Kişilerin Malları Üzerinde Usulsüz Tasarruf Suçu ve Cezası (TCK-261)

kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf

İçindekiler

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçu, kamu görevlisinin ilgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olduğunu bilerek kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerinde zorla tasarrufta bulunmasıdır ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 261’inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçu işleyen kamu görevlisi TCK m.261 uyarınca 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Mal sahibine karşılık ödenmiş olması suçu ortadan kaldırmaz. Fiil mala zarar verme veya hakkı olmayan yere tecavüz gibi daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturuyorsa TCK m.261 uygulanmaz, ağır suçtan ceza verilir. Suç şikâyete bağlı değildir; önödeme, uzlaştırma ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi uygulanmaz, basit yargılama uygulanabilir. 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni gerekir, davaya asliye ceza mahkemesi bakar ve dava zamanaşımı 8 yıldır.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf, Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Uygulamada en sık; bir belediye başkanının kamulaştırma veya imar uygulaması yapılmadan özel bir araziden yol geçirmesi, bir köy muhtarının ve ihtiyar heyetinin malikin rızası alınmadan bahçedeki ağaçları söktürmesi ya da bir koruma bekçisinin yasal koşullar oluşmadan bir hayvana el koyması gibi olaylarda gündeme gelir. Dosyalardaki asıl tartışma, eylemin TCK m.261’i mi, yoksa mala zarar verme, hakkı olmayan yere tecavüz veya görevi kötüye kullanma suçlarından birini mi oluşturduğudur.

Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr

Yargıtay Kararları Işığında Kişilerin Malları Üzerinde Usulsüz Tasarruf Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçunun oluşması için Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/2124 E., 2016/3412 K. sayılı ve 05.04.2016 tarihli kararında, belediye idaresince alınmış bir meclis kararı, kamulaştırma kararı veya imar uygulaması yapılması yönünde hukuken geçerli bir karar bulunmadan bir tarım arazisinden yol geçiren belediye başkanı hakkında, o yerde eskiden beri kullanılan bir yol bulunup bulunmadığının araştırılması ve sanığın kastının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Maddeler hâlinde saymak gerekirse kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçunun oluşması için:

  1. Failin kamu görevlisi olması,
  2. Tasarrufun bir kişiye ait taşınır veya taşınmaz mal üzerinde yapılması,
  3. Tasarrufun kamulaştırma, imar uygulaması, el koyma gibi işlemleri düzenleyen ilgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olması,
  4. Tasarrufun zorla, yani malikin veya zilyedin rızası alınmadan ve iradesine rağmen yapılması,
  5. Failin, tasarrufun kanuni koşullara aykırı olduğunu bilerek hareket etmesi,
  6. Fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması

gerekmektedir. Mal sahibine bir bedel ödenmiş olması, tasarrufun kamu yararı amacıyla yapılması veya failin kişisel bir çıkar sağlamaması suçun oluşmasını engellemez. Bu şartlardan biri eksikse, örneğin malik tasarrufa rıza göstermişse veya ortada kanuna uygun bir kamulaştırma ya da imar uygulaması varsa, TCK m.261’deki suç oluşmaz.

A- TCK 261 Madde Metninin İncelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 261’inci maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf

Madde 261- (1) İlgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olduğunu bilerek, kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerinde, karşılık ödenmek suretiyle de olsa, zorla tasarrufta bulunan kamu görevlisi, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

1- Maddenin Yapısı ve Korunan Hukuki Değer

TCK m.261, 1 Haziran 2005’te yürürlüğe girdiğinden bu yana değiştirilmemiştir ve tek fıkradan oluşur. Maddede nitelikli hâl, etkin pişmanlık veya şahsi cezasızlık sebebi bulunmaz. Suçun iki yönlü bir koruma alanı vardır: birincisi kamu idaresinin güvenilirliği ve kamu görevlisinin yetkisini kanuna uygun kullanacağına duyulan güven, ikincisi kişilerin Anayasa’nın 35’inci maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkıdır.

Maddenin gerekçesinde, düzenlemeyle kamu görevlilerinin kanun dışı işlemlerle vatandaşların malları üzerindeki tasarruf yetkisini ortadan kaldırmalarının ve kamulaştırmaya ilişkin kurallara uyulmadan kişilerin mallarına el konulmasının cezalandırıldığı belirtilmiştir. Gerekçede ayrıca malın mağdura aynen iadesine, mal mevcut değilse bedelinin Devletçe ödenmesine karar verileceği ve Devletin faile rücu hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Ancak bu iade ve bedel hükmü kanun metnine alınmamıştır; malikin zararını karşılama yolları aşağıda ayrı başlıkta açıklanmıştır.

2- Tali Norm Niteliği: “Daha Ağır Cezayı Gerektiren Suç” Kaydı

TCK m.261’in uygulanması, fiilin daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmamasına bağlıdır. Bu kayıt, maddeyi tali (yedek) bir norm hâline getirir. Kamu görevlisinin malik üzerindeki usulsüz tasarrufu aynı zamanda mala zarar verme, hakkı olmayan yere tecavüz, hırsızlık veya yağma gibi daha ağır bir suçu oluşturuyorsa, yalnızca o suçtan ceza verilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2011/21819 E., 2013/1280 K. sayılı ve 23.01.2013 tarihli kararında, kamulaştırma işlemi yapmaksızın katılanların bahçelerinden yol geçirerek ağaçlarına zarar veren muhtar hakkında, TCK m.261’deki özel içtima kuralı uyarınca fiilin daha ağır bir suç oluşturması hâlinde yalnızca ağır suçun oluşacağı belirtilmiş; sanık hakkında hem TCK m.261 hem de dikili ağaçlara zarar verme suçunu düzenleyen TCK m.152/1-c uyarınca ayrı ayrı hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır. TCK m.152/1’deki nitelikli mala zarar verme suçunun cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir.

B- Suçun Unsurları

1- Fail: Kamu Görevlisi

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf, yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilen bir özgü suçtur. TCK m.6/1-c’ye göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama, seçilme veya herhangi bir surette sürekli, süreli ya da geçici olarak katılan kişidir. Yargıtay kararlarına konu olan failler arasında belediye başkanları, belde belediye başkanları, köy muhtarları, köy ihtiyar heyeti üyeleri ve çiftçi malları koruma bekçileri bulunmaktadır.

Failin kamu görevlisi sıfatı somut olarak belgelenmelidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/7582 E., 2023/7021 K. sayılı ve 01.06.2023 tarihli kararında, bir koyunu usulsüz biçimde zapt ettiği iddia edilen çiftçi malları koruma bekçisinin görev belgesinin dosyada bulunmadığı, öncelikle 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun’un 7’nci maddesindeki usule uygun olarak mülki idare amirinin onayıyla atanıp atanmadığının kesin olarak tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kamu görevlisi olmayan kişi bu suçun faili olamaz; eylemi ancak mala zarar verme veya hakkı olmayan yere tecavüz gibi genel suçlar kapsamında değerlendirilebilir.

2- Suçun Konusu: Kişilerin Taşınır veya Taşınmaz Malları

Suçun konusu, kişilere ait taşınır veya taşınmaz mallardır. Arsa, tarla, bahçe, ev, duvar ve ağaç gibi taşınmazlar ile hayvan, araç, ticari eşya ve diğer taşınırlar bu kapsama girer. Malın gerçek veya tüzel kişiye ait olması fark etmez. Paylı veya elbirliği mülkiyetinde bulunan mal da suçun konusu olabilir; Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/2124 E., 2016/3412 K. sayılı kararına konu olayda yol geçirilen tarım arazisinde katılan hissedardı.

Kamuya ait mallar bu suçun konusu değildir. Kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyetliğine bırakılan kamu malını mal edinmesi zimmet suçunu oluşturur. Resmi makamlarca el konulup muhafaza için teslim edilen mal üzerindeki tasarruflar ise muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun konusudur.

3- Hareket: Zorla Tasarrufta Bulunmak

TCK m.261’deki hareket, kişinin malı üzerinde zorla tasarrufta bulunmaktır. Tasarruf geniş anlaşılır: mala el koymak, malı işgal etmek, üzerinden yol veya kanal geçirmek, üzerine tesis kurmak, malı yıkmak, sökmek, başka bir yere taşımak, satmak veya bir kamu hizmetine tahsis etmek bu kapsamdadır. Hareket serbesttir; kanun belirli bir yöntem öngörmez.

“Zorla” ifadesi, tasarrufun malikin veya zilyedin rızası alınmadan ve iradesine rağmen yapılmasını ifade eder. Tasarrufun gerçekleştirilmesi için kişiye karşı fiziki güç kullanılması şart değildir; kamu gücüne dayanılarak malikin iradesi dışında yapılan tasarruf yeterlidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2017/1986 E., 2021/3655 K. sayılı kararında “kamulaştırma kararı olmadan veya maliklerinin rızası alınmadan” yapılan yol çalışması, 2014/2590 E., 2016/3641 K. sayılı kararında ise “müştekinin rızası alınmadan” söğüt ağaçlarının iş makineleriyle sökülmesi değerlendirilmiştir. Malikin serbest iradesiyle verdiği rıza, zorla tasarruf unsurunu ortadan kaldırır.

Kanun, “karşılık ödenmek suretiyle de olsa” ifadesiyle bedel ödenmesinin suçu ortadan kaldırmayacağını açıkça düzenlemiştir. Kamulaştırma bedelini peşin ödemeye hazır olan veya fiilen ödeyen kamu görevlisi, kamulaştırma usulünü işletmeden malikin iradesine rağmen mala el koyarsa suç oluşur.

4- İlgili Kanunlardaki Koşullara Aykırılık

Suçun ayırt edici unsuru, tasarrufun ilgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olmasıdır. Kamu görevlisinin kişilerin malları üzerinde tasarrufta bulunmasına izin veren başlıca düzenlemeler şunlardır:

  • 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’ndaki kamu yararı kararı, bedel tespiti ve tescil süreci ile acele kamulaştırma,
  • 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18’inci maddesindeki arazi ve arsa düzenlemesi,
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki elkoyma ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’ndaki haciz,
  • Belediye zabıtası, köy idaresi ve çiftçi mallarının korunması gibi alanlardaki özel kanunların el koyma ve kaldırma yetkileri.

Bu yetkiler kanunda öngörülen usule uygun kullanıldığında suç oluşmaz. Kamulaştırma kararı alınmadan, imar uygulaması yapılmadan veya yetkili kurul kararı olmadan yapılan tasarruf ise kanuni koşullara aykırıdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2015/12498 E., 2018/1970 K. sayılı ve 19.03.2018 tarihli kararına konu olayda belde belediye başkanının, İmar Kanunu’nun 18’inci maddesindeki koşullar oluşmadan veya kamulaştırma yapmadan katılanın taşınmazındaki bahçe duvarına, su oluklarına, ağaç ve fidanlara zarar vererek imar planını uygulamaya çalıştığı iddia edilmiştir.

Aykırılığın tespiti çoğu zaman hukuk ve idare yargısındaki dosyaların incelenmesini gerektirir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/2124 E., 2016/3412 K. sayılı kararında, taşınmazın tapu kaydına dayanak oluşturan asliye hukuk mahkemesi dosyası ile idare mahkemesi dosyası getirtilmeden, komşu malikler ve yol çalışmasında görevlendirilen belediye çalışanları tanık olarak dinlenmeden verilen mahkûmiyet hükmü eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur.

5- Mağdur

Suçun mağduru toplum ve kamu idaresi ile birlikte, malı üzerinde usulsüz tasarrufta bulunulan malik veya zilyettir. Malik, suçtan doğrudan zarar gördüğünden davaya katılan olarak katılabilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/3575 E., 2022/3970 K. sayılı ve 19.04.2022 tarihli kararında, tek bir eylemle birden fazla katılanın malı üzerinde tasarrufta bulunan sanık hakkında aynı neviden fikri içtima hükmü olan TCK m.43/2 uygulanmıştır.

6- Manevi Unsur: Kast

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf yalnızca kasten işlenebilir; taksirli hâli yoktur. Kanun, failin tasarrufun ilgili kanunlardaki koşullara aykırı olduğunu “bilerek” hareket etmesini aramaktadır. Bu ifade nedeniyle suçun doğrudan kastla işlenebileceği, olası kastın yeterli olmadığı kabul edilir. Fail, kamu görevlisi olduğunu, malın başkasına ait olduğunu, tasarrufun kanuni dayanaktan yoksun olduğunu ve malikin rızası bulunmadığını bilmelidir.

Failin, o yerin eskiden beri kamuya açık bir yol olduğunu veya geçerli bir meclis kararına dayandığını düşünmesi kastı ortadan kaldırabilir. Bu nedenle Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/2124 E., 2016/3412 K. sayılı kararında, söz konusu yerde eskiden beri kullanılan bir yol bulunup bulunmadığı ve yeni bir yol açılıp açılmadığı belirlenerek sanığın kastının değerlendirilmesi istenmiştir. Kast, kamu yararı amacı taşıyan bir tasarruf için de aranır; failin kişisel çıkar sağlama amacı suçun unsuru değildir.

7- Hukuka Uygunluk Nedenleri

TCK m.261 bakımından en önemli hukuka uygunluk nedeni kanunun hükmünü icradır. Kamulaştırma, imar uygulaması, haciz veya elkoyma gibi işlemler kanunda öngörülen usul ve koşullara uygun yapıldığında, malikin iradesine rağmen gerçekleşse bile suç oluşmaz. Ancak bu durumda zaten “ilgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırılık” unsuru gerçekleşmez.

Malikin rızası da önemlidir; malik serbest iradesiyle tasarrufa izin vermişse zorla tasarruf unsuru oluşmaz. Rızanın baskı altında alınması veya yalnızca bir kısım paydaşın rızasıyla bütün taşınmaza el konulması ise suçu ortadan kaldırmaz. Yetkili merciin emrini yerine getiren alt kademedeki görevli bakımından TCK m.24/2 ve 24/3 hükümleri değerlendirilir; konusu suç teşkil eden bir emir hiçbir surette yerine getirilemez.

C- Kişilerin Malları Üzerinde Usulsüz Tasarruf Suçunun Cezası

TCK m.261’deki yaptırımlar şöyledir:

HâlKanun maddesiCeza
Temel cezaTCK m.2616 aydan 2 yıla kadar hapis
Adli para cezasına çevirmeTCK m.50/1-aHükmedilen hapis 1 yıl veya daha azsa, günlüğü en az 100 TL
Zincirleme suç veya tek eylemle birden fazla mağdurTCK m.43Ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır
Hak yoksunluğuTCK m.53/1 ve 53/5İnfazdan sonra cezanın yarısından bir katına kadar görev yasağı

1- Hapis Cezası ve Seçenek Yaptırımlar

TCK m.261’de yalnızca hapis cezası öngörülmüştür; adli para cezası seçimlik olarak yer almaz. Hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya daha az olursa TCK m.50 uyarınca adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/3575 E., 2022/3970 K. sayılı kararına konu dosyada, sanığa verilen kısa süreli hapis cezası 150 gün karşılığı adli para cezasına çevrilmiştir.

Hâkim, temel cezayı alt sınırdan uzaklaşarak belirleyecekse TCK m.61’deki cezanın belirlenmesi ölçütlerini, özellikle tasarrufun kapsamını, malikin uğradığı zararı ve failin kastının yoğunluğunu gerekçelendirmek zorundadır.

2- Erteleme ve HAGB

Hükmedilen hapis cezası 2 yılı aşmayacağından koşulları varsa cezanın ertelenmesi mümkündür. Koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı da verilebilir. 7589 sayılı Kanun’la 31.07.2026’dan itibaren değiştirilen CMK m.231 uyarınca HAGB kararında denetim süresi 5 yıldır, açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olsa da seçenek yaptırımlara çevrilemez. HAGB kararına karşı CMK m.231/12 uyarınca istinaf yoluna başvurulabilir. HAGB için mağdurun zararının giderilmesi şartı ayrıca aranır.

3- Hak Yoksunluğu

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucudur. TCK m.261 kamu görevinin sağladığı yetkinin kötüye kullanılmasıyla işlendiğinden TCK m.53/5 uyarınca, cezanın infazından sonra başlamak üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına da karar verilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/2124 E., 2016/3412 K. sayılı ve 2021/7582 E., 2023/7021 K. sayılı kararlarında TCK m.53/5’in uygulanmaması bozma nedeni sayılmıştır. Kısa süreli hapis cezası ertelenirse TCK m.53/4 uyarınca hak yoksunluğu uygulanmaz.

4- Etkin Pişmanlık Yoktur

TCK m.261’de etkin pişmanlık hükmü bulunmaz. Malın sonradan iade edilmesi, açılan yolun kapatılması veya malike tazminat ödenmesi tamamlanmış suçu ortadan kaldırmaz. Bu davranışlar TCK m.62’deki takdiri indirimde ve HAGB için aranan zararın giderilmesi şartında gözetilir.

5- Ceza Hesaplama Örnekleri

  • Alt sınırdan ceza: 6 ay hapis; TCK m.62 ile 5 ay hapis. Bu ceza 150 gün × 100 TL = 15.000 TL adli para cezasına çevrilebilir.
  • Basit yargılama: 5 aylık sonuç cezadan CMK m.251/3 uyarınca dörtte bir indirim yapılırsa ceza 3 ay 22 gün hapis olur.
  • Birden fazla malik: Tek bir yol çalışmasıyla üç ayrı malikin arazisine el konulursa TCK m.43/2 uygulanır. 6 aylık temel cezadan dörtte bir artırım yapılırsa ceza 7 ay 15 gün olur.
  • Üst sınır: 2 yıl hapis cezası zincirleme suç nedeniyle dörtte üç oranında artırılırsa ceza 3 yıl 6 ay olur; bu durumda erteleme ve seçenek yaptırım imkânı kalmaz.

D- Kişilerin Malları Üzerinde Usulsüz Tasarruf ile Benzer Suçlar Arasındaki Farklar

Kamu görevlisinin kişinin malına müdahale ettiği olaylarda birden fazla suç tipi gündeme gelir. Doğru nitelendirme hem cezayı hem şikâyet şartını belirler:

SuçBelirleyici eylemCezaŞikâyet
Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf (TCK m.261)Kamu görevlisinin kanuni koşullara aykırı zorla tasarrufu6 ay-2 yıl hapisAranmaz
Görevi kötüye kullanma (TCK m.257/1)Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmayan görev aykırılığı6 ay-2 yıl hapisAranmaz
Mala zarar verme (TCK m.151)Başkasının malını yıkmak, bozmak, kullanılamaz hâle getirmek4 ay-3 yıl hapis veya adli para cezasıAranır
Nitelikli mala zarar verme (TCK m.152/1-c)Dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğuna zarar vermek1-4 yıl hapisAranmaz
Hakkı olmayan yere tecavüz (TCK m.154/1)Başkasının taşınmazını malikmiş gibi işgal etmek, sınırlarını bozmak6 ay-3 yıl hapis ve 1.000 güne kadar adli para cezasıAranır
Zimmet (TCK m.247)Görev nedeniyle zilyetliğe bırakılan malı mal edinmek5-12 yıl hapisAranmaz

1- Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257) ile Farkı

Görevi kötüye kullanma suçu, kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında uygulanan genel ve tali bir normdur. Kamu görevlisi kişinin malı üzerinde zorla tasarrufta bulunmuşsa önce TCK m.261 ve daha ağır suçlar tartışılmalıdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2015/12498 E., 2018/1970 K. sayılı kararında, imar planını kamulaştırma yapmadan uygulamaya çalışan belde belediye başkanının eyleminin TCK m.154/1 veya TCK m.261 kapsamında tartışılması gerektiği belirtilerek görevi kötüye kullanmadan kurulan mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.

2- Mala Zarar Verme (TCK 151-152) ile Farkı

Kamu görevlisinin usulsüz tasarrufu sırasında malın yıkılması, bozulması veya ağaçların kesilmesi mala zarar verme suçunu da oluşturabilir. TCK m.152/1-c’deki dikili ağaçlara zarar verme suçunun cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis olduğundan daha ağırdır ve TCK m.261’in tali niteliği nedeniyle yalnızca bu suçtan ceza verilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/2590 E., 2016/3641 K. sayılı ve 07.04.2016 tarihli kararında, köy ihtiyar heyeti kararındaki usul uygulanmadan malikin rızası alınmadan söğüt ağaçlarını iş makineleriyle söken muhtar ve azaların eyleminin TCK m.152/1-c veya TCK m.261 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

İddianamede mala zarar verme suçu yazılmışsa mahkeme kendiliğinden TCK m.261’den hüküm kuramaz. Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 2015/16222 E., 2015/7869 K. sayılı ve 09.12.2015 tarihli kararında, CMK m.225 uyarınca hükmün konusunun iddianamede gösterilen fiilden ibaret olduğu, iddianameye konu mala zarar verme suçunun kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçuna dönüşmeyeceği ve ek savunma hakkı verilerek iddianame dışına çıkılamayacağı belirtilmiştir.

3- Hakkı Olmayan Yere Tecavüz (TCK 154) ile Farkı

Hakkı olmayan yere tecavüz suçunu herkes işleyebilir ve bu suç başkasının taşınmazını malikmiş gibi işgal etmek, sınırlarını değiştirmek veya hak sahibinin yararlanmasına engel olmakla oluşur. Cezası 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve 1.000 güne kadar adli para cezası olduğundan TCK m.261’den ağırdır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2017/1986 E., 2021/3655 K. sayılı ve 13.09.2021 tarihli kararında, kamulaştırma kararı veya malik rızası olmadan katılanların arazisinden yol geçirip çay bahçesine zarar veren belediye başkanının eyleminin TCK m.154/1 veya TCK m.152/1-c kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. TCK m.154/1 şikâyete bağlı olduğundan, malikin şikâyet süresini kaçırmaması bu ihtimalde önem taşır.

4- Zimmet, Hırsızlık ve Yağma ile Farkı

Kamu görevlisi el koyduğu malı kendisi veya bir başkası adına mal edinirse eylem usulsüz tasarrufu aşar. Mal, görevi gereği kendisine teslim edilmiş veya koruma ve gözetimine bırakılmışsa zimmet, değilse hırsızlık; mala el koyma kişiye karşı cebir veya tehditle yapılmışsa yağma tartışılır. Kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kişiyi malını vermeye zorlaması ise irtikap suçunu oluşturur. Bu suçların hepsi TCK m.261’den daha ağır cezalıdır.

5- Zor Kullanma Yetkisinin Aşılması (TCK 256) ile Farkı

TCK m.261’deki “zorla” ifadesi malikin iradesine rağmen yapılan tasarrufu anlatır; kişiye karşı fiziki güç kullanılmasını gerektirmez. Kamu görevlisi tasarrufa karşı koyan malike karşı orantısız güç kullanırsa zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması veya kasten yaralama suçu ayrıca oluşur ve bu suçlar mal üzerindeki tasarruftan ayrı olarak değerlendirilir.

6- Resmen Teslim Olunan Mala Elkonulması (TCK 290) ile Farkı

TCK m.261 ile resmen teslim olunan mala elkonulması birbirinin tersi olan durumları düzenler. TCK m.261’de kamu görevlisi kanuna aykırı biçimde kişinin malına el koyar. TCK m.290’da ise mahkeme kararıyla başkasına teslim edilen taşınmaza veya mala, kararın uygulandığı kişi yeniden el koyar; bu suçu herkes işleyebilir.

E- Teşebbüs, İştirak ve İçtima

1- Teşebbüs

TCK m.261 bir sırf hareket suçudur; tasarrufun yapılmasıyla tamamlanır ve malikin ayrıca bir zarara uğraması aranmaz. Hareket bölünebildiğinden suça teşebbüs mümkündür. Örneğin iş makineleri araziye sokulup çalışma başlamadan malikin itirazı üzerine durdurulursa eylem teşebbüs aşamasında kalabilir.

2- İştirak

Suç özgü suç olduğundan kamu görevlisi olmayan kişi fail olamaz; TCK m.40/2 uyarınca yalnızca azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. Kurul kararıyla hareket eden kamu görevlileri, örneğin köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri, eylemi birlikte gerçekleştirmişse her biri müşterek faildir. Belediye başkanının talimatıyla çalışan iş makinesi operatörü veya belediye işçisi bakımından, talimatın hukuka aykırılığını bilip bilmediği ve kamu görevlisi sıfatı ayrıca değerlendirilir; şeriklik hükümleri de gündeme gelebilir.

3- İçtima

Suçların içtimaı bakımından TCK m.261’in en önemli özelliği, kendi içinde bir özel içtima kuralı taşımasıdır: fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturuyorsa yalnızca o suçtan ceza verilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2011/21819 E., 2013/1280 K. sayılı kararında, aynı eylem nedeniyle TCK m.261 ve TCK m.152/1-c’den ayrı ayrı ceza verilmesi bu kurala aykırı bulunmuştur.

Tek bir eylemle birden fazla malikin malı üzerinde tasarrufta bulunulmuşsa TCK m.43/2’deki aynı neviden fikri içtima hükmü uygulanır. Aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda aynı kişinin malı üzerinde birden fazla tasarrufta bulunulmuşsa TCK m.43/1’deki zincirleme suç hükmü uygulanır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/7582 E., 2023/7021 K. sayılı kararında, sanık hakkında benzer eylemden açılmış başka bir dava bulunduğundan eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılması istenmiştir.

F- Soruşturma ve Yargılama Usulü

1- Şikâyet ve Önödeme

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcısı suçu ihbar, malikin başvurusu veya müfettiş raporu yoluyla öğrendiğinde resen soruşturma başlatır; malikin şikâyetinden vazgeçmesi soruşturmayı sona erdirmez.

Suç önödeme kapsamında değildir. TCK m.75/1 önödemeyi yalnızca adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı 6 ayı aşmayan suçlarla sınırlar; TCK m.261’deki hapis cezasının üst sınırı 2 yıldır.

2- Uzlaştırma ve Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi

Suç, CMK m.253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında değildir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi de uygulanmaz; CMK m.171/6-b, kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle işlenen suçları bu kurumun dışında bırakır.

3- Basit Yargılama ve Seri Muhakeme

Cezanın üst sınırı 2 yılı aşmadığından CMK m.251’deki basit yargılama usulü uygulanabilir. Basit yargılamada sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. Suç, CMK m.250’de sayılan seri muhakeme usulü kapsamındaki suçlar arasında yer almaz.

4- Soruşturma İzni (4483 Sayılı Kanun)

3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun 17’nci maddesi, rüşvet, irtikap ve zimmet gibi belirli suçlarda 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un uygulanmayacağını düzenler. Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf bu listede yer almaz. Bu nedenle suç 4483 sayılı Kanun kapsamındaki bir kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle işlendiğinde soruşturma izni gerekir; izin verilmeden açılan dava kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşer. Belediye başkanları da bu kapsamdadır. Soruşturma izni beklenirken geçen süre dava zamanaşımını durdurur.

5- Katılma

Malı üzerinde usulsüz tasarrufta bulunulan malik veya zilyet, suçtan doğrudan zarar gördüğünden kamu davasına katılabilir ve hükmü kanun yoluna taşıyabilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/2124 E., 2016/3412 K. sayılı ve 2018/3575 E., 2022/3970 K. sayılı kararlarına konu davalarda mal sahipleri katılan sıfatıyla yer almıştır. Suçtan doğrudan zarar görmeyen kişinin ise bu suçtan kurulan hükmü temyize yetkisi yoktur; Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2014/4775 E., 2015/3221 K. sayılı ve 20.05.2015 tarihli kararında katılanın görevi kötüye kullanma ve kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçlarından kurulan hükümleri temyize yetkisinin bulunmadığı belirtilmiştir.

6- Görevli Mahkeme ve Tutuklama

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçuna asliye ceza mahkemesi bakar. 2014’te sulh ceza mahkemeleri kaldırılmadan önce bu suçun yargılaması sulh ceza mahkemelerindeydi; ancak Yargıtay, eylemin TCK m.152/1-c veya TCK m.154/1 kapsamında kalma ihtimali bulunan dosyalarda asliye ceza mahkemesinin görevli olduğunu kabul ediyordu. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/2590 E., 2016/3641 K. sayılı ve 2014/9607 E., 2017/4591 K. sayılı kararları bu yöndedir.

Hapis cezasının üst sınırı 2 yılı aşmadığından CMK m.100/4 uyarınca bu suçtan tutuklama kararı verilemez.

7- Dava Zamanaşımı ve Ceza Zamanaşımı

TCK m.261’deki cezanın üst sınırı 2 yıl hapis olduğundan dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır. Zamanaşımını kesen işlemler varsa süre TCK m.67/4 uyarınca en fazla 12 yıla uzar. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/5267 E., 2026/4962 K. sayılı ve 12.03.2026 tarihli kararında, zamanaşımını kesen son işlem olan 19.11.2013 tarihli mahkûmiyet hükmünden itibaren 8 yıllık asli zamanaşımı süresi dolduğundan kamu davası düşürülmüştür. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/9220 E., 2021/5489 K. sayılı ve 2017/6614 E., 2021/5162 K. sayılı kararlarında da aynı süre uygulanmıştır.

Kesinleşen hapis cezası bakımından ceza zamanaşımı TCK m.68/1-e uyarınca 10 yıldır.

8- Memuriyete Etkisi

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesinde cezanın süresine bakılmaksızın memuriyete engel sayılan suçlar arasında yer almaz. Ancak aynı maddeye göre kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet memuriyete engeldir. TCK m.261’deki cezanın üst sınırı 2 yıl olduğundan, hükmedilen hapis cezası 1 yılı bulursa mahkûmiyet memurluğun sona ermesine yol açabilir. HAGB kararı mahkûmiyet sayılmadığından bu sonucu doğurmaz. Ceza yargılamasından bağımsız olarak aynı eylem nedeniyle disiplin soruşturması da yürütülebilir.

G- Malikin Zararının Giderilmesi

TCK m.261’in gerekçesinde öngörülen malın aynen iadesi ve bedelin Devletçe ödenmesi kanun metnine alınmadığından, malik zararını ceza davası dışında ayrıca talep etmelidir. İdare, kamulaştırma işlemi yapmadan bir taşınmaza el koyup üzerine yol veya tesis yapmışsa kamulaştırmasız el atma söz konusudur; malik müdahalenin önlenmesini veya taşınmazın bedelini adli yargıda talep edebilir. Kamu görevlisinin görevi sırasında verdiği zararlar için tazminat davası Anayasa’nın 129/5’inci maddesi uyarınca kural olarak idareye karşı açılır; idarenin faile rücu hakkı saklıdır. Ceza davasında verilen mahkûmiyet, hukuk ve idari yargıdaki taleplerde güçlü bir delil işlevi görür.

Kişilerin Malları Üzerinde Usulsüz Tasarruf Suçlamasında Savunma Noktaları

Bu suçlamayla karşılaşan kamu görevlileri bakımından şu noktalar öne çıkar:

  1. Kanuni dayanak: Tasarrufun dayandığı meclis kararı, kamulaştırma kararı, imar uygulaması veya kurul kararının bulunup bulunmadığı; bu kararların hukuken geçerli olup olmadığı.
  2. Kadim yol ve fiili durum: Müdahale edilen yerde eskiden beri kamuya açık bir yol veya geçit bulunup bulunmadığı; yeni bir yol açılıp açılmadığı.
  3. Rıza: Malikin veya paydaşların tasarrufa rıza gösterip göstermediği; rızanın serbest iradeyle verilip verilmediği.
  4. Kast: Sanığın tasarrufun kanuni koşullara aykırı olduğunu bilip bilmediği; hukuk ve idare yargısındaki dosyalar getirtilmeden kast değerlendirmesi yapılıp yapılmadığı.
  5. Suç vasfı: Eylemin TCK m.152/1-c, TCK m.154/1 veya TCK m.257 kapsamında kalıp kalmadığı; TCK m.154/1 ihtimalinde süresinde şikâyet bulunup bulunmadığı.
  6. İddianame sınırı: Mahkemenin CMK m.225’e aykırı olarak iddianamede gösterilmeyen bir fiilden hüküm kurup kurmadığı.
  7. Kamu görevlisi sıfatı: Failin usulüne uygun atanmış bir kamu görevlisi olup olmadığı.
  8. Soruşturma izni: 4483 sayılı Kanun’a göre izin alınıp alınmadığı; izin yoksa davanın düşmesi gerektiği.
  9. Zamanaşımı: Tasarruf tarihinden itibaren 8 yıllık, kesilmişse 12 yıllık sürenin dolup dolmadığı.

Sonuç

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçu (TCK m.261), kamu görevlisinin ilgili kanunlardaki koşullara aykırı olduğunu bilerek kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerinde zorla tasarrufta bulunmasıyla oluşur ve 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Mal sahibine bedel ödenmiş olması suçu ortadan kaldırmaz. Suç tali niteliktedir: fiil nitelikli mala zarar verme veya hakkı olmayan yere tecavüz gibi daha ağır bir suç oluşturuyorsa yalnızca o suçtan ceza verilir. Yargıtay uygulamasında suç en çok kamulaştırma veya imar uygulaması yapılmadan özel arazilerden yol geçiren belediye başkanları ve muhtarlar bakımından gündeme gelir. Suç şikâyete bağlı değildir; önödeme, uzlaştırma ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi uygulanmaz, basit yargılama uygulanabilir, 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni gerekir, malik davaya katılabilir, davaya asliye ceza mahkemesi bakar, tutuklama yapılamaz ve dava zamanaşımı 8 yıldır.

Sık Sorulan Sorular

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçunun cezası nedir?

TCK m.261 uyarınca ilgili kanunlardaki koşullara aykırı olduğunu bilerek kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerinde zorla tasarrufta bulunan kamu görevlisi 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hükmedilen ceza 1 yıl veya daha azsa adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. TCK m.53/5 uyarınca ayrıca görev yasağı verilir.

Belediyenin kamulaştırma yapmadan arsadan yol geçirmesi suç mu?

Belediye başkanının meclis kararı, kamulaştırma kararı veya imar uygulaması olmadan malikin rızasına rağmen özel bir araziden yol geçirmesi TCK m.261’deki suçu oluşturabilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2014/2124 E., 2016/3412 K. sayılı kararında, böyle bir olayda o yerde eskiden beri kullanılan bir yol bulunup bulunmadığının ve belediye başkanının kastının araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Eylem ağaçlara zarar verme veya taşınmazı işgal etme niteliğindeyse daha ağır olan TCK m.152/1-c veya TCK m.154/1 uygulanır.

Mal sahibine bedel ödenirse kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçu oluşur mu?

Evet. TCK m.261, “karşılık ödenmek suretiyle de olsa” zorla tasarrufta bulunan kamu görevlisini cezalandırır. Kamu görevlisi kamulaştırma usulünü işletmeden malikin iradesine rağmen mala el koyarsa, malike bedel ödenmiş olması suçu ortadan kaldırmaz.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçunda “zorla” ne demektir?

TCK m.261’deki “zorla” ifadesi, tasarrufun malikin veya zilyedin rızası alınmadan ve iradesine rağmen yapılmasını ifade eder. Kişiye karşı fiziki güç kullanılması şart değildir. Malik serbest iradesiyle rıza göstermişse zorla tasarruf unsuru oluşmaz.

Muhtarın bahçeden yol geçirip ağaçları kesmesi hangi suçtur?

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2011/21819 E., 2013/1280 K. sayılı kararında, kamulaştırma yapmadan bahçelerden yol geçirip ağaçlara zarar veren muhtar hakkında, TCK m.261’deki özel içtima kuralı nedeniyle yalnızca daha ağır olan suçtan ceza verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Dikili ağaçlara zarar vermeyi düzenleyen TCK m.152/1-c’nin cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir ve iki suçtan ayrı ayrı ceza verilemez.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf ile görevi kötüye kullanma arasındaki fark nedir?

Görevi kötüye kullanma (TCK m.257), kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmayan görev aykırılıklarında uygulanan genel ve tali bir normdur. Kamu görevlisi kişinin malı üzerinde kanuna aykırı zorla tasarrufta bulunmuşsa önce TCK m.261 ve daha ağır suçlar tartışılır. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2015/12498 E., 2018/1970 K. sayılı kararında, bu tür bir olayda görevi kötüye kullanmadan hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf şikâyete bağlı mı?

Hayır. TCK m.261 şikâyete bağlı değildir ve Cumhuriyet savcısı resen soruşturma başlatır; malikin şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez. Ancak eylem daha ağır olan hakkı olmayan yere tecavüz (TCK m.154/1) veya basit mala zarar verme (TCK m.151) olarak nitelendirilirse bu suçlar şikâyete bağlıdır.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçunda uzlaştırma veya kamu davasının ertelenmesi var mı?

Hayır. Suç CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamında değildir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi de uygulanmaz; çünkü CMK m.171/6-b, kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği suçları bu kurumun dışında bırakır. Hapis cezasının üst sınırı 2 yıl olduğundan önödeme de uygulanmaz; basit yargılama usulü ise uygulanabilir.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçunda soruşturma izni gerekir mi?

Evet. 3628 sayılı Kanun’un 17’nci maddesi rüşvet, irtikap ve zimmet gibi suçlarda soruşturma izni aranmayacağını düzenler; TCK m.261 bu listede yoktur. Bu nedenle suç 4483 sayılı Kanun kapsamındaki bir kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle işlendiğinde soruşturma izni alınması gerekir. Belediye başkanları da bu kapsamdadır.

Mal sahibi kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf davasına katılabilir mi?

Evet. Malı üzerinde usulsüz tasarrufta bulunulan malik veya zilyet suçtan doğrudan zarar gördüğünden davaya katılabilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2018/3575 E., 2022/3970 K. sayılı kararına konu davada tek eylemle malları üzerinde tasarrufta bulunulan birden fazla malik katılan olarak yer almış ve TCK m.43/2 uygulanmıştır.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

TCK m.261’deki cezanın üst sınırı 2 yıl hapis olduğundan dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır ve kesilirse en fazla 12 yıla uzar. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2022/5267 E., 2026/4962 K. sayılı kararında 8 yıllık asli süre dolduğu için kamu davası düşürülmüştür. Ceza zamanaşımı 10 yıldır.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçunda tutuklama yapılabilir mi?

Hayır. Hapis cezasının üst sınırı 2 yılı aşmayan kasıtlı suçlarda CMK m.100/4 uyarınca tutuklama kararı verilemez. TCK m.261’deki cezanın üst sınırı 2 yıl olduğundan bu suçtan tutuklama yapılamaz; adli kontrol tedbirleri ise uygulanabilir.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf memuriyete engel mi?

Suç, 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesinde süresine bakılmaksızın memuriyete engel sayılan suçlar arasında yer almaz. Ancak kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasına mahkûmiyet memuriyete engeldir; TCK m.261’in üst sınırı 2 yıl olduğundan hükmedilen ceza 1 yılı bulursa memuriyet sona erebilir. HAGB kararı mahkûmiyet sayılmaz.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçunda HAGB verilebilir mi?

Evet. Hükmolunan hapis cezası 2 yılı aşmadığından koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir; bunun için malikin uğradığı zararın giderilmesi de aranır. 31.07.2026’dan itibaren HAGB’de denetim süresi 5 yıldır ve açıklanması geri bırakılan hapis cezası ertelenemez veya seçenek yaptırıma çevrilemez.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf davasına hangi mahkeme bakar?

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçuna asliye ceza mahkemesi bakar. Eylemin nitelikli mala zarar verme veya hakkı olmayan yere tecavüz olarak nitelendirilmesi hâlinde de görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf, görevi kötüye kullanma veya mala zarar verme isnadıyla soruşturma ya da kovuşturmayla karşı karşıyaysanız, süreç hakkında bilgi almak için kamu görevlilerinin yargılandığı ceza davalarında avukatlık hizmeti sayfasını inceleyebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir