7821 K. sayılı kararında, belgenin düzenlenmesiyle yemin arasında yaklaşık 20 yıl geçen ve sanığın belgeyi hatırlamadığını savunduğu olayda kastın kesin delille ispatlanamadığı gerekçesiyle mahkûmiyeti bozmuştur.
Yemin ettikten sonra beyanımı hemen düzeltirsem suç oluşur mu?
HMK m.238 uyarınca hâkim yeminli beyanı tutanağa geçirip okuduktan sonra beyanda ısrar edilip edilmediğini sorar. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2017/17309 E., 2018/24971 K. sayılı kararında, yemin eden kişinin sebat etmediğini bildirmesi hâlinde yalan yere yemin suçunun oluşmayacağı belirtilmiştir. Sebat edildikten sonra yapılan düzeltme ise TCK m.275/2 veya 275/3 kapsamında etkin pişmanlık olarak değerlendirilir.
Yalan yere yemin suçundan mahkûmiyet memuriyete engel midir?
Yalan yere yemin kasıtlı bir suç olduğundan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/1-A-5 uyarınca 1 yıl veya daha fazla hapis cezasıyla sonuçlanan mahkûmiyet memuriyete engel olur. TCK m.62 indirimiyle 10 ay gibi 1 yılın altında kalan cezalar bu sonucu doğurmaz. CMK m.231/5 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması da kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Yalan yere yemin suçlamasıyla karşılaştıysanız veya bir hukuk davasında aleyhinize yalan yemin edildiğini düşünüyorsanız, süreç hakkında bilgi almak için hukuk davalarından doğan ceza dosyalarında avukat desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

