Kamu Görevinin Usulsüz Olarak Üstlenilmesi Suçu ve Cezası (TCK-262)

kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi

İçindekiler

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçu, bir kamu görevini kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs etmek veya terk emri kendisine bildirildiği hâlde görevi sürdürmektir ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 262’nci maddesinde düzenlenmiştir. Suçun cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır; suçun nitelikli hâli yoktur. Yargıtay’a göre kendini polis, savcı veya müfettiş olarak tanıtmak tek başına yetmez; failin o kamu görevine ait bir işi, örneğin kimlik kontrolü veya arama yapmaya fiilen kalkışması gerekir. Suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında değildir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve basit yargılama usulü uygulanabilir, soruşturma izni aranmaz, davaya asliye ceza mahkemesi bakar ve dava zamanaşımı 8 yıldır.

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi, Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Uygulamada en çok kendini sivil polis, jandarma, istihbarat görevlisi veya icra müdürü olarak tanıtıp kişileri durduran, kimlik soran, üst veya eşya araması yapmaya kalkışan kişiler hakkında gündeme gelir. Dosyalardaki asıl tartışma, eylemin yalnızca “sahte sıfat iddiası” mı, yoksa bir kamu görevinin fiilen icrasına kalkışma mı olduğu ve aynı olayda nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmadığıdır. Bu yazıda madde metni, suçun unsurları, cezası, dolandırıcılık ve özel kıyafet suçlarından farkı ile yargılama usulü güncel Yargıtay kararları ışığında incelenmektedir. Somut olayınızın değerlendirilmesi için bir avukata danışmanız önerilir.

Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr

Yargıtay Kararları Işığında Kamu Görevinin Usulsüz Olarak Üstlenilmesi Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçunun oluşması için Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/9488 E., 2024/552 K. sayılı ve 17.01.2024 tarihli kararında, bu suçun meydana gelmesi için yalnızca bir kamu görevine ilişkin sıfatın kullanılmasının yeterli olmadığı, failin üstlenmeye kalkıştığı kamu görevine ilişkin bir faaliyette bulunması veya işlem yapması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Maddeler hâlinde saymak gerekirse kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçunun oluşması için:

  1. Ortada gerçek bir kamu görevinin, yani yasama, yürütme veya yargı alanında yürütülen bir kamusal faaliyetin bulunması,
  2. Failin bu görevi yürütmeye kanun ve nizamlara göre yetkili olmaması,
  3. Failin o göreve ait bir işlemi fiilen yapmaya kalkışması; kimlik kontrolü, arama, durdurma veya resmi bir işlem başlatma gibi,
  4. Ya da daha önce görevde bulunan kişinin, görevi bırakması gerektiğine ilişkin terk emri kendisine bildirildiği hâlde görevi sürdürmesi,
  5. Failin yetkisiz olduğunu bilerek ve isteyerek, yani kasten hareket etmesi

gerekmektedir. Bu şartlardan biri eksikse eylem TCK m.262 kapsamında cezalandırılamaz. Kendini telefonla polis veya savcı olarak tanıtıp bilgi istemek, karakola çağırmak ya da bir atama talebinde bulunmak, Yargıtay’a göre görevin icrası sayılmaz. Bu tür sahte sıfat kullanımı bir menfaat elde etmeye yönelikse kural olarak dolandırıcılık suçu gündeme gelir.

A- TCK 262 Madde Metninin İncelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 262’nci maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi

Madde 262- (1) Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

1- Maddenin Yapısı ve Korunan Hukuki Değer

TCK m.262, 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girdiğinden bu yana değiştirilmemiştir ve tek fıkradan oluşur. Madde iki ayrı seçimlik hareket içerir: yetkisiz bir kişinin kamu görevini yerine getirmeye teşebbüs etmesi ve görevden ayrılması emredilen kişinin görevi sürdürmesi. Maddede nitelikli hâl, etkin pişmanlık veya cezasızlık sebebi düzenlenmemiştir.

Korunan hukuki değer, kamu idaresinin güvenilirliği ve kamu görevlerinin yalnızca kanunla yetkilendirilmiş kişiler tarafından yürütülmesidir. Vatandaşın, karşısındaki kişinin gerçekten yetkili bir kamu görevlisi olduğuna güvenebilmesi kamu düzeninin temelidir. Sahte bir polisin kimlik kontrolü yapması veya görevden alınmış bir kişinin işlem yapmayı sürdürmesi, somut bir zarar doğmasa bile bu güveni sarsar. Bu nedenle suç, bir zarar veya menfaat sonucunu aramaz.

2- “Kamu Görevi” Kavramı

Suçun konusu bir kamu görevidir. TCK m.6/1-c, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişiyi kamu görevlisi sayar. Kamu görevi de bu kamusal faaliyetin bir parçasıdır: kolluğun kimlik sorma, durdurma ve arama yetkisi, icra müdürünün haciz ve muhafaza işlemleri, savcı veya hâkimin yargısal işlemleri, müfettişin denetim yetkisi ve muhtarın resmi belge düzenleme yetkisi bunlara örnektir.

Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2012/18759 E., 2014/11875 K. sayılı ve 12.06.2014 tarihli kararında, TCK m.262’deki suçun oluşabilmesi için gerçek bir kamu görevinin üstlenilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kamu görevinin bir parçası olmayan bir iş, örneğin özel bir şirketin güvenlik hizmeti veya serbest meslek faaliyeti, bu suçun konusunu oluşturmaz. Kendini avukat olarak tanıtıp avukatlık işi yapmaya kalkışma ise 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’ndaki özel hükümler kapsamında değerlendirilir.

B- Suçun Unsurları

1- Birinci Hareket: Kamu Görevini Yerine Getirmeye Teşebbüs

Birinci seçimlik hareket, kamu görevini kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs etmektir. Buradaki “teşebbüs”, kanunun suçu tanımlarken kullandığı bir ifadedir; failin görevi tamamlaması gerekmez, göreve ait bir işlemin icrasına başlaması yeterlidir. Suç bu anda tamamlanır.

Yargıtay, sıfat iddiası ile görevin icrası arasındaki sınırı somut olaylar üzerinden çizmektedir:

OlayYargıtay kararıSonuç
Telefonla Adalet Bakanlığı başmüfettişi olarak tanıtıp savcılık ve mahkemelerden dosya bilgisi almaya çalışmakYargıtay 9. Ceza Dairesi 2014/5227 E., 2014/10114 K.Suç oluşmaz, beraat
Telefonla polis olduğunu söyleyip karakola ifadeye çağırmak, aranınca savcı olarak tanıtmakYargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/9488 E., 2024/552 K.Suç oluşmaz, beraat
İl sağlık müdürünü arayıp müsteşar yardımcısı olarak tanıtıp bir hemşirenin atanmasını istemekYargıtay 5. Ceza Dairesi 2016/1427 E., 2019/11803 K.Suç oluşmaz, beraat
Site güvenlik görevlisine narkotik polisi olduğunu, birini takip ettiğini söylemek, kimlik sorulunca uzaklaşmakYargıtay 5. Ceza Dairesi 2015/10732 E., 2019/6343 K.Suç oluşmaz, beraat
Ormanda gezen kişilere istihbaratta görevli olduğunu söyleyip kimliklerini isteyip incelemek, telefon numaralarını almakYargıtay 15. Ceza Dairesi 2011/22271 E., 2013/6144 K.Zincirleme TCK 262, mahkûmiyet onandı

Tablodaki ayrımın ölçütü, failin kamu görevine özgü bir yetkiyi kullanmaya kalkışıp kalkışmadığıdır. Kimlik kontrolü, durdurma, arama, el koyma, ifade alma veya haciz gibi işlemler görevin icrasıdır. Buna karşılık yalnızca sıfat söylemek, bir makamı telefonla arayıp bilgi istemek veya bir işin yapılmasını talep etmek görevin icrası değildir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/3534 E., 2023/10317 K. sayılı ve 25.10.2023 tarihli kararına konu olayda, yoldan geçen çocuklara kendini polis olarak tanıtıp ellerindeki poşetleri aramak isteyen ve nüfus cüzdanını resmi kimlik gibi gösteren sanık hakkında TCK m.262’den mahkûmiyet kurulmuştur. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/5029 E., 2024/551 K. sayılı ve 17.01.2024 tarihli kararına konu olayda da aracıyla kişileri durdurup polis olarak tanıtan ve kimliklerini isteyen sanık hakkında dava açılmıştır.

2- İkinci Hareket: Terk Emrine Rağmen Görevi Sürdürmek

İkinci seçimlik hareket, terk emri kendisine bildirilmiş olduğu hâlde görevi sürdürmektir. Bu hareketin faili, daha önce o görevde yetkili olarak bulunan kişidir: görevden alınan, görevden uzaklaştırılan, ataması iptal edilen, başka yere atanan veya görev süresi sona eren kişi. Kişi, görevi bırakması gerektiği kendisine bildirildikten sonra görev yerinde işlem yapmaya, imza atmaya veya yetki kullanmaya devam ederse suç oluşur.

Terk emrinin yetkili makamdan gelmesi ve kişiye bildirilmesi şarttır. Kanun bildirim için belirli bir şekil öngörmemiştir; ancak ispat bakımından yazılı tebliğ belirleyicidir. Terk emri bildirilmeden, yalnızca görevden alma kararının varlığı bu hareketi oluşturmaz. Görevden alma kararının hukuka aykırı olduğu düşünülse bile çözüm, kararın idari yargı yoluyla iptalini istemektir; kararı tanımayıp görevi sürdürmek suçun oluşmasını engellemez.

3- Fail

Birinci hareket bakımından suç herkes tarafından işlenebilir. Kamu görevlisi olmayan bir kişi, kendini kamu görevlisi gibi göstererek bir kamu görevini icraya kalkıştığında fail olur. İkinci hareket ise yalnızca daha önce görevde bulunmuş ve kendisine terk emri bildirilmiş kişi tarafından işlenebildiğinden bu yönüyle özgü suç niteliği taşır.

Kendi görev alanındaki bir işlemi yetkisini aşarak yapan gerçek bir kamu görevlisi bakımından ise genellikle TCK m.262 değil, görevi kötüye kullanma veya sahtecilik hükümleri uygulanır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2012/7760 E., 2013/5148 K. sayılı ve 15.05.2013 tarihli kararında, başka bir mahallede oturan kişinin yeşil kart belgelerini yetkisi olmadığı hâlde onaylayan mahalle muhtarının eyleminin görevi kötüye kullanma suçunu veya belgede sahtecilik suçlarını oluşturabileceği ve soruşturma izni üzerinde de durulması gerektiği belirtilmiştir.

4- Mağdur ve Katılma Hakkı

Suçun mağduru toplum ve kamu idaresidir. Sahte görevlinin kimliğini sorduğu veya aramaya kalkıştığı kişi, eylemden doğrudan zarar görmedikçe davaya katılan olamaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/12527 E., 2019/10111 K. sayılı ve 23.10.2019 tarihli kararında, kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi ve özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçlarından açılan davada, suçtan doğrudan zarar görmeyen kişinin katılma hakkı bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının da hükmü temyiz hakkı kazandırmayacağı belirtilerek temyiz istemi reddedilmiştir.

5- Manevi Unsur: Kast

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi yalnızca kasten işlenebilir; taksirli hâli yoktur. Fail, üstlendiği görevi yapmaya yetkili olmadığını bilmeli ve buna rağmen görevin icrasına kalkışmayı istemelidir. Terk emrine rağmen görevi sürdürme hâlinde, failin terk emrinin kendisine bildirildiğini bilmesi gerekir.

Failin amacı veya saiki suçun oluşmasını etkilemez. Sahte polisin bir menfaat elde etmek, bir kişiyi korkutmak veya sadece gösteriş yapmak amacıyla hareket etmesi arasında fark yoktur. Ancak menfaat amacı, aşağıda açıklanan dolandırıcılık ve yağma suçları bakımından ayrıca önem taşır. Atamasının geçerli olduğuna veya görev süresinin henüz dolmadığına içtenlikle inanan kişi bakımından ceza hukukunda hata hükümleri tartışılabilir.

6- Hukuka Uygunluk Nedenleri

Hukuka uygunluk nedenlerinden kanunun hükmünü yerine getirme (TCK m.24) bu suç bakımından özel önem taşır. CMK m.90/1 uyarınca suçüstü hâlinde veya kaçma şüphesi bulunan kişiyi herkes geçici olarak yakalayabilir. Bir vatandaşın suçüstü yakaladığı kişiyi kolluğa teslim etmek için tutması, kanunun tanıdığı bir yetkinin kullanılmasıdır ve kamu görevini usulsüz üstlenme sayılmaz. Buna karşılık kişinin kendini polis olarak tanıtarak yakalama, arama veya kimlik kontrolü yapması bu yetkinin dışına çıkar.

Yetkili makamın usulüne uygun görevlendirmesiyle, örneğin vekâleten veya geçici görevle bir kamu görevini yürüten kişi de kanuna uygun hareket eder. Görevlendirmenin sona erdiği bildirildikten sonra işlem yapmayı sürdürmek ise ikinci seçimlik hareketi oluşturabilir.

C- Kamu Görevinin Usulsüz Olarak Üstlenilmesi Suçunun Cezası

TCK m.262’deki ceza tek bir aralık olarak belirlenmiştir:

HâlKanun maddesiCeza
Kamu görevini kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüsTCK m.262/13 aydan 2 yıla kadar hapis
Terk emri bildirildiği hâlde görevi sürdürmeTCK m.262/13 aydan 2 yıla kadar hapis
Farklı kişilere yönelik görev icrası (zincirleme suç)TCK m.262/1, 43/1Ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır
Resmi elbise de giyilmişseTCK m.264 ayrıcaAyrı ceza: 3 aydan 1 yıla kadar hapis

1- Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve HAGB

TCK m.262’de doğrudan adli para cezası seçeneği yoktur; ancak hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya daha az ise kısa süreli hapis cezasıdır ve TCK m.50 uyarınca adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Hükmedilen ceza 1 yılı aşarsa bu çevirme yapılamaz. Hükmedilen ceza 2 yıl veya daha az olduğundan koşulları varsa cezanın ertelenmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) da mümkündür.

Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/9488 E., 2024/552 K. sayılı kararında, HAGB’nin seçenek yaptırımlara çevirme ve erteleme gibi diğer kişiselleştirme nedenlerinden önce değerlendirilmesinin zorunlu olduğu, kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilirken esas alınan tam gün sayısının hüküm fıkrasında gösterilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyette TCK m.53/1’deki hak yoksunlukları cezanın infazı tamamlanana kadar uygulanır. Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya seçenek yaptırıma çevrilmişse TCK m.53/4 uyarınca bu hak yoksunlukları uygulanmaz.

2- Etkin Pişmanlık Yoktur

TCK m.262’de etkin pişmanlık hükmü yer almaz. Sahte görevlinin olay yerinden kendiliğinden ayrılması veya terk emrinden sonra görevi bırakması tamamlanmış suçu ortadan kaldırmaz; ancak bu davranışlar TCK m.61’deki ceza belirleme ölçütlerinde ve TCK m.62’deki takdiri indirimde gözetilebilir.

3- Ceza Hesaplama Örnekleri

  • Alt sınırdan ceza ve takdiri indirim: 3 ay hapis → TCK m.62 ile 2 ay 15 gün. Uygulamada en sık görülen sonuçtur. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/3534 E., 2023/10317 K. sayılı ve 2022/5029 E., 2024/551 K. sayılı kararlarına konu dosyalarda ilk derece mahkemeleri 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmetmiştir.
  • Adli para cezasına çevirme: 2 ay 15 gün hapis TCK m.50 ile adli para cezasına çevrilebilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/9488 E., 2024/552 K. sayılı ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2021/29120 E., 2023/5296 K. sayılı kararlarına konu dosyalarda ilk derece mahkemeleri 1.500 TL adli para cezasına hükmetmiştir.
  • Zincirleme suç: Farklı günlerde farklı kişilere yönelik kimlik kontrolü yapan failde 6 ay temel ceza → TCK m.43/1 ile dörtte bir artırımla 7 ay 15 gün → TCK m.62 ile 6 ay 7 gün.

D- Kamu Görevinin Usulsüz Olarak Üstlenilmesi ile Benzer Suçlar Arasındaki Farklar

Sahte görevli olaylarında birden fazla suç tipi aynı anda gündeme gelebilir. Doğru nitelendirme hem cezayı hem görevli mahkemeyi belirler:

SuçFailBelirleyici eylemCeza
Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi (TCK m.262)HerkesKamu görevinin icrasına fiilen kalkışmak veya terk emrine rağmen görevi sürdürmek3 ay-2 yıl hapis
Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma (TCK m.264)HerkesResmi elbiseyi yetkisiz, alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giymek3 ay-1 yıl hapis
Nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158/1-l)HerkesKendini kamu görevlisi olarak tanıtıp hileyle menfaat sağlamak4-10 yıl hapis ve adli para cezası
Görevi kötüye kullanma (TCK m.257)Gerçek kamu görevlisiKendi görevinin gereklerine aykırı hareketle mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaatİcrai 6 ay-2 yıl hapis
Başkasına ait kimlik kullanma (TCK m.268)HerkesKendi suçundan kurtulmak için başkasının kimliğini kullanmakİftira hükümlerine göre (TCK m.267)

1- Nitelikli Dolandırıcılık (TCK 158/1-l) ile Farkı

6763 sayılı Kanun’la 02.12.2016’dan itibaren TCK m.158/1-l bendi eklenmiş ve kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık ayrı bir nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Bu hâlde hapis cezasının alt sınırı 4 yıl, üst sınırı 10 yıldır. 7571 sayılı Kanun’la (RG 25.12.2025) nitelikli dolandırıcılık 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki ağır ceza listesinden çıkarıldığından dava kural olarak asliye ceza mahkemesinde görülür; suç üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte ya da bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse (TCK 158/3) üst sınır on yılı aştığından ağır ceza mahkemesi görevlidir.

Yargıtay, sahte sıfatın dolandırıcılığın hile unsuru olarak kullanıldığı olaylarda ayrıca TCK m.262’den ceza verilmesini kabul etmemektedir. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2012/18759 E., 2014/11875 K. sayılı kararında, sanığın kendini polis memuru olarak tanıtmasının dolandırıcılık suçunun hile unsuru olduğu, TCK m.262’nin oluşması için gerçek bir kamu görevinin üstlenilmesi gerektiği belirtilerek kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan kurulan mahkûmiyet bozulmuş, dolandırıcılık mahkûmiyeti ise onanmıştır.

Buna karşılık fail, farklı mağdurlara karşı ayrı eylemlerle hem görevin icrasına kalkışmış hem de menfaat elde etmişse iki suç birlikte oluşabilir. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 2011/22271 E., 2013/6144 K. sayılı ve 03.04.2013 tarihli kararında, istihbarat görevlisi olduğunu söyleyerek bazı kişilerin kimliklerini kontrol eden sanığın bu eylemlerinin zincirleme şekilde kamu görevini usulsüz üstlenme suçunu, başka bir kişiden asker sevkiyle ilgili görevli olduğunu söyleyerek para almasının ise dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.

Telefonla polis olduğunu söyleyerek para isteyen failin eylemi, kurumun işaret veya kimliği araç olarak kullanılmamışsa TCK m.158/1-d değil, 158/1-l kapsamında değerlendirilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2017/37138 E., 2021/3837 K. sayılı ve 31.03.2021 tarihli kararında, sanığın yalnızca kendini polis olarak tanıttığı, emniyetin işaret, kimlik veya bir organını kullanmadığı olayda eylemin 158/1-d’ye uymadığı, 6763 sayılı Kanun’dan önce işlendiği için lehe olan basit dolandırıcılık hükmünün uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2021/33459 E., 2021/6484 K. sayılı ve 15.09.2021 tarihli kararında da kendini polis olarak tanıtan sanık hakkında 158/1-l değerlendirmesinin ağır ceza mahkemesine ait olduğu belirtilerek asliye ceza mahkemesinin hükmü bozulmuştur. Bu karar, nitelikli dolandırıcılığın ağır ceza mahkemesinin görevinde bulunduğu döneme aittir; 7571 sayılı Kanun’dan sonra asliye ceza mahkemesi 158/1-l nitelendirmesini kural olarak kendisi yapabilir.

Kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu, onlar nezdinde hatırı sayıldığını söyleyerek bir iş gördürme vaadiyle menfaat temin etmek ise TCK m.158/2’deki ayrı bir nitelikli dolandırıcılık hâlidir. Gerçek bir nüfuz kullanılarak menfaat sağlanması hâlinde nüfuz ticareti suçu gündeme gelir.

2- Özel İşaret ve Kıyafetleri Usulsüz Kullanma (TCK 264) ile Farkı

Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma suçunu düzenleyen TCK m.264, bir rütbe, kamu görevi veya mesleğin resmi elbisesini yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giymeyi ayrıca cezalandırır. Bu suçta görev icrası aranmaz; resmi elbisenin yanıltıcı biçimde giyilmesi yeterlidir. Polis üniforması giyen kişi bu üniformayla kimlik kontrolü veya arama da yaparsa, iki ayrı suç tipi gerçekleşir ve her iki suçtan ayrı ayrı yargılama yapılır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/12527 E., 2019/10111 K. sayılı kararına konu dosyada da iki suç birlikte yargılanmıştır.

3- Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257) ile Farkı

TCK m.257’nin faili gerçek bir kamu görevlisidir ve kendi görevinin gereklerine aykırı hareket eder. TCK m.262’nin birinci hareketinde ise fail, yetkili olmadığı bir görevi üstlenmeye kalkışır. Gerçek bir kamu görevlisinin kendi görev alanında yetkisini aşması kural olarak TCK m.257 veya sahtecilik suçları kapsamında değerlendirilir. Bu durumda 4483 sayılı Kanun kapsamındaki görevliler için soruşturma izni gerekir; TCK m.262 bakımından ise izin aranmaz.

4- Başkasına Ait Kimlik Kullanma ve Resmi Belgede Sahtecilik ile İlişkisi

Sahte bir polis veya görevli kimlik kartı üretip kullanmak, TCK m.262’den ayrı olarak resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturabilir. Kendi hakkındaki soruşturmadan kurtulmak için başkasının kimlik bilgilerini vermek ise başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçudur; bu suçta kamu görevi üstlenilmez, failin kendi kimliği gizlenir.

5- Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Yağma ve Konut Dokunulmazlığı

Sahte görevli, “gözaltı” veya “götürme” bahanesiyle bir kişiyi aracına bindirir veya bir yerde tutarsa kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu da oluşur. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2013/3961 E., 2015/408 K. sayılı ve 20.01.2015 tarihli kararına konu dosyada bu iki suç birlikte yargılanmıştır. Sahte görevlinin “arama” bahanesiyle cebir veya tehdit kullanarak eşya alması yağma suçunu, rıza dışında eve girmesi konut dokunulmazlığının ihlali suçunu gündeme getirebilir.

E- Teşebbüs, İştirak ve İçtima

1- Teşebbüs

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi, kanun metnindeki “teşebbüs eden” ifadesi nedeniyle görevin icrasına başlanmasıyla tamamlanır. Göreve ait bir işlemin yapılmaya başlanması, örneğin kimlik istenmesi veya aramaya kalkışılması, suçu tamamlar; işlemin sonuçlanması gerekmez. Bu nedenle bu suçta suça teşebbüs hükümlerinin uygulanma alanı çok dardır. Sahte kimlik hazırlamak veya üniforma temin etmek ise henüz hazırlık hareketidir.

2- İştirak

Suç birden fazla kişi tarafından birlikte işlenebilir. Örneğin bir kişi kendini polis olarak tanıtıp kimlik isterken diğerinin aynı rolü üstlenerek aramaya kalkışması müşterek failliktir. Suça iştirak bakımından olaya ilişkin plan yapan, sahte kimlik kartını temin eden veya fail adına telefonla “doğrulama” yapan kişiler azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Terk emrine rağmen görevi sürdürme hâlinde fail yalnızca terk emri bildirilen kişidir; ona yardım eden kişiler TCK m.40/2 uyarınca şerik olarak sorumludur.

3- İçtima

Aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda birden fazla kişiye yönelik görev icrası zincirleme suç (TCK m.43/1) olarak değerlendirilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/4686 E., 2026/4001 K. sayılı ve 04.03.2026 tarihli kararına konu dosyada, iki ayrı eylem nedeniyle zincirleme şekilde kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan mahkûmiyet kurulmuştur.

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi ile resmi elbiseyi usulsüz giyme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sahtecilik veya yağma suçları farklı hukuki değerleri korur; bu suçlar birlikte işlenirse kural olarak her birinden ayrı ceza verilir. Sahte sıfat yalnızca dolandırıcılığın hilesi olarak kullanılmışsa ise yalnızca dolandırıcılık hükümleri uygulanır.

F- Soruşturma ve Yargılama Usulü

1- Şikâyet, Uzlaştırma, Önödeme ve Kamu Davasının Ertelenmesi

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçu şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcısı suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır; kimliği sorulan kişinin şikâyetçi olmaması soruşturmayı düşürmez.

Suç, CMK m.253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz. Cezanın üst sınırı 6 ayı aştığından TCK m.75’teki önödeme de uygulanmaz.

Cezanın üst sınırı 3 yılı aşmadığından CMK m.171/2 uyarınca kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesi mümkündür. Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasıyla mahkûm olmamış bulunması ve CMK m.171/3’teki diğer koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir. CMK m.171/6-b, kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle işlenen suçları bu kurumun dışında tutar; ancak TCK m.262’nin faili kural olarak kamu görevlisi olmayan ve görevi üstlenmeye kalkışan kişidir, bu nedenle istisna genellikle uygulanmaz.

2- Basit Yargılama ve Seri Muhakeme

Cezanın üst sınırı 2 yıl olduğundan asliye ceza mahkemesi basit yargılama usulünü uygulayabilir; bu usulde hükmedilen cezadan dörtte bir oranında indirim yapılır. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2021/29120 E., 2023/5296 K. sayılı ve 20.06.2023 tarihli kararında, üst sınırı iki yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçundan kurulan hükmün, Anayasa Mahkemesinin 2020/81 E., 2021/4 K. sayılı iptal kararı karşısında basit yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/3534 E., 2023/10317 K. sayılı kararı da aynı gerekçeye dayanır.

Suç, CMK m.250’de sayılan seri muhakeme usulü kapsamındaki suçlar arasında yer almaz.

3- Soruşturma İzni Aranmaz

TCK m.262’de soruşturma için izin alınması gerekmez. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/3534 E., 2023/10317 K. sayılı kararında, yargılama konusu eylemin TCK m.262/1 kapsamında yer alan ve soruşturma veya kovuşturma yapılması izne bağlı olmayan bir suç olduğu açıkça belirtilmiştir. Fail kamu görevlisi olsa bile üstlendiği görev kendi görevi olmadığından eylem “görevi sebebiyle” işlenmiş sayılmaz.

4- Görevli Mahkeme, Delil ve Kanun Yolu

Davaya asliye ceza mahkemesi bakar. Aynı olayda TCK m.158/1-l kapsamında nitelikli dolandırıcılık iddiası da varsa, bu suç 7571 sayılı Kanun’la (RG 25.12.2025) kural olarak asliye ceza mahkemesinin görevine bırakıldığından davalar yine asliye ceza mahkemesinde birlikte görülebilir. Ancak dolandırıcılık üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte ya da bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse (TCK 158/3) cezanın üst sınırı on yılı aştığından veya olayda ağır ceza mahkemesinin görevine giren başka bir suç (örneğin kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği, TCK m.204/2) da bulunuyorsa, bağlantı nedeniyle görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. 25.12.2025 tarihinde ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan davalar ise 5235 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesi uyarınca orada sonuçlandırılır. Temyiz incelemesi Yargıtay 5. Ceza Dairesinin görev alanındadır.

Sahte görevli olaylarında delil çoğunlukla kolluk tutanakları ve tanık beyanlarıdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/5029 E., 2024/551 K. sayılı kararında, suçlamayı kabul etmeyen sanık hakkında tutanak tanıklarının duruşmaya çağrılarak CMK m.210/1 ve 217/1 uyarınca dinlenmeden mahkûmiyet kurulmasının eksik inceleme olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.

5- Dava Zamanaşımı

Cezanın üst sınırı 2 yıl olduğundan dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır. Zamanaşımını kesen işlemler varsa süre TCK m.67/4 uyarınca en fazla 12 yıla uzar. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/4686 E., 2026/4001 K. sayılı kararında, suçun 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan mahkûmiyet tarihinden itibaren 8 yıllık sürenin dolduğu belirtilerek davanın düşmesine karar verilmiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2017/4475 E., 2021/38 K. sayılı ve 12.01.2021 tarihli kararında da son sorgu tarihinden itibaren 8 yıl geçtiği için dava düşürülmüştür. Kesinleşen hapis cezası bakımından ceza zamanaşımı ise TCK m.68/1-e uyarınca 10 yıldır.

6- Memuriyete Etkisi

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesinde süresine bakılmaksızın memuriyete engel sayılan suçlar arasında yer almaz. Kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet memuriyete engel olduğundan, ancak 1 yılın üzerinde hükmedilen bir ceza bu sonucu doğurur. HAGB kararı 657 sayılı Kanun bakımından mahkûmiyet sayılmaz; kolluk ve güvenlik soruşturması gerektiren kadrolarda ise özel mevzuattaki farklı düzenlemeler ayrıca incelenmelidir.

Kamu Görevinin Usulsüz Olarak Üstlenilmesi Suçlamasında Savunma Noktaları

Bu suçlamayla karşılaşan kişiler bakımından şu noktalar öne çıkar:

  1. Görevin icrası var mı: Eylemin yalnızca sıfat söylemekten mi ibaret olduğu, yoksa kimlik kontrolü, arama veya durdurma gibi bir görev işlemine fiilen kalkışılıp kalkışılmadığı.
  2. Gerçek bir kamu görevi mi: Üstlenildiği iddia edilen işin gerçekten bir kamusal faaliyet olup olmadığı.
  3. Dolandırıcılıkla ilişki: Sahte sıfatın yalnızca bir menfaat sağlamak için hile olarak kullanılıp kullanılmadığı; bu durumda ayrıca TCK m.262’den ceza verilemeyeceği.
  4. Terk emrinin bildirimi: İkinci harekette terk emrinin yetkili makamdan gelip kişiye usulüne uygun bildirilip bildirilmediği.
  5. Delillerin duruşmada tartışılması: Tutanak tanıklarının ve olayı gören kişilerin duruşmada dinlenip dinlenmediği.
  6. Usul kurumları: Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, basit yargılama ve HAGB koşullarının değerlendirilip değerlendirilmediği.
  7. Zamanaşımı: Eylem tarihinden itibaren 8 yıllık, kesilmişse 12 yıllık sürenin dolup dolmadığı.

Sonuç

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçu (TCK m.262), bir kamu görevini kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs etmek veya terk emri bildirildiği hâlde görevi sürdürmekle oluşur ve 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin yerleşik kararlarına göre kendini polis, savcı veya müfettiş olarak tanıtmak tek başına yeterli değildir; kimlik kontrolü, arama veya durdurma gibi göreve ait bir işlemin fiilen yapılmaya kalkışılması gerekir. Sahte sıfat menfaat sağlamak için hile olarak kullanılmışsa eylem TCK m.158/1-l kapsamında nitelikli dolandırıcılık oluşturur. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma ve seri muhakeme kapsamında değildir; kamu davasının açılmasının ertelenmesi, basit yargılama ve HAGB uygulanabilir, soruşturma izni aranmaz, dava asliye ceza mahkemesinde görülür ve dava zamanaşımı 8 yıldır.

Sık Sorulan Sorular

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçunun cezası nedir?

TCK m.262 uyarınca kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçunun cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapistir. Hükmedilen ceza 1 yıl veya daha az ise TCK m.50 ile adli para cezasına çevrilebilir; 2 yıl veya daha az cezada erteleme ve HAGB de mümkündür. Uygulamada mahkemeler çoğunlukla alt sınırdan ve takdiri indirimle 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmetmektedir.

Kendini polis olarak tanıtmak suç mu?

Yalnızca kendini polis olarak tanıtmak TCK m.262’yi oluşturmaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/9488 E., 2024/552 K. sayılı kararına göre suçun oluşması için kimlik kontrolü, arama veya durdurma gibi polislik görevine ait bir işlemin fiilen yapılmaya kalkışılması gerekir. Polis kimliğiyle para veya başka bir menfaat sağlanmışsa TCK m.158/1-l kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçu oluşur.

Sahte polis olarak kimlik sormak hangi suçu oluşturur?

Kendini polis olarak tanıtıp başkalarından kimlik istemek ve kimliklerini incelemek, polislik görevinin icrasına kalkışma niteliğinde olduğundan TCK m.262’deki kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi suçunu oluşturur. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2011/22271 E., 2013/6144 K. sayılı kararında istihbarat görevlisi olduğunu söyleyerek farklı kişilerin kimliklerini kontrol eden sanığın zincirleme şekilde bu suçtan mahkûmiyeti onanmıştır.

Telefonla savcı veya polis olduğunu söylemek TCK 262 kapsamında mı?

Telefonla kendini savcı, polis veya müfettiş olarak tanıtıp bilgi istemek veya bir kişiyi karakola çağırmak tek başına TCK m.262’yi oluşturmaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2014/5227 E., 2014/10114 K. sayılı ve Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/9488 E., 2024/552 K. sayılı kararlarında bu tür eylemlerde beraat gerektiği belirtilmiştir. Telefonla para isteniyorsa ise nitelikli dolandırıcılık gündeme gelir.

Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi ile nitelikli dolandırıcılık arasındaki fark nedir?

TCK m.262’de fail bir kamu görevinin icrasına kalkışır ve menfaat elde etmesi gerekmez; ceza 3 ay-2 yıl hapistir. TCK m.158/1-l’de ise fail kendini kamu görevlisi olarak tanıtarak mağduru kandırır ve haksız menfaat sağlar; ceza 4 yıldan 10 yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır. Sahte sıfat yalnızca dolandırıcılığın hilesiyse ayrıca TCK m.262’den ceza verilmez.

Polis üniforması giymek ayrıca suç mu?

Evet. TCK m.264, bir kamu görevinin resmi elbisesini yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giymeyi 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Üniforma giyen kişi ayrıca kimlik kontrolü veya arama da yaparsa hem TCK m.264 hem de TCK m.262 kapsamında ayrı ayrı yargılanır.

Terk emrine rağmen görevi sürdürmek ne demektir?

Görevden alınan, görevden uzaklaştırılan, ataması iptal edilen veya görev süresi biten kişinin, görevi bırakması gerektiği kendisine bildirildikten sonra işlem yapmaya devam etmesidir. Bu hâl TCK m.262’nin ikinci seçimlik hareketidir ve 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Görevden alma kararına itiraz edilmesi, idari yargı kararı verilene kadar görevi sürdürme hakkı vermez.

Gerçek bir kamu görevlisi bu suçu işleyebilir mi?

Gerçek bir kamu görevlisi kendi görev alanında yetkisini aşarsa kural olarak TCK m.257’deki görevi kötüye kullanma veya sahtecilik suçları uygulanır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2012/7760 E., 2013/5148 K. sayılı kararında yetkisi olmadığı belgeleri onaylayan muhtarın eylemi bu kapsamda değerlendirilmiştir. Görevden alınmış bir kamu görevlisinin terk emrine rağmen görevi sürdürmesi ise doğrudan TCK m.262’yi oluşturur.

Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunda uzlaştırma var mı?

Hayır. Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi, CMK m.253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz ve şikâyete de bağlı değildir. Cezanın üst sınırı 6 ayı aştığından önödeme de uygulanmaz. Buna karşılık koşulları varsa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilir.

TCK 262 suçunda basit yargılama usulü uygulanır mı?

Evet. Cezanın üst sınırı 2 yıl olduğundan asliye ceza mahkemesi CMK m.251 uyarınca basit yargılama usulünü uygulayabilir ve hükmedilen cezadan dörtte bir oranında indirim yapılır. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 2021/29120 E., 2023/5296 K. sayılı kararında bu usulün değerlendirilmemesi bozma nedeni sayılmıştır. Suç, seri muhakeme usulü kapsamında değildir.

Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunda soruşturma izni gerekir mi?

Hayır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/3534 E., 2023/10317 K. sayılı kararına göre TCK m.262/1 kapsamındaki eylem, soruşturma veya kovuşturma yapılması izne bağlı olmayan bir suçtur. Fail çoğunlukla kamu görevlisi değildir; kamu görevlisi olsa bile üstlendiği görev kendi görevi olmadığından 4483 sayılı Kanun uygulanmaz.

Sahte polise kimliğini gösteren kişi davaya katılabilir mi?

Kimliği sorulan kişi eylemden doğrudan zarar görmemişse davaya katılan olamaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/12527 E., 2019/10111 K. sayılı kararında, TCK m.262 ve TCK m.264 suçlarında doğrudan zarar görmeyen kişinin katılma hakkı bulunmadığı ve hükmü temyiz edemeyeceği belirtilmiştir. Bu kişi tanık olarak dinlenir; para veya eşyası alınmışsa dolandırıcılık veya yağma suçundan katılan sıfatı doğabilir.

Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

Cezanın üst sınırı 2 yıl olduğundan dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır. Zamanaşımını kesen işlemler varsa süre TCK m.67/4 uyarınca en fazla 12 yıla uzar. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/4686 E., 2026/4001 K. sayılı kararında bu süreler uygulanarak zincirleme şekilde işlenen suç nedeniyle açılan davalar düşürülmüştür.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi, nitelikli dolandırıcılık veya benzeri bir suç isnadıyla soruşturma ya da kovuşturmayla karşı karşıyaysanız, süreç hakkında bilgi almak için İstanbul’da ceza davalarında avukat desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir