İçindekiler
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başka bir kişinin kimliğini veya kimlik bilgilerini kullanan kişinin cezalandırıldığı suç tipidir ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 268’inci maddesi uyarınca iftira suçuna ilişkin hükümlere göre, yani temel hâlde 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Anayasa Mahkemesinin 2014/3 E., 2014/95 K. sayılı ve 22.05.2014 tarihli kararına göre bu atıf yalnızca cezayı değil, iftiradaki artırım nedenlerini, zamanaşımını ve etkin pişmanlık indirimlerini de kapsar. Kimliği kullanılan kişi hakkında yüklenen fiili işlemediği için beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişse, onun aleyhine gözaltı ve tutuklama dışında bir koruma tedbiri uygulanması hâlinde ceza yarı oranında artırılır; kişi gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun dolaylı faili olarak sorumlu tutulur.
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu Türk Ceza Kanunu’nun “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma ve önödeme kapsamında değildir; buna karşılık Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250’nci maddesi uyarınca seri muhakeme usulüne tabidir ve asliye ceza mahkemesinde görülür.
Dava zamanaşımı temel hâlde 8 yıldır ve suç tarihinden değil, kimliği kullanılan kişinin fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar. Yargıtay’ın bir dönem benimsediği “kendi suçunuzdan beraat ederseniz bu suç oluşmaz” çizgisi Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararıyla terk edilmiştir.
Bu yazıda söz konusu içtihat dönüşümü, 268’inci madde ile resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, resmî belgede sahtecilik ve kimliği bildirmeme kabahati arasındaki ayrım, etkin pişmanlık indirimleri, seri muhakeme, zamanaşımı ve kimliği kullanılan kişinin hakları güncel Yargıtay kararları ışığında incelenmektedir.
Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr
Yargıtay Kararları Işığında Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/618 E., 2014/532 K. sayılı ve 02.12.2014 tarihli kararı ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/11672 E., 2023/5977 K. sayılı ve 12.09.2023 tarihli kararı esas alındığında, maddeler hâlinde saymak gerekirse başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için;
- Failin, hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da yapılması muhtemel bir suçun şüphelisi veya sanığı olması (bu suçtan mahkûmiyetin kesinleşmesi aranmaz),
- Kullanılan kimliğin veya kimlik bilgilerinin gerçekte var olan başka bir gerçek kişiye ait olması (hayalî bir isim yeterli değildir),
- Kimlik belgesinin ibraz edilmesi veya ad, soyad, doğum yeri ve tarihi, ana-baba adı gibi kişiyi diğerlerinden ayıran bilgilerin kendisine aitmiş gibi bildirilmesi (yalnızca bir ad söylemek yetmez),
- Bu beyanın, failin kendisi hakkında işlem yapan kolluk, Cumhuriyet savcısı veya hâkime karşı yapılması ve işlemlerin kimliği kullanılan kişi adına yürütülmesi ihtimalinin doğması (fiilen başkası hakkında soruşturma açılması şart değildir),
- Failin, kendi gerçek kimliğini saklayarak soruşturma ve kovuşturmayı kendi üzerinden uzaklaştırma amacıyla hareket etmesi,
- Kolluğun failin gerçek kimliğini zaten bilmemesi ve beyanın faili suçsuz, kimliği kullanılan kişiyi şüpheli gösterebilecek nitelikte olması,
- Fiilin doğrudan kastla işlenmesi
gerekmektedir. Bu şartlardan biri eksikse eylem 268’inci maddedeki suç değildir; somut olayın özelliğine göre resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, resmî belgede sahtecilik veya kimliği bildirmeme kabahati oluşabilir. Bu ayrım, aşağıda ayrıntılı bir tabloyla gösterilmiştir.
A- TCK 268 Madde Metninin İncelenmesi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268’inci maddesi tek fıkradan oluşur ve yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
Madde 268- (1) İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.
1- “İftira Suçuna İlişkin Hükümlere Göre”: Atıf Neyi Kapsar?
268’inci madde kendi cezasını göstermez, iftira suçuna atıf yapar. Maddenin gerekçesinde de bu suçun iftiranın özel bir işleniş biçimi olduğu belirtilmiştir. Atfın kapsamı tartışmalı olduğundan konu Anayasa Mahkemesinin 2014/3 E., 2014/95 K. sayılı ve 22.05.2014 tarihli kararıyla çözülmüştür: Söke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, atfın belirsiz olduğu ve suçta cezada kanunilik ilkesine aykırı bulunduğu yönündeki itirazını Anayasa Mahkemesi oybirliğiyle reddetmiş, “iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır” ifadesinin temel ceza yanında artırım nedenlerini, zamanaşımını ve etkin pişmanlığı da kapsadığını açıkça belirtmiştir. Kararın Resmî Gazete’de yayım tarihi 12.09.2014’tür.
İftira hükümlerinin 268’inci maddeye uygulanma durumu aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| İftira hükmü | 268’inci madde bakımından durum |
|---|---|
| TCK m.267/1 (1 yıldan 4 yıla kadar hapis) | Uygulanır, temel ceza budur |
| TCK m.267/2 (maddî eser ve delil uydurma, yarı oranında artırım) | Uygulanmaz; kimlik kullanmak zaten bu nitelikte bir eylemdir |
| TCK m.267/3 (beraat eden kişiye karşı koruma tedbiri, yarı oranında artırım) | Uygulanır |
| TCK m.267/4 (gözaltı veya tutuklama, hürriyeti yoksun kılmanın dolaylı faili) | Uygulanır |
| TCK m.267/5-6 (kimliği kullanılan kişinin müebbet hapse mahkûmiyeti) | Hukuken uygulanır, pratikte son derece nadirdir |
| TCK m.267/8 (zamanaşımının mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlaması) | Uygulanır |
| TCK m.269 (etkin pişmanlık indirimleri) | Uygulanır |
Tablodaki ikinci satır önemlidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/13882 E., 2026/2896 K. sayılı ve 26.02.2026 tarihli kararında, uyuşturucu ile yakalanan ve gerçek kişiye ait sürücü belgesi üzerine kendi fotoğrafını yapıştırıp renkli fotokopisini çektirerek kendisini o kişi olarak tanıtan hükümlünün cezasının 267/2 kapsamında artırılmasını kanuna aykırı bulmuştur. Daire, 268’inci maddedeki suçun “eser ve delil uydurma” biçiminde işlenmesinin olanaklı olmadığını, başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini kullanmanın zaten bu nitelikte bir eylem olduğunu ve sahte belge hazırlanmasının suçun maddi unsurunu oluşturduğunu belirtmiştir.
2- “İşlediği Suç Nedeniyle” İbaresi ve Yargıtay İçtihadındaki Dönüşüm
268’inci maddenin en çok tartışılan ibaresi “işlediği suç nedeniyle” kısmıdır. Failin gerçekten suç işlemiş olması mı gerekir, yoksa kendisi hakkında suç şüphesiyle soruşturma yapılması yeterli midir? Bu soruya Yargıtay Ceza Genel Kurulu iki farklı dönemde iki farklı cevap vermiştir.
Eski çizgi (2019): Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/249 E., 2019/499 K. sayılı ve 25.06.2019 tarihli kararına konu olayda, hırsızlık şüphesiyle yakalandığında komşusunun kimlik bilgilerini veren suça sürüklenen çocuk, yargılama sonunda hırsızlık suçundan beraat etmiştir. Genel Kurul çoğunluğu, 268’inci maddedeki “işlediği suç” ifadesinin kanunilik ilkesi gereği failin gerçekten bir suç işlemiş olmasını gerektirdiğini, beraat kararı kesinleştiğinden çocuğun işlediği bir suçtan söz edilemeyeceğini ve eylemin resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu karar Yargıtay 8. Ceza Dairesi uygulamasında da benimsenmiş; Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/18046 E., 2019/13253 K. sayılı ve 05.11.2019 tarihli kararında 268 için failin gerçek bir suç işlemiş olması aranmış, işlenen suçun kasıtlı veya taksirli olması arasında fark bulunmadığı, ancak kabahat ve disiplin eylemlerinin madde kapsamında değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir. Örneğin Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/17419 E., 2020/12575 K. sayılı ve 04.06.2020 tarihli kararında, görevi yaptırmamak için direnme şüphelisi olarak yakalandığında başka bir kimliği bildiren ve sonra beraat eden sanığın mahkûmiyeti 268 yerine 206 uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Yeni çizgi (2023): Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararında Genel Kurul bu görüşünden dönmüştür. Olayda sanık, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma şüphesiyle yakalandığında kardeşinin kimlik bilgilerini vermiş, kardeşi hakkında dava açılmış ve kardeş beraat etmiştir; sanık ise uyuşturucu suçundan delil yetersizliğiyle beraat etmiştir. İlk inceleme yapan özel daire bu durumda 268’inci maddenin unsurlarının oluşmadığını belirterek mahkûmiyeti bozmuş, Genel Kurul ise itirazı kabul ederek mahkûmiyet hükmünün doğru olduğuna karar vermiştir. Gerekçe şudur: “İşlediği suç” ibaresi, dava açılıp mahkûmiyetin kesinleşmesini bekleyecek biçimde yorumlanırsa maddenin uygulanması neredeyse imkânsız hâle gelir ve bu, kanun koyucunun iradesiyle bağdaşmaz. Maddenin amacı, işlenmiş veya işlendiğinden şüphelenilen bir suçun soruşturulmasına yönelik işlemleri yürüten görevlilere kimlik olarak gerçeğe aykırı bilgi verilmesini önlemektir.
Bu dönüşümün pratik sonucu açıktır: kendi hakkındaki suçtan beraat etmiş olmak, başkasının kimliğini kullanmış olmanın sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Kararın ön sorun kısmı oybirliğiyle, asıl uyuşmazlık ise oy çokluğuyla verilmiş; iki üye karşı oy kullanmıştır. 2019 tarihli karara dayanan eski bozma kararlarını okurken bu dönüşüm mutlaka dikkate alınmalıdır.
B- Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçunun Unsurları
1- Korunan Hukuki Değer
Suçla birden fazla hukuki yarar korunur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararı, bu suçla bir yandan bireylerin adil yargılanma haklarını güvenceye alan yargı organının işleyiş düzeninin, diğer yandan kimliği kullanılan kişinin şeref, saygınlık, hürriyet ve haksız yere yargılanmama haklarının korunduğunu belirtmiştir.
2- Fail ve Mağdur
Suçun faili, kendisine yönelik soruşturma veya kovuşturma işlemlerinden kurtulmak için başkasının kimliğini kullanan şüpheli veya sanıktır. Suçun mağduru ise kimliği kullanılan ve suç tarihi itibarıyla hayatta olan gerçek kişidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/602 E., 2015/44 K. sayılı ve 17.03.2015 tarihli kararında, kimlik bilgilerinin kullanıldığı kişinin gerçekte var olup olmadığı araştırılmadan hüküm kurulan bir dosyada, kimliği kullanılan kişinin mağdur sıfatıyla duruşmadan haberdar edilmesi ve gerekçeli kararın ona tebliğ edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Genel Kurul, bu eksikliğin temyiz aşamasında bozma yerine tevdi kararıyla, yani dosyanın mahkemesine gönderilerek giderilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 234’üncü maddesi mağdurun duruşmadan haberdar edilmesini, 260’ıncı maddesi ise katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görenin kanun yoluna başvurmasını düzenler.
3- Hareket: Kimlik veya Kimlik Bilgilerini Kullanmak
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararına göre başkasına ait kimliğin kullanılması, başka bir kişi adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı, pasaport, sürücü belgesi gibi kimlik belgesinin kendisini o kişi gibi tanıtacak biçimde yetkili kişi, makam veya mercilere ibraz edilmesidir. Kimlik bilgilerinin kullanılması ise resmî bir belge ibraz edilmese bile başkasına ait ad, soyad, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi bir kişiyi diğerinden ayırt etmeye yarayan bilgilerin kendisine aitmişçesine açıklanmasıdır.
Aynı kararda, hukuki sonuç doğurabilecek bir kimlik bilgisi aranmıştır: Kamu kurumuna ait binaya zarar verirken yakalanan kişinin kolluğa kendi kimliği yerine başka birinin yalnızca adını söylemesi hâlinde, adı kullanılan kişi hakkında soruşturma yapılması mümkün olmadığından 268’inci maddedeki suç oluşmaz. Aynı ayrım Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/249 E., 2019/499 K. sayılı ve 25.06.2019 tarihli kararında da yapılmıştır.
Suç, soyut tehlike suçudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararına göre suçun oluşması için herhangi bir zararın doğması veya soruşturmanın fiilen başkasına yönelmiş olması gerekmez, bu olasılığın bulunması yeterlidir. Hareketin icrasıyla suç tamamlanır.
4- Kimliğin Gerçekte Var Olan Bir Kişiye Ait Olması
Kullanılan kimlik veya kimlik bilgileri gerçekte var olan bir kişiye ait olmalıdır. Hayalî veya hayatta bulunmayan bir kişinin adını vermek 268’inci maddeyi değil, belge düzenlenmişse resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/602 E., 2015/44 K. sayılı ve 17.03.2015 tarihli kararında bu ayrım şöyle ifade edilmiştir: kimlik bilgileri kullanılan şahıs gerçekte var olmayan, hayalî veya hayatta bulunmayan birisi ise 206, aksi hâlde 268 uygulanır. Bu nedenle ad kullanılan kişinin gerçek olup olmadığı mahkemece mutlaka araştırılmalıdır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/9821 E., 2023/6065 K. sayılı ve 13.09.2023 tarihli kararında, hırsızlık şüphelisi olarak kimlik bilgisi veren sanık hakkında hırsızlık suçundan soruşturma başlatılıp başlatılmadığı araştırılmadan hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır.
5- Soruşturma veya Kovuşturmanın Varlığı
Suçun oluşması için failin kimlik bilgilerini kendisi hakkında yürütülen veya yürütülecek bir soruşturma ve kovuşturma kapsamında vermesi gerekir. Bu noktada Yargıtay iki durumu ayırmaktadır.
Birinci durumda soruşturma henüz yoktur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/542 E., 2014/153 K. sayılı ve 01.04.2014 tarihli kararında, kolluğun mutat uygulaması sırasında durdurulan, üzerinde kimlik bulunmayan ve ağabeyinin kimlik bilgilerini veren sanık hakkında önceden yürütülen bir soruşturma veya kovuşturma bulunmadığı, kimlik bilgilerine ilişkin yalan beyanın doktor raporu düzenlenirken yapıldığı gerekçesiyle eylem 268 değil 206 olarak nitelendirilmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş, Genel Kurul Başkanı ve on üye karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararı da aynı çizgiyi sürdürmüş ve yapılmakta olan bir soruşturma bulunmadığı hâlde şüphe üzerine durdurulan kişinin kolluk görevlisince düzenlenecek belgeye esas olmak üzere başkasının kimliğini vermesini 206 kapsamında saymıştır.
İkinci durumda ise soruşturma başlamıştır ve işlemler kimliği kullanılan kişi adına yürütülmektedir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/4599 E., 2023/10440 K. sayılı ve 19.12.2023 tarihli kararında, hırsızlık şüphelisi olarak yakalanıp hakkında soruşturmaya başlandığı sırada kimliğini kardeşi olarak bildiren ve soruşturma evrakı kardeşi adına düzenlenen sanığın eylemi, kendisi hakkında soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma olarak değerlendirilmiş ve resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/2572 E., 2024/6146 K. sayılı ve 07.05.2024 tarihli kararında da sanığın hakkında yapılan soruşturmayı engellemek amacıyla mağdurun kimlik bilgilerini vermesi ve mağdur adına başlatılan soruşturma sonucunda tutuklama kararı verilmesi, 268’inci maddeye uygun görülmüştür.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2020/6871 E., 2021/3537 K. sayılı ve 01.03.2021 tarihli kararında ise gerçek kişilerin kimlik bilgilerini verip şüpheli olarak ifade veren ve kimlik sahipleri hakkında iddianame düzenlenmesine sebep olan iki sanığın eylemi, 206 yerine 268 olarak nitelendirilmiştir.
6- Kolluğun Gerçek Kimliği Bilmesi
Kolluk, failin gerçek kimliğini zaten biliyorsa 268 oluşmaz. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/11672 E., 2023/5977 K. sayılı ve 12.09.2023 tarihli kararında, daha önce işlediği iddia olunan suçlar nedeniyle hakkında yakalama kararı bulunan sanığın yeri ve eşkâli tespit edilerek yanına gidilmiş, gerçek kimliğini bilen polis memurlarına kendisini başka biri olarak tanıtıp sahte sürücü belgesi ibraz etmiştir. Yargıtay, sanığın başkasının kimliğini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediğini belirterek 268’inci maddenin unsurlarının oluşmadığına hükmetmiştir. Aynı sonuca Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/10569 E., 2023/6277 K. sayılı ve 19.09.2023 tarihli kararında da varılmıştır.
Bu çizgi Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/618 E., 2014/532 K. sayılı ve 02.12.2014 tarihli kararında temellendirilmiştir. Hakkında bakaya suçundan yakalama kararı bulunan sanık, adresini tespit eden polislere kardeşi adına düzenlenmiş ve üzerinde kendi fotoğrafı olan sahte sürücü belgesini ibraz etmiştir. Genel Kurul, sanığın başkasının kimliğini hakkında soruşturma yapılmasını değil, yakalama kararının infazını engellemek amacıyla kullandığını, kimliği kullanılan kişi hakkında soruşturma yapılmadığını ve gerçek adına göre tutanak düzenlendiğini belirterek ne 268’in ne de 206’nın oluştuğunu, bir bütün oluşturan eylemin sahte resmî belgeyi kullanmaktan ibaret olup resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir.
7- Manevi Unsur: Doğrudan Kast ve Özel Amaç
Suç ancak doğrudan kastla işlenebilir. Failin, başkasının kimliğini kullandığını bilmesi ve bunu kendisi hakkındaki soruşturma ve kovuşturmayı engellemek amacıyla yapması gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/618 E., 2014/532 K. sayılı ve 02.12.2014 tarihli kararı amaç unsurunun önemini göstermiştir: Sanığın amacı soruşturmayı değil, yakalama kararının infazını engellemekse 268 uygulanmaz. Sanığın “telaştan yanlışlıkla kardeşimin ehliyetini verdim” şeklindeki savunmasının inandırıcılığı da bu aşamada tartışılır.
Failin yalnızca bir olayı kendi üzerinden başka birine atfetmesi de 268’inci madde kapsamında değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/205 E., 2017/61 K. sayılı ve 07.02.2017 tarihli kararında, alkollü araç kullanırken yakalanan sanığın aracı kendisinin değil yan koltuktaki arkadaşının kullandığını söylemesi savunma hakkı kapsamında kabul edilmiş; sanık kendi kimliğini saklamadığı ve şikâyetçinin kimlik bilgilerini kullanmadığı için hem iftira hem de 268’inci maddedeki suçun unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir.
C- 268, 206, 204 ve Kabahatler Kanunu m.40 Arasındaki Farklar
Kimliğe ilişkin gerçeğe aykırı beyan, olayın özelliğine göre dört ayrı yaptırımın konusu olabilir:
- Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması (TCK m.268),
- Resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (TCK m.206),
- Resmî belgede sahtecilik (TCK m.204)
- Kimliği bildirmeme kabahati (Kabahatler Kanunu m.40/1).
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/542 E., 2014/153 K. sayılı ve 01.04.2014 tarihli kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/618 E., 2014/532 K. sayılı ve 02.12.2014 tarihli kararı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/207 E., 2017/266 K. sayılı ve 09.05.2017 tarihli kararı bu dörtlü ayrımın temelini oluşturur.
Kabahatler Kanunu’nun “kimliği bildirmeme” başlıklı 40’ıncı maddesinin birinci fıkrası: “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idarî para cezası verilir.”
| Olay | Uygulanacak hüküm | Dayanak |
|---|---|---|
| Hırsızlık şüphelisi olarak yakalanan ve hakkında soruşturma başlayan kişi, kardeşinin kimlik bilgilerini verir; işlemler kardeş adına yürür | TCK m.268 | Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararı; Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/4599 E., 2023/10440 K. sayılı ve 19.12.2023 tarihli kararı |
| Hakkında yakalama kararı olan kişi, gerçek kimliğini bilen polise başkasının adını ve sahte belgeyi verir | TCK m.268 oluşmaz; sahte belge kullanılmışsa TCK m.204 | Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/618 E., 2014/532 K. sayılı ve 02.12.2014 tarihli kararı; Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/11672 E., 2023/5977 K. sayılı ve 12.09.2023 tarihli kararı |
| Hakkında soruşturma yokken şüpheyle durdurulan kişi, belge düzenlenirken başkasının kimliğini verir | TCK m.206 | Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararı; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/542 E., 2014/153 K. sayılı ve 01.04.2014 tarihli kararı |
| Yalnızca sözlü sorulan kimlik üzerine başkasının adı söylenir, belge düzenlenmez, GBT ile gerçek kimlik bulunur | Kabahatler Kanunu m.40/1 | Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/207 E., 2017/266 K. sayılı ve 09.05.2017 tarihli kararı; Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/949 E., 2016/2748 K. sayılı ve 29.04.2016 tarihli kararı |
| Kimlik olarak hayalî bir isim verilir | TCK m.206 | Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/602 E., 2015/44 K. sayılı ve 17.03.2015 tarihli kararı |
| Yalnızca bir kişinin adı söylenir, başka kimlik bilgisi verilmez | TCK m.268 oluşmaz | Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararı |
| Trafik idarî para cezası tutanağı için başkasının kimlik numarası veya sürücü belgesi bilgisi verilir | TCK m.206 (idarî yaptırım “suç” sayılmaz) | Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/234 E., 2015/127 K. sayılı ve 16.03.2015 tarihli kararı; Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/1222 E., 2016/4980 K. sayılı ve 05.10.2016 tarihli kararı |
| Aracı başkasının kullandığını söyler, kendi kimliğini saklamaz | Hiçbiri; savunma hakkı | Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/205 E., 2017/61 K. sayılı ve 07.02.2017 tarihli kararı |
Dördüncü satırdaki kabahatin idari para cezası miktarı kanun metninde 50 TL olarak yazılıdır; Kabahatler Kanunu’nun 17’nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca idari para cezaları her takvim yılı yeniden değerleme oranında artırılarak uygulandığından güncel tutar için ilgili yılın değerleme oranına bakılmalıdır. Kabahat ile suç birlikte oluşuyorsa Kabahatler Kanunu m.15/3 uyarınca yalnızca suçtan yaptırım uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/207 E., 2017/266 K. sayılı ve 09.05.2017 tarihli kararında kimliği bildirmeme kabahatinin soruşturma zamanaşımı süresi 3 yıl olduğundan ve bu süre dolduğundan idari para cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
1- 268 ile 206 Birlikte Uygulanır mı?
Hayır. Aynı eylemle hem başkasının kimliği kullanılmış hem de belge düzenlenmesine sebep olunmuşsa tek bir fiil söz konusudur ve fikri içtima kuralı gereği yalnızca en ağır cezayı gerektiren suç yönünden hüküm kurulur.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/22072 E., 2022/10204 K. sayılı ve 24.05.2022 tarihli kararında, markette hırsızlık yaparken yakalanan ve kolluğa müşteki adına düzenlenmiş sürücü belgesi fotokopisini ibraz ederek müşteki hakkında hırsızlıktan dava açılmasına neden olan sanık için TCK m.44 uyarınca sadece 268/1 delaletiyle 267 hükmünden hüküm kurulması gerektiği, ayrıca 206/1’den de hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir.
2- Sahte Kimlik Belgesi Düzenleyip Kullanmak
Failin sahte bir kimlik belgesi hazırlaması veya sahte belgeyi kullanması hâlinde ayrıca resmî belgede sahtecilik suçu tartışılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/618 E., 2014/532 K. sayılı ve 02.12.2014 tarihli kararında Genel Kurul, 268’inci madde şartları oluşmadığında bir bütün oluşturan eylemin sahte resmî belgeyi kullanmaktan ibaret olduğunu ve TCK m.204 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmiştir.
D- Kümedeki Diğer Adliyeye Karşı Suçlardan Farkı
268’inci madde, aynı bölümdeki bazı suçlarla birlikte anılır. Ayırt edici nokta, beyanın kime yöneldiği ve hangi sıfatla yapıldığıdır:
| Suç | Madde | Ayırt edici nokta |
|---|---|---|
| İftira | TCK m.267 | Fail, işlemediğini bildiği bir fiili belirli bir kişiye isnat eder; kendi suçundan kurtulma amacı aranmaz |
| Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması | TCK m.268 | Fail kendi suçundan kurtulmak için başkasının kimliğini kullanır; ceza iftira hükümlerine göre belirlenir |
| Suç uydurma | TCK m.271 | Hiç işlenmemiş bir suçun işlendiği ileri sürülür veya suç delili uydurulur; isnat belirli bir kişiye yönelmez |
| Yalan tanıklık | TCK m.272 | Fail tanık sıfatıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunur; kendi suçunu gizleme amacı bu suçun unsuru değildir |
Fail kendi suçundan kurtulmak için başkasının kimliğine bürünüyorsa 268’inci madde uygulanır; başkasının işlediği suçu üstlenen kişi ise TCK m.270 kapsamında değerlendirilir.
E- Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçunun Cezası
1- Temel Ceza
268’inci madde iftira hükümlerine atıf yaptığından suçun cezası TCK m.267/1 uyarınca 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir. Sanığın temel cezası bu sınırlar arasında TCK m.61 kapsamında belirlenir. Sonuç ceza belirlenirken yargılama sürecindeki tutum nedeniyle takdiri indirim (TCK m.62) uygulanabilir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/16930 E., 2026/2994 K. sayılı ve 03.03.2026 tarihli kararında Daire, uyuşturucu bulundurmaktan yakalandığında abisinin kimlik bilgilerini veren sanık hakkında 268/1 delaletiyle 267/1, 269/1, 62/1, 53 ve 58. maddeler uyarınca verilen 2 ay hapis cezasını onamıştır.
2- Artırım Nedenleri
268’inci madde bakımından artırım nedenleri şunlardır:
- Kimliği kullanılan kişi, yüklenen fiili işlemediği için hakkında beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesine rağmen gözaltı ve tutuklama dışında bir koruma tedbirine maruz kalmışsa ceza yarı oranında artırılır (TCK m.267/3),
- Kimliği kullanılan kişi bu fiil nedeniyle gözaltına alınmış veya tutuklanmışsa fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu olur (TCK m.267/4),
- Kimliği kullanılan kişi ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis cezasına mahkûm olmuşsa fail 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezası alır; mahkûmiyet nedeniyle infaza başlanmışsa bu ceza yarı oranında artırılır (TCK m.267/5-6).
Delil uydurma nedeniyle yarı oranında artırım öngören TCK m.267/2 ise yukarıda anlatıldığı gibi 268 bakımından uygulanmaz. Kimliği kullanılan kişinin tutuklanması hâlinde fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu hükümlerine göre sorumlu tutulur.
3- Ceza Hesaplama Örnekleri
Yargıtay uygulamasında bir yıl 360 gün, bir ay 30 gün olarak hesaplanır. Aşağıdaki tablo, 1 yıl ve 4 yıllık temel cezalar üzerinden etkin pişmanlık indirimlerinin sonucunu göstermektedir:
| Etkin pişmanlık hâli | İndirim | 1 yıllık temel ceza | 4 yıllık temel ceza |
|---|---|---|---|
| Soruşturma başlamadan önce (TCK m.269/1) | 4/5 indirilir | 2 ay 12 gün | 9 ay 18 gün |
| Kovuşturma başlamadan önce (TCK m.269/2) | 3/4 indirilir | 3 ay | 1 yıl |
| Hükümden önce (TCK m.269/3-a) | 2/3 indirilebilir | 4 ay | 1 yıl 4 ay |
| Mahkûmiyetten sonra (TCK m.269/3-b) | 1/2 indirilebilir | 6 ay | 2 yıl |
| İnfaza başlanması hâlinde (TCK m.269/3-c) | 1/3 indirilebilir | 8 ay | 2 yıl 8 ay |
F- Etkin Pişmanlık (TCK m.269)
268’inci madde iftira hükümlerine atıf yaptığından, iftiradaki etkin pişmanlık indirimleri bu suçta da uygulanır. 269’uncu maddenin birinci fıkrası, mağdur hakkında adlî veya idari soruşturma başlamadan önce iftiradan dönülmesi hâlinde cezanın beşte dördünün; ikinci fıkrası, kovuşturma başlamadan önce dönülmesi hâlinde dörtte üçünün indirilmesini öngörür. Üçüncü fıkra ise hükümden önce dönülmesi hâlinde üçte ikisinin, mahkûmiyetten sonra yarısının, infaza başlanması hâlinde üçte birinin indirilebileceğini düzenler.
268’inci madde bakımından “iftiradan dönme”, failin gerçek kimliğini açıklamasıdır. Yargıtay uygulaması şu noktalarda belirginleşmiştir:
- Etkin pişmanlığın uygulanabilmesi için failin gerçek kimliğini gerçek ortaya çıkmadan önce açıklaması gerekir; Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/9242 E., 2017/13531 K. sayılı ve 30.11.2017 tarihli kararında, yakalandığı sırada başkasının adını veren, gerçek kimliği ise soruşturma sonucunda başka delillerle ortaya çıktıktan sonra yargılama sırasında “yakalandığı sırada kendisini başka biri olarak tanıttım” diyen sanık için 269’un uygulanmaması isabetli bulunmuştur.
- 269/3’teki “mağdur hakkındaki hüküm” aşamaları kimliği kullanılan kişi hakkındaki dosyaya göre belirlenir; Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/9242 E., 2017/13531 K. sayılı ve 30.11.2017 tarihli kararı, 269/3-a bendini iddianamenin kabulünden mağdur hakkındaki hükmün kesinleşmesine, (b) bendini ise hükmün kesinleşmesinden infaza başlanmasına kadar olan dönem olarak yorumlamıştır.
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/3132 E., 2013/7823 K. sayılı ve 20.05.2013 tarihli kararında Daire çoğunluğu mahkûmiyeti onamış, karşı oyda ise gerçek kimliğin kolluk tarafından başka yollarla tespit edilmiş olmasının, savcılıkta kendi iradesiyle kimliğini açıklayan çocuk sanığın 269/2’den yararlanmasını engellememesi gerektiği savunulmuştur. Bu görüş çoğunluk görüşü olmamakla birlikte uygulamadaki tartışmayı göstermektedir.
- Mahkeme, uygulanan etkin pişmanlık maddesini hükümde doğru göstermelidir; Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/8524 E., 2021/3458 K. sayılı ve 08.03.2021 tarihli kararında, hakkında 269/2 uygulanan sanık için uygulama maddesinin “268/2” ve suç adının “iftira” yazılması CMK m.232/6’ya aykırı bulunmuş, ancak yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm düzeltilerek onanmıştır.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025/13882 E., 2026/2896 K. sayılı ve 26.02.2026 tarihli kararına konu hükümde, bozma sonrasında 269/2 uyarınca dörtte üç oranında indirim yapılmış; ancak aynı hükümde uygulanan 267/2 artırımı kanuna aykırı bulunmuştur.
G- Suçun Özel Görünüş Biçimleri
1- Teşebbüs
Suç soyut tehlike suçu olduğundan kimlik belgesinin ibrazı veya kimlik bilgilerinin açıklanmasıyla tamamlanır. Suça teşebbüs uygulamada nadiren tartışılır; kimliğini ibraz etmek üzereyken engellenen failin durumu somut olaya göre değerlendirilir.
2- İştirak
Kimlik sahibinin rızasıyla veya sahte kimlik belgesini temin ederek faile yardım eden kişiler azmettirme veya yardım gibi iştirak biçimleriyle sorumlu olabilir. Seri muhakeme bakımından iştirak önem taşır: birlikte işlenen suçlarda şüphelilerden biri seri muhakemeyi kabul etmezse bu usul uygulanmaz.
3- İçtima
Aynı eylemle 268 ve 206 birlikte oluşmuş görünüyorsa fikri içtima kuralı gereği yalnızca daha ağır cezayı gerektiren 268’den hüküm kurulur (Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2021/22072 E., 2022/10204 K. sayılı ve 24.05.2022 tarihli kararı).
Aynı kimliğin birden fazla soruşturmada kullanılması hâlinde zincirleme suç hükmü tartışılır; Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/1222 E., 2016/4980 K. sayılı ve 05.10.2016 tarihli kararında, kimlik kullanılan kişi adına birden fazla trafik cezası tutanağı düzenlenmişse TCK m.43’ün uygulanma koşullarının tartışılması ve dosyaların birleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
H- Soruşturma ve Yargılama Usulü
1- Şikâyet, Uzlaştırma ve Önödeme
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet başsavcılığı ihbar veya şikâyet üzerine ya da re’sen soruşturma yürütür. Suç uzlaştırma kapsamında değildir. Önödeme hükümleri ise TCK m.75 uyarınca yalnızca uzlaşma kapsamı dışında kalan, adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçlar ile kanunda sayılan suçlar için geçerli olup, üst sınırı 4 yıl olan bu suç için uygulanmaz.
2- Seri Muhakeme Usulü
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250’nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 9 numaralı alt bendinde sayılan suçlar arasındadır. Seri muhakeme usulü şu şekilde işler:
- Soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmezse Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri şüpheliyi seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir,
- Cumhuriyet savcısı bu usulün uygulanmasını şüpheliye teklif eder ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde usul uygulanır,
- Savcı, TCK m.61/1’deki hususları göz önünde bulundurarak belirlediği temel cezadan yarı oranında indirim uygulayarak yaptırımı belirler,
- Sonuç hapis cezası koşulları varsa TCK m.50’ye göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya TCK m.51’e göre ertelenebilir,
- Savcı, talebini yazılı olarak görevli mahkemeden ister; mahkeme şüpheliyi müdafii huzurunda dinleyerek talebi kabul eder ve talep edilen yaptırımdan ağır olmamak üzere hüküm kurar veya talebi reddederek dosyayı başsavcılığa gönderir.
Seri muhakeme usulünün uygulanamadığı hâller şunlardır: yaş küçüklüğü ve akıl hastalığı (CMK m.250/12), suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda şüphelilerden birinin bu usulü kabul etmemesi (CMK m.250/11), 14.07.2021’den sonra işlenen suçlar bakımından seri muhakeme kapsamındaki suçun kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması (CMK m.250/11), şüphelinin adreste bulunmaması veya yurt dışında olması (CMK m.250/13). Seri muhakemenin tamamlanamaması hâlinde şüphelinin bu usulü kabul ettiğine dair beyanları sonraki aşamalarda delil olarak kullanılamaz (CMK m.250/10).
Seri muhakeme usulü bu suç bakımından Yargıtay’ın bozma gerekçesi hâline gelmiştir. Anayasa Mahkemesinin 2020/87 E., 2022/44 K. sayılı ve 21.04.2022 tarihli kararı (Resmî Gazete: 02.08.2022) ile 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5’inci maddenin (d) bendindeki “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresi seri muhakeme usulü yönünden iptal edilince, derdest dosyalarda mahkemelerin dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına tevdi etmesi zorunlu hâle gelmiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/3963 E., 2026/7533 K. sayılı ve 28.04.2026 tarihli kararında Daire, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek 268/1 suçu bakımından önceki onama ilamını kaldırmış ve hükmü seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için bozmuştur. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/16930 E., 2026/2994 K. sayılı ve 03.03.2026 tarihli kararı da aynı yoldan geçen bir dosyanın bozma sonrası sonuçlanmış hâlini göstermektedir.
3- Görevli Mahkeme
Üst sınırı 4 yıl olduğundan suçun yargılaması asliye ceza mahkemesinde yapılır. Fail 18 yaşını doldurmamışsa çocuk mahkemesi görevlidir. Soruşturmayı Cumhuriyet başsavcılığı yürütür.
4- Dava Zamanaşımı
Dava zamanaşımı süresi TCK m.66’ya göre kanundaki cezanın yukarı sınırına göre belirlenir; ancak sürenin başlangıcı, 267’nci maddenin sekizinci fıkrası uyarınca suçun işlendiği tarih değil, kimliği kullanılan kişinin fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihtir. Bu kural Yargıtay 8. Ceza Dairesi kararlarında istikrarlı biçimde uygulanmaktadır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/13229 E., 2019/12150 K. sayılı ve 10.10.2019 tarihli kararında, kimliği kullanılan kişi hakkında hırsızlık suçundan verilen beraat kararının kesinleştiği 19.02.2013 tarihinin zamanaşımı başlangıcı olduğu belirtilmiş ve tebliğnamedeki 12 yıllık süre dolduğu gerekçesiyle düşme kararı verilmesi görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/15518 E., 2019/12504 K. sayılı ve 17.10.2019 tarihli kararında kimliği kullanılan kişinin 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan beraat ettiği ve bu kararın kesinleştiği 24.10.2014 tarihi esas alınmıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2021/1882 E., 2022/7266 K. sayılı ve 17.05.2022 tarihli kararında da zamanaşımının, kimliği kullanılan kişi hakkında “atılı suçu işlemediğine” dair beraat hükmünün kesinleştiği 02.04.2015 tarihinde başladığı kabul edilmiştir.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/8230 E., 2023/2502 K. sayılı ve 04.04.2023 tarihli kararında ise kimliği kullanılan katılan hakkında yargılamanın yenilenmesi yoluyla verilen beraat hükmünün kesinleştiği 04.03.2013 tarihi esas alınmıştır.
| Hâl | Olağan dava zamanaşımı (TCK m.66) | Olağanüstü dava zamanaşımı (TCK m.67/4) |
|---|---|---|
| Yetişkin, temel hâl (üst sınır 4 yıl) | 8 yıl | 12 yıl |
| Yetişkin, koruma tedbiri nedeniyle artırılmış hâl (üst sınır 6 yıl) | 15 yıl | 22 yıl 6 ay |
| 12-15 yaş arası çocuk, temel hâl | 4 yıl | 6 yıl |
| 15-18 yaş arası çocuk, temel hâl | 5 yıl 4 ay | 8 yıl |
Zamanaşımı kesildiğinde süre yeniden işlemeye başlar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/13497 E., 2021/15896 K. sayılı ve 14.06.2021 tarihli kararında 12-15 yaş grubundaki bir çocuk bakımından olağanüstü zamanaşımı süresi 6 yıl olarak hesaplanmış; zamanaşımı başlangıcı kimliği kullanılan kişinin fiili işlemediğinin anlaşıldığı 16.01.2014 tarihi alınarak süre dolmadığından, istinaf başvurusunun esastan reddi gerekirken düşme kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
5- HAGB, Erteleme, Adli Para Cezası ve Tekerrür
Sonuç ceza 2 yılı aşmıyorsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi değerlendirilir. Sonuç hapis cezası 1 yıl veya daha az ise TCK m.50 uyarınca adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Bu seçenekler, etkin pişmanlık indirimi, takdiri indirim veya seri muhakemedeki yarı oranında indirimle birlikte düşünüldüğünde pratikte sıkça gündeme gelir.
Daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olanlar bakımından tekerrür hükümleri uygulanabilir: yukarıda anılan Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2024/16930 E., 2026/2994 K. sayılı ve 03.03.2026 tarihli kararında 58’inci madde uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. Buna karşılık Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2016/949 E., 2016/2748 K. sayılı ve 29.04.2016 tarihli kararında, adli para cezasına hükmedilen sanık hakkında TCK m.58’in uygulanamayacağı belirtilmiştir.
I- Suça Sürüklenen Çocuklar Bakımından Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması
Bu suç uygulamada sıkça suça sürüklenen çocuklar tarafından işlenir. Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış çocuğun ceza sorumluluğu yoktur (TCK m.31/1). 12-15 yaş grubundaki çocukların eylemin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği yoksa ceza verilmez, güvenlik tedbirine hükmedilir; bu yetenek varsa ceza yarı oranında indirilir (TCK m.31/2). 15-18 yaş grubundaki çocuklar bakımından ise cezanın üçte biri indirilir (TCK m.31/3). Çocuğun yargılanması çocuk mahkemesinde yapılır ve yaş küçüklüğü nedeniyle zamanaşımı süreleri kısalır (TCK m.66/2). Seri muhakeme usulü ise yaş küçüklüğü hâllerinde uygulanmaz (CMK m.250/12).
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/249 E., 2019/499 K. sayılı ve 25.06.2019 tarihli kararına konu olan olay da bir suça sürüklenen çocuğa aittir: Diyarbakır Çocuk Mahkemesi çocuğa TCK m.31/3 ve 268/1 delaletiyle 267/1 uyarınca adli para cezası vermiş, Genel Kurul ise yukarıda anlatılan gerekçeyle bu hükmün bozulmasını isabetli bulmuştur. Bu karar sonradan Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararıyla terk edilen çizgiyi yansıtmaktadır.
J- Kimliği Kullanılan Kişinin Hakları: Ceza Davası ve Tazminat
Kimliği kullanılan kişi, hiç haberi olmadan hakkında soruşturma veya dava açıldığını öğrenebilir; bazı durumlarda ise ilk kez icra takibi, adli sicil kaydı veya yakalama kararıyla durumu fark eder. Bu kişinin başvurabileceği yollar şunlardır:
- Kimliğinin kullanıldığını bildirmek: Hakkında soruşturma yürüten Cumhuriyet başsavcılığına veya mahkemeye kimliğinin başkası tarafından kullanıldığını, imzanın kendisine ait olmadığını ve tutanaktaki kişinin kendisi olmadığını bildirmeli; fotoğraf, parmak izi ve imza karşılaştırması talep etmelidir. Yukarıda anlatılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararındaki olayda, kimliği kullanılan kişi savunmasında olay günü yakalanan kişinin ablası olduğunu bildirmiş ve bu beyan üzerine beraat kararı verilerek gerçek fail hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.
- Suç duyurusunda bulunmak: Suç şikâyete bağlı olmadığından kimliği kullanılan kişi suç duyurusunda bulunabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/602 E., 2015/44 K. sayılı ve 17.03.2015 tarihli kararına göre bu kişi suçun mağdurudur ve duruşmadan haberdar edilmesi, gerekçeli kararın kendisine tebliği ve kanun yollarına başvurma hakkı vardır.
- Katılan sıfatıyla davaya katılmak: Mağdur sıfatıyla davaya katılarak delillerin toplanmasını isteyebilir.
- Tazminat davası açmak: Kişilik hakkının ihlali nedeniyle manevi ve maddi zararın tazmini için hukuk mahkemesinde dava açabilir.
- Devletten tazminat istemek: Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatine karar verilen kişi, CMK m.141/1-e uyarınca maddi ve manevi zararını devletten isteyebilir. Başkasının kimliğiyle yapılan işlem nedeniyle tutuklanan kişi bu yola başvurabilir.
K- Başkasına Ait Kimlik Bilgilerini Kullanma Suçlamasıyla Karşılaşan Kişinin Savunma Noktaları
Suçlamayla karşılaşan kişi yönünden savunmada şu hususlar öncelikle incelenmelidir:
- Hangi suçtan soruşturma yapılıyordu: Kimlik bilgisi verildiği sırada kişi hakkında gerçekten bir soruşturma veya kovuşturma mevcut muydu? Mutat kolluk uygulamasında kimlik soruluyorsa uygulanacak hüküm 206 veya kabahat olabilir,
- Kimlik gerçek bir kişiye mi ait: Hayalî veya hatalı bir isim mi verilmiştir, yoksa nüfus kayıtlarında var olan bir kişinin kimlik bilgileri midir?
- Kullanılan bilgi yeterince ayırt edici mi: Sadece ad mı söylenmiştir, yoksa ad, soyad, doğum tarihi gibi kişiyi belirleyen bilgiler mi verilmiştir?
- Kolluk gerçek kimliği biliyor muydu: Yakalama kararı sebebiyle tanınan kişinin başka bir kimlik vermesi, kolluğun gerçek kimliği bildiği hâllerde 268’i oluşturmaz,
- Amaç: Beyan, soruşturmayı kendisinden uzaklaştırmak için mi, yoksa başka bir amaçla mı yapılmıştır? Yakalama kararının infazını engelleme amacı 268 bakımından yeterli değildir,
- Savunma hakkı sınırı: Sanık kendi kimliğini saklamadan yalnızca bir olayı başkasına yüklüyorsa bu, savunma hakkı kapsamındadır,
- Kast: Telaş, korku veya yanlışlıkla kimlik belgesinin verilmesi iddiası inandırıcı mı?
- Etkin pişmanlık: Gerçek kimlik ne zaman açıklanmıştır? Gerçek ortaya çıkmadan önce yapıldıysa 269 indirimi talep edilmelidir,
- Delil uydurma artırımı: Sahte belge nedeniyle 267/2 uyarınca artırım yapılmışsa bunun hatalı olduğu ileri sürülmelidir,
- Seri muhakeme: Soruşturma aşamasında seri muhakeme teklif edildi mi ve dosya mahkemeye intikal etmişse tevdi kararı verilmesi gerekir mi?
- Zamanaşımı: Kimliği kullanılan kişi hakkındaki dosyada beraat kararının kesinleşme tarihine göre dava zamanaşımı dolmuş mu?
- Çocuk veya hükümlü sanık: Yaş küçüklüğü indirimi, sosyal inceleme raporu, duruşmadan bağışık tutulma talebinin sorulması gibi usul güvenceleri sağlanmış mı? Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2019/11372 E., 2023/7145 K. sayılı ve 16.10.2023 tarihli kararında başka bir suçtan cezaevinde bulunan sanığın duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan yokluğunda hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanması sayılmıştır.
Bu noktaların incelenmesi, resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu, resmî belgede sahtecilik ve kimliği bildirmeme kabahati arasında doğru nitelendirmenin yapılması bakımından belirleyicidir. Soruşturma aşamasından itibaren kolluk ve savcılık ifadelerinde bir avukattan destek alınması, ifadenin içeriği ve usul güvenceleri bakımından önem taşır.
Sonuç
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu, kendisi hakkındaki soruşturma ve kovuşturmayı engellemek amacıyla gerçek bir kişinin kimliğini veya kimlik bilgilerini kullanan kişiyi iftira hükümlerine göre, yani 1 yıldan 4 yıla kadar hapisle cezalandırır. Anayasa Mahkemesi 22.05.2014 tarihli kararında iftiraya atfın artırım nedenlerini, zamanaşımını ve etkin pişmanlığı da kapsadığını belirtmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023 tarihli kararıyla “işlediği suç” şartını yeniden yorumlamış ve kendi hakkındaki suçtan beraat etmenin 268’inci maddedeki suçu ortadan kaldırmayacağını kabul etmiştir. Suçun oluşması için kimliğin gerçekte var olan bir kişiye ait olması, ad dışında ayırt edici bilgilerin verilmesi ve işlemlerin kimliği kullanılan kişi adına yürümesi tehlikesinin bulunması gerekir; soruşturma yokken veya kolluk gerçek kimliği bilirken yapılan beyanlar çoğunlukla 206, 204 veya Kabahatler Kanunu m.40 kapsamında kalır. Suç seri muhakeme usulüne tabidir, dava zamanaşımı temel hâlde 8 yıldır ve kimliği kullanılan kişinin beraat kararının kesinleştiği tarihten başlar. Etkin pişmanlık indirimleri 4/5’e kadar çıkar, fakat gerçek kimliğin kendiliğinden ve gerçek ortaya çıkmadan açıklanması gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun cezası nedir?
TCK m.268 başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu için iftira suçuna atıf yaptığından temel ceza TCK m.267/1 uyarınca 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir. Kimliği kullanılan kişi hakkında sonradan beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş ve ona karşı gözaltı ve tutuklama dışında bir koruma tedbiri uygulanmışsa ceza yarı oranında artırılır. Kimliği kullanılan kişi gözaltına alınır veya tutuklanırsa fail ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun dolaylı faili olarak sorumlu olur. Delil uydurma artırımı (267/2) ise Yargıtay uygulamasına göre bu suça uygulanmaz.
Polise kardeşimin kimlik bilgilerini verirsem ne olur?
Hakkınızda bir suç nedeniyle soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla kardeşinizin ad, soyad, doğum tarihi gibi kimlik bilgilerini kolluğa verir ve işlemler kardeşiniz adına yürütülürse eyleminiz TCK m.268 kapsamında başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturur ve 1 yıldan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılırsınız. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/618 E., 2014/532 K. sayılı kararında bu durumu örnek olarak göstermiştir. Hakkınızda soruşturma yokken veya polis gerçek kimliğinizi biliyorsa sonuç farklı olabilir.
Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçu ile resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu arasındaki fark nedir?
TCK m.268 suçunda fail, kendisi hakkındaki soruşturma ve kovuşturmayı engellemek amacıyla gerçek bir kişinin kimliğini verir ve işlemler o kişi adına yürütülür; ceza 1-4 yıl hapistir. TCK m.206 suçunda ise fail resmî belge düzenleyen kamu görevlisine kimliği hakkında yalan beyanda bulunur ancak başkası hakkında soruşturma yapılmaz; ceza 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı kararı iki suç arasındaki ayrımı bu ölçüte dayandırmaktadır.
Hakkımda soruşturma yokken başkasının kimliğini verirsem 268’den ceza alır mıyım?
Hayır. Hakkınızda yürütülen bir soruşturma bulunmadığı hâlde şüphe üzerine durdurulduğunuzda kolluk görevlisine başkasının kimliğini verirseniz eylem TCK m.268’i değil, belge düzenlenmişse TCK m.206 resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/542 E., 2014/153 K. sayılı ve 01.04.2014 tarihli kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı kararı bu ayrımı yapmıştır. Belge düzenlenmeden yalnızca sözlü beyan varsa Kabahatler Kanunu m.40/1 uyarınca idari para cezası söz konusu olur.
Gerçekte var olmayan bir isim verirsem hangi suç oluşur?
Hayalî veya gerçekte var olmayan birinin kimlik bilgilerini verirseniz TCK m.268 değil, TCK m.206 resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu oluşur; çünkü adı kullanılan kişi hakkında soruşturma yapılması mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/602 E., 2015/44 K. sayılı ve 17.03.2015 tarihli kararında kimlik bilgileri kullanılan kişinin gerçekte var olup olmadığının mutlaka araştırılması gerektiği belirtilmiştir.
Sadece başkasının adını söylemek 268 suçunu oluşturur mu?
Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı kararına göre kamu binasına zarar verirken yakalanan kişinin kolluğa kendi kimliği yerine başka birinin yalnızca adını vermesi hâlinde adı kullanılan kişi hakkında soruşturma yapılması mümkün olmadığından 268’inci maddedeki suç oluşmaz. Suçun oluşması için ad, soyad, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi kişiyi diğerlerinden ayıracak bilgilerin verilmesi gerekir.
Kendi suçumdan beraat edersem başkasının kimliğini kullanma suçundan yine ceza alır mıyım?
Evet, ceza alabilirsiniz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/249 E., 2019/499 K. sayılı ve 25.06.2019 tarihli kararındaki önceki yorumdan dönmüş ve kendisi hakkındaki suçtan beraat etmiş olmanın TCK m.268’deki suçun oluşmasına engel olmadığını kabul etmiştir. “İşlediği suç” ifadesi, mahkûmiyetin kesinleşmesini gerektirmez; soruşturmanın engellenmesi amacı yeterlidir.
Başkasına ait kimlik kullanma suçunda etkin pişmanlık indirimi var mı?
Evet. TCK m.268 iftira hükümlerine atıf yaptığından TCK m.269 etkin pişmanlık indirimleri uygulanır. Kimliği kullanılan kişi hakkında soruşturma başlamadan önce gerçek kimliğin açıklanması hâlinde ceza 4/5, kovuşturma başlamadan önce 3/4 oranında indirilir; hükümden önce 2/3, mahkûmiyetten sonra 1/2, infaza başlanınca 1/3 oranında indirim yapılabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/9242 E., 2017/13531 K. sayılı kararına göre etkin pişmanlıktan yararlanmak için gerçek kimlik, gerçek ortaya çıkmadan önce açıklanmalıdır.
Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunda zamanaşımı kaç yıldır ve ne zaman başlar?
Temel hâlde dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır; zamanaşımı kesilirse olağanüstü süre 12 yıla çıkar. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2019/13229 E., 2019/12150 K. sayılı kararına göre TCK m.267/8 gereği süre, suç tarihinden değil kimliği kullanılan kişi hakkındaki beraat kararının kesinleştiği tarihten başlar. 12-15 yaş arası çocuklar için bu süreler yarıya, 15-18 yaş arası çocuklar için üçte ikiye iner.
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu şikâyete bağlı mıdır, uzlaştırma veya önödeme uygulanır mı?
Hayır. TCK m.268 suçu şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma kapsamında değildir ve üst sınırı 4 yıl olduğundan TCK m.75 önödeme hükümleri uygulanmaz. Buna karşılık suç, CMK m.250/1-a-9 uyarınca seri muhakeme usulüne tabidir. Savcının teklifini şüphelinin müdafii huzurunda kabul etmesi hâlinde temel cezadan yarı oranında indirim yapılır.
Seri muhakeme usulü bu suçta nasıl uygulanır?
Soruşturma sonunda Cumhuriyet savcısı şüpheliye seri muhakeme usulünü teklif eder; şüpheli müdafii huzurunda kabul ederse savcı temel cezadan yarı oranında indirim uygulayarak yaptırımı belirler ve görevli mahkemeden talep eder. Mahkeme şüpheliyi dinleyerek talebi kabul eder veya reddeder. Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2026/3963 E., 2026/7533 K. sayılı ve 28.04.2026 tarihli kararı, 268/1 suçu bakımından dosyanın seri muhakemenin uygulanabilmesi için Cumhuriyet başsavcılığına tevdi edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Çocuklar hakkında bu usul uygulanmaz.
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda HAGB, erteleme veya adli para cezası verilebilir mi?
Evet. Sonuç hapis cezası 2 yılı aşmıyorsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesi değerlendirilir; sonuç ceza 1 yıl veya daha az ise TCK m.50 uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Etkin pişmanlık veya seri muhakemedeki yarı oranında indirim uygulandığında sonuç ceza çoğunlukla bu sınırların altına düşer. Daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olanlar bakımından tekerrür hükümleri uygulanabilir.
Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçuna hangi mahkeme bakar?
Üst sınırı 4 yıl hapis olduğundan suça asliye ceza mahkemesi bakar. Fail 18 yaşını doldurmamış suça sürüklenen çocuksa çocuk mahkemesi görevlidir. Soruşturmayı Cumhuriyet başsavcılığı yürütür; seri muhakeme usulü uygulanabiliyorsa savcılık, talebini görevli mahkemeye iletir.
Kimliğim başkası tarafından kullanıldı ve hakkımda dava açıldı, ne yapmalıyım?
Hakkınızda soruşturma yürüten Cumhuriyet başsavcılığına veya davaya bakan mahkemeye kimliğinizin başkası tarafından kullanıldığını, tutanaktaki imzanın ve kişinin size ait olmadığını bildirmeli, parmak izi, fotoğraf ve imza karşılaştırması istemelisiniz. Başkasına ait kimlik kullanma suçu şikâyete bağlı olmadığından suç duyurusunda bulunabilir, davaya katılan sıfatıyla katılabilir ve kişilik haklarının ihlali nedeniyle tazminat davası açabilirsiniz. Gözaltı veya tutuklama yaşadıysanız CMK m.141/1-e uyarınca devletten tazminat isteyebilirsiniz.
Sahte kimlik belgesi kullanmak 268 suçunu oluşturur mu?
Sahte kimlik belgesi kullanmak tek başına 268’i oluşturmaz; failin kendisi hakkındaki soruşturmayı engellemek amacıyla gerçek bir kişinin kimliğini kullanması ve işlemlerin o kişi adına yürümesi gerekir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/618 E., 2014/532 K. sayılı kararında yakalama kararının infazını engellemek için kardeşinin adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesini ibraz eden sanığın eylemi TCK m.204 resmî belgede sahtecilik olarak değerlendirilmiştir. 268 oluşmuşsa sahte belge kullanımı ayrıca ceza gerektirmez; fikri içtima nedeniyle en ağır suçtan hüküm kurulur.
Kimliği bildirmeme kabahati nedir ve ne zaman uygulanır?
Kabahatler Kanunu m.40/1 uyarınca görevle bağlantılı olarak sorulduğunda kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye idari para cezası verilir. Belge düzenlenmeden yalnızca sözlü olarak başkasının adının söylendiği ve gerçek kimliğin sonradan tespit edildiği hâllerde uygulanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2014/207 E., 2017/266 K. sayılı ve 09.05.2017 tarihli kararında bu fiil kimliği bildirmeme kabahati olarak nitelendirilmiş, soruşturma zamanaşımı 3 yıl olduğundan idari para cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Başkasının kimliğini kullandım ve soruşturma sürüyor; gerçek kimliğimi açıklamak ceza indirimi sağlar mı?
Evet, TCK m.269 etkin pişmanlık indirimleri bu suçta da uygulanır. Kimliği kullanılan kişi hakkında soruşturma başlamadan önce gerçek kimliğin açıklanması cezayı 4/5, kovuşturma başlamadan önce açıklanması 3/4 oranında indirir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017/9242 E., 2017/13531 K. sayılı kararında ise gerçek kimlik başka delillerle zaten ortaya çıktıktan sonra yargılamada yapılan açıklama etkin pişmanlık sayılmamıştır. Bu nedenle açıklamanın zamanlaması belirleyicidir ve dosya aşamasına göre bir avukattan destek alınması önerilir.
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçlamasıyla karşılaştıysanız veya kimliğiniz başkası tarafından kullanıldıysa, süreç hakkında bilgi almak için soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde ceza avukatı desteği sayfasını inceleyebilirsiniz.
Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95
Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

