Adliyeye Karşı Suçlar (TCK 267-298)

adliyeye karşı suçlar

İçindekiler

Adliyeye karşı suçlar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, İkinci Bölümünde 267 ile 298. maddeler arasında düzenlenen ve ortak paydası yargı faaliyetinin gerçeğe uygun, güvenilir ve etkin biçimde yürümesini korumak olan 28 bağımsız suç tipinden oluşan bir suç grubudur. Bu bölümdeki cezalar, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüste (TCK 288) yalnızca elli günden az olmamak üzere adli para cezası ile başlar; temel hâllerde çoğunlukla 1 aydan 5 yıla kadar hapis aralığında kalır; iftira ve yalan tanıklık sonucunda mağdurun müebbet hapse mahkûm olduğu en ağır hâllerde ise 20 yıldan 30 yıla, mahkûmiyetin infazına başlanmışsa iftirada 30 yıldan 45 yıla kadar hapse çıkar. Bölümdeki suçların tamamı re’sen soruşturulur, hiçbiri şikâyete bağlı değildir ve hiçbiri uzlaştırma kapsamında değildir.

Adliyeye Karşı Suçlar Nedir?

Adliyeye karşı suçlar, tek bir kişinin malvarlığını veya vücut bütünlüğünü değil, devletin yargı fonksiyonunu korur. Soruşturmanın haksız yere başlatılması, tanığın veya bilirkişinin gerçeğe aykırı beyanı, delillerin yok edilmesi, failin kaçırılması ya da cezaevinin güvenliğinin bozulması, yargının doğru karara ulaşmasını ve verdiği kararın infazını doğrudan engeller. Kanun koyucu bu nedenle söz konusu fiilleri “Millete ve Devlete Karşı Suçlar” kısmının içinde, ayrı bir bölüm olarak düzenlemiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/172 E., 2018/435 K. sayılı ve 16.10.2018 tarihli kararında, bu bölümde yer alan aklama suçu bakımından suçun hukuki konusunun adil yargılanma hakkı ve adliyeye ilişkin yarar olduğunu, suçun mağdurunun ise toplumu oluşturan herkes olduğunu belirtmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/250 E., 2020/520 K. sayılı ve 15.12.2020 tarihli kararı da suçluyu kayırma suçunun adli işlemlerin sağlıklı yürütülmesini ve adil yargılanma hakkını koruduğunu vurgulamıştır. Bu iki karar, bölümün tamamına yayılan ortak mantığı gösterir: korunan değer öncelikle adliyenin işleyişidir; somut bir kişinin zarar görmesi çoğu suçta ikinci plandadır.

Bu yaklaşımın uygulamada üç önemli sonucu vardır. Birincisi, bölümdeki suçların hiçbiri şikâyete bağlı değildir; mağdur şikâyetini geri alsa bile soruşturma devam eder. İkincisi, suçların hiçbiri uzlaştırma kapsamında değildir. Üçüncüsü, iftira gibi bireysel mağduru da olan suçlarda bile zarar gören kişinin davaya katılma hakkı, korunan hukuki değerin bu ikili yapısı üzerinden tartışılır.

Yargıtay Kararları Işığında Adliyeye Karşı Suçların Ortak Özellikleri

Adliyeye karşı suçlar birbirinden çok farklı fiilleri düzenlese de Yargıtay içtihatlarıyla ortaya konulan bazı ortak özellikler taşır. Maddeler hâlinde saymak gerekirse adliyeye karşı suçlarda;

  1. Korunan hukuki değer, yargı faaliyetinin gerçeğe uygun, güvenilir ve etkin işleyişidir.
  2. Suçların tamamı re’sen soruşturulur; şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.
  3. Suçların hiçbiri uzlaştırma kapsamında değildir.
  4. Suçlar kural olarak yalnızca kasten işlenebilir; taksirli hâl istisnaidir (TCK 289/3 ve 294/8).
  5. Birçok suçta yakın akrabalar lehine cezasızlık veya indirim öngörülmüştür (TCK 270, 273, 278, 283, 284, 294).
  6. Birçok suçta, gerçeğin zamanında ortaya çıkmasını teşvik eden etkin pişmanlık hükümleri vardır (TCK 269, 274, 275, 281, 289, 293, 297).
  7. Kamu görevlisi tarafından işlenmesi, birçok suçta cezayı artıran nitelikli hâldir (TCK 279, 281, 283, 284, 285).
  8. Davaya kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar; cezanın üst sınırı 10 yılı aşan ağır hâllerde ağır ceza mahkemesi görevlidir.

Adliyeye Karşı Suçlar Listesi, Cezaları ve Zamanaşımı Süreleri

Aşağıdaki tablo, TCK 267-298 arasındaki 28 bağımsız suç tipini, temel hâlin cezasını ve temel hâl için dava zamanaşımı süresini topluca göstermektedir. Nitelikli hâller ve indirimler ilgili suçun bölümünde ve ayrıntılı yazısında ele alınmıştır.

MaddeSuçTemel cezaDava zamanaşımı
TCK 267İftira1-4 yıl hapis8 yıl (fiilin işlenmediğinin sabit olduğu tarihten)
TCK 268Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılmasıİftira hükümlerine göre: 1-4 yıl hapis8 yıl
TCK 270Suç üstlenme2 yıla kadar hapis8 yıl
TCK 271Suç uydurma3 yıla kadar hapis8 yıl
TCK 272Yalan tanıklıkSoruşturmada 4 ay-1 yıl; mahkemede 1-3 yıl hapis8 yıl
TCK 275Yalan yere yemin1-5 yıl hapis8 yıl
TCK 276Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık3-7 yıl hapis15 yıl
TCK 277Yargı görevi yapanı etkileme2-4 yıl hapis (iltimasta 6 ay-2 yıl)8 yıl
TCK 278Suçu bildirmeme1 yıla kadar hapis8 yıl
TCK 279Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi6 ay-2 yıl hapis8 yıl
TCK 280Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi1 yıla kadar hapis8 yıl
TCK 281Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme6 ay-5 yıl hapis8 yıl
TCK 282Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama3-7 yıl hapis ve 20.000 güne kadar adli para15 yıl
TCK 283Suçluyu kayırma6 ay-5 yıl hapis8 yıl
TCK 284Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme1 yıla kadar hapis8 yıl
TCK 285Gizliliğin ihlali1-3 yıl hapis veya adli para8 yıl
TCK 286Ses veya görüntülerin kayda alınması6 aya kadar hapis8 yıl
TCK 287Genital muayene3 ay-1 yıl hapis8 yıl
TCK 288Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüsEn az 50 gün adli para8 yıl
TCK 289Muhafaza görevini kötüye kullanma3 ay-2 yıl hapis ve 3.000 güne kadar adli para8 yıl
TCK 290Resmen teslim olunan mala elkonulması ve bozulması3 ay-1 yıl hapis (f.1)8 yıl
TCK 291Başkası yerine ceza infaz kurumuna veya tutukevine girme6 ay-2 yıl hapis8 yıl
TCK 292Hükümlü veya tutuklunun kaçması6 ay-1 yıl hapis8 yıl
TCK 294Kaçmaya imkân sağlamaTutuklu için 1-3 yıl; hükümlü için 2-5 yıl hapis8 yıl
TCK 295Muhafızın görevini kötüye kullanması6 ay-2 yıl hapis8 yıl
TCK 296Hükümlü veya tutukluların ayaklanması6 ay-3 yıl hapis8 yıl
TCK 297İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmakSilah, uyuşturucu, telefon için 2-5 yıl hapis8 yıl
TCK 298Hak kullanımını ve beslenmeyi engelleme1-3 yıl hapis (beslenmede 2-4 yıl)8 yıl

Tablodaki zamanaşımı süreleri, temel hâlin üst sınırı esas alınarak TCK m.66/1 uyarınca hesaplanmıştır: üst sınırı 5 yılı aşmayan suçlarda 8 yıl, 5 yılı aşıp 20 yılın altında kalan suçlarda 15 yıldır. Kamu görevlisinin işlediği delil karartma ve suçluyu kayırma gibi nitelikli hâllerde üst sınır 7 yıl 6 aya çıktığından süre 15 yıl olur. Bölümde 269, 273, 274 ve 293. maddeler bağımsız suç tanımlamaz; bunlar ilgili suçların etkin pişmanlık ve indirim hükümleridir.

Haksız Soruşturma Başlatılmasına Yönelik Suçlar (TCK 267, 268, 270, 271)

Bu gruptaki dört suç, yargı organlarının gerçekte var olmayan bir suç ya da gerçek dışı bir fail üzerine harekete geçirilmesini cezalandırır. Ortak noktaları, yetkili makamların gerçeğe aykırı bir bilgiyle yanıltılmasıdır; aralarındaki fark ise yanıltmanın kime yöneldiğidir. Masum bir kişiye suç yüklenirse iftira, kişi belirlenemiyorsa suç uydurma, kişi kendisini fail gibi gösteriyorsa suç üstlenme, başkasının kimliği kullanılıyorsa TCK 268 gündeme gelir.

İftira (TCK 267)

İftira, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde bir kimse hakkında soruşturma, kovuşturma veya idari yaptırım başlatılmasını sağlamak amacıyla o kişiye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesidir ve 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Maddi eser ve deliller uydurularak işlenirse ceza yarı oranında artar; mağdurun müebbet hapse mahkûm olması hâlinde ceza 20 yıldan 30 yıla kadar hapse çıkar. Dava zamanaşımı suç tarihinden değil, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar. İftirada etkin pişmanlık TCK 269’da düzenlenmiştir ve indirim oranı, gerçeğin açıklandığı aşamaya göre değişir. Unsurlar, nitelikli hâller ve iftiraya uğrayan kişinin ceza ve tazminat yolları için iftira suçu ve cezası (TCK 267) yazımızı inceleyebilirsiniz.

Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması (TCK 268)

TCK 268, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başka bir kişinin kimliğini veya kimlik bilgilerini kullanan kişiyi iftira hükümlerine göre, temel hâlde 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Anayasa Mahkemesinin 2014/3 E., 2014/95 K. sayılı ve 22.05.2014 tarihli kararına göre bu atıf yalnızca cezayı değil, artırım nedenlerini, zamanaşımını ve etkin pişmanlık indirimlerini de kapsar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/257 E., 2023/82 K. sayılı ve 15.02.2023 tarihli kararıyla, failin kendi suçundan beraat etmesinin bu suçu ortadan kaldırmadığı kabul edilmiştir. Bölümde seri muhakeme usulüne tabi olan suç budur. Kimlik bildirmeme kabahati ve resmi belgede sahtecilikle ayrımı için başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçu sayfamıza bakabilirsiniz.

Suç Üstlenme (TCK 270)

Suç üstlenme, işlemediği bir suçu işlediğini veya katılmadığı bir suça katıldığını yetkili makamlara gerçeğe aykırı olarak bildiren kişinin işlediği suçtur ve 1 aydan 2 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Suç üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenmişse hâkim cezayı dörtte üç oranında indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Uygulamadaki en sık örnek, trafik kazasında alkollü veya ehliyetsiz sürücünün yerine “aracı ben kullanıyordum” diyen kişidir. Bu olaylarda fiilin suç üstlenme mi, suçluyu kayırma mı olduğunun nasıl belirlendiği suç üstlenme suçunun unsurları ve cezası yazımızda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Suç Uydurma (TCK 271)

Suç uydurma, işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar eden ya da işlenmeyen bir suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uyduran kişinin işlediği suçtur ve 1 aydan 3 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. TCK 271’de nitelikli hâl veya etkin pişmanlık hükmü yoktur. Uydurulan suç belirli veya basit bir araştırmayla belirlenebilir bir kişiye yöneltilmişse fiil suç uydurma değil iftira olarak cezalandırılır. Telefonun, aracın veya çekin “çalındı” diye asılsız ihbar edilmesi ve asılsız bomba ihbarı bu suçun tipik görünümleridir; ayrıntılar için suç uydurma suçu (TCK 271) yazımızı okuyabilirsiniz.

Yargılamada Gerçeğe Aykırı Beyan Suçları (TCK 272, 275, 276)

Bu grup, yargı organlarının bilgi kaynaklarını korur: tanığın beyanı, hukuk davasında tarafın yemini ve bilirkişinin ya da tercümanın raporu. Üç suçun ortak özelliği, failin belirli bir sıfatla (tanık, davacı veya davalı, bilirkişi veya tercüman) yargılamaya katılmış olması ve bilerek gerçeğe aykırı davranmasıdır. Gerçeğin hüküm verilmeden önce açıklanması, her üç suçta da cezayı ortadan kaldıran veya azaltan bir etki doğurabilir; ancak gerçeğe aykırı bilirkişilikte kanunda etkin pişmanlık hükmü bulunmaz.

Yalan Tanıklık (TCK 272)

Yalan tanıklık, tanık dinlemeye yetkili bir makam önünde tanık sıfatıyla dinlenen kişinin bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunması, gerçeği inkâr etmesi veya bildiklerini saklamasıyla oluşur. Ceza soruşturma aşamasında 4 aydan 1 yıla, mahkeme huzurunda veya yeminli tanıklıkta 1 yıldan 3 yıla, üst sınırı 3 yılı aşan bir suçun yargılamasında 2 yıldan 4 yıla kadar hapistir; aleyhine tanıklık yapılan kişi müebbet hapse mahkûm olmuşsa 20 yıldan 30 yıla çıkar. TCK 273 yakınını korumak için yalan söyleyen veya tanıklıktan çekinme hakkı hatırlatılmayan tanığa, TCK 274 ise gerçeği zamanında söyleyen tanığa cezasızlık veya indirim imkânı tanır. Kolluk ifadesinin neden yalan tanıklık sayılmadığı yalan tanıklık suçunun cezası yazımızda açıklanmıştır.

Yalan Yere Yemin (TCK 275)

Yalan yere yemin, hukuk davasında davacı veya davalı sıfatıyla kendisine usulüne uygun olarak teklif edilen yemini bilerek gerçeğe aykırı biçimde eda eden kişinin işlediği suçtur ve 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Kişi dava hakkında hüküm verilmeden önce gerçeği söylerse cezaya hükmolunmaz; hükmün icraya konulmasından veya kesinleşmesinden önce gerçeği söylerse ceza yarı oranında indirilir. Bu suç tanıklık değil taraf yemini ile ilgili olduğu için yalan tanıklıktan ayrılır. Yazılı delille ispat kuralı ve yeminin hukuk davasına etkisi için hukuk davasında yalan yere yemin yazımıza göz atabilirsiniz.

Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık (TCK 276)

Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık, mahkeme, Cumhuriyet savcısı veya yemin altında tanık dinleme yetkisine sahip bir merci tarafından görevlendirilen bilirkişinin bilerek gerçeğe aykırı mütalaada bulunması ya da tercümanın ifade veya belgeleri bilerek yanlış tercüme etmesidir ve 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Bu ceza 24.11.2016’da yürürlüğe giren 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu ile 1-3 yıldan 3-7 yıla çıkarılmıştır. Alt sınır 3 yıl olduğundan, ek bir indirim nedeni yoksa hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve paraya çevirme mümkün değildir. Hatalı rapor ile kasten gerçeğe aykırı rapor arasındaki fark için gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu yazımızı inceleyebilirsiniz.

Yargı Organlarını Etkileme ve Yargılamanın Gizliliğine Karşı Suçlar (TCK 277, 285, 286, 287, 288)

Bu grup, yargı görevi yapanların bağımsız karar verebilmesini, soruşturmanın gizliliğini ve adli işlemlerin yalnızca yetkili merciin kararıyla yapılmasını güvence altına alır. Hâkimi, savcıyı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye yönelik girişimler TCK 277 ve 288’de; soruşturma bilgilerinin sızdırılması ve duruşmanın kaydedilmesi TCK 285 ve 286’da; hâkim veya savcı kararı olmadan yapılan genital muayene ise TCK 287’de cezalandırılır.

Yargı Görevi Yapanı Etkileme (TCK 277)

Yargı görevi yapanı etkileme, görülmekte olan bir davada gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla hâkimi, Cumhuriyet savcısını, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs eden kişinin işlediği suçtur ve 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Girişim iltimas derecesini aşmıyorsa ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. 28.06.2014’te yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’la soruşturma evresi madde kapsamından çıkarıldığından, bugün suç ancak açılmış bir dava sırasında işlenebilir. Tanığa “ifadeni değiştir” baskısı yapmanın hangi koşullarda bu suçu oluşturduğu yargı görevi yapanı etkileme suçu (TCK 277) yazımızda ele alınmıştır.

Gizliliğin İhlali (TCK 285)

Gizliliğin ihlali, soruşturmanın gizliliğini alenen ihlal eden, soruşturmanın taraflarından gizli tutulması gereken kararları sızdıran veya kapalı duruşmadaki açıklama ya da görüntüleri ifşa eden kişinin işlediği suçtur ve 1 yıldan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezasını gerektirir. Suç kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenirse ceza yarısına kadar artırılır. Kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayımlanması ise ayrı bir fıkrada 6 aydan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılır. Haber verme hakkının sınırları için soruşturmanın gizliliğini ihlal suçu yazımızı okuyabilirsiniz.

Ses veya Görüntülerin Kayda Alınması (TCK 286)

TCK 286, soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan veya nakleden kişiyi 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Duruşma salonunda cep telefonuyla kayıt almak, savcılıkta veya karakolda verilen ifadeyi gizlice kaydetmek ve duruşmayı internetten canlı yayınlamak bu suçun en sık görülen örnekleridir. Cezanın üst sınırı 6 ayı aşmadığından suç önödeme kapsamındadır: Cumhuriyet savcılığının bildirdiği miktar ve soruşturma giderleri 10 gün içinde ödenirse kamu davası açılmaz. Önödeme hesabı ve sık görülen olaylar için duruşmada ses veya görüntü kaydı alma suçu yazımıza bakabilirsiniz.

Genital Muayene (TCK 287)

Genital muayene suçu, yetkili hâkim veya savcı kararı olmaksızın bir kişiyi genital muayeneye gönderen ya da bu muayeneyi yapan kişiyi cezalandırır ve 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Suçun faili yalnızca hekim veya kamu görevlisi değildir; bir kadını rızası dışında bekâret kontrolüne götüren eş veya aile bireyleri de bu suçun faili olabilir. Bulaşıcı hastalıklar nedeniyle kamu sağlığını korumak amacıyla mevzuata uygun yapılan muayeneler ve hastanın kendi isteğiyle yapılan tıbbi muayeneler suç oluşturmaz. Rızanın etkisi ve CMK’daki beden muayenesi kuralları için bekâret kontrolü ve genital muayene suçu yazımızı inceleyebilirsiniz.

Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs (TCK 288)

Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs, görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada hâkimi, savcıyı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişinin işlediği suçtur ve elli günden az olmamak üzere adli para cezasını gerektirir. Bölümde hapis cezası öngörülmeyen tek suç budur. Basın açıklaması, televizyon konuşması veya herkese açık sosyal medya paylaşımı yoluyla “şu kararı ver” mesajı verilmesi tipik örnektir. TCK 277’den farkı, aleniyetin şart olması ve soruşturma evresini de kapsamasıdır; ayrıntılar için adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçu yazımıza göz atabilirsiniz.

Suçu Bildirme Yükümlülüğünün İhlali (TCK 278, 279, 280, 284)

Bu grup, yetkili makamların işlenen suçlardan ve aranan kişilerden haberdar olmasını sağlamaya yöneliktir. Dört madde, bildirim yükümlülüğünü farklı kişilere yükler: TCK 278 herkese, TCK 279 kamu görevlisine, TCK 280 sağlık mesleği mensubuna, TCK 284 ise tutuklu, hükümlü veya suç delillerinin yerini bilen kişiye. Hangi maddenin uygulanacağı, failin sıfatına ve öğrendiği bilginin niteliğine göre belirlenir.

Suçu Bildirmeme (TCK 278)

Suçu bildirmeme, işlenmekte olan bir suçu veya işlenmiş olmakla birlikte neticelerinin sınırlandırılması hâlâ mümkün olan bir suçu yetkili makamlara bildirmeyen kişinin cezalandırıldığı suçtur ve 1 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Mağdur 15 yaşını bitirmemiş çocuk, engelli veya hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda ise ceza yarı oranında artırılır. Tanıklıktan çekinebilecek eş, üstsoy, altsoy ve kardeş gibi yakınlar hakkında cezaya hükmolunmaz. TCK 75/6 uyarınca 278’in birinci ve ikinci fıkraları önödeme kapsamındadır. Suç ortağının bildirim yükümlülüğü için suçu bildirmeme suçu (TCK 278) yazımızı okuyabilirsiniz.

Kamu Görevlisinin Suçu Bildirmemesi (TCK 279)

Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi, kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenen kamu görevlisinin bunu yetkili makamlara bildirmeyi ihmal etmesi veya geciktirmesiyle oluşur ve 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Suç polis veya jandarma gibi adli kolluk görevlisi tarafından işlenirse ceza yarı oranında artırılır. Şikâyete bağlı suçlar bildirim yükümlülüğü dışında kalır ve kamu görevlisinin kendi suçunu bildirme yükümlülüğü yoktur. Amire yapılan bildirimin değeri ve memuriyete etkisi için kamu görevlisinin suçu bildirmemesi suçu yazımıza bakabilirsiniz.

Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi (TCK 280)

TCK 280, görevini yaparken bir suçun işlendiği yönünde belirtiyle karşılaşmasına rağmen durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bildirimi geciktiren hekim, diş hekimi, eczacı, ebe, hemşire ve diğer sağlık personelini 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Kamu hastanesinde çalışan ve kamu görevlisi sayılan sağlık personeli ise kural olarak bu maddeye değil, 6 aydan 2 yıla kadar hapis öngören TCK 279’a tabidir. Ateşli silah ve bıçak yaralanmaları, çocuk yaşta gebelik ve şüpheli ölüm belgeleri uygulamada en sık karşılaşılan durumlardır. Hasta sırrı ile bildirim yükümlülüğünün ilişkisi için hekimin suçu bildirmemesi suçu yazımızı inceleyebilirsiniz.

Tutuklu, Hükümlü veya Suç Delillerini Bildirmeme (TCK 284)

TCK 284, hakkında tutuklama kararı verilmiş veya hükümlü bir kişinin bulunduğu yeri ya da bir suçun delillerinin saklandığı yeri bildiği hâlde yetkili makamlara bildirmeyen kişiyi 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Suç kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenirse ceza yarı oranında artırılır. Aranan kişinin üstsoyu, altsoyu, eşi veya kardeşi hakkında cezaya hükmolunmaz. Yalnızca susmak TCK 284’ü, aranan kişiye saklanması için yardım etmek ise TCK 283’ü oluşturur. Tutuklama kararı şartı ve avukatın sır saklama yükümlülüğü için firari hükümlünün yerini bildirmeme suçu yazımıza göz atabilirsiniz.

Gerçeğin Ortaya Çıkmasını ve Failin Yakalanmasını Engelleyen Suçlar (TCK 281, 282, 283)

Bu grup, daha önce işlenmiş bir suçun delillerine, suçtan elde edilen malvarlığına veya suçun failine yönelik sonradan yapılan müdahaleleri cezalandırır. Üç suç da öncül bir suçun varlığını gerektirir ve çoğu zaman o suçun davasıyla birlikte görülür. Kişinin kendi işlediği suçun delillerini yok etmesi veya kendisine kaçma imkânı sağlaması bu maddelere göre cezalandırılmaz. Aklamada ise suç konusu malvarlığı değerinin öncül bir suçtan kaynaklanması aranır.

Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme (TCK 281)

Suç delillerini yok etme, gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen, değiştiren veya bozan kişinin cezalandırıldığı suçtur ve 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenirse ceza yarı oranında artırılır. Gizlenen delilleri hüküm verilmeden önce mahkemeye teslim eden kişinin cezası beşte dört oranında indirilir. Suçluyu kayırmadan farklı olarak eş, üstsoy, altsoy ve kardeşler için cezasızlık hükmü yoktur. Cesedi saklamaya katılmanın hangi suçu oluşturduğu için delil karartma suçu (TCK 281) yazımızı okuyabilirsiniz.

Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama (TCK 282)

Aklama, alt sınırı 6 ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini yurt dışına çıkaran ya da bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru yolla elde edildiği kanaatini uyandırmak amacıyla çeşitli işlemlere tabi tutan kişinin işlediği suçtur ve 3 yıldan 7 yıla kadar hapis ile 20.000 güne kadar adli para cezasını gerektirir. Suç konusu değeri bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi 2 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılır. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenirse ceza bir kat artırılır ve dava ağır ceza mahkemesinde görülebilir. Öncül suç şartı ve MASAK süreci için suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama yazımıza bakabilirsiniz.

Suçluyu Kayırma (TCK 283)

Suçluyu kayırma, suç işlemiş bir kişiye araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtulması için imkân sağlayan kişinin cezalandırıldığı suçtur ve 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Kamu görevlisi tarafından göreviyle bağlantılı olarak işlenirse ceza yarı oranında artırılır. Kayırma fiilini kayırılan kişinin üstsoyu, altsoyu, eşi, kardeşi veya o suçun diğer bir ortağı gerçekleştirirse cezaya hükmolunmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/250 E., 2020/520 K. sayılı ve 15.12.2020 tarihli kararına göre suç seçimlik ve serbest hareketlidir ve ancak özel kastla işlenebilir. Kayırılan kişinin beraat etmesinin etkisi için suçluyu kayırma suçu (TCK 283) yazımızı inceleyebilirsiniz.

Muhafaza Edilen ve Resmen Teslim Olunan Mallara Karşı Suçlar (TCK 289, 290)

Bu iki suç, icra takipleri ve ceza soruşturmaları sırasında haczedilen, rehin alınan veya el konulan mallar ile mahkeme kararıyla hak sahibine teslim edilen taşınmazlar üzerindeki resmi düzeni korur. TCK 289 malı muhafaza etmekle görevli yedieminin kendisini, TCK 290 ise yediemin dışındaki kişileri ve teslim edilen taşınmaza yeniden el atanları cezalandırır.

Muhafaza Görevini Kötüye Kullanma (TCK 289)

Muhafaza görevini kötüye kullanma, muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim edilen hacizli, rehinli veya el konulmuş mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan yedieminin işlediği suçtur ve 3 aydan 2 yıla kadar hapis ile 3.000 güne kadar adli para cezasını gerektirir. Yediemin malın sahibiyse ceza yarı oranında indirilir; malı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bedelini ödeyen kişinin cezası beşte dört oranında indirilir. Dikkatsizlik sonucu malın kaybolmasına veya bozulmasına neden olan yediemine yalnızca adli para cezası verilir ve bu taksirli hâl önödemeye tabidir. Haczin düşmesinin etkisi için yedieminlik suçu ve cezası yazımıza göz atabilirsiniz.

Resmen Teslim Olunan Mala Elkonulması ve Bozulması (TCK 290)

TCK 290/1, mahkeme kararıyla hak sahibine teslim edilen bir taşınmaza tekrar el koyan kişiyi 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Yedieminin elindeki taşınır malı rızası dışında alan kişiye TCK 290/2 uyarınca hırsızlık, zorla alana yağma, hileyle alana dolandırıcılık, malı tahrip edene mala zarar verme suçunun cezası verilir; fail malın sahibiyse bu ceza yarısından dörtte üçüne kadar indirilir. İcra dairesince teslim edilen taşınmaza tekrar giren borçlu ise İcra ve İflas Kanunu’nun 342. maddesi yollamasıyla icra ceza mahkemesinde yargılanır. Tahliye kararından sonra eve geri dönmenin sonuçları için resmen teslim olunan mala el koyma suçu yazımızı okuyabilirsiniz.

Ceza İnfaz Kurumlarının Güvenliğine Karşı Suçlar (TCK 291, 292, 294, 295, 296, 297, 298)

Bölümün son yedi suçu, gözaltı, tutukluluk ve hükümlülük ilişkisinin güvenliğini ve ceza infaz kurumlarının düzenini korur. Bu suçlar; hükümlü veya tutuklunun kaçması, kaçmasına yardım edilmesi, muhafızın görevini kötüye kullanması, kurumda ayaklanma çıkarılması, kuruma yasak eşya sokulması, başkası yerine cezaevine girilmesi ve hükümlü haklarının engellenmesi gibi fiilleri kapsar. Uygulamada sanıklar çoğunlukla hükümlüler, hükümlü yakınları, infaz koruma memurları, polis ve jandarma personelidir.

Başkası Yerine Ceza İnfaz Kurumuna veya Tutukevine Girme (TCK 291)

TCK 291, kendisini bir hükümlünün veya tutuklunun yerine koyarak onun adına cezaevine ya da tutukevine giren kişiyi 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Kanunda kardeş, eş, anne, baba veya çocuk yerine cezaevine girene yönelik bir cezasızlık ya da indirim hâli bulunmaz. Kendi yerine birini cezaevine sokan hükümlü veya tutuklu da suça azmettiren olarak sorumlu tutulur. Kişinin kendi işlediği suç nedeniyle başkasının kimliğiyle yargılanıp cezaevine girmesi ise bu suçu değil, TCK 268’i gündeme getirir. Ayrıntılar için kardeşi yerine cezaevine girme suçu yazımızı inceleyebilirsiniz.

Hükümlü veya Tutuklunun Kaçması (TCK 292)

Hükümlü veya tutuklunun kaçması, tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan kişinin cezalandırıldığı suçtur ve 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Kaçma cebir veya tehditle gerçekleşirse ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olur. 5275 sayılı Kanun uyarınca izinden dönmeyen veya denetimli serbestlik yükümlülüklerini ihlal edip teslim olmayan hükümlüler hakkında da bu madde uygulanır. Kendiliğinden teslim olan kişinin cezası TCK 293 uyarınca kaçma süresine göre indirilir; kaçma süresi 6 ayı geçerse indirim yapılmaz. Açık cezaevinden firar ve izinden dönmeme için firar suçu ve cezası (TCK 292) yazımıza bakabilirsiniz.

Kaçmaya İmkân Sağlama (TCK 294)

Kaçmaya imkân sağlama, gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü bir kişinin kaçmasını sağlayan üçüncü kişinin cezalandırıldığı suçtur. Gözaltına alınanın veya tutuklunun kaçmasını sağlayana 1 yıldan 3 yıla, hükümlünün kaçmasını sağlayana 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir; kaçırılan hükümlünün cezası ağırlaştırılmış müebbet ise ceza 8 yıldan 12 yıla kadar hapse çıkar ve dava ağır ceza mahkemesinde görülür. Fail kaçanın üstsoyu, altsoyu, eşi veya kardeşi ise ceza üçte bir oranında indirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2017/739 E., 2020/307 K. sayılı ve 18.06.2020 tarihli kararı bu suçun yargılamanın selametini ve cezanın çekilmesine ilişkin toplum yararını koruduğunu belirtmiştir. Ayrıntılar için kaçmaya imkân sağlama suçunun cezası yazımızı okuyabilirsiniz.

Muhafızın Görevini Kötüye Kullanması (TCK 295)

Muhafızın görevini kötüye kullanması, gözaltına alınan, tutuklu veya hükümlü bir kişinin muhafaza ya da nakli ile görevli kişinin görevinin gereklerine aykırı davranmasıyla oluşan bir özgü suçtur. Muhafız, gözetimindeki kişinin bulunduğu yerden geçici bir süreyle uzaklaşmasına izin verirse 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilir. Kişi bu fırsattan yararlanıp kaçarsa kaçmaya kasten imkân sağlama hükümleri uygulanır ve ceza muhafız tarafından işlendiği için üçte bir artırılır. Suç uygulamada polis, jandarma ve infaz koruma memurlarını ilgilendirir; hastane nöbeti ve adliye nakilleri en sık görülen olaylardır. Ayrıntılar için muhafızın görevini kötüye kullanması suçu yazımıza göz atabilirsiniz.

Hükümlü veya Tutukluların Ayaklanması (TCK 296)

TCK 296, ceza infaz kurumunda veya tutukevinde kurum idaresine karşı toplu olarak ayaklanan her bir hükümlü veya tutukluyu 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Ayaklanmaya katılanların sayısı üçten fazla değilse ceza verilmez; suçun oluşması için en az dört kişi gerekir. Ayaklanma sırasında yaralama veya mala zarar verme gibi başka suçlar işlenirse bunlardan ayrıca ceza verilir. Yargıtay, eylemin kurum idaresinin kurumu yönetme imkânını kısmen veya tamamen ortadan kaldırmasını aramaktadır; açlık grevi veya kapıya vurup bağırma tek başına ayaklanma sayılmaz. Ayrıntılar için cezaevinde isyan ve ayaklanma suçu yazımızı inceleyebilirsiniz.

İnfaz Kurumuna veya Tutukevine Yasak Eşya Sokmak (TCK 297)

TCK 297, cezaevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde ya da cep telefonu ve SIM kart gibi elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişiyi 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Alkollü içki, kumar malzemesi, firarı kolaylaştırıcı alet veya izinsiz kayıt cihazı gibi diğer yasak eşyalar için ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. Suç hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişiler tarafından işlenirse ceza bir kat artırılır. Yasak eşyayı yanında bulunduran hükümlü veya tutuklu, eşyayı kimden ve nasıl elde ettiğini bildirirse ceza yarı oranında indirilir. Ziyaret sırasında telefon veya uyuşturucu yakalanması için cezaevine yasak eşya sokma suçu yazımıza bakabilirsiniz.

Hak Kullanımını ve Beslenmeyi Engelleme (TCK 298)

TCK 298, hükümlü ve tutukluların ziyaretçi ve avukatla görüşme, haberleşme, tedavi edilme veya mahkemeye gitme gibi kanundan doğan haklarını kullanmalarını engelleyen kişiyi 1 yıldan 3 yıla, beslenmelerini engelleyen kişiyi 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Hükümlü ve tutukluları açlık grevine veya ölüm orucuna teşvik etmek de beslenmenin engellenmesi sayılır. Beslenmenin engellenmesi nedeniyle ölüm veya ağır yaralanma meydana gelirse kasten öldürme veya kasten yaralama hükümlerine göre ayrıca ceza verilir. Bir hükümlünün kendi iradesiyle açlık grevine girmesi ise suç değil, disiplin konusudur. Ayrıntılar için açlık grevine teşvik ve hak kullanımını engelleme suçu yazımızı okuyabilirsiniz.

Adliyeye Karşı Suçlarda Etkin Pişmanlık ve İndirim Hükümleri

Adliyeye karşı suçlar bölümü, etkin pişmanlık kurumuna en sık yer veren bölümlerden biridir. Kanun koyucunun amacı, gerçeğin geç de olsa ortaya çıkmasını ve kaçan kişinin teslim olmasını teşvik etmektir. Bölümdeki başlıca etkin pişmanlık ve indirim hükümleri şunlardır:

  • TCK 269 (iftira ve kimlik kullanma): İftira eden kişinin, mağdur hakkında soruşturma veya kovuşturma başlamadan önce ya da sonra iftirasından dönmesi hâlinde, dönüşün yapıldığı aşamaya göre cezası indirilir.
  • TCK 273 (yalan tanıklık): Kendisinin veya yakınlarının cezai sorumluluğunu önlemek için yalan tanıklık yapan ya da tanıklıktan çekinme hakkı kendisine hatırlatılmayan tanık için ceza indirilir veya hiç verilmez.
  • TCK 274 (yalan tanıklık): Gerçeği, aleyhine tanıklık yapılan kişi hakkında olumsuz bir sonuç doğmadan önce söyleyen tanığa ceza verilmez; daha sonraki aşamalarda indirim uygulanabilir.
  • TCK 275/2-3 (yalan yere yemin): Hükümden önce gerçeği söyleyene ceza verilmez; kesinleşme veya icradan önce söyleyenin cezası yarı oranında indirilir.
  • TCK 281/3 (delil karartma): Gizlenen delilleri hüküm verilmeden önce mahkemeye teslim edenin cezası beşte dört oranında indirilir.
  • TCK 289/2 (yedieminlik): Malı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bedelini ödeyenin cezası beşte dört oranında indirilir.
  • TCK 293 (firar): Kaçtıktan sonra kendiliğinden teslim olan hükümlü veya tutuklunun cezası, kaçma süresine göre indirilir; kaçma süresi 6 ayı geçerse indirim yapılmaz.
  • TCK 297/4 (yasak eşya): Yasak eşyayı kimden ve nasıl elde ettiğini bildiren hükümlü veya tutuklunun cezası yarı oranında indirilir.

Yakınlar Lehine Cezasızlık ve İndirim Hâlleri

Adliyeye karşı suçların önemli bir kısmında kanun koyucu, kişiden yakınını ihbar etmesini veya ona karşı tanıklık yapmasını beklemenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu kabul etmiştir. Ancak bu koruma her suçta aynı genişlikte değildir; bazı suçlarda tam cezasızlık, bazılarında yalnızca indirim, bazılarında ise hiçbir ayrıcalık öngörülmemiştir.

SuçYakınlar bakımından sonuç
Suç üstlenme (TCK 270)Üstsoy, altsoy, eş veya kardeşi kurtarmak için işlenirse ceza dörtte üç oranında indirilebilir veya kaldırılabilir
Yalan tanıklık (TCK 273)Yakınının cezai sorumluluğunu önlemek için yalan söyleyen tanığa indirim veya cezasızlık
Suçu bildirmeme (TCK 278/4)Tanıklıktan çekinebilecek kişilere ceza verilmez
Suçluyu kayırma (TCK 283/3)Üstsoy, altsoy, eş, kardeş veya suç ortağına ceza verilmez
Tutuklu, hükümlü veya delilleri bildirmeme (TCK 284)Üstsoy, altsoy, eş veya kardeşe ceza verilmez
Kaçmaya imkân sağlama (TCK 294)Üstsoy, altsoy, eş veya kardeş için ceza üçte bir oranında indirilir
Suç delillerini yok etme (TCK 281)Yakınlar için cezasızlık veya indirim yoktur
Başkası yerine cezaevine girme (TCK 291)Yakınlar için cezasızlık veya indirim yoktur

Bu tablo, uygulamada sık yapılan bir hatayı da gösterir: bir yakını korumak için yapılan her davranış cezasız değildir. Örneğin aranan kardeşini evinde saklayan kişi TCK 283/3 uyarınca cezalandırılmazken, aynı kardeşin suç delillerini yok eden kişi TCK 281’den sorumlu tutulabilir; kardeşi yerine cezaevine giren kişi ise TCK 291 uyarınca cezalandırılır.

Sık Karıştırılan Adliyeye Karşı Suçlar Arasındaki Farklar

Adliyeye karşı suçların birçoğu aynı olay içinde birlikte gündeme gelebilir ve hangi maddenin uygulanacağı cezayı doğrudan değiştirir. Yargıtay uygulamasında sık karşılaşılan ayrım ölçütleri şunlardır:

  1. İftira ile suç uydurma: İsnat belirli veya basit bir araştırmayla belirlenebilir bir kişiye yöneltilmişse iftira (TCK 267), fail belirsiz bırakılmışsa suç uydurma (TCK 271) oluşur.
  2. Suç üstlenme ile suçluyu kayırma: Kişi yetkili makama suçu kendisinin işlediğini bildirirse suç üstlenme (TCK 270), asıl failin yakalanmamasını sağlamaya yönelik başka davranışlarda bulunursa suçluyu kayırma (TCK 283) gündeme gelir.
  3. Suçluyu kayırma ile tutuklu veya hükümlüyü bildirmeme: Aranan kişiye aktif yardım TCK 283’ü, yerini bildiği hâlde yalnızca susmak TCK 284’ü oluşturur.
  4. Suçu bildirmeme türleri: Bildirim yükümlüsü sıradan bir kişiyse TCK 278, kamu görevlisiyse TCK 279, özel sektörde çalışan sağlık personeliyse TCK 280 uygulanır.
  5. Yargı görevi yapanı etkileme ile adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs: Görülmekte olan bir davada doğrudan baskı TCK 277’yi, soruşturma veya dava sırasında alenen yapılan beyan TCK 288’i oluşturur.
  6. Yalan tanıklık ile yalan yere yemin: Tanık sıfatıyla gerçeğe aykırı beyan TCK 272’ye, hukuk davasında tarafın yalan yemini TCK 275’e girer.
  7. Muhafaza görevini kötüye kullanma ile resmen teslim olunan mala elkonulması: Malı elinde tutan yediemin TCK 289’dan, yedieminin elinden malı alan üçüncü kişi TCK 290/2’den sorumludur.
  8. Kaçma, kaçmaya imkân sağlama ve muhafızın sorumluluğu: Kaçan kişi TCK 292’den, kaçmasını sağlayan üçüncü kişi TCK 294’ten, görevine aykırı davranan muhafız ise TCK 295’ten sorumlu tutulur.
  9. Başkası yerine cezaevine girme ile kimlik kullanma: Başkasının cezasını çekmek için onun yerine kuruma girmek TCK 291’i, kendi suçundan kurtulmak için başkasının kimliğini kullanmak TCK 268’i oluşturur.

Adliyeye Karşı Suçlarda Soruşturma ve Yargılama Usulü

Adliyeye karşı suçların tamamı re’sen soruşturulur; hiçbiri şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamında değildir. Bu nedenle mağdurla anlaşma veya şikâyetten vazgeçme, soruşturmanın veya davanın düşmesine yol açmaz.

Önödeme bölümde yalnızca dört suç bakımından uygulanır: suçu bildirmeme (TCK 278/1-2), ses veya görüntülerin kayda alınması (TCK 286), adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs (TCK 288) ve muhafaza görevinin taksirle ihlali (TCK 289/3). Bu suçlarda Cumhuriyet savcılığının bildirdiği miktar ve soruşturma giderleri 10 gün içinde ödenirse kamu davası açılmaz.

Seri muhakeme ve basit yargılama bakımından bölümde seri muhakemeye tabi suç başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılmasıdır (TCK 268). Basit yargılama usulü ise üst sınırı 2 yılı aşmayan suç üstlenme, sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi, tutuklu veya hükümlüyü bildirmeme, ses veya görüntü kaydı, genital muayene, muhafaza görevini kötüye kullanma ve muhafızın görevini kötüye kullanması gibi suçlarda uygulanabilir.

Görevli mahkeme kural olarak asliye ceza mahkemesidir. İftiranın ağır hâlleri (TCK 267/5-6), yalan tanıklığın ağır sonuçlu hâlleri, aklamanın artırımlı hâlleri ve ağırlaştırılmış müebbet hükümlünün kaçırılması gibi üst sınırı 10 yılı aşan hâllerde ağır ceza mahkemesi görevlidir. Delil karartma ve suçluyu kayırma davaları, bağlantı nedeniyle asıl suçun davasıyla birleştirilerek ağır ceza mahkemesinde görülebilir. İcra dairesince teslim edilen taşınmaza tekrar girme ise İİK m.342 uyarınca icra ceza mahkemesinin görevindedir. Avukatların görevleri sırasında işlediği suçlarda soruşturma, Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır.

Dava zamanaşımı bölümdeki suçların çoğunda 8 yıldır; gerçeğe aykırı bilirkişilik, aklamanın birinci fıkrası ve kamu görevlisinin işlediği delil karartma ile suçluyu kayırma hâllerinde 15 yıldır. İftira ve başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılmasında zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar. Hükmedilen ceza 2 yıl veya daha az olduğunda, koşulları varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılması da değerlendirilebilir.

İstanbul’da adliyeye karşı suçlarla ilgili soruşturma veya kovuşturma süreçlerinde, şüpheli, sanık ya da mağdur sıfatıyla izlenecek yol hakkında bilgi almak için adliyeye karşı suçlarda müdafilik ve vekillik hizmetimiz sayfasını inceleyebilirsiniz.

Sonuç

Adliyeye karşı suçlar (TCK 267-298), yargı faaliyetinin gerçeğe uygun, güvenilir ve etkin işleyişini koruyan 28 bağımsız suç tipinden oluşur. Cezalar adil yargılamayı etkilemeye teşebbüsteki adli para cezasından başlayıp, iftira ve yalan tanıklığın en ağır hâllerinde 20 yıldan 30 yıla, infaza başlanmış iftirada 45 yıla kadar hapse uzanır. Bölümdeki suçların tamamı re’sen soruşturulur ve hiçbiri uzlaştırmaya tabi değildir; buna karşılık etkin pişmanlık ve yakınlar lehine cezasızlık hükümleri, birçok dosyanın sonucunu doğrudan belirler. Bu nedenle bir iftira, yalan tanıklık, suçluyu kayırma, delil karartma, firar veya yasak eşya dosyasında, gerçeğin hangi aşamada açıklandığı ve fail ile asıl suçlu arasındaki yakınlık ilişkisi savunmanın en kritik noktalarıdır.

Sık Sorulan Sorular

Adliyeye karşı suçlar nelerdir?

Adliyeye karşı suçlar, Türk Ceza Kanunu’nun 267 ile 298. maddeleri arasında düzenlenen 28 bağımsız suç tipidir. Başlıcaları iftira (TCK 267), suç uydurma (TCK 271), yalan tanıklık (TCK 272), suçu bildirmeme (TCK 278), delil karartma (TCK 281), aklama (TCK 282), suçluyu kayırma (TCK 283), firar (TCK 292) ve cezaevine yasak eşya sokmadır (TCK 297).

Adliyeye karşı suçlar şikâyete bağlı mı?

Hayır. TCK 267-298 arasındaki adliyeye karşı suçların hiçbiri şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiği anda re’sen soruşturma başlatır ve mağdurun şikâyetini geri alması soruşturmayı veya davayı düşürmez.

Adliyeye karşı suçlarda uzlaştırma var mı?

Hayır. Adliyeye karşı suçların hiçbiri CMK m.253’teki uzlaştırma kapsamında değildir. Buna karşılık suçu bildirmeme (TCK 278/1-2), ses veya görüntü kaydı alma (TCK 286), adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs (TCK 288) ve yedieminin taksirli sorumluluğu (TCK 289/3) önödeme kapsamındadır.

Adliyeye karşı suçların en ağır cezası nedir?

Adliyeye karşı suçlarda en ağır ceza iftirada öngörülmüştür. İftira sonucunda mağdur ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapse mahkûm olursa ceza 20 yıldan 30 yıla kadar hapistir; mahkûmiyetin infazına başlanmışsa bu ceza yarısı kadar artırılarak 30 yıldan 45 yıla kadar hapse ulaşır (TCK 267/6). Yalan tanıklıkta da aynı durumda 20 yıldan 30 yıla kadar hapis öngörülmüştür.

Adliyeye karşı suçlardan hangisinin hapis cezası yoktur?

Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunun (TCK 288) hapis cezası yoktur. Bu suç elli günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır ve önödeme kapsamındadır. Yedieminin dikkatsizlikle malın kaybolmasına neden olması (TCK 289/3) da yalnızca adli para cezası gerektirir.

Yakınımı korumak için yalan söylersem ceza alır mıyım?

Sonuç hangi suçun işlendiğine bağlıdır. Kardeşini, eşini, anne veya babasını korumak için yalan tanıklık yapan kişiye TCK 273 uyarınca indirim veya cezasızlık uygulanabilir; suçu üstlenen yakına TCK 270/2 uyarınca dörtte üç indirim veya cezasızlık tanınabilir. Ancak yakının suç delillerini yok etmek (TCK 281) veya onun yerine cezaevine girmek (TCK 291) için kanunda cezasızlık yoktur.

Aranan akrabamı evimde saklarsam suç işlemiş olur muyum?

Suç işlemiş bir kişiyi saklamak kural olarak suçluyu kayırma (TCK 283) suçunu oluşturur ve 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası gerektirir. Ancak kayırılan kişinin üstsoyu, altsoyu, eşi veya kardeşi hakkında TCK 283/3 uyarınca cezaya hükmolunmaz. Amca, dayı veya kuzen gibi daha uzak akrabalar bu cezasızlıktan yararlanamaz.

İftira ile suç uydurma arasındaki fark nedir?

İftirada (TCK 267) suç belirli veya basit bir araştırmayla belirlenebilir bir kişiye yöneltilir ve ceza 1 yıldan 4 yıla kadar hapistir. Suç uydurmada (TCK 271) ise işlenmemiş bir suç yetkili makamlara ihbar edilir ama belirli bir kişi suçlanmaz; ceza 3 yıla kadar hapistir. Asılsız “telefonum çalındı” ihbarı tipik bir suç uydurma örneğidir.

Cezaevinden izinden dönmemek suç mu?

Evet. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 97. maddesi uyarınca izinden dönmeyen hükümlü hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu (TCK 292) hükümleri uygulanır ve ceza 6 aydan 1 yıla kadar hapistir. Kendiliğinden teslim olan hükümlünün cezası TCK 293 uyarınca kaçma süresine göre indirilir; kaçma süresi 6 ayı geçerse indirim yapılmaz.

Cezaevine telefon sokmanın cezası nedir?

Ceza infaz kurumuna veya tutukevine cep telefonu, SIM kart veya başka bir elektronik haberleşme aracı sokmanın ya da bulundurmanın cezası TCK 297/1 uyarınca 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. Suç infaz koruma memuru gibi muhafaza görevlisi tarafından işlenirse ceza bir kat artırılır. Telefonu kimden aldığını bildiren hükümlünün cezası yarı oranında indirilir.

Duruşmada ses kaydı almak suç mu?

Evet. Soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan veya nakleden kişi TCK 286 uyarınca 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Suç önödeme kapsamındadır; Cumhuriyet savcılığının bildirdiği miktar ve soruşturma giderleri 10 gün içinde ödenirse kamu davası açılmaz.

Adliyeye karşı suçlarda zamanaşımı kaç yıldır?

Adliyeye karşı suçların çoğunda dava zamanaşımı TCK m.66/1-e uyarınca 8 yıldır. Gerçeğe aykırı bilirkişilik (TCK 276), aklamanın birinci fıkrası (TCK 282/1) ve kamu görevlisinin işlediği delil karartma ile suçluyu kayırma hâllerinde süre 15 yıldır. İftirada zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

Adliyeye karşı suçlara hangi mahkeme bakar?

Adliyeye karşı suçlara kural olarak asliye ceza mahkemesi bakar. Cezanın üst sınırı 10 yılı aşan iftiranın ve yalan tanıklığın ağır hâlleri, aklamanın artırımlı hâlleri ve ağırlaştırılmış müebbet hükümlünün kaçırılması ağır ceza mahkemesinde görülür. Hükmen teslim edilen taşınmaza icra yoluyla tekrar girme ise İİK m.342 uyarınca icra ceza mahkemesinin görevindedir.

İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde, Bakırköy Adliyesi’ne yakın konumda yer alan Avukat Sinan Karabacak dava takibi ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.

Av. Sinan Karabacak Cep Tel: +90 535 671 88 95

Yasal Uyarı: Bu makale Av. Sinan Karabacak tarafından, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her dava kendine özgü koşullar içermektedir. Hukuki danışmanlık için lütfen iletişime geçiniz.

Avukat Sinan Karabacak

Avukat Sinan Karabacak

Avukat · İstanbul Barosu, Sicil No: 52130, Doğrulama

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 2014'te mezun oldu. İstanbul Barosu'na bağlı avukatlık yapmaktadır. Enerji hukukundaki önceki deneyimleri nedeniyle başta kaçak elektrik ve voltaj dengesizliği davaları olmak üzere ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti vermektedir.

Hakkımızda →LinkedIn →

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir