Hükümlü veya Tutukluların Ayaklanması Suçu ve Cezası (TCK-296)

hükümlü veya tutukluların ayaklanması

İçindekiler

Hükümlü veya tutukluların ayaklanması suçu, ceza infaz kurumunda veya tutukevinde bulunan hükümlü ya da tutukluların toplu olarak kurum idaresine karşı ayaklanmasını cezalandıran suçtur ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 296’ncı maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçun cezası TCK m.296/1 uyarınca ayaklanmaya katılan her bir hükümlü veya tutuklu için 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Ayaklanmaya katılan hükümlü veya tutuklu sayısı üçten fazla değilse bu suçtan ceza verilmez; yani suçun oluşması için en az dört kişinin katılması gerekir. Ayaklanma sırasında yaralama, mala zarar verme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi başka suçlar işlenirse, TCK m.296/2 uyarınca bu suçlardan da ayrıca ceza verilir. Suç şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma, önödeme, seri muhakeme ve basit yargılama kapsamında değildir; davaya kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar ve dava zamanaşımı 8 yıldır.

Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alır ve uygulamada “cezaevinde isyan”, “cezaevinde ayaklanma” veya “koğuş isyanı” olarak da anılır. Dosyalar çoğu zaman koğuş kapısına ranza ve dolapla barikat kurulması, yatakların yakılması, infaz koruma memurlarının koğuşa sokulmaması ve slogan atılması gibi olaylardan doğar. Ancak Yargıtay, cezaevinde yaşanan her toplu taşkınlığı ayaklanma saymaz: eylemin cebir, şiddet veya etkin kuvvetle kurum idaresine yönelmesi ve idarenin kurumu yönetme imkânını kısmen ya da tamamen ortadan kaldırması gerekir. Açlık grevi, kapıya vurup bağırma, başka bir hükümlü grubuna saldırma veya ani gelişen bir kavga bu suçu oluşturmayabilir; bu eylemler disiplin cezası veya görevi yaptırmamak için direnme gibi başka suçlar kapsamında değerlendirilebilir.

Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr

Yargıtay Kararları Işığında Hükümlü veya Tutukluların Ayaklanması Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

Hükümlü veya tutukluların ayaklanması suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/13673 E., 2022/19396 K. sayılı ve 20.12.2022 tarihli kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2011/9092 E., 2012/6954 K. sayılı ve 29.05.2012 tarihli kararı ile Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/28573 E., 2011/4648 K. sayılı ve 06.04.2011 tarihli kararı esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse bu suçun oluşması için:

  1. Failin ceza infaz kurumunda veya tutukevinde bulunan bir hükümlü veya tutuklu olması,
  2. Ayaklanmaya en az dört hükümlü veya tutuklunun fikir ve eylem birliği içinde katılması,
  3. Eylemin cebir, şiddet gösterilerek veya nüfuz ve etkin kuvvet kullanılarak gerçekleştirilmesi,
  4. Eylemin kurum idaresine yönelmesi, yani idareye karşı ayaklanma amacı taşıması,
  5. Eylem sonucunda kurum yönetiminin kurumu idare etme imkânının kısmen veya tamamen ortadan kalkması ya da buna engel olunması

gerekmektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/13673 E., 2022/19396 K. sayılı kararında bu ölçüt, suçun oluşabilmesi için “cebir, şiddet göstererek veya nüfuz ve etkin kuvvet kullanarak cezaevi idaresine karşı yönetimin kurumu idare etme olanağının kısmen veya tamamen ortadan kaldırılması ya da buna engel olunması” gerektiği şeklinde ifade edilmiştir.

A- TCK 296 Madde Metninin İncelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 296’ncı maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:

Hükümlü veya tutukluların ayaklanması

Madde 296- (1) Hükümlü veya tutukluların toplu olarak ayaklanması halinde, her biri hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Hükümlü veya tutuklu sayısının üçten fazla olmaması halinde, bu suçtan dolayı cezaya hükmedilmez.

(2) Ayaklanma sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlara ilişkin hükümlere göre cezaya hükmolunur.

TCK m.296, 01.06.2005’te yürürlüğe girdiğinden bu yana değişmemiştir. 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu’nda benzer fiil 304’üncü maddede “cezaevi idaresine karşı isyan” olarak düzenlenmişti. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/28573 E., 2011/4648 K. sayılı ve 06.04.2011 tarihli kararında, 765 sayılı Kanun’un 304’üncü maddesine göre suçun en az üç hükümlü veya tutuklunun katılımıyla oluşabildiği, 5237 sayılı Kanun’un 296’ncı maddesinin ise en az dört kişinin katılımını aradığı ve bu yönüyle lehe düzenleme getirdiği belirtilmiştir. Eski kanun döneminde işlenen ayaklanmalarda lehe kanun karşılaştırması yapılırken TCK m.296/2’nin de gözetilmesi gerekir; Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/14651 E., 2021/17846 K. sayılı ve 21.09.2021 tarihli kararında bu husus ile uyarlama yargılamasının dosya üzerinden değil duruşma açılarak yapılması gerektiği bozma nedeni sayılmıştır.

B- Suçun Unsurları

1- Korunan Hukuki Değer

TCK m.296 ile korunan hukuki değer, ceza infaz kurumlarında düzen ve güvenliğin sağlanması, mahkeme kararlarının infazının aksamadan sürdürülmesi ve kurum idaresinin otoritesidir. Kurumun yönetimini fiilen ele geçiren veya engelleyen toplu bir ayaklanma, yalnızca infaz düzenini değil, kurumdaki görevlilerin ve diğer hükümlülerin can güvenliğini de tehlikeye sokar. Kanun koyucu bu nedenle suçu “Adliyeye Karşı Suçlar” arasında düzenlemiştir.

