Töre Saikiyle Öldürme Suçu ve Cezası (TCK 82/1-k)

töre cinayeti cezası

İçindekiler

Töre saikiyle öldürme suçu, failin, mağdurun ait olduğu toplulukta benimsenmiş bir töreye aykırı davrandığını düşünerek ve bu aykırılığı ölümle cezalandırmayı adeta bir görev sayarak kasten öldürme suçunu işlemesidir; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 82’nci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Kamuoyunda “töre cinayeti” olarak bilinen bu suçun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır; hükümlü, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107’nci maddesi uyarınca koşullu salıverilmeden ancak 30 yılı iyi hâlli olarak infaz kurumunda geçirdikten sonra yararlanabilir. Töre saikiyle öldürmede haksız tahrik indirimi uygulanmaz; somut olayda haksız tahrikin koşulları varsa bent hiç uygulanmaz. Takdiri indirim yapılırsa ceza müebbet hapse iner, suç teşebbüs aşamasında kalırsa 14 yıldan 21 yıla kadar hapis cezası verilir. Öldürmeyi aile büyüklerinin kararıyla bir başkasına işleten kişi azmettiren olarak aynı cezayı alır; azmettirilen çocuk veya altsoy ise TCK 38/2 uyarınca cezayı artırır. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma uygulanmaz, davaya ağır ceza mahkemesi bakar ve dava zamanaşımı 30 yıldır.

Uygulamada TCK 82/1-k en çok ailesinin istemediği biriyle kaçan veya ilişki kuran kızın ya da kadının, onunla birlikte olan erkeğin, evlilik dışı ilişkisi ortaya çıkan aile bireyinin öldürüldüğü dosyalarda gündeme gelir. Dosyalardaki asıl tartışma, öldürmenin gerçekten töre saikiyle mi yoksa failin kendi namus anlayışı, kıskançlık veya haksız bir fiilin yarattığı öfkeyle mi işlendiği, aile meclisi kararının bulunup bulunmadığı, öldürmeyi kimin azmettirdiği ve çoğu zaman çocuk yaştaki failin kim tarafından suça sürüklendiğidir. Bu yazıda madde metni ve gerekçesi, töre ile namus ve kan gütme kavramlarının ayrımı, Yargıtay’ın aradığı ölçütler, haksız tahrik ile ilişki, aile meclisi ve azmettirme, diğer nitelikli hâllerle birleşme, ceza indirimleri ve yargılama usulü güncel Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 1. Ceza Dairesi kararları ışığında incelenmektedir. Kasten öldürme suçunun temel şekli ve tüm nitelikli hâlleri için kasten öldürme suçu (TCK 81) yazısına, bu suçun yer aldığı bölümün genel görünümü için hayata karşı suçlar yazısına bakabilirsiniz. Somut olayınızın değerlendirilmesi için bir avukata danışmanız önerilir.

Kanun metninin resmi kaynağı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mevzuat.gov.tr

Yargıtay Kararları Işığında Töre Saikiyle Öldürme Suçunun Oluşması İçin Gerekli Şartlar

Töre saikiyle öldürme suçunun oluşması için içtihatlarla Yargıtay tarafından bazı kriterler ortaya konulmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/138 E., 2011/130 K. sayılı ve 14.06.2011 tarihli kararında, kanun koyucunun bilinçli bir tercihle “namus saiki” yerine “töre saiki” kavramını kullandığı, toplumda namus cinayeti olarak adlandırılan her öldürmenin töre saikiyle işlenmiş sayılamayacağı ve bu iki kavramın özdeşleştirilmesinin TCK 2/3’teki kıyas yasağına aykırı olacağı belirtilmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2025/4276 E., 2025/7107 K. sayılı ve 15.10.2025 tarihli kararında ise töre saikinin kabulü için mağdurun toplumda benimsenmiş bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranması, bu aykırılığın ölümle cezalandırılmasının o toplulukta beklenen bir tepki olması ve failin bu beklentinin yönlendirmesiyle cezalandırma görevini üstlenerek öldürmesi gerektiği vurgulanmıştır. Maddeler hâlinde saymak gerekirse TCK 82/1-k’deki nitelikli hâlin oluşması için:

  1. Failin bir insanı kasten öldürmesi (TCK 81’deki temel suçun bütün unsurlarının gerçekleşmesi),
  2. Mağdurun, failin ait olduğu toplulukta, ailede veya aşirette genel olarak benimsenmiş bir davranış ya da yaşam biçimine aykırı davrandığının düşünülmesi,
  3. Bu aykırılığın ölümle cezalandırılmasının o toplulukta beklenen bir tepki olarak kabul edilmesi,
  4. Failin, kişisel bir öfke, kıskançlık veya kendi namus anlayışıyla değil, toplumun bu beklentisinin yönlendirmesiyle ve görev bilinciyle hareket etmesi,
  5. Somut olayda haksız tahrikin koşullarının bulunmaması; mağdurun davranışının fail bakımından hukuken haksız bir fiil oluşturmaması

gerekmektedir. Aile meclisi kararı, öldürmenin önceden planlanması veya mağdurun kadın olması bu nitelikli hâlin zorunlu şartı değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2010/56 E., 2010/111 K. sayılı ve 11.05.2010 tarihli kararına göre töre saikiyle öldürme tek bir fail tarafından ve anlık bir kararla da işlenebilir. Belirleyici olan, failin iç dünyasındaki saikin ve bu saikin dış dünyaya yansıyan delillerle ispatıdır.

A- TCK 82/1-k Madde Metninin İncelenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82’nci maddesi yürürlükteki hâliyle aşağıdaki gibidir:

Nitelikli haller

Madde 82- (1) Kasten öldürme suçunun;

a) Tasarlayarak,

b) Canavarca hisle veya eziyet çektirerek,

c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,

d) Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı,

e) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) (Değişik: 12/5/2022-7406/2 md.) Kadına karşı,

g) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

h) Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla,

i) (Ek: 29/6/2005 – 5377/9 md.) Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle,

j) Kan gütme saikiyle,

k) Töre saikiyle,

İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

TCK 82/1-k, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’la hukukumuza girmiştir ve o tarihten bu yana değişmemiştir. 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu’nda töre saiki nitelikli hâl olarak yer almıyordu; bu nedenle 01.06.2005 öncesinde işlenen fiillerde bu bent uygulanamaz ve lehe kanun karşılaştırması yapılır. Lehe kanunun belirlenmesine ilişkin genel esaslar için ceza kanununun zaman ve yer bakımından uygulanması yazısına bakılabilir.

Kanunda “töre” kavramının tanımı yapılmamıştır. Madde gerekçesinde yalnızca töre saikiyle öldürme hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedileceği, ancak bu hükmün uygulanabilmesi için somut olayda haksız tahrikin koşullarının bulunmaması gerektiği belirtilmiştir. Kavramın içeriği bu nedenle büyük ölçüde Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 1. Ceza Dairesi kararlarıyla belirlenmiştir.

1- Korunan Hukuki Değer ve Düzenlemenin Amacı

TCK 82/1-k ile korunan hukuki değer insan hayatıdır. Bendin ayrıca koruduğu değer, kişinin kendi yaşam biçimini seçme özgürlüğü ve devletin cezalandırma tekelidir. Töre saikiyle öldüren fail, devletin hukuk düzeni yerine topluluğun kendi kurallarını uygulamaya kalkar ve bir kişiyi, çoğu zaman hukuken hiçbir haksızlık oluşturmayan bir tercihi nedeniyle öldürür.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2010/56 E., 2010/111 K. sayılı kararında açıklandığı üzere kanun koyucunun bu suç tipini nitelikli hâl olarak düzenlemesinin başlıca nedeni, “töre veya namus cinayeti” olarak adlandırılan akraba içi öldürmelerde haksız tahrik indiriminin yanlış biçimde uygulanmasının önüne geçmektir. Aynı amaç TCK 29’un gerekçesinde de açıkça yer alır: cinsel saldırıya uğramış kadına karşı babanın veya erkek kardeşin işlediği öldürme fiilinde haksız tahrike dayalı indirim yapılamaz. Cinsel saldırı suçunun unsurları için cinsel saldırı suçu (TCK 102) yazısına bakılabilir.

2- Töre, Namus ve Kan Gütme Kavramlarının Ayrımı

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/138 E., 2011/130 K. sayılı ve 2022/613 E., 2025/43 K. sayılı kararlarında töre ve namus kavramlarının birbirine yakın, ancak ayrı kavramlar olduğu vurgulanmıştır. Töre, belli koşullarda namusu da içine alan bir üst kavramdır. Ait olunan toplulukta herkes tarafından kabul edilen bir töre gereğince işlenen namus cinayeti töre saikiyle öldürme sayılabilir; buna karşılık failin kendi kişisel namus anlayışıyla, törenin etkisi olmaksızın işlediği öldürme bu kapsamda değildir. Töre saikiyle öldüren fail, bu davranışı nedeniyle ait olduğu toplulukta saygınlık kazanacağını, hoş görüleceğini ve korunacağını düşünür; kendi namus anlayışıyla öldüren failde bu toplumsal boyut yoktur.

ÖlçütTöre saikiyle öldürme (82/1-k)Kişisel namus saikiyle öldürmeKan gütme saikiyle öldürme (82/1-j)
Faili harekete geçiren nedenTopluluğun töresine aykırılığı cezalandırma göreviFailin kendi namus anlayışı, kıskançlık, öfkeDaha önce öldürülen bir yakının öcünü alma
Önceden bir ölüm olayıAranmazAranmazŞarttır
Toplumsal beklentiAranır; fail saygınlık kazanacağını düşünürAranmaz; eylem bireyseldirAranır; görev bilinciyle hareket edilir
Haksız tahrikUygulanamaz; tahrik varsa bent uygulanmazKoşulları varsa uygulanabilirUygulanamaz; ilk olayın öfkesi geçmiş olmalıdır
Tipik mağdurTöreye aykırı davrandığı düşünülen kişi veya onunla ilişki kuran kişiFailin namusunu zedelediğini düşündüğü kişiÖnceki öldürmenin failinin ailesinden veya grubundan biri
Uygulanacak hükümTCK 82/1-k, ağırlaştırılmış müebbetBaşka nitelikli hâl yoksa TCK 81, müebbet; tahrik varsa indirimTCK 82/1-j, ağırlaştırılmış müebbet

Kan gütme saikiyle öldürmenin şartları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012/1564 E., 2013/281 K. sayılı ve 04.06.2013 tarihli kararında sayılmıştır: önceki olayın ölümle sonuçlanması, failin önceki suçun failini veya onun mensup olduğu grup ya da aileden birini öç alma duygusu ve görev bilinciyle öldürmesi, kan hısımlığının şart olmaması ve iki olay arasında failin ilk olayın acı ve öfkesinden arınmasına yetecek bir sürenin geçmesi. Töre saikinde ise önceki bir ölüm olayı aranmaz; tetikleyici olay, töreye aykırı sayılan bir davranıştır. İki bent aynı olayda nadiren birlikte gerçekleşir; töreye aykırı davranış nedeniyle başlayan husumetin bir öldürmeyle sonuçlanması ve ardından öç alınması hâlinde ikinci öldürme kan gütme kapsamında değerlendirilir. Kan gütme saikinin şartları, “öldürenin öldürülmesi” kuralı ve haksız tahrikle ilişkisi için kan gütme saikiyle öldürme (TCK 82/1-j) yazısına bakılabilir.

B- Suçun Unsurları

1- Temel Suç: Kasten Öldürme (TCK 81)

TCK 82/1-k bağımsız bir suç değil, kasten öldürme suçunun nitelikli hâlidir. Bu nedenle önce TCK 81’deki temel suçun bütün unsurlarının gerçekleşmesi gerekir: canlı bir insanın varlığı, ölüme elverişli bir hareket, ölüm neticesi, hareket ile ölüm arasında nedensellik bağı ve öldürme kastı. Temel suçun unsurları ve kasten yaralamadan ayrımı kasten öldürme suçu (TCK 81) yazısında ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Öldürme kastının ispat edilemediği olaylarda eylem kasten yaralama olarak nitelendirilir; mağdur ölmüşse neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hükümleri uygulanır.

2- Mağdur: Kadın, Erkek veya Çocuk

TCK 82/1-k’de mağdur bakımından bir sınırlama yoktur. Töre cinayetlerinin mağdurları çoğunlukla genç kızlar ve kadınlar olsa da, kanun koyucu bir ayrım gözetmemiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2010/56 E., 2010/111 K. sayılı kararına konu olayda, dul ve yetişkin annelerinin bir erkekle ilişkisini aile namusu sorunu sayan iki kardeşin bu erkeği öldürmesi 82/1-k kapsamında değerlendirilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012/76 E., 2012/258 K. sayılı ve 03.07.2012 tarihli kararına konu dosyada da Yargıtay 1. Ceza Dairesi, töre saikiyle öldürmenin yalnız kadınların öldürülmesi hâline ilişkin olmadığını, erkeklerin öldürülmesi durumunda da bu suçun oluşabileceğini belirtmiştir.

Mağdurun failin ailesinden olması da şart değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/138 E., 2011/130 K. sayılı kararında aktarılan Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında da belirtildiği gibi, töre saikiyle öldürme fiilleri genellikle geniş aile yapısı içinde aile bireylerine karşı işlenir, ancak fail ile mağdur arasında akrabalık bulunması yasal bir zorunluluk değildir. Bununla birlikte mağdurun, töreye aykırı sayılan davranışla bir bağlantısının bulunması gerekir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2018/4524 E., 2019/724 K. sayılı ve 12.02.2019 tarihli kararında, iki aile arasındaki husumet nedeniyle öldürülen çocuğun ailenin namus ve şerefini eksilten bir davranışı bulunmadığından 82/1-k’nin uygulanamayacağı kabul edilmiştir.

3- Fail

TCK 82/1-k’de fail herkes olabilir. Uygulamada fail çoğu zaman mağdurun babası, ağabeyi, amcası, dayısı veya eşidir; ancak aileden olmayan bir kişinin aynı toplulukta geçerli töre gereğince öldürmesi de bent kapsamındadır. Töre cinayetlerinde aile içindeki çocukların ve gençlerin fail olarak seçilmesi sık görülür; bu durumda azmettiren aile büyüklerinin sorumluluğu ayrıca incelenir. Bu konu aşağıda iştirak başlığında açıklanmıştır.

4- Manevi Unsur: Töre Saiki ve Görev Bilinci

TCK 82/1-k bir saik unsuru içerir. Saik, failin eyleme geçmesine etken olan nedendir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2017/2867 E., 2019/3167 K. sayılı ve 18.06.2019 tarihli kararında, bentteki “saik” kelimesinin, öldürme fiilinin fail tarafından başka her türlü etkiden uzak olarak, sırf toplumda benimsenmiş genel bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranılmasını cezalandırmayı görev sayarak işlenmesini ifade ettiği; failin öldürmeyi gerçekleştirirse toplum tarafından saygınlıkla ödüllendirileceğini, gerçekleştirmezse kınanacağını düşünmesi gerektiği belirtilmiştir. Aynı kararda bentte söz konusu olan törenin, belli bir davranışı gerçekleştirenin öldürülmesini gerektiren “kötü bir töre” olduğu ve “toplum” kavramının bütün ülke olabileceği gibi köy, mahalle veya geniş aile gibi küçük bir topluluk da olabileceği açıklanmıştır.

Töre saiki çoğu zaman tek başına değil, başka duygularla birlikte bulunur. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre öldürmede belirleyici olan saik töre değil de failin kişisel öfkesi, kıskançlığı veya mağdurun haksız bir fiilinin yarattığı hiddetse 82/1-k uygulanmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/355 E., 2013/456 K. sayılı ve 19.11.2013 tarihli kararında, sanığın olay sonrasında duyduğu pişmanlığın, eylemi töre saikiyle öldürmede aranan görev bilinciyle değil, bir anlık hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında işlediğini gösterdiği kabul edilmiştir. Kast ve saik kavramlarının genel esasları için kast ve taksir yazısına bakılabilir.

5- Yargıtay’ın Aradığı Ölçütler: Kötü Töre, Toplumsal Beklenti ve Görev Bilinci

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2017/2867 E., 2019/3167 K. sayılı ve 2025/4276 E., 2025/7107 K. sayılı kararlarında töre saikinin kabulü için üç ölçüt aranmıştır:

  1. Mağdurun toplumda genel olarak benimsenmiş bir davranış veya yaşam biçimine aykırı davranmış olması ve bu davranışın fail bakımından hukuken haksızlık oluşturmaması,
  2. Bu aykırı davranışın ölümle cezalandırılmasının o toplumda yaşayanlar tarafından beklenen bir tepki olarak kabul edilebilmesi,
  3. Öldürme fiilinin, fail tarafından toplumun bu beklentisinin yönlendirmesiyle, sırf aykırı davranışı cezalandırma görevi üstlenilerek işlenmesi.

Bu ölçütlerin uygulanmasına iki karar iyi bir örnek oluşturur. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2017/2867 E., 2019/3167 K. sayılı kararına konu olayda, kız kardeşinin hamileliğinden sorumlu tuttuğu, ancak babalık testinde babanın o olmadığı anlaşılan maktulü öldüren suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan 82/1-k hükmü bozulmuştur. Daire, çocuğun kendi sübjektif değer yargılarına aykırı hareket ettiğini düşündüğü maktulü “toplumsal bir istek olmaksızın” öldürdüğünü, sırf kişisel namus anlayışından, kıskançlıktan veya tasvip etmemekten kaynaklanan öldürmelerin töre saikiyle öldürme sayılamayacağını belirterek TCK 81 uyarınca hüküm kurulması gerektiğine karar vermiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2021/11322 E., 2022/4933 K. sayılı ve 13.06.2022 tarihli kararında da failin iradesi üzerindeki etkinin yaşadığı olaydan değil, yaşadığı toplum tarafından bu şekilde kabul edilmesinden kaynaklanması gerektiği, buna ilişkin delil bulunmayan olayda 82/1-k uygulanmasının hatalı olduğu belirtilmiştir.

Buna karşılık Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2025/4276 E., 2025/7107 K. sayılı kararına konu olayda, annelerinin teyzelerinin eşiyle uzun süredir ilişkisi olduğunu öğrenen sanıkların aylarca maktulü arayıp sonunda bulduğu yerde öldürmesi, oy çokluğuyla tasarlayarak ve töre saikiyle öldürme olarak nitelendirilmiştir. Daire, annenin evlilik dışı ilişkisinden kaynaklanan haksızlığın doğrudan muhatabının eşi olduğunu, kadının TMK 185/2 uyarınca yalnızca eşine karşı sadakat yükümlülüğü bulunduğunu ve oğullarına karşı bir sorumluluğu olmadığını, babanın ise olaya çocukları ve yeğenleri kadar tepki göstermediğini, bu nedenle sanıkların ailenin namus ve şerefini kurtarmak düşüncesiyle önceden aldıkları kararla hareket ettiklerini kabul etmiştir. Kararda iki üye, olayda haksız tahrikin etkisi bulunduğu ve tahrikin töre saikini dışladığı görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

6- Aile Meclisi Kararı Şart mı?

Uygulamada töre cinayetlerinin önemli bir kısmı, aile büyüklerinin veya aşiret ileri gelenlerinin bir araya gelerek mağdurun öldürülmesine karar verdiği “aile meclisi” toplantılarının ardından işlenir. Ancak aile meclisi kararı TCK 82/1-k’nin şartı değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2010/56 E., 2010/111 K. sayılı kararında, aile meclisi kararı aranmasının 765 sayılı Kanun dönemindeki uygulamalardan kaynaklandığı ve yasal dayanağı bulunmadığı; belli bir yöreye özgü bu ölçütün aranmasının Anayasa’daki eşitlik ilkesine aykırı olacağı, suçun yalnızca belli bir bölgede veya kültürel yapıda yaşayanlarca işlenebileceği sonucunu doğuracağı ve hukuk düzeninde dayanağı olmayan bir kuruma geçerlilik tanıyacağı belirtilmiştir. Kararda ayrıca töre saikiyle öldürmenin tek bir fail tarafından ve anlık bir kararla işlenebileceği, aile meclisi kararının önkoşul sayılmasının adeta işlenemez ve zorunlu olarak azmettirmeyi gerektiren bir suç tipi yaratacağı vurgulanmıştır.

Aile meclisi kararının varlığı ise saikin ispatında güçlü bir delildir. Böyle bir kararın bulunduğu, öldürmenin önceden kararlaştırıldığı ve failin bu kararı uyguladığı olaylarda hem töre saiki hem de çoğu zaman tasarlama (TCK 82/1-a) birlikte kabul edilir. Kararı alanların sorumluluğu ise azmettirme veya yardım etme hükümlerine göre ayrıca değerlendirilir.

7- Namus Saikiyle İşlenen Her Öldürme Töre Saiki Değildir

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/138 E., 2011/130 K. sayılı kararına konu olayda, nişanlısının eski erkek arkadaşıyla telefonla görüşmeye devam ettiğini öğrenen ve onun nişanlısını rahatsız ettiğini düşünen sanık, konuşmak için buluştuğu maktulü aralarında geçen konuşma sırasında tabancayla öldürmüştür. Yargıtay 1. Ceza Dairesi sanığın töre ve namusunu kurtarmak saikiyle hareket ettiğini kabul ederek 82/1-k uyarınca hüküm kurulmasını istemiş, yerel mahkeme de bozmaya uymuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek, sanığın töre saikiyle hareket ettiğine ilişkin hiçbir kanıt ve hatta iddia bulunmadığını, namus saiki ile töre saikinin özdeşleştirilmesinin kıyasa yol açacak geniş yorum olduğunu belirterek hükmü bozmuş ve haksız tahrik koşullarının yerel mahkemece değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Bu karar, uygulamadaki en önemli ayrımı ortaya koyar: kişisel bir kıskançlık veya namus anlayışıyla, çoğu zaman anlık bir tartışma sonucunda gerçekleşen öldürme töre saiki kapsamına girmez. Bu tür olaylarda başka bir nitelikli hâl yoksa fail TCK 81 uyarınca müebbet hapis cezası alır; maktulün haksız bir fiili varsa haksız tahrik indirimi de uygulanır.

8- Nitelikli Hâlde Hata ve Olası Kast

TCK m.30/2’ye göre bir suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır. Töre saiki failin iç dünyasına ilişkin bir unsur olduğundan, bu bentte hata çoğunlukla nitelikli hâlin değil, haksız tahrikin varlığı bakımından tartışılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/138 E., 2011/130 K. sayılı kararına konu itirazda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, nişanlısının rahatsız edildiğine inanması için haklı nedenleri bulunan sanığın cezayı azaltan bir sebebin gerçekleştiği hususunda TCK 30/3 anlamında kaçınılmaz hataya düştüğünü ve hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Hata kurumunun genel esasları için ceza hukukunda hata (TCK 30) yazısına bakılabilir.

Töre saikiyle hedef alınan kişiye yönelik saldırıda öngörülebilir olarak başka birinin ölmesi hâlinde, o kişi bakımından olası kast tartışılır. TCK m.21/2 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda olası kastla hareket eden faile müebbet hapis cezası verilir.

C- Haksız Tahrik ile Töre Saiki Arasındaki İlişki

1- Haksız Tahrikin Varlığı Töre Saikini Dışlar

TCK 82/1-k’nin en belirgin özelliği, haksız tahrik (TCK 29) ile birlikte uygulanamamasıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/138 E., 2011/130 K. sayılı kararında açıkça belirtildiği gibi kasten öldürme suçunun töre saikiyle işlenmesi hâlinde haksız tahrik hükümleri uygulanmaz, tahrikin varlığı hâlinde ise suçun niteliği değişir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012/76 E., 2012/258 K. sayılı kararında da töre veya kan gütme saikiyle işlenen eylemlerde failin haksız bir fiilden duyduğu öfke ve şiddetli elemin etkisiyle değil, töreden kaynaklanan bilinç ve saikle hareket ettiği, bu nedenle haksız tahrikin koşullarının bulunduğu olaylarda töre saikinden söz edilemeyeceği vurgulanmıştır.

Haksız tahrikin uygulanabilmesi için Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yerleşik kararlarında şu koşullar aranır:

  1. Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunması,
  2. Failin öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalması,
  3. Failin işlediği suçun bu ruhsal durumun tepkisi olması,
  4. Haksız tahrik teşkil eden eylemin mağdurdan kaynaklanması.

Bu koşullar oluşmuşsa sonuç ağırlaştırılmış müebbet değil, töre saiki olmaksızın kurulan hüküm üzerinden belirlenir. Başka nitelikli hâl yoksa TCK 81 ve 29 uyarınca 12 yıldan 18 yıla kadar, tasarlama veya akrabalık gibi başka bir nitelikli hâl varsa TCK 82 ve 29 uyarınca 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası verilir.

2- Mağdurun Davranışı Ne Zaman Haksız Fiil Sayılır

Töre saiki ile haksız tahrik arasındaki ayrımın kilit sorusu, mağdurun davranışının fail bakımından hukuk düzenince tasvip edilmeyen bir haksız fiil olup olmadığıdır. TCK 29’un gerekçesine göre bir suçun mağduruna yönelik fiiller dolayısıyla fail haksız tahrik indiriminden yararlanamaz. Yetişkin bir kişinin kendi özel hayatına ilişkin tercihleri de kural olarak ailesinin diğer bireylerine karşı haksız fiil oluşturmaz.

OlayYargıtay’ın kabulüKarar
Dul ve yetişkin annelerinin bir erkekle ilişkisini namus sorunu sayan oğulların erkeği öldürmesiİlişki oğullara karşı haksız fiil değil; tahrik yok, 82/1-kCGK 2010/56 E., 2010/111 K.
Annenin evlilik dışı ilişkisi nedeniyle oğulların ve yeğenlerin ilişkideki erkeği aylarca arayıp öldürmesiSadakat yükümlülüğü yalnız eşe karşı; oğullar bakımından haksızlık yok, 82/1-a-k (oy çokluğu)1. CD 2025/4276 E., 2025/7107 K.
Eşi ile evlilik dışı ilişkisi olan ve nüfusta kocası adına kayıtlı çocuğu eşiyle birlikte götüren akrabanın kocanın azmettirmesiyle öldürülmesiKoca bakımından haksız tahrik var, töre saiki yok; 82/1-a ve 29CGK 2022/613 E., 2025/43 K.
Dayının, aralarında evlenme yasağı bulunan 16 yaşındaki yeğenini kaçırıp birlikte yaşayan kardeşini öldürmesiHaksız tahrik saiki bertaraf eder; 82/1-a-d ve 291. CD 2024/8073 E., 2025/7137 K.
Evli yeğenini kaçırıp altınlarını alan ve aileyi tehdit eden maktulün amca tarafından tasarlanarak öldürülmesiHaksız tahrik altında tasarlama; töre saiki ispatlanamadıCGK 2012/76 E., 2012/258 K.
Uzun süre ailesiyle mücadele eden, babasına karakolda vuran ve olay anında hakaret eden kızın baba tarafından öldürülmesiHaksız tahrik etkisi; töre saiki ve azmettirme ispatlanamadıCGK 2013/355 E., 2013/456 K.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/613 E., 2025/43 K. sayılı ve 05.02.2025 tarihli kararı bu bakımdan özellikle önemlidir. Olayda, eşiyle teyze oğlu arasındaki uzun süreli ilişkiyi öğrenen ve eşinin maktulle birlikte kendi adına nüfusa kayıtlı çocuğu da alarak evi terk ettiği sanık, akrabalarıyla birlikte maktulü öldürtmüştür. Yerel mahkeme, sanığın ilişkiyi kabullendiğini ve öldürme kararının ilişkiyi töreye aykırı bulan akrabalar tarafından alındığını belirterek töre saikinde direnmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise oy çokluğuyla, maktulden kaynaklanıp sanığa yönelen haksız eylemlerin niteliği bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın toplulukta saygınlık kazanmak amacıyla ve görev bilinciyle değil, bu haksız davranışların yol açtığı hiddet ve şiddetli elem sonucu hareket ettiğini, eyleminin haksız tahrik altında tasarlayarak kasten öldürmeye azmettirme oluşturduğunu kabul etmiştir. Aynı olayda diğer sanıklar bakımından töre saikinin varlığı ayrıca değerlendirilmiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2024/8073 E., 2025/7137 K. sayılı ve 15.10.2025 tarihli kararında da 82/1-k’nin uygulanabilmesi için maktulün davranışının veya bulunduğu durumun fail açısından haksızlık teşkil etmemesi gerektiği, haksız tahrikin uygulanma koşullarının oluştuğu durumlarda tahrikin töre saikini bertaraf edeceği belirtilerek, kardeşini tasarlayarak öldüren sanık hakkında 82/1-k’nin de uygulanması bozma nedeni yapılmıştır.

D- Diğer Nitelikli Hâllerle Birleşme

TCK 82’deki bentlerden birden fazlası aynı olayda gerçekleşebilir. Bu durumda faile tek bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir, çünkü bütün bentlerin yaptırımı aynıdır. Ancak birden fazla nitelikli hâlin varlığı TCK m.61 uyarınca cezanın bireyselleştirilmesinde ve özellikle takdiri indirim kararında dikkate alınabilir; hükümde gerçekleşen bütün bentlerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Nitelikli hâllerin genel işleyişi için suçun nitelikli halleri yazısına bakılabilir.

1- Tasarlayarak Töre Saikiyle Öldürme: 82/1-a ve 82/1-k Birlikte

Töre cinayetlerinin önemli bir kısmı önceden kararlaştırılır, silah temin edilir, mağdur takip edilir veya bir bahaneyle ıssız bir yere götürülür. Bu durumda tasarlayarak öldürme (TCK 82/1-a) ile 82/1-k birlikte uygulanır. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2025/4276 E., 2025/7107 K. sayılı kararında, öldürme kararını ilişkiyi öğrendikleri anda veren, aylarca maktulü arayan ve kararlarından dönmeyen sanıklar bakımından tasarlamanın koşullarının da bulunduğu kabul edilmiştir. Tasarlama ile haksız tahrik ise birbirini dışlamaz; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012/76 E., 2012/258 K. sayılı kararında, failin bütün tasarlama süreci boyunca haksız tahrikin doğurduğu hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında bulunması hâlinde tasarlayarak öldürmede de haksız tahrik hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

2- Aile İçinde Töre Saikiyle Öldürme: 82/1-d ve 82/1-k Birlikte

Mağdur failin kızı, kız kardeşi, annesi, eşi veya boşandığı eşi ise üstsoy, altsoy, eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı öldürme (TCK 82/1-d) de gerçekleşir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2012/3499 E., 2012/7105 K. sayılı ve 03.10.2012 tarihli kararına konu olayda, kız kardeşini babasının azmettirmesiyle töre saikiyle öldüren sanık hakkında TCK 82/1-d-k uyarınca kurulan hüküm onanmıştır.

82/1-d’deki akrabalık ilişkisi her suç ortağı bakımından ayrıca aranır. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2012/3490 E., 2013/665 K. sayılı ve 30.01.2013 tarihli kararında, maktulenin dayıları olan azmettirenler bakımından 82/1-d’nin şartları bulunmadığından hükümdeki “82/1-d-k” ibaresi “82/1-k” olarak düzeltilmiştir. Aynı dosyada Yargıtay Ceza Genel Kurulu daha sonra 2013/355 E., 2013/456 K. sayılı kararıyla babanın eyleminin töre saikiyle değil haksız tahrik etkisiyle işlendiğini, dayıların azmettirdiğine ilişkin kesin delil bulunmadığını kabul ederek hükümleri bozmuştur.

3- Kadına Karşı Töre Saikiyle Öldürme: 82/1-f ve 82/1-k Birlikte

7406 sayılı Kanun’la 27.05.2022 tarihinden itibaren TCK 82/1-f “Kadına karşı” şeklinde değiştirilmiştir. Bu tarihten sonra işlenen ve mağduru kadın olan töre cinayetlerinde kadına karşı kasten öldürme (TCK 82/1-f) de uygulanır. Bu tarihten önceki fiillerde bent yalnızca “gebe olduğu bilinen kadına karşı” öldürmeyi kapsıyordu; Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2018/3008 E., 2018/5370 K. sayılı ve 12.12.2018 tarihli kararına konu dosyada, gebe olduğu bilinen torunlarını töre saikiyle öldürmeye azmettiren sanıklar hakkında TCK 38 ve 82/1-d-f-k uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş, hüküm ise usul eksiklikleri nedeniyle bozulmuştur.

4- Çocuğa Karşı Töre Saikiyle Öldürme: 82/1-e ve 82/1-k Birlikte

Töre cinayetinin mağduru 18 yaşından küçükse çocuğa veya kendini savunamayacak kişiye karşı öldürme (TCK 82/1-e) de gerçekleşir. Ancak çocuğun töreye aykırı sayılan bir davranışının bulunması gerekir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2018/4524 E., 2019/724 K. sayılı kararına konu olayda, iki aile arasındaki husumet nedeniyle öldürülen çocuk hakkında 82/1-a-e-k uyarınca kurulan hüküm, maktul çocuğun ailenin namus ve şerefini eksilten bir davranışı bulunmadığından 82/1-k yönünden bozulmuştur.

Töre saikiyle öldürme, öldürmenin yöntemine dayanan bentlerle de birleşebilir. Töreye aykırı davrandığı düşünülen kişinin bulunduğu evin ateşe verilmesi veya patlayıcı kullanılması hâlinde yangın, bombalama veya kimyasal silahla öldürme (TCK 82/1-c) da uygulanır. Töre saiki ile bir suçu işleyememekten duyulan infialle öldürme (TCK 82/1-i) ise farklı saiklerdir: töre cinayetinde fail toplulukta benimsenmiş bir töre kuralı gereği ve bunu bir görev sayarak öldürür; infialle öldürmede ise öfke, failin işlemek isteyip de tamamlayamadığı kendi suçundan doğar. Aynı olayda iki saikin birlikte bulunması istisnaidir ve mahkemenin öldürmenin baskın saikini belirlemesi gerekir.

5- Diğer Bentlerle İlişki

Töre saikiyle öldürülen kişiye ölümünden önce ağır acı çektirilmişse canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme (TCK 82/1-b) de değerlendirilir. Öldürmeden önce mağdur zorla bir yere götürülmüş veya alıkonulmuşsa ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu gündeme gelir. Töre cinayetinin ardından bir tanığın veya delilin ortadan kaldırılması amacıyla ikinci bir öldürme işlenirse o öldürme bakımından bir suçu gizlemek veya yakalanmamak amacıyla öldürme (TCK 82/1-h) uygulanır. Töre saikiyle öldürülen kişi kamu görevlisi ise ve öldürme görevinden kaynaklanmıyorsa kamu görevlisini görevi nedeniyle öldürme (TCK 82/1-g) uygulanmaz.

E- Kusurluluk ve Ceza İndirimleri

1- Takdiri İndirim (TCK 62)

Haksız tahrik uygulanamayan töre cinayetlerinde ceza üzerinde etkili olan temel indirim nedeni takdiri indirimdir. Takdiri indirim uygulanırsa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine müebbet hapis cezası verilir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2012/3499 E., 2012/7105 K. sayılı kararında, sulh ceza hâkimliğindeki sorgusunda suçun sübutunu ve niteliğini ikrarıyla ortaya koyan azmettiren baba hakkında TCK 62’nin uygulanmamasının bozma nedeni olduğu belirtilmiştir. 7406 sayılı Kanun’un 1’inci maddesiyle TCK 62/2’ye eklenen cümleye göre failin duruşmada mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışları takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınamaz. Ayrıntılar için cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi yazısına bakılabilir.

2- Yaş Küçüklüğü ve Çocuk Fail (TCK 31)

Töre cinayetlerinde ailenin, cezasının daha az olacağı düşüncesiyle öldürmeyi bir çocuğa işletmesi sık görülür. Fiili işlediği sırada 18 yaşından küçük olan fail hakkında TCK 31 uygulanır. 7593 sayılı Kanun’la 18.08.2026 tarihinden itibaren TCK 31’deki indirimli cezalar artırılmıştır: 15 yaşını doldurmuş, 18 yaşını doldurmamış kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 19 yıldan 27 yıla kadar; 12 yaşını doldurmuş, 15 yaşını doldurmamış ve kusur yeteneği bulunan kişiye 13 yıldan 18 yıla kadar hapis cezası verilir. Bu değişiklikten önce işlenen fiillerde daha lehe olan eski oranlar uygulanır. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2012/3499 E., 2012/7105 K. sayılı kararına konu olayda, babasının azmettirmesiyle kız kardeşini töre saikiyle öldüren çocuk hakkında TCK 82/1-d-k, 31/3 ve 62 uyarınca verilen 20 yıl hapis cezası onanmıştır.

Aynı Kanun’la TCK 31’e eklenen 4’üncü fıkraya göre mahkeme; kasta dayalı kusurun ağırlığını, güdülen amaç ve saiki, suçun işleniş şeklini veya failin daha önce kasıtlı bir suçtan hapis cezasına mahkûm edilmiş olmasını göz önünde tutarak, kasten öldürme suçunu işleyen 15-18 yaş grubundaki çocuk hakkında üçüncü fıkradaki indirimi uygulamayabilir; 12-15 yaş grubundaki ve kusur yeteneği bulunan çocuk hakkında ise ikinci fıkra yerine üçüncü fıkrayı uygulayabilir. Töre saiki, fıkrada sayılan “güdülen amaç ve saik” ölçütü bakımından doğrudan tartışılacak niteliktedir. Yaş küçüklüğüne ilişkin genel esaslar için kusur yeteneğini etkileyen haller (TCK 31-34) yazısına, yargılamanın yapıldığı mahkeme için çocuk mahkemesi ve çocuk ağır ceza mahkemesi yazısına bakılabilir.

3- Akıl Hastalığı (TCK 32)

Fiil sırasında işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan faile ceza verilmez, güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu yetenek tamamen ortadan kalkmamış ancak azalmışsa TCK 32/2 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 25 yıl hapis cezası verilir. Akıl hastalığı iddiası Adli Tıp Kurumu raporuyla değerlendirilir.

4- Hukuka Uygunluk Nedenleri

Töre, örf veya gelenek hiçbir koşulda hukuka uygunluk nedeni değildir. Ailenin “namusunu temizleme” düşüncesi, mağdurun rızası veya topluluğun onayı öldürmeyi hukuka uygun hâle getirmez. Meşru savunma (TCK 25) ancak mağdurun faile yönelik, hâlen devam eden haksız bir saldırısı bulunduğunda tartışılabilir; böyle bir durumda zaten töre saikinden değil, savunma iradesinden söz edilir.

F- Cezası ve Yaptırım İçin Diğer Şartlar

1- Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis ve İnfazı

TCK 82/1-k’nin yaptırımı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlünün hayatı boyunca devam eder ve sıkı güvenlik rejimine göre infaz edilir. 5275 sayılı Kanun’un 107’nci maddesine göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlü 30 yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlü 24 yılını infaz kurumunda iyi hâlli olarak geçirirse koşullu salıverilmeden yararlanabilir. Teşebbüs veya yaş küçüklüğü nedeniyle süreli hapis cezasına mahkûm olunması hâlinde, kasten öldürme suçları (TCK 81, 82 ve 83) bakımından 7242 sayılı Kanun’la getirilen özel rejim uygulanır ve cezanın üçte ikisinin infazı aranır. Hükümle birlikte TCK m.53’teki belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirine de hükmedilir.

2- Ceza Hesaplama Örnekleri

OlayUygulanan hükümlerSonuç ceza
Töre saikiyle öldürmeTCK 82/1-kAğırlaştırılmış müebbet hapis
Aile kararıyla, planlanarak kız kardeşi öldürmeTCK 82/1-a-d-k (27.05.2022 sonrası f de)Ağırlaştırılmış müebbet hapis (tek ceza)
Öldürmeyi oğluna veya bir çocuğa işleten aile büyüğüTCK 38/1-2, 82/1-kAğırlaştırılmış müebbet hapis
Takdiri indirim uygulanırsaTCK 82/1-k, 62Müebbet hapis
Olası kastla başka birinin ölümüTCK 82/1-k, 21/2Müebbet hapis
Teşebbüs (7550 sayılı Kanun sonrası)TCK 82/1-k, 35/214 yıldan 21 yıla kadar hapis
Yardım eden (silah temini, mağdurun yerini bildirme)TCK 82/1-k, 39/115 yıldan 20 yıla kadar hapis
Fail 15-18 yaş arasında (18.08.2026 sonrası)TCK 82/1-k, 31/319 yıldan 27 yıla kadar hapis (31/4 saklı)
Fail 12-15 yaş arasında ve kusur yeteneği varTCK 82/1-k, 31/213 yıldan 18 yıla kadar hapis
Azalmış akıl hastalığıTCK 82/1-k, 32/225 yıl hapis
Töre saiki ispatlanamazsa, başka nitelikli hâl ve tahrik yoksaTCK 81Müebbet hapis
Haksız tahrik varsa ve başka nitelikli hâl yoksaTCK 81, 2912 yıldan 18 yıla kadar hapis
Haksız tahrik ile tasarlama veya akrabalık birlikteyseTCK 82/1-a veya d, 2918 yıldan 24 yıla kadar hapis

3- Şikâyet, Uzlaştırma ve Kişisel Cezasızlık

TCK 82/1-k’deki suç şikâyete bağlı değildir; soruşturma ve kovuşturma re’sen yapılır. Maktulün yakınlarının, çoğu zaman failin de yakını olan aile bireylerinin şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/613 E., 2025/43 K. sayılı kararına konu dosyada maktulün annesi, babası ve amcası kovuşturma aşamasında şikâyetlerinden vazgeçmiş, ancak yargılama devam etmiştir. Suç uzlaştırma kapsamında değildir; etkin pişmanlık, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve seçenek yaptırımlar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bakımından uygulanamaz.

G- Teşebbüs, İştirak ve İçtima

1- Teşebbüs

Töre saikiyle bir kişiyi öldürmeye elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle ölüm neticesini gerçekleştiremeyen fail, TCK 35 uyarınca teşebbüsten sorumlu olur. 7550 sayılı Kanun’un 8’inci maddesiyle TCK 35/2 değiştirilmiş; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda teşebbüs cezası 13 yıldan 20 yıla kadar hapisten 14 yıldan 21 yıla kadar hapse çıkarılmıştır. Bu değişiklikten önce işlenen fiillerde lehe olan eski aralık uygulanır. Teşebbüs aşamasına ilişkin genel esaslar için suça teşebbüs (TCK 35) yazısına bakılabilir.

Aile meclisinin bir kişinin öldürülmesine karar vermesi veya failin silah temin etmesi tek başına teşebbüs oluşturmaz; bunlar hazırlık hareketleridir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/613 E., 2025/43 K. sayılı kararına konu olayda, öldürülmesine önceden karar verildiği ileri sürülen kadın mağdur, sürüklenerek olay yerinden uzaklaştırılmış ve jandarma gelene kadar sanığın yanında kalmıştır. Ceza Genel Kurulu, mağdurun boğulmaya çalışıldığı iddiasını doğrulayan adli bulgu bulunmadığını, sanıkların öldürme için yeterli zaman ve imkânları olmasına karşın doğrudan doğruya icra hareketlerine başlamadıklarını belirterek mağdura yönelik nitelikli öldürmeye teşebbüs ve azmettirme suçlamalarından beraat kararı verilmesi gerektiğine karar vermiştir. Aynı olayda maktulü bıçaklarken araya giren mağdurun sırtına bir kez bıçakla vuran ve saldırısını kendiliğinden sürdürmeyen sanığın eylemi ise kasten yaralama olarak nitelendirilmiştir.

2- Azmettirme: Aile Büyüklerinin Sorumluluğu

Töre cinayetlerinde öldürme kararını çoğu zaman tetiği çeken kişi değil, aile büyükleri verir. TCK 38/1’e göre başkasını suç işlemeye azmettiren kişi işlenen suçun cezası ile cezalandırılır. Töre saikiyle öldürmeye azmettiren de bu nedenle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alır. TCK 38/2’ye göre üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılarak suça azmettirme hâlinde azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır; çocukların suça azmettirilmesinde bu artırım için üstsoy ve altsoy ilişkisi aranmaz. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası oransal artırıma elverişli olmadığından TCK 38/2 bu cezada hükümde gösterilir; artırımın sayısal etkisi ise ceza teşebbüs gibi nedenlerle süreli hapse döndüğünde ortaya çıkar. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2012/3499 E., 2012/7105 K. sayılı kararına konu olayda, oğluna kız kardeşini öldürten baba hakkında hüküm TCK 38/2 delaletiyle 82/1-d-k uyarınca kurulmuş; Daire, hükümde cezanın “ağırlaştırılmış müebbet hapis” yerine “ağırlaştırılmış hapis” olarak yazılmasını ve sorgusunda suçu ikrar eden babaya takdiri indirim uygulanmamasını bozma nedeni yapmıştır.

Azmettirme, henüz suç işleme kararı olmayan bir kişide bu kararın oluşturulmasıdır; fail daha önce karar vermişse azmettirme değil, manevi yardım söz konusu olur. Azmettirmenin her türlü şüpheden uzak delillerle ispatlanması gerekir ve aile içindeki tanıkların sonradan değişen beyanları bu bakımdan yeterli görülmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/355 E., 2013/456 K. sayılı kararında, maktulenin kız kardeşinin savcılıktaki ilk ifadesinde dayılarının babasına “kızını öldür, namusunu temizle” dediğini anlatmasına karşın sonraki bütün aşamalarda bu anlatımını geri alması ve diğer tanık beyanlarıyla doğrulanmaması karşısında, dayıların azmettirmeden beraatlerine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2012/3499 E., 2012/7105 K. sayılı kararında da maktulenin eşinin azmettirdiğine ilişkin kesin delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir; Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2017/1971 E., 2018/954 K. sayılı ve 05.03.2018 tarihli kararında da oğlunu azmettirdiği iddia edilen baba hakkında aynı gerekçeyle bozma kararı verilmiştir.

3- Çocuğa Töre Cinayeti İşletilmesi

Ailenin öldürmeyi bir çocuğa işletmesi, hem çocuk hem de aile büyükleri bakımından farklı sonuçlar doğurur. Suça sürüklenen çocuk TCK 31’deki indirimden yararlanır; ancak 7593 sayılı Kanun’la eklenen TCK 31/4 uyarınca 15-18 yaş grubundaki çocuk hakkında güdülen saik gözetilerek bu indirim uygulanmayabilir. Çocuğu azmettiren aile büyüğü ise indirimden yararlanmaz, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alır ve TCK 38/2 hükmü uygulanır. Azmettirenin belli olmaması hâlinde, kim olduğunun ortaya çıkarılmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında TCK 38/3 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir; bu hüküm, aile baskısıyla suç işleyen gençlerin azmettirenleri açıklamasını teşvik eden önemli bir düzenlemedir.

4- Müşterek Faillik, Yardım Etme ve Saikin Her Suç Ortağı İçin Ayrı Değerlendirilmesi

Mağdurun yakalanmasına, araca bindirilmesine, ıssız bir yere götürülmesine veya kaçmasının engellenmesine katılan kişiler, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurmuşlarsa TCK 37 uyarınca müşterek fail olarak cezalandırılır. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2025/4276 E., 2025/7107 K. sayılı kararında, birlikte suç işleme iradesiyle hareket edip maktulün taksisine birlikte binen ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet kuran sanığın yardım eden değil asli fail olarak cezalandırılması gerektiği belirtilmiştir. Silah temin eden veya mağdurun yerini bildiren ancak fiil üzerinde hâkimiyeti bulunmayan kişi ise TCK 39 uyarınca yardım eden olarak 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası alır.

Töre saiki kişisel bir unsurdur ve her suç ortağı bakımından ayrı değerlendirilir. TCK 40/1 uyarınca suça iştirak eden her kişi kendi kusurlu davranışına göre cezalandırılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/613 E., 2025/43 K. sayılı kararına konu olayda, öldürme diğer sanıklar bakımından töre saikiyle gerçekleştirilmiş olsa da, eşinin maktulle ilişkisinin doğrudan muhatabı olan ve haksız tahrik altında hareket eden koca bakımından töre saiki kabul edilmemiştir. Faillik ve şeriklik ayrımının genel esasları için şeriklik yazısına bakılabilir.

5- İçtima ve Aile Bireylerinin Diğer Suçları

TCK 43/3 uyarınca kasten öldürme suçunda zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Bu nedenle töre saikiyle hem kadını hem de birlikte olduğu erkeği öldüren faile her maktul için ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

Öldürmeden önce mağdurun zorla bir yere götürülmesi veya alıkonulması kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, olay öncesindeki ölüm tehditleri tehdit, ruhsatsız silah kullanılması 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçlarını ayrıca oluşturabilir. Olaydan sonra faili saklayan veya delilleri gizleyen kişiler bakımından suçluyu kayırma (TCK 283) ve suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme (TCK 281) suçları gündeme gelir. TCK 283/3 uyarınca suçluyu kayırma suçunun failin üstsoyu, altsoyu, eşi veya kardeşi tarafından işlenmesi hâlinde ceza verilmez; Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2012/3490 E., 2013/665 K. sayılı kararına konu dosyada maktulenin annesi hakkında TCK 283/3 uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar bu nedenle onanmıştır. İçtima kurallarının genel esasları için suçların içtimaı yazısına bakılabilir.

H- Soruşturma ve Yargılama Usulü

1- Görevli Mahkeme, Tutuklama ve Zorunlu Müdafi

TCK 82/1-k’deki suça ağır ceza mahkemesi bakar; failin 18 yaşından küçük olması hâlinde görevli mahkeme çocuk ağır ceza mahkemesidir. Kasten öldürme suçları CMK m.100/3-a’daki katalog suçlar arasında yer aldığından kuvvetli suç şüphesinin varlığı hâlinde tutuklama nedeni var sayılabilir. Suçun alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezası olduğundan CMK m.150/3 uyarınca şüpheli veya sanığa zorunlu müdafi atanır. Temyiz incelemesi Yargıtay 1. Ceza Dairesince yapılır.

2- Delil: Töre Saikinin İspatı

Saik failin iç dünyasına ait olduğundan, ancak dış dünyaya yansıyan olgularla ispatlanabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012/76 E., 2012/258 K. sayılı ve 2013/355 E., 2013/456 K. sayılı kararlarında, eylemin töre saikiyle gerçekleştirildiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle 82/1-k uygulanmamıştır. Uygulamada saikin ispatında şu deliller belirleyicidir:

  1. Mağdurun töreye aykırı sayılan davranışı (kaçma, evlilik dışı ilişki, ailenin istemediği evlilik) ile öldürme arasındaki zaman ve olay bağlantısı,
  2. Aile meclisi veya aile içi toplantılara ilişkin tanık beyanları,
  3. HTS kayıtları ve aile bireyleri arasındaki olay öncesi ve sonrası telefon görüşmeleri,
  4. Mağdura gönderilen tehdit mesajları; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/613 E., 2025/43 K. sayılı kararına konu olayda maktule gönderilen ölüm tehditleri bilirkişi raporuyla dosyaya getirilmiştir,
  5. Failin olay sonrasındaki sözleri; teslim olurken veya iletişimin tespiti kayıtlarında “namusumuzu temizledik” gibi ifadeler,
  6. Olaydan sonra failin aile ve çevresi tarafından sahiplenilip sahiplenilmediği, korunup korunmadığı,
  7. Mağdurun daha önce yetkili makamlara koruma talebiyle başvurup başvurmadığı.

Aile içi tanıkların büyük kısmı failin veya mağdurun yakınıdır. Bu kişiler CMK m.45 uyarınca tanıklıktan çekinme hakkına sahiptir ve beyanları aşamalar arasında sık sık değişir. Bu nedenle soruşturmanın ilk aşamasında alınan beyanların usulüne uygun alınması ve diğer delillerle desteklenmesi dosyanın sonucunu doğrudan etkiler.

3- Davaya Katılma

Maktulün eşi, çocukları, anne-babası ve kardeşleri davaya katılan olarak yer alabilir; ancak töre cinayetlerinde bu kişilerin bir kısmı aynı zamanda sanık veya sanık yakını olduğundan katılma talepleri ve vazgeçmeleri dikkatle değerlendirilir. Suçtan doğrudan zarar görmeyen kuruluşların katılma talepleri ise kabul edilmez. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 2018/3008 E., 2018/5370 K. sayılı kararında, suçtan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan bir baronun kadın hakları komisyonu hakkında verilen katılma kararının hukuki değerden yoksun olduğu ve hükmü temyize hak vermeyeceği belirtilmiş; aynı kararda davaya katılan ve kendisini vekille temsil ettiren Bakanlık lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi bozma nedenleri arasında sayılmıştır.

4- Dava ve Ceza Zamanaşımı

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı TCK m.66/1-a uyarınca 30 yıldır; ceza zamanaşımı ise TCK m.68/1-a uyarınca 40 yıldır. TCK m.66/2 uyarınca fiili işlediği sırada 12-15 yaş grubundaki çocuklar için dava zamanaşımı süresinin yarısı, 15-18 yaş grubundakiler için üçte ikisi uygulanır. Ayrıntılar için dava zamanaşımı ve ceza zamanaşımı yazılarına bakılabilir.

I- TCK 82/1-k’nin Uygulanmadığı ve TCK 81’e Dönülen Durumlar

Aşağıdaki durumlarda başka bir nitelikli hâl yoksa fail TCK 82/1-k’den değil, TCK 81’deki temel kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasıyla cezalandırılır; haksız tahrik varsa ceza ayrıca indirilir:

  1. Öldürmenin failin kendi kişisel namus anlayışı, kıskançlığı veya duygusal bir ilişkinin bitmesinden kaynaklanan öfkesiyle işlenmesi,
  2. Anlık bir tartışma veya kavga sırasında, toplumsal bir beklenti olmaksızın öldürme kararının verilmesi,
  3. Mağdurun fail bakımından hukuken haksız bir fiil oluşturan davranışı nedeniyle haksız tahrikin koşullarının bulunması,
  4. Mağdurun töreye aykırı sayılan davranışla hiçbir bağlantısının olmaması, öldürmenin aileler arasındaki başka bir husumetten kaynaklanması,
  5. Önceki bir öldürme olayının öcünü alma saikiyle hareket edilmesi (bu durumda TCK 82/1-j tartışılır),
  6. Töre saikinin, tanık beyanları değişken olduğu için veya başka delillerle desteklenmediği için her türlü şüpheden uzak biçimde ispatlanamaması,
  7. Failin olay sonrası tutum ve pişmanlığının, görev bilinciyle değil anlık bir hiddetle hareket ettiğini göstermesi.

J- Töre Saikiyle Öldürme Suçlamasında Savunmada ve Katılan Vekilliğinde Dikkat Edilecek Noktalar

Bu tür dosyalarda savunma ve katılan vekilliği bakımından şu noktalar dosyanın sonucunu doğrudan etkiler:

  1. Öldürmenin nedeninin somut delillerle ortaya konulması; töre saiki mi, kişisel namus anlayışı mı, yoksa haksız bir fiilin yarattığı öfke mi olduğunun ayrıştırılması,
  2. Mağdurun davranışının fail bakımından hukuken haksız fiil oluşturup oluşturmadığının, doğrudan muhatabının kim olduğunun değerlendirilmesi,
  3. Aile meclisi veya aile içi toplantı iddialarının HTS kayıtları, tanık beyanları ve mesaj içerikleriyle araştırılması; değişen tanık beyanlarının hangi aşamada ve hangi koşullarda alındığının denetlenmesi,
  4. Azmettirme iddiasında failin suç işleme kararının azmettiren tarafından mı oluşturulduğu, yoksa önceden var olan kararın mı güçlendirildiği ayrımının yapılması,
  5. Fail çocuksa yaşının ve kusur yeteneğinin belirlenmesi, TCK 31/4’ün uygulanma koşullarının ve azmettirenin TCK 38/2 kapsamındaki sorumluluğunun ayrıca değerlendirilmesi,
  6. Tasarlama (82/1-a), akrabalık (82/1-d), kadına karşı (82/1-f) ve çocuğa karşı (82/1-e) bentlerinin her sanık bakımından ayrı ayrı denetlenmesi,
  7. Mağdura yönelik eylemin teşebbüs aşamasına ulaşıp ulaşmadığının, hazırlık hareketi ile icra hareketi ayrımı bakımından incelenmesi,
  8. İddianamede gösterilmeyen 82/1-k veya başka bir bent için CMK m.226 uyarınca ek savunma hakkının kullandırılıp kullandırılmadığının denetlenmesi.

Sonuç

Töre saikiyle öldürme suçu, TCK 82/1-k uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren nitelikli bir kasten öldürme hâlidir ve koşullu salıverilme için 30 yılın infazı gerekir. Kanun töre kavramını tanımlamamıştır; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/138 E., 2011/130 K. sayılı kararından bu yana yerleşik uygulamaya göre namus saikiyle işlenen her öldürme töre saiki sayılmaz. Bendin uygulanması için mağdurun toplulukta benimsenmiş bir yaşam biçimine aykırı davrandığının düşünülmesi, bu aykırılığın ölümle cezalandırılmasının toplumca beklenmesi ve failin bu beklentiyle, görev bilinciyle hareket etmesi gerekir. Aile meclisi kararı şart değildir, ancak saikin ispatında güçlü bir delildir. Haksız tahrikin koşulları bulunan olaylarda töre saiki uygulanmaz; bu durumda ceza tahrik indirimiyle belirlenir. Öldürmeyi bir aile bireyine veya çocuğa işleten kişi azmettiren olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alır. Takdiri indirim hâlinde ceza müebbet hapse iner; teşebbüste ise 14-21 yıl hapis cezası verilir.

Sık Sorulan Sorular

Töre cinayetinin cezası nedir?

Töre saikiyle kasten öldürme TCK 82/1-k uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirir. Hükümlü 30 yılı iyi hâlli geçirirse koşullu salıverilmeden yararlanabilir. Bu suçta haksız tahrik indirimi uygulanmaz; takdiri indirim uygulanırsa ceza müebbet hapse iner. Suç teşebbüs aşamasında kalırsa 14 yıldan 21 yıla kadar hapis cezası verilir.

Töre saiki ile namus saiki aynı şey mi?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2011/138 E., 2011/130 K. sayılı kararına göre kanun koyucu bilinçli olarak “töre saiki” kavramını kullanmış, “namus saiki” kavramına yer vermemiştir. Toplulukta kabul edilen bir töre gereğince işlenen namus cinayeti 82/1-k kapsamına girer; failin kendi kişisel namus anlayışıyla işlediği öldürme ise bu kapsamda değildir ve TCK 81 uygulanır.

Töre saikiyle öldürme için aile meclisi kararı şart mı?

Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2010/56 E., 2010/111 K. sayılı kararına göre aile meclisi kararı aranmasının yasal dayanağı yoktur ve bu suç tek bir fail tarafından anlık bir kararla da işlenebilir. Aile meclisi kararının varlığı ise saikin ve çoğu zaman tasarlamanın ispatında güçlü bir delildir.

Töre cinayetinde haksız tahrik indirimi uygulanır mı?

Hayır. Madde gerekçesine göre bendin uygulanabilmesi için somut olayda haksız tahrikin koşullarının bulunmaması gerekir. Mağdurun fail bakımından haksız bir fiili varsa töre saiki uygulanmaz; bu durumda başka nitelikli hâl yoksa TCK 81 ve 29 uyarınca 12-18 yıl, tasarlama veya akrabalık varsa 18-24 yıl hapis cezası verilir.

Kızını veya kız kardeşini töre saikiyle öldüren kişiye ne ceza verilir?

Kızını veya kız kardeşini töre saikiyle öldüren kişi TCK 82/1-d ve 82/1-k uyarınca, 27.05.2022 sonrasındaki fiillerde 82/1-f de uygulanarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alır. Birden fazla bendin gerçekleşmesi tek ceza verilmesini değiştirmez, ancak takdiri indirim kararında dikkate alınabilir.

Töre cinayetini çocuğa işleten aile büyüğüne ne ceza verilir?

Öldürmeyi bir çocuğa işleten aile büyüğü TCK 38 uyarınca azmettiren olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alır. TCK 38/2’ye göre çocukların suça azmettirilmesinde ve üstsoy-altsoy ilişkisinden doğan nüfuzun kullanılmasında azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Çocuk fail ise TCK 31’deki indirimden yararlanır.

Töre cinayeti işleyen çocuğun cezası nedir?

18.08.2026 sonrasındaki fiillerde 15-18 yaş grubundaki çocuğa ağırlaştırılmış müebbet yerine 19-27 yıl, 12-15 yaş grubundaki ve kusur yeteneği bulunan çocuğa 13-18 yıl hapis cezası verilir. 7593 sayılı Kanun’la eklenen TCK 31/4 uyarınca mahkeme güdülen saiki gözeterek 15-18 yaş grubundaki çocuk hakkında indirimi hiç uygulamayabilir.

Töre saikiyle sadece kadınlar mı öldürülebilir?

Hayır. TCK 82/1-k’de mağdur bakımından bir sınırlama yoktur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2010/56 E., 2010/111 K. sayılı kararında, dul annelerinin bir erkekle ilişkisini namus sorunu sayan oğulların bu erkeği öldürmesi töre saikiyle öldürme kabul edilmiştir. Mağdur kadınsa 27.05.2022 sonrasında ayrıca 82/1-f uygulanır.

Eşini aldatan kişiyi öldürmek töre saikiyle öldürme sayılır mı?

Genellikle hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/613 E., 2025/43 K. sayılı kararına göre eşiyle ilişkisi olan kişinin eylemleri koca bakımından haksız fiil oluşturur ve haksız tahrik koşulları bulunduğunda töre saiki uygulanmaz. Bu durumda tasarlama varsa TCK 82/1-a ve 29 uyarınca 18-24 yıl hapis cezası verilir.

Töre cinayeti ile kan davası arasındaki fark nedir?

Kan gütme saikiyle öldürmede (TCK 82/1-j) daha önce bir ölüm olayı yaşanmış olması ve failin bu ölümün öcünü almak için hareket etmesi şarttır. Töre saikiyle öldürmede ise önceki bir ölüm aranmaz; tetikleyici olay mağdurun töreye aykırı sayılan davranışıdır. Her iki bentte de fail görev bilinciyle hareket eder, haksız tahrik uygulanmaz ve ceza ağırlaştırılmış müebbet hapistir.

Töre saikiyle öldürmeye yardım edenin cezası nedir?

Silah temin eden, mağdurun yerini bildiren veya kaçmasını engellemeden yalnızca destek olan kişi TCK 39/1 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet yerine 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası alır. Mağdurun yakalanması ve öldürülmesinde fiil üzerinde ortak hâkimiyet kuran kişi ise yardım eden değil, TCK 37 uyarınca müşterek fail olarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alır.

Aile meclisine katılan herkes ceza alır mı?

Hayır. Toplantıda bulunmak tek başına azmettirme sayılmaz. Azmettirme, failde henüz bulunmayan suç işleme kararının oluşturulmasıdır ve her türlü şüpheden uzak delillerle ispatlanmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/355 E., 2013/456 K. sayılı kararında, sonradan geri alınan ve diğer delillerle doğrulanmayan tanık beyanına dayanılarak azmettirmeden hüküm kurulamayacağı kabul edilmiştir.

Töre cinayeti davasına hangi mahkeme bakar ve zamanaşımı kaç yıldır?

TCK 82/1-k’deki suça ağır ceza mahkemesi bakar; fail 18 yaşından küçükse görevli mahkeme çocuk ağır ceza mahkemesidir. Suç şikâyete bağlı değildir, uzlaştırma uygulanmaz ve aile bireylerinin şikâyetten vazgeçmesi davayı düşürmez. Dava zamanaşımı TCK 66/1-a uyarınca 30 yıl, ceza zamanaşımı TCK 68/1-a uyarınca 40 yıldır. Temyiz incelemesini Yargıtay 1. Ceza Dairesi yapar.

Töre saikiyle öldürmeye teşebbüsün cezası nedir?

Töre saikiyle bir kişiyi öldürmeye teşebbüs eden kişiye, 7550 sayılı Kanun’la değişik TCK 35/2 uyarınca 14 yıldan 21 yıla kadar hapis cezası verilir; bu değişiklikten önceki fiillerde 13-20 yıl uygulanır. Aile meclisinin karar vermesi veya silah temin edilmesi tek başına teşebbüs sayılmaz; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2022/613 E., 2025/43 K. sayılı kararında icra hareketlerine başlanmayan mağdur bakımından beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir. Töre saikiyle öldürme ya da bu suça azmettirme veya teşebbüs isnadıyla yürütülen bir soruşturma veya kovuşturmada şüpheli, sanık ya da maktul yakını olarak yer alıyorsanız, süreç hakkında bilgi almak için ağır ceza mahkemesindeki davalarda avukatlık hizmeti sayfasını inceleyebilirsiniz.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir