İçindekiler
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçu ve Cezası (TCK-191)
Kısa cevap: Kullanmak için uyuşturucu bulundurma (TCK 191), kişinin ticaret amacı gütmeksizin yalnızca kendi kullanımı için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi, bulundurması ya da kullanması hâlinde oluşur ve iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Fiil; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi yerlere iki yüz metreden yakın mesafede işlenirse ceza yarı oranında artırılır ve üç yıldan yedi buçuk yıla kadar hapse çıkar. Ancak bu suçun en belirleyici özelliği cezası değil, kendine özgü usul rejimidir: soruşturma aşamasında beş yıl süreyle kamu davasının açılması ertelenir, en az bir yıl denetimli serbestlik uygulanır ve süreç ihlalsiz tamamlanırsa dosya takipsizlikle kapanır — kişi çoğu hâlde cezaevine hiç girmez.
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma, Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde düzenlenen ve uygulamada en sık karşılaşılan uyuşturucu suçlarından biridir. Bu suç, uyuşturucu imal ve ticaretini cezalandıran TCK 188 suçundan hem cezasının çok daha hafif olması (TCK 188’de ceza on yıldan başlar) hem de kendine özgü bir usul rejimine (erteleme, denetimli serbestlik) sahip olması bakımından keskin biçimde ayrılır; bu iki suç arasındaki sınırın nerede çizildiği, aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
Bu yazıda, kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçunun unsurlarını, cezasını, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile denetimli serbestlik sürecini, ticaret suçundan nasıl ayrıldığını ve tedaviye başvurunun sağladığı hukuki güvenceyi; konuya ilişkin yerleşik Yargıtay içtihadıyla birlikte adım adım ele alacağız.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçu (TCK 191) Nedir?
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma, kişinin ticaret amacı gütmeksizin, yalnızca kendi kullanımı için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi, bulundurması ya da bu maddeleri kullanması durumunda oluşan bir suçtur. Türk Ceza Kanunu bu fiili, uyuşturucu imal ve ticareti suçundan bilinçli olarak ayırmış; kullanıcıyı cezalandırmaktan çok, denetim ve tedavi yoluyla topluma yeniden kazandırmayı esas alan kendine özgü bir sistem öngörmüştür.
TCK 191’in Uyuşturucu Suçları İçindeki Yeri
Türk Ceza Kanunu, uyuşturucu ve uyarıcı maddelerle ilgili fiilleri tek bir suç altında toplamaz; birbiriyle yakından bağlantılı bir suçlar kümesi öngörür. Bu kümenin dört temel maddesi şöyle özetlenebilir:
- TCK 188 – Uyuşturucu imal ve ticareti: Maddenin imal, ithal, ihraç, satış, sevk, nakil ve ticaret amaçlı bulundurulması gibi fiilleri cezalandırır; kümenin en ağır cezalı maddesidir ve ceza on yıldan başlar.
- TCK 190 – Kullanımı kolaylaştırma: Maddeyi bizzat temin etmeksizin, kullanımı kolaylaştıran (yer/donanım sağlama, özendirme gibi) fiilleri cezalandırır.
- TCK 191 – Kullanmak için bulundurma: Bu yazının konusu olan, kişisel kullanım amaçlı fiiller.
- TCK 192 – Etkin pişmanlık: Yukarıdaki suçlarda, belirli koşullarla cezasızlık veya indirim sağlayan hükümler.
Bu maddeler uygulamada sıklıkla bir arada gündeme gelir; özellikle bir olayın TCK 188 mi yoksa TCK 191 mi kapsamında olduğu, sürecin tamamını belirler. Konunun bütününe genel bir bakış için Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar başlıklı rehberimizi de inceleyebilirsiniz.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçu ile Korunan Hukuki Değer: Kamu Sağlığı
TCK 191, Kanun’un “Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde yer alır. Bu, suçun yalnızca maddeyi kullanan kişiyi değil, toplumun genel sağlığını koruma amacı taşıdığını gösterir. Nitekim kanun koyucu, maddeyi kullanan kişiyi salt cezalandırmak yerine, öncelikle tedaviye ve topluma yeniden kazandırmaya yönelten bir sistem benimsemiştir. TCK 191’in kendine özgü erteleme ve denetimli serbestlik mekanizmaları, bu koruyucu ve iyileştirici yaklaşımın somut yansımasıdır.
Madde bağımlılığı, hukuki bir sorun olmasının yanında aynı zamanda bir sağlık meselesidir. Bu yazı, süreci hukuki yönüyle açıklarken, tedavi arayışında olan kişileri veya yakınlarını yargılayıcı bir dilden özenle uzak durarak bilgilendirmeyi hedefler.
TCK 191 Suçunun Unsurları
Bir fiilin kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçunu oluşturup oluşturmadığı, suçun kanuni tanımındaki unsurların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği incelenerek belirlenir.
Fail: Suçu Kim İşleyebilir?
TCK 191 bakımından fail herhangi bir kişi olabilir; suçun oluşması için failin belirli bir sıfat (meslek, unvan) taşıması aranmaz. Bu yönüyle suç, bir özgü suç değildir. Önemli olan, failin uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kendi kullanımı amacıyla elinde bulundurmasıdır. Maddeyi başkasına satmak, devretmek veya temin etmek amacı taşıyan kişi, TCK 191’in değil, çok daha ağır cezalar öngören TCK 188 (uyuşturucu ticareti) suçunun faili olur.
Mağdur: Kimin Sağlığı Korunuyor?
Bu suçta doğrudan bir birey mağdur olarak karşımıza çıkmaz; korunan değer kamu sağlığı olduğundan, mağdur toplumun bütünüdür. Bu nedenle suç, herhangi bir kişinin şikâyetine bağlı değildir; savcılık, suçu öğrendiği anda resen (kendiliğinden) soruşturma başlatır. Yani mağdur sıfatıyla bir kişinin şikâyette bulunması gerekmez; şikâyetten vazgeçme de soruşturmayı sona erdirmez.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunun Konusu: Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde
Suçun konusunu uyuşturucu veya uyarıcı maddeler oluşturur. Esrar, eroin, kokain, metamfetamin, sentetik kannabinoidler gibi maddeler tipik örneklerdir. Ancak her ele geçen madde otomatik olarak bu kapsama girmez:
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2020/19392 E. – 2022/1378 K. Sayılı Kararında; üzerinde ele geçirilen tabletin “klonazepam” etken maddesi içeren, yeşil reçeteyle satılan bir ilaç olduğu ve bu maddenin 2313 sayılı Kanun, 3298 sayılı Kanun ile ilgili Bakanlar Kurulu kararlarında sayılan uyuşturucu ve uyarıcı maddeler arasında yer almadığı bir olayda, TCK 188/6’da öngörülen ayrı suç saklı kalmak kaydıyla, bu tür bir maddenin salt kullanmak amacıyla bulundurulmasının TCK 191 kapsamında suç oluşturmayacağına hükmetmiştir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2020/6926 E. – 2020/7387 K. Sayılı Kararında; aynı ilke, benzer biçimde reçeteli bir ağrı kesici için de uygulanmıştır. Sanığın üzerinde ele geçirilen ve “buprenorphine-naloksone” içeren tek bir tablet bakımından, bu maddenin kullanmak amacıyla bulundurulmasının TCK 191 anlamında suç oluşturmadığı kabul edilmiştir.
Bu iki karar, bir maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde sayılıp sayılmayacağının kriminal/ekspertiz raporuyla ve ilgili mevzuatla somut olarak tespit edilmesi gerektiğini, yalnızca “hap ele geçti” tespitinin yeterli olmadığını gösterir. Bu yazı hiçbir şekilde maddelerin temini, saklanması, kullanımı veya üretimine ilişkin bilgi içermez; yalnızca fiilin hukuki tanımını ve sonuçlarını açıklar.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Fiil: Seçimlik Hareketler
TCK 191, birden fazla hareketi ayrı ayrı cezalandıran bir seçimlik hareketli suçtur. Aşağıdaki fiillerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir:
- Satın almak — maddeyi bedel karşılığı edinmek,
- Kabul etmek — maddeyi bedelsiz olarak (örneğin ikram yoluyla) almak,
- Bulundurmak — maddeyi fiilen hâkimiyet alanında (üzerinde, evinde, aracında) tutmak,
- Kullanmak — maddeyi vücuda almak.
Bu hareketlerden birkaçının aynı kişi tarafından, aynı madde üzerinde ve kısa bir zaman dilimi içinde gerçekleştirilmesi halinde (örneğin hem satın alıp hem bulundurmak) tek bir suç oluşur; her hareket için ayrı ceza verilmez. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2015/3024 E. – 2016/1634 K Sayılı Kararında; kişisel kullanım sınırında kalan tek bir esrar miktarının, bir kısmı “kullanmak için bulundurma” bir kısmı “ticaret” sayılacak şekilde ikiye bölünüp iki ayrı suçtan hüküm kurulamayacağını; tek olan fiilin nitelik yönünden bölünmesinin usule aykırı olduğunu belirtmiştir. Bu, suçların içtimaı kurallarının somut bir uygulamasıdır.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Netice: Bir Tehlike Suçu
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçu, somut bir zararın doğmasını gerektirmeyen bir tehlike suçudur. Kişinin sağlığının fiilen bozulması veya bir zararın ortaya çıkması aranmaz; maddenin kullanım amacıyla bulundurulması, suçun tamamlanması için yeterlidir.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Manevi Unsur: Kast ve “Kullanma Amacı”
TCK 191 yalnızca kasten işlenebilen bir suçtur; taksirle (dikkatsizlik/tedbirsizlikle) işlenmesi mümkün değildir. Kastın kapsamı, kast ve taksir ayrımı bakımından önemlidir: failin, bulundurduğu maddenin uyuşturucu veya uyarıcı nitelikte olduğunu bilmesi ve bunu kendi kullanımı için istemesi gerekir. Buradaki “kullanma amacı”, suçu TCK 188’den ayıran özel bir manevi unsurdur. Fail maddeyi başkasına verme/satma amacıyla bulunduruyorsa TCK 191 değil, TCK 188 uygulanır.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Hukuka Aykırılık Unsuru
Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanım amacıyla bulundurulmasını hukuka uygun hale getiren bir neden bulunması istisnaidir. Reçeteye bağlı olarak, hekim kontrolünde ve tedavi amacıyla kullanılan maddeler bakımından hukuka uygunluk nedenleri gündeme gelebilir. Ancak bu durum, maddenin niteliği, reçetenin gerçekliği ve kullanımın sınırları dikkate alınarak somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
TCK 191 ile TCK 188 Arasındaki Kritik Ayrım: Kullanım mı, Ticaret mi?
Uyuşturucu suçlarında en belirleyici ve sonucu en çok etkileyen mesele, ele geçirilen maddenin kullanmak için mi (TCK 191) yoksa ticaret amacıyla mı (TCK 188) bulundurulduğunun tespitidir. Bu ayrım, kişinin durumunu kökten değiştirir:
- TCK 191 kapsamında değerlendirilirse: 2–5 yıl ceza aralığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik imkânı vardır; kişi çoğu halde cezaevine girmeden süreci tamamlayabilir.
- TCK 188 kapsamında değerlendirilirse: on yıldan başlayan ağır hapis cezaları söz konusu olur ve erteleme/denetimli serbestlik imkânı yoktur.
Ayrımda Esas Alınan Ölçütler
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında — Ceza Genel Kurulunun tekrarlanan kararlarında da vurgulandığı üzere (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2012/10-325 E. – 2012/1817 K.; 2017/510 E. – 2020/336 K.) — bir olayın kullanma mı yoksa ticaret amaçlı bulundurma mı olduğu belirlenirken başlıca şu ölçütler birlikte değerlendirilir:
- Failin davranışı — Bulundurduğu maddeyi başkasına satma, devir veya tedarik etme yönünde herhangi bir davranış içine girip girmediği.
- Maddenin bulunduğu yer ve bulundurulma biçimi — Kişisel kullanım için uyuşturucu bulunduran kimse bunu genellikle kolayca erişebileceği bir yerde (evinde, iş yerinde) tutar; buna karşılık çok sayıda özenle hazırlanmış, hassas teraziyle tartılmış eşit gramajlı küçük paketler ile paketlemede kullanılan ambalaj malzemelerinin birlikte ele geçirilmesi, ticaret amacına işaret eden önemli bir belirtidir.
- Madde çeşidi ve miktarı — Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında esrar kullananların günde üç kez, her defasında 1-1,5 gram olmak üzere esrar tüketebildiği bildirilmekte olup, bu ölçü esas alınarak kişinin birkaç aylık ihtiyacını karşılayacak miktarda madde bulundurması dahi tek başına ticaret göstergesi sayılmaz; miktarın bu makul kişisel kullanım süresinin üzerine çıkması durumunda ise ticaret amacı yönünde bir belirti oluşur.
- Diğer somut deliller — Satışa yönelik müşteri ilişkisini gösterebilecek iletişim kayıtları, fiziki takip tutanakları veya tanık beyanları gibi ek deliller.
Bu ölçütlerden hiçbiri tek başına belirleyici değildir; hâkim, bunların tamamını birlikte değerlendirerek sonuca ulaşır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2012/10-325 E. – 2012/1817 K. Sayılı Kararında; iki kişinin birlikte taşıdığı 393,5 gram esrarın miktarının iki kişinin kişisel kullanım sınırları içinde kalabileceğini, sanıkların ticari amaçla hareket ettiklerine dair kuşku sınırlarını aşan kesin bir delil bulunmadığını belirterek “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi uyarınca eylemi TCK 191 kapsamında değerlendirmiştir.
Benzer şekilde Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2014/13938 E. – 2017/1661 K. Sayılı Kararında; evinde bir kavanoz içinde kendi rızasıyla teslim ettiği esrar kişisel kullanım sınırında kalan bir sanık bakımından da, maddeyi kullanma dışında bir amaçla bulundurduğuna dair kesin delil bulunmadığından ticaret suçundan beraat gerektiği sonucuna varılmıştır. Şüphe halinde, sanığın lehine olan yorumun (kullanma) benimsenmesi ilkesi bu alanda özellikle önem taşır.
Kriminal/Ekspertiz Raporunun ve Delil Değerlendirmesinin Rolü
Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 2015/12447 E. – 2018/5870 K. Sayılı Kararında;
- Kullanım/ticaret ayrımı, yalnızca soyut ölçütlerle değil, dosyaya giren somut delillerle yapılır,
- Ele geçirilen maddenin cinsini, saflık derecesini ve net ağırlığını gösteren kriminal/ekspertiz raporu belirleyici bir işlev görür,
- Uyuşturucu olduğu iddia edilen maddelerin aynı brüt ağırlığa sahip iki farklı olayda, maddelerin saf uyuşturucu miktarı (net ağırlığı) birbirinden çok farklı olabilir; bu da kişisel kullanım sınırı değerlendirmesini doğrudan etkiler,
- Neticeten eser miktarda tespit edilen bir maddenin miktarsal analizi yapılamamış ve Kanun’da öngörülen oranların altında kalmışsa, bu maddenin suçun konusunu oluşturmaya elverişli olmadığı,
Kabul edilmiştir.
Uygulamada dikkat edilen bir diğer nokta, ele geçirilen maddenin tek bir bütün halinde mi yoksa satışa hazır biçimde bölünmüş vaziyette mi bulunduğudur. Buna karşılık, bağımlılık düzeyi yüksek bir kişide, kişisel kullanıma yetecek ölçüde fazla miktarda madde bulunması tek başına ticaret anlamına gelmez. Her olay, kendine özgü koşulları içinde bir bütün olarak değerlendirilir ve şüphe halinde sanık lehine yorum ilkesi devreye girer.
Ele geçirilen maddenin niteliğine göre olayınızın hangi madde kapsamında değerlendirileceği, savunmanın en kritik noktasıdır; ekspertiz raporuna itiraz, maddenin ele geçiriliş biçimine ilişkin tespitler ve ifadelerin tutarlılığı gibi hususlar sonucu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle sürecin başından itibaren uyuşturucu suçlarında uzman bir ceza avukatından destek almanız önem taşır.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçu (TCK-191) Cezası ve Nitelikli Haller
Temel Ceza
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur (TCK 191/1). Ancak aşağıda ayrıntılı olarak açıklayacağımız erteleme ve denetimli serbestlik sistemi nedeniyle, bu ceza çoğu ilk kez işlenen olayda fiilen infaz edilmez.
Kullanmak ile Bulundurmak Aynı Ceza Kapsamında mıdır?
Evet. TCK 191/1, “kullanmak için satın almak, kabul etmek veya bulundurmak” ile “uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” fiillerini aynı ceza aralığı içinde düzenler. Uygulamada bazı olaylarda kişi hem bulundurma hem kullanma fiilini gerçekleştirmiş olabilir; bu durumda da tek bir suç oluşur ve tek ceza verilir.
Nitelikli Hal: Okul, Yurt, Hastane Yakınında İşlenme (200 Metre Kuralı)
Suçun; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçlı toplu bulunulan yerlerin iki yüz metreden yakın çevresinde işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır (TCK 191/10) ve temel ceza aralığı fiilen üç yıldan yedi buçuk yıla kadar hapse çıkar. Bu kuralın uygulama alanı yalnızca bulundurmayla sınırlı değildir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2017/5289 E. – 2019/1141 K. Sayılı Kararında; sanığın okul bahçesinde uyuşturucu madde kullandığının tutanakla sabit olduğu bir olayda, kullanma fiilinin de bu nitelikli hâlin kapsamına girdiğini ve cezada yarı oranında artırım yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Aynı 200 metre kuralı, uyuşturucu ticareti suçu bakımından da (TCK 188/4-b) öngörülmüştür.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Kusurluluk: Cezai Sorumluluğu Etkileyen Haller
Bir fiilin suç oluşturması için, failin o fiilden dolayı kusurlu sayılabilmesi gerekir. Kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan bazı haller, TCK 191 bakımından da geçerlidir:
- Yaş küçüklüğü: Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur. On iki–on beş yaş arasındaki çocuklar bakımından ise işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği ayrıca araştırılır. Çocuklar hakkındaki yargılama çocuk mahkemesinde yapılır.
- Akıl hastalığı: Failin, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak veya davranışlarını yönlendiremeyecek ölçüde akıl hastası olması, kusurluluğu etkiler.
- Diğer nedenler: Cezai sorumluluğu etkileyen bu haller topluca ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler başlığı altında değerlendirilir.
Madde bağımlılığının kusurluluğa etkisi ise dikkatle ele alınması gereken bir konudur. Bağımlılık, kural olarak fiili işlerken failin algılama yeteneğini tümüyle ortadan kaldıran bir hal olarak kabul edilmez; ancak bağımlılığın türü ve derecesi, süreç içinde uygulanacak tedavi tedbirleri bakımından önem taşır. Bu yönüyle TCK 191, bağımlı kişiyi cezalandırmaktan çok tedaviye yönlendirmeyi hedefler.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunun (TCK-191) Kendine Özgü Usul Rejimi: Erteleme ve Denetimli Serbestlik
TCK 191’i ceza hukukundaki diğer birçok suçtan ayıran en önemli özellik, kendine özgü usul rejimidir. Bu süreç; erteleme → denetimli serbestlik → (ihlal varsa) kamu davası → (ihlal yoksa) takipsizlik mantığıyla işler. Aşağıda bu akışı adım adım açıklıyoruz.
1. Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi (TCK 191/2)
Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı, TCK 191 kapsamındaki şüpheli hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir. Önemli nokta şudur: Bu karar için, genel erteleme kurumunda aranan koşullar aranmaz; TCK 191’de erteleme adeta otomatik biçimde uygulanır. Savcı, erteleme kararını verirken şüpheliyi, yükümlülüklere uymaması veya yeniden madde kullanması halinde hakkında kamu davası açılacağı konusunda uyarır. Bu karar, kolluğa da bildirilir.
Bu kurumun, cezanın kesinleşmesinden sonra gündeme gelen cezanın ertelenmesi kurumuyla karıştırılmaması gerekir. TCK 191/2’deki erteleme, henüz dava açılmadan, soruşturma aşamasında devreye girer. Bu aşamada verilen denetimli serbestlik tedbiri kararının bir “durma kararı” niteliğinde olduğu ve doğrudan temyize değil itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasıyla teyit edilmiştir (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2014/13938 E. – 2017/1661 K.).
2. Denetimli Serbestlik Tedbiri (TCK 191/3)
Erteleme süresi içinde şüpheli hakkında en az bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre içinde kişi; denetimli serbestlik müdürlüğünün belirlediği yükümlülüklere uymak ve gerektiğinde tedaviye tabi tutulmak durumundadır. Denetimli serbestlik süresi, denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi veya Cumhuriyet savcısının kararıyla altışar aylık dönemler halinde en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Cumhuriyet savcısı, yılda en az iki kez şüphelinin durumunu tespit amacıyla ilgili kuruma sevk kararı verir.
Denetimli serbestlik, kişiyi cezaevine göndermek yerine toplum içinde denetleyerek iyileşmesini ve topluma yeniden kazandırılmasını amaçlayan bir tedbirdir. Bu yönüyle TCK 191’in koruyucu-iyileştirici felsefesinin merkezinde yer alır.
Denetimli Serbestlik Sürecinde Yükümlülükler Nelerdir?
Denetimli serbestlik, kişiye belirli yükümlülükler getiren aktif bir süreçtir. Bu yükümlülükler her olayın koşullarına göre belirlenmekle birlikte, uygulamada başlıca şu unsurları içerebilir:
- Denetimli serbestlik müdürlüğüne düzenli aralıklarla imza vermek veya belirlenen randevulara katılmak,
- Gerekli görülmesi halinde tedavi ve/veya rehabilitasyon programına katılmak,
- Belirlenen dönemlerde kontrol amaçlı test için ilgili kuruma sevk edilmek,
- Uyuşturucu veya uyarıcı maddeden uzak durmak.
Bu yükümlülüklere uyulması, sürecin olumlu sonuçlanmasının ön koşuludur. Yükümlülüklere uymamakta ısrar edilmesi ihlal sayılır ve kamu davasının açılmasına yol açabilir. Bu nedenle, denetimli serbestlik süreci ihmal edilmemesi gereken bir aşamadır; süreçte yaşanan aksaklıklar bakımından hakların doğru kullanılması için bir avukatın yönlendirmesi yararlı olur.
İlk Kez Uyuşturucudan Yakalananlar İçin Süreç Nasıl İşler?
Bu suçla ilk kez karşılaşan kişiler açısından TCK 191’in sunduğu tablo, çoğu zaman düşünülenden daha az ağırdır. İlk kez yakalanan, ticaret şüphesi bulunmayan ve maddeyi kişisel kullanımı için bulunduran bir kişi bakımından tipik akış şöyledir: Cumhuriyet savcısı kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verir, kişi hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanır ve yükümlülükler ihlal edilmeden tamamlanırsa dosya takipsizlikle kapanır. Bu süreçte kişi, kural olarak cezaevine girmez.
Buna karşılık, sürecin sağladığı imkânların doğru kullanılması önemlidir. İfade aşamasında yapılan beyanlar, olayın kullanım mı yoksa ticaret mi sayılacağını etkileyebilir; bu nedenle ilk andan itibaren, susma hakkı da dâhil olmak üzere sahip olduğunuz hakların bilincinde olmanız ve bir avukatın desteğinden yararlanmanız önerilir.
TCK 191’de Tutuklama Söz Konusu Olur mu?
Tutuklama, bir cezalandırma değil, koşulları kanunda sayılan istisnai bir koruma tedbiridir. TCK 191, kendine özgü erteleme ve denetimli serbestlik rejimiyle esasen kişiyi ceza infaz süreci dışında tutmayı amaçladığından, yalnızca kullanmak için bulundurma kapsamında kalan olaylarda uygulamada tutuklamaya nadiren başvurulur; bunun yerine adli kontrol gibi daha hafif tedbirler gündeme gelebilir. Buna karşılık, olayın ticaret boyutuna (TCK 188) ilişkin güçlü bir şüphe varsa tablo tümüyle değişebilir.
3. İhlal Halleri (TCK 191/4 ve 191/5)
Şüpheli, erteleme süresi içinde; kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedaviye ilişkin gereklere uymamakta ısrar ederse, tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alır, kabul eder veya bulundurursa ya da uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi tekrar kullanırsa hakkında kamu davası açılır (TCK 191/4).
Erteleme süresi içinde gerçekleşen bu tür yeni fiiller ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz; dördüncü fıkra kapsamında değerlendirilir (TCK 191/5).
Yargıtay, bu hükmün önemli bir sonucuna dikkat çekmiştir: Şüpheli, önceki bir suçtan dolayı hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında yeniden kullanmak için madde bulundurursa, bu yeni fiil ayrı bir dava konusu yapılamayacağından, ikinci fiil için açılmış bulunan davanın kovuşturma şartının ortadan kalktığı gerekçesiyle düşürülmesi gerekir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/609 E. – 2022/245 K. ve Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 2015/15158 E. – 2019/1892 K.).
Ayrıca, kamu davası bir kez açıldıktan sonra aynı kişi hakkında yeniden erteleme kararı verilemez (TCK 191/6).
4. Sürecin Başarıyla Tamamlanması (TCK 191/7)
Şüpheli, erteleme süresi boyunca yukarıdaki ihlallerden herhangi birini gerçekleştirmezse hakkında kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) karar verilir (TCK 191/7). Böylece dosya kapanır ve kişi hakkında herhangi bir mahkûmiyet söz konusu olmaz. Bu, TCK 191 sürecinin kişi açısından en olumlu sonucudur.
5. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (TCK 191/8)
Uygulamada en çok karıştırılan noktalardan biri, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumlarının birbirine karıştırılmasıdır. Bunlar iki farklı usul kurumudur. TCK 191/8’e göre, TCK 188 veya TCK 190 suçundan açılan bir davada, kovuşturma (yargılama) aşamasında fiilin münhasıran TCK 191 kapsamına girdiği anlaşılırsa, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilir.
Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 2015/15158 E. – 2019/1892 K. Sayılı Kararında; bu geçiş kuralının uygulanabilmesi için mahkemenin öncelikle sanığın bu suçu daha önce işleyip işlemediğini ve varsa önceki bir tedavi/denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğini araştırması gerektiğini; aksi halde eksik incelemeyle hüküm kurulmuş olacağını vurgulamıştır. Bu maddede açıkça düzenlenmeyen hallerde ise genel hükümler; yani CMK 171 (kamu davasının açılmasının ertelenmesi) veya CMK 231 (HAGB) uygulanır (TCK 191/9).
Erteleme ile HAGB Farkı: Karşılaştırma Tablosu
| Ölçüt | Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi (TCK 191/2) | Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması – HAGB (TCK 191/8) |
|---|---|---|
| Hangi aşamada? | Soruşturma aşaması (dava henüz açılmamıştır) | Kovuşturma aşaması (dava açılmış, yargılama sürmektedir) |
| Kararı kim verir? | Cumhuriyet savcısı | Mahkeme (hâkim) |
| Koşulları | CMK 171 koşulları aranmaz; adeta otomatik | Fiilin münhasıran TCK 191 kapsamına girdiğinin anlaşılması |
| Süre | 5 yıl erteleme + en az 1 yıl denetimli serbestlik | HAGB denetim süresi (kural olarak 5 yıl) |
| Başarılı sonuç | Kovuşturmaya yer olmadığı kararı (takipsizlik) | Davanın düşmesi |
Bu iki kurumu net biçimde ayırt edebilmek, sürecinizin hangi aşamada olduğunu ve önünüzdeki seçenekleri anlamanız açısından hayati önemdedir. Somut durumunuzun hangi kuruma girdiğini değerlendirmek için bir avukatın desteğini almanız yerinde olacaktır.
Madde Bağımlılığı ve Tedaviye Başvurunun Hukuki Güvencesi (TCK 192/4)
Madde bağımlılığı, cezalandırılması gereken bir “suç”tan önce, tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunudur. Türk Ceza Kanunu da bu gerçeği tanıyarak, tedaviye yönelen kişiye önemli bir güvence sunar. TCK 192/4 uyarınca; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran ya da kullanan kişi, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, bu kişiye ceza verilmez. Dahası, bu durumda tedaviyi yürüten kamu görevlileri ile sağlık meslek mensuplarının, TCK 279 ve 280’deki suçu bildirme yükümlülüğü doğmaz; yani tedavi başvurusu bir ihbara dönüşmez.
Bu hükmün kapsamı yalnızca doktora veya sağlık kuruluşuna gitmekle sınırlı değildir; kolluğa yönelik kendiliğinden bildirim de aynı korumadan yararlanabilir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2020/7849 E. – 2020/7460 K. Sayılı Kararında; kolluk ekiplerinin rutin bir park kontrolü sırasında, hakkında hiçbir soruşturma bulunmayan bir kişinin kendiliğinden “maddeyi kendisinin kullandığını” söyleyerek durumu ortaya çıkardığı bir olayda, resmî makamların bilgisinin bulunmadığı bir aşamada yapılan bu kendi beyanının TCK 192/4 kapsamında değerlendirilmesi ve kişi hakkında “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu düzenlemenin anlamı açıktır: Tedavi arayışı ve resmî makamlara yapılan gönüllü bildirim, kişiyi bir soruşturmanın içine sürüklemez; tam tersine cezasızlık sonucu doğurur.
TCK 192’deki Dört Etkin Pişmanlık Senaryosu
TCK 192, tek bir madde altında birbirinden farklı dört durumu düzenler. Bunları kısaca ayırt etmek yararlıdır:
- Ticarete iştirak edenin bildirimi (f.1): TCK 188 kapsamındaki suça katılan kişi, resmî makamlar haber almadan önce diğer suç ortaklarını veya maddenin saklandığı/imal edildiği yeri bildirir ve bu bilgi yakalamayı/ele geçirmeyi sağlarsa, kendisine ceza verilmez.
- Kullanıcının bildirimi (f.2): TCK 191 kapsamındaki kişi, resmî makamlar haber almadan önce maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini bildirir ve bu bilgi suçluların yakalanmasını veya maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, kendisine ceza verilmez.
- Sonradan yardım (f.3): Suç resmî makamlarca haber alındıktan sonra gönüllü olarak yardımda bulunan kişinin cezasında dörtte birden yarıya kadar indirim yapılır.
- Gönüllü tedavi başvurusu (f.4): Yukarıda ayrıntılı açıkladığımız üzere, kullanan kişinin soruşturma başlamadan önce tedavi istemesi veya durumu kendiliğinden bildirmesi halinde ceza verilmez.
Görüldüğü gibi, bu senaryoların ortak ve kritik eşiği “resmî makamlarca haber alınmadan önce” gerçekleşmiş olmalarıdır. Bu konuyu, TCK 188, 190 ve 191 ile yoğun bağlantısı nedeniyle uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık (TCK 192) başlıklı ayrı yazımızda derinlemesine ele alıyoruz. Etkin pişmanlık kurumunun genel çerçevesi için ayrıca etkin pişmanlık nedir sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunun Özel Görünüş Biçimleri
Teşebbüs
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma, bulundurma esaslı bir suç olduğundan, suça teşebbüs (TCK 35) bakımından tartışmalı bir alandır. Satın alma anına kadar gerçekleşen icra hareketlerinin araya giren dış bir etkenle yarıda kalması gibi sınırlı durumlarda teşebbüs gündeme gelebilirse de, maddenin fiilen ele geçirilip bulundurulmaya başlanmasıyla suç tamamlanır ve teşebbüs aşaması geride kalır.
İştirak
Suça birden fazla kişinin katılması halinde şeriklik (iştirak) kuralları uygulanır. Ancak burada önemli bir sınır vardır: Bir başkasının kullanması için ona madde temin eden, kullanımı kolaylaştıran veya özendiren kişinin fiili, TCK 191’in değil, uyuşturucu kullanımını kolaylaştırma (TCK 190) suçunun ya da niteliğine göre TCK 188’in kapsamına girebilir. Dolayısıyla “kullanıcıya yardım” ile “kullanımı kolaylaştırma” arasındaki sınır dikkatle çizilmelidir.
İçtima ve Kenevir Ekme Suçuyla İlişki
Aynı kişinin, aynı madde üzerindeki birden fazla seçimlik hareketi tek suç sayılır. Buna karşılık, kişinin kendi kullanımı için kenevir ekmesi, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun’un 23. maddesindeki ayrı suçu oluşturur ve TCK 191 ile arasında suçların içtimaı bakımından gerçek içtima ilişkisi bulunur; yani ayrı ayrı değerlendirilir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2012/23989 E. – 2014/11948 K. Sayılı Kararında; kişinin evinin damında saksı içinde ekili vaziyette dört kök kenevir bitkisi bulunan, esrar elde etmek amacıyla sökülmüş veya kurumaya bırakılmış herhangi bir madde ele geçmeyen ve uyuşturucu kullandığı teknik yöntemlerle de tespit edilemeyen bir olayda, fiilin yalnızca izinsiz kenevir ekme suçunu oluşturduğuna ve TCK 191 bakımından mahkûmiyet kurulamayacağına hükmetmiştir.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Yaptırım, Müsadere ve Zamanaşımı
Hapis Cezası ve Adli Para Cezası
TCK 191/1’in temel cezası hapis cezasıdır. Sürecin ihlalle sonuçlanıp mahkûmiyete dönüşmesi halinde, hükmedilen hapis cezasının; süresi ve koşulları uygunsa adli para cezasına çevrilmesi ya da diğer seçenek yaptırımlara başvurulması gündeme gelebilir. Bu değerlendirme, somut olaya ve sanığın durumuna göre yapılır.
Müsadere
Suça konu uyuşturucu veya uyarıcı maddeler ile suçta kullanılan eşya hakkında müsadere (eşya ve kazanç müsaderesi) hükümleri uygulanır. Müsadere, bir güvenlik tedbiridir; güvenlik tedbirleri hakkında genel bilgi için ilgili sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Adli Sicil (Sabıka) Kaydı Bakımından Durum
Uygulamada en çok merak edilen konulardan biri, TCK 191 sürecinin adli sicil (sabıka) kaydına etkisidir. Süreç, kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlikle yürüdüğünden ve ihlal olmaksızın tamamlandığında takipsizlik kararıyla sonuçlandığından, bu olumlu senaryoda ortada bir mahkûmiyet hükmü bulunmaz. Mahkûmiyetle sonuçlanan hallerde ise adli sicil kaydına ilişkin sonuçlar, kararın türüne (örneğin HAGB olup olmadığına) göre değişir. Kaydın durumu ve silinmesi teknik bir konu olduğundan, kendi dosyanıza özgü değerlendirme için avukatınıza danışmanız yerinde olacaktır.
Dava ve Ceza Zamanaşımı
TCK 191 suçunda, cezanın üst sınırı dikkate alınarak belirlenen dava zamanaşımı süresi kural olarak sekiz yıldır. Mahkûmiyetin kesinleşmesinden sonra ise ceza zamanaşımı süreleri devreye girer. Zamanaşımı, sürecin her aşamasında ayrıca değerlendirilmesi gereken teknik bir konudur.
Güncel Gelişme: 7571 Sayılı Kanun (11. Yargı Paketi) ve İnfaz Rejimi
25.12.2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun (kamuoyunda “11. Yargı Paketi” olarak bilinir), infaz mevzuatında TCK 191 hükümlülerini de ilgilendiren düzenlemeler getirmiştir. Bu düzenleme, suçun tanımını veya cezasını değil, infaz (cezanın yerine getirilmesi) rejimini ilgilendirmektedir.
Kanun ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un geçici 10. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda, 31.07.2023 tarihi ve öncesinde işlenen suçlar bakımından erken denetimli serbestlikten yararlanmak için aranan bazı koşullar hafifletilmiştir. Terör suçları, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ve belirli ağır suçlar bu düzenlemenin kapsamı dışında tutulmuştur.
Bu tür infaz düzenlemeleri, kişiden kişiye ve suç tarihine göre farklı sonuçlar doğurabilir; ayrıca mevzuat güncel gelişmelere açıktır. Bu nedenle, güncel infaz durumunuzun ne olduğunu mutlaka doğrulanmış kaynaklar ve bir avukatın değerlendirmesiyle teyit ettirmenizi öneririz.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçuna ilişkin yargılamayı yapmakla görevli mahkeme, kural olarak asliye ceza mahkemesidir. Soruşturma aşaması Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür; soruşturma sırasında arama, el koyma ve tutuklama gibi tedbirlere ilişkin kararlar sulh ceza hâkimliğince verilir. Ceza yargılamasının işleyişine ilişkin genel bilgi için ceza mahkemeleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçu Hakkında Yargıtay Kararları Analizi
TCK 191 uygulamasında mahkemelerin en sık karşılaştığı sorun, kullanım/ticaret ayrımının ve usul rejiminin doğru işletilmesidir. Aşağıda, bu yazı boyunca atıf yapılan kararların ötesinde, sürecin farklı aşamalarını aydınlatan üç karar daha özetlenmiştir.
Aynı Miktar, İki Farklı Sanık: Tek Fiilin Bölünmezliği
Yerel Mahkeme verdiği kararda üç sanığın elinde toplam 91 gram esrar ele geçmiş; ilk derece mahkemesi sanıklardan biri hakkında hem “kullanmak için bulundurma” hem de “ticaret” suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet kurmuş, diğer iki sanık hakkında ise aynı fiili “kullanma” kabul edip ayrıca “ticaret” suçundan gereksiz bir beraat kararı vererek hükümleri karıştırmıştır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2015/3024 E. – 2016/1634 K. Sayılı Kararı ile; miktarın kişisel kullanım sınırları içinde kalması ve ticari amaca dair yeterli delil bulunmaması karşısında, tek olan fiilin nitelik yönünden ikiye bölünüp iki ayrı suça konu edilemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur.
Bu karar, uyuşturucu davalarında “hukuki nitelendirme” ve “fiilin bölünmezliği” hatalarının ne kadar sık yapıldığını gösteren öğretici bir örnektir: miktar tek başına ticari amaç için yeterli bir kriter değildir; hassas terazi, paketleme malzemesi veya iletişim tespiti gibi somut ek deliller yoksa eylem tamamen TCK 191 kapsamında değerlendirilir.
İddianame Sınırının Aşılamaması: “Davasız Yargılama Olmaz” İlkesi
Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 2015/15158 E. – 2019/1892 K. Sayılı Kararında; bir sanık hakkında yalnızca kenevir ekme suçundan iddianame düzenlenmişken, mahkemece iddianamede hiç yer almayan “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan da mahkûmiyet kurulmuş olması nedeniyle, hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceğini hatırlatarak kararın bu kısmını bozmuş; ayrıca bir başka sanık bakımından da 6545 sayılı Kanun ile değişen TCK 191 hükümlerinin ve önceki bir tedavi/denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında suçun tekrar işlenip işlenmediğinin araştırılması gerektiğine hükmetmiştir. Karar, savunma hakkının sınırını iddianameye bağlayan temel bir usul güvencesini somutlaştırması bakımından önemlidir.
Klonazepam Örneği: Her Hap Otomatik Olarak Suç Oluşturmaz
Yukarıda “suçun konusu” başlığı altında değindiğimiz üzere, Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2020/19392 E. – 2022/1378 K Sayılı Kararında; üzerinde ele geçirilen tabletin reçeteli bir ilaç olan ve ilgili mevzuatta sayılan uyuşturucu/uyarıcı maddeler arasında yer almayan “klonazepam” etken maddesini içerdiği bir olayda, sanığın bu maddeden dolayı mahkûm edilemeyeceğine hükmetmiştir. Bu karar, savunmada kriminal/ekspertiz raporunun içeriğine ve maddenin hukuki niteliğine itiraz etmenin neden kritik olduğunu somut biçimde göstermektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
TCK 191’den ceza alan kişi cezaevine girer mi?
Suç ilk kez işlenmiş ve kişi erteleme süresi ile denetimli serbestlik yükümlülüklerini ihlal etmeden tamamlamışsa, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir ve kişi cezaevine girmeden süreci tamamlar. İhlal halinde ise kamu davası açılır ve mahkûmiyet gündeme gelebilir.
Denetimli serbestlik ne kadar sürer?
Denetimli serbestlik en az bir yıldır; denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi veya savcının kararıyla altışar aylık dönemler halinde en fazla iki yıl daha uzatılabilir.
Uyuşturucu kullanma suçu şikâyete bağlı mıdır?
Hayır. TCK 191 suçunda korunan değer kamu sağlığı olduğundan, savcılık suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır; şikâyet veya şikâyetten vazgeçme sonucu etkilemez.
Madde bağımlısı biri tedaviye başvurursa ceza alır mı?
Kişi, hakkında soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurup tedavi isterse ya da durumu kendiliğinden bildirirse, TCK 192/4 uyarınca kendisine ceza verilmez ve bu başvuru bir ihbara dönüşmez.
Denetimli serbestliği ihlal edersem ne olur?
Yükümlülüklere veya tedaviye uymamakta ısrar etmek ya da yeniden madde satın almak/bulundurmak/kullanmak ihlal sayılır. İhlal halinde hakkınızda kamu davası açılır ve mahkûmiyet gündeme gelebilir. Bir kez kamu davası açıldıktan sonra aynı kişi hakkında yeniden erteleme kararı verilemez.
Uyuşturucu kullanma cezası adli para cezasına çevrilir mi?
Süreç ihlalle sonuçlanıp mahkûmiyete dönüşürse, hükmedilen hapis cezasının koşulları uygunsa adli para cezasına çevrilmesi veya diğer seçenek yaptırımlara başvurulması gündeme gelebilir. Bu değerlendirme somut olaya göre yapılır ve kesin bir sonuç için avukatınıza danışmanız gerekir.
TCK 191 ile TCK 188 arasındaki temel fark nedir?
TCK 191 kullanmak için bulundurmayı (2-5 yıl); TCK 188 ise ticaret/temin amacıyla imal, ithal, ihraç veya bulundurmayı (on yıldan başlayan cezalarla) cezalandırır. TCK 191’de erteleme/denetimli serbestlik imkânı vardır; TCK 188’de ise bu imkânlar yoktur. Ayrımda madde miktarı, bulunduğu yer ve bulundurulma biçimi gibi ölçütler esas alınır.
Kullanmak İçin Uyuşturucu Bulundurma Suçu Bakımından Değerlendirme
Kullanmak için uyuşturucu bulundurma (TCK 191) suçu, ağır cezalık uyuşturucu ticareti suçundan hem cezası hem de kendine özgü usul rejimiyle önemli ölçüde ayrılır. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, denetimli serbestlik ve tedaviye başvuruya tanınan güvenceler, bu suçun cezalandırmadan çok iyileştirmeyi amaçladığını gösterir. Bununla birlikte, olayın kullanım mı yoksa ticaret amaçlı bulundurma mı sayılacağı, süreci kökten etkileyen kritik bir eşiktir; Yargıtay içtihadı, bu eşiğin miktar, bulunduruluş biçimi ve failin davranışı gibi somut ölçütlerle belirlendiğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.
Uyuşturucu kullanma cezası ve TCK 191 süreciyle karşı karşıya kaldıysanız, atacağınız ilk adımlar sonucu belirleyici biçimde etkileyebilir. Özellikle ifade aşamasındaki beyanlar, kriminal/ekspertiz raporuna yönelik itirazlar ve olayın kullanım/ticaret ayrımındaki konumu, sürecin gidişatını doğrudan şekillendirir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Avukat Sinan Karabacak – Cep Tel: +90 535 671 88 95


4 Yorumlar