Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık Suçu ve Cezası (TCK-276)

gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu

İçindekiler

Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçu, mahkeme, Cumhuriyet savcısı veya yemin altında tanık dinleme yetkisine sahip bir kişi ya da kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin bilerek gerçeğe aykırı mütalaada bulunması veya aynı mercilerce görevlendirilen tercümanın ifade ya da belgeleri bilerek yanlış tercüme etmesidir ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 276’ncı maddesi uyarınca 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Bu ceza, 24.11.2016’da yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile 1-3 yıldan 3-7 yıla çıkarılmıştır; bu tarihten önce sunulan raporlar için lehe olan eski ceza aralığı uygulanır. Suçun cezasında adli para cezası seçeneği yoktur ve kanunda etkin pişmanlık hükmü bulunmaz.

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Re’sen soruşturulur, şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma, önödeme, seri muhakeme ve basit yargılama usulü uygulanmaz. Davaya asliye ceza mahkemesi bakar ve dava zamanaşımı 15 yıldır. Alt sınırın 3 yıl olması nedeniyle, ek bir indirim nedeni bulunmadıkça hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi mümkün değildir. Bu yazıda madde metni ve 6754 sayılı Kanunla yapılan değişiklik, suçun unsurları, hangi mercilerin görevlendirdiği bilirkişinin bu suçun faili olabileceği, kast ve “hatalı rapor” ayrımı, gerçeğe aykırı tercümanlık, benzer suçlardan farklar, yargılama usulü ve gerçeğe aykırı bilirkişi raporuna karşı başvurulabilecek hukuki yollar güncel Yargıtay kararları ışığında incelenmektedir.

Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr

Yargıtay Kararları Işığında Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/391 E., 2025/357 K. sayılı kararı, Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1934 E., 2023/1263 K. sayılı kararı, Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/21394 E., 2024/8194 K. sayılı kararı ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/13377 E., 2014/7161 K. sayılı kararı esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunun oluşması için:

  1. Failin bir yargı mercii, suçtan dolayı kanunen soruşturma yapma yetkisine sahip makam veya yemin altında tanık dinleme yetkisi bulunan kişi ya da kurul tarafından bilirkişi veya tercüman olarak görevlendirilmiş olması,
  2. Bilirkişinin kendisine verilen görev kapsamında gerçeği tümüyle gizlemesi, kısmen açıklaması ya da kısmen veya tamamen değiştirerek açıklaması,
  3. Gerçeğe aykırı raporun veya tercümenin görevlendiren merciye sunulmuş olması,
  4. Bilirkişinin mütalaasının gerçeğe aykırı olduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi (kast),
  5. Mütalaanın gerçeğe aykırılığının ve failin bu bilinçle hareket ettiğinin şüpheden uzak delillerle ispatlanması

gerekmektedir. Raporun hükme esas alınması veya bir zarar doğurması ise suçun oluşması için aranmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/391 E., 2025/357 K. sayılı ve 24.09.2025 tarihli kararında, madde gerekçesine dayanarak bilirkişinin kendi bilgi ve değerlendirmesine göre verdiği mütalaanın sadece hatalı olmasının, kast bulunmadıkça suç oluşturmayacağını vurgulamıştır.

A- TCK 276 Madde Metninin İncelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 276’ncı maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:

Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık

Madde 276- (1) Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Birinci fıkrada belirtilen kişi veya kurullar tarafından görevlendirilen tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı olarak tercüme etmesi halinde, birinci fıkra hükmü uygulanır.

TCK m.276’nın birinci fıkrası gerçeğe aykırı bilirkişiliği, ikinci fıkrası ise gerçeğe aykırı tercümanlığı düzenler. İkinci fıkra ayrı bir ceza öngörmez, birinci fıkradaki cezaya yollama yapar. Madde gerekçesinde, maddenin bilirkişi ve tercümanların kasten gerçeği yanlış yansıtmalarını ve yanlış tercüme yapmalarını cezalandırdığı, bilirkişinin mütalaasının sadece hatalı olmasının kast bulunmadıkça suç oluşturmayacağı belirtilmiştir.

6754 Sayılı Bilirkişilik Kanunu ile Yapılan Değişiklik

TCK m.276/1’deki ceza, 24.11.2016 tarihli ve 29898 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 41’inci maddesiyle ağırlaştırılmıştır. Değişikliğin sonuçları şöyledir:

DönemCezaDava zamanaşımıKesintiyle en fazlaAdli para cezasına çevirme
24.11.2016 öncesi sunulan raporlar1 – 3 yıl hapis8 yıl12 yılMümkün (sonuç ceza 1 yıl ise)
24.11.2016 ve sonrası sunulan raporlar3 – 7 yıl hapis15 yıl22 yıl 6 ayKural olarak mümkün değil

Suç tarihi, gerçeğe aykırı raporun görevlendiren merciye sunulduğu tarihtir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/21394 E., 2024/8194 K. sayılı ve 31.10.2024 tarihli kararında, raporunu 03.12.2015’te mahkemeye sunan bilirkişi hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 1-3 yıllık ceza aralığı değerlendirilmeden 3 yıl üzerinden ceza tayin edilmesini bozma nedeni saymıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/2110 E., 2023/9998 K. sayılı kararında ise birden fazla rapordan sonuncusunun 06.10.2017’de düzenlenmiş olması nedeniyle yeni ceza aralığı esas alınmıştır. Uygulamada değişiklik öncesine ait kararlarda adli para cezasına hükmedildiği, değişiklik sonrasına ait kararlarda ise 2 yıl 6 ay hapis cezasının sık görüldüğü dikkat çekmektedir.

B- Korunan Hukuki Değer ve Suçun Niteliği

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçuyla korunan hukuki değer, adliyenin doğru işleyişi ve yargılamanın gerçeğe aykırı uzman görüşleriyle yanıltılmamasıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/21394 E., 2024/8194 K. sayılı kararında, TCK m.276 ile bilirkişinin adli makamlara doğruyu beyan etme, yani gerçeği söyleme ödevinin güvence altına alındığını belirtmiştir.

Bilirkişi raporu, hâkimin sahip olmadığı özel veya teknik bilgiyi yargılamaya taşır. Taşınmaz değeri, kusur oranı, hesap bilirkişiliği, el yazısı ve imza incelemesi, tıbbi değerlendirme veya ses kaydı çözümü gibi konularda hâkim çoğu zaman bilirkişi raporuna dayanarak karar verir. Bu nedenle kasten gerçeğe aykırı düzenlenen bir rapor, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir. Suçun birincil mağduru toplum ve adliye olmakla birlikte, raporun konu olduğu davanın tarafı da suçtan doğrudan zarar görebilir.

Gerçeğe aykırı bilirkişilik, zarar suçu değil tehlike suçudur. Raporun hükme esas alınması, karşı tarafın davayı kaybetmesi veya somut bir zararın doğması aranmaz; suç, gerçeğe aykırı rapor merciine sunulduğu anda tamamlanır.

C- Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik Suçunun Unsurları

1- Fail: Yetkili Merci Tarafından Görevlendirilen Bilirkişi

Gerçeğe aykırı bilirkişilik bir özgü suçtur; yalnızca yetkili bir merci tarafından bilirkişi olarak görevlendirilmiş kişi tarafından işlenebilir. Bilirkişinin bölge kurulu listesine kayıtlı olması şart değildir; somut dosyada görevlendirilmiş olması yeterlidir. Uygulamada fail olarak karşılaşılan başlıca kişiler şunlardır:

  • Hukuk davalarında atanan bilirkişiler: Taşınmaz değer tespiti yapan inşaat mühendisi, hesap bilirkişisi, fen bilirkişisi veya reklam ve pazarlama alanında görevlendirilen uzman.
  • Ceza soruşturmasında savcılıkça görevlendirilen uzmanlar: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/391 E., 2025/357 K. sayılı kararına konu olayda, Cumhuriyet başsavcılığının talebi üzerine senet incelemesi yapan Kriminal Polis Laboratuvarı belge inceleme uzmanı ve teknisyeni hakkında bu suçtan dava açılmıştır.
  • İş kazası ve kusur bilirkişileri: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/308 E., 2023/393 K. sayılı kararına konu olayda, ölümlü iş kazası soruşturmasında bilirkişi olarak görevlendirilen kişinin, daha önce ortağı olduğu yapı denetim şirketine %60 kusur vermesi nedeniyle yargılama yapılmıştır.
  • Kadastro çalışmalarında mahalli bilirkişiler: Yargıtay 21. Ceza Dairesi 2015/7023 E., 2016/2101 K. sayılı kararında, kadastro tespiti sırasında mahalli bilirkişi olarak görev yapanların gerçeğe aykırı beyanla meraları kendileri ve yakınları adına geçirttikleri iddiasının TCK m.276 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Bilirkişi, TCK m.6/1-c anlamında kamu görevlisi sayılır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/13377 E., 2014/7161 K. sayılı kararında bu tespiti açıkça yapmıştır. Buna karşılık davanın taraflarından birinin kendi isteğiyle aldığı ve dosyaya sunduğu uzman görüşü veya özel bilirkişi raporu, yargı mercii tarafından yapılmış bir görevlendirmeye dayanmadığından TCK m.276 kapsamına girmez; bu raporlar içeriğine göre başka suçlar bakımından değerlendirilebilir.

2- Görevlendiren Merci Şartı: Her Bilirkişilik Bu Suçun Kapsamına Girmez

TCK m.276’nın en önemli sınırlayıcı unsuru, bilirkişiyi görevlendiren merciin niteliğidir. Kanun üç tür merci sayar: yargı mercileri (mahkemeler ve hâkimler), suçtan dolayı kanunen soruşturma yapma yetkisine sahip makamlar (Cumhuriyet savcılığı) ve yemin altında tanık dinleme yetkisine sahip kişi veya kurullar. Bu mercilerin dışındaki kurumlarca görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaası TCK m.276’yı değil, başka suçları oluşturabilir. Yargıtay bu konuda şu ayrımları yapmaktadır:

  1. İcra müdürlüğü: Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/13377 E., 2014/7161 K. sayılı ve 11.06.2014 tarihli kararında, haciz sırasında icra müdürlüğünce bilirkişi olarak atanan ve haczedilen pırlanta yüzüklerin değerini gerçek değerinin çok üzerinde gösteren kuyumcunun eyleminin, icra müdürlüğü TCK m.276/1’de sayılan mercilerden olmadığı için gerçeğe aykırı bilirkişilik değil, koşulları varsa TCK m.257/1’deki görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceğine hükmetmiştir.
  2. Tüketici hakem heyeti: Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/3170 E., 2015/4222 K. sayılı ve 08.10.2015 tarihli kararında, tüketici hakem heyetinin TCK m.276/1’de sayılan mercilerden olmadığını belirtmiş; heyetçe görevlendirilen bilirkişiye gerçeğe aykırı rapor düzenletilip sahte alındı imzası taşıyan raporun dosyaya konulduğu olayda eylemin resmi belgede sahtecilik yönünden değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
  3. Savcılık soruşturması: Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/9532 E., 2023/10917 K. sayılı ve 09.11.2023 tarihli kararında, Cumhuriyet başsavcılığı soruşturmasında görev yapan bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı rapor düzenlediği iddiasının görevi kötüye kullanma değil TCK m.276 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, çünkü TCK m.257’nin genel, tali ve tamamlayıcı bir hüküm olduğunu belirtmiştir.

3- Hareket: Gerçeğe Aykırı Mütalaada Bulunmak

Suçun hareket unsuru, bilirkişinin kendisine verilen görev kapsamında gerçeğe aykırı mütalaa, yani gerçeğe aykırı görüş ve kanaat açıklamasıdır. Yargıtay’ın yerleşik tanımına göre gerçeğe aykırı mütalaa üç şekilde ortaya çıkar: gerçeğin tümüyle gizlenip açıklanmaması, gerçeğin kısmen açıklanması veya gerçeğin kısmen ya da tamamen değiştirilerek açıklanması. Bilirkişinin incelemeye konu işi gerektiği gibi incelemeden ya da inceleme yaptığı hâlde bulguları olduğu gibi değil farklı oran, miktar ve nitelikte göstererek görüş açıklaması da suçu oluşturur. Yargıtay’ın mahkûmiyet yönünde değerlendirdiği somut örnekler şunlardır:

  • Banka hesaplarının eksik gösterilmesi: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/15261 E., 2020/12289 K. sayılı ve 02.06.2020 tarihli kararında, aile mahkemesindeki davada bir kısım havalelere raporda yer vermeyen, 51.860 ABD doları olan hesap toplamını 33.958 ABD doları olarak gösteren ve itiraz üzerine verdiği ek raporda da aynı tespitleri tekrarlayan bilirkişi hakkında suçun tüm unsurlarıyla oluştuğunu belirterek beraat kararını bozmuştur.
  • İncelenmesi istenen kayıtların incelenmemesi: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/18944 E., 2023/933 K. sayılı ve 01.03.2023 tarihli kararında, hesap dökümleri ile nakit kasa kayıtlarını incelemekle görevlendirildiği hâlde banka iç muhasebe nakit akışını değerlendirmeye almayan bilirkişinin gerçeğe aykırı rapor düzenlediğini kabul ederek beraati bozmuştur.
  • Taşınmazın özelliklerinin ve değerinin farklı gösterilmesi: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1934 E., 2023/1263 K. sayılı ve 13.03.2023 tarihli kararında, muris muvazaası davasında taşınmazın zemin kaplaması, ısınma sistemi ve kapı doğramaları gibi iç özelliklerini ve değerini gerçeğinden farklı gösteren inşaat bilirkişisinin beraatine karar verilmesini bozmuştur.
  • Bilimsel dayanaktan yoksun ve çelişkili raporlar: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/2110 E., 2023/9998 K. sayılı ve 13.12.2023 tarihli kararında, reklam alanlarındaki gelir kaybının hesaplanması için görevlendirilen bilirkişinin resmî verileri dikkate almadan, aynı zaman ve yer için önceki raporlarından farklı olarak son raporunda reklam gelirini 76 kat artırarak göstermesi nedeniyle verilen 2 yıl 6 ay hapis cezasını onamıştır.

4- Netice Aranmaz: Raporun Hükme Esas Alınması Gerekmez

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu, raporun yargılamanın sonucunu etkilemesini aramaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1934 E., 2023/1263 K. sayılı kararında, suçun oluşması için bilirkişi mütalaasının hükme etkili olmasının veya zararlı bir neticenin meydana gelmesinin gerekli olmadığını, gerçeğin bilirkişinin görüşünden farklı olduğunun ispatlanmasının yeterli olduğunu açıkça belirtmiştir. Aynı olayda bilirkişi, itiraz üzerine verdiği ek raporda bazı hususları düzeltmiş olmasına rağmen ilk rapor nedeniyle mahkûmiyet yönünde karar verilmiştir. Bu nedenle sonradan verilen ek raporla düzeltme yapılması, kural olarak tamamlanmış suçu ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/21394 E., 2024/8194 K. sayılı kararına göre suç, gerçeğe aykırı raporun merciine ibraz edildiği anda tamamlanır ve failin saikinin, yani neden gerçeğe aykırı rapor verdiğinin suçun oluşumu bakımından önemi yoktur. Kişisel husumet, taraflardan birini kayırma isteği veya menfaat beklentisi ancak cezanın belirlenmesinde dikkate alınabilir.

5- Manevi Unsur: Kast ve “Hatalı Rapor” Ayrımı

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu yalnızca kasten işlenebilir; taksirle gerçeğe aykırı bilirkişilik yoktur. Bilirkişinin raporunun gerçeğe aykırı olduğunu bilmesi ve buna rağmen bu raporu vermesi gerekir. Hatalı tespit, bazı hususları gözden kaçırma, mesleki deneyimsizlik veya iki bilirkişi raporu arasında çelişki bulunması, tek başına kastı ispatlamaz. Yargıtay bu konuda şu ölçütleri uygulamaktadır:

  1. Kurumlar arası rapor çelişkisi kastı ispatlamaz: Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/391 E., 2025/357 K. sayılı ve 24.09.2025 tarihli kararında, senette tahrifat bulgusu tespit edemediğini bildiren Kriminal Polis Laboratuvarı uzmanlarının raporunun Adli Tıp Kurumu raporuyla çeliştiği olayda; uzmanların teknik cihazlarla inceleme yaptığını, kesin kanaat bildirmekten kaçındığını, Adli Tıp Kurumunun da ancak dosyanın tamamını inceledikten sonra kanaate ulaşabildiğini ve uzmanların taraflarla irtibatına dair bir emare bulunmadığını belirterek, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
  2. Bilirkişiye açıklama imkânı tanınmadan yeni rapor alınması: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/19605 E., 2022/19914 K. sayılı ve 27.12.2022 tarihli kararında, raporu yetersiz bulunan bilirkişiye açıklama yapma veya ek rapor verme imkânı tanınmadan yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasının, bilirkişinin kasten eksik rapor verdiğini göstermeyeceğine hükmederek mahkûmiyeti bozmuştur.
  3. Uzmanlık alanı dışında görevlendirme: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/14680 E., 2020/15622 K. sayılı ve 16.09.2020 tarihli kararında, uzmanlığı olmadığı hâlde ses ve görüntü kaydının çözümü için bilirkişi olarak görevlendirilen ve yabancı dildeki anlaşılmayan bölümleri raporuna “anlaşılamayan kelimeler” diye yazan zabıt kâtibinin kastının sabit olmadığını belirterek mahkûmiyeti bozmuştur.
  4. Bilirkişi heyetinde kişisel katkı: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1934 E., 2023/1263 K. sayılı kararında, aynı raporu imzalayan ancak yalnızca yer tespiti yapan, taşınmazın iç özellikleri ve değerinin belirlenmesine katkısı bulunmayan bilirkişi yönünden kast bulunmadığından beraat kararını onamıştır.

Kastın ispatında uygulamada şu emareler önem taşır: bilirkişinin taraflardan biriyle ilişkisi veya husumeti, aynı konuda önceki raporlarından açıklanamayan sapma, dosyadaki resmî kayıtların bilerek göz ardı edilmesi, itiraz ve ek rapor talebine rağmen ısrarla aynı yanlışın sürdürülmesi. Ceza hukukunda hata hükümleri de bilirkişinin incelediği vakıa hakkında esaslı bir yanılgıya düştüğü durumlarda kastı ortadan kaldırabilir.

D- Gerçeğe Aykırı Tercümanlık Suçu (TCK m.276/2)

Gerçeğe aykırı tercümanlık suçu, TCK m.276/1’de sayılan merciler tarafından görevlendirilen tercümanın bir ifadeyi veya belgeyi bilerek gerçeğe aykırı tercüme etmesidir ve bilirkişilikle aynı şekilde 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Bu suç, örneğin Türkçe bilmeyen şüphelinin savcılık ifadesinin, tanığın duruşmadaki beyanının, yabancı mahkeme kararının veya yabancı dildeki bir sözleşmenin yanlış tercüme edilmesiyle işlenebilir. Ceza muhakemesinde tercüman görevlendirilmesi CMK m.202’de düzenlenmiştir.

Tercümanlık bakımından da görevlendirme şartı belirleyicidir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2012/11616 E., 2013/4213 K. sayılı ve 19.03.2013 tarihli kararında, yabancı mahkeme boşanma kararının tercümesinin taraf vekili tarafından dava dilekçesine eklenerek sunulduğu ve mahkemenin sanığa herhangi bir tercüme görevi vermediği olayda, TCK m.276/2’nin unsurlarının oluşmadığını belirterek mahkûmiyeti bozmuştur. Aynı kararda, yeminli tercüman hakkında cezanın doğrudan TCK m.276/1’e göre değil, TCK m.276/2 yollamasıyla birinci fıkraya göre belirlenmesi gerektiği de vurgulanmıştır. Buna göre bir tarafın kendi talebiyle yaptırdığı tercüme, mahkeme veya savcılık tarafından ayrıca tercüman olarak görevlendirme yapılmadıkça TCK m.276/2 kapsamında değildir.

E- Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik Suçunun Cezası

Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçunun cezası, suç tarihine göre değişir:

FıkraDurumCeza
276/1Görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaası (24.11.2016 ve sonrası)3 – 7 yıl hapis
276/2Görevlendirilen tercümanın gerçeğe aykırı tercümesi (24.11.2016 ve sonrası)3 – 7 yıl hapis (276/1 yollaması)
276/1-224.11.2016 öncesi merciine sunulan rapor veya tercüme1 – 3 yıl hapis (lehe kanun)

TCK m.276’da nitelikli hâl yoktur. Raporun konu olduğu davanın değeri, raporun hükme esas alınıp alınmadığı veya bilirkişinin bu eylemden menfaat sağlayıp sağlamadığı ayrı bir ceza artırımı doğurmaz; bu hususlar cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi aşamasında TCK m.61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaştırılmasında dikkate alınabilir.

Örnek Ceza Hesaplaması

Aşağıdaki örnekler yalnızca genel bir fikir vermek amacıyla hazırlanmıştır; somut olayda mahkemenin TCK m.61’e göre yapacağı değerlendirme farklı sonuç doğurabilir.

  1. 24.11.2016 sonrası sunulan rapor: Temel ceza alt sınırdan 3 yıl belirlenir ve TCK m.62 uyarınca 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 2 yıl 6 ay hapis olur. Bu ceza 2 yılı aştığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme kural olarak mümkün değildir; 1 yılı aştığından adli para cezasına da çevrilemez. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2023/2110 E., 2023/9998 K. sayılı kararında onanan ceza bu miktardadır.
  2. Fiil tarihinde 65 yaşını bitirmiş bilirkişi: TCK m.51/1 uyarınca 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş kişilerde erteleme sınırı 3 yıldır. Bu nedenle 2 yıl 6 ay hapis cezası alan ve fiil tarihinde 65 yaşını bitirmiş bir bilirkişinin cezası, diğer koşullar varsa ertelenebilir. Emekli uzmanların sıklıkla bilirkişilik yaptığı düşünüldüğünde bu istisna uygulamada önem taşır.
  3. 24.11.2016 öncesi sunulan rapor: Temel ceza 1 yıl belirlenir ve TCK m.62 indirimi uygulanırsa sonuç ceza 10 ay hapis olur; bu ceza adli para cezasına çevrilebilir, ertelenebilir veya hükmün açıklanması geri bırakılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/391 E., 2025/357 K. sayılı kararına konu olayda ilk derece mahkemesince bu şekilde 7.000 TL adli para cezasına hükmedilmiştir.

F- Gerçeğe Aykırı Bilirkişiliğin Benzer Suçlardan Farkı

Gerçeğe aykırı bilirkişilik, adliyeyi yanıltmaya yönelik diğer suçlarla ve kamu görevlisinin görevini kötüye kullanmasıyla sıkça karıştırılır. Aradaki temel fark, beyanı verenin sıfatı ve görevlendiren merciin niteliğidir:

SuçFailFiilCeza
Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık (TCK m.276)Yargı mercii, savcılık veya yeminle tanık dinleme yetkili kurulca görevlendirilen bilirkişi veya tercümanGerçeğe aykırı mütalaa veya tercüme3 – 7 yıl hapis
Yalan tanıklık (TCK m.272)TanıkAlgıladığı olaylar hakkında gerçeğe aykırı beyan4 ay – 4 yıl, ağır neticelerde daha fazla
Yalan yere yemin (TCK m.275)Hukuk davasının davacısı veya davalısıTaraf yemininin gerçeğe aykırı edası1 – 5 yıl hapis
Görevi kötüye kullanma (TCK m.257)Kamu görevlisi, örneğin icra müdürlüğünce atanan bilirkişiGörevin gereklerine aykırı davranış ve zarar veya haksız menfaat6 ay – 2 yıl hapis
Resmi belgede sahtecilik (TCK m.204)Herkes, kamu görevlisi için ağırlaştırılmışSahte resmî belge düzenleme veya kullanma2 – 5 yıl, kamu görevlisi için 3 – 8 yıl hapis
Bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs (TCK m.277)HerkesBilirkişiyi hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs2 – 4 yıl, iltimas derecesinde 6 ay – 2 yıl hapis

1- Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ile Yalan Tanıklık Arasındaki Fark

Yalan tanıklık suçu, olay hakkında duyduğunu, gördüğünü veya bildiğini anlatan tanığın gerçeğe aykırı beyanıdır. Bilirkişi ise kendi algısını değil, özel veya teknik bilgisine dayanan değerlendirmesini aktarır. Bilirkişi de HMK m.271 uyarınca yemin ederek görev yapar; ancak bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaası daha ağır cezalandırılan TCK m.276’yı oluşturur. Tanık yemini tanıklığın, bilirkişi yemini ise bilirkişiliğin niteliğini değiştirmez. Yalan tanıklıktaki etkin pişmanlık hükmü (TCK m.274) gerçeğe aykırı bilirkişiliğe uygulanmaz.

2- Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ile Yalan Yere Yemin Arasındaki Fark

Yalan yere yemin suçu, hukuk davasının tarafının kendi davasındaki çekişmeli vakıa hakkında taraf yeminini gerçeğe aykırı eda etmesidir. Bilirkişi davanın tarafı değildir ve HMK m.271 uyarınca ettiği yemin taraf yemini niteliğinde değildir. Bu nedenle bilirkişinin gerçeğe aykırı raporu yalan yere yemin değil, TCK m.276 kapsamında değerlendirilir.

3- Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik ile Görevi Kötüye Kullanma Arasındaki Fark

Bilirkişi kamu görevlisi sayıldığından, gerçeğe aykırı rapor aynı zamanda görevin gereklerine aykırı bir davranıştır. Ancak TCK m.257 genel ve tali bir normdur; fiil TCK m.276’da özel olarak düzenlendiğinden, yetkili merciin görevlendirdiği bilirkişi yalnızca TCK m.276’dan sorumlu olur. Görevi kötüye kullanma ancak görevlendiren merci TCK m.276/1’de sayılan mercilerden biri değilse, örneğin icra müdürlüğü ise gündeme gelir ve bu durumda zarar veya haksız menfaat unsurunun da ayrıca gerçekleşmesi gerekir.

G- Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik Suçunun Özel Görünüş Biçimleri

1- Teşebbüs

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu, rapor görevlendiren merciye sunulduğu anda tamamlanır. Gerçeğe aykırı olarak hazırlanıp merciine gönderilen raporun merciine ulaşmadan engellendiği durumlarda suça teşebbüs teorik olarak tartışılabilir; yalnızca taslak hâlinde kalan rapor ise henüz hazırlık hareketidir. Ancak uygulamada raporlar mahkemeye veya savcılığa doğrudan sunulduğundan teşebbüs aşamasında kalan olaylarla nadiren karşılaşılır.

2- İştirak

Gerçeğe aykırı bilirkişilik bizzat görevlendirilen bilirkişi tarafından işlenebilen bir suç olduğundan, görevlendirilmemiş kişiler müşterek fail olamaz; ancak azmettirme ve yardım etme gibi iştirak biçimleri mümkündür. Uygulamada iştirak konusunda üç durum öne çıkar:

  • Bilirkişi heyeti: Heyet hâlinde verilen raporda her bilirkişi kendi katkısı ve kastı oranında sorumludur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1934 E., 2023/1263 K. sayılı kararında, raporun gerçeğe aykırı kısmına katkısı olmayan heyet üyesi beraat ederken, gerçeğe aykırı tespitleri yapan bilirkişi yönünden mahkûmiyet gerektiği kabul edilmiştir.
  • Davanın tarafının azmettirmesi: Davanın tarafı veya vekili bilirkişiyi gerçeğe aykırı rapor vermeye ikna ederse TCK m.38 uyarınca azmettiren sıfatıyla bilirkişinin cezasıyla cezalandırılır.
  • Etkilemeye teşebbüs: Bilirkişiyi hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kişi, bilirkişi gerçeğe aykırı rapor vermese bile TCK m.277/1 uyarınca 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; teşebbüs iltimas derecesini geçmezse ceza 6 aydan 2 yıla kadardır. TCK m.277/2’ye göre bu fiilin başka bir suçu da oluşturması hâlinde fikri içtima hükümlerine göre verilecek ceza yarısına kadar artırılır.

3- İçtima

Gerçeğe aykırı bilirkişilikte zincirleme suç ve fikri içtima kuralları genel esaslara göre uygulanır. Aynı dosyada verilen kök rapor ve ek raporların aynı suç işleme kararıyla gerçeğe aykırı düzenlenmesi zincirleme suç olarak değerlendirilebilir. Bilirkişinin gerçeğe aykırı rapor karşılığında menfaat sağlaması hâlinde rüşvet suçu ayrıca gündeme gelir. Rapora sahte imza veya sahte belge eklenmesi gibi fiiller ise Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/3170 E., 2015/4222 K. sayılı kararında olduğu gibi sahtecilik suçları yönünden ayrıca değerlendirilir.

H- Gerçeğe Aykırı Bilirkişilikte Etkin Pişmanlık Var mı?

TCK m.276’da etkin pişmanlık hükmü bulunmaz. Yalan tanıklıkta gerçeğin sonradan söylenmesi hâlinde ceza indirimi veya cezasızlık öngören TCK m.274 yalnızca yalan tanıklık için geçerlidir; yalan yere yeminde ise TCK m.275/2 ve 275/3’te ayrı bir düzenleme vardır. Gerçeğe aykırı bilirkişilik bakımından kanun koyucu böyle bir imkân tanımamıştır. Bu nedenle bilirkişinin gerçeğe aykırı raporunu sonradan ek raporla düzeltmesi, tamamlanmış suçu ortadan kaldırmaz; ancak etkin pişmanlık kurumunun genel mantığına benzer şekilde, düzeltme davranışı TCK m.61 uyarınca cezanın belirlenmesinde ve kastın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

I- Soruşturma ve Yargılama Usulü

1- Şikâyet, Uzlaştırma, Önödeme ve Özel Muhakeme Usulleri

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu re’sen soruşturulur ve şikâyete bağlı değildir; bu nedenle şikâyet süresi yoktur ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Soruşturma çoğunlukla raporun aleyhine olduğu tarafın Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusuyla veya raporlar arasındaki çelişkiyi fark eden mahkemenin ihbarıyla başlar. Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunda:

  • CMK m.253’te sayılmadığından uzlaştırma uygulanmaz.
  • TCK m.75 yalnızca üst sınırı 6 ayı aşmayan hapis cezalarını ve 75/6’daki listede sayılan suçları kapsadığından önödeme uygulanmaz.
  • CMK m.250’deki listede yer almadığından seri muhakeme usulü uygulanmaz.
  • CMK m.251 yalnızca üst sınırı 2 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçları kapsadığından basit yargılama usulü de uygulanmaz.

2- Katılma Hakkı

Gerçeğe aykırı rapor nedeniyle aleyhine sonuç doğan dava tarafı, suçtan doğrudan zarar görebileceğinden ceza davasına katılan sıfatıyla katılabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/7046 E., 2018/8155 K. sayılı ve 03.07.2018 tarihli kararında, müştekinin gerçeğe aykırı bilirkişilik suçundan doğrudan zarar görme ihtimali bulunduğunu belirterek katılma talebinin reddine ilişkin kararı kaldırmış ve katılma talebini kabul etmiştir. Yukarıda anılan beraat kararlarının bozulmasına ilişkin kararların önemli bir kısmı da katılanın temyizi üzerine verilmiştir.

