Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması Suçu ve Cezası (TCK-256)

zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması

İçindekiler

Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçu, kanunen zor kullanma yetkisi bulunan bir kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanmasıdır ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 256’ncı maddesinde düzenlenmiştir. Madde ayrı bir ceza öngörmez; fiile kasten yaralama hükümleri uygulanır. Uygulamada kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanması nedeniyle TCK m.86/3-d’deki yarı oranında artırım da yapıldığından, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralamada ceza 9 aydan 2 yıl 3 aya kadar hapis, basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek yaralamada 2 yıl 3 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapis olur. Yaralama mağdurun yaşamını tehlikeye sokmuş, bir organın işlevini zayıflatmış veya kemik kırığına yol açmışsa ceza TCK m.87 uyarınca artırılır ve 6 yıldan 13 yıl 6 aya kadar çıkabilir; ölüm meydana gelirse 14 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası gündeme gelir. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma kapsamında değildir, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez; dava zamanaşımı temel hâllerde 8 yıl, ağırlaşmış hâllerde 15 yıldır.

Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması, Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde yer alır ve halk arasında “polisin orantısız güç kullanması” olarak bilinen olayların ceza hukukundaki karşılığıdır. Gözaltı, yakalama, kimlik kontrolü, üst araması, trafik uygulaması, toplantı ve gösteri yürüyüşlerine müdahale ile ceza infaz kurumlarındaki arama ve sayım işlemleri bu suçun en sık görüldüğü durumlardır. Bu dosyaların çoğunda aynı olay için iki ayrı soruşturma yürür: kamu görevlisi hakkında TCK m.256, kuvvet kullanılan kişi hakkında ise görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret.

Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr

Yargıtay Kararları Işığında Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/305 E., 2018/539 K. sayılı ve 15.11.2018 tarihli kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/269 E., 2017/108 K. sayılı ve 28.02.2017 tarihli kararı ile Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/991 E., 2016/4294 K. sayılı ve 27.04.2016 tarihli kararı esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçunun oluşması için:

  1. Failin kanundan kaynaklanan zor kullanma yetkisine sahip bir kamu görevlisi olması,
  2. Kuvvetin, kamu görevlisi görevini yaptığı sırada ve bu görevle bağlantılı olarak kullanılması,
  3. Kuvvetin bir kişiye karşı kullanılması,
  4. Kullanılan kuvvetin, direnmenin mahiyeti ve derecesine göre görevin gerektirdiği ölçünün, yani kademelilik ve orantılılık sınırının dışına çıkması,
  5. Eylemin kişinin vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan, kasten yaralama niteliğinde bir sonuç doğurması,
  6. Eylemin sistematik biçimde ve belli bir süreç içinde insan onurunu hedef alan bir nitelik taşımaması, aksi hâlde işkence suçunun oluşacağı,
  7. Kamu görevlisinin ölçüyü bilerek ve isteyerek, yani kasten aşması

gerekmektedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/991 E., 2016/4294 K. sayılı kararında, vücuda acı ve eza vermeyen basit güç kullanımının bu suçu oluşturmayacağı belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/305 E., 2018/539 K. sayılı kararında ise kamu görevlisi ölçüyü kasten aşmamışsa, madde gerekçesinde de vurgulandığı üzere, ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın aşılmasına dair hüküm çerçevesinde değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu şartlardan biri eksikse eylem, somut olaya göre hukuka uygun zor kullanma, taksirle yaralama, işkence veya genel hükümlere göre kasten yaralama olarak nitelendirilir.

A- TCK 256 Madde Metninin İncelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 256’ncı maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:

Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması

Madde 256- (1) Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

1- Maddenin Niteliği: Kasten Yaralamaya Gönderme

TCK m.256 tek fıkradan oluşur ve kendine ait bir ceza aralığı içermez. Kanun koyucu, ölçüyü aşan kuvvet kullanımının cezasını belirlemek için kasten yaralama suçuna atıf yapmıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2021/13666 E., 2023/928 K. sayılı ve 28.02.2023 tarihli kararında da bu gönderme nedeniyle suçun kovuşturma yönünden yaralama suçuna ilişkin hükümlere tabi olacağı ve failin, fiilin yol açtığı yaralamanın derecesine göre TCK m.86 ve 87 uyarınca cezalandırılacağı belirtilmiştir.

Bu yapının pratik sonucu şudur: Hüküm kurulurken uygulama maddesi olarak TCK m.256 delaletiyle TCK m.86 ve gerekiyorsa m.87 gösterilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2016/3817 E., 2020/10066 K. sayılı ve 11.03.2020 tarihli kararında, polis memurlarının yakalama sırasında zor kullanma sınırını aştığı kabul edildiği hâlde hükümde TCK m.256’ya yer verilmemesi bozma nedeni sayılmıştır.

2- 7550 Sayılı Kanun Değişikliği ve Lehe Kanun

TCK m.256 doğrudan değişmemiştir; ancak atıf yaptığı TCK m.86’daki ceza aralıkları, 4 Haziran 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7550 sayılı Kanun’la artırılmıştır:

  • TCK m.86/1: “1 yıldan 3 yıla kadar” olan hapis cezası “1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar” yapılmıştır.
  • TCK m.86/2: “4 aydan 1 yıla kadar” olan hapis veya adli para cezası “6 aydan 1 yıl 6 aya kadar” yapılmıştır.

Bu değişiklik zor kullanma yetkisinin aşıldığı dosyalardaki cezayı da doğrudan artırmıştır. Eylem 4 Haziran 2025’ten önce işlenmişse TCK m.7/2 uyarınca failin lehine olan eski aralıklar uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/305 E., 2018/539 K. sayılı kararına konu dosyada eski hükümlere göre TCK m.86/1, 86/3-d ve 62 uygulanarak 1 yıl 3 ay hapis cezası verilmiştir; aynı eylem bugün işlense alt sınırdan ceza 1 yıl 10 ay 15 gün olurdu.

B- Suçun Unsurları

1- Korunan Hukuki Değer ve Mağdur

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/305 E., 2018/539 K. sayılı kararına göre bu suçla korunan hukuki değerler öncelikle kamu idaresinin itibarı, idarede disiplinin sağlanması ve halkın kamu görevlilerine karşı duyduğu inanç ve itimattır; bireylerin vücut bütünlüğü ile şeref ve haysiyeti de korunan diğer hukuki menfaatlerdir. Aynı karara göre suçun mağduru, kamu görevlisinin görevinin gerektirdiği ölçünün sınırlarını aşarak kuvvet kullandığı herkes olabilir. Şüpheli, sanık, hükümlü, gösterici, yolcu, sürücü veya olaya tesadüfen karışan üçüncü kişi arasında fark yoktur.

2- Fail: Zor Kullanma Yetkisine Sahip Kamu Görevlisi

Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması bir özgü suçtur. Fail yalnızca kanunla zor kullanma yetkisi tanınmış bir kamu görevlisi olabilir. Uygulamada bu kişiler şunlardır:

  • 2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu’nun 16’ncı maddesine göre polis,
  • Jandarma personeli ve Sahil Güvenlik görevlileri,
  • Çarşı ve mahalle bekçileri,
  • Ceza infaz kurumlarında görev yapan infaz ve koruma memurları ile dış güvenlikten sorumlu jandarma personeli,
  • Kanunla zor kullanma yetkisi tanınmış diğer kolluk ve güvenlik görevlileri.

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2022/629 E., 2022/5909 K. sayılı ve 12.04.2022 tarihli kararında, sanığın serbest meslek sahibi, mağdurun ise kamu görevlisi olduğu bir yaralama olayında hükümde TCK m.256’nın gösterilmesinin hatalı olduğu, suçun ancak zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisi tarafından işlenebileceği belirtilmiştir. Böyle bir olayda doğru uygulama, kamu görevlisine karşı görevi nedeniyle işlenen yaralama için TCK m.86/3-c’dir. Zor kullanma yetkisi olmayan bir kamu görevlisinin görev sırasında birini yaralaması da TCK m.256’yı değil, genel hükümlere göre kasten yaralamayı ve somut olaya göre TCK m.86/3-d’yi gündeme getirir.

3- Görevin Yapıldığı Sırada Olma

Kuvvet, kamu görevlisi görevini yaptığı sırada kullanılmalıdır. Görev dışı bir tartışmada, örneğin izinli bir polis memurunun komşusuyla kavgasında, TCK m.256 değil genel hükümler uygulanır. Görevin yerine getirildiği an ile kuvvet kullanımı arasındaki bağın kopması da önemlidir. Danıştay İkinci Dairesinin 2021/2404 E., 2023/6195 K. sayılı ve 21.12.2023 tarihli kararına konu olayda, idari soruşturmada gösterinin dağılmasından sonra tek başına yakalanan bir kişinin zor kullanma yetkisinin sınırı içinde yakalanmadığı ve yakalandıktan sonra darp edildiği ileri sürülmüş; Danıştay ise ilgili polis memuru yönünden fiilin kesin delillerle ispatlanamadığını kabul etmiştir. Gösteriye müdahale sırasında kullanılan kuvvet ile gösteri bittikten sonra etkisiz hâle getirilmiş bir kişiye vurulması aynı ölçüyle değerlendirilmez.

4- Görevin Gerektirdiği Ölçünün Dışında Kuvvet: Ölçülülük Testi

Suçun merkezinde “görevin gerektirdiği ölçü” kavramı bulunur. Polis bakımından bu ölçü 2559 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinde belirlenmiştir: Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşırsa bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir. Zor kullanma, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddi güç ve kanuni şartları gerçekleştiğinde silah kullanma şeklinde yapılır. Kural olarak zor kullanmadan önce ihtar yapılır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/305 E., 2018/539 K. sayılı kararında polisin zor kullanma yetkisini ancak kanunun çizdiği sınırlar çerçevesinde, kademeli bir şekilde ve ölçülülük ilkesine uygun olarak kullanabileceği belirtilmiştir. Aynı kararda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Günaydın/Türkiye kararına atıfla, polisin üstlendiği görevin zorluğu ve insanların öngörülemeyen tutumu karşısında iç hukuk yetkililerine yüklenen sorumluluğun tahammül edilemez bir boyutta da olmaması gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/658 E., 2023/449 K. sayılı ve 20.09.2023 tarihli kararında da zor ve silah kullanma yetkisinin ulaşılmak istenen amaca yönelik ve orantılı biçimde kullanılması gerektiği, ölçünün aşılması hâlinde TCK m.256 gereği kasten yaralama hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

Ölçünün aşılıp aşılmadığı değerlendirilirken mahkemeler şu sorulara cevap arar:

  • Gerçek bir direniş var mıydı, yoksa kişi yalnızca sözlü itirazda mı bulundu?
  • Direniş kırıldıktan, kişi kelepçelendikten veya etkisiz hâle getirildikten sonra kuvvet kullanımı devam etti mi?
  • Kullanılan araç (bedenî kuvvet, cop, biber gazı, gaz fişeği, silah) direnmenin derecesiyle orantılı mıydı?
  • Görevlilerin sayısı ve fiziksel üstünlüğü, kişinin yaşı ve durumu karşısında daha hafif bir yöntem mümkün müydü?
  • Yaralanmanın yeri ve niteliği, savunmada anlatılan etkisiz hâle getirme yöntemiyle uyumlu mu?

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2013/911 E., 2014/4790 K. sayılı ve 30.04.2014 tarihli kararında, görevlilerin kanunun emrettiği kurallara uyulmasını sağlamak için usulüne uygun güç kullandığı, zor kullanmaktan başka çözüm yolu kalmadığı ve görevlilerin bulunduğu fiziki ve psikolojik ortam ile şikâyetçilerin fiziksel özellikleri ve sayıları gözetildiğinde kullanılan zorun gerekli ve orantılı olduğu kabul edilerek beraat kararı onanmıştır. Ölçü içinde kalan zor kullanma, TCK m.24’teki kanunun hükmünü yerine getirme kapsamında hukuka uygunluk nedenidir ve suç oluşturmaz.

5- Yaralama Neticesi

Kanun koyucu zor kullanmanın mahiyetini belirlemek için kasten yaralama suçuna atıf yaptığından, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/305 E., 2018/539 K. sayılı kararına göre bu suç ancak kasten yaralama suçunu oluşturan, kişinin sağlığını ya da algılama yeteneğini bozan veya vücuduna acı veren hareketlerle işlenebilir. Bu nedenle somut bir yaralanma bulgusu ve bunu belgeleyen adli rapor dosyanın temel delilidir. Yalnızca hakaret içeren sözler, kelepçenin usulsüz takılması veya tek başına kişiyi itme gibi iz bırakmayan davranışlar bu suçun kapsamı dışında kalabilir; ancak somut olaya göre hakaret suçu veya görevi kötüye kullanma gündeme gelir.

Kuvvet kullanımı sonucunda ölüm meydana gelmişse TCK m.256 gönderme yaptığı kasten yaralama hükümleri üzerinden neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç kuralları uygulanır ve TCK m.87/4 gündeme gelir. Görevlinin öldürme kastıyla hareket ettiği durumlarda ise TCK m.256 değil, doğrudan kasten öldürme suçu hükümleri uygulanır.

6- Manevi Unsur ve Sınırın Kast Olmaksızın Aşılması

Suçun manevi unsuru kasttır. Kamu görevlisi, görevinin gerektirdiği ölçüyü aştığını bilerek ve isteyerek kuvvet kullanmalıdır. Kast ile taksir arasındaki ayrım bu suçta belirleyicidir; ayrıntılar için kast ve taksir yazımıza bakabilirsiniz.

Kamu görevlisi ölçüyü kasten değil, durumu yanlış değerlendirmesi veya dikkatsizliği nedeniyle aşmışsa TCK m.27/1’deki sınırın aşılması hükmü uygulanır: Fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için öngörülen cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur. Bu durumda dayanak taksirle yaralama suçudur. Kamu görevlisi saldırıya uğramış ve meşru savunma sınırını mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaşla aşmışsa TCK m.27/2 uyarınca ceza verilmez.

C- Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması Suçunun Cezası

Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçunun cezası, mağdurda meydana gelen yaralanmanın ağırlığına göre belirlenir. Aşağıdaki tablo 4 Haziran 2025’ten sonra işlenen eylemler için TCK m.86/3-d’deki yarı oranında artırım uygulanmış güncel aralıkları göstermektedir:

Yaralanmanın niteliğiUygulanan hükümlerCeza (86/3-d artırımıyla)Görevli mahkemeDava zamanaşımı
Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilirTCK m.256, 86/2, 86/3-d9 ay – 2 yıl 3 ay hapis veya adli para cezasıAsliye ceza8 yıl
Basit tıbbi müdahaleyle giderilemezTCK m.256, 86/1, 86/3-d2 yıl 3 ay – 4 yıl 6 ay hapisAsliye ceza8 yıl
Kemik kırığı veya çıkıkTCK m.256, 86, 86/3-d, 87/3Kırığın derecesine göre yarısına kadar artırım (en fazla 6 yıl 9 ay)Asliye cezaUygulanan artırıma göre 8 veya 15 yıl
Yaşamı tehlikeye sokma, organ işlevinin sürekli zayıflaması, yüzde sabit izTCK m.256, 86/1, 86/3-d, 87/16 yıl – 9 yıl hapisAsliye ceza15 yıl
Organ işlevinin yitirilmesi, yüzün sürekli değişikliği, bitkisel hayatTCK m.256, 86/1, 86/3-d, 87/29 yıl – 13 yıl 6 ay hapisAğır ceza15 yıl
Yaralama sonucu ölümTCK m.256, 86/3-d, 87/414 yıl – 18 yıl hapisAğır ceza15 yıl

TCK m.87/1 ve 87/2’de, TCK m.86/3’e giren hâllerde verilecek cezanın sırasıyla 6 yıldan ve 9 yıldan az olamayacağı düzenlendiğinden, tablodaki alt sınırlar bu asgari sınırlara göre belirlenmiştir.

1- TCK 86/3-d Artırımı ve Silahla İşlenme

TCK m.86/3-d, kasten yaralamanın kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde cezanın şikâyet aranmaksızın yarı oranında artırılacağını düzenler. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2021/13666 E., 2023/928 K. sayılı kararında, görevin icrası sırasında gereksiz kuvvet kullanımı sonucunda kişinin yaralanmasının aynı zamanda nüfuzun kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve TCK m.86/3-d kapsamına girdiği belirtilmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2022/775 E., 2022/7423 K. sayılı ve 18.05.2022 tarihli kararında da bu artırımın yapılmamasının hukuka aykırı olduğu tespit edilmiş, ancak aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

Bununla birlikte Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/305 E., 2018/539 K. sayılı kararına göre bu artırım için failin kamu görevi yapması, bu görevin faile bir nüfuz sağlaması ve bu nüfuzun kötüye kullanılması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir; nüfuzun varlığına rağmen nüfuz kullanılmadan yaralama gerçekleştirilmişse artırım uygulanamaz.

Yaralama cop, gaz fişeği, silah veya silah sayılan bir araçla yapılmışsa TCK m.86/3-e’deki silahla işlenme hâli de gerçekleşir. Ancak TCK m.86/3’teki bentlerden birden fazlası gerçekleştiğinde yalnızca bir kez yarı oranında artırım yapılır; birden fazla nitelikli hâlin varlığı yalnızca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde gözetilir. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 2015/31473 E., 2016/9344 K. sayılı ve 13.04.2016 tarihli kararı bu yöndedir. Nitelikli hâllerin genel mantığı için suçun nitelikli halleri yazımıza bakabilirsiniz.

2- TCK 266 Artırımı Uygulanmaz

TCK m.266, kamu görevlisinin görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereçleri bir suçun işlenmesi sırasında kullanması hâlinde cezanın üçte bir oranında artırılmasını öngörür. Ancak maddenin açık metnine göre bu artırım yalnızca “ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmamış ise” uygulanır. TCK m.256’nın suç tanımında failin zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisi olması esasen göz önünde bulundurulduğundan, polis copu, kelepçe veya gaz tüfeği gibi görev araçlarıyla işlenen sınır aşımında ayrıca TCK m.266 artırımı yapılmaz.

3- Haksız Tahrik

Zor kullanma dosyalarında olay çoğunlukla kuvvet kullanılan kişinin hakaret, tehdit, ısırma, tükürme veya görevliye saldırı gibi haksız bir davranışıyla başlar. Bu durumda TCK m.29’daki haksız tahrik indirimi uygulanabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/269 E., 2017/108 K. sayılı kararında, katılan tarafından ısırılması üzerine katılanı darp eden polis memurunun eyleminin zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suretiyle kasten yaralama suçunu oluşturduğu ve sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2012/11949 E., 2013/12048 K. sayılı ve 11.12.2013 tarihli kararında, katılanın polis memurlarına “defolun gidin” şeklinde sözler söylediği yönündeki savunma karşısında olayın başlangıcı ve gelişimi irdelenerek haksız tahrik hükümlerinin tartışılması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2015/10181 E., 2019/5477 K. sayılı ve 20.05.2019 tarihli kararında da mağdur hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından soruşturma yapılıp yapılmadığının araştırılması ve sonucuna göre haksız tahrik hükümlerinin değerlendirilmesi istenmiştir.

4- Ceza Hesaplama Örnekleri

Aşağıdaki örnekler alt sınırdan ceza tayini ve TCK m.62’deki takdiri indirim (altıda bir) uygulandığı varsayımıyla hazırlanmıştır:

  • Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralama: 6 ay, TCK m.86/3-d ile 9 ay, TCK m.62 ile 7 ay 15 gün hapis. Ceza 1 yılın altında olduğundan adli para cezasına çevrilebilir.
  • Basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyen yaralama: 1 yıl 6 ay, TCK m.86/3-d ile 2 yıl 3 ay, TCK m.62 ile 1 yıl 10 ay 15 gün hapis.
  • Aynı olayda dörtte bir haksız tahrik indirimi: 2 yıl 3 ay, haksız tahrikle 1 yıl 8 ay 7 gün, TCK m.62 ile 1 yıl 4 ay 25 gün hapis.
  • Yaşamı tehlikeye sokan yaralama: 2 yıl 3 ay, TCK m.87/1 ile bir kat artırılarak 4 yıl 6 ay; ancak asgari sınır nedeniyle 6 yıl, TCK m.62 ile 5 yıl hapis.
  • 4 Haziran 2025’ten önceki eylem (eski hüküm): 1 yıl, TCK m.86/3-d ile 1 yıl 6 ay, TCK m.62 ile 1 yıl 3 ay hapis.

Hükmedilen ceza 2 yıl veya daha az ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve ertelemenin şartları ayrıca değerlendirilir.

D- Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması ile Benzer Suçlar Arasındaki Farklar

SuçFailFiilin niteliğiCezaBelirleyici fark
Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması (TCK 256)Zor kullanma yetkisi olan kamu görevlisiGörev sırasında ölçüyü aşan, anlık kuvvetKasten yaralama hükümleriMeşru bir zor kullanmanın ölçüsünün aşılması
İşkence (TCK 94)Kamu görevlisiİnsan onuruyla bağdaşmayan, sistematik ve süreç içinde acı verme3 – 12 yıl hapis, zamanaşımı işlemezSistematiklik ve süreklilik
Eziyet (TCK 96)HerkesBir kişinin acı çekmesine veya aşağılanmasına yol açacak davranışlar2 – 5 yıl hapisKamu görevlisi failde kural olarak işkence tartışılır
Kasten yaralama (TCK 86)HerkesVücuda acı veren veya sağlığı bozan her hareket1 yıl 6 ay – 3 yıl hapis (temel hâl)Zor kullanma yetkisi veya görev bağlantısı yok
Görevi kötüye kullanma (TCK 257)Kamu görevlisiGörevin gereklerine aykırı hareket6 ay – 2 yıl hapisYaralama neticesi yok

1- İşkence Suçu ile Farkı

İşkence ve eziyet suçları ile zor kullanma yetkisinin aşılması arasındaki fark, uygulamada en çok tartışılan konudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/269 E., 2017/108 K. sayılı kararında yer verilen değerlendirmelere göre işkenceyi oluşturan fiiller aslında kasten yaralama, hakaret, tehdit veya cinsel taciz niteliği taşıyan fiillerdir; ancak bu fiiller ani olarak değil, sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde işlenir. İşkencenin en önemli özelliği kişinin psikolojisi, ruh sağlığı, algılama ve irade yeteneği üzerindeki tahrip edici etkileridir. Fiillerin birbirini takip eden günlerde yapılması şart değildir; gidip gelip tokat atma, aralıklarla vurma veya sürekli aşağılama gibi belli bir süreye yayılan davranışlar işkence olarak değerlendirilir.

Aynı dosyada Yargıtay 8. Ceza Dairesi, gözaltı sürecinde karakolun farklı katlarında ve emniyet biriminde devam eden vurma, saç çekme ve aşağılama eylemlerini zor kullanma yetkisiyle ilgisi bulunmayan işkence olarak nitelendirmiş; Ceza Genel Kurulu ise sanığın katılan tarafından ısırılması üzerine gerçekleşen anlık darbının sistematik bir nitelik taşımadığını, eylemin işkence değil TCK m.256 kapsamında kaldığını kabul etmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2021/13666 E., 2023/928 K. sayılı kararında da fiilin sistematik bir yapıda olup olmadığı ve belirli bir sürece yayılıp yayılmadığının somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından takdir edileceği belirtilmiştir.

Bu ayrımın usule ilişkin önemli bir sonucu vardır: İşkence suçunun yargılaması ağır ceza mahkemesinin görevindedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2011/13278 E., 2013/4072 K. sayılı ve 13.02.2013 tarihli kararında, polis memurlarının bir yaralama olayının faili olan katılanı karakola götürüp burada burun kırığına yol açacak şekilde darp ettiğinin iddia ve kabul edildiği olayda, eylemin işkence suçunu oluşturabileceği, delilleri değerlendirme ve eylemi nitelendirme yetkisinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek asliye ceza mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca işkence suçunda TCK m.94/6 uyarınca zamanaşımı işlemez.

2- Kasten Yaralama ve Eziyet ile Farkı

Zor kullanma yetkisi olmayan bir kamu görevlisinin veya görev dışındaki bir polisin yaraladığı kişi bakımından TCK m.256 değil doğrudan TCK m.86 uygulanır. Eziyet suçu (TCK m.96) ise herkes tarafından işlenebilen ve bir kişinin acı çekmesine veya aşağılanmasına yol açacak davranışları cezalandıran bir suçtur; kamu görevlisinin görevi sırasında gerçekleştirdiği bu nitelikteki davranışlar kural olarak işkence kapsamında değerlendirilir.

3- Görevi Kötüye Kullanma ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ile Farkı

Görevi kötüye kullanma suçu torba suç niteliğindedir ve kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında uygulanır. Zor kullanma sırasında bir yaralanma meydana gelmişse TCK m.256 özel hüküm olarak uygulanır. Yaralanma olmaksızın görev yetkisinin kötüye kullanıldığı hâllerde, örneğin bir kişinin hukuka aykırı biçimde kelepçeli bekletilmesinde, görevi kötüye kullanma veya somut olaya göre kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu gündeme gelir. Kamu görevlisi, görev sırasında sözle tehditte bulunmuşsa tehdit suçu da ayrıca değerlendirilir.

4- Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ile İlişkisi

Zor kullanma dosyalarının neredeyse tamamında, kuvvet kullanılan kişi hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan da işlem yapılır. Kamu görevlisi kuvvet kullanmasının sebebinin direnme olduğunu savunur; kuvvet kullanılan kişi ise direnmediğini, gereksiz yere dövüldüğünü ileri sürer. Bu iki dosyanın sonucu birbirini doğrudan etkiler.

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2013/14777 E., 2015/17065 K. sayılı ve 07.12.2015 tarihli kararı ile 2016/1690 E., 2016/6343 K. sayılı ve 15.06.2016 tarihli kararında, aynı olaydan kaynaklanan direnme davasının akıbetinin araştırılması, derdest ise davaların birleştirilmesi, karara çıkmışsa onaylı örneğinin getirtilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemelerin farklı sonuçlara varması, yani bir dosyada kişinin direndiğinin, diğer dosyada ise direnmediğinin kabul edilmesi bu yolla önlenir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/305 E., 2018/539 K. sayılı kararına konu olayda da katılan, direnme suçundan açılan davada beraat etmiştir.

E- Soruşturma ve Yargılama Usulü

1- Şikâyet, Uzlaştırma ve Kamu Davasının Ertelenmesi

TCK m.86/3, nitelikli hâllerde cezanın “şikâyet aranmaksızın” artırılacağını düzenlediğinden, TCK m.86/3-d uygulanan zor kullanma dosyalarında soruşturma şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcısı suçu herhangi bir şekilde öğrendiğinde resen soruşturma başlatır; mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi soruşturmayı veya davayı sona erdirmez.

CMK m.253/1-b-1, kasten yaralama suçunu “üçüncü fıkra hariç” olmak üzere uzlaştırma kapsamına almıştır. TCK m.86/3 kapsamındaki nitelikli hâller uzlaştırma dışında kaldığından, kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanarak gerçekleştirdiği yaralama da uzlaştırmaya tabi değildir.

Kamu davasının açılmasının ertelenmesi de mümkün değildir. CMK m.171/6-b, kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle işlenen suçlarda kamu davasının açılmasının ertelenmesi hükümlerinin uygulanmayacağını açıkça düzenlemiştir.

2- Soruşturma İzni ve Doğrudan Soruşturma

Kolluk görevlileri bakımından soruşturma usulü, kuvvetin hangi görev sırasında kullanıldığına göre değişir. CMK m.161/5 uyarınca, adliyeye ilişkin görev ve işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk amir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcıları doğrudan doğruya soruşturma yapar. Yakalama, gözaltı, adli arama ve şüphelinin götürülmesi gibi adli kolluk faaliyetleri sırasında gerçekleşen sınır aşımında bu nedenle 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni alınması gerekmez; 4483 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinin son fıkrası da bu özel usulü saklı tutar. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/6456 E., 2022/9193 K. sayılı ve 06.07.2022 tarihli kararında da kolluk görevlileri yönünden 4483 sayılı Kanun’un 2/son ve CMK’nın 161/5’inci maddelerine birlikte atıf yapılmıştır.

Kuvvetin adli görev dışında, salt idari kolluk faaliyeti sırasında kullanıldığı durumlarda ise soruşturma iznine ilişkin değerlendirme somut olaya göre yapılır. Bu nedenle soruşturmanın hangi usulle yürütüldüğü ve görevin adli mi idari mi olduğu, hem mağdur hem şüpheli kamu görevlisi bakımından dosyanın ilk incelenmesi gereken noktalarından biridir. En üst dereceli kolluk amirleri hakkında ise CMK m.161/5’in son cümlesi uyarınca hâkimlerin görevlerinden dolayı tabi oldukları yargılama usulü uygulanır.

3- Deliller: Adli Tıp Raporu, Kamera Kayıtları ve Tanıklar

Zor kullanma dosyalarında mahkûmiyet veya beraat çoğu zaman tıbbi delillerin değerlendirilmesine bağlıdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2016/3817 E., 2020/10066 K. sayılı kararında, katılanın kolundaki kırığın iddia ve savunmalar doğrultusunda zor kullanma yetkisi kapsamında kalacak bir müdahaleyle oluşup oluşmadığı ve olayda bir cisim kullanılıp kullanılmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadan hüküm kurulması eksik araştırma sayılmıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2017/2609 E., 2017/2703 K. sayılı ve 20.06.2017 tarihli kararında da yaralanmanın sanığın savunduğu gibi kaçarken düşme sonucu mu, yoksa darp sonucu mu oluştuğunun açıklayıcı bir raporla belirlenmesi istenmiştir.

Tanık beyanlarının değerlendirilmesinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/305 E., 2018/539 K. sayılı kararı yol göstericidir. Bu kararda katılanın aşamalarda önemli değişiklik göstermeyen istikrarlı beyanları, bu beyanlarla örtüşen adli tıp raporu ve olaya tanık olan bağımsız bir kişinin anlatımı bir bütün olarak değerlendirilmiş; sanığın meslektaşları olan polis memurlarının katılanın başını kendi kendine vurduğu yönündeki anlatımlarına itibar edilmemiştir. Aynı dosyada adli tıp uzmanı, kulak zarı yırtılmasının başın sağa sola vurulmasıyla oluşmasının fennen pek mümkün olmadığını bildirmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/269 E., 2017/108 K. sayılı kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Salman/Türkiye ve Mehmet Ali Okur/Türkiye kararlarına atıfla, tamamen polis memurlarının denetimi altında gözaltında tutulduğu sırada meydana gelen her türlü yaralanmanın ciddi kuşkulara yol açtığı belirtilmiştir. Bu nedenle gözaltına giriş ve çıkışta alınan sağlık raporları arasındaki fark, dosyanın en güçlü delillerinden biridir.

4- Görevli Mahkeme, Kanun Yolu ve Dava Zamanaşımı

Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması davalarına kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Yaralama TCK m.87/2 kapsamına giriyor veya ölümle sonuçlanıyorsa, cezanın üst sınırı 10 yılı aştığından 5235 sayılı Kanun’un 12’nci maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesi görevlidir. Eylemin işkence olarak nitelendirilmesi ihtimali varsa da dava ağır ceza mahkemesinde görülür.

Dava zamanaşımı süresi uygulanan hükme göre belirlenir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen ve giderilemeyen yaralamalarda cezanın üst sınırı 5 yılı geçmediğinden TCK m.66/1-e uyarınca zamanaşımı 8 yıldır. TCK m.87/1, 87/2 ve 87/4 kapsamındaki hâllerde üst sınır 5 yılı aştığından TCK m.66/1-d uyarınca 15 yıldır. Kemik kırığında süre, kırığın derecesine göre yapılan artırımın üst sınırı 5 yılın üzerine çıkarıp çıkarmamasına göre belirlenir. Zamanaşımını kesen işlemler varsa süreler TCK m.67/4 uyarınca yarısı kadar uzar ve en fazla 12 yıla veya 22 yıl 6 aya çıkar. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2017/4485 E., 2021/5485 K. sayılı ve 09.11.2021 tarihli kararında, sanık polis memurları hakkındaki zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması davasının 8 yıllık asli zamanaşımının dolması nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir.

Yaralamanın ağırlığı sanığın sorgusunun usulünü de etkiler. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2023/114 E., 2023/5259 K. sayılı ve 21.06.2023 tarihli kararına konu dosyada, sanıklara isnat edilen suçun TCK m.86/1, 86/3-e ve 87/1-d-son uyarınca öngörülen cezasının alt sınırının 5 yıl olması nedeniyle savunmalarının istinabe yoluyla değil, yargılamayı yapan mahkemece alınması gerektiği gerekçesiyle önceki hüküm bozulmuştur.

5- HAGB, Erteleme ve Seçenek Yaptırımlar

Zor kullanma yetkisinin aşıldığı dosyalarda hükmedilen ceza 2 yıl veya daha az ise hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) mümkündür. Bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve CMK m.231/6-c uyarınca mağdurun uğradığı zararın giderilmesi gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/269 E., 2017/108 K. sayılı kararında, mahkemenin HAGB’yi yalnızca sanığın işkence suçundan yargılanmış olması ve kararın Yargıtay denetimine açık olması gerekçesiyle reddetmesi yasal ve yeterli gerekçe sayılmamıştır.

HAGB uygulanmazsa 2 yıl veya daha az hapis cezası TCK m.51 uyarınca ertelenebilir. 1 yıl veya daha az hapis cezası ise TCK m.50 kapsamında adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2018/305 E., 2018/539 K. sayılı kararına konu dosyada 1 yıl 3 ay hapis cezası ertelenmiştir.

6- Memuriyete, Disipline Etkisi ve TCK 53/5

Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması, kamu görevinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen bir suçtur. Bu nedenle mahkûmiyet hâlinde TCK m.53/5 uyarınca cezanın infazından sonra başlamak üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hakkın kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi zorunludur. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2012/11949 E., 2013/12048 K. sayılı kararında bu yasağa hükmedilmemesi bozma nedeni sayılmıştır. Ayrıntılar için belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma yazımıza bakabilirsiniz.

Suç, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesinde süresine bakılmaksızın memuriyete engel sayılan suçlar arasında yer almaz. Ancak kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet memuriyete engel olduğundan, bu süreye ulaşan bir mahkûmiyet memuriyeti sona erdirebilir. Emniyet ve jandarma personeli için kendi personel ve disiplin mevzuatındaki sonuçlar ayrıca incelenmelidir. Disiplin soruşturması ceza yargılamasından bağımsız yürür; Danıştay İkinci Dairesinin 2021/2404 E., 2023/6195 K. sayılı kararında, emniyete getirilen bir kişiyi dövme fiilinin kesin ve şüpheden uzak delillerle ispatlanamaması nedeniyle verilen disiplin cezası hukuka aykırı bulunmuştur.

7- Tazminat Yolu

Kamu görevlisinin ölçüyü aşan kuvveti nedeniyle zarar gören kişi, maddi ve manevi tazminat talebini Anayasa’nın 129’uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kamu görevlisine karşı değil, onun bağlı olduğu idareye karşı ileri sürer. Bunun için önce idareye başvurulur, ardından idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 2021/931 E., 2022/1389 K. sayılı ve 13.04.2022 tarihli kararına konu dosyada, gaz fişeği isabetiyle yaralanan kişinin tazminat talebi incelenirken, savcılığın failin kimliğini tespit edemediği ancak TCK m.256 kapsamında kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunduğunu belirttiği kararı da değerlendirmeye alınmıştır. Failin kimliğinin belirlenememesi, idareye karşı tazminat yolunu tek başına kapatmaz.

Zor Kullanma Yetkisinin Aşılmasında Mağdur İçin Yol Haritası

Ölçüyü aşan kuvvet kullanımına maruz kaldığını düşünen kişi bakımından delillerin olaydan hemen sonra toplanması belirleyicidir:

  1. Adli rapor: Olaydan sonra en kısa sürede bir sağlık kuruluşundan adli rapor alınmalı, gözaltına giriş ve çıkış raporlarının dosyaya getirtilmesi istenmelidir.
  2. Fotoğraf ve tıbbi belgeler: Yaralanmaların tarihli fotoğrafları ile tedavi, tetkik ve kontrol belgeleri saklanmalıdır.
  3. Kamera kayıtları: Kent güvenlik kameraları, karakol ve nezarethane kameraları, araç kameraları ile çevredeki iş yerlerinin kayıtları belirli bir süre sonra silindiğinden, savcılıktan derhâl muhafaza ve inceleme talep edilmelidir.
  4. Tanıklar: Olayı gören bağımsız kişilerin kimlik ve iletişim bilgileri not edilmelidir.
  5. Suç duyurusu: Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuru yapılmalı, kamu görevlilerinin teşhisi için gerekli bilgiler verilmelidir.
  6. Karşı dosya: Kişi hakkında direnme veya hakaret iddiasıyla açılan soruşturma ya da dava varsa savunma bu dosyayla birlikte ele alınmalı ve dosyaların birleştirilmesi talep edilmelidir.
  7. Katılma ve kanun yolları: Kamu davasına katılma talebinde bulunulmalı; kovuşturmaya yer olmadığına dair karara süresinde itiraz edilmelidir.
  8. Tazminat: Ceza dosyasının sonucunu beklemeden idareye başvuru ve tam yargı davası süreleri takip edilmelidir.

Zor Kullanma Yetkisinin Aşılması Suçlamasında Savunma Noktaları

Bu suçlamayla karşılaşan kamu görevlisi yönünden savunmada şu hususlar öncelikle incelenmelidir:

  1. Yetki: Şüpheli, kanunen zor kullanma yetkisine sahip bir kamu görevlisi midir? Değilse TCK m.256 hiç uygulanabilir mi?
  2. Direniş: Kişinin fiilî bir direnişi var mıdır? Direnme dosyasının sonucu nedir ve davalar birleştirilmiş midir?
  3. Kademelilik: Kuvvet, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre kademeli olarak mı artırılmıştır? İhtar yapılmış mıdır?
  4. Zamanlama: Kuvvet direniş kırıldıktan sonra da devam etmiş midir, yoksa yalnızca etkisiz hâle getirme süresiyle mi sınırlı kalmıştır?
  5. Tıbbi nedensellik: Yaralanma iddia edilen darbe ile mi, yoksa kaçma, düşme veya kişinin kendi davranışıyla mı oluşmuştur? Adli Tıp Kurumundan açıklayıcı rapor alınmış mıdır?
  6. Somut bulgu: Raporda somut bir yaralanma bulgusu var mıdır, yoksa yalnızca kişinin yakınmasına mı dayanılmıştır?
  7. Kast: Ölçü bilerek ve isteyerek mi aşılmıştır? TCK m.27’deki sınırın aşılması veya meşru savunmada mazur görülebilecek heyecan hâli tartışılmış mıdır?
  8. Haksız tahrik: Olay kişinin hakaret, tehdit, ısırma veya saldırısıyla mı başlamıştır? TCK m.29 indirimi değerlendirilmiş midir?
  9. Nitelendirme: Eylem anlık bir kuvvet kullanımı mıdır, yoksa işkence iddiasına konu sistematik bir süreç midir? Görevli mahkeme doğru belirlenmiş midir?
  10. Ceza hesabı: TCK m.86/3’teki birden fazla bent için tek artırım mı yapılmıştır? Gereksiz yere TCK m.266 artırımı uygulanmış mıdır? Eylem tarihine göre lehe kanun gözetilmiş midir?
  11. Zamanaşımı: Uygulanan hükme göre 8 veya 15 yıllık süre dolmuş mudur?
  12. Yan sonuçlar: HAGB şartları, TCK m.53/5 ve memuriyete etkisi doğru değerlendirilmiş midir?

Sonuç

Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçu, zor kullanma yetkisine sahip bir kamu görevlisinin görevi sırasında kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanmasıdır ve TCK m.256 uyarınca kasten yaralama hükümlerine göre cezalandırılır. 7550 sayılı Kanun’dan sonra TCK m.86/3-d artırımıyla ceza, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralamada 9 aydan 2 yıl 3 aya, giderilemeyecek yaralamada 2 yıl 3 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapistir; ağır yaralanma ve ölüm hâllerinde ceza 18 yıla kadar çıkar. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma ve kamu davasının ertelenmesi uygulanmaz, mahkûmiyette TCK m.53/5 uyarınca görev yasağı zorunludur. Yargıtay, sistematik ve süreç içinde gerçekleşen eylemleri işkence olarak, anlık ve ölçüyü aşan kuvvet kullanımını ise TCK m.256 kapsamında değerlendirmektedir. Dosyanın sonucu çoğunlukla adli tıp raporu, kamera kayıtları ve aynı olaydaki direnme dosyasının birlikte değerlendirilmesine bağlıdır.

Sık Sorulan Sorular

Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçunun cezası nedir?

TCK m.256 ayrı bir ceza öngörmez, kasten yaralama hükümlerine gönderme yapar. TCK m.86/3-d’deki yarı oranında artırımla ceza, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralamada 9 aydan 2 yıl 3 aya kadar hapis veya adli para cezası, giderilemeyecek yaralamada 2 yıl 3 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapistir. Yaralama yaşamı tehlikeye sokmuşsa 6 yıldan 9 yıla, organ işlevini yitirtmişse 9 yıldan 13 yıl 6 aya, ölümle sonuçlanmışsa 14 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası verilir.

Polisin orantısız güç kullanması suç mudur?

Evet. Polisin görevini yaparken direnişi kırmak için gerekli olandan fazla kuvvet kullanması ve bunun sonucunda bir kişinin yaralanması TCK m.256’daki zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçunu oluşturur. Ancak direnmenin mahiyetine ve derecesine göre kademeli ve orantılı olarak kullanılan zor, 2559 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesi ve TCK m.24 kapsamında hukuka uygundur ve suç oluşturmaz.

Bu suçu kimler işleyebilir?

Bu suçu yalnızca kanunen zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlileri işleyebilir. Polis, jandarma, sahil güvenlik görevlileri, çarşı ve mahalle bekçileri ile ceza infaz kurumlarında görev yapan infaz ve koruma memurları bunların başında gelir. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 2022/629 E., 2022/5909 K. sayılı kararına göre zor kullanma yetkisi bulunmayan kişiler hakkında TCK m.256 uygulanamaz.

Zor kullanma yetkisinin aşılması ile işkence arasındaki fark nedir?

İşkence, insan onuruyla bağdaşmayan davranışların sistematik bir şekilde ve belli bir süreç içinde gerçekleştirilmesidir ve 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Zor kullanma yetkisinin aşılması ise meşru bir zor kullanma sırasında ölçünün anlık olarak aşılmasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/269 E., 2017/108 K. sayılı kararında, ısırılması üzerine katılanı darp eden polis memurunun eylemi işkence değil TCK m.256 kapsamında değerlendirilmiştir.

Polise karşı şikâyetimi geri alırsam dava düşer mi?

Hayır. TCK m.86/3-d uygulanan zor kullanma dosyalarında soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcısı suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır ve mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez. Bu nedenle uzlaştırma da uygulanmaz.

Polis hakkında suç duyurusunda soruşturma izni gerekir mi?

Kuvvet yakalama, gözaltı veya adli arama gibi adli kolluk görevi sırasında kullanılmışsa CMK m.161/5 uyarınca Cumhuriyet savcısı doğrudan soruşturma yapar ve 4483 sayılı Kanun’a göre izin aranmaz. Kuvvetin salt idari kolluk faaliyeti sırasında kullanıldığı durumlarda ise soruşturma usulü somut olaya göre belirlenir. Görevin niteliği bu nedenle dosyanın başında açıklığa kavuşturulmalıdır.

Zor kullanma yetkisinin aşılması uzlaştırmaya tabi mi?

Hayır. CMK m.253/1-b-1 kasten yaralama suçunu yalnızca “üçüncü fıkra hariç” olmak üzere uzlaştırma kapsamına almıştır. Zor kullanma yetkisinin aşıldığı dosyalarda uygulanan TCK m.86/3-d bu fıkrada yer aldığından suç uzlaştırma kapsamında değildir. Ayrıca CMK m.171/6-b uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı da verilemez.

Bu suçta zamanaşımı kaç yıldır?

Dava zamanaşımı yaralamanın ağırlığına göre değişir. Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilen ve giderilemeyen yaralamalarda üst sınır 5 yılı geçmediğinden TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır. Yaşamı tehlikeye sokan, organ işlevini zayıflatan veya yitirten yaralamalar ile ölüm hâlinde TCK m.66/1-d uyarınca 15 yıldır. Kesen işlemler varsa süreler en fazla 12 yıla ve 22 yıl 6 aya çıkar.

Zor kullanma yetkisinin aşılması davasına hangi mahkeme bakar?

Kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Yaralama organ işlevinin yitirilmesi gibi TCK m.87/2 kapsamındaki bir sonuca yol açmışsa veya ölümle sonuçlanmışsa cezanın üst sınırı 10 yılı aştığından ağır ceza mahkemesi görevlidir. Eylemin işkence olarak nitelendirilmesi ihtimali varsa da asliye ceza mahkemesi görevsizlik kararı vererek dosyayı ağır ceza mahkemesine gönderir.

Polis hakkında HAGB veya erteleme kararı verilebilir mi?

Koşulları varsa verilebilir. Hükmedilen ceza 2 yıl veya daha az ise HAGB ve erteleme mümkündür. Basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyen yaralamada alt sınırdan verilen ceza TCK m.62 indirimiyle 1 yıl 10 ay 15 gün olduğundan bu sınırın altında kalır. HAGB için CMK m.231/6-c uyarınca mağdurun zararının giderilmesi de gerekir.

Haksız tahrik indirimi uygulanır mı?

Evet. Kuvvet kullanılan kişinin hakaret, tehdit, ısırma veya saldırı gibi haksız bir davranışı kamu görevlisinde hiddet veya şiddetli elem yaratmışsa TCK m.29 uyarınca ceza dörtte birden dörtte üçe kadar indirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/269 E., 2017/108 K. sayılı kararında, katılan tarafından ısırılan polis memuru hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.

Polis copu veya gaz tüfeği kullandıysa ceza ayrıca artar mı?

TCK m.86/3-e’deki silahla işlenme hâli gerçekleşebilir; ancak TCK m.86/3’teki bentlerden birden fazlası bulunduğunda yalnızca bir kez yarı oranında artırım yapılır ve diğer nitelikli hâller temel cezanın belirlenmesinde gözetilir. TCK m.266’daki görev araçlarını kullanma artırımı ise uygulanmaz, çünkü TCK m.256’nın suç tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen göz önünde bulundurulmuştur.

Zor kullanma yetkisinin aşılması memuriyete engel mi?

Bu suç 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde süresine bakılmaksızın memuriyete engel sayılan suçlar arasında yer almaz. Ancak kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet memuriyete engel olduğundan, bu süreye ulaşan mahkûmiyet memuriyeti etkiler. Mahkûmiyette ayrıca TCK m.53/5 uyarınca cezanın yarısından bir katına kadar görev yasağı verilmesi zorunludur.

Orantısız güç nedeniyle tazminat kime karşı istenir?

Anayasa’nın 129’uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kamu görevlilerinin görevleri sırasında verdikleri zararlar için tazminat davası kamu görevlisine karşı değil, bağlı olduğu idareye karşı açılır. Bunun için önce idareye başvurulur, ardından idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Failin kimliğinin tespit edilememesi idareye karşı tazminat yolunu tek başına kapatmaz.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Gözaltı, yakalama veya bir kolluk müdahalesi sırasında ölçüyü aşan kuvvete maruz kaldıysanız ya da kamu görevlisi olarak zor kullanma yetkisinin aşılması iddiasıyla bir soruşturma veya kovuşturmayla karşı karşıyaysanız, süreç hakkında bilgi almak için zor kullanma ve kolluk müdahalesi dosyalarında ceza avukatı desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir