İçindekiler
Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme suçu, ceza infaz kurumunda veya tutukevinde bulunan hükümlü ve tutukluların kanundan doğan haklarını kullanmalarını ya da beslenmelerini engelleyen kişiyi cezalandıran suçtur ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 298’inci maddesinde düzenlenmiştir. Hükümlü veya tutuklunun ziyaretçisiyle, avukatıyla görüşmesini, haberleşmesini, kurum tabibince tedavi edilmesini veya mahkemeye gitmesini engellemenin cezası TCK m.298/1 uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. Hükümlü ve tutukluların beslenmesini engellemenin cezası ise TCK m.298/2 uyarınca 2 yıldan 4 yıla kadar hapistir; hükümlü ve tutukluları açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik etmek, ikna etmek ya da bu yolda talimat vermek de beslenmenin engellenmesi sayılır. Beslenmenin engellenmesi nedeniyle ağır yaralanma veya ölüm meydana gelirse TCK m.298/3 uyarınca ayrıca kasten yaralama veya kasten öldürme hükümlerine göre ceza verilir. Suç şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma, önödeme, seri muhakeme ve basit yargılama uygulanmaz. Davaya asliye ceza mahkemesi bakar ve dava zamanaşımı 8 yıldır.
Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünün son maddesidir ve uygulamada “açlık grevine teşvik suçu”, “ölüm orucuna teşvik suçu” veya “hükümlü ve tutukluların haklarının kullanımını engelleme suçu” olarak da anılır. Dosyalar çoğu zaman bir hükümlünün koğuştaki diğer hükümlülere baskı yaparak yemek almamalarını sağlaması, koğuşlar arasında açlık grevine çağıran pusulalar dağıtması veya bir hükümlünün diğerinin ziyaretçi ya da avukat görüşmesine çıkmasına engel olması gibi olaylardan doğar. TCK m.298/1’deki engelleme suçunun oluşması için cebir veya tehdit gerekmez; kanun “her ne suretle olursa olsun” yapılan engellemeyi cezalandırır ve suçu herkes işleyebilir. Buna karşılık bir hükümlünün kendi iradesiyle açlık grevine girmesi bu suçu oluşturmaz; 5275 sayılı Kanun’a göre yalnızca disiplin cezası gerektirir.
Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr
Yargıtay Kararları Işığında Hak Kullanımını ve Beslenmeyi Engelleme Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar
Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/9590 E., 2019/2781 K. sayılı ve 27.02.2019 tarihli kararı, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/5020 E., 2015/4177 K. sayılı ve 16.11.2015 tarihli kararı ile Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/14050 E., 2015/6243 K. sayılı ve 09.11.2015 tarihli kararı esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse bu suçun oluşması için:
- Mağdurun ceza infaz kurumunda veya tutukevinde bulunan bir hükümlü ya da tutuklu olması,
- Engellenen hakkın kanunda veya mevzuatta hükümlü ve tutuklulara tanınmış bir hak olması,
- Failin bu hakkın kullanılmasını ya da hükümlü veya tutuklunun beslenmesini fiilen engellemesi veya hükümlü ve tutukluları bu fiillere ya da açlık grevine, ölüm orucuna teşvik etmesi, ikna etmesi veya bu yolda talimat vermesi,
- Engellemenin kanuni bir kısıtlama yetkisine, örneğin hâkim veya savcı kararına ya da usulüne uygun bir disiplin cezasına dayanmaması,
- Açlık grevi iddiasında mağdurun kendi özgür iradesiyle değil, failin baskısı, teşviki veya talimatıyla beslenmeyi reddetmesi,
- Failin bu hususları bilerek ve isteyerek, yani kasten hareket etmesi
gerekmektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/9590 E., 2019/2781 K. sayılı kararında, kurumdaki diğer hükümlüleri isyana ve açlık grevine teşvik eden pusulaları koğuşlar arasında dağıtan sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalmayıp tamamlanmış suç olarak kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/5020 E., 2015/4177 K. sayılı kararında ise mağdurun kendi istek ve iradesiyle açlık grevine girdiğini beyan etmesi ve koğuş arkadaşlarının baskı görmediklerini söylemesi karşısında, beslenmeyi engelleme suçundan mahkûmiyet için yeterli ve kesin delil bulunmadığı kabul edilerek mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
A- TCK 298 Madde Metninin İncelenmesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 298’inci maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:
Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme
Madde 298- (1) Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutukluların haberleşmelerini, ziyaretçileriyle görüşmelerini, iyileştirme ve eğitim programları çerçevesinde eğitim ve spor, meslek kazandırma ve işyurdu çalışmaları ile diğer sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmalarını, kurum tabibince muayene ve tedavi edilmelerini, müdafi veya avukat tayin etmelerini, bunlarla görüşmelerini, mahkemelere veya Cumhuriyet başsavcılıklarına gitmelerini, kurum görevlileri ile görüşmelerini, salıverilenlerin kurum dışına çıkmalarını her ne suretle olursa olsun engelleyenler, hükümlü ve tutukluları bu fiillere teşvik edenler, bu yolda talimat verenler, mevzuatın hükümlü ve tutuklulara tanıdığı sair her türlü görüşme ve temas olanağını engelleyenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.
(2) Hükümlü ve tutukluların beslenmesini engelleyenler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir. Hükümlü ve tutukluların açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik veya ikna edilmeleri ya da bu yolda kendilerine talimat verilmesi de beslenmenin engellenmesi sayılır.
(3) Beslenmenin engellenmesi nedeniyle kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinden biri veya ölüm meydana gelmiş ise, ayrıca kasten yaralama veya kasten öldürme suçlarına ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.
TCK m.298, 5237 sayılı Kanun’la getirilmiş ve 01.06.2005’te yürürlüğe girmiş bir suç tipidir. Madde yürürlüğe girdiği tarihten bu yana değişmemiştir. Maddenin üç fıkrası birbirinden farklı üç düzenleme içerir: birinci fıkra hükümlü ve tutukluların kanuni haklarının kullanımını, ikinci fıkra beslenmelerini korur, üçüncü fıkra ise beslenmenin engellenmesinden doğan ağır sonuçlar bakımından ayrıca ceza verilmesini öngörür.
B- Suçun Unsurları
1- Korunan Hukuki Değer
TCK m.298 ile öncelikle cezanın infazının ve tutukluluğun kanuna uygun biçimde yürütülmesi, yani adliyenin işleyişi korunur. Hükümlü ve tutuklular, özgürlüklerinden yoksun bırakılmış olsalar da kanunun kendilerine tanıdığı haberleşme, görüşme, sağlık, savunma ve eğitim haklarını korumaya devam ederler. Bu hakların kurumda başka bir hükümlü, bir grup veya bir örgüt tarafından ya da kurum görevlileri tarafından keyfî biçimde engellenmesi, infaz sisteminin amacı olan iyileştirmeyi ve yargılamanın sağlıklı yürümesini zedeler. Beslenmenin engellenmesi bakımından ise ayrıca hükümlü ve tutuklunun yaşamı, vücut bütünlüğü ve sağlığı korunur.
Suçun bölümün son maddesi olarak düzenlenmesinin pratik bir nedeni de vardır: kurumdaki hükümlülerin örgütsel baskıyla açlık grevine veya ölüm orucuna sürüklenmesi, Türkiye’de uzun yıllar boyunca ölümlerle sonuçlanan olaylara yol açmıştır. Kanun koyucu, bu baskıyı yapan, teşvik eden veya talimat veren kişiyi doğrudan cezalandırmayı tercih etmiştir.
2- Fail: Herkes Olabilir
Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme suçu herkes tarafından işlenebilen bir suçtur; özgü suç değildir. Kanun “engelleyenler”, “teşvik edenler” ve “talimat verenler” ifadelerini kullanmış, faili belirli bir sıfatla sınırlamamıştır. Uygulamada fail olarak karşılaşılan başlıca kişiler şunlardır:
- Koğuştaki diğer hükümlü veya tutukluların yemek almasını, ziyaretçi görüşmesine veya avukat görüşmesine çıkmasını engelleyen hükümlü ve tutuklular,
- Hükümlü ve tutukluları açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik eden, ikna eden ya da talimat veren kişiler; bu kişiler kurumun içinde olabileceği gibi dışarıdan talimat gönderen örgüt yöneticileri de olabilir,
- Kanuni bir dayanak olmaksızın hükümlü veya tutuklunun görüşme, haberleşme, tedavi veya mahkemeye gitme hakkını engelleyen kurum görevlileri.
Fail bir kamu görevlisi olduğunda, görevini kötüye kullanma suçunun genel hükmü değil, TCK m.298 özel hükmü uygulanır. Görevli bakımından ayrıca disiplin sorumluluğu da gündeme gelir.
3- Mağdur: Hükümlü veya Tutuklu
Suçun mağduru, ceza infaz kurumunda veya tutukevinde bulunan hükümlü ya da tutukludur. Birinci fıkrada ayrıca “salıverilenlerin kurum dışına çıkmalarını” engellemek de sayılmıştır; tahliye kararı verilen bir kişinin kurumdan çıkışının engellenmesi bu kapsamdadır. Kurum dışında, örneğin karakolda veya nezarethanede gözaltında bulunan kişi bu suçun mağduru olamaz; bu kişilerin haklarının engellenmesi başka suç tipleri bakımından değerlendirilir.
Birden fazla hükümlünün hakkı engellendiğinde her mağdur için ayrı suç oluşabilir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/5874 E., 2016/7597 K. sayılı ve 29.12.2016 tarihli kararında, aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmediği belirtilerek tebliğnamedeki bozma görüşüne katılınmamış ve sanık hakkında TCK m.298/1 uyarınca dört kez kurulan mahkûmiyet hükümleri onanmıştır. Bu dosyada sanığa her bir suç için 1 yıl 6 ay hapis cezası verildiği, Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/3884 E., 2022/11435 K. sayılı ve 04.07.2022 tarihli kararında aktarılmıştır.
4- Hareket: Engellemek, Teşvik Etmek veya Talimat Vermek
TCK m.298 seçimlik hareketli bir suçtur. Fail aşağıdaki hareketlerden birini gerçekleştirdiğinde suç oluşur:
- Engellemek: Hükümlü veya tutuklunun bir hakkı kullanmasını fiilen önlemektir. Kanun “her ne suretle olursa olsun” ifadesini kullandığından cebir, tehdit, hile, kapıyı kapatmak, yemeği almasına izin vermemek, dilekçesini yırtmak veya görüşmeye çıkmasına mani olmak gibi her türlü yöntem yeterlidir.
- Teşvik etmek: Hükümlü ve tutukluları bu engelleme fiillerine yöneltmek veya onları açlık grevine, ölüm orucuna özendirmektir. Pusula dağıtmak, sözlü telkinde bulunmak veya yazılı çağrı yapmak teşviktir.
- İkna etmek: Kararsız bir hükümlüyü açlık grevine veya ölüm orucuna girmeye razı etmektir. Bu hareket kanunda yalnızca ikinci fıkra bakımından sayılmıştır.
- Talimat vermek: Hiyerarşik veya örgütsel bir üstünlüğe dayanarak hükümlü ve tutuklulara engelleme veya açlık grevi emri vermektir.
Teşvik, ikna ve talimat bağımsız suç hareketleri olarak düzenlendiğinden, teşvik edilen kişinin fiilen açlık grevine girmesi veya engellemenin gerçekleşmesi suçun tamamlanması için zorunlu değildir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/9590 E., 2019/2781 K. sayılı kararında, açlık grevine teşvik eden pusulaların koğuşlar arasında dağıtılmasıyla suçun tamamlandığı kabul edilmiştir.
5- Korunan Haklar ve Dayanakları
TCK m.298/1 korunan hakları tek tek saymış, ardından “mevzuatın hükümlü ve tutuklulara tanıdığı sair her türlü görüşme ve temas olanağını” da kapsama almıştır. Bu hakların temel dayanağı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’dur:
| Korunan hak | Örnek engelleme | Mevzuattaki dayanak |
|---|---|---|
| Haberleşme | Mektubun verilmesini, telefon görüşmesini engellemek | 5275 s.K. m.66 (telefon), m.68 (mektup, faks, telgraf); tutuklular için m.114 |
| Ziyaretçiyle görüşme | Hükümlünün görüş kabinine çıkmasına izin vermemek | 5275 s.K. m.83 ve ziyaret yönetmeliği |
| Eğitim, spor, meslek ve işyurdu çalışmaları | Kurs veya atölyeye katılmasına mani olmak | 5275 s.K. iyileştirme ve eğitim hükümleri |
| Kurum tabibince muayene ve tedavi | Revire çıkmasını, ilaç almasını engellemek | 5275 s.K. m.78 ve devamı |
| Müdafi veya avukat tayini ve görüşmesi | Vekâletname vermesini, avukat görüşüne çıkmasını engellemek | 5275 s.K. m.59; CMK m.154 |
| Mahkemeye veya savcılığa gitme | Duruşmaya sevk edilmesine engel olmak | CMK ve 5275 s.K. sevk hükümleri |
| Kurum görevlileriyle görüşme | İdareye dilekçe vermesine, müdürle görüşmesine engel olmak | 5275 s.K. ve kurum yönetmeliği |
| Salıverilme | Tahliye kararı verilen kişinin kurumdan çıkışını engellemek | Tahliye müzekkeresi |
| Beslenme | Yemeğini almasına izin vermemek, açlık grevine zorlamak | TCK m.298/2 |
Engellenen hakkın mevzuatta gerçekten bulunması gerekir. Mevzuatın tanımadığı bir imkânın kullandırılmaması bu suçu oluşturmaz. Örneğin Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023/15 E., 2023/399 K. sayılı ve 10.02.2023 tarihli kararında, kapalı kurumdaki hükümlülerin avukatlarıyla telefonla görüşme hakkı bulunduğuna ilişkin yasal bir düzenleme olmadığı ve 5275 sayılı Kanun’un 114/5’inci maddesindeki güvencenin yalnızca tutukluları kapsadığı belirtilmiştir. Hükümlünün avukatıyla yüz yüze görüşme hakkı ise 5275 sayılı Kanun’un 59’uncu maddesiyle güvence altındadır.
6- Hukuka Aykırılık: Kanuni Kısıtlama Yetkisi
Hükümlü ve tutuklu haklarının bir kısmı, kanunda gösterilen hâllerde ve yetkili makamlarca sınırlandırılabilir. Bu durumda yapılan kısıtlama “engelleme” değil, kanun hükmünü yerine getirmedir ve TCK m.24 uyarınca hukuka uygunluk nedeni oluşturur. Başlıca kanuni kısıtlama hâlleri şunlardır:
- Kesinleşmiş bir disiplin cezası nedeniyle haberleşme, ziyaret veya etkinlik haklarının sınırlandırılması (5275 s.K. m.40, 42 ve devamı),
- Tutuklunun dışarıyla ilişkisinin, ziyaretçi kabulünün ve telefon görüşmelerinin soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme kararıyla kısıtlanması (5275 s.K. m.114, 115),
- Terör ve örgüt suçlarından hükümlülerin avukat görüşmelerinde örgütlerin yönlendirildiğine ilişkin bilgi, bulgu veya belge elde edilmesi hâlinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla görüşmelerin kayda alınması veya gün ve saatlerinin üç ay süreyle sınırlandırılması, görüşmenin bu amaca yönelik yapıldığının tutanakla tespiti hâlinde ise infaz hâkimince altı ay süreyle yasaklanması (5275 s.K. m.59/5-8).
Kısıtlama yetkisi kanunda kime verilmişse yalnızca o makam tarafından kullanılabilir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2017/1659 E., 2017/4020 K. sayılı ve 16.11.2017 tarihli kararında, tutukluların telefonla haberleşme hakkının soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkeme tarafından kısıtlanabileceği, idarenin bu konuda takdir yetkisinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Kanuni dayanağı olmayan veya yetkisiz makamca yapılan bir kısıtlama ise TCK m.298/1 bakımından değerlendirilebilir.
7- Manevi Unsur: Kast
Bu suç yalnızca kasten işlenebilir. Fail, mağdurun hükümlü veya tutuklu olduğunu, kanundan doğan bir hakkı kullanmasını engellediğini ya da onu açlık grevine teşvik ettiğini bilmeli ve istemelidir. Suç taksirle işlenemez. Örneğin bir görevlinin, kurum kayıtlarındaki bir hata nedeniyle hükümlünün disiplin cezası aldığını sanarak telefon görüşmesine izin vermemesi hâlinde kast tartışılır ve TCK m.30’daki hata hükümleri gündeme gelebilir.
Failin saiki, yani örgüt disiplinini sağlamak, bir talebi kabul ettirmek veya cezaevi koşullarını protesto etmek gibi amaçlar kastı ortadan kaldırmaz. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/9590 E., 2019/2781 K. sayılı kararında, sanığın kastının bulunmadığına dair temyiz itirazı reddedilmiştir.
C- Açlık Grevi ve Ölüm Orucuna Teşvik (TCK 298/2)
TCK m.298/2, hükümlü ve tutukluların beslenmesini engellemeyi ve açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik, ikna ya da talimat vermeyi 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Bu fıkra, hükümlünün kendi kararıyla yaptığı açlık grevini değil, başkasının iradesine yapılan müdahaleyi cezalandırır.
1- Kendi İradesiyle Açlık Grevi Suç Değildir
Bir hükümlü veya tutuklunun kendi kararıyla açlık grevine girmesi TCK m.298’i oluşturmaz. 5275 sayılı Kanun’un 40/2-g maddesine göre açlık grevi yapmak, bir aydan üç aya kadar bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma disiplin cezasını gerektiren bir eylemdir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023/4982 E., 2023/5825 K. sayılı ve 02.10.2023 tarihli kararında, kendisine şort ve kol saati verilmediği için açlık grevine başlayan hükümlüye verilen disiplin cezasını ifade özgürlüğü gerekçesiyle kaldıran kararlar kanun yararına bozulmuştur. Anayasa Mahkemesi de Kahraman Güvenç (3) başvurusunda (B. No: 2013/3551, 14.04.2016), açlık grevine başlayan hükümlüye disiplin cezası verilmesinde ifade özgürlüğünün ihlal edilmediğine karar vermiştir.
2- Teşvik ile Gönüllü Katılımın Ayrımı
Uygulamada en önemli tartışma, koğuştaki hükümlülerin açlık grevine kendi istekleriyle mi, yoksa bir kişinin baskısıyla mı girdiğidir. Yargıtay, bu konuda soyut iddiayla yetinmemekte; mağdurun ve tanıkların beyanlarını ayrıntılı biçimde değerlendirmektedir:
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/5020 E., 2015/4177 K. sayılı kararında; soruşturmada baskı altında açlık grevine girdiğini söyleyen mağdurun kovuşturmada tamamen kendi iradesiyle greve girdiğini, sağlığından korktuğu için iki-üç gün sonra grevi bıraktığını beyan etmesi ve aynı koğuştaki diğer kişilerin baskı görmediklerini söylemesi üzerine, suça sürüklenen çocuklar hakkında TCK m.298/2 uyarınca kurulan mahkûmiyet hükümleri beraat gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/1629 E., 2016/4490 K. sayılı ve 29.06.2016 tarihli kararında, oluşa ve dosya kapsamına göre TCK m.298/2’deki beslenmeyi engelleme suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanıkların mahkûmiyetine karar verilmesi bozma nedeni sayılmıştır.
- Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/14050 E., 2015/6243 K. sayılı kararında ise ayaklanmanın sona ermesinden sonra diğer sanıkları açlık grevine teşvik ve ikna eden üç sanık hakkında hak kullanımı ve beslenmeyi engelleme suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri onanmıştır.
3- Zorla Besleme ve Kurumun Yükümlülüğü
Açlık grevindeki hükümlüye kurum tarafından müdahale edilmesi bu suçu oluşturmaz; tersine kurumun yaşamı koruma yükümlülüğünün bir sonucudur. 5275 sayılı Kanun’un 82’nci maddesine göre yiyecek ve içecekleri sürekli reddeden hükümlü, kurum hekimince bu hareketin sonuçları konusunda bilgilendirilir; hayati tehlikeye girdiği veya bilincinin bozulduğu hekimce belirlenirse isteğine bakılmaksızın tedavi ve beslenme tedbirleri, onur kırıcı olmamak şartıyla uygulanır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2020/1499 E., 2020/3679 K. sayılı ve 03.09.2020 tarihli kararında, açlık grevinin 212’nci gününde hayati riski bulunan hükmen tutuklu hakkında 5275 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesi uyarınca infazın durdurulmasına karar verilmiş; kararda zorla beslemenin tıbbi zaruret, yargısal denetim ve insan onuruna saygı şartlarına bağlı olduğuna ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı da aktarılmıştır.
D- TCK 298/3: Ağır Sonuçlar Bakımından Ayrıca Ceza
Beslenmenin engellenmesi nedeniyle kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinden biri veya ölüm meydana gelirse, fail TCK m.298/2’den verilecek cezanın yanında ayrıca kasten yaralama veya kasten öldürme suçlarına ilişkin hükümlere göre cezalandırılır. Kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri TCK m.87’de düzenlenmiştir; duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, yaşamı tehlikeye sokan bir duruma neden olunması, iyileşmesi olanaksız bir hastalığa yakalanma veya ölüm bu kapsamdadır.
TCK m.298/3 bir içtima kuralıdır: fail iki ayrı suçtan iki ayrı ceza alır. Uzun süreli açlık grevlerinde kalıcı nörolojik hasarlar ve ölümler yaşanabildiğinden, açlık grevine teşvik eden veya talimat veren kişinin sorumluluğu bu fıkra nedeniyle çok ağırlaşabilir. Kasten öldürme hükümlerinin uygulanabilmesi için failin ölüm neticesi bakımından da en azından olası kastla hareket ettiğinin dosya kapsamıyla ortaya konulması gerekir.
E- Hak Kullanımını ve Beslenmeyi Engelleme Suçunun Cezası
| Hâl | Madde | Ceza |
|---|---|---|
| Haberleşme, ziyaret, avukat, tedavi, mahkemeye gitme gibi hakların engellenmesi | 298/1 | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis |
| Bu fiillere teşvik veya talimat | 298/1 | 1 yıldan 3 yıla kadar hapis |
| Beslenmenin engellenmesi | 298/2 | 2 yıldan 4 yıla kadar hapis |
| Açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik, ikna veya talimat | 298/2 | 2 yıldan 4 yıla kadar hapis |
| Beslenmenin engellenmesi nedeniyle ağır yaralanma veya ölüm | 298/3 + 86-87 veya 81-82 | Ayrıca kasten yaralama veya kasten öldürme cezası |
| 15-18 yaş arası suça sürüklenen çocuk | 298 + 31/3 | Cezanın üçte biri indirilir |
| Aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda tekrar | 298 + 43/1 | Ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır |
| Uzlaştırma, önödeme, seri muhakeme, basit yargılama | CMK m.253, 250, 251; TCK m.75 | Uygulanmaz |
TCK m.298’de yalnızca hapis cezası öngörülmüştür. Birinci fıkradan hükmedilen ceza 1 yıl veya daha az olursa TCK m.50/1 uyarınca kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar uygulanabilir ve ceza adli para cezasına çevrilebilir. İkinci fıkranın alt sınırı 2 yıl olduğundan bu fıkradan verilen ceza, indirimler uygulanmadıkça adli para cezasına çevrilemez.
Uygulamada sanıklar çoğu zaman hapis cezasının yanında belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma ve suçta tekerrür hükümleriyle de karşılaşır; çünkü bu suçların failleri genellikle başka suçlardan hükümlü olarak kurumda bulunan kişilerdir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3749 E., 2013/8002 K. sayılı ve 21.05.2013 tarihli kararına konu dosyada sanık hakkında TCK m.298/2, 62, 53/1 ve 58/6 uyarınca mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
Ceza Hesaplaması Örnekleri
Aşağıdaki örnekler genel fikir vermek amacıyla hazırlanmıştır; somut olayda mahkemenin yapacağı değerlendirme farklı sonuç doğurabilir.
- Hak kullanımını engelleme, alt sınırdan ceza: TCK m.298/1’den temel ceza 1 yıl hapis belirlenip TCK m.62 uyarınca 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 10 ay hapistir. Bu ceza TCK m.50/1-a uyarınca 300 gün adli para cezasına çevrilebilir; gün karşılığı 20 TL’den 6.000 TL eder.
- Açlık grevine teşvik, alt sınırdan ceza: TCK m.298/2’den temel ceza 2 yıl hapis belirlenip TCK m.62 uyarınca 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 1 yıl 8 ay hapistir. Sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyeti yoksa hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme değerlendirilebilir.
- Zincirleme suç: Aynı hükümlünün telefon görüşmesi farklı günlerde aynı suç işleme kararıyla engellenirse, TCK m.298/1’den temel ceza 1 yıl belirlenip TCK m.43/1 uyarınca 1/4 artırılırsa 1 yıl 3 ay, TCK m.62 ile indirilirse 1 yıl 15 gün olur.
- 15-18 yaş arası çocuk: TCK m.298/2’den temel ceza 2 yıl hapis belirlenip TCK m.31/3 uyarınca üçte bir indirilirse 1 yıl 4 ay olur; TCK m.62 ile 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 1 yıl 1 ay 10 gün hapistir.
F- Hak Kullanımını ve Beslenmeyi Engelleme Suçu ile Benzer Suçlar Arasındaki Farklar
Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme suçu; hükümlü veya tutukluların ayaklanması, haberleşmenin engellenmesi, kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi, tehdit, cebir ve intihara yönlendirme suçlarıyla sık karıştırılır. Temel farklar şöyledir:
| Suç | Fiil | Ceza | TCK 298 ile ilişkisi |
|---|---|---|---|
| Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme (TCK m.298) | Hükümlü ve tutuklunun haklarını veya beslenmesini engellemek, açlık grevine teşvik | 1 – 3 yıl; beslenmede 2 – 4 yıl hapis | — |
| Hükümlü veya tutukluların ayaklanması (TCK m.296) | En az dört hükümlünün kurum idaresine karşı toplu ayaklanması | 6 ay – 3 yıl hapis | Ayaklanma ve ardından açlık grevine teşvikte iki suç ayrı ayrı |
| Haberleşmenin engellenmesi (TCK m.124) | Kişiler arasındaki haberleşmeyi hukuka aykırı engellemek | 6 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezası | Mağdur kurumdaki hükümlü veya tutukluysa TCK m.298/1 özel hükümdür |
| Kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi (TCK m.113) | Cebir, tehdit veya hukuka aykırı davranışla kamu hizmetinden yararlanmayı engellemek | 2 – 5 yıl hapis | Kurumdaki tedavi, eğitim ve görüşme hakları bakımından TCK m.298 öncelikle uygulanır |
| Tehdit (TCK m.106) ve cebir (TCK m.108) | Kişiyi korkutmak veya zor kullanmak | Tehditte 6 ay – 2 yıl; cebirde yaralama cezası artırılır | Engelleme tehdit veya cebirle yapılmışsa ayrıca değerlendirilir |
| İntihara yönlendirme (TCK m.84) | Kişiyi intihara azmettirmek, teşvik etmek | 2 – 5 yıl; intihar gerçekleşirse 4 – 10 yıl hapis | Açlık grevine ve ölüm orucuna teşvikte TCK m.298/2 özel hükümdür |
1- Hükümlü veya Tutukluların Ayaklanması (TCK 296) ile İlişkisi
Hükümlü veya tutukluların ayaklanması suçu, en az dört hükümlü veya tutuklunun kurum idaresine karşı toplu olarak ayaklanmasıdır. Açlık grevi, kapıya barikat kurma veya slogan atma gibi protestolar çoğu zaman ayaklanmayla birlikte gündeme gelir. Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/14050 E., 2015/6243 K. sayılı kararında; bir koğuş arkadaşlarının başka kuruma nakledilmesini engellemek için kapıya dolap ve ranzaları yığarak ayaklanan, ayaklanma sona erdikten sonra da diğerlerini açlık grevine teşvik ve ikna eden sanıklar hakkında, ayaklanma ile hak kullanımı ve beslenmeyi engelleme suçlarından ayrı ayrı kurulan mahkûmiyetler onanmıştır. Açlık grevinin kendisi ise tek başına ayaklanma sayılmaz.
2- Tehdit, Cebir ve Yaralama ile İlişkisi
TCK m.298/1’deki engelleme cebir veya tehdit içermek zorunda değildir; ancak engelleme bu yollarla yapılmışsa tehdit, cebir veya yaralama suçları da gündeme gelir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2015/4798 E., 2019/9850 K. sayılı ve 27.05.2019 tarihli kararına konu dosyada sanık hakkında silahla tehdit, hakaret, basit yaralama ve hükümlü veya tutuklunun hak kullanımını engelleme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri onanmıştır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2011/18504 E., 2012/18121 K. sayılı ve 24.09.2012 tarihli kararında da hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme ile yaralama suçlarından verilen mahkûmiyetler onanmıştır. Bu suçlar arasında hangi cezaların ayrı ayrı verileceği suçların içtimaı kurallarına göre belirlenir.
3- İntihara Yönlendirme (TCK 84) ile Farkı
İntihara yönlendirme suçu herkese karşı işlenebilen genel bir suçtur. Açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik ise, mağdur kurumdaki bir hükümlü veya tutukluysa TCK m.298/2 kapsamında değerlendirilir; kanun koyucu bu durumu ayrıca ve özel olarak düzenlemiştir. Ölüm meydana gelirse TCK m.298/3 uyarınca ayrıca kasten öldürme hükümleri uygulanır.
4- Haberleşmenin Engellenmesi ve Kamu Hizmetinden Yararlanma Hakkının Engellenmesi ile Farkı
Haberleşmenin engellenmesi suçu ve kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçu herkesi koruyan genel suç tipleridir. Mağdur ceza infaz kurumunda veya tutukevinde bulunan bir hükümlü ya da tutukluysa ve engellenen hak TCK m.298/1’de sayılan haklardan biriyse özel hüküm olan TCK m.298 uygulanır. Kurum dışındaki bir kişinin, örneğin hükümlünün yakınının mektubunun kurum dışında yok edilmesi ise genel hükümler bakımından değerlendirilir.
5- Disiplin Cezası ile İlişkisi
Ceza davası ile kurum disiplin süreci birbirinden bağımsızdır. Hükümlünün kendi açlık grevi yalnızca 5275 sayılı Kanun’un 40/2-g maddesi uyarınca disiplin cezasını gerektirir; başkasını açlık grevine teşvik eden veya başka bir hükümlünün hakkını engelleyen hükümlü ise hem TCK m.298 uyarınca yargılanır hem de ayrıca disiplin soruşturmasıyla karşılaşabilir. Disiplin cezalarına karşı infaz hâkimliğine şikâyet yoluna gidilebilir.
G- Suçun Özel Görünüş Biçimleri
1- Teşebbüs
TCK m.298/1’deki engelleme suçu, hakkın kullanılmasının fiilen engellenmesiyle tamamlanır. Engelleme girişimi görevlilerin müdahalesiyle sonuçsuz kalmışsa suça teşebbüs hükümleri uygulanabilir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/3126 E., 2016/6923 K. sayılı ve 13.12.2016 tarihli kararında, sanık hakkında TCK m.298/1 ve 35 uyarınca teşebbüs hükümleri uygulanarak kurulan mahkûmiyet onanmıştır.
Teşvik, ikna ve talimat hareketlerinde ise suç, teşvik edici beyanın veya talimatın muhataplarına ulaşmasıyla tamamlanır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/9590 E., 2019/2781 K. sayılı kararında, açlık grevine teşvik eden pusulaların dağıtılmasında teşebbüs hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğu ve eylemin tamamlanmış suç olduğu belirtilmiştir.
2- İştirak
Birden fazla kişinin birlikte bir hükümlünün hakkını engellemesi hâlinde her biri müşterek fail olarak sorumlu olur. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/16453 E., 2014/1089 K. sayılı ve 03.02.2014 tarihli kararında, TCK m.37/1 delaletiyle 298/1 ve 43/1-2 uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmü onanmıştır. Kurumun dışından talimat göndererek hükümlüleri açlık grevine yönelten kişi ise TCK m.298/2’deki “talimat verme” hareketi nedeniyle doğrudan fail olarak sorumlu tutulabilir. Bu konudaki genel kurallar için şeriklik yazımıza bakabilirsiniz.
3- Zincirleme Suç ve Birden Fazla Mağdur
Aynı hükümlünün hakkının farklı zamanlarda aynı suç işleme kararıyla tekrar tekrar engellenmesi hâlinde TCK m.43/1 uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanır. Farklı hükümlülerin haklarının ayrı fiillerle engellenmesi hâlinde ise Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/5874 E., 2016/7597 K. sayılı kararında görüldüğü gibi her mağdur için ayrı ceza verilebilir. Tek bir fiille birden fazla hükümlünün hakkı engellenmişse, örneğin bir koğuşun tamamının ziyaret görüşmesine çıkışı tek bir eylemle önlenmişse, TCK m.43/2 değerlendirilir.
H- Soruşturma ve Yargılama Usulü
1- Şikâyet, Uzlaştırma, Önödeme, Seri Muhakeme ve Basit Yargılama
TCK m.298 re’sen soruşturulur; şikâyete bağlı değildir. Soruşturma çoğu zaman kurum idaresinin tuttuğu tutanak, mağdurun dilekçesi veya kurum hekiminin raporu üzerine başlar. Mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi soruşturmayı veya kovuşturmayı sona erdirmez.
Suç CMK m.253’teki uzlaştırma listesinde yer almaz. TCK m.75 hapis cezasında 6 aylık üst sınır aradığından önödeme uygulanmaz. Suç CMK m.250’deki seri muhakeme listesinde yoktur; üst sınırları 3 ve 4 yıl olduğundan CMK m.251’deki basit yargılama usulü de uygulanmaz. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi CMK m.171/2 uyarınca yalnızca üst sınırı 3 yılı aşmayan TCK m.298/1 bakımından değerlendirilebilir; üst sınırı 4 yıl olan TCK m.298/2 bakımından bu kurum uygulanmaz.
2- Görevli Mahkeme ve Temyiz
Davaya kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. TCK m.298, terör örgütü propagandası gibi ağır ceza mahkemesinin görevine giren bir suçla birlikte yargılanıyorsa dava ağır ceza mahkemesinde görülebilir; Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/3986 E., 2012/19090 K. sayılı ve 02.10.2012 tarihli kararına konu dosya bu niteliktedir. Fail 18 yaşından küçükse dava çocuk mahkemesinde görülür; Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/5020 E., 2015/4177 K. sayılı kararına konu dosya çocuk mahkemesinde görülmüştür.
Hakkı veya beslenmesi engellenen hükümlü ya da tutuklu suçun mağdurudur ve davaya katılarak kararlara karşı kanun yollarına başvurabilir. Yargıtay’da bu suça ilişkin temyiz incelemeleri yıllar içinde iş bölümü kararlarına göre 4., 9., 16. ve 8. Ceza Daireleri tarafından yapılmıştır.
3- Deliller
Bu dosyalarda temel deliller kurum tutanakları, kamera kayıtları, ele geçirilen pusula veya talimat yazıları, mağdur ve koğuş arkadaşlarının beyanları, infaz koruma memurlarının ifadeleri ile kurum hekiminin muayene kayıtlarıdır. Açlık grevine teşvik iddialarında mağdurun aşamalardaki beyanları belirleyicidir; Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/5020 E., 2015/4177 K. sayılı kararında mağdurun soruşturma ve kovuşturmadaki çelişkili beyanları, kuşkudan sanık yararlanır ilkesi gereği sanıklar lehine değerlendirilmiştir.
Sanık başka suçtan hükümlü olarak kurumda bulunuyorsa tebligat ve kanun yolu süreleri ayrıca önem taşır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3749 E., 2013/8002 K. sayılı kararında, gerekçeli kararın sanığa usulüne uygun tebliğinden sonra vasisine yapılan tebligatın temyiz süresini yeniden başlatmayacağı belirtilmiştir.
4- Dava Zamanaşımı
Dava zamanaşımı süreleri şöyledir:
| Hâl | Olağan zamanaşımı | Kesintiyle en fazla |
|---|---|---|
| TCK 298/1 ve 298/2 (18 yaş ve üstü) | 8 yıl | 12 yıl |
| TCK 298/1 ve 298/2 (15-18 yaş arası) | 5 yıl 4 ay | 8 yıl |
| TCK 298/1 ve 298/2 (12-15 yaş arası) | 4 yıl | 6 yıl |
Zamanaşımı süresi dolmuşsa dava düşürülür. TCK m.298/3 uyarınca ayrıca kasten yaralama veya kasten öldürme hükümleri uygulanıyorsa, bu suçlar bakımından kendi cezalarına göre daha uzun zamanaşımı süreleri uygulanır.
5- HAGB ve Erteleme
Hükmedilen ceza 2 yıl veya daha az ise koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi uygulanabilir. TCK m.298/1’den verilen cezalar çoğunlukla bu sınırın altında kalır; TCK m.298/2’den alt sınırdan verilen ceza da TCK m.62 indirimiyle 1 yıl 8 aya düştüğünden bu imkânlar değerlendirilebilir. Ancak failler çoğu zaman başka suçlardan hükümlü olduğundan, daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyet bulunması HAGB’nin önünde engel oluşturur.
Hak Kullanımını ve Beslenmeyi Engelleme Suçlamasında Savunma Noktaları
Bu suçlamayla karşılaşan kişi yönünden savunmada şu hususlar öncelikle incelenmelidir:
- Mağdurun statüsü: Mağdur olay tarihinde ceza infaz kurumunda veya tutukevinde bulunan bir hükümlü ya da tutuklu mudur?
- Hakkın varlığı: Engellendiği iddia edilen imkân mevzuatta hükümlü veya tutukluya tanınmış bir hak mıdır? Örneğin hükümlünün avukatla telefonla görüşme hakkı yoktur.
- Kanuni kısıtlama: Kısıtlama hâkim, savcı veya infaz hâkimi kararına ya da kesinleşmiş bir disiplin cezasına mı dayanmaktadır? Kısıtlamayı yapan makam yetkili midir?
- Fiilî engelleme: Sanık hakkın kullanılmasını gerçekten engellemiş midir, yoksa yalnızca olay yerinde mi bulunmuştur?
- Gönüllü açlık grevi: Mağdur açlık grevine kendi özgür iradesiyle mi girmiştir? Mağdurun ve koğuş arkadaşlarının beyanları tutarlı mıdır?
- Teşvikin içeriği: Sanığa atfedilen söz veya yazı gerçekten açlık grevine teşvik, ikna veya talimat niteliğinde midir, yoksa bir görüş açıklaması veya dayanışma bildirimi midir?
- Kast: Sanık mağdurun hakkını engellediğini biliyor muydu? Kurum kayıtlarındaki bir hata nedeniyle mi hareket etmiştir?
- Teşebbüs ve tamamlanma: Engelleme tamamlanmış mıdır, yoksa teşebbüs aşamasında mı kalmıştır?
- İçtima: Birden fazla mağdur veya farklı tarihli eylemler için doğru içtima kuralı uygulanmış mıdır?
- Suç vasfı: Eylem ayaklanma, tehdit veya yalnızca disiplin suçu kapsamında mı kalmaktadır?
- Yaptırım: Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, adli para cezasına çevirme, erteleme ve HAGB değerlendirilmiş midir?
- Zamanaşımı: Suç tarihinden itibaren 8 yıllık, kesintiyle 12 yıllık süre dolmuş mudur?
Hakkı veya Beslenmesi Engellenen Hükümlü ve Tutuklunun Hakları
Ziyaretçi, avukat veya telefon görüşmesi, tedavi ya da mahkemeye gitme hakkı engellenen ya da açlık grevine zorlanan hükümlü veya tutuklu şu yollara başvurabilir:
- Olayı kurum müdürlüğüne yazılı dilekçeyle bildirip tutanak tutulmasını isteyebilir.
- Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunabilir. Suç şikâyete bağlı olmadığından şikâyet süresi yoktur; ancak dava zamanaşımı işlemektedir.
- Kurum idaresinin veya görevlilerinin işlem ve faaliyetlerine karşı infaz hâkimliğine şikâyette bulunabilir.
- Kamera kayıtlarının, revir ve görüş kayıtlarının korunmasını talep edebilir; bu kayıtlar belirli süre sonra silinebildiğinden talebin erken yapılması önemlidir.
- Kovuşturma aşamasında davaya katılarak delil sunabilir ve kararlara karşı kanun yollarına başvurabilir.
- Kendisine baskı yapılarak açlık grevine sokulmaya çalışılıyorsa kurum idaresinden koruma ve gerekirse başka bir koğuşa veya kuruma nakil talep edebilir.
Engellemeyi bir kurum görevlisi yapmışsa, ceza soruşturmasının yanında görevli hakkında idari ve disiplin süreçleri de işletilebilir. Avukatla görüşme hakkının engellenmesi aynı zamanda savunma hakkını etkilediğinden, durumun yargılamayı yürüten mahkemeye de bildirilmesi yararlı olur.
Sonuç
Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme suçu, ceza infaz kurumunda veya tutukevinde bulunan hükümlü ve tutukluların haberleşme, ziyaret, avukat, tedavi, eğitim ve mahkemeye gitme gibi kanuni haklarını kullanmalarını engelleyen kişiyi TCK m.298/1 uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar, beslenmelerini engelleyen ya da onları açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik eden, ikna eden ya da talimat veren kişiyi TCK m.298/2 uyarınca 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Engelleme için cebir veya tehdit gerekmez ve suçu herkes işleyebilir; ancak engellenen hakkın mevzuatta bulunması ve kısıtlamanın kanuni bir dayanağa dayanmaması gerekir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/9590 E., 2019/2781 K. sayılı kararına göre açlık grevine teşvik eden pusulaların dağıtılmasıyla suç tamamlanır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/5020 E., 2015/4177 K. sayılı kararına göre ise mağdurun kendi iradesiyle açlık grevine girdiği anlaşılıyorsa mahkûmiyet kurulamaz; hükümlünün kendi açlık grevi yalnızca 5275 sayılı Kanun’un 40/2-g maddesi uyarınca disiplin cezası gerektirir. Beslenmenin engellenmesi nedeniyle ağır yaralanma veya ölüm meydana gelirse TCK m.298/3 uyarınca ayrıca kasten yaralama veya kasten öldürme cezası verilir. Suç şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma, önödeme, seri muhakeme ve basit yargılama uygulanmaz, dava zamanaşımı 8 yıldır.
Sık Sorulan Sorular
Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme suçunun cezası nedir?
Hükümlü ve tutukluların haberleşme, ziyaret, avukat görüşmesi, tedavi veya mahkemeye gitme gibi haklarını engellemenin cezası TCK m.298/1 uyarınca 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. Beslenmelerini engellemenin veya onları açlık grevine teşvik etmenin cezası TCK m.298/2 uyarınca 2 yıldan 4 yıla kadar hapistir.
Cezaevinde açlık grevine teşvik etmek suç mu?
Evet. TCK m.298/2 uyarınca hükümlü ve tutukluları açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik etmek, ikna etmek ya da bu yolda talimat vermek beslenmenin engellenmesi sayılır ve 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/9590 E., 2019/2781 K. sayılı kararında açlık grevine çağıran pusulaları dağıtmak tamamlanmış suç sayılmıştır.
Hükümlünün kendi isteğiyle açlık grevi yapması suç mu?
Hayır. Kendi iradesiyle açlık grevine giren hükümlü veya tutuklu TCK m.298’e göre cezalandırılmaz. Ancak 5275 sayılı Kanun’un 40/2-g maddesi uyarınca açlık grevi yapmak, 1 aydan 3 aya kadar bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma disiplin cezasını gerektirir.
Hak kullanımını engelleme suçu için cebir veya tehdit şart mı?
Hayır. TCK m.298/1, hükümlü ve tutukluların haklarını “her ne suretle olursa olsun” engelleyenleri cezalandırır. Engelleme cebir veya tehditle yapılmışsa ayrıca tehdit, cebir veya yaralama suçları da gündeme gelebilir.
Cezaevinde bir hükümlünün ziyaretçi veya avukat görüşmesine çıkmasını engellemek suç mu?
Evet. Hükümlü veya tutuklunun ziyaretçileriyle, müdafi veya avukatıyla görüşmesini engellemek TCK m.298/1 kapsamında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Engelleyen kişinin başka bir hükümlü veya kurum görevlisi olması sonucu değiştirmez.
İnfaz koruma memuru bu suçu işleyebilir mi?
Evet. Suç herkes tarafından işlenebilir. Kanuni bir dayanak olmaksızın hükümlünün görüşme, haberleşme veya tedavi hakkını engelleyen görevli TCK m.298/1’den sorumlu olur. Ancak hâkim, savcı veya infaz hâkimi kararına ya da kesinleşmiş disiplin cezasına dayanan kısıtlamalar hukuka uygundur.
Cezaevinde telefon görüşmesinin kısıtlanması her zaman suç mu?
Hayır. Engellenen imkânın mevzuatta tanınmış bir hak olması ve kısıtlamanın kanuni dayanaktan yoksun olması gerekir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023/15 E., 2023/399 K. sayılı kararına göre hükümlülerin avukatlarıyla telefonla görüşme hakkı yoktur. Tutukluların telefon hakkı ise Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2017/1659 E., 2017/4020 K. sayılı kararına göre yalnızca savcı veya hâkim tarafından kısıtlanabilir.
Açlık grevine teşvik nedeniyle ölüm olursa ne ceza verilir?
TCK m.298/3 uyarınca beslenmenin engellenmesi nedeniyle ölüm veya kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinden biri meydana gelirse, faile TCK m.298/2’deki 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasının yanında ayrıca kasten öldürme veya kasten yaralama hükümlerine göre ceza verilir.
Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme suçu şikâyete bağlı mı, uzlaştırma var mı?
Suç şikâyete bağlı değildir ve re’sen soruşturulur. CMK m.253’teki uzlaştırma listesinde yer almaz; önödeme, seri muhakeme ve basit yargılama da uygulanmaz. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi yalnızca TCK m.298/1 bakımından değerlendirilebilir.
Hak kullanımını engelleme suçundan verilen ceza paraya çevrilebilir mi?
TCK m.298/1’den verilen ceza 1 yıl veya daha az olursa TCK m.50 uyarınca adli para cezasına çevrilebilir; örneğin 10 ay hapis 300 gün adli para cezasına çevrilebilir. TCK m.298/2’nin alt sınırı 2 yıl olduğundan beslenmeyi engelleme cezası kural olarak paraya çevrilemez; koşulları varsa HAGB veya erteleme değerlendirilir.
Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme suçunda zamanaşımı kaç yıldır?
Dava zamanaşımı her iki fıkra bakımından TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır ve kesme işlemleriyle en fazla 12 yıla uzar. Suç tarihinde 15-18 yaş arasındaki failler için olağan süre 5 yıl 4 ay, 12-15 yaş arasındakiler için 4 yıldır.
Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme davasına hangi mahkeme bakar?
Davaya kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Suç, terör örgütü propagandası gibi ağır ceza mahkemesinin görevine giren bir suçla birlikte yargılanıyorsa dava ağır ceza mahkemesinde görülebilir. Fail 18 yaşından küçükse çocuk mahkemesi görevlidir.
Ayaklanmadan sonra açlık grevine teşvik ayrı suç mu?
Evet. Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/14050 E., 2015/6243 K. sayılı kararında, kurum idaresine karşı ayaklanan ve ayaklanma bittikten sonra diğer hükümlüleri açlık grevine teşvik ve ikna eden sanıklar hakkında hem TCK m.296’daki ayaklanma hem de TCK m.298’deki hak kullanımı ve beslenmeyi engelleme suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet kurulması onanmıştır.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Ceza infaz kurumunda hakkı veya beslenmesi engellenen bir hükümlü ya da tutuklu yakınıysanız ya da bu suçlamayla şüpheli veya sanık sıfatıyla bir soruşturma veya kovuşturmayla karşı karşıyaysanız, süreç hakkında bilgi almak için tutuklu ve hükümlü haklarında ceza avukatı desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