2- Fail: Hükümlü veya Tutuklu Olmak

Bu suç özgü suç niteliğindedir; faili ancak hükümlü veya tutuklu olabilir. Hükümlü, hakkındaki mahkûmiyet kararı kesinleşip infaz için kuruma alınan kişidir; tutuklu ise hakkında hâkim kararıyla tutuklama tedbiri uygulanan kişidir. Uygulamada tutuklular ile hükümlüler çoğu zaman aynı ceza infaz kurumunda bulunduğundan her iki grup birlikte fail olabilir. Yalnızca gözaltında bulunan ve nezarethanede tutulan kişiler hükümlü veya tutuklu sayılmadığından bu suçun faili olamaz.

18 yaşından küçük tutuklu ve hükümlüler de bu suçun faili olabilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2015/11510 E., 2016/5482 K. sayılı ve 30.05.2016 tarihli kararında, tutuklu veya hükümlü oldukları sırada ayaklanma çıkaran, görevlileri içeri sokmayan, taşkınlık yapan ve kuruma ait eşyaları yakan suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuk mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükümleri onanmıştır.

Ziyaretçi, avukat, infaz koruma memuru gibi hükümlü veya tutuklu olmayan kişiler bu suçun faili olamaz. TCK m.40/2 uyarınca özgü suçlarda özel faillik niteliği taşımayan kişiler ancak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilir. Bu nedenle dışarıdan ayaklanmayı kışkırtan veya buna yardım eden kişinin sorumluluğu şeriklik kuralları çerçevesinde değerlendirilir.

3- Sayı Şartı: En Az Dört Hükümlü veya Tutuklu

TCK m.296/1’in ikinci cümlesine göre hükümlü veya tutuklu sayısı üçten fazla değilse bu suçtan dolayı cezaya hükmedilmez. Yargıtay bu şartı suçun oluşması için aranan bir unsur olarak ele almaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2009/22641 E., 2011/17637 K. sayılı ve 18.10.2011 tarihli kararında; iddianamede üç sanık dışında başka kişilerin olaya katıldığına ilişkin bir iddia bulunmadığı ve mahkemenin gerekçesinde de bu yönde bir kabul yer almadığı hâlde, “üçten fazla kişinin olaya ne suretle dahil olduğu” konusundaki kanıtlar gösterilmeden hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır.

Bu karar iki sonuç doğurur. Birincisi, dört kişinin tamamının aynı davada sanık olması zorunlu değildir; kimliği belirlenemeyen başka hükümlülerin olaya katıldığı iddia ve ispat edilebilir. İkincisi, bu katılımın iddianamede ileri sürülmesi ve delillerle gösterilmesi gerekir; koğuşta kalan herkesin otomatik olarak ayaklanmaya katıldığı kabul edilemez.

Sayının hesabında yalnızca ayaklanmaya fiilen katılanlar dikkate alınır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/28573 E., 2011/4648 K. sayılı kararında; aynı koğuşta bulunan sanıklardan diğerlerini engellemeye çalışan, korkudan merdivenin altına sinen ve korkarak masanın kapı arkasına konulmasına yardım eden kişilerin eylemlerinin bu suçu oluşturmadığı ve bu sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

4- Hareket: Kurum İdaresine Karşı Toplu Ayaklanma

Kanun “ayaklanma” kavramını tanımlamamıştır. Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımına göre ayaklanma; cebir, şiddet veya etkin kuvvet kullanılarak kurum idaresine karşı girişilen ve idarenin kurumu yönetme imkânını kısmen ya da tamamen ortadan kaldıran ya da buna engel olan toplu bir harekettir. Bu nedenle mahkeme, her dosyada eylemin kurumun işleyişini fiilen aksatıp aksatmadığını tartışmak zorundadır.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2011/9092 E., 2012/6954 K. sayılı ve 29.05.2012 tarihli kararında; cezaevinde tutuklu bulunan çocukların, sigara içme istekleri yaşlarının küçük olduğu gerekçesiyle reddedilince eşyalara zarar verip “bu bir isyandır bize sigara verin” diye bağırmaları olayında, cezaevi yönetiminin kurumu idare etme imkânının kısmen veya tamamen ortadan kalkıp kalkmadığı ve eylemin ayaklanma tanımına ne şekilde girdiği tartışılmadan kurulan mahkûmiyet hükmü bozulmuştur. Kararda, eylemcilerin olaya “isyan” adını vermesinin tek başına suçun oluşması için yeterli olmadığı görülmektedir.

Yargıtay’ın ayaklanma kabul ettiği olaylara örnek olarak şunlar gösterilebilir:

  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2012/5945 E., 2012/38460 K. sayılı ve 05.06.2012 tarihli kararında; tecrit koğuşunda bulunan hükümlülerin ranzaları kapı arkasına yığarak barikat kurmaları, yatak ve yastıkları yakmaları, hep birlikte “Adalet istiyoruz, savcı gelsin” diye slogan atmaları ve sanığın idarenin müdahalesini önlemek için jiletle vücudunu kesmesi şeklindeki eylemin hükümlü veya tutukluların ayaklanması ve yakarak kamu malına zarar verme suçlarını oluşturduğu kabul edilmiştir.
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/24856 E., 2014/15405 K. sayılı ve 24.09.2014 tarihli kararında; koğuşa geçmeyi reddeden hükümlülerin lavabo ve fayansları sökmeleri, suları açık bırakmaları, eşyaları yakmaya çalışmaları, parmaklıklara vurarak bağırmaları ve müdahale sırasında bir infaz koruma memurunu lavabo parçasıyla yaralamaları olayında ayaklanma, görevi yaptırmamak için direnme ve kamu malına zarar verme suçlarının oluştuğu yönündeki kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/600 E., 2023/9013 K. sayılı ve 13.12.2023 tarihli kararında; çocuk koğuşunda kalan bir tutuklunun intiharı üzerine isyan çıkaran sanıkların eyleminin TCK m.296/1’deki suçu oluşturduğu belirtilmiş, ancak 12 yıllık zamanaşımı dolduğu için davalar düşürülmüştür.

5- Manevi Unsur: Kast ve İdareye Yönelme

Bu suç yalnızca kasten işlenebilir. Fail, diğer hükümlü veya tutuklularla birlikte kurum idaresine karşı ayaklandığını bilmeli ve bunu istemelidir. Yargıtay ayrıca eylemin idareye yönelmiş olmasını, yani kurum yönetimini etkisiz kılma amacını taşımasını aramaktadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/9942 E., 2018/13346 K. sayılı ve 27.11.2018 tarihli kararında; ceza infaz kurumunda toplu olarak hareket edip başka bir hükümlü grubuna saldıran sanığın eyleminin cezaevi idaresine mani olma amacına yönelik olmadığı, bu nedenle suçun unsurlarının oluşmadığı ve beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Ayaklanmanın nedeni, örneğin bir arkadaşın ölümü, intihar haberi, yer darlığı veya bir talebin reddedilmesi, kastı ortadan kaldırmaz. Ancak bu saik, eylemin idareye yönelip yönelmediğinin ve cezanın belirlenmesinin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Görevlilerin haksız bir davranışı ayaklanmaya yol açmışsa haksız tahrik indirimi de tartışılmalıdır; Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2009/22641 E., 2011/17637 K. sayılı kararında, koltuk değnekleriyle yürüyen yaralı tutukluya ambulansta kelepçe takılmaya çalışılmasının haksız tahrik sayılıp sayılmayacağının tartışılmaması da bozma nedeni yapılmıştır.

C- Suçun Oluşmadığı Hâller

Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde, cezaevinde toplu bir eylem yaşanmış olsa bile şu durumlarda TCK m.296’daki suç oluşmaz:

OlaySonuçKarar
Açlık grevi dilekçesi verip yemeği almamak ve kapı arkasına dolap ile ranza çekmekCebir, şiddet, tehdit yok; idareye yönelmiyorYargıtay 16. CD 2015/3599 E., 2015/2512 K.
Dışarı çıkma isteği reddedilince kapıya dolap koymak ve yastık yakıp bahçeye atmakKurum yönetimini engelleme niteliği yokYargıtay 16. CD 2015/3439 E., 2015/3022 K.
Tekli odalarda kapıya vurmak, bağırmak ve kendine zarar vermekDisiplin yaptırımı kapsamındaYargıtay 8. CD 2020/13673 E., 2022/19396 K.
Toplu olarak başka bir hükümlü grubuna saldırmakİdareye mani olma amacı yokYargıtay 8. CD 2018/9942 E., 2018/13346 K.
Koğuşlar arası küfürleşme sonrası ani gelişen saldırıİdare imkânı ortadan kalkmadı; TCK m.265Yargıtay 3. CD 2016/1468 E., 2017/1951 K.
Hükümlüyü darp edip yatakhane kapısını ranzayla kapatmakİdareye yönelik değil; TCK m.265Yargıtay 8. CD 2020/9368 E., 2023/7349 K.
Yatak yakmak, soba devirmek ve cam kırmak, ancak düzen bozulmamışAyaklanma boyutuna ulaşmadıYargıtay 23. CD 2015/18000 E., 2016/410 K.
Diğerlerini engellemeye çalışmak veya korkudan saklanmakKatılım yokYargıtay 4. CD 2010/28573 E., 2011/4648 K.
Katılan sayısının üçü geçtiği ispatlanamamışSayı şartı yokYargıtay 4. CD 2009/22641 E., 2011/17637 K.

Bu tablodaki en önemli karar, Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/18000 E., 2016/410 K. sayılı ve 19.01.2016 tarihli kararıdır. Bu olayda tutuklular yer darlığı nedeniyle Cumhuriyet başsavcısıyla görüşmek istemiş, başsavcının gelmesi beklenirken koğuştaki yatakları ateşe vermiş, sobayı devirmiş, camları kırmış ve müdahale eden görevlilere eşya ve cam parçaları atmıştır. Yargıtay, eylemin niteliği, süresi ve oluş şekline göre cezaevi düzeninin bozulmadığını ve olayın bütün hâlinde ayaklanma boyutuna ulaşmadığını kabul ederek ayaklanma suçundan beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiş; görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan mahkûmiyetler ise onanmıştır.

Bu hâllerde ayaklanma suçu oluşmasa da kişi, eyleminin niteliğine göre görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, yaralama veya hakaret gibi başka suçlardan sorumlu olabilir ve kurum disiplin kurulunca disiplin cezasıyla cezalandırılabilir.

D- Ayaklanma Sırasında İşlenen Diğer Suçlar (TCK 296/2)

TCK m.296/2’ye göre ayaklanma sırasında başka suçlar işlenirse, failler ayaklanma suçunun yanında bu suçlardan da ayrıca cezalandırılır. Uygulamada ayaklanmayla birlikte en sık şu suçlar gündeme gelir:

  • Kamu malına zarar verme: Koğuş eşyalarının, camların, kapıların ve elektrik tesisatının kırılması mala zarar verme suçunun TCK m.152/1-a’daki nitelikli hâlini oluşturur; yakarak zarar verilmişse TCK m.152/2-a uyarınca ceza artırılır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2012/7207 E., 2012/13840 K. sayılı ve 28.11.2012 tarihli kararında TCK m.296/2 delaletiyle TCK m.152/1-a ve 152/2-a uyarınca kurulan mahkûmiyet onanmıştır.
  • Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma: Görevlilerin rehin alınması veya bir yere kapatılması kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2010/8-261 E., 2011/141 K. sayılı ve 21.06.2011 tarihli kararına konu olayda; hasta bir tutukluyu revire götürmek için gelen dokuz infaz koruma memurunu kesici aletlerle tehdit ederek koğuşa giren ve görevliler gelinceye kadar serbest bırakmayan sanıklar hakkında ayaklanma suçunun yanında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da hüküm kurulmuştur. Ceza Genel Kurulu, iddianamede bir kez cezalandırma istenmişken ek savunma hakkı verilmeden mağdur sayısınca dokuz ayrı ceza verilmesini savunma hakkının kısıtlanması sayarak hükmü bu yönden bozmuştur.
  • Kasten yaralama: Ayaklanma sırasında görevlilerin veya diğer hükümlülerin yaralanması kasten yaralama suçundan ayrıca cezalandırılır.
  • Görevi yaptırmamak için direnme: Müdahaleye gelen infaz koruma memurlarına ve jandarma görevlilerine cebir veya tehdit uygulanması TCK m.265 kapsamında ayrıca değerlendirilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/24856 E., 2014/15405 K. sayılı kararında, birden fazla görevliye karşı hukuken tek fiille direnilmesi hâlinde fikri içtima koşullarının gerçekleştiği belirtilmiştir.
  • Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması: Koğuşta yangın çıkarılması genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu bakımından da değerlendirilir. Ancak Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/18000 E., 2016/410 K. sayılı kararında, yakma eylemi mala zarar verme suçunun unsurunu oluşturduğu için genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve yakarak mala zarar verme suçlarının TCK m.42’deki bileşik suç hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulamayacağı belirtilmiştir.
  • Hakaret ve tehdit: Görevlilere yönelik sözler kamu görevlisine karşı hakaret suçunu oluşturabilir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2012/5848 E., 2012/10589 K. sayılı ve 01.11.2012 tarihli kararında, hangi sanığın kime karşı hangi sözleri söylediği açıklığa kavuşturulmadan hakaret suçundan mahkûmiyet kurulması bozma nedeni sayılmıştır.
  • Kaçma ve yasak eşya: Ayaklanma kurumdan kaçmak amacıyla çıkarılmışsa hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu, ayaklanmada kuruma sokulmuş kesici alet veya telefon kullanılmışsa infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçu gündeme gelir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/7156 E., 2017/777 K. sayılı ve 13.02.2017 tarihli kararına konu dosyada aynı olay nedeniyle ayaklanma, yasak eşya sokma, kaçmaya teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kamu malına zarar verme suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulmuştur.

Hangi eylemin ayrı suç, hangisinin aynı suçun parçası sayılacağı suçların içtimaı kurallarına göre belirlenir.

E- Hükümlü veya Tutukluların Ayaklanması Suçunun Cezası

HâlMaddeCeza
Toplu ayaklanmaya katılan her hükümlü veya tutuklu296/16 aydan 3 yıla kadar hapis
Katılan hükümlü veya tutuklu sayısı üç veya daha az296/1 ikinci cümleBu suçtan ceza verilmez
Ayaklanma sırasında işlenen başka suçlar296/2Ayrıca ilgili suçun cezası
15-18 yaş arası suça sürüklenen çocuk296/1 + 31/3Cezanın üçte biri indirilir
12-15 yaş arası suça sürüklenen çocuk (kusur yeteneği varsa)296/1 + 31/2Cezanın yarısı indirilir
Ayaklanmayı dışarıdan kışkırtan hükümlü olmayan kişi296/1 + 40/2, 38Azmettiren olarak sorumluluk
Uzlaştırma, önödeme, seri muhakeme, basit yargılamaCMK m.253, 250, 251; TCK m.75Uygulanmaz

TCK m.296’da yalnızca hapis cezası öngörülmüştür. Hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya daha az olursa TCK m.50/1-a uyarınca kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar uygulanabilir ve hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir. Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/18000 E., 2016/410 K. sayılı kararına konu dosyada sanıklara TCK m.296/1, 50 ve 52/4 uyarınca 3.600 TL adli para cezası verilmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/14096 E., 2021/3116 K. sayılı ve 01.03.2021 tarihli kararında ise lehe hükümlerin uygulanmasını talep eden sanık hakkında TCK m.50’nin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması bozma nedeni sayılmıştır.

Uygulamada mahkemeler çoğunlukla alt sınıra yakın ceza tayin etmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2010/8-261 E., 2011/141 K. sayılı kararına konu dosyada sanıklara TCK m.296/1 ve 62 uyarınca 5’er ay hapis cezası verilmiş; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/254 E., 2021/157 K. sayılı ve 20.04.2021 tarihli kararına konu dosyada ise suç tarihinde 15-18 yaş arasında bulunan sanığa TCK m.296/1, yaş küçüklüğü nedeniyle 31/3 ve 62 uyarınca 3 ay 15 gün hapis cezası verilmiştir. Ağır olaylarda ceza artmaktadır; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/244 E., 2025/99 K. sayılı ve 26.02.2025 tarihli kararına konu dosyada sanıklara ayaklanma suçundan TCK m.296/1 ve 62 uyarınca 1 yıl 8’er ay hapis cezası verilmiştir.

Ceza Hesaplaması Örnekleri

Aşağıdaki örnekler genel fikir vermek amacıyla hazırlanmıştır; somut olayda mahkemenin yapacağı değerlendirme farklı sonuç doğurabilir.

  1. Alt sınırdan ceza ve takdiri indirim: Temel ceza 6 ay hapis belirlenip TCK m.62 uyarınca 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 5 ay hapistir. Bu ceza TCK m.50/1-a uyarınca 150 gün adli para cezasına çevrilebilir; gün karşılığı 20 TL’den 3.000 TL eder.
  2. Orta düzeyde ceza: Temel ceza 1 yıl hapis belirlenip TCK m.62 uyarınca 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 10 ay hapistir. Sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyeti yoksa hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya erteleme değerlendirilebilir.
  3. 15-18 yaş arası çocuk: Temel ceza 6 ay hapis belirlenip TCK m.31/3 uyarınca üçte bir indirilirse 4 ay olur; TCK m.62 ile 1/6 indirim yapılırsa sonuç ceza 3 ay 10 gün hapistir.
  4. Ayaklanma ve yakarak kamu malına zarar verme: TCK m.296/1’den temel ceza 1 yıl belirlenip TCK m.62 ile indirilirse 10 ay olur. TCK m.152/1-a’dan temel ceza 1 yıl belirlenip TCK m.152/2-a uyarınca yarı oranında artırılırsa 1 yıl 6 ay olur, TCK m.62 ile indirilirse 1 yıl 3 ay olur. İki ceza ayrı ayrı hükmedilir ve toplamı 2 yıl 1 aydır.

F- Hükümlü veya Tutukluların Ayaklanması ile Benzer Suçlar ve Disiplin Cezası Arasındaki Farklar

Hükümlü veya tutukluların ayaklanması suçu; görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, hükümlü veya tutuklunun kaçması suçları ve kurum disiplin cezalarıyla sık karıştırılır. Temel farklar şöyledir:

KavramFiilYaptırımTCK 296 ile ilişkisi
Hükümlü veya tutukluların ayaklanması (TCK m.296)En az dört hükümlünün kurum idaresine karşı toplu ayaklanması6 ay – 3 yıl hapis—
Görevi yaptırmamak için direnme (TCK m.265)Görevliye cebir veya tehditle görevini yaptırmamak6 ay – 3 yıl hapis; birden fazla kişiyle veya silahla ağırlaşırİdareye yönelmeyen ani olaylarda yalnız TCK m.265
Kamu malına zarar verme (TCK m.152/1-a)Kurum eşyasına zarar vermek1 – 6 yıl hapisTCK m.296/2 ile ayrıca
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m.109)Görevlileri rehin almak, koğuşa kapatmak1 – 5 yıl hapis, nitelikli hâlde artarTCK m.296/2 ile ayrıca
Hükümlü veya tutuklunun kaçması (TCK m.292)Kurumdan kaçmak6 ay – 1 yıl hapis; cebirle ağırlaşırKaçma amaçlı ayaklanmada ayrıca
Disiplin cezası (5275 s.K. m.44)İsyana kalkışmak, isyan çıkartmak1 – 20 gün hücreye koymaAyrı bir idari süreç; ceza davasından bağımsız

1- Görevi Yaptırmamak İçin Direnme (TCK 265) ile Farkı

Görevi yaptırmamak için direnme, bir kamu görevlisine görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasıdır. Ayaklanma ise kurum idaresinin bütününe karşı toplu bir harekettir. Yargıtay, idareye yönelmeyen ve kurumun yönetimini ortadan kaldırmayan olaylarda yalnızca direnme suçunun oluşacağını kabul etmektedir:

  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2016/1468 E., 2017/1951 K. sayılı ve 27.02.2017 tarihli kararında; gece boyunca süren küfürleşmenin etkisiyle kahvaltı dağıtımı sırasında infaz koruma memurunu yere yatırıp anahtarı alan ve başka koğuştaki hükümlüleri yaralayan sanıklar bakımından, cezaevi yönetiminin kurumu idare etme imkânının kısmen veya tamamen ortadan kalkmadığı, ani gelişen olayda ayaklanma suçunun unsurlarının oluşmadığı ve eylemin TCK m.265 kapsamında kaldığı belirtilmiştir.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/9368 E., 2023/7349 K. sayılı ve 10.10.2023 tarihli kararında; bir hükümlüyü darp eden, ardından mağdurların yatakhaneden çıkmasını engellemek için kapıyı ranzalarla kapatan ve müdahale etmek isteyen görevlilere engel olmaya çalışan sanıkların eyleminin cezaevi idaresine mani olma amacına yönelik olmadığı, bu nedenle ayaklanma yerine cebir ve tehdit kullanarak birden fazla kişi tarafından silahla görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.

Buna karşılık direnme suçu için de görevlilere yönelik cebir veya tehdit gerekir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2013/11077 E., 2013/13662 K. sayılı ve 19.09.2013 tarihli kararında, cezaevi görevlilerine yönelik tehdit veya cebir içeren söz ve eylemi bulunmayan çocuklar hakkında direnme suçundan hüküm kurulamayacağı ve eylemin TCK m.296 kapsamında kalıp kalmadığının tartışılması gerektiği belirtilmiştir.

2- Disiplin Cezası ile İlişkisi

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 44’üncü maddesine göre hükümlü ve tutukluları idareye karşı kışkırtmak veya isyana kalkışmak 1 günden 10 güne kadar, isyan çıkartmak, kasten yangın çıkarmak ve görevlileri rehin almak ise 11 günden 20 güne kadar hücreye koyma cezasını gerektirir. Çocuk hükümlüler için aynı Kanun’un 46’ncı maddesinde ayrı bir düzenleme bulunur. Disiplin cezası kurum disiplin kurulunca verilir ve infaz hâkimliğine şikâyet yoluyla denetlenir; ceza davasından bağımsız bir süreçtir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/13673 E., 2022/19396 K. sayılı kararında, tekli odalarda kapıya vurup bağıran ve kendilerini kesici cisimlerle yaralayan hükümlülerin eylemlerinin disiplin yaptırımı kapsamında kaldığı ve ayaklanma suçunu oluşturmadığı kabul edilmiştir. Açlık grevi ve slogan atma da kural olarak disiplin hukukunun konusudur; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/658 E., 2021/482 K. sayılı ve 19.10.2021 tarihli kararında aktarıldığı üzere, bu eylemlerin disiplin suçu oluşturması için bile kurumdaki güvenliği, disiplini veya düzenli yaşamı bozacak şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

3- Hükümlü veya Tutuklunun Kaçması (TCK 292) ve Kaçmaya İmkân Sağlama (TCK 294) ile İlişkisi

Ayaklanma çoğu zaman kurumdan kaçma girişimiyle birlikte yaşanır. Bu durumda kaçan veya kaçmaya teşebbüs eden hükümlü TCK m.292’den, ayaklanma suçunun yanında ayrıca sorumlu olur. Ayaklanma sırasında görevini ihmal ederek hükümlülerin kaçmasına yol açan görevli bakımından ise kaçmaya imkân sağlama suçu ve muhafızın görevini kötüye kullanması suçu değerlendirilir. Ayaklananlardan birinin başkasının kimliğiyle kurumda bulunduğu anlaşılırsa başkası yerine ceza infaz kurumuna girme suçu da gündeme gelebilir.

G- Suçun Özel Görünüş Biçimleri

1- Teşebbüs

Ayaklanma suçu, en az dört hükümlü veya tutuklunun kurum idaresine karşı ayaklanması ve idarenin kurumu yönetme imkânının kısmen de olsa ortadan kalkmasıyla tamamlanır. Ayaklanmanın süresi suçun oluşması bakımından belirleyici değildir; ancak cezanın belirlenmesinde dikkate alınır. Ayaklanma hazırlığına başlanmış, fakat idare imkânını etkileyecek bir eyleme geçilmeden olay önlenmişse suça teşebbüs tartışılabilir. 5275 sayılı Kanun’un 44/2-d maddesi “isyana kalkışmayı” ayrıca disiplin suçu olarak düzenlediğinden, bu aşamada kalan eylemler çoğu zaman disiplin yaptırımıyla karşılanır.

2- İştirak

Ayaklanmaya katılan her hükümlü veya tutuklu fail olarak ayrı ayrı cezalandırılır; kanun “her biri hakkında” ceza verileceğini açıkça belirtmiştir. Mahkeme her sanığın olaya hangi eylemle katıldığını ayrı ayrı göstermelidir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2012/5848 E., 2012/10589 K. sayılı kararında, olaylar sırasında müşahede odasında bulunan sanığın diğer sanıkların eylemlerine ne surette katıldığı açıklığa kavuşturulmadan ayaklanma ve kamu malına zarar verme suçlarından mahkûmiyet kurulması bozma nedeni sayılmıştır.

3- Suç Tarihi

Suç, ayaklanmanın gerçekleştiği tarihte işlenmiş sayılır. Ayaklanma birkaç gün sürmüşse olayın başladığı ve sona erdiği tarihler tutanaklarla ayrıca belirlenmelidir. Suç tarihi; uygulanacak kanunun, failin yaşının ve dava zamanaşımının başlangıcının belirlenmesi bakımından önemlidir.

H- Soruşturma ve Yargılama Usulü

1- Şikâyet, Uzlaştırma, Önödeme, Seri Muhakeme ve Basit Yargılama

TCK m.296 re’sen soruşturulur; şikâyete bağlı değildir. Soruşturma çoğu zaman kurum idaresinin olay tutanağı, kamera kayıtları ve infaz koruma memurlarının beyanlarıyla başlar.

Suç CMK m.253’teki uzlaştırma listesinde yer almaz; Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/8447 E., 2024/16943 K. sayılı ve 19.11.2024 tarihli kararına konu dosyada sanığın uzlaştırma talebi reddedilmiştir. TCK m.75 hapis cezasında 6 aylık üst sınır aradığından TCK m.296’da önödeme uygulanmaz. Suç CMK m.250’deki seri muhakeme listesinde yer almaz; üst sınırı 3 yıl olduğundan CMK m.251’deki basit yargılama usulü de uygulanmaz. Hapis cezasının üst sınırı 3 yılı aşmadığından CMK m.171/2 uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi değerlendirilebilir.

2- Görevli Mahkeme ve Katılan Sıfatı

Davaya kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Ayaklanmayla birlikte ağır ceza mahkemesinin görevine giren başka bir suç, örneğin nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma işlenmişse dava birlikte ağır ceza mahkemesinde görülebilir; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2010/8-261 E., 2011/141 K. sayılı kararına konu dosya Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmüştür. Fail 18 yaşından küçükse dava çocuk mahkemesinde görülür.

Ayaklanma suçundan açılan davada Adalet Bakanlığı veya Hazine katılan olamaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2011/9244 E., 2012/8678 K. sayılı ve 05.07.2012 tarihli kararı, Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/600 E., 2023/9013 K. sayılı kararı ve Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/8447 E., 2024/16943 K. sayılı kararında, kurumun bu suçtan doğrudan zarar görmediği ve hükmü temyiz hakkı bulunmadığı belirtilmiştir. Buna karşılık ayaklanma sırasında kamu malına zarar verilmişse Adalet Bakanlığı bu suç bakımından katılan sıfatını alabilir; Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2022/600 E., 2023/9013 K. sayılı kararında, davadan haberdar edilmeyen Bakanlığın kamu malına zarar verme suçu bakımından davaya katılma olanağının sağlanmaması bozma nedeni sayılmıştır.

3- Delil ve Savunma Hakkı

Ayaklanma dosyalarında temel deliller olay tutanağı, kamera kayıtları, infaz koruma memurlarının ve diğer hükümlülerin beyanları ile keşif ve bilirkişi raporlarıdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/1756 E., 2018/2814 K. sayılı ve 14.03.2018 tarihli kararında; kendi koğuşunda ayaklanma olmadığını, yalnızca iki koğuş arasında kavga yaşandığını savunan sanık hakkında, olay tutanağını düzenleyenlerin bilgi ve görgülerine başvurulmadan mahkûmiyet kurulması eksik inceleme sayılmıştır.

Sanık başka suçtan cezaevinde bulunuyorsa kararın tebliğinde özel kurallara uyulmalıdır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2024/8447 E., 2024/16943 K. sayılı kararında; cezaevindeki sanığa yapılan tebliğde CMK m.263 uyarınca cezaevi aracılığıyla temyiz edebileceği bildirilmemiş ve karar CMK m.35/3’e uygun şekilde okunup anlatılmamışsa tebliğin geçersiz olduğu, temyiz süresinin işlemeyeceği belirtilmiştir.

4- Dava Zamanaşımı

Dava zamanaşımı süreleri şöyledir:

HâlOlağan zamanaşımıKesintiyle en fazla
TCK 296 (18 yaş ve üstü)8 yıl12 yıl
TCK 296 (15-18 yaş arası)5 yıl 4 ay8 yıl
TCK 296 (12-15 yaş arası)4 yıl6 yıl

Ayaklanma dosyaları çoğu zaman çok sanıklı olduğu için uzun sürer ve zamanaşımı nedeniyle düşme kararları sık görülür. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/3512 E., 2026/3900 K. sayılı ve 05.05.2026 tarihli kararında, sanıkların sorgusunun yapıldığı 05.11.2015 tarihinden itibaren 8 yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davalar düşürülmüştür. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/151 E., 2024/2025 K. sayılı ve 04.03.2024 tarihli kararında da 17.02.2012 tarihli olay nedeniyle 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı dolmuştur.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmişse zamanaşımının hesaplanmasında özel kurallar uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/254 E., 2021/157 K. sayılı kararına göre; zamanaşımı HAGB kararının kesinleştiği tarihte durur, denetim süresi içinde kasten yeni suç işlenirse yeni suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlar ve yeni suçun kesinleşmesi beklenirken işlemeye devam eder. Bu kararda, suç tarihinde 15-18 yaş arasında bulunan sanık için 5 yıl 4 aylık asli zamanaşımının mahkûmiyet kararından önce dolduğu gerekçesiyle kanun yararına bozma talebi kabul edilmiş ve dava düşürülmüştür.

5- HAGB, Erteleme ve Hak Yoksunluğu

TCK m.296’nın üst sınırı 3 yıl olsa da, mahkemelerin tayin ettiği cezalar çoğunlukla 2 yılın altında kaldığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi uygulamada sık gündeme gelir. Yargıtay, sabıkasız sanıklar hakkında HAGB’nin gerekçesiz reddini bozma nedeni saymaktadır; Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2011/9092 E., 2012/6954 K. sayılı kararı ile Yargıtay 14. Ceza Dairesi 2012/5848 E., 2012/10589 K. sayılı kararında geçmiş mahkûmiyeti bulunmayan sanıklar hakkında yasal olmayan ve yetersiz gerekçeyle HAGB’ye yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Denetim süresinde yeni suç işlenmesi nedeniyle hüküm açıklanırken ceza seçenek yaptırıma çevrilemez; Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/1756 E., 2018/2814 K. sayılı kararında bu durum CMK m.231/11’e aykırılık olarak bozma nedeni sayılmıştır.

Sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyeti varsa suçta tekerrür hükümleri uygulanır; başka suçtan hükümlü olarak cezaevinde bulunan sanıklar bakımından bu ihtimal sık görülür. Kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkûmiyet ayrıca TCK m.53/1’deki belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma sonucunu doğurur; hapis cezası adli para cezasına çevrilmişse hak yoksunluğuna hükmedilmez.

Hükümlü veya Tutukluların Ayaklanması Suçlamasında Savunma Noktaları

Bu suçlamayla karşılaşan kişi yönünden savunmada şu hususlar öncelikle incelenmelidir:

  1. Ayaklanma var mı: Kurum yönetiminin kurumu idare etme imkânı kısmen veya tamamen ortadan kalkmış mıdır? Olay kısa süreli bir taşkınlık veya protesto olarak mı kalmıştır?
  2. İdareye yönelme: Eylem kurum idaresine mi, yoksa başka bir hükümlü grubuna veya tek bir görevliye mi yönelmiştir?
  3. Cebir, şiddet veya etkin kuvvet: Eylemde görevlilere yönelik cebir, şiddet veya tehdit var mıdır? Açlık grevi, slogan, kapıya vurma gibi eylemler tek başına bu unsuru karşılamaz.
  4. Sayı şartı: Ayaklanmaya en az dört hükümlü veya tutuklunun katıldığı iddianamede ileri sürülmüş ve delillerle ispat edilmiş midir?
  5. Bireysel katılım: Sanığın olaya hangi eylemle katıldığı ayrı ayrı gösterilmiş midir? Sanık olay sırasında başka bir yerde, örneğin müşahede odasında veya başka koğuşta mıdır?
  6. Engelleme veya korku: Sanık diğerlerini engellemeye mi çalışmış, yoksa korkudan mı olaya karışmış görünmektedir?
  7. Suç vasfı: Eylem yanlışlıkla ayaklanma olarak mı nitelendirilmiştir? Görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme veya yalnızca disiplin suçu kapsamında mı kalmaktadır?
  8. İçtima: Yangın çıkarma ile yakarak mala zarar verme için ayrı ayrı mı hüküm kurulmuştur? Birden fazla görevliye tek fiille direnmede fikri içtima gözetilmiş midir?
  9. Haksız tahrik: Ayaklanmaya görevlilerin haksız bir davranışı yol açmış mıdır?
  10. Yaş: Sanık suç tarihinde 18 yaşından küçük müdür? Yaş küçüklüğü indirimi ve çocuk mahkemesinin görevi gözetilmiş midir?
  11. Delil: Kamera kayıtları getirtilmiş, tutanak düzenleyenler tanık olarak dinlenmiş midir?
  12. Yaptırım: Adli para cezasına çevirme, erteleme, HAGB ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi değerlendirilmiş midir?
  13. Zamanaşımı: Suç tarihinden itibaren 8 yıllık, kesintiyle 12 yıllık süre dolmuş mudur? Sanık çocuksa daha kısa süreler uygulanmış mıdır?

Sonuç

Hükümlü veya tutukluların ayaklanması suçu, ceza infaz kurumunda veya tutukevinde bulunan en az dört hükümlü veya tutuklunun kurum idaresine karşı toplu olarak ayaklanmasını cezalandırır ve cezası TCK m.296/1 uyarınca her bir katılan için 6 aydan 3 yıla kadar hapistir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/13673 E., 2022/19396 K. sayılı kararına göre suçun oluşması için cebir, şiddet veya etkin kuvvetle kurum yönetiminin idare etme imkânının kısmen veya tamamen ortadan kaldırılması ya da buna engel olunması gerekir. Açlık grevi, kapıya vurma, başka bir gruba saldırı veya ani gelişen bir kavga, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/3599 E., 2015/2512 K. sayılı, Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/9942 E., 2018/13346 K. sayılı ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2016/1468 E., 2017/1951 K. sayılı kararlarında olduğu gibi bu suçu oluşturmayabilir. Katılan sayısının üçü geçtiği ve her sanığın olaya nasıl katıldığı delillerle gösterilmelidir. Ayaklanma sırasında işlenen mala zarar verme, yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve direnme gibi suçlardan TCK m.296/2 uyarınca ayrıca ceza verilir. Suç şikâyete bağlı değildir; uzlaştırma, önödeme, seri muhakeme ve basit yargılama uygulanmaz; adli para cezasına çevirme, erteleme ve HAGB mümkündür ve dava zamanaşımı 8 yıldır.

Sık Sorulan Sorular

Cezaevinde ayaklanma suçunun cezası nedir?

Hükümlü veya tutukluların toplu olarak ayaklanması hâlinde, ayaklanmaya katılan her bir kişiye TCK m.296/1 uyarınca 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilir. Ayaklanma sırasında yaralama, mala zarar verme veya görevlileri rehin alma gibi başka suçlar işlenirse bu suçların cezaları da ayrıca verilir.

Cezaevinde ayaklanma suçu için kaç kişi gerekir?

En az dört hükümlü veya tutuklu gerekir. TCK m.296/1’e göre ayaklanmaya katılanların sayısı üçten fazla değilse bu suçtan ceza verilmez. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2009/22641 E., 2011/17637 K. sayılı kararında, üçten fazla kişinin olaya ne şekilde katıldığı delillerle gösterilmeden mahkûmiyet kurulamayacağı belirtilmiştir.

Koğuş kapısına barikat kurmak ayaklanma sayılır mı?

Tek başına sayılmaz. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/3599 E., 2015/2512 K. sayılı kararında, açlık grevi yapmak için yemeği almayıp kapı arkasına dolap ve ranza çeken, cebir, şiddet ve tehdit içermeyen eylemi bulunan sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Barikata yatak yakma, görevlilere saldırı ve kurumun işleyişini fiilen engelleme eşlik ediyorsa suç oluşabilir.

Cezaevinde açlık grevi yapmak suç mudur?

Açlık grevi tek başına hükümlü veya tutukluların ayaklanması suçunu oluşturmaz. Bu eylem 5275 sayılı Kanun kapsamında disiplin hukukunun konusudur ve disiplin cezası verilebilmesi için bile kurumdaki güvenliği, disiplini veya düzenli yaşamı bozacak şekilde gerçekleştirilmesi gerekir.

Cezaevinde kavga etmek ayaklanma suçu mudur?

Hayır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2018/9942 E., 2018/13346 K. sayılı kararında, toplu olarak başka bir hükümlü grubuna saldıran sanığın eyleminin cezaevi idaresine mani olma amacı taşımadığı için ayaklanma suçunu oluşturmadığı kabul edilmiştir. Bu durumda yaralama gibi başka suçlar gündeme gelir.

Ayaklanma suçu ile görevi yaptırmamak için direnme arasındaki fark nedir?

Ayaklanma, en az dört hükümlünün kurum idaresinin bütününe karşı toplu hareketidir ve idarenin kurumu yönetme imkânını ortadan kaldırmalıdır. Direnme ise görevliye cebir veya tehditle görevini yaptırmamaktır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2016/1468 E., 2017/1951 K. sayılı kararında, idare imkânının ortadan kalkmadığı ani bir olayda eylemin yalnızca TCK m.265 kapsamında kaldığı belirtilmiştir.

Ayaklanma sırasında eşyalara zarar verilirse ayrıca ceza verilir mi?

Evet. TCK m.296/2 uyarınca ayaklanma sırasında işlenen başka suçlar ayrıca cezalandırılır. Kurum eşyasına zarar vermek kamu malına zarar verme suçunu oluşturur ve TCK m.152/1-a uyarınca 1 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası gerektirir; yakarak zarar verilmişse ceza artırılır.

Ayaklanmaya katılmayan ama koğuşta bulunan kişi ceza alır mı?

Hayır. Her sanığın olaya hangi eylemle katıldığı ayrı ayrı ispat edilmelidir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2010/28573 E., 2011/4648 K. sayılı kararında, diğerlerini engellemeye çalışan veya korkudan saklanan sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Cezaevinde ayaklanma suçunda uzlaştırma veya önödeme var mı?

Hayır. Suç şikâyete bağlı değildir ve re’sen soruşturulur. CMK m.253’teki uzlaştırma listesinde yer almaz; üst sınırı 6 ayı aştığı için önödeme de uygulanmaz. Üst sınırı 3 yıl olduğundan seri muhakeme ve basit yargılama usulleri de uygulanmaz, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi değerlendirilebilir.

Ayaklanma suçundan verilen ceza paraya çevrilebilir mi veya ertelenebilir mi?

Hükmedilen hapis cezası 1 yıl veya daha az olursa TCK m.50 uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Yargıtay 23. Ceza Dairesi 2015/18000 E., 2016/410 K. sayılı kararına konu dosyada sanıklara 3.600 TL adli para cezası verilmiştir. Sonuç ceza 2 yılı aşmazsa erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması da değerlendirilebilir.

Cezaevinde ayaklanmaya katılan çocuklara ne ceza verilir?

Suç tarihinde 15-18 yaş arasındaki çocuğun cezası TCK m.31/3 uyarınca üçte bir, 12-15 yaş arasındaki çocuğun cezası ise kusur yeteneği varsa TCK m.31/2 uyarınca yarı oranında indirilir. Dava çocuk mahkemesinde görülür. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/254 E., 2021/157 K. sayılı kararına konu dosyada 15-18 yaş arasındaki sanığa 3 ay 15 gün hapis cezası verilmiştir.

Cezaevinde ayaklanma suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

TCK m.296’da dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır ve kesme işlemleriyle en fazla 12 yıla uzar. Suç tarihinde 15-18 yaş arasında olanlar için bu süre 5 yıl 4 ay, kesintiyle 8 yıldır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2025/3512 E., 2026/3900 K. sayılı kararında 8 yıllık süre dolduğu için davalar düşürülmüştür.

Ayaklanmaya katılan hükümlüye disiplin cezası da verilir mi?

Verilebilir. 5275 sayılı Kanun’un 44’üncü maddesine göre isyana kalkışmak 1 günden 10 güne kadar, isyan çıkartmak 11 günden 20 güne kadar hücreye koyma cezasını gerektirir. Disiplin cezası kurum disiplin kurulunca verilir ve ceza davasından bağımsız bir süreçtir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Cezaevinde ayaklanma, görevi yaptırmamak için direnme veya ceza infaz kurumunda yaşanan bir olay nedeniyle hakkınızda soruşturma ya da kovuşturma başlatıldıysa, süreç hakkında bilgi almak için cezaevi kaynaklı ceza dosyalarında avukat desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir