İçindekiler
İrtikap suçu, bir kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu veya güveni kötüye kullanarak bir kişiyi kendisine ya da başkasına yarar sağlamaya veya bu yolda vaatte bulunmaya zorlaması, hileli davranışlarla ikna etmesi ya da kişinin hatasından yararlanarak yarar elde etmesidir ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 250’nci maddesinde düzenlenmiştir. İcbar suretiyle irtikap TCK m.250/1 uyarınca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis, ikna suretiyle irtikap TCK m.250/2 uyarınca 3 yıldan 5 yıla kadar hapis, kişinin hatasından yararlanarak irtikap ise TCK m.250/3 uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası gerektirir. İrtikap edilen menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak ceza TCK m.250/4 uyarınca yarısına kadar indirilebilir. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma, önödeme ve etkin pişmanlık uygulanmaz, kamu görevlileri için 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni aranmaz. İcbar ve ikna suretiyle irtikap davalarına ağır ceza mahkemesi, hatadan yararlanarak irtikap davalarına asliye ceza mahkemesi bakar; dava zamanaşımı icbarda 15 yıl, ikna ve hatadan yararlanmada 8 yıldır.
İrtikap, Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde yer alan bir görev suçudur. Uygulamada en sık karşılaşılan dosyalar trafik veya asayiş kontrolünde tutanak tutulmaması karşılığında para istenmesi, tapu, belediye ve vergi dairelerinde olmayan bir harç ya da “işlem ücreti” tahsil edilmesi, kamu hastanesinde ameliyat veya muayene için ayrıca ödeme talep edilmesi, adliye kalemlerinde masraf adı altında fazla para alınması ve astlardan veya kurum müdürlerinden menfaat istenmesidir.
Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr
Yargıtay Kararları Işığında İrtikap Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar
İrtikap suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/276 E., 2021/201 K. sayılı ve 06.05.2021 tarihli kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/803 E., 2018/223 K. sayılı ve 22.05.2018 tarihli kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/167 E., 2010/70 K. sayılı ve 30.03.2010 tarihli kararı esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse irtikap suçunun oluşması için:
- Failin TCK m.6/1-c anlamında bir kamu görevlisi olması,
- Failin görevinin sağladığı nüfuzu (icbarda) veya görevinin sağladığı güveni (ikna ve hatadan yararlanmada) kötüye kullanması,
- Failin bir kişiyi manevi baskıyla yarar sağlamaya zorlaması, hileli davranışlarla ikna etmesi ya da kişinin kendiliğinden düştüğü hatadan yararlanması,
- Kişinin bu baskı, hile veya hata sonucunda kamu görevlisine ya da onun yönlendirdiği kişiye bir yarar sağlaması veya bu yolda vaatte bulunması,
- İcbarda baskının belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması ve kişinin bu baskıdan kolaylıkla kurtulma imkânının bulunmaması; baskının maddi cebir veya yağma boyutunda tehdit niteliğine varmaması,
- Failin yararın haksız olduğunu bilerek ve isteyerek, yani kasten hareket etmesi
gerekmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/276 E., 2021/201 K. sayılı kararında, icbarın manevi cebir anlamına geldiği, maddi cebir kullanılması hâlinde eylemin yağma suçunu oluşturacağı ve baskının elverişli olup olmadığının somut olayın özellikleri ile nesnel şartlar gözetilerek hâkim tarafından takdir edileceği vurgulanmıştır. Aynı kararda, itirazların kabulü karşılığında avukatlardan para isteyen sulh ceza hâkiminin davranışının, avukatların mesleği ve bilgisi ile olayı derhal yetkililere bildirmeleri gözetildiğinde icbar boyutuna ulaşmadığı kabul edilmiş ve eylem irtikap değil zincirleme rüşvete teşebbüs olarak nitelendirilmiştir.
A- TCK 250 Madde Metninin İncelenmesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 250’nci maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:
İrtikap
Madde 250- (1) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında, kişinin haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle, kendisini mecbur hissederek, kamu görevlisine veya yönlendireceği kişiye menfaat temin etmiş olması halinde, icbarın varlığı kabul edilir.
(2) Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak işlenmiş olması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(4) İrtikap edilen menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
TCK m.250, 05.07.2012’de yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 86’ncı maddesiyle değiştirilmiştir. Bu değişiklikle birinci fıkraya, kişinin haklı işinin görülmeyeceği endişesiyle kendini mecbur hissederek menfaat sağlaması hâlinde icbarın varlığının kabul edileceğine ilişkin cümle eklenmiş, ayrıca menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumuna göre yarıya kadar indirim öngören dördüncü fıkra getirilmiştir. Aynı Kanun’la rüşvet suçu da yeniden düzenlenmiş ve kamu görevlisinin görevinin gereklerine uygun bir işi yapması için menfaat sağlaması eski TCK m.257/3 kapsamından çıkarılarak rüşvet suçuna dâhil edilmiştir. Bu nedenle 05.07.2012’den önce işlenen eylemlerde lehe kanun karşılaştırması yapılır; Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2012/8027 E., 2013/5644 K. sayılı ve 23.05.2013 tarihli kararında, hükümden sonra eklenen TCK m.250/4’ün sanık lehine dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
B- Suçun Unsurları
1- Korunan Hukuki Değer ve Mağdur
TCK m.250 ile kamu idaresinin güvenilirliği, dürüst ve tarafsız işleyişi korunur. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2016/7358 E., 2020/12093 K. sayılı ve 07.09.2020 tarihli kararında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/118 E., 2016/208 K. sayılı ve 26.04.2016 tarihli kararına atıfla, irtikap suçunun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, yani kamu olduğu, menfaati sağlayan belirli kişinin ise mağdur değil suçtan zarar gören sayılacağı belirtilmiştir. Bu tespitin önemli bir sonucu vardır: kamu görevlisi aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda birden fazla kişiden menfaat temin ederse, kişi sayısınca ayrı ceza değil TCK m.43/1 uyarınca zincirleme tek suçtan ceza verilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/1590 E., 2021/3706 K. sayılı ve 15.09.2021 tarihli kararında da mağdur sayısınca ayrı ayrı ceza verilmesi fazla ceza tayini sayılarak bozma nedeni yapılmıştır.
Suçtan zarar gören kamu kurumu ve Hazine, 3628 sayılı Kanun’un 18’inci maddesi ve CMK m.237 uyarınca davaya katılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/803 E., 2018/223 K. sayılı kararına konu dosyada, Hazineye duruşmanın bildirilmeden hüküm kurulması ilk bozma nedeni olmuştur.
2- Fail: Kimler İrtikap Suçunu İşleyebilir?
İrtikap yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilen bir özgü suçtur. TCK m.6/1-c’ye göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir. Polis ve jandarma personeli, zabıta memuru, tapu ve vergi dairesi görevlisi, kamu hastanesinde çalışan hekim, adliye personeli, hâkim ve savcı, belediye başkanı ve memurları, milli eğitim yöneticileri ve orman muhafaza memurları uygulamada irtikap dosyalarında en sık karşılaşılan faillerdir.
Kamu görevlisi olmayan kişi de suça iştirak edebilir. TCK m.40/2 uyarınca özgü suçun faili olamayan kişi azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. Kamu görevlisinin talimatıyla menfaati toplayan, parayı kendi hesabına aldıran veya vatandaşı görevliye yönlendiren kişiler bu kapsamda değerlendirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/803 E., 2018/223 K. sayılı kararında, yazı işleri müdürüne davacılardan masraf adı altında fazla para alması talimatını veren hâkim, ikna suretiyle irtikap suçundan TCK m.38 uyarınca azmettiren olarak sorumlu tutulmuştur.
3- Nüfuzun veya Güvenin Kötüye Kullanılması
İcbar suretiyle irtikapta kamu görevlisi görevinin sağladığı nüfuzu, ikna ve hatadan yararlanmada ise görevinin sağladığı güveni kötüye kullanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/276 E., 2021/201 K. sayılı kararına göre nüfuz, kamu görevlisinin görevinin verdiği yetki ve imkânlar nedeniyle sahip olduğu güç ve etkinliktir; nüfuzun kötüye kullanılması ise bu yetki ve imkânların sağladığı üstün konumdan yararlanarak haksız yarar elde edilmesidir.
Nüfuzun mutlaka failin doğrudan yetkili olduğu bir işle ilgili kullanılması gerekip gerekmediği tartışmalıdır. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2023/16192 E., 2023/11480 K. sayılı ve 12.06.2023 tarihli kararında oy çokluğuyla, kamu görevlisi sıfatının sağladığı nüfuzdan yararlanarak kendi görev alanına girmeyen bir konuda bir kişiyi icbar ederek yarar sağlamanın da irtikap suçunu oluşturduğu kabul edilmiş ve bu eylem hakkında kurulan nitelikli yağma hükmü bozulmuştur. Kamu görevlisi sıfatı ile yarar arasında hiçbir bağlantı yoksa, örneğin bir memur özel hayatındaki bir anlaşmazlık nedeniyle tehditle para alırsa, eylem irtikap değil genel hükümlere göre tehdit veya yağma olarak değerlendirilir.
4- Yarar Sağlanması veya Vaatte Bulunulması
Suçun konusu “yarar”dır. Para, mal, bedava hizmet, borç ilişkisi, indirim, işe alınma veya bir yakına sağlanan menfaat gibi maddi ya da manevi her türlü çıkar yarar sayılır. Yararın kamu görevlisinin kendisine veya onun yönlendirdiği bir başkasına, örneğin bir yakınının banka hesabına sağlanması arasında fark yoktur.
İrtikap, yararın sağlanmasıyla veya bu yolda vaatte bulunulmasıyla tamamlanır; vaat edilen yararın sonradan ödenip ödenmemesi suçun tamamlanmasını etkilemez. Kamu görevlisinin talebine rağmen kişi baskıya boyun eğmez ve herhangi bir vaatte bulunmazsa suç teşebbüs aşamasında kalır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/2573 E., 2016/4335 K. sayılı ve 28.04.2016 tarihli kararında, katılanın görevliyi suçüstü yakalatmak amacıyla teklifi kabul etmiş gibi davrandığı olayda suçun tamamlanmadığı ve teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
5- Manevi Unsur
İrtikap yalnızca kasten işlenebilir. Kamu görevlisi, nüfuzunu veya güvenini kötüye kullanarak haksız bir yarar elde ettiğini bilmeli ve bunu istemelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/803 E., 2018/223 K. sayılı kararında suçun genel kastla işlenebileceği kabul edilmiştir. Mevzuattaki bir uygulamanın yanlış yorumlanmasıyla fazla alınan ve resmî kayda geçirilen masraf avansları gibi, mal edinme veya haksız yarar sağlama iradesinin bulunmadığı durumlarda irtikap kastı tartışılır; bu ihtimalde usulsüz davranış görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirilebilir.
C- İcbar Suretiyle İrtikap: TCK 250/1
İcbar suretiyle irtikap (cebri irtikap), kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak bir kişiyi manevi baskı altında kendisine yarar sağlamaya veya vaatte bulunmaya zorlamasıdır ve TCK m.250/1 uyarınca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/167 E., 2010/70 K. sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/276 E., 2021/201 K. sayılı kararına göre icbarın varlığı için:
- Kamu görevlisinin söz, tutum veya davranışlarının kişinin iradesini baskı altında tutmaya elverişli olması,
- Baskının doğrudan veya dolaylı biçimde uygulanabilmesi, açık bir tehdit içermesinin şart olmaması,
- Manevi cebrin belli bir şiddete ulaşması ve ciddi olması,
- Kişinin baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma imkânının bulunmaması,
- Kişinin istenen yararın haksız olduğunu bilmesi,
- Baskının maddi cebir veya yağma boyutunda tehdit niteliğine ulaşmaması
gerekir.
1- Kanuni Karine: Haklı İşin Görülmeyeceği Endişesi
TCK m.250/1’in ikinci cümlesi, uygulamada icbarın ispatını kolaylaştıran bir karine getirir. Kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışları karşısında kişi, haklı bir işinin gereği gibi, hiç veya en azından vaktinde görülmeyeceği endişesiyle kendisini mecbur hissederek menfaat sağlamışsa icbarın varlığı kabul edilir. Örneğin yapı ruhsatı için bütün belgeleri tam olan bir vatandaşın dosyasını gerekçe göstermeden bekleten ve “işin hızlanması” için para isteyen belediye görevlisi, vatandaşı açık bir tehdit kullanmadan da icbar etmiş sayılır.
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/4463 E., 2016/4540 K. sayılı ve 03.05.2016 tarihli kararında icbar şöyle tarif edilmiştir: kamu görevlisi açıkladığı istekler yerine getirilmezse kişinin işini yapmayacağını söyleyerek onu manevi cebir altında bırakır; haklı işinin yapılmayacağı, geciktirileceği veya haksız bir muameleye maruz kalacağı endişesine kapılan kişi, haksız olarak istendiğini bildiği parayı vermek veya vaat etmek zorunda kalır ve bu durumda kişi meşru zemindedir.
2- Meşru Zemin Ölçütü
İcbar suretiyle irtikabı rüşvetten ayıran en önemli ölçüt, menfaati veren kişinin meşru zeminde bulunup bulunmadığıdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/10416 E., 2022/2617 K. sayılı ve 02.03.2022 tarihli kararında, cebri irtikap için yarar sağlayanın kural olarak meşru zeminde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Kişinin kendisi bir suç veya kabahat işlemiş, hakkında yasal işlem yapılmasını önlemek için para veriyorsa artık haklı bir işin görülmesinden söz edilemez. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/5562 E., 2016/5792 K. sayılı ve 02.06.2016 tarihli kararında, işlediği suçlar nedeniyle aranan kişiye menfaat sağlamaması durumunda hakkında yasal işlem yapılacağının söylenmesinin icbar sayılamayacağı ve eylemin rüşvet olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
3- İcbar Boyutuna Ulaşmayan Davranışlar
Her para talebi icbar değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/540 E., 2020/390 K. sayılı ve 29.09.2020 tarihli kararında, kamu hastanesinde görevli kalp cerrahının hastanın yakınlarından “el emeği” adı altında para almasında icbar boyutunda bir baskı bulunmadığı, yalnızca telkin, öneri ve teşvik niteliğindeki davranışlarla menfaat sağlanmasının rüşvet suçunu gündeme getireceği belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/81 E., 2023/149 K. sayılı ve 15.03.2023 tarihli kararında da Cumhuriyet savcısının şüpheli müdafii avukattan “burs” adı altında para istemesinde, mağdurun avukat olduğu gözetilerek icbar boyutunda baskı bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu kararlar, menfaat istenen kişinin mesleği, eğitimi ve hukuki bilgisinin icbarın değerlendirilmesinde dikkate alındığını göstermektedir. Avukat gibi hukuki yollara kolayca başvurabilecek bir kişi, aynı talep karşısında sıradan bir vatandaş kadar çaresiz sayılmayabilir. İcbar ve ikna boyutuna ulaşmayan menfaat talepleri ise somut olaya göre rüşvet, rüşvete teşebbüs veya görevi kötüye kullanma olarak nitelendirilir; Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/15071 E., 2024/5575 K. sayılı ve 13.05.2024 tarihli kararında icbar boyutuna varan bir davranış bulunmadığından eylemin TCK m.257/1 kapsamında kaldığı kabul edilmiştir.
D- İkna Suretiyle İrtikap: TCK 250/2
İkna suretiyle irtikap, kamu görevlisinin görevinin sağladığı güveni kötüye kullanarak gerçekleştirdiği hileli davranışlarla bir kişiyi, aslında ödemesi gerekmeyen bir yararı ödemesi gerektiğine inandırmasıdır ve TCK m.250/2 uyarınca 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/803 E., 2018/223 K. sayılı kararına göre ikna suretiyle irtikapta:
- Kamu görevlisinin görevine giren bir işle ilgili olarak görevinin sağladığı güveni kötüye kullanması,
- Hileli bir davranışla kişiyi yararın görev ve işlem gereği verilmesi gerektiğine inandırması,
- Kişinin sağladığı yararın haksız olduğunu bilmemesi, ödemeyi meşru ve zorunlu sanması,
- Hilenin icrai bir davranışla gerçekleştirilmesi
gerekir. Aynı kararda sadece tavsiyenin ikna sayılmayacağı, mağdurun sözle, yazıyla veya ikisinin birlikte kullanılmasıyla ikna edilebileceği, kamu görevlisinin yaptığı işin aslında kanuna uygun olduğu ancak bu iş için ödenmesi gerekmeyen bir çıkarın temin edildiği belirtilmiştir. Kararda örnek olarak, mahkeme kalemine ilam sureti almak için gelen vatandaşa gerçeğe aykırı olarak “önce 150 TL ilam harcı vermeniz gerekiyor” diyen kalem müdürünün eylemi gösterilmiştir.
Somut olayda Genel Kurul, kadastro mahkemesine dava açan kişilerden dava harcı ve masrafı adı altında dosya başına yaklaşık 52 TL alıp karşılığında 15,76 TL’lik makbuz kesen ve aradaki farkı kendi döviz hesabına yatıran yazı işleri müdürünün eyleminin ikna suretiyle irtikap olduğunu kabul etmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının eylemin görevi kötüye kullanma olduğu yönündeki itirazını reddetmiştir. Uygulamada sahte veya şişirilmiş harç, “dosya masrafı”, “işlem ücreti”, “bağış” ya da “aidat” adı altında yapılan tahsilatlar ikna suretiyle irtikabın tipik görünümleridir.
E- Hatadan Yararlanarak İrtikap: TCK 250/3
Hatadan yararlanarak irtikap, ikna suretiyle irtikabın kişinin kendiliğinden düştüğü bir hatadan yararlanılarak işlenmesidir ve TCK m.250/3 uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/803 E., 2018/223 K. sayılı kararında belirtildiği üzere ikna suretiyle irtikap icrai davranışla işlenir; fiilin ihmali davranışla, yani kişinin yanılgısını gidermeyerek gerçekleştirilmesi hatadan yararlanma suretiyle irtikabı oluşturur.
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2016/7358 E., 2020/12093 K. sayılı kararına göre hatadan yararlanarak irtikap, failin zorlayıcı veya ikna edici hiçbir davranışı olmaksızın kişinin bilgisizliği, tecrübesizliği veya hatasından yararlanarak menfaat temin etmesidir ve kişinin düştüğü hatada failin bir etkisinin bulunmaması gerekir. Aynı kararda, kendisine başvuran kişilere yapacakları işlem karşılığında paranın kendisine ödenmesi gerektiğini söyleyen ziraat teknisyeninin eyleminin hatadan yararlanma değil ikna suretiyle irtikap olduğu kabul edilmiştir.
Hatadan yararlanma suretiyle irtikabın tipik örnekleri Yargıtay kararlarında şöyle görülmektedir:
- Fazla ödenen para: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2012/7234 E., 2013/4924 K. sayılı ve 13.05.2013 tarihli kararında, 3.500 TL’lik havale işlemi için yanlışlıkla 11.500 TL veren kişinin fazla ödediği 8.000 TL’yi iade etmeyip alıkoyan memurun, aktif hiçbir söz ve davranışı bulunmadığından TCK m.250/3’teki suçu işlediği kabul edilmiştir.
- Bedelsiz işlem için kendiliğinden yapılan ödeme: Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2012/8027 E., 2013/5644 K. sayılı kararında, düzenlediği portör belgesinin ücretini soran kişiden aktif bir söz ve davranışı olmadan 30 TL alan sağlık teknisyeninin eyleminin TCK m.250/3 kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Pratik ayrım şudur: Kişi parayı kendi yanılgısıyla veriyorsa ve görevli yalnızca sessiz kalıyorsa TCK m.250/3; görevli “bu ücret ödenmeli” diyerek yanılgıyı kendisi yaratıyorsa TCK m.250/2; kişi paranın haksız olduğunu biliyor ancak işinin görülmeyeceği korkusuyla ödüyorsa TCK m.250/1 uygulanır.
F- İrtikap Suçunun Cezası
| Hâl | Madde | Ceza aralığı |
|---|---|---|
| İcbar suretiyle irtikap | 250/1 | 5 – 10 yıl hapis |
| İkna suretiyle irtikap | 250/2 | 3 – 5 yıl hapis |
| Hatadan yararlanarak irtikap | 250/3 | 1 – 3 yıl hapis |
| Menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu | 250/4 | Takdire göre yarısına kadar indirim |
| Teşebbüs | 250 + 35 | Ceza dörtte birden dörtte üçe kadar indirilir |
| Zincirleme irtikap | 250 + 43 | Ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır |
| Etkin pişmanlık | — | Kanunda öngörülmemiştir |
TCK m.250’de yalnızca hapis cezası öngörülmüştür; adli para cezası yoktur. Kasıtlı suçtan hapis cezası nedeniyle TCK m.53/1 uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma uygulanır. Suç, kamu görevinin sağladığı yetkinin kötüye kullanılmasıyla işlendiğinden TCK m.53/5 uyarınca cezanın infazından sonra başlamak üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar görev yapma yasağına da hükmedilmesi gerekir; Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/3243 E., 2016/4496 K. sayılı ve 02.05.2016 tarihli kararı ile Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/5432 E., 2024/7835 K. sayılı ve 01.07.2024 tarihli kararında bu hükmün uygulanmamasının bozma nedeni olduğu belirtilmiştir.
1- TCK 250/4 İndirimi
TCK m.250/4’teki indirim, zimmetteki değer azlığı indiriminden farklı olarak iki ölçüte birlikte dayanır: irtikap edilen menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu. İndirim takdire bağlıdır ve oranı “yarısına kadar” belirlenir. Yargıç bu ölçütleri somut olarak araştırmalı ve gerekçelendirmelidir:
- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/15382 E., 2024/10513 K. sayılı ve 16.10.2024 tarihli kararında, TCK m.250/4’ün uygulanması için suçun tamamlanmış olmasının aranmadığı, teşebbüs aşamasında kalan eylemlerde de indirimin uygulanabileceği ve 1.500 TL’lik menfaat ile katılan şirketin ekonomik durumu gözetildiğinde indirimin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/9807 E., 2025/5569 K. sayılı ve 21.04.2025 tarihli kararında, suç tarihindeki asgari ücretin üç katından fazla olan 5.720 TL’lik menfaat bakımından herhangi bir araştırma yapılmadan indirim uygulanması hukuka aykırı bulunmuştur.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2020/6730 E., 2021/2692 K. sayılı ve 08.06.2021 tarihli kararında, indirimin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi için katılanın suç tarihindeki ekonomik durumunun araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2012/7234 E., 2013/4924 K. sayılı kararında ise 8.000 TL’lik menfaat ve düşük ücretle çalışan mağdurun ekonomik durumu karşısında indirimin uygulanamayacağı kabul edilmiştir.
2- İrtikapta Etkin Pişmanlık Yoktur
Zimmet için TCK m.248’de, rüşvet için TCK m.254’te özel etkin pişmanlık hükümleri bulunmasına karşın irtikap için böyle bir hüküm yoktur. Alınan paranın iade edilmesi suçu ortadan kaldırmaz ve kanuni bir indirim sağlamaz. Bununla birlikte zararın giderilmesi, TCK m.62’deki takdiri indirimde fiilden sonraki davranış olarak, TCK m.250/4’te menfaatin değerinin belirlenmesinde ve aşağıda açıklanan HAGB şartlarında sanık lehine sonuç doğurabilir.
3- Ceza Hesaplama Örnekleri
Aşağıdaki örnekler genel fikir vermek amacıyla hazırlanmıştır; somut olayda mahkemenin yapacağı değerlendirme farklı sonuç doğurabilir. TCK m.61 uyarınca önce temel ceza belirlenir, ardından TCK m.250/4 indirimi, sonra teşebbüs ve zincirleme suç hükümleri, en son TCK m.62’deki takdiri indirim uygulanır.
- İcbar suretiyle irtikap, indirim yok: TCK m.250/1’den temel ceza 5 yıl belirlenip TCK m.62 uyarınca 1/6 indirilirse 4 yıl 2 ay hapis olur. Ceza 2 yılı aştığından HAGB ve erteleme uygulanamaz.
- İcbar suretiyle irtikap ve TCK 250/4: Temel ceza 5 yıl, TCK m.250/4 uyarınca yarı indirimle 2 yıl 6 ay, TCK m.62 ile 2 yıl 1 ay hapis olur. Ceza 2 yılı aştığından HAGB ve erteleme yine uygulanamaz.
- İkna suretiyle irtikap ve TCK 250/4: TCK m.250/2’den temel ceza 3 yıl, yarı indirimle 1 yıl 6 ay, TCK m.62 ile 1 yıl 3 ay hapis olur. Koşulları varsa ve zarar giderilmişse HAGB veya erteleme uygulanabilir; ceza 1 yılı aştığından adli para cezasına çevrilemez.
- Hatadan yararlanarak irtikap ve TCK 250/4: TCK m.250/3’ten temel ceza 1 yıl, yarı indirimle 6 ay, TCK m.62 ile 5 ay hapis olur. Bu ceza koşulları varsa HAGB’ye konu olabilir veya TCK m.50 uyarınca adli para cezasına çevrilebilir.
- İcbar suretiyle irtikaba teşebbüs: Temel ceza 5 yıl, TCK m.35 uyarınca 1/4 indirimle 3 yıl 9 ay, TCK m.62 ile 3 yıl 1 ay 15 gün hapis olur. TCK m.250/4 de uygulanırsa ceza 1 yıl 6 ay 22 güne kadar inebilir.
Cezanın belirlenmesindeki sıralama ve indirim oranları hakkında daha fazla bilgi için cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi yazımıza bakabilirsiniz.
G- İrtikap Suçu ile Benzer Suçlar Arasındaki Farklar
İrtikap; rüşvet, yağma, dolandırıcılık, zimmet, görevi kötüye kullanma ve nüfuz ticareti ile sık karıştırılır.
| Ölçüt | İrtikap (TCK 250) | Rüşvet (TCK 252) | Yağma (TCK 148) | Dolandırıcılık (TCK 157) |
|---|---|---|---|---|
| Fail | Yalnız kamu görevlisi | Veren de alan da fail | Herkes | Herkes |
| Menfaati veren | Mağdur, cezalandırılmaz | Fail, cezalandırılır | Mağdur | Mağdur |
| Araç | Manevi baskı, hile veya hatadan yararlanma | Serbest iradeyle anlaşma | Cebir veya ağır tehdit | Hileli davranış |
| Temel ceza | 1 – 10 yıl hapis (fıkraya göre) | 4 – 12 yıl hapis | 6 – 10 yıl hapis | 1 – 5 yıl hapis ve adli para cezası |
| Görevli mahkeme | 250/1-2 ağır ceza, 250/3 asliye ceza | Ağır ceza | Ağır ceza | Asliye ceza |
1- Rüşvet ile Farkı
İrtikap tek failli bir suçtur; menfaati veren kişi mağdurdur ve cezalandırılmaz. Rüşvet suçunda ise iki taraf serbest iradeleriyle anlaşır ve her ikisi de 4 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/412 E., 2015/347 K. sayılı ve 27.10.2015 tarihli kararında, irtikapta kişinin kendisini mecbur hissederek mağdur sıfatıyla, rüşvette ise serbest iradesiyle fail sıfatıyla hareket ettiği belirtilmiştir. 6352 sayılı Kanun’un rüşvete ilişkin gerekçesinde de haklı işinin görülmeyeceği endişesiyle mecbur kalarak menfaat sağlayan kişinin fail değil mağdur olduğu ve kamu görevlisinin rüşvetten değil icbar suretiyle irtikaptan cezalandırılacağı açıkça belirtilmiştir.
Bu ayrım ceza dosyasının seyrini kökten değiştirir. Aynı olayda kişi irtikap mağduru sayılırsa tanık ve suçtan zarar gören olarak dinlenir; rüşvet kabul edilirse kendisi de sanık olur. Bu nedenle menfaat veren kişinin meşru zeminde olup olmadığı, haklı bir işinin bulunup bulunmadığı ve baskının yoğunluğu her dosyada ayrıca incelenmelidir.
2- Yağma ve Tehdit ile Farkı
İcbar suretiyle irtikapta baskı manevi cebir niteliğindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/276 E., 2021/201 K. sayılı kararında ve TCK m.250’nin gerekçesinde belirtildiği üzere, kamu görevlisi menfaati elde etmek için maddi cebir kullanırsa eylem irtikap değil yağma suçunu oluşturur. Yağma TCK m.148 uyarınca 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası gerektirir ve kamu görevlisinin sıfatından yararlanılarak işlenmesi nitelikli yağma tartışmasına yol açabilir. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2023/16192 E., 2023/11480 K. sayılı kararında ise icbarın yağma suçundaki cebir veya tehdit boyutuna varmaması gerektiği, eylemlerin manevi cebirden ibaret kaldığı durumda nitelikli yağma değil irtikap hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir.
3- Dolandırıcılık ile Farkı
İkna suretiyle irtikap, failin hileli davranışlarla mağduru aldatıp haksız yarar sağlaması yönüyle dolandırıcılık suçuna benzer. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/803 E., 2018/223 K. sayılı kararına göre iki suçu ayıran unsur, failin kamu görevlisi olması ve fiili görevinin sağladığı güveni kötüye kullanarak işlemesidir. Kamu görevlisi olmayan bir kişinin kendisini memur gibi tanıtarak para alması irtikap değil, TCK m.158/1-d’deki kamu kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık bakımından değerlendirilir.
4- Zimmet ile Farkı
Zimmet suçunda kamu görevlisi, görevi nedeniyle zaten elinde bulunan bir malı kendi malvarlığına geçirir; malı ona veren bir mağdur yoktur. İrtikapta ise kamu görevlisi, bir kişiyi kendi malvarlığından yarar sağlamaya zorlar, ikna eder veya onun hatasından yararlanır. Vatandaştan yasal olarak tahsil ettiği harcı kuruma yatırmayan memurun eylemi zimmet; vatandaştan olmayan bir harcı alan memurun eylemi ise irtikaptır. Yasal harcı tahsil edip makbuzu düşük tutarla düzenleyen ve farkı alan memurun eylemi, paranın vatandaştan haksız olarak istenip istenmediğine göre ayrıca değerlendirilir.
5- Görevi Kötüye Kullanma ve Nüfuz Ticareti ile Farkı
Görevi kötüye kullanma, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında uygulanan tali bir suçtur. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/4688 E., 2022/14771 K. sayılı ve 22.12.2022 tarihli kararında, icbar veya ikna boyutuna varan davranışların bulunmadığı durumlarda eylemin görevi kötüye kullanma niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Nüfuz ticaretinde (TCK m.255) ise fail, bir kamu görevlisi üzerinde nüfuzu olduğunu ileri sürerek bir işin gördürülmesi için menfaat temin eder; failin kamu görevlisi olması gerekmez ve menfaati veren kişi de cezalandırılır. Kamu görevlisinin kendi görevi dışındaki bir iş için başka bir görevli üzerindeki etkisini ileri sürerek menfaat sağlaması, olayın özelliğine göre irtikap ile nüfuz ticareti arasında ayrım yapılmasını gerektirir.
Birden fazla suçun birlikte gerçekleştiği durumlarda, örneğin irtikabın gizlenmesi için sahte makbuz düzenlenmesi hâlinde, ayrıca resmî belgede sahtecilik suçu tartışılır ve hangi cezanın verileceği suçların içtimaı kurallarına göre belirlenir.
H- Soruşturma ve Yargılama Usulü
1- Şikâyet, Uzlaştırma, Önödeme ve Özel Usuller
İrtikap suçu re’sen soruşturulur; şikâyete bağlı değildir ve menfaati veren kişinin şikâyetten vazgeçmesi soruşturmayı sona erdirmez. Suç CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamında değildir. Hapis cezasının üst sınırı her fıkrada 6 ayı aştığından önödeme, 2 yılı aştığından basit yargılama usulü uygulanmaz; TCK m.250 seri muhakeme usulünün katalog suçları arasında da yer almaz (ayrıntı için seri muhakeme ve basit yargılama yazımıza bakabilirsiniz). Hatadan yararlanarak irtikapta üst sınır 3 yıl olsa da CMK m.171/6-b uyarınca kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle işlenen suçlarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez.
2- Soruşturma İzni Gerekmez (3628 Sayılı Kanun m.17)
Kamu görevlilerinin görev suçlarında kural olarak 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni aranır. Ancak 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 17’nci maddesi uyarınca irtikap, rüşvet ve zimmet gibi suçlardan veya bu suçlara iştirakten sanık olanlar hakkında 4483 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz; Cumhuriyet savcısı doğrudan soruşturma başlatır. Müsteşarlar, valiler ve kaymakamlar bu kuralın dışındadır. Görevi nedeniyle özel soruşturma usulüne tabi olanların hükümleri de saklıdır; örneğin hâkim ve savcılar için 2802 sayılı Kanun uygulanır. İhbarlar doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına yapılabilir.
Uygulamada irtikap soruşturmaları çoğunlukla menfaat istenen kişinin ihbarı ve ardından düzenlenen suçüstü operasyonuyla başlar. Görevi sırasında bir irtikap eylemini öğrenen amir veya kamu görevlisi bunu yetkili makamlara bildirmezse kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçu gündeme gelebilir. Suçüstü sırasında ihbarcı kişi kabul etmiş gibi davrandıysa suçun teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı mutlaka değerlendirilmelidir.
3- Koruma Tedbirleri ve Delillerin Hukuka Uygunluğu
TCK m.250’deki irtikap, CMK’daki iki mal varlığı tedbirinin katalog suçları arasındadır:
- CMK m.128: Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma,
- CMK m.248: Kaçak sanık hakkında zorlama amaçlı el koyma.
Buna karşılık irtikap, CMK m.100/3’te sayılan ve tutuklama nedeninin varsayılabildiği katalog suçlar arasında değildir; tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin yanında kaçma veya delilleri karartma şüphesini gösteren somut olgular aranır. İrtikap CMK m.135’teki iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbirinin katalog suçları arasında da bulunmaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/1590 E., 2021/3706 K. sayılı kararında, iletişimin dinlenmesi ve teknik araçlarla izleme kararlarına dayanılarak elde edilen delillerin irtikap suçundan mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacağı belirtilmiştir. Rüşvet soruşturması kapsamında alınan dinleme kararlarıyla elde edilen kayıtlar, eylemin irtikap olarak nitelendirilmesi hâlinde bu nedenle tartışmalı hâle gelir.
4- Görevli Mahkeme, Kanun Yolu ve Dava Zamanaşımı
5235 sayılı Kanun’un 12’nci maddesi irtikabın birinci ve ikinci fıkralarını açıkça ağır ceza mahkemesinin görevine bırakmıştır. Hatadan yararlanarak irtikap (TCK m.250/3) bu sayımın dışında kaldığından davaya asliye ceza mahkemesi bakar. İlk derece kararına karşı istinaf, istinaf kararına karşı şartları varsa temyiz yoluna gidilir.
| Hâl | Üst sınır | Dava zamanaşımı | Kesintiyle en fazla |
|---|---|---|---|
| İcbar suretiyle irtikap (250/1) | 10 yıl | 15 yıl (TCK 66/1-d) | 22 yıl 6 ay |
| İkna suretiyle irtikap (250/2) | 5 yıl | 8 yıl (TCK 66/1-e) | 12 yıl |
| Hatadan yararlanarak irtikap (250/3) | 3 yıl | 8 yıl (TCK 66/1-e) | 12 yıl |
Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/990 E., 2026/3049 K. sayılı ve 25.02.2026 tarihli kararında TCK m.250/2’deki suçun, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2020/1259 E., 2023/2348 K. sayılı ve 08.03.2023 tarihli kararında ise TCK m.250/3’teki suçun 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu belirtilmiş ve davalar düşürülmüştür. İcbar suretiyle irtikap iddiasıyla açılan bir davada eylemin ikna veya görevi kötüye kullanma olarak nitelendirilmesi, zamanaşımı süresinin kısalmasına ve davanın düşmesine yol açabileceğinden suç vasfının doğru belirlenmesi büyük önem taşır. Zincirleme irtikapta zamanaşımı son eylemin tarihinden itibaren başlar.
5- HAGB, Erteleme ve Zararın Giderilmesi Şartı
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi yalnızca 2 yıl veya daha az hapis cezalarında mümkündür. İcbar suretiyle irtikapta alt sınır 5 yıl olduğundan TCK m.250/4 indirimiyle bile ceza 2 yıl 1 ayın altına inmez; bu nedenle icbarda HAGB pratikte ancak teşebbüs hâlinde gündeme gelir. İkna ve hatadan yararlanma suretiyle irtikapta ise HAGB ve erteleme sık uygulanır. Hükmedilen ceza 1 yıl veya daha az ise koşulları varsa adli para cezasına çevrilmesi de mümkündür.
CMK m.231/6-c uyarınca HAGB kararı verilebilmesi için suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2023/10305 E., 2023/12258 K. sayılı ve 14.12.2023 tarihli kararı ile Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2025/4067 E., 2025/7689 K. sayılı ve 01.07.2025 tarihli kararında, ikna suretiyle irtikap suçundan 2.100 TL alan sanık hakkında zarar giderilmeden HAGB kararı verilmesi kanun yararına bozma nedeni sayılmıştır. Bu nedenle irtikap iddiasıyla yargılanan kamu görevlisinin alınan parayı hükümden önce iade etmesi, kanuni bir indirim sağlamasa da HAGB imkânı bakımından belirleyicidir.
16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’un 15’inci maddesiyle CMK m.231 yeniden düzenlenmiştir. Buna göre HAGB kararına karşı artık itiraz değil istinaf yoluna başvurulur; denetim süresi 5 yıldır ve bu süre içinde en fazla 1 yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanabilir. HAGB kararı verilen hükümde hapis cezası ayrıca ertelenemez ve seçenek yaptırımlara çevrilemez.
6- Memuriyete ve Adli Sicile Etkisi
İrtikap, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesinde sayılan suçlardandır. Bu nedenle irtikaptan verilen mahkûmiyet, cezanın süresine bakılmaksızın ve affa uğramış olsa bile memuriyete engel oluşturur; görevdeki memur bakımından da memuriyetin sona ermesi sonucunu doğurur. Aynı suç 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 5’inci maddesine göre avukatlığa kabule de engeldir. HAGB kararı bir mahkûmiyet hükmü olmadığından bu engel bakımından kural olarak mahkûmiyet gibi değerlendirilmez. Bu nedenle ikna veya hatadan yararlanma suretiyle irtikap suçlamasıyla karşılaşan kamu görevlileri için zararın hükümden önce tamamen giderilmesi, memuriyetin korunması bakımından da önem taşır.
İrtikap Suçlamasında Savunma Noktaları
İrtikap suçlamasıyla karşılaşan şüpheli veya sanık yönünden savunmada şu hususlar öncelikle incelenmelidir:
- Sıfat: Şüpheli TCK m.6/1-c anlamında kamu görevlisi midir? Kamu görevlisi değilse eylem nitelikli dolandırıcılık veya başka bir suç olarak mı değerlendirilmelidir?
- Fıkra: Menfaati veren kişi paranın haksız olduğunu biliyor muydu? Görevli yanılgıyı kendisi mi yarattı, yoksa yalnızca sessiz mi kaldı? Bu sorular 250/1, 250/2 ve 250/3 arasındaki seçimi ve dolayısıyla ceza, mahkeme ve zamanaşımını belirler.
- İcbarın yoğunluğu: Baskı belli bir şiddete ulaşmış mıdır? Menfaat istenen kişinin mesleği, eğitimi ve olayı derhal bildirmesi baskıdan kolaylıkla kurtulabildiğini göstermekte midir?
- Meşru zemin: Menfaati veren kişinin haklı bir işi var mıydı, yoksa kendi hakkındaki yasal işlemden kurtulmaya mı çalışıyordu? İkinci durumda eylem rüşvet olarak değerlendirilebilir.
- Kast: Alınan para resmî kayda geçirilmiş, makbuz kesilmiş veya iade edilmek üzere ayrı tutulmuş mudur? Mevzuatın yanlış yorumlanması söz konusu olabilir mi?
- Tamamlanma: Suçüstü sırasında ihbarcı kişi kabul etmiş gibi mi davranmıştır? Eylem teşebbüs aşamasında mı kalmıştır?
- TCK 250/4: Menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu araştırılmış mıdır? İndirim teşebbüs hâlinde de değerlendirilmiş midir?
- Zincirleme suç: Birden fazla kişiye yönelik eylemlerde kişi sayısınca ayrı ceza mı verilmiştir? Eylemler arasında hukuki kesinti var mıdır?
- Deliller: Ses ve görüntü kayıtları hangi karara dayanılarak elde edilmiştir? CMK m.135 kapsamında alınan dinleme kayıtları irtikap mahkûmiyetine esas alınmış mıdır?
- HAGB: Zarar giderilmiş midir? CMK m.231/6-c şartı ve diğer koşullar değerlendirilmiş midir?
- Yan sonuçlar: TCK m.53/5 doğru uygulanmış mıdır? 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesindeki sonuçlar değerlendirilmiş midir?
- Zamanaşımı ve görev: Dava doğru mahkemede mi görülmektedir? Suç vasfına göre 15 veya 8 yıllık süre dolmuş mudur?
Sonuç
İrtikap suçu, kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu veya güveni kötüye kullanarak bir kişiyi kendisine veya başkasına yarar sağlamaya icbar etmesi, hileli davranışlarla ikna etmesi ya da kişinin hatasından yararlanmasıdır. İcbar suretiyle irtikap TCK m.250/1 uyarınca 5 yıldan 10 yıla, ikna suretiyle irtikap TCK m.250/2 uyarınca 3 yıldan 5 yıla, hatadan yararlanarak irtikap TCK m.250/3 uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası gerektirir; menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu gözetilerek ceza TCK m.250/4 uyarınca yarısına kadar indirilebilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/276 E., 2021/201 K. sayılı kararına göre icbar manevi cebir anlamına gelir, belli bir şiddete ulaşmalı ve kişinin kolaylıkla kurtulamayacağı nitelikte olmalıdır; maddi cebir kullanılırsa eylem yağmadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/803 E., 2018/223 K. sayılı kararına göre ikna suretiyle irtikapta kişi ödemenin haksız olduğunu bilmez ve görevlinin hileli davranışıyla ödemeyi zorunlu sanır. İrtikapta menfaati veren kişi mağdurdur ve cezalandırılmaz; serbest iradeyle anlaşma varsa veya kişi meşru zeminde değilse eylem rüşvettir.
Kamu görevlileri için soruşturma izni aranmaz, etkin pişmanlık uygulanmaz, icbar ve ikna davalarına ağır ceza, hatadan yararlanma davalarına asliye ceza mahkemesi bakar; dava zamanaşımı icbarda 15 yıl, diğer hâllerde 8 yıldır ve irtikaptan mahkûmiyet süresine bakılmaksızın memuriyete engeldir.
Sık Sorulan Sorular
İrtikap suçunun cezası nedir?
İrtikap suçunun cezası işleniş biçimine göre değişir. İcbar suretiyle irtikap TCK m.250/1 uyarınca 5 yıldan 10 yıla, ikna suretiyle irtikap TCK m.250/2 uyarınca 3 yıldan 5 yıla, kişinin hatasından yararlanarak irtikap TCK m.250/3 uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu gözetilerek ceza TCK m.250/4 uyarınca yarısına kadar indirilebilir.
İrtikap ile rüşvet arasındaki fark nedir?
İrtikapta kamu görevlisi kişiyi baskıyla zorlar, hileyle ikna eder veya hatasından yararlanır; menfaati veren kişi mağdurdur ve cezalandırılmaz. Rüşvette ise kamu görevlisi ile kişi serbest iradeleriyle anlaşır ve her ikisi de 4 yıldan 12 yıla kadar hapisle cezalandırılır. Kişi haklı işinin görülmeyeceği endişesiyle mecbur kalarak ödeme yapmışsa irtikap, kendi hakkındaki yasal işlemden kurtulmak için ödeme yapmışsa kural olarak rüşvet söz konusu olur.
İcbar suretiyle irtikap ne demektir?
İcbar suretiyle irtikap, kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak bir kişiyi manevi baskı altında kendisine yarar sağlamaya zorlamasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/276 E., 2021/201 K. sayılı kararına göre baskının belli bir şiddete ulaşması, ciddi olması ve kişinin bundan kolaylıkla kurtulamaması gerekir. Kişinin haklı işinin hiç veya vaktinde görülmeyeceği endişesiyle mecbur kalarak menfaat sağlaması hâlinde icbarın varlığı kanunen kabul edilir.
İkna suretiyle irtikap ne demektir?
İkna suretiyle irtikap, kamu görevlisinin görevinin sağladığı güveni kötüye kullanarak hileli davranışlarla bir kişiyi, aslında ödemesi gerekmeyen bir yararı ödemesi gerektiğine inandırmasıdır ve 3 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/803 E., 2018/223 K. sayılı kararında, dava açanlardan harç ve masraf adı altında fazla para alıp eksik makbuz kesen yazı işleri müdürünün eylemi ikna suretiyle irtikap olarak kabul edilmiştir.
Hatadan yararlanarak irtikap nedir?
Hatadan yararlanarak irtikap, kamu görevlisinin hiçbir zorlayıcı veya ikna edici davranışı olmadan kişinin kendiliğinden düştüğü hatadan yararlanarak yarar elde etmesidir ve TCK m.250/3 uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Yanlışlıkla fazla ödenen parayı iade etmeyen memur bu suçu işler. Görevli “bu ücret ödenmeli” diyerek yanılgıyı kendisi yaratmışsa eylem ikna suretiyle irtikaptır.
İrtikapta parayı veren kişi de ceza alır mı?
Hayır. İrtikapta menfaati sağlayan kişi baskı, hile veya hata sonucu hareket ettiğinden suçtan zarar gören konumundadır ve cezalandırılmaz. Yargıtay uygulamasına göre suçun mağduru kamudur, parayı veren kişi ise suçtan zarar görendir. Ancak kişi serbest iradesiyle anlaşmış veya kendi hakkındaki yasal işlemden kurtulmak için ödeme yapmışsa eylem rüşvet sayılabilir ve bu durumda kişi de fail olarak cezalandırılır.
İrtikap suçunda etkin pişmanlık var mı?
Hayır. Zimmet için TCK m.248’de, rüşvet için TCK m.254’te etkin pişmanlık hükümleri bulunmasına karşın irtikap için böyle bir hüküm yoktur. Alınan paranın iadesi suçu ortadan kaldırmaz ve kanuni indirim sağlamaz. Ancak zararın giderilmesi takdiri indirimde ve CMK m.231/6-c uyarınca HAGB kararı verilebilmesi bakımından sanık lehine önem taşır.
İrtikap suçunda HAGB verilir mi?
İkna ve hatadan yararlanma suretiyle irtikapta ceza çoğunlukla 2 yılın altında kaldığından HAGB verilebilir; ancak CMK m.231/6-c uyarınca zararın tamamen giderilmesi gerekir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2023/10305 E., 2023/12258 K. sayılı kararında zarar giderilmeden verilen HAGB kararı hukuka aykırı bulunmuştur. İcbar suretiyle irtikapta alt sınır 5 yıl olduğundan TCK m.250/4 indirimiyle bile ceza 2 yıl 1 ay olur ve tamamlanmış suçta HAGB verilemez.
İrtikap suçunda zamanaşımı kaç yıldır?
Dava zamanaşımı suçun hangi fıkraya girdiğine göre değişir. İcbar suretiyle irtikapta üst sınır 10 yıl olduğundan TCK m.66/1-d uyarınca 15 yıl, ikna ve hatadan yararlanma suretiyle irtikapta üst sınır 5 yıl ve 3 yıl olduğundan TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır. Kesen nedenlerle süreler en fazla yarısı kadar uzar ve 22 yıl 6 ay ile 12 yıla çıkar.
İrtikap davasına hangi mahkeme bakar?
5235 sayılı Kanun’un 12’nci maddesi uyarınca icbar suretiyle irtikap (TCK m.250/1) ve ikna suretiyle irtikap (TCK m.250/2) davalarına ağır ceza mahkemesi bakar. Hatadan yararlanarak irtikap (TCK m.250/3) bu sayımın dışında kaldığından davaya asliye ceza mahkemesi bakar. Mahkeme kararlarına karşı istinaf yoluna gidilir.
İrtikap suçunda soruşturma izni gerekir mi?
Hayır. 3628 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi uyarınca irtikap, rüşvet ve zimmet gibi suçlarda 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz ve Cumhuriyet savcısı doğrudan soruşturma yapar. Müsteşarlar, valiler ve kaymakamlar bu kuralın dışındadır; hâkim ve savcılar gibi özel soruşturma usulüne tabi olanlar için kendi kanunlarındaki hükümler uygulanır.
Polisin ceza yazmamak için para istemesi irtikap mıdır?
Somut olaya göre değişir. Kural olarak cebri irtikapta menfaati veren kişinin meşru zeminde bulunması gerekir. Kişi gerçekten bir kabahat veya suç işlemiş ve hakkındaki yasal işlemden kurtulmak için para vermişse eylem genellikle rüşvet olarak değerlendirilir ve veren kişi de fail olur. Kişinin herhangi bir ihlali yokken polis haksız yere işlem yapma tehdidiyle para istemişse icbar suretiyle irtikap gündeme gelir.
İrtikap suçu memuriyete engel mi?
Evet. İrtikap, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesinde sayılan suçlardandır ve irtikaptan mahkûmiyet, cezanın süresine bakılmaksızın ve affa uğramış olsa bile memuriyete engel oluşturur. Ayrıca görevinin sağladığı yetkiyi kötüye kullanarak suç işleyen kamu görevlisi hakkında TCK m.53/5 uyarınca cezanın infazından sonra başlamak üzere görev yapma yasağı verilir.
Avukattan para isteyen hâkim veya savcı irtikap suçu mu işler?
Her zaman değil. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2020/276 E., 2021/201 K. sayılı kararında, itirazların kabulü karşılığında avukatlardan para isteyen sulh ceza hâkiminin davranışı, avukatların mesleği, bilgisi ve olayı derhal bildirmeleri gözetilerek icbar boyutunda bulunmamış ve eylem zincirleme rüşvete teşebbüs olarak nitelendirilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2023/81 E., 2023/149 K. sayılı kararında da avukat üzerinde icbar boyutunda baskı bulunmadığı kabul edilmiştir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. İcbar, ikna veya hatadan yararlanma suretiyle irtikap iddiasıyla şüpheli ya da sanık sıfatıyla bir soruşturma veya kovuşturmayla karşı karşıyaysanız ya da bir kamu görevlisinin haksız para talebiyle karşılaştıysanız, süreç hakkında bilgi almak için irtikap soruşturmalarında ceza avukatı desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