3- Görevli ve Yetkili Mahkeme

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunda görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Yargıtay 21. Ceza Dairesi 2015/7023 E., 2016/2101 K. sayılı kararında, kadastro çalışmalarında mahalli bilirkişilerin eylemine ilişkin davada sulh ceza mahkemesinin değil asliye ceza mahkemesinin görevli olduğunu belirterek görevsizlik kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Yetkili mahkeme CMK m.12 uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir; raporun düzenlendiği yer ile sunulduğu yerin farklı olduğu durumlarda yetki somut olaya göre belirlenir. Fiilin rüşvet gibi daha ağır bir suçla bağlantılı olması hâlinde dava ağır ceza mahkemesinde birlikte görülebilir.

4- Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik Suçunda Dava Zamanaşımı

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunda dava zamanaşımı, suç tarihine göre farklıdır ve süre raporun merciine sunulduğu tarihten başlar:

Suç tarihiÜst sınırOlağan zamanaşımıKesintiyle en fazla
24.11.2016 öncesi3 yıl8 yıl (TCK m.66/1-e)12 yıl
24.11.2016 ve sonrası7 yıl15 yıl (TCK m.66/1-d)22 yıl 6 ay

Zamanaşımı süresi, suç tarihinde yürürlükte olan ve fail lehine olan kanuna göre hesaplanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/308 E., 2023/393 K. sayılı ve 12.07.2023 tarihli kararında, 03.10.2011 tarihli rapor nedeniyle açılan davada, suç tarihindeki 1-3 yıllık ceza üzerinden 8 yıllık olağan zamanaşımının son kesme işleminden itibaren dolduğunu belirterek davanın düşmesine karar vermiştir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/9532 E., 2023/10917 K. sayılı kararında da 2009 yılında sunulan rapor nedeniyle 15 yıllık zamanaşımının uygulanması gerektiğine ilişkin kanun yararına bozma istemini, lehe olan eski kanuna göre 8 yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle reddetmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/18071 E., 2023/6082 K. sayılı kararında da değişikliğin suç tarihinden sonra yapıldığı gözetilerek 8 yıllık süre esas alınmış ve dava düşürülmüştür.

5- HAGB, Erteleme, Adli Para Cezası ve Mesleki Sonuçlar

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlenen CMK m.231/5 uyarınca da yalnızca 2 yıl veya daha az hapis cezalarında mümkündür. TCK m.276’nın alt sınırı 3 yıl olduğundan, TCK m.62 indirimi uygulansa bile sonuç ceza 2 yıl 6 ay olur ve HAGB kural olarak verilemez. Aynı nedenle cezanın ertelenmesi yalnızca fiil tarihinde 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş failler bakımından TCK m.51/1’deki 3 yıllık özel sınır içinde mümkündür; hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi ise 1 yıl sınırı nedeniyle mümkün değildir. Teşebbüs veya kusur yeteneğini azaltan hâller gibi ek indirim nedenleri sonuç cezayı bu sınırların altına düşürürse bu kurumlar yeniden gündeme gelir. 24.11.2016 öncesi sunulan raporlarda ise eski ceza aralığı nedeniyle HAGB, erteleme ve adli para cezasına çevirme mümkündür.

Gerçeğe aykırı bilirkişilikten mahkûmiyetin mesleki sonuçları cezanın kendisinden ağır olabilir:

  • Bilirkişilikten çıkarılma: 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.10/1-a uyarınca gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçundan mahkûm olmamak bilirkişiliğe kabul şartıdır. TCK m.53’teki süreler geçmiş olsa bile bu mahkûmiyet bilirkişiliğe engeldir ve aynı Kanunun 13’üncü maddesi uyarınca kabul şartını kaybeden bilirkişi sicilden ve listeden çıkarılır.
  • Memuriyet: Kasten işlenen bir suçtan 1 yıl veya daha fazla hapis cezasıyla mahkûmiyet, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/1-A-5 uyarınca memuriyete engeldir. Yeni ceza aralığında sonuç ceza en az 2 yıl 6 ay olduğundan, kamu görevlisi bilirkişiler açısından memuriyetin sona ermesi riski doğar.
  • Avukatlık: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.5/1-a uyarınca kasten işlenen bir suçtan 2 yıldan fazla hapis cezasıyla mahkûmiyet avukatlığa kabule engeldir.
  • Hak yoksunlukları: Hapis cezasıyla mahkûmiyet hâlinde TCK m.53’teki belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma sonuçları da doğar.

J- Gerçeğe Aykırı Bilirkişi Raporuna Karşı Hukuki Yollar

Gerçeğe aykırı bilirkişi raporu nedeniyle davayı kaybeden kişi için asıl önemli olan, çoğu zaman bilirkişinin cezalandırılmasından çok, rapora dayanan hükmün ortadan kaldırılması ve zararın giderilmesidir. Kanunda bu amaçla üç ayrı yol öngörülmüştür:

YolDayanakŞartSonuç
Hukuk davasında yargılamanın iadesiHMK m.375/1-f ve 375/2Bilirkişi veya tercümanın hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanı ve kural olarak kesinleşmiş ceza mahkûmiyetiHukuk davası yeniden görülür
Ceza davasında yargılamanın yenilenmesiCMK m.311/1-bYemin verilerek dinlenen bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı oy vermesiHükümlü lehine dava yeniden görülür
Devlete karşı tazminat davasıHMK m.285 ve 286Kasten veya ağır ihmalle düzenlenen gerçeğe aykırı raporun hükme esas alınmasıDevlet zararı öder, bilirkişiye rücu eder

1- Yargılamanın İadesi (HMK m.375/1-f)

HMK m.375/1-f uyarınca bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması yargılamanın iadesi sebebidir. HMK m.375/2’ye göre bu sebebe dayanabilmek için kural olarak kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti gerekir. Ancak delil yokluğundan başka bir sebeple, örneğin zamanaşımı veya bilirkişinin ölümü nedeniyle ceza kovuşturmasına başlanamamış ya da mahkûmiyet kararı verilememişse ceza mahkemesi kararı aranmaz ve gerçeğe aykırılık iade davasında ispat edilir. Bu nedenle gerçeğe aykırı bilirkişilik davasının zamanaşımıyla düşmesi, iade yolunu tamamen kapatmaz.

2- Ceza Davasında Yargılamanın Yenilenmesi (CMK m.311/1-b)

CMK m.311/1-b uyarınca yemin verilerek dinlenmiş bir bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı oy verdiğinin anlaşılması, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenidir. Bu yol TCK m.276’dan farklı olarak ihmali de kapsar; bu nedenle bilirkişinin cezai sorumluluğu doğmasa bile, örneğin kusur raporunun ağır ihmalle hatalı düzenlendiği durumlarda hükümlü yararına yenileme talebi değerlendirilebilir.

3- Devlete Karşı Tazminat Davası (HMK m.285)

HMK m.285 uyarınca bilirkişinin kasten veya ağır ihmalle düzenlediği gerçeğe aykırı raporun mahkemece hükme esas alınması sebebiyle zarar görenler, zararın tazmini için Devlete karşı tazminat davası açabilir; Devlet ödediği tazminat için sorumlu bilirkişiye rücu eder. Bu dava doğrudan bilirkişiye karşı açılamaz. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2012/18499 E., 2013/16964 K. sayılı kararında, bilirkişiye karşı doğrudan açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2015/14077 E., 2017/6222 K. sayılı kararında ise ceza davasında hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporu nedeniyle açılan davanın da Devlete karşı ve bölge adliye mahkemesinde açılması gerektiği vurgulanmıştır.

HMK m.286’ya göre dava, rapor ilk derece mahkemesince hükme esas alınmışsa o mahkemenin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinde, bölge adliye mahkemesince hükme esas alınmışsa Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesinde görülür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026/119 E., 2026/154 K. sayılı ve 11.03.2026 tarihli kararında, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddettiği durumda raporun bölge adliye mahkemesince hükme esas alınmış sayılamayacağını, bu hâlde görevli mahkemenin Yargıtay değil bölge adliye mahkemesi olduğunu kabul etmiştir. Tazminat davası için ceza mahkûmiyeti şart değildir; ağır ihmal de yeterlidir.

Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik Suçlamasıyla Karşılaşan Bilirkişinin Savunma Noktaları

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçlamasıyla karşılaşan bilirkişi veya tercüman yönünden savunmada şu hususlar öncelikle incelenmelidir:

  1. Görevlendiren merci: Görevlendirme bir mahkeme, savcılık veya yeminle tanık dinleme yetkisi olan bir kurul tarafından mı, yoksa icra müdürlüğü, tüketici hakem heyeti veya davanın tarafı tarafından mı yapılmıştır?
  2. Görevin kapsamı: Bilirkişiden istenen sorular nelerdir; iddia edilen eksiklik görev kapsamında mıdır, yoksa sorulmayan bir hususa mı ilişkindir?
  3. Gerçeğe aykırılığın niteliği: Rapordaki sonuç ölçülebilir bir veriyle mi çelişmektedir, yoksa bilimsel değerlendirme farkından mı kaynaklanmaktadır?
  4. Kast: Taraflarla irtibat, husumet veya menfaat ilişkisini gösteren bir emare var mıdır; rapor teknik cihaz ve yöntemlerle hazırlanmış ve kesinlik derecesi belirtilmiş midir?
  5. Açıklama imkânı: Rapora itiraz edildiğinde bilirkişiye ek rapor veya açıklama imkânı tanınmış mıdır?
  6. Heyet içi katkı: Heyet raporunda gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülen kısım bilirkişinin kendi uzmanlık alanına mı aittir?
  7. Suç tarihi ve lehe kanun: Rapor 24.11.2016’dan önce mi sunulmuştur; zamanaşımı 8/12 yıl mı, 15/22,5 yıl mı hesaplanmalıdır?
  8. Yaş ve erteleme: Fiil tarihinde 65 yaşını bitirmiş bilirkişi için TCK m.51/1’deki 3 yıllık erteleme sınırı değerlendirilmiş midir?

Sonuç

Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçu, mahkeme, savcılık veya yemin altında tanık dinleme yetkisine sahip bir merci tarafından görevlendirilen bilirkişinin bilerek gerçeğe aykırı mütalaada bulunması ya da tercümanın ifade veya belgeleri bilerek yanlış tercüme etmesidir ve TCK m.276 uyarınca 24.11.2016’dan bu yana 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Suç, rapor merciine sunulduğu anda tamamlanır; raporun hükme esas alınması veya zarar doğması aranmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/391 E., 2025/357 K. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere, raporun sadece hatalı olması kast bulunmadıkça suç oluşturmaz. İcra müdürlüğü veya tüketici hakem heyeti gibi mercilerce görevlendirilen bilirkişiler bu suçun değil, koşulları varsa görevi kötüye kullanma veya sahtecilik suçlarının faili olabilir. Suç şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma, önödeme ve basit yargılama uygulanmaz, dava zamanaşımı 15 yıldır ve HAGB kural olarak mümkün değildir. Gerçeğe aykırı rapor nedeniyle zarar gören kişi HMK m.375/1-f uyarınca yargılamanın iadesini ve HMK m.285 uyarınca Devlete karşı tazminat talep edebilir.

Sık Sorulan Sorular

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunun cezası nedir?

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunun cezası TCK m.276/1 uyarınca 3 yıldan 7 yıla kadar hapistir ve kanunda seçimlik adli para cezası öngörülmemiştir. Bu ceza 24.11.2016’da yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile artırılmıştır; bu tarihten önce sunulan raporlar için lehe olan 1-3 yıllık eski ceza uygulanır. Temel ceza alt sınırdan belirlenip TCK m.62 indirimi yapılırsa sonuç ceza 2 yıl 6 ay hapis olur.

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunda HAGB verilebilir mi?

Kural olarak hayır. CMK m.231/5 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması yalnızca 2 yıl veya daha az hapis cezalarında mümkündür. TCK m.276’nın alt sınırı 3 yıl olduğundan TCK m.62 indirimiyle bile sonuç ceza 2 yıl 6 ay olur. Teşebbüs gibi ek bir indirim nedeni yoksa HAGB, adli para cezasına çevirme ve 65 yaş üstü ile 18 yaş altı failler dışında erteleme uygulanamaz.

Bilirkişi raporunun hatalı olması suç mudur?

Hayır. Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu yalnızca kasten işlenebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/391 E., 2025/357 K. sayılı kararında, madde gerekçesine dayanarak bilirkişinin kendi bilgi ve değerlendirmesine göre verdiği mütalaanın sadece hatalı olmasının, bilirkişi raporunun gerçeğe aykırı olduğunu bilerek hareket etmedikçe suç oluşturmayacağını belirtmiş ve iki kurum raporu arasındaki çelişkinin kastı ispatlamadığına hükmetmiştir.

Bilirkişi raporu hükme esas alınmazsa suç oluşur mu?

Evet. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1934 E., 2023/1263 K. sayılı kararına göre gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunun oluşması için mütalaanın hükme etkili olması veya zararlı bir neticenin doğması gerekmez; gerçeğin bilirkişinin görüşünden farklı olduğunun ispatı yeterlidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/21394 E., 2024/8194 K. sayılı kararına göre suç, rapor merciine sunulduğu anda tamamlanır.

İcra müdürlüğünün görevlendirdiği bilirkişi bu suçu işleyebilir mi?

Hayır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/13377 E., 2014/7161 K. sayılı kararında, icra müdürlüğünün TCK m.276/1’de sayılan yargı mercii, soruşturma makamı veya yeminle tanık dinleme yetkili kurul olmadığını belirtmiştir. Haciz sırasında mahcuzun değerini gerçeğe aykırı gösteren bilirkişi, kamu görevlisi sayıldığından koşulları varsa TCK m.257’deki görevi kötüye kullanma suçundan sorumlu olabilir. Tüketici hakem heyetinin görevlendirdiği bilirkişi için de aynı kural geçerlidir.

Gerçeğe aykırı tercümanlık suçu nasıl oluşur?

Gerçeğe aykırı tercümanlık suçu, mahkeme, savcılık veya yeminle tanık dinleme yetkisine sahip bir merci tarafından görevlendirilen tercümanın bir ifadeyi veya belgeyi bilerek yanlış tercüme etmesiyle oluşur ve TCK m.276/2 yollamasıyla 3-7 yıl hapis cezasını gerektirir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2012/11616 E., 2013/4213 K. sayılı kararına göre tercümeyi taraf kendi talebiyle yaptırıp dosyaya sunmuşsa ve mahkeme tercümana görev vermemişse bu suç oluşmaz.

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

24.11.2016 ve sonrasında sunulan raporlar için dava zamanaşımı TCK m.66/1-d uyarınca 15 yıl, kesintiyle en fazla 22 yıl 6 aydır. Bu tarihten önce sunulan raporlarda lehe olan eski ceza aralığı nedeniyle süre 8 yıl, kesintiyle en fazla 12 yıldır. Süre, raporun merciine sunulduğu tarihten başlar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/308 E., 2023/393 K. sayılı kararında 2011 tarihli rapor nedeniyle 8 yıllık süre dolduğundan dava düşürülmüştür.

Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu şikâyete bağlı mıdır, uzlaştırma uygulanır mı?

Hayır. Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu re’sen soruşturulur ve şikâyete bağlı değildir; şikâyet süresi yoktur ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. TCK m.276, CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz. Önödeme, seri muhakeme ve üst sınırı 7 yıl olduğu için basit yargılama usulü de uygulanmaz. Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

Gerçeğe aykırı bilirkişi raporu yüzünden davayı kaybettim, ne yapabilirim?

Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunabilir ve açılan ceza davasına katılan olarak katılabilirsiniz. Bilirkişinin kasten gerçeğe aykırı beyanı kesinleşmiş ceza mahkûmiyetiyle belirlenirse HMK m.375/1-f uyarınca hukuk davasında yargılamanın iadesini isteyebilirsiniz. Ayrıca HMK m.285 uyarınca, raporun kasten veya ağır ihmalle düzenlendiğini ve hükme esas alındığını ispat ederek Devlete karşı tazminat davası açabilirsiniz; bu dava bilirkişiye doğrudan açılamaz.

Bilirkişi aleyhine tazminat davası hangi mahkemede açılır?

HMK m.285 ve 286 uyarınca tazminat davası bilirkişiye değil Devlete karşı açılır. Rapor ilk derece mahkemesince hükme esas alınmışsa dava o mahkemenin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinde, bölge adliye mahkemesince hükme esas alınmışsa Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesinde görülür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026/119 E., 2026/154 K. sayılı kararına göre istinaf başvurusu esastan reddedilmişse görevli mahkeme bölge adliye mahkemesidir.

Ek raporla hatamı düzeltirsem ceza alır mıyım?

TCK m.276’da etkin pişmanlık hükmü bulunmadığından, gerçeğe aykırı raporun sonradan ek raporla düzeltilmesi tamamlanmış suçu kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1934 E., 2023/1263 K. sayılı kararına konu olayda bilirkişi itiraz üzerine ek raporda bazı hususları düzeltmiş, buna rağmen ilk rapor nedeniyle mahkûmiyet gerektiği kabul edilmiştir. Düzeltme ancak kastın ve cezanın değerlendirilmesinde dikkate alınabilir.

Gerçeğe aykırı bilirkişilikten mahkûm olan kişi bilirkişilik yapabilir mi?

Hayır. 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu m.10/1-a uyarınca gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçundan mahkûm olmamak bilirkişiliğe kabul şartıdır ve TCK m.53’teki süreler geçmiş olsa bile bu mahkûmiyet engel oluşturur. Kabul şartını kaybeden bilirkişi, aynı Kanunun 13’üncü maddesi uyarınca bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılır.

Bilirkişiyi etkilemeye çalışmak suç mudur?

Evet. Görülmekte olan bir davada bilirkişiyi hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kişi, TCK m.277/1 uyarınca 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; teşebbüs iltimas derecesini geçmezse ceza 6 aydan 2 yıla kadardır. Bilirkişi bu etkiyle gerçeğe aykırı rapor verirse, etkileyen kişi ayrıca TCK m.276’daki suça azmettirmeden sorumlu tutulabilir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçlamasıyla karşılaştıysanız veya bir davada aleyhinize kasten gerçeğe aykırı bilirkişi raporu düzenlendiğini düşünüyorsanız, süreç hakkında bilgi almak için bilirkişi raporlarından doğan ceza dosyalarında avukat desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir